İletişim

 e-mail-1  muhammedehad@gmail.com       

  twitter     https://twitter.com/oksidentalist

..      https://www.instagram.com/Ateizmecevap

     https://www.facebook.com/Oryantalist.ateistlere.cevap

 

Önemli not
Sitemizde gördüğünüz, ‘eksik, hata, yanlış’ namına ne varsa bizleri haberdar ederseniz sevinir ve üstüne teşekkür ederiz. Tek amacımız, İslam’a yapılan saldırılara cevap verebilmektir! Bu konuda ne ego, ne menfaat veya reklam peşinde değiliz. ‘ücretimizi/ecrimizi’ (Sebe, 47; Şu’arâ,  109, 127; Yunus,  72) Rabbimizden umuyoruz.

 

.

 


                                                           Soru sormak isteyen arkadaşlara önemli hatırlatma

1- Sorulan soruların büyük çoğunluğunun cevabı sitemizde mevcut bulunmaktadır. ‘İki arama motorundan birini kullanarak’ cevaplara sitemizden ulaşabilirsiniz.

2- Bazı sorular ve cevapları – Konuları ilgilendiren sorular ile aynı başlık altında cevaplanmıştır –

3- İlmihal konularında sorularınızı lütfen: Sorularlaislamiyet.com sitesine sorunuz. Sitemiz oryantalizm ve ateizm konularına yoğunlaşmıştır!

.

.

                                                                                Bazı sorular ve cevaplar

13- Gelen taleplerden biri de, tavsiye kitap adı istekleridir. Önce Piyasada bulunması zorlaşmış ama ‘mutlaka’ bulunup okunması gereken kitaplar; Batılı gözle, Hz. Muhammed, Kuran, İslam’da bilim ve İslam’ın yayılışı hakkında bilimsel ve objektif eser adı verelim, sonra da Müslümanlarca yazılmış, ‘oryantalizm ve ateizme cevap veren’ iki müthiş eserle tavsiye listemizi tamamlayalım:

 
Eserlerin özetleri sitemizde mevcuttur!


12- dinimizislam…@gmail.com:  bu linke cevap verirmisiniz  http://at…blogspot.com/2013/04/yaratls-hikayesi.html

Şeytan Allah’ın kullarını cennete girmeleri için bir aracıdır. Bir imtihan vesilesi olmalı, kul o imtihan aracısının değil yaratıcının sözünü dinleyip cenneti – Anavatanını – hak etmelidir.

Allah cehenneme girmesin diye kitap, peygamberler göndermiş, önlerindeki iki yolun sonucu hakkında bilgi vermiştir. ( Kaza kader konusuna bakılabilir.) Ama Allah’ında ezelden bildiği gerçekleşmektedir, misal: Batı dünyasının ağzından düşürmediği insan hakları konusundaki İslam alemine karşı iki yüzlülüğü ortadadır. Müslüman kanı akan tüm olayları görmezden gelirken, menfaati için ülkeleri işgal eder. Şimdi bu dünyevi eksenin zulüm odaklı sistemini kul yapar, bırakın İslam’ı bozulmuş İseviliğe bile aykırı yaşarken cehennem pek tabii ki gereksiz yaratılmamış olmaktadır.

Araf suresi 12-19. ayetler arasında şeytanın Allah’a meydan okuması yoktur, aksine insanlara imtihan vesilesi olacak bundan sonraki hayatı için bile yaratıcıdan izin alır. Araf 16 ve 17. ayetler de şeytan kendi işlediği hatalara rağmen yani önce Allah’ın emrine uyup Adem’e secde etmeme sonra da Hz Adem gibi hata yaptığı için pişman olmak yerine isyanında direnip, Adem ve soyunu saptırmak için Allah’tan izin istemesi ile şeytan azalin iken iblis  derecesine iner. Bu hatalarının farkına bile varmayıp şeytan 4. bir hata yapar ve yaptığı yanlışlardan ötürü kendini suçlu görmez ve “Beni sen azdırdın.” der. Halbuki kendi hür iradesi ile secde de etmeyen, hata edince ( Hz Adem gibi ) tevbe etmeyen, Allah’ın huzurunda konuşma izni varken isyan-kibrine devam edip Adem ve soyu ile uğraşmak için süre isteyen kendi iken bir de bu kendi hatalarını görmeyip son 4. hatasını da yapar şeytan ve kendi suçlarının farkına bile varmayarak en dip noktaya kendi kendini düşürür. Burada konuyu tamamlayan Allah kalpleri mühürler mi yazımıza bakmanızı tavsiye edelim ve 16. ayeti Ahmet Tekin’in meali ile bitirelim: “Azgınlığımdan ötürü aleyhime hüküm vermene mukabil…”

Hele önce ” yaratılışı çürüten evrim değil, sağduyu ve bilimdir.” diyerek  150 senedir hala teori seviyesinde kalan evrimi bilimle özleştirip sonra da evrim mantığı ile “ilk insan konuşamaz ama Adem konuşuyordu.” mantığını kullanması tamamen iddiasını çürütmektedir. Bir kere evrim teorisi yaratılışı reddeder, dolayısı ile evrim mantığı ile yaratılışa açıklık getirmek tamamen mantıksız ve akıl dışı bir çaba olmaktadır. Bu konuda evrimi inceleyen yazılarımıza bakılabilir.

Öncelikle sığır, inek, buzağı ile ilgili ayetleri verelim: Bakara 51, 54,92-93, Nisa 152, Araf 148, 152, Taha 88, 90-91, Bakara 67-71, Enam144,146,  Yusuf 43-46. Koyundan ise 4 ayette bahsedilir: Enam 143-146 ve Sad 23-24. Bu ayetlerde yaratıcının koyun, sığır, inek, buzağıları yaratmasında bahsetmez. Ayet vererek iddiasını delillendirmesini rica edeceğiz. Ayrıca yukarıda adı geçen hayvanların yapay seleksiyonla olma iddiası kanıtsızdır ve evrim temelli bir teoridir. Darwin, “Yapay seleksiyonu kullanarak hayvan ve bitkileri evcilleştirip geliştirebiliyorlarsa bunu doğa da yapabilir.” şeklindeki iddia, yapay seleksiyonu yapanların akla en uygun olanı seçmek ve seçileni korumak için uzman bilgisine sahip olduklarını düşününce evrimi değil yaratıcı görüşü desteklemektedir. Zaten bu görüşü de eleştiri almıştır:” Bethell, Darwin’in en uygun olan yaşar tanımını kurarken, benzetmeye dayandığını söylemekte oldukça haklı, ki bu tehlikeli ve güvenilmez bir stratejidir.” ( Stephen Jay Gould, Ever since Darwin, W. W. Norton, 1997, NewYork, s. 40-41 ) Fransız zoolog Pierre Paul Grassé, yapay seleksiyonun Darwinizm aleyhinde tanıklık ettiğini şöyle açıklar: ” seleksiyon yenilikçi evrimsel bir süreç teşkil etmez.” ( Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, 1977, s. 124-125 )

Allah’ın hayvanları yaratmasını ise reddeden ve bunu ” insanlarca “yapay seleksiyon” a tabi tutulma ” ile açıklamaya çalışan bu arkadaş acaba , bu yapay seleksiyona tabi tutulan yaratıkların nasıl meydana geldiğini, onların üreme, döllenme, doğum ve büyüme ortamlarının yaratışsız nasıl açıklanabileceğini hiç gündeme getirmemektedir. Aynı ateist 5.000 sene önceki meyve-sebzelerin tatları yerine nasıl yaratıldıklarını açıklamaya çalışsalar daha “bilimsel” davranmış olurlardı zannederim. Ayrıca yeri gelmişken bahsedelim ki yüce yaratıcı her yarattığını detayları ile ve belli bir amaca uygun şekilde yaratmıştır. Yürürken gözümüze bir an ilişen bir kuş görme alanımızdan uzaklaşınca hayattaki görevi sona ermez. O doğmuştur, şu an işini yapmaktadır, ilahi dengedeki görevini yapıp, görevi sona erince de yaşamı son bulacaktır. Her canlının tabiatta bir görevi vardır ateistlerin asıl bakması ve aynı zamanda görebilmesi gereken bu denge – uyum – son sistem çalışan evrenin kuramcısını bulabilmektir yoksa ilmin şimdilik bulup zamanla ” O yanlış imiş aslı budur.”  diyerek reddedeceği  şeylerden hareketle yani şimdilik bilimsel olduğu iddai edilenlerden hareketle ideolojik yorumlar yapmak değildir.

Aslında “Yaratılışçıların evrim karşıtlığı, açıkça bilim düşmanlığıdır.” diye cümle kurabilenlerin öncelikle hala denen evrimin bir teori seviyesinde kaldığını  açıklaması gerekmektedir. Aksine bilimin her geçen gün yaratılışı delillendirdiği günümüzde bilim adına evrimi savunmak bilime en büyük hakarettir. Allah’ın varlığı ve bilim yanılmaz mı başlıklı yazılarımızı da öneririz bu konularla ilgili olarak.

Ek: Hangi Kuran adlı makaleye, Kuran’ın aslı yakıldı mı? adlı yazımızda cevap verdik – O yazıyı daha önce okumuştum ve bu yazar daha önce uzmanı olmadığı konuda yazdığı yazıdan dolayı iyi bir fikri bazda azar yiyince sizin gönderdiğiniz yazıyı yayınlamış ve gene çuvallamıştır 🙂 –  San’a Kuran’ı  konusu ise Kuran’da çelişkili ayetler iddiasına cevaplar adlı yazımızda yanıtlandı. Yazarın uzantı verilen site adresi her ne kadar bizim site gibi oryantalistlerle ilgili ise de içerik tamamen oryantalizme hizmet adiyor. İnternette sağ gösterip  sol vuran çok site var. İslam yaşanmak için indirilmiştir. Gerisi sadece zaman kaybıdır.

 


11-  dinimizislam…@gmail.com:
1-Tevrat ve İncil değiştirilmiş midir? : İçerisindeki çelişkiler ve bizzat kendi itirafları ile İsa’dan sonra yazılan bu kitaplar tabii ki değiştirilmiştir, Kuran’dan  değişmedi delili aramaları komiktir, değişmese idi Kuran gönderilmezdi. Bu konuda ” İslam tüm dinlerin özüdür ve İncil-Papa” adlı yazılarımıza bakılabilir.
2- 145 hadis vermişsiniz ki bir de bunların başka eserlerde geçisinde de farklılıklar vardır, bir kalemde hepsi sahih, hepsi uydurma’dır dememiz imkansız. sadece şu kadarını ifade edelim, “kimisi uydurma, kimisinin okunduğundaki anladığınız anlam kastedilmiyor yani  sahih.”

Hadis ilmi Kuran gibi Allah tarafından koruma altına alınan bir alan değildir. İnsanların dilden dile aktarma yaparken ister istemez aktarmalarda eksilme-ekleme-abartma-şahsi yorum katma durumları ortaya çıkmaktadır. Bu konuda “Hadis kitaplarının değeri adlı  yazımızı ve oryantalist Caetani’ye cevap” adlı yazımızı tavsiye debiliriz. Aslında sorunuz uzun ama çok hoşuma gitti. Keşke zamanımız olsa da size o hadisleri tek tek ele alıp cevaplasak.

Öylesine aradan seçtiğim bir kaç örnek:

* Muhammed Peygamber şifa niyetine deve sidiği içermiş – içtirirmiş. (Buhari, Tirmizi) : Bu konu http://islamicevaplar.com/ateistlere-cevaplar-2.html, http://islamicevaplar.com/ilhan-arsele-cevaplar.html adlı adreste Giriş bölümünde ve http://islamicevaplar.com/turan-dursuna-cevaplar-2.html adresinde Peygamberimiz ve Tıp İlmi başlıklı yazıya bakilirsiniz.

* Bulaşıcı hastalık yoktur. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Mecmau’z-zevaid): “Cüzamlı olan hastalardan -aslandan kaçar gibi- kaçın” ifadesi de efendimize aittir.( Buharî, Tıp, 19). Yine  Efendimiz (a.s.m): “Hasta olan kimse, sağlam olan kimsenin yanına gitmesin.”, “Bir yerde Taunun / vebanın olduğunu duyan kimse oraya gitmesin.” diye buyurmuştur. (Nevevî, İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi) Peki hadiste ne denmek istenmiştir. Bazı muhaddisler açıklamalarda bulunmuştur. O hadisin devamında efendimiz aslında hastalıklar da bulaşma da Allah’tandır mealinde konuşmuştur.  (Müslim, Selam, 101, Mecmau’z-zevaid, 5/102 ) Yoksa tıbbi anlamda efendimizin bulaşıcı hastalıklar hakkındaki uyarıcı sözleri yukarıda verilmiştir.
*Allah’ın kendisi zamandır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta) : Hadisi ilahiyatta okurken araştırmıştım, aklımda kaldığı kadarı ile, hadisin tamamı: Zamana sövmeyin, çünkü o Allah’ın yarattığıdır.” mealinde idi. Yani kader, kısmet, iş,zaman  gibi nedenlerle bazen insanlar sorumluluğu kendilerinde değil, başkalarında hatta zamanda arar ve suçu ona atarlar. Efendimiz diyor ki” Onu da Allah yarattı, onun suçu yok, siz bir meselede başarısız olmuş iseniz bu sizin tebdiri gerektiği kadar sağlayamamanızdandır. Yoksa zaman da sadece yaratılandır. Onda suç yoktur. Ama görüyorsunuz dilden dile aktarım hadisi söyleniş amacında saptırmış.

* Evde üçten fazla yatak olmamalıdır zira dördüncü yatak şeytanadır. (Müslim, Nesai, Ebu Davud) : hadis ilmini bilmeyen tabii buradaki anlamı kavrayamıyor. Efendimizin sözlerinde bazen tenzih- teşvik hadisleri vardır. Yani uyarma-uzaklaştırma veya teşvik edip önerme hadisleri. Burada tenzih hadisi vardır: ihtiyacınız yoksa, evinize fazla ev eşyası almayın, fazlası şeytanın sizi dünyalık eşyalara bağlaması anlamındadır hadis.

* İçki içen bir kişi ilk seferde dövülmeli, ikinci seferde de dövülmeli, üçüncü seferde de dövülmeli, dördüncü seferde de dövülmeli ancak beşinci seferde katledilmelidir. (Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace) Bu da tenzih hadisidir. 5. kez yakaladığını öldürtmemiş, hiç bir islami alimi de böyle anlamamıştır.

*Kadına danışılmalı ve ne derse, tam tersi yapılmalıdır. (Suyuti) Uydurmadır. Bu konu da Tıpkı efendimizin Aişe annemmizle evlilik yaşı gibi ,  İslam’da kadın adlı sayfamızda ele alınmıştır.

Bir de Ali B. Hüsameddin, T. Gâfilin, vs  gibi hadis kaynağı olmayan eserlerden alıntılar var ki onlar zaten hadis külliyatında delil kabul edilmezler.

Özet cevap vermeye çalıştım . Aslında bu konuda sana rehber yayınlarında çıkmış, Sünnet müdafaası adlı eseri tavsiye edebilirim. Yazarı Muhammed Ebu şehbe.

Aslında tek tek bu hadisler ele alınıp açıklanmalıdır çünkü hadisleri tümden inkar eden bazı Müslüman kardeşlerimiz var aslınd abu onların bu hadis ilmine vakıf olamamalarında kaynaklanan ve tümden reddedici biranlayışı benimsemelerinin sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Ama şu an ne yazık ki “hadisi reddeden Müslümanlardan önce oryantalistlere yönelmiş durumdayım.” Ama söz “hadis ” konusunu ve verdiğin hadisleri , oryantalizm konusunu bitirdikten sonra Allah’ınizni ile ele alacağım inşallah. selamlar

 

 

10-  dinimizislam….@gmail.com: http://musl.angelfire.com/kurtahr.html   Kardeşim, efendimizin Kuran 7 harf üzere indirilmiştir’ten kastı yazılımdaki 7 farklı yazılım değil, okumadaki 7 farklı kıraat kastedilir. Bu ateist kafalı adam kelime oyunu yaparak ” Kıraat yani okunuş üzere yazılan mushaf ile orjinal – her yerde bulunan mushafları karşılaştırıp ” Kuran’ın aslında bozulduğu iddiasını ortaya atmaya çalışmaktadır. Kısaca kıraata göre yazılım olunca bu farklılık ortaya çıkıyor. Kuran 1434  senedir aynıdır. Yazılışı aynı ama kıraatı, okunuşu farklı olabiliyor. Çok basit bir anlatımla: “Geliyorum” cümlesini kimi laz uşakları “celeyrum” okur. Anlamı geliyorumdur, yazılışı farklıdır. İşte celeyrum diye okuduğunu yazınca ortada “yazım farkı”, al sana farklı  mushaf iddiası ortaya çıkmaktadır. Ateist T. Dursun buradan hareketle Kuran’ın aslının yakıldığını ileri sürerek – ki cevabı sitemizde bulunmaktadır- asıl hedefine varmaya çalışmaktadır. Bilene komik, temelsiz gelen bu tür iddialar yaklaşık 1000 yıldır, Kuran’da hata arayanların, O’na çamur atma gayretlerinin doğal tezahürleridir. Dikkat edersen bu “Ateist ” (!) sitenin kaynak verdiği site, oryantalist kökenli misyoner sitesidir. Kim, nereden besleniyor, neye hizmet ediyor;anla!
NOT: kardeşim, sen hayatını harcasan 1000 yıllık iftiraların tamamını ancak okuyabilirsin. İftira-cevap, iftia-cevap… çamur atmaların sonu yok – oryantalizm 1000 yıllık bir geçmişe sahip – ve cevapları da  veriliyor ama bu soru-cevaplar insanı bir adım ileri götürmez. İftirayı okur, acaba ? dersin, cevabı okur, tamam! dersin ama bir adım ileri gidemezsin. Çünkü yeni sorular  yığını önündedir- 1000 sene! – Ama hayatını Kuran’ı okuyup yaşayarak geçirirsen, kendini oluşturma, iyilik, insanı kamil olma yolunda ilerlersin, hem imtihan dünyasında yaratılışa uygun ilerler hem sonunda cenneti kazanabilirsin! Buradan sorularınızdan bıkmak veya cevaplarını verememek endişesi anlamı çıkarmayın. Ben ilahiyat hazırlık sınıfından itibaren T. Dursun’un kitapları ile karşılaştım, hala dindarım. Soru,itham hatta iftiranın da; onlara verilen cevapların da sonu yok!  Ama biz hayatımızın değerli yıllarını İslam’ı tartışmak, üzerinde felsefe yapmak için değil yaşamak için dünyadayız. Cevaplar kitaplarda, sitelerde. Ama cennet konuşarak  değil yaşanarak elde edilir.

 

9-   dinimizislam9…@gmail.com: Allah Kuran’ı koruyacağını ifade ediyor. 1400 senedir elimizde değişmeyen Kuran olması bunun delilidir. Mailde belirttiğiniz bazı mushaflarda elif olmaması konusunu açıkçası anlamadım Ama Edip Yüksel’in 19 sayısına takıntılı olarak ayet ve harflerle oynadığını biliyorum. Hadislerin ortaya çıkışı konusunda Edip Yüksel’in söyledikleri ile oryantalistlerin söyledikleri örtüşüyor ne yazık ki ve onlara cevaplarımız da sitemizde mevcut: Hadis ilmi ve önemi: www.islamicevaplar.com/oryantalist-leone-caetaninin-islam-tarihine-reddiye.html  ayrıca hadisle ilgili yazımıza da bakılabilir.  Namaz konusundaki soruya aslında siz cevap verdiniz, Buhari namazı uydursa idi, e tüm Müslümanlar ittifaken aynı hurafeye nasıl inanıp başlasınlar? Dün Kuran’a göre namaz kılan, Buhari dedi diye bugün uydurma namaza (!) başlat mı? İddia bile seviyesiz ve mantık dışı!  Namaz kılma emri Kuran’da vardır, nasıl olacağını sünnet- hadis bize belirtir;gösterir. Bu da sünnetin önemini bizlere hatırlatması açısından önemli bir örnektir.  Kuran zekat ver der, neden ne kadar bize hadis bildirir. Liste böyle devam eder. selamlar.

 

 

8- fb_cansu_8..@hotmail.com: Öncelikle bu konularda manevi olarak bizi koruyacak sureler ” E-uzü besmele ile Ayetel kürsi, Nas-felak” ve  ayrıca abdestli dolaşmak ve geceleri çıplak yatmamaya çalışmaktır. Bir süre bunları yapınız ve şunda kesinlikle emin olunuz: “Cinler asla ve asla insanlara hiç bir şey yapamaz, zarar veremez. Sadece yapabilir hissini uyandırır, yaptırıyor zannı verir. Şimdi gelelim sizin sorunuza: Yazınızdan anladığım kadarıyla halüsinasyondan kaynaklanan sıkıntılar yaşıyorsunuz. İçinde bulunduğunuz durumun cinlerle alakası olduğunuzannetmiyorum. Öncelikle yukarıdaki tavsiyelerimizi birsüreuygulayınız. Eğer bir rahatlama hissetmezseniz: benzer konularda tavsiye ettiğimiz iki akademisyen adını  vermek istiyoruz: Psikiyatrist  Profesör Sefa Saygılı veya  Psikiyatrist Profesör  Nevzat Tarhan.  Mutlaka biri ile randevu alıp  irtibata geçiniz. Kısa sürede her şey sona erecek Allah’ın izni ile. Selamlar.

 

7- dinimizislam…@gmail.com: Edip Yükselin ve Reşhad Halifenin 19 Mucizesi adlı teorisine ve bu teoriye dayanarak tevbe suresinin son 2 ayetini inkar etmesi konusu:

Kardeşim bu konu çook eski bir konu.Cevaplandı ve “bitirildi.”  Tekrar muhatap alıp cevap vermeye çalışmak, sadece reklamları anlamına gelir. Kuran’ın  yazılması konusu aslında zaten başlı başına onlara bir cevap teşkil ediyor. Ayrıca büyük alim babası tarafında bile reddedilen Yüksel ve havai fişek tarzı yanıp sönen; taraftarlarının bile tevbe ettiği Reşad, 1990’lı yıllarda “bitmiş” , tarih olmuşlardır. Allah Yüksel’e tekrar hidayet nasip eylesin.

Onlardan alınacak tek ders şu ayettir: ” Ey bizim kerîm Rabbimiz, bize hidâyet verdikten sonra kalplerimizi saptırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı bol olan (Vehhab) Sensin.”  ( Âli İmrân, 8 )


6- dinimizislam….@gmail.com: linklere cevap verir misiniz? 

http://www.youtube.com/watch?v=5emK_MY…:

Putları deviren dinin ilahının adlarını putlardan aldığı iddiası çok komiktir. Allah isminin kökeni konusu kategoriler kısmında Allah bölümünde ele alındı. Allah adını geçmiş toplumlarda arayan bu videoyu hazırlayan kişi, tüm toplumlarda tanrının varlığının kabul edildiğini videosu ile onayladığını gözden kaçırıyor, tam bir ikilemdir. Allah’ın 99 isminin aslında sıfatları olduğunu bilmeyen zaten yok. Kuran’da tanrı  yani ilah kelimesi ( Türkçe’si; İbadet edilen ) kelimesi de geçer, Allah’ın 99 sıfatı da ( Esmaül- hüsna ) Dinleri afyon kabul eden zihniyet tarih sahnesindeki tozlu raflarda yerlerini almışlardır. Özetle, evet özel bir isim olan Allah (cc) isminin ne zamandır yaratıcı tarafında peygamberler vasıtası ile ilk kez kullanıldığını tam olarak bilmiyoruz, kim bilir ahir zamana belki de Allah bu özel adını saklamıştır, ama asıl merak ettiğim konu ateist tarafından hazırlanmış bir videoda her toplumda mutlaka bir yaratıcı tanrının varlığının kabulünün bu ateistçe video ile itiraf edilmesi olmuştur. Ateist asıl bunu açıklamalı değil midir? Evet her toplumda – adı ne okursa olsun -tanrı inancı vardır bu da bunun fıtratta, insanın doğasında olduğunun ateist videoca ispatıdır. Özel adın tarihinden çok ateistin bu itirafı önemlidir. Muhataplarını özel ismin tarihi üzerine yoğunlaştırken, ateizmi çökerten itiraflar sıraladığını ateist görememektedir. Konuyu Allah’ın varlığının delilleri sayfamızla sonlandıralım.

http://www.youtube.com/watch?v=b6xqY…. :

Melekler nurdan yaratılmışlardır. Nur ise ışık demektir. Gelelim cevaba: Ateistin iddia ettiği gibi mearic suresi 4. ayet hiçte tefsiri göz ardı edilen bir ayet değildir, aksine bilim geliştikçe içeriği ortaya çıkan müthiş bir ayettir: Bu ayeti ele aldığımız sayfamızı önce ziyaret etmenizi tavsiye edebiliriz. Gelelim diğer cevaba, mearic, ma’rec kelimesinin çoğuludur ve “yükselme dereceleri” anlamına gelir. Allah’ın söz konusu ettiği yükselme derecesine nur-ışıktan yaratılmış Cebrail, bir gün- dünya hesabı ile 50.000 yılda – ulaşır. Ama Allah o yükselme derecesinde bulunuyor demek değildir bu! Cebrail’in o anki görevli olduğu makam ile dünya arasındaki mesafedir bu mesafe. Ayrıca ışık hızının saniyede 300.000 km. olduğu iddiası da artık çürütülmüştür.* Işık hızı saniyede 300.000 * 300 km.’dir. Yani ışıktan yaratılan meleklerden olan Cebrail’in hızı- şimdilik bulunan bilimsel keşiflere göre – saniyede bu kadardır. Aydın, pozitivist, rasyonalist geçinen ateistlerin modern bilimi ne kadar yakından takip ettiklerinin de altını burada bir kere daha çizelim. Gelelim ayetin mealine: Ayette Cebrail’in 50.000 yılda Allah’ın huzuruna vardığı anlatılmaz, surenin 1-3. ayetlerine baktığımızda, azabı isteyenlere azabın geleceği basamak, derece, gökten bahsedildiği anlaşılır. Yani Cebrail azabın geleceği – artık Galaksi, Nebula…adı ne ise – basamaktan dünyaya 50.000 senede ulaşmaktadır. Özetlemek gerekirse, adı bile dereceli yükseklik; basamaklar olan suredeki bir dereceye, o da ateistin yanlış- eskimiş bilgileri ile yaptığı değerlendirme ile bakış atmak fazla akılcı bir yaklaşım olmasa gerek diye düşünüyoruz. Konuyu ‘ın 4. ayete verdiği meal ile bitirelim:” Melekler ve Ruh {Melek Cebrail veya çok büyük bir melek olan Ruh), miktarı elli bin yıl olan bir günde ona (o derecelere) yükselirler.” ( İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri ), ” Melekler ve Cebrâil miktarı elli bin yıl olan o derecelere bir günde yükselirler.” ( Besairu’l-Kuran ), ” Melekler ve Cebrail, miktarı elli bin yıl olan o derecelere bir günde yükselirler.” ( Furkan Tefsiri ), ” İsteyen biri inecek bir azabı istedi.Melekler de, Ruh da oraya miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselir.” ( Tefsirul Münir) Ayrıca video sonunda kaza kader konusuna da bi el atmıştır ateist, bu konuda sitemizde cevaplanmıştır.

* Princeton NEC Enstitüsü’nün uzmanlarından Dr. Lijun Wang: “Fizik kurallarını altüst eden bir gelişmede, laboratuar koşullarında ışık hızının, bilinen sınırı olan saniyede 300 bin kilometreyi 300 kat aştığını açıkladı.” ( 29 Haziran 2000) Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN’deki fizikçiler, atomdan küçük partiküllerin temel fizik yasalarına ters düşen biçimde, ışık hızını aştığını belirtti. Albert Einstein’e göre, hiçbir şey ışıktan daha hızlı hareket edemiyor. Ancak doğrulandığı takdirde bu deney, Albert Einstein’in Özel Görelilik Kuramının bazı kısımlarını tersine çevirebilir, evrenin nasıl işlediğini açıklayan yasalar alt üst olabilir. Tüm modern fizik teorilerinin yeniden gözden geçirilmesini dahi gerektirebilir. ( 23 Eylül 2011)

http://www.youtube.com/watch?v=N0Xk_a… :

Daha başta Bedir savaşını  yanlış yorumluyor ateist. Bu konu sitemizde ele alınıp işlenmiştir.  Ateist ayrıca Bedir savaşında aynı aileden insanların karşı karşıya geldiklerini söyleyip, bunu ilginç bulduğunu söylemektedir. Sanki 12 yıl boyunca, sadece sözle tebliğ yapan ve çoğu fakir ve köle olan  Müslümanlara işkence yapanlar o akrabalar değildi. Neyse konuyu uzatmadan ateiste cevabı, Türkiye’deki ateist kitapların basımında önemli bir yeri olan bir ağızdan verelim. Evet cevap: 

                                    Hz. Muhammed’in el asabiyyeden ümmete geçiş devrimi

Bedr savaşı bir ilktir. Çünkü o savaşta, Arap yarımadasında ilk kez, aynı asabiyyeden insanlar karşı karşıya gelmiş birbirinin kanını dökmüştü.Ebu Süfyanların Mekke savaşçıları içinde de Kureyş Kabilesi vardı. Hz. Muhammed m ümmeti içinde de Kureyşliler vardı.Aynı kabileden insanların birbirleriyle sa­vaşması haramdı, yasaktı. Dahası Hz. Muhammed’e iman eden Kureyşliler kendi kan­daşlan olan Ebu Süfyan’ın Kureyşlilerine karşı başka kabilelerle birleşmişlerdi. Olacak iş değildi!Asabiyye dağılırken ümmet oluşuyor. Olayın özeti şuydu: Kanbağına dayanan toplum, yani El asa­biyye çözülüyordu. Kabile dağılırken, farklı kabilelerden insanlar birleşerek ümmeti oluş­turuyorlardı. Kanbağının yerini feodal bağ alı­yordu. Yeni bir düzene geçiliyordu. Medeniyet devrimi: Asabiyyeden ümmete geçiş bir devrimdi.Bu devrime Cahiliyyeden Medeniyete geçiş dendi, doğruydu. Hz. Muhammed’in Medeniyet devrimini başarması için, asabiyye dayanışmasını, başka deyişle kanbağına dayanan kabile ilişkilerini çözmesi gerekiyordu. Artık kardeşliğin temeli, kabile değil, fakat ümmet idi. İbn Haldun, çeşitli toplumların gelişmesini inceleyerek ümmete ya da Oğuz/Oğur’a geçiş devrimini “bedevilikten hazeriliğe geçiş” diye adlandırdı. Kendi tarih teorisini bu süreci inceleyerek kurdu… ( Doğu Perinçek, Aydınlık, 29 Ocak 2013) Tabii insan, keşke bazı şeyleri hapse girmeden idrak edebilse idi diyor. Neyse konumuza devam edelim:

 Ateist, melek kavramını kabul ediyorsa meleklerde ölüm olmadığını bilmeli idi. Kabul etmiyorsa ölüm kavramı çok yersiz bir kullanışa sahip olmuş burada, ama durun zaten amaç doğruyu, hikmeti, adaleti aramak değil ki dimi, amaç; hata aramak olunca böyle ilkesizlikler gayet doğal kaçmaktadır. Devam edelim: Ateist, Enfal 65. ayette, inanan bir mü’minin kendilerinden 20 kat fazla kafire galip gelebileceği – ki Bedir’den Hendek’e, Malazgirt’ten Çanakkale’ye bu galibiyetler her daim tarih sahnesinde yaşanarak görülmüştür – ifade edilirken, hemen sonraki ayette ise yani 66. ayette ise Bir müminin iki kafiri bozguna uğratacağını belirten ayetten hareketle, Allah’ın fikir değiştirdiğini ileri sürer ateist. Bir kere – haşa- Kuran’ı insan yazsa iki cümle peş peşe kendini böyle ikileme sokar mı? – Yukarıda görüldüğü gibi ateist ise olabilir ama-  Kuran’ı Allah (cc) gönderdiğine göre bu iki ayet nasıl anlaşılmalıdır?: Bu konu Kuran’da çelişki yoktur adlı çalışmamızda ele alındı. Konu Müslümanların sabır- tevekkül- iradeleri ile paraleldir. İman ve sabır arttıkça düşmanla baş etme güçleri de artmaktadır. Zaten 66. ayette Allah ” Zaaf” gösteren Müslümanlara ikiye bir mukayese ederken ve ayetin sonunda ” Sabredin” buyururken, bu sabrın sonucu iman- İslami şuurları artan Müslümanları Allah 10 katı ile baş edebileceklerini müjdelemektedir. Kısaca ayetlerde zıtlık yoktur, ayetlere muhatap olan Müslümanların iman şuurlarındaki derecelerine göre hitap vardır. Meleklerin Bedir savaşında Müslümanlara yardım etmesine gelince, evet melekler yardım etmiştir, her bir kum tanesini taşıyarak gözlerini görmez mi kılmıştır, içlerine korku mu salmıştır, …Bunun mahiyetini bilmemekteyiz. Ama ortada bir gerçek vardır; 300 silahsız Müslüman, 950 baştan aşağı silah- zırh kaplı kafire üstün gelmiştir. Peki İslam savaşa veya adının anlamı olan barışa nasıl bakar. İşte cevaplar: İslam normal zamanlarda daima barışı savunmuştur: İslam barış dinidir. Ama savaş çıkınca da bunu kurallara bağlamış ve modern zamanlar dahil başka hiç bir toplumda görülmeyecek derecede bu kuralları uygulatmıştır: İslam savaş hukuku. Ayrıca ateistin İslami emir ve yasakların amaçları ile İslam’ın insanlık tarihi boyunca tarihinden habersiz olduğu görülmektedir.

http://www.youtube.com/watch?v=1QbF89…. :

Ateist olduğunu iddia eden bu şahıs, ilginçtir yorumuna “Sunni” bakış açısını eleştireceğinin ipuçlarını vererek başlar. Yazar ayrıca ve pek çok yerde olduğu gibi Kuran’ın vahiy olmadığını, yazıldığını ileri sürer ki bu konu Kuran kategorisinde çeşitli başlıklar altında işlenmiştir. Ateist Mescidi Aksa’nın daha sonra yapıldığını, Kuran’a da bu ayetin sonradan eklendiğini ileri sürer. Halbuki Mescidi Aksa’dan kasıt ayette Süleyman Mabedi’dir:  “Beyt-i Makdis, Mabed anlamına gelir veHz. Süleyman’ın mabedi kastedilir (ez-Zerkeşî, İ’lâmü’s-Sâcid Kahire 1397, s. 277; Elmalı, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul 1936, IV/ 3144; İslâm Ansiklopedisi, ‘ Mescid-i Aksa”, “Kudüs” mad. Zaten efendimizde bunu açıkça ifade etmiştir: ”  “Burak’a bindim Beytu’l-Makdis’e gittim”Müslim, İman, 259; Nesaî, Salât, 10) Hz Ömer döneminde ise Müslümanlar Kudüs’ü alınca oraya, Süleyman mabedinin hemen yanına bir mescid inşa ederler. Yani  sabah akşam Kuran’da hata arayan o zamanki müşriklerin hiç birinin aklına böyle bir itiraz gelmezken, bu zekanın 2013’te ortaya çıkması da bizim şansımıza, ne diyelim! Sonra ateist Kuran’ı , klasik tüm ateistler gibi köken olarak Sümerlere bağlamaya çalışır ki bu konudaki yazımızı sizlere tavsiye edebiliriz. Ateist daha sonra efendimizin şahsi menfaat için peygamberliğini ilan ettiğini ileri sürer. Ona cevap olarak efendimizin evliliklerini de içine alan hayatını ele aldığımız yazımızı tavsiye edebiliriz. Ayrıca ateiste kapak olması için batılıların efendimizle ilgili sözlerinden oluşan sayfamızın da adresini verelim. Hadislerin ilmi değerini kötülemeye çalışan ateiste cevap olarak hadis konusunu ele alan yazıyı önerelim. Ateist mucize yani sadece peygamberlerin gösterebileceği olağan üstü bir olay olan miraç hadisesinden hareketle, başka insanların da zamanla uçma iddiasında bulunduğunu ileri sürmektedir ki bu çok komik bir olaydır. Öncelikle efendimiz  bizzat kendisi uçmamış, Burak isimli bir vasıta ile hedefine ulaşmıştır.İkinci olarak,  İslam’da asla – ateistin iddia ettiği gibi – ruhbanlık sınıfı yoktur, bizzat Kuran ruhbanlığı yasaklamıştır ( Hadid; 27, Tevbe; 34, Mâide; 82, Necm;39, İbnu Mace, Nikah, 1836, Buhârî, Buy’u 15, Buhârî, Nikah 1; Müslim, Nikah 5, (1401); Nesâî, Nikah 4, (6, 60), Beyânu’l-hak, c. 1, Sayı: 22, s. 511 vd ) Son söz efendimizden olsun:

” İslam’da ruhbanlık yoktur” (Ahmed b.Hanbel, el-Müsned, VI, 226) Ayrıca ateist videonun devamında mantık hatasına düşmekte, bir taraftan sahabenin miraca inanmadığını söylerken – E o zaman miraca inanmadığı içini Müslümanlıktan çıkan birisinin adını vermesi gerekirdi – hem de aynı sahabelerin inanmadıkları (!) bu olayı sonraki nesillere aktardığını ileri sürebilmektedir !

Peki bu kadar basit hatalar yapan bir ateist Kuran hakkındaki bu bilgileri araştırarak mı bulmuştur? Tabii ki hayır, ülkemizdeki belli başlı ateistler gibi bu kişi de aynen oryantalist iddiaları yinelemektedir. Yani ateisttir (!) ama Hıristiyanlığa çalışmaktadır 🙂

Not: Kardeşim, açık konuşalım; Uzantısını verdiğin tüm videoları cevaplamadım. Sıra ile ilk dördüne baktım ve cevap verdim. Bu cevaplar üzerine hala sıradakilerden cevap verilmesini istediğiniz varsa bana ulaşınız ve ateistleri bu kadar önemsemeyiniz, illa muhatap arıyorsak muhataplarımız oryantalist- müsteşriklerdir. Selamlar.


5-  metinbakf…@gmail.com: Sizden önce âlemlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? (Araf, 7/80) ayetine göre ilk defa eşcinselliği Lut kavmi başlatmıştır. Ancak Sümerlerde de olduğu söylenmektedir? Açıklar mısınız?

İddia şudur: “Sümer mabetlerinde eşcinsellik doğaldı.Orada kadınlar erkek,erkekler kadın kıyafetinde dolaşıyorlardı.” Tabii öncelikle bu iddianın kanıtlanmadığı bir gerçektir. Kesinlenmemiş bir teoridir. Ayrıca “sadece Madenlerde” ve yine sadece ” kıyafet değişiminden” bahsedilir.  Yani varsa – ki iddiadır, kanıtlanmamıştır, sadece mabetlerde olan bir kıyafet değişiminden bahsedilmektedir. Gelelim sorunuzun cevabına:

1- Lut peygamber, Hz Nuh (as)’dan sonra gelen ve Kuran’da adı geçen Hud ve Salih peygamberden sonra gelen İbrahim peygamberin yeğenidir, aynı dönemde yaşamışlardır. Bilindiği gibi Nuh tufanı Sümerlerin Gılgamış destanında da ( Tufan her şeyi silip süpürdükten sonra,…) geçmektedir. Demek ki Sümerler tufandan sonra oluşmuş bir topluluktur yani Sümerler ile Lut kavmi arasında çok fazla zaman farkı yoktur. Zaten Hz. Lut’un bulunduğu devirdeki Babil krallığı ile Sümer krallığı M. Ö. 2000/2100 ’li yıllarda iç içe geçmişlerdir. Özetle ademoğlunun ikinci atası olan Nuh peygamberden sonra eşcinsellik ilk kez Lut kavminde ortaya çıkmış, sonra ise yaygınlaşmıştır. Lut kıssasından anladığımız ise Allah’ın asla bu işe onay vermediği, cezasının çok büyük olduğudur.

2- Ayrıca Fahreddin er- Razi, bu ayeti tefsir ederken, “Belki de onların hepsi, bu işe yönelmişlerdir. Bu işe herkesin yönelmesi ise, daha önceki asırlarda asla bulunmamış olan şeyler nev’indendir ( çeşitindendir )” demektedir. Yani daha önce fert bazında eşcinsellik belki vardı ama Lut kavminde bu tüm toplumu kapsar bir hal almıştı. Yani artık helak olmayı toplu olarak ( yaptıkları kötü fiilden ötürü ) istemiş- hak etmişlerdi. Yani sizden önceki alem- toplumlarda “Sizin kadar hayasız, sizin kadar bu işi yaygın halde yapan kimse olmadı.” şeklinde de ayet anlaşılabilir.

Özetle, kanıtlanmamış ve içeriği yoruma dayalı iddianın dışında, aradaki zamanın kısa olması ve bunu alem-topluluk olarak yapmaları hususları sorunuzun cevabını oluşturmaktadır. Selametle.


4- murat_47…@live.com: Cennette tekmi olacağız yoksa tüm insanlar birlikte mi?

Cennetlik olanlar birbirilerini göerbilecekelrdir. Cennet ” Gönüllerin özleyeceği, gözlerin hoşlanacağı her şey orada olacağı, orada ebediyen kalınacak.” (Zuhruf, 71) son duraktır. Dünyada evli eşlerin ikiside cennetlik iseler orada birleşebileceklerdir. Mü’min olan aile fertlerinin cennette birlikte bulunacaklarını haber veren ayetlerde mevcuttur. Herkese özel cennet olması, herkesin özel mekanının olması, birbirlerini görmelerine engel değildir. Özel mülkiyetin karşılıklı görüşmeye, komşuluğa  engel olmadığı gibi. Allah orada komşu eyler inşallah.


3- ottoman…@yandex.com’un sorusu: sizin yazınıza bu linkte sitenin alt tarafında cevap verilmiş

Kardeşim, o yazı 2008 yılında yazılmış. Sitemiz 2012 tarihinde açıldı… Ama asıl konu, sorunuzda müphem- kapalılık var. Yazının sonunda genel anlamı ile şeytan ayetleri yani garanik olayı ele alınmış ki o konu sitemizde işlendi: http://islamicevaplar.com/garanik-olayi-veya-seytan-ayetleri.html


2- ottoman….@yandex.com   adlı mail adresinden gelen soru:

Allah kelimesinin kökeni: http://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html


1- ottoman19….@gmail.com   adlı maille gelen soruların cevabı:

Fusilet9.10.12.   Araf 54.  ayetler birbiriyle çelişiyomu: CEVABI SİTEMİZDE VAR
islamda bilim teknik hariç hepsinin linki kırık : DÜZELTİLDİ
http://www.td.com/forumlar/showthread.php?t=852:  CEVAPLANDI, size mailde daha önce  gönderildi.
siz bu kadar bilgiyi nerden öğrendiniz: SPOR SAYFASI- SİGARA- KAHVE …VB YERİNE OKUMAKLA J
İslam peygamberi Muhammed subyancı mı?: CEVABI SİTEMİZDE ( HZ AİŞE NİN EVLİLİK YAŞI)
Kur’an’daki Tarihsel Hatalar Part 1: SİTEMİZDE CEVAPLARDI
DEVAMINA BAKMADIM KARDEŞİM ÇÜNKÜ EMİN OLUN GINA GELDİ… HEP AYNI TERANELER. SIKILDIM. BU SÖZÜN MUHATABI SİZ DEĞİLSİNİZ, “ONLAR” , MİSYONER, ORYANTALİST, ATEİSTLER. HEP AYNI ŞEYLERİ TEKRAR EDİP DURUYORLAR.
KARDEŞİM SİZDEN RİCAM ÖNCE HER İKİ ARAMA MOTORUNDAN SORULARINIZIN CEVAPLARINI SİTEMİZDE ARAMANIZ. VARSA HALA SORUNUZ – Kİ ASLINDA BELLİ BİR SIRA İLE CEVAPLARI SİTEYE EKLEMYE DEVAM ETMEYE ÇALIŞIYORUM AMA – ARAYA SİZİN SORULARINIZIN CEVAPLARINI EKLEMEYE ÇELIŞIRIM. AMA – NE YAZIK KI- GÜNLÜK UĞRAŞILAR DIŞINDA SİTE İLE İLGİLENEBİLDİĞİM İÇİN, ÖYLE BİR ANDA BİR KAÇ SORU GELİNCE BEN HEPSİNE YOĞUNLAŞAMIYORUM KARDEŞİM.
DUA EDİNİZ. SELAMLAR


Yukarı Çık