Sitemizin Amacı

   Hayır dualarınızı eksik etmeyiniz

   Sömürgecilerin öncü kolu Oryantalist, Oryantalistlerin yerli borazanları Ateist, Müslümanları Hristiyan yapmak isteyen Misyonerlere Cevaplar

-Site, 33 yıllık reel okuma, 23 yıllık sanal tartışmaların ürünüdür!-

1990 yılının Ağustos ve daha sonra da yoğun olarak Aralık aylarında, ateist fikirlerle karşılaştım. Derin sorgulamalardan sonucunda, bu görüşlerin etkisinden kurtulup tek tek cevaplara ulaştıktan sonra; önce, o fikirleri yayan materyalist sol görüşe ve daha sonra Hıristiyanlık (Katolik ve Protestan misyonerler) ve en sonunda tüm bu iddiaların asıl kaynağı olan oryantalizme ulaştım ve bu konularda okumalar, tartışmalar ve araştırmalar yaptım. Amatör bir ruh ve olabildiğince sade bir dille 33 sene sonunda elde ettiğim bilgi ve tecrübeleri okuyucularla paylaşmaya karar verdim ve elinizdeki bu çalışma ortaya çıktı.  

İslam’a karşı olan kesimin ithamları ve İslam’a karşı alternatif olarak ileri sürdükleri kendi çözümlerini gerek reel yaşamda ve gerek sanal alemdeki tartışma ve okuma sonucu elde ettiğim sonucu yani İslam’ın çözüm önerisini hiç bir komplekse, ezikliğe, kendini kabul ettirme çabasına girmeden okuyucuya sunmaya gayret ettim. Bu çalışmanın diğer ateist ve deistlere cevap veren çalışmalardan farklı yanı, ateist ve deist iddiaların da kaynaklığını yapan ‘oryantalist ithamlara da’ cevapları içermesidir! Çalışmanın eksik olarak kabul edilebilecek yönü ise, cevapların akademik kurumların desteğinden mahrum olan bir ‘ferdi bir çalışma’ ürünü olmasıdır.

Hıristiyanlığın yüzyıllarca süren süreç sonunda yayıldığı bölgelerin onlarca sene içinde İslam’a geçtiğini gören Batılılar önce Haçlı seferleri ile Müslümanları sindirmeye çalışmışlardır. Bunda başarı sağlayamayınca gezginler ve casuslar ile İslam ülkelerine girip, sömürgecilik ve oryantalizm faaliyetleri ile birliğimizi dağıtmaya, misyonerlik ile parçalamaya çalıştılar. En son olarakta içimizde mezhepçiliği ve ırkçılığı körükleyerek İslam ülkelerinin ilerlemesine engel olmaya çalışmaktadırlar! İlk başlarda hayali, uydurma ve temelsiz iftiralar ile başlayan, bu arada silahlı mücadeleyi de ihmal etmeyen İslam karşıtı bu mücadele bir ilerleme elde edemeyince, İslam’ın temel kaynaklarını araştırıp, bunlardaki bilgileri tahrif ederek, seçmece bir zihniyetle işlerine gelenleri alarak, önyargılı, fanatik ve subjektif bir yaklaşımla İslam’a saldırma yolunu seçmeye yönelirler. ‘Bu metot, Dımeşki’den başlamış ve günümüze kadar devam aynen etmiştir.’ Amaç İslam’ı kötü gösterip, Müslümanları dinlerinden soğutmak, onları misyonerlik vasıtası ile din değiştirmeye ikna etmek ve Müslümanlara yapılan her türlü zulmün, sömürünün onlara müstahak olduğu izlenimini oluşturmaktır. Osmanlı’nın son dönemlerinde, Avrupa’ya eğitim almaya giden ve oryantalist görüşlerden etkilenen bir kısım aydın kesim, bu fikirleri, ateizm, agnostisizm, deizm adı altında Osmanlı topraklarında yaymışlardır. Bu durum, günümüze daha planlı, programlı bir şekilde aynen devam etmektedir. ‘Merkezinde oryantalist fikirlerin yer aldığı bu fikirler önce misyonerlerce, daha sonra da ateistlerce kullanılmıştır. (Bu konuda detay için ‘Oryantalizm yanılgısı’ adlı yazımızı özellikle tavsiye ederiz!)

Ülkemizde ateizm adına üretilen eserlerin büyük çoğunluğu aslında batıdan ithal fikirlerdir. Ateizm nasıl Batı kaynaklı ise, içeriği ve bakış açısı da yine Batı kaynaklıdır. Dinleri ve  peygamberleri inkar eden ateistler her nedense ilmi hiç bir altyapısı olmayan evrim ‘teori’sini bir ‘kanun’, Richard Dawkins’i de nerede ise bir peygamber gibi sorgusuz ve eleştirisiz bir aziz kabul etmektedirler. Çünkü ateizmin de tutunacağı dal sayısı her geçen gün azalmaktadır. Ateist fikirler gibi, ülkemizdeki ateist kesimin İslam hakkındaki bilgi kaynakları da Batı (oryantalist) kaynaklıdır! Bir İslami konuda önce oryantalist eserleri inceleyip sonra o konudaki ateist kitaplara göz gezdirenler hemen şunu fark edecektir ki, iddialar aynen, birebir kopya, motamot tekrarlardan ibarettir! Bu konunun örneklerine ‘Ateizm, agnostisizm, deizm’  yanılgısı adlı çalışmalarımızdan ulaşabilirsiniz. Ülkemizde bir zamanlar ünlü olan ama zamanla yazdıklarının tümüne cevaplar da verilmiş olan bir ateist olan T. Dursun için şu bilgiler verilmektedir: “Vatikan Dünya Kiliseler Birliği tarafından korunuyordu. Yazdıkları Vatikan ve Dünya Kiliseler Birliği tarafından veriliyordu. Gerekli bilgi ve dokümanlar ona ulaştırılıyordu.” (Yörünge dergisi, 15-22 Kasım 1992, Sayı: 102) Ateistler; misyoner ve onlarında akıl hocası olan oryantalistlerin iddialarını içimizde tekrar dillendiren, sözcülüğünü yapan, adeta içimizdeki oryantalizmin temsilcisi konumundadırlar. Ateist sol söylem, “oryantalizm adına İslâm’a yöneltilen eleştirilerin adeta sözcülüğünü üstlenir.” (Muhammet Altaytaş, İslamiyat Dergisi, IV (2001), Sayı: 4, s. 202); “Ateistler, oryantalist bakış açısı ile örtüşen bir bakış açısına sahiptirler.” (Aydın Topaloğlu, Ateizm ve Eleştirisi, s. 162) Ama son tahlilde “bizim ateist oryantalistler (!) Batının Hıristiyan oryantalistlerinin eline su bile dökemez.” (Prof. Dr. Yavuz Köktaş, Hadis kitaplarının değeri) İddiamıza bir kaç delil verecek olursak; Şahsen yaptığım ziyaretlerde Protestan misyoner merkezindeki rafta sadece ateist bir yazarın kitabının olması, Katolik kilisesinde İslam’a saldıran gazetenin okunup koltuğun kenarına konan koca yığınının bulunması, bunun yanında, ateistler ile insanları Hıristiyanlaştırmakla uğraşan misyonerlerin İslam hakkındaki ithamlarının tıpatıp aynı olması, bu da yetmezmiş gibi ateist ve misyonerlerin kaynaklarının da aynı olması sayılabilir. Mesela, ateist olduğunu iddia edenler sitelerinde misyoner Zekeriyya Birader’in videolarını paylaşmaları, ilk ateistlerden Abdullah Cevdet’in tercüme ettiği kitabın, oryantalist R. Dozy’nin ‘Tarih-i İslamiyye’ adlı kitabı olması, dinlerin uydurma olduğunu iddia eden Muazzez İlmiye Çığ’ın 1957’te Münih oryantalistler kongresine katılması, ateist Celal Şengör’ün Kur’an hakkındaki bilgiler için Fransız oryantalistlerle dialog içinde olması ve “Kur’an’ı defaatle okudum. Fransa’da iken bilim adamları ile tartıştık. Kur’an’da bilime aykırı şeyler var.” (https://www.facebook.com/watch/?v=3238371453055480) şeklindeki açıklaması, ki tüm iddialarına cevaplar bu çalışmamızda var, bu iddiamızı destekler mahiyetteki örneklerdir. “Ben, ‘Keşke Fatih Hıristiyanlığı kabul etseydin, iyi olurdu.’ diyen Türk entelijansiyası/aydınlar topluluğu tanıdım. Dolayısıyla Türk entelijansiyası, genelde din düşmanı değil tam tersine, özelde İslam düşmanı gibi görünüyor bana. Bu grubun ateizminin farklı bir felsefi arka planı var. Türk ateistleri pozitivizmden çıkıp gelmediler tanrıtanımazlığa. Türk ateisti, aydınlanmanın mirasıdır. Daha doğrusu ateizm, Fransız aydınlanmasının, Türk entelijansiyası tarafından fevkalede yanlış bir biçimde anlaşılmasının sonucudur.” (Hilmi Yavuz, Modernlesme, Oryantalizm ve İslam, s. 113, 134) Ne ilginçtir, bu eser yazıldıktan yıllar sonra bir hadis Profesörü olan Serdar Demirel’in 11.02.2023 tarihli twitter’da yaptığı bir paylaşımda benzer bir sonucu vermektedir: “22 yıl Türkiye dışında yaşadım. Hamdolsun çok ülke de gördüm. Hiçbir Müslüman ülkede Türkiye’de olduğu kadar İslam karşıtlığı görmedim. Dikkat ediniz, din karşıtlığı söylemiyorum, spesifik olarak İslam karşıtlığı diyorum.” Ateistler “İslam’a ve Kur’an’a saldırmaları ile bilerek veya bilmeyerek Batı emperyalizminin ve onların yeminli müttefikleri olan siyonizmin bir başka aracı olmaktadırlar.” (İzzet Derveze, Kur’an cevap veriyor, s. 21) “Aynı kalemden çıktığı çok belli olan sorular, genç dimağları şüphe ve inkârcılığa sevk etmek amacıyla her yerlere serpiştirilir. Yerli kültürlerin, modern kültürün genişlemiş bilincine cevap verememesi göz ardı  edilmemelidir. Bugün internet ve sosyal medyada din merkezli tartışmalarının sayısında büyük bir artış var. (Prof. Adnan Bülent Baloğlu, Son hurafe Deizm, s. 13, 53, 67, 295) “Çocuklar, büyüklerinden dini neden benimsediklerine dair hiçbir şey duymadıklarından, kendi davalarını sosyal medyada yiğitler gibi savunan ateistlere karşı muhabbet besleyip, ‘ben de onlardan alacağım’ diyerek homo ateizmus olabilmektedir.” (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 20)  “Ateistlerin ileri sürdükleri gerekçeler ile misyonerlerinin soruları arasındaki çarpıcı benzerlik, bu kimselerin nereden beslendikleri konusunda ciddi kuşkulara neden olmaktadır.” (Prof. Cafer Karadaş, Ateist ve deistlere cevap, s. 15) “Batıda peygamberin imajı negatif yansıtılmaktadır.” (İbrahim Çoban, Ateizm ve Deizm Eleştirisi, s. 157) ve bu “Batıdaki Hz peygambere yönelik imaj, Türkiye’deki peygamber algısını da negatif etkilemektedir.” (Prof. Özcan Hıdır, Batı’da Hz Muhammed imajı, s. 18); “Kur’an’a itirazlar, oryantalistlerin etkisinde olanlardan gelmektedir.” (Ali Bulaç, Umran, Kasım 2011, 207. Sayı 60, s. 67) Hz. Peygamber ve İslâm’la ilgili “üretilmekte olan” yalanların, iftiraların hepsi bir araya getirilecek olsa, orta büyüklükte bir kitap değil, orta büyüklükte bir kütüphane olur.” (Mehmet S. Aydın, Varoluş Yolunda, s. 301) Sonuç itibari ile “Günümüz Müslümanları oryantalist fikirlerden zarar görmektedir.” (Gai Eaton, İslam Ve İnsanlığın Kaderi, s. 23) Bu nedenle “Sayısal açıdan hemen her zaman marjinal kalmakla beraber, kullandığı dilin bilimsel olma iddiasını taşıması sebebiyle pozitif ateizmin argümanlarına cevap vermek bir zorunluluk halini almıştır.” (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 11);  “Çağın sorunlarına cevap verme adına ortaya dökülen deizme ait gerekçelerin cevaplanması son derece önemli bir husustur.” (Namık Kemal Okumuş, Sağlam kulpa Tutunamayanlar, Ahlak, eşcinsellik ve deizm üzerine, s. 207) “Geleneksel Müslüman, dini bağlamda Batılı düşüncede hakim olan soruları nasıl cevaplayacağı bilmemektedir. Müslümanlar dinlerinin temelini derinleştirmek ve geliştirmek zorunda oldukları gibi onu günümüzün araştırıcı sorularından korumak konusunda da görevlidirler.” (Eaton, s. 26, 33) “İslam’a gönül vermiş insanımız kendi dinini anlatan kitapları dağıtmayı denemesi en uygun bir davranış olacaktır.” (Doç. Dr. Osman Cilacı, Hıristiyanlık propagandası ve misyonerlik faaliyetleri, s. 128)

Ateist sitelerde misyonerlerin reklamlarından bazılarının ekran görüntüleri:

 Tarih-i İslamiyye kapağı

13 Kasım 2021’de Kiliseden ihraç edilen ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan eski Mısırlı piskopos Zekeriya Petrus’un videolarını paylaşan ateist, deist siteler!

Görüldüğü gibi, “Ateistler, misyonerlere dayanmaktadır.” (Molla Musa Celali, Ateist İtirazlara Cevaplar, s. 41) 

1990’larda yaşayan bir ateistin kitabının slogan cümlesi ile 1700’lerde yaşamış Montesquieu’nun İslam hakkındaki itham kelimesi aynı!

Ateistlerimiz, İslam karşıtı Hristiyanların hem taklitçileri hem de üçünün toplamından fazla İslam düşmanıdır!

 Bu da Rıdvan Aydemir adlı ateist hakkında minik bir bilgi.

           Bu da uçaktaki ateistimiz Ahmet Balyemez’den

Hümanist ateist balyemez, bıçaklanarak öldürülen bir Müslüman’ın ardından twitter’da şöyle yazmakta idi:” Bu şerefsiz için bir de garip, gariban diyorlar. Pisliğin tekiymiş işte.” (1 Şubat 2024) bu Müslüman’a pislik demesinin nedeni de ölmüş olan birisinin ardından yaptığı yorumlardı. Yani ateistimiz Müslümanı eleştirdiğini aynen kendisi yapıyor!

DeDe kod adını kullanan bir ‘lamer’ tarafından hacklendiği (!) iddia edilen (komik bir hikaye) ilk siteminiz, ki daha sonra verdikleri 3 iletişim bilgilerinden 2 tanesi arkadaşlarımızca ele geçirilmişti, ana sayfasına aynen şunlar yazmışlardı: “İsa Resimleri’ni Görüpte Ekibimizi Hristiyan Sanmayınız Bu Site Usta DeDe’nin Çok Sevdiği Bir İnsan İçin Hacklenmiştir. Bizzat DeDe Tarafından Ve Bizde Onun Anısına saygı Duyduğumuz İçin Onun Yaptıklarını Silmeyeceğiz.” Evet, İslam karşıtlığının misyonerler adına yapıldığının gizlenemediğini, bizzat yaşadığımız böyle tecrübelerle de görmüş oldum! Yani iddiamız sadece ilme’l-yakin değil aynı zamanda hakkel yakin tecrübeyle kanıtlıdır!

     

Ateizm propagandası yapan dergide İncil reklamı,  2000’e Doğru, Sayı: 38, 20.09.1992

Oryantalistlerin 1400 senelik iddialarının temelini oluşturan itham ile, ateist yazar İlhan Arsel’in ‘Şeriat ve kadın’ (s. 110)  ve ‘Toplumsal geriliklerimizin sorumluları’ (s. 210)  adlı kitaplarındaki iddia aynen örtüşmektedir: “Daha açık söylemek gerekirse Tanrıyı bu şekilde konuşur gösteren Muhammed’dir.” Yani klasik oryantalist iddiası: ‘Kur’an’ı Muhammed yazmıştır.’ Ayrıca ateistlerin en çok tekrar ettiği iddialardan biri de, tüm oryantalistlerin de en büyük iddiası olan, ‘Hz Muhammed’in İncil ve Tevrat’ı okuduğu ama yanlış veya eksik anladığı için yaptığı alıntılarda hatalar bulunduğu’ iddiasıdır. Halbuki  “Tevrat ve İncil, Kur’an’a göre bozulmuş kitaplardır. Dolayısı ile eldeki Tevrat veya İncil ile Kur’an çelişiyorsa, bu Tevrat veya İncil’in yanlışlığından” (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 172) kaynaklanmaktadır ki bu iddialara cevaplar detaylı olarak bu çalışmamızda (Başta, ‘Kuran’ın kaynağı nedir?’ adlı yazımız olmak üzere) verilmiştir. Ateist ve deistler, din düşmanı değil, İslam düşmanıdırlar! Her iki kesiminde ‘hocası’ ise, önceden Mısır Kıpti Kilisesine bağlı iken, sonradan Evangelist Protestan mezhebine giren ve ‘İsrail ile karanlık ilişkiler içinde olduğu sağduyu sahibi Süryanilerce de belirtilen’ ve İslam’a hakaret eden, ‘Müslümanların masumiyeti’ adlı filminde arkasında olan misyoner bir papaz olan Zakaria’dır! 

Yine, ‘Ateist’ olmasına rağmen Hıristiyan ve Yahudi savunuculuğu yaparken sadece İslam’a saldıran, üzerinde haç olan İsveç ve Danimarka bayraklarını elinde salladıktan sonra ağzındaki puro ile sırıtarak cami önünde defalarca Kur’an yakan ve tekmeleyen Iraklı Süryani kökenli ateist Salwan Momika, twitter hesabındaki profilinde de İsrail bayrağını kullanmakta ve 2 Mart 2024 tarihli twitinde, “Yahudiler tarihsel olarak ‘Müslümanlar tarafından’ yerlerinden edilmişlerdir ve biz de ‘onların topraklarının tamamını’ geri almak için Yahudilerin yanında durmalıyız.” diye yazmaktadır.

Kısaca, 1990 yılından günümüze dek geçen yaklaşık 35 sene zarfında önce materyalist sol, sonra misyonerler ve en sonunda de ate/deist ve misyonerlerin bilgi kaynaklarına ulaştım: Oryantalistler! İşte tüm bu tecrübe ve birikimlerimi sizinle bu çalışmada paylaşıyorum. Bu çalışma ile ateist, agnostik, deist, misyoner ve oryantalistler, kısaca İslam karşıtlarına (John of Damascus, İ. Goldziher, G. Weil, R. Paret, E. Renan, P. Hitti, J. Schacht, H. Gibb, A. Sprenger, W. Muir, D. S. Margoliouth, T. Nöldeke, J. Fuck, T. Dursun, İ. Arsel, E. Aydın, F. Bulut, S. Tanilli, A. R. Erguvan, Ş. Keçeli, A. Tekin, M. İ. Çığ, A. Gravers, A. Chernick, B. Keller, B. Gabriel, B. Fischer, D. Pipes, D. Horowitz, D. Yerushalmi, P. Geller, P. King, R. Y. Shapira, R. Spencer, T. Perkins, W. G. J. Boykin vd.) ‘kişisel bilgi birikimim ölçüsünde’ cevap vermeye çalıştım. 

Hollanda’lı aşırı sağcı milletvekili Barry Madlener, 29 Kasım 2011 tarihinde 67. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında, “Türkiye gibi bir ülke AB’ye ait değildir. Çünkü geri kalmış İslami bir ideolojisi vardır ve bu Avrupa’ya ait bir durum değildir. İslam ve özgürlük bir arada yer alan iki kavram olamaz.” şeklinde konuşur. (Hürriyet, 29 Kasım 2011) Türk bir ateiste ait karikatürü de Türk  bakana vermek isteyen İslam karşıtı aşırı milliyetçi Barry’nin bu eylemi aslında, ülkemizdeki dinsizler ile Avrupa’daki İslam düşmanlarının ilginç birlikteliğini de gün yüzüne çıkarmaktadır. Aynı şekilde Hollanda aşırı sağcı Özgürlükler Partisi lideri Geert Wilders, İslam’ın, ülkenin anayasasında güvence altına alınan dini özgürlükler kapsamında çıkartılmasıni istemiştir. (Hürriyet, 16.09.2017) İslam karşıtı bir faşist ile ateistin İslam’a bakışı, İslamî söylemleri yine aynı! Bu aslında farkları olmadığının en büyük delili! Yıllar geçtikçe İslami değerleri aşağılayan karikatürler Batıda hızla çoğalır! 18.03.2012 tarihinde “Dinden Özgürlük Vakfı”  isimli bir ateist grubun New York Times gazetesinde yayınlamak istedikleri  “Kadınları ve gayrimüslimleri insan kabul etmeyen bir kurumu ait olmak; neden? İnsanları ‘peygamberin’ nefret ve şiddet dolu öğretilerinden daha çok önemseyen bizlere katılın” ifadelerini içeren  ilan da aynı önyargıların kıtalararasında dolaştığının delilidir. (İddialara, ‘Modernizm ve kadın’, ‘İslam’da kadın hakları’, ‘İslam barış dinidir’ adlı yazılarımız gerekli cevapları vermektedir.) ‘Şeytan ayetleri’ isimli kitap (1989), 2005 yılında Danimarka kaynaklı karikatür krizi, ‘Müslümanların masumiyeti’ (Eylül 2012) isimli sinema-belgesel tarzı çalışmaların gösterdiği gibi, Batı âlemi İslam’ı bırakın tanımayı, haçlı seferlerinden kalma önyargı ile hala ona düşmanca yaklaşmaya devam etmektedir. İşte bu çalışma, gerek batı âleminde oryantalist kaynaklı İslam ile ilgili ithamları ve gerekse  ülkemizde bulunan ateistlerin iddialarını cevaplamayı amaçlamaktadır. Bunları yaparken de ‘asıl sorumlunun muhataplarımıza İslam’ı gerçek yüzü  ile anlatamayan biz Müslümanlar olduğunu unutmadan’ gecikmiş görevimizi ifa etmek gayreti içinde olduğumuzu da ifade edelim ve şunu asla unutmayalım: Müslüman, Hristiyan hatta ateist, hiç fark etmez! ‘Batılı oryantalistlere’ göre biz, ‘Doğu’luyuz!’

“Bir oryantalist için doğulu her zaman doğuludur. (Edward Said, Oryantalizm, s. 19, 144) “Bütün Kur’an’ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın!” (Cemil Meriç, Jurnal 11, s. 383) “Doğulunun sağcı solcu, devrimci olması bir şeyi değiştirmez. Hiç bir batı kaynaklı bile olsa ideoloji bir doğuluyu batılı yapmaya yetmez. Doğulu her şeyden önce doğuludur; bir Müslüman yarı Fransız olabilir ama yarı Hristiyan asla olamaz.” (İsmail Süphandağı, Batı ve İslam Arasında Oryantalizm, s. 19-20) “Bizzat Batı’nın kendisi tarihsel köklerini kaşıyor, derin çatışmayı ve düşmanlık duygularını yeniden diriltiyor. Bunu anlayalım artık.” (Haşmet Babaoğlu, Sabah, 19 Mart 2019) Prof. Fritz Neumark ise bu konuda şunları itiraf etmektedir: “Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı, Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Diyelim ki laik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da siz düşman olarak bakmaya devam ederler.” (İbrahim Kuyumcu, Aydınlanma sürecinde köy enstitüleri, s. 316) “Edward W. Said bir Hristiyandır ama Filistinlidir, Arap’tır ve neticede Doğuludur.” (Yücel Bulut, Oryantalizmin kısa tarihi, s. 183) Alman bilim adamı Fritz Neumark: “İçtenlikle itiraf etmeliyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez, sevmesi de mümkün değildir. Türk ve İslam düşmanlığı Hristiyanların ve kilisenin asırlardır hücrelerine sinmiştir. Avrupalılar Türkleri Müslüman olduğu için sevmez, ama ‘laiklik’ şöyle dursun, ‘Türkler Hristiyan olsa da’ onlara düşman olarak bakmaya devam ederler.” (Metin Aydoğan, Bitmeyen Oyun, Türkiye’yi Bekleyen Tehlikeler, s. 182) “Batılıların dediği olursa, sizin Alevi-Sünni, Kürt-Türk, sağ-sol, laik-ateist olduğunuza da bakmayacaklar. Adınıza, geldiğiniz yere bakacaklar. Zaman ve coğrafya kaderimizdir. Kaderine karşı yürümeye kalkışanlar, Allah’ın iradesine karşı durmaya çalışıyorlar demektir.” (Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit, 09.03.2017)  “Oryantalistler, kendilerini fikri yönden takip eden, amaçlarına yardımcı olan beyaz insan cinsinden, Yahudi veya Hıristiyan olsalar bile, onların Doğulu Arap asıllı olduklarını bilmektedirler. Bu nedenle onlar bu oryantalist efendilerinin gözünde ‘yabancı’ kimselerdir. (Pr. Adnan Muhammed Vezzan, Oryantalizm ve oryantalistler, s. 64) “Müslüman dünya istediği kadar Batılılaşsın, sekülerleşsin, sanayileşsin, aradaki ontolojik mesafenin kapanması mümkün değildir. B. Lewis, Huntington gibi yazarlar; ‘Müslümanların masumiyeti’ gibi filmler bunun göstergesidir.” (İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem, s. 241) “İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Batının İslam konusundaki tarihi cehaleti, bir imkan ve kapasite meselesi olmaktan ziyade bilinçli bir tercih gibi görünüyor.” (İbrahim Kalın, Akıl ve Erdem, s. 240) “Batılı her zaman Oryantalisttir. Bu bakış her şeyi mahvediyor.” (Osmanlı tarihi uzmanı Japon Prof. Yuzo Nagata, Milliyet, 24 Mart 2000) Fransız Türkolog François Georgeon’un 15.01.2021 tarihli Paris’teki söyleşisinde şunları söylemektedir: “Türkiye hiç sömürge olmadı ama Batı Türkiye’ye sömürgeci dil kullandı. Bunun hesabını da vermedi. 70’lerde Fransa’ya çalışmaya gelen Karadenizli köylülere Mağripli muamelesi yapıldı. Bu bir paket onlar için, kendileri dışında herkes aynı!” Prof. Oktay  Sinanoğlu’nun şu cümle her şeyi özetlemektedir: “Sen ne kadar Batı’ya yaranmaya çalışırsan çalış. Batı için sen Türk’sün, Müslümansın. İşte bu yüzden Batı senin ezelî ve ebedî düşmanındır ey çocuk!”

Son tahlilde objektif olan herkesin şu noktaya geleceğine eminiz: “Kur’an’da bir çok şey beni şaşırttı. Fakat şaşırtmayan şeyler de oldu. Fakat beni en çok etkileyen ise çok kapsayıcı bir Kutsal Kitap olması oldu. İslamiyet’in Yahudilik ve Hristiyanlıktan daha kapsayıcı olduğunu kesinlikle fark ettim. Diğer iki din pek çok peygamberi ve yaşantısını kabul etmez iken, İslamiyet hepsini ediyor. Ayrıca bize söylenenin aksine kadınlara değer veren bir din.  Kur’an-ı Kerim üzerinde politikacılar ve belirli kitleler tarafından çarpıtılan bölümler olduğunu fark ettim. Bu kısımlar özellikle savaş ile ilgili olanlardı. Bunlar batılı politikacıların halka bir düşman sunmak için kullanabileceği ifadelerdi.” (Carnegie Üniversitesi’nin Uluslarası Ahlak Konseyi Direktörü Gary Wills, Kur’an’ın Anlamı nedir? adlı kitabı ile ilgili mülakattan, Risale Haber, 23 Ekim 2017)  

Amacımız

Müslümanların eziklik ve kompleksten kurtulup öz güven sahibi olması,  ‘Batı, medeni dünya, çağdaşlık, modern hayat, demokrasi, insan hakları’ gibi içi boş ve emperyalizmin araç olarak  kullandığı kavramların tuzağına düşmemesi, kendi içimizdeki birliğin sağlamasına odaklanması: Fas Krallığı Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanı Sayın Lahcen Davudi, “Batı ile görüştüğünüzde mütevazı olmayın. Çünkü  “Siz mütevazı olduğunuz zaman onlar bunu zayıflık olarak anlıyorlar. Onların anlayacağı tarzda, onlarla aynı seviyede durarak konuşun. Medeniyetinizden, dininizden özür dilemeyin. Tarihte özür dilenecek ameller ararsanız onların bizim yüzümüze bakacak yüzleri olamaz” (Serdar Demirel, Akit, 01.05.2016) Ülkemiz ateistlerinin kılavuzlarından olan Richard Dawkins verdiği bir röportajda kendisini ‘Kültürel bir Hıristiyan’ olarak gördüğünü ifade eder. (TVNET, 04 Nisan 2024) Ama Dawkins’ten etkilenerek din düşmanı olan bizim yerli (!) ateistlerimiz ise İslam’ı hatırlatan her şeye düşmanlar! Bari örnek aldıkları ateist (!) kadar kültürlerine sahip çıksa idiler…!

Temel Teorilerimiz

Biliminde, iman/gayb alanları yani, ispat edilememiş ön kabulleri vardır. Bilim adamı bir teori ileri sürerken onun gerçek olduğuna inanır, sonra deney yoluyla onu ispat edilmeye çalışılır ama işin ilginci, ispat edildiği iddia edilen ‘kanun’un bile bir süre sonra yanlış olduğu ispat edilir. Newton kanunlarında olduğu gibi! Bu çalışmamızda İslam’ı, günümüz biliminin geldiği seviye ile açıklamaya çalışıyorsak ta, bizim temel teorimiz, “İslam’ın, bilimin ulaşacağı son noktada onu beklediği” şeklindedir. Ateist argümanlar, çoklu Evren, boşluklar tanrısı, kaos teorisi gibi iddialar, çok yüzeysel ve mitolojiktir. Ateist/deistlerin kavramı ile ‘Bilim dışı masallar’dır! Evrim ve natüralizm, bilimsel kavramlar değil, materyalist kesimce iman konusu haline getirilmiş ama hala ispatlanamamış ideolojik ve hatta dogmatik birer ‘inanç sistemi’dirler. Gerek bilim, gerek felsefe ve gerekse de evrim veya naturalizm görüşlerini kendisine rehber edilenler (Ateist, agnostik, deist, kısmen de oryantalistler) İslam’a saldırırken, ortak bir nokta/paydada, görüşte buluşamamakta, tek bir tanıma veya sonuca ulaşamamaktadırlar. Herkesin bir ön yargısı, ön kabulü, en son varacağı yeri en başta kabul edip ona göre delil arama güdüsü vardır! Ateizm, agnostisizm, deizm ve oryantalizm de tek değil çeşit çeşittir. İddiaları yüzeysel, içerik ise ön yargı doludur. İslam’ı değerlendirirken unutulmaması gereken bir diğer nokta da, bilimin, aklın ve düşüncenin hala gelişmekte olduğu ve her gizemin akılla çözümlenmiş son noktaya ulaşmadığının akıldan çıkarılmaması gerektiğidir. Dolayısıyla, nihai hedefe ulaşılmış, bilinmeyen hiçbir şey kalmamış ve her bilgi deneyimlenmiş gibi bir yaklaşımla İslam’ı değerlendirmek, metot olarak yanlıştır!

Ayrıca İslam’a eleştirenlerin, oryantalizmden ateizme, temel kaynakları yine Müslümanların yazdıkları kendi kitaplardır. Eğer iddia ettikleri gibi, “Kur’an’ı Hz Muhammed yazdı, hadisleri Müslümanlar uydurdu, İslam tarihini tek taraflı olarak İslam âlimleri yazdı” ise, bu kadar saldırı-iftira kaynaklarına İslâm düşmanları nasıl ulaşabilmektedir? Demek ki bu kesimlerce Kur’an’ı yanlış anlama, İslami kaynaklara yanlış bir bakış açısı ile yaklaşım ve hatalı bir metodoloji söz konusudur. (Bu konuda ‘İslam alimlerinin objektifliği’ adlı yazımızı tavsiye ederiz.)

İslam’ın “hurafeden uzak, şirke bulaşmamış Ehli Sünnet çizgisi ile” en güzel şekilde temsil edileceği iddiasındayız.

Bu çalışmamızda özellikle okuyuculara; “Bilim değişmez mi?”, “İslam alimlerinin objektifliği”, “ateizm yanılgısı”, “deizm yanılgısı”, “oryantalizm yanılgısı”, “ateist akıl”, “Evrim”, “İslamî emirler ve Hümanizm”, “İslam barış dinidir”, “Kur’an’da çelişki yoktur”, “Kader”, “Dinsiz ahlak olur mu?”, “Allah’ın varlığının ispatı” gibi konuların öncelikle tavsiye ederiz!

İlkelerimiz

“Bir düşünce sisteminin hangi görüşler üzerine kurulduğunu anlamaksızın, bütünlüğünü kavramadan, o görüşü reddetmek karanlığa taş atmak gibidir. Bir ilme son haddine kadar vakıf olmayan kimse, o ilimdeki bozukluğu anlayamaz. Kişi o derece vakıf olmalı ki, o ilimde en büyük olan alimleri geçip, onların kavrayamadığı noktaları kavrasın ve o ilmin fasit olduğunu anlatsın.” (İmam-ı Gazalî, el-Münkız Mine’d-Delal, s. 11); “Bize hangi kaynaktan gelirse gelsin, bize ister önceki kuşaklarca, ister yabancı halklarca sunulmuş olsun, gerçeği itiraf etmek ve özümsemekten utanmamalıyız. Hakikati arayanlar için hakikatten değerli bir şey yoktur.” (Kindî, Felsefi Risaleler, s. 4); “Bizi hakikate götürecek ilim gayrimüslimden bile olsa onu alır ve ona teşekkür ederiz.” (İbn-i Rüşt, Faslu’l-makâl, s. 81)

Bu çalışmamızdan nasıl yararlanılabilir?

Öncelikle sitemizin bir ilaç işlevi gördüğünü, ilacın ise lazım olduğunda kullanılması gerektiğini ifade etmek isteriz. İlaç her zaman kullanılmasa da ne zaman ihtiyaç duyulacağı bilinmeyen bir şifa kaynağıdır. İmansızlık, önyargı, cehalet hastalıklarına herkes tutulmasa da, bu tür hastalıkların bulaşma ihtimaline karşı çalışmamızdaki yazıların her daim ulaşılabilir olması gerektiğinin öneminin farkındayız. 

Oryantalist, ateist ve deistlere belli bir kategorik sıra ile cevap vermek imkânsız. Çünkü konular birbiri ile bağlantılı ve çok iç içe geçmiş durumdadır. Sitemizin temel hareket noktasını oluşturan, “oryantalist görüşlerin misyonerlerce kullanıldığı ve ateistlerce dile getirildiği” iddiası da bunu doğrulamaktadır. Peygamberimizden bahsederken İslam’da kadın haklarına, namazdan bahsederken İslam savaş hukukuna rahatlıkla geçilebilmektedir. Bu nedenle önce (iman, Kur’an, Kadın, kaynaklar gibi) ana başlıklar altında cevaplar kategorize edilmiş, sonra kendi alt başlıklarında iddialar ele alınıp cevaplanmıştır.

Bu çalışmadan azami ölçüde istifade edebilmek için öncelikle “Kaynaklar” bölümündeki temel İslami ilimlerle ilgili yazıların okunması, sonra özellikle “oryantalizm” başlığı altındaki yazıların okunmasını, bu aşamadan sonra ateist yazarların fikirleri ve onlara verilen cevaplara geçilmesini tavsiye ederiz. Oryantalist iddialar ile birebir örtüşen ateist ithamların okuyucuya yeni ufuklar açacağı, her birine cevap verilen oryantalist ve ateist görüşlerin örtüşmesinin “farkına varılamayan birçok zinciri kıracağı ve olaylara daha derinlemesine ve daha geniş açıdan bakabilme kabiliyeti kazandıracağını” ve “resmin tamamının o zaman görünebileceğini” iddia ediyoruz!

Hamiş

Bu çalışmamız ferdî bir çalışmanın ürünüdür. Ateist veya oryantalist ithamlara veya bize gelen sorulara devamlı cevaplar verilmekteyse de, araştırmalarımıza devam ettikçe karşılaştığımız yeni kaynak ve referanslarla cevapların değeri, ikna edicilik gücünün her seferinde iki-üç kat birden arttığına da defalarca şahit olduk! “Ateistlerin sözde yeni itirazlarına, İslam’ın klasik dönem alimleri tarafından zaten cevaplar verilmiştir. Müslümanların tek meselesi, o zengin ile ilim mirasına ulaşmak olmalıdır.” (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 43) Cevapların İslami kaynaklarda bulunmakta olduğuna her an şahit olmakla birlikte, cevapların olduğu tüm bu kaynaklara ulaşmak, ‘zaman ve ekip işi’ olduğu için, bu sorumluluğun kişisel-ferdî çalışmalarla gerektiği anlamda, ‘zamanında’ yerine getirilememesinin vebali, ağır bir yük olarak omuzlarımızda durmaktadır! Yeterli cevaplar verildiği iddiasındayız ama daha mükemmeli de önümüzde durmaktadır, çünkü mükemmelliğin sonu yoktur! Sitedeki yazı, sorulara verilen cevapların tümü ‘bir kişinin üslup ve bilgi birikimini’ yansıtır. Üsluptaki yanlışlar veya bilgideki eksiklerden İslam değil yazar sorumludur, varsa hatalar yazardandır, doğrular ise İslam’dan kavrayabildiğinin yansımalarıdır.   

Yeni sorular ve bunlara verdiğimiz cevaplar, zamanla ulaştığımız yeni kaynaklarla sürekli revize edildiği için, kitap çalışmamızı ise mütemadiyen erteliyoruz. Çünkü kitap, bilginin donuklaşmasıdır. Yazılıp basıldığı an o bilgi sabit kalır, güncellenemez! Güncel hayatta ise ‘bir hafta bile geçmiyor’ ki, herhangi bir konu veya soruya yeni bir belge-bilgi ile ekleme yapıp onu güncellemeyelim, cevap kalitesini artırmayalım!

Çalışmamız edilgen, reaksiyoner, savunmacı bir mantıkla değil; aksiyoner, etken ve oksitendal bir bakış açısı ile hazırlanmıştır. Özellikle son 300 yıldır, gücü esas alan mantık ile hareket eden Batı, hem kendi ruhunu  bitirmiş hem Doğuyu maddi manevi sömürerek özünden uzaklaştırmıştır. Ama sosyolojik bir gerçek onlara içinde işlemektedir; her canlı doğar, büyür ve sonra ölür. (Ali İmran, 140; İbn Haldun; Mukaddime, I/447) Artık sömürü ve propaganda üzerine kurulu zulüm düzenleri çatırdamaya başlamıştır. Onların alternatifi olan ‘Hak’ olanı üstün tutan medeniyeti kurmak iki cihanda da üstünlük vesilesi olacaktır, inşallah!

Ateist iken araştırmaları sonucu İslam’a dönüş yapan Altay Cem Meriç, ateist iddialara cevap olarak yazdığı serisinin ilkinde şunları yazmaktadır: “Burada okuyacaklarınız beni tatmin eden ve bana yeterli gelen cevaplardır.” (Altay Cem Meriç, Muhtelif-1, s. 13) Dr. Ahmet Bayraktar’da yazdığı bir eserde “Bu satırların yazarı, ben, hayatımın önemli bir kısmını arayışla geçirdim. Bu soruları, başkası sorduğu için değil, bir zamanlar daha ağırlarını ben sorduğum ve kendime cevapladığım için burada paylaşıyorum.” (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 14) demektedir. Görülen o ki, benzer süreçten birçok kişi geçmiş ve geçmektedir. Ben de, bir zamanlar kıyısından döndüğüm bu sürecin iddialarına, gerek reel gerek sanal alemde 30 küsur yıldır cevap verme gayreti içindeyim. “Bu kitabın yazarı kendi ulaştığı şeyin güzel olduğunu düşünmekte ve size güzel olanı iletmeye çalışan.” (Altay Cem Meriç, Muhtelif-1, s. 17) biri olma niyetiyle, İslami kimliğimi muhafaza etmeme neden olan ulaştığım bu bilgileri sizlerle paylaşıyorum. “Cevapların oluşturulmasında akademik üsluptan uzak, olabildiğince herkes tarafından anlaşılabilir bir dil kullanmaya gayret edilmiştir.” (Soner Duman, Allah’ım sorularım var, s. 17) “Her iddia hakkında akademik ve bilimsel araştırmalar yapılabilir, ancak çağımızda uzun yazılar ve araştırma makalelerini okuyanlar azdır. Bu nedenle kısa ve özlü cevaplar vermeye çalıştık.” (Molla Musa Celali, Ateist İtirazlara Cevaplar, s. 17, 89) “Burada yer alan sorulara tarihte veya günümüzde çok daha iyi cevaplar verebilecek olanlar bulunmuştur, bundan sonra da bulunacaktır. Yazarının yapmaya çalıştığı şey sadece, bu hususta mütevazi bir katkıda bulunmaktır.” (Soner Duman, Allah’ım sorularım var, s. 18) 

Muhammed İbni Hallegân, 865 özel insanın kısa hayat hikayelerini yazdığı eserinin sonuna, şu satırları eklemiştir: “Allah hatasız kitap yazılmasına izin vermemiştir. Çünkü hatasız kitap bir tanedir: Kur’an” (Will Durant, İslam medeniyeti, s. 236) Buradaki doğrular Allah’tan (Bakara, 32), hatalar bizim bilgi eksikliğimizden kaynaklanır. Burada yazılanların hadisi şerifte belirtilen, “İnsanoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır, üç şey hariç: Birisi de kendisinden istifade edilen ilim.” (Müslim, Vasiyyet 14; Ebû Dâvûd, Vasâya 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Nesâî, Vasâyâ 8) grubuna dahil olmamıza vesile olması temennisi ile. Gayret bizden, Tevfik ve hidayet Allah’tandır.  

 


Yukarı Çık