İslam nimetine sahip olmak aynı zamanda bu nimetin değerini kavrayamayanlara mesajın ulaştırılma sorumluluğunu da Müslümanlara yüklemektedir. Bu görevi yerine getirirken, uygulanan yanlış metottan kaynaklanan sorunların ve başarısızlıkların vebali de, metodu yanlış uygulayanlara ait olduğunu da unutmamak gerekmektedir.
Uhud savaşında Müslüman okçular Hz Peygamberin sözünü dinlemeyince kazanılan savaşın kaybedilmesine neden olmuşlardı. Ama efendimiz ne onların adlarını ve kimliklerini teşhir etmiş ne de onları azarlamıştı. “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever.” (Ali- İmran, 159) Hazreti Musa’yı yer ve göklerin sahibi Allah azze ve celle, “Ben en büyük rab olanım” diye ilahlık iddiasında bulunan firavuna gönderirken Musa aleyhisselama şöyle buyurmaktadır: “Ona yumuşak söz söyle, belki düşünür veya saygı duyar.” (Taha, 44)
İçerideki kardeşlerimize
Dışarıda İslam’ı bilmeyenlere
Avusturya’daki Müslümanlar metro ve otobüs gibi toplu taşıma araçları duraklarının panolarına Hz. Muhammed’in (sav) sözlerinden oluşan reklamlar astırırlar. (Yukarıda, “Tebessüm sadakadır.” hadisi)
Hak yolda sabır; muhabbet, en azından futbol turnuvası doğurur.
Camiye kurşun yağdırmıştı. Müslüman şefkati coni’yi yumuşattı. 2015’te paris’te gerçekleşen deaş saldırısını haber alan ABD’li rütbeli asker Ted H., Connecticut’ta bir camiyi tabancayla kurşun yağmuruna tuttu. ABD’li asker bu eylemin sebebiyle bir yıl ceza aldı ancak cami imamı ve cemaatin şikayetçi olmaması sebebiyle cezası 6 aya düşürülünce meslekten men edilmekten kurtuldu. Ted H. bu durumu öğrenince camiye giderek imamla cemaatten özür diledi. Saldırı sonrası yaşananların etkisiyle pişmanlığı artan asker, sık sık camiyi ziyaret ederek vaazları dinlemeye ve cami derneğine yardımlarda bulunmaya başladı.” (Akit, 28.10.2017)
Bir adam Muhammed Gazali’ye “Namaz kılmayanın hükmü nedir?” diye bir soru sorar. Gazali soruya şöyle cevap verir: “Hükmü, onu alıp beraberinde camiye götürmendir. Yargıç olmadan önce davetçi olman gerekir.”
Mısırlı meşhur alim Şaravi anlatıyor: Heyecanlı aşırı geçlerden biriyle tartışıyordum. Sordum; İslam ülkelerinden birinde bir gece kulübünü havaya uçurmak, helal mi yoksa haram mı? Genç; Elbetteki helal, onları öldürmek caizdir. Şaravi: Onlar Allah’a karşı günah işlerken siz onları öldürürseniz, cennete mi yoksa cehenneme mi giderler? Tabiki cehenneme. Peki, şeytan onları nereye götürmek istiyor? Tabiki cehenneme. Öyleyse siz şeytanla aynı hedefi paylaşıyorsunuz. Onun da amacı insanları cehenneme sokmak! Şaravi o gence şu hadisi hatırlatır: Bir Yahudi cenazesi geçerken Resulullah(sav) ağlamaya başlar. Derler ki; Seni ağlatan nedir, Ya Resûlallah? Der ki: Fırsatı kaçırdı, ateşe gidiyor.’ Şaravi gence son olarak şöyle der: İnsanların hidayeti ve ateşten kurtulmaları için koşan Resulullah (sav) ile aranızdaki farkı iyi düşün. Siz bir vadide, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) farklı bir vadide!
Müslüman kimlik karşılık da buluyor!
Müslümanlar ne kadar tehlikeli? ”Bir Müslüman, bana taze yumurta getirdi. Bir diğeri hatırımı sordu. Bir başkasıysa arabam tamirde olduğu için istediğim yere aracıyla bırakmayı teklif etti. Parası olmayan arkadaşının evine sürekli yemek götüren bir Müslüman tanıyorum. Müslümanlar, gerçekten de ne kadar tehlikeli ve itici insanlar. Bir İsveçlinin para almadan birine yumurta vereceğine kesinlikle inanmıyorum. Hangi İsveçli parası olmayan arkadaşının evine haftalarca yemek götürür? Müslümanlar, sahiden de çok tehlikeli. Bilemiyorum ama artık biz İsveçliler, gözlerimizi açıp gerçekleri görmeliyiz. Çok nazik ve cömert Müslüman dostlarımın olduğunu fark ettim. Çoğunun bir İsveçlide göremediğim kadar güzel kalpleri var. Hiçbirinde nefret hissetmedim. Bence insanlara nasıl davrandığımız çok önemli. İnsanları kabul eder ve yaşamınıza dahil ederseniz karşılığında sevgi görürsünüz. Oysa biz, günde birkaç dakika hoparlörlerden ezan okunmasını bile bu insanlara çok görüyoruz.” (İsveç Kilise Birliği Sol Bölge Başkanı Stefan Lindquist, 24.05.2018)
“Hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışında herkes ziyandadır.” (Asr, 3)