<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	İslam ülkeleri neden geri? yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/islam-ulkeleri-neden-geri.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com/islam-ulkeleri-neden-geri.html</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Feb 2025 15:35:49 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Anireeiroto		</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/islam-ulkeleri-neden-geri.html#comment-1334</link>

		<dc:creator><![CDATA[Anireeiroto]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Aug 2013 15:38:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=806#comment-1334</guid>

					<description><![CDATA[Teşekkür ederim! oldukça yararlı bilgiler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teşekkür ederim! oldukça yararlı bilgiler</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: komik		</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/islam-ulkeleri-neden-geri.html#comment-1203</link>

		<dc:creator><![CDATA[komik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 May 2013 18:17:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=806#comment-1203</guid>

					<description><![CDATA[batılı devletlerin medeniyetleri kan sömürü gözyaşı üzerine kurulmuş. peki islamiyet nasıl kuruldu, başından beri savaşla kılıçla (bedir, uhud, hendek ve sonrki binlercesi). edinilen savaşlardan toplanan ganimetler, zorla vergiye bağlanan, müslüman olursa zekata mecbur olan, müslüman olmazsada cizye vermeye zorlanan ve sömürülen ülkelerle islamiyet büyüdü,semirdi. buhara türklerini 300 sene boyunca akınlar düzenleyerek katleden emeviler, zorla müslüman yaptılar...maveraunnehirin iki yakası türk kellerlerinden köprü olmuştu. bütün yayılmacı devletler, kanla, kılıçla sömürüyle beslenmiştir. buna islamiyet de dahil.

CEVABIMIZ:
İnsan bilmeyebilir ama bilmediğini bilmesi de bir erdemdir!
Bir gayri müslim kadar objektif olamayanların bilgiçlik taslaması üzücü:
https://islamicevaplar.com/islam-kilic-zoru-ile-yayilmadi.html adlı adresi okuyuculara özellikle tavsiye ederiz.
Bedir, uhud, hendek savaşları ise  kısaca http://islamicevaplar.com/islam-baris-dinidir.html ve http://islamicevaplar.com/turan-dursuna-cevaplar-2.html adreslerimizde ele alınmıştır. Bu savaşları başlatan taraf asla Müslümanlar olmamıştır. Müslümanlar daima savunmada kalmış, en sonunda müşrik saldırılarının bitmeyeceği anlaşılınca ve Hudeybiye anlaşması da onlar tarafından ihlal edilince Mekke bir iki istisna dışında kansız bir şekilde fethedilip bataklık kurutulmuştur.

Müslüman olanların vergi vermesi doğaldır, vergisiz hangi devlet vardır. Ayrıca bu Müslümanların iç meselesidir, sizi neden ilgilendirir. Müslüman olmak için kimse zorlanmaz- Kuran yasaklamıştır bunu- kendi isteği ile Müslüman olan ise zekatı kabullenip bu dine girer. 

Cizye ise Müslüman olmayanlardan alınan vergidir ve  bir bakıma zekatın diğer adıdır. Müslüman olanların mal-can-namus-akıl ve dinlerini korumaya karşılık - Detay islami emirler ve hümanizm adlı konuda - ayrıca vatandaşa yapılan diğer hizmetler ve askere alınma zorunluluğu bile yokken vb tüm hizmetlere karşılık tabii ki ülke vatandaşı ülkesine vergi verecektir. Galiba sizi adları fazla korkutmuş bunlar kısaca vergidir, telaşlanmaya gerek yok!

İslam asla sömürüye izin vermez. Hatta Osmanlı fethettiği ülkelere aldığı vergilerden çok hizmet götürdüğü* ( Osmanlı ile ilgili ek bilgi aşağıda ) için eleştirilir. İşe bakın, hizmet fazla olur eleştirilirsin, vergi çok olsa, sömürücü ilan edileceksin, kurtuluş yok; önyargıların dilinden!

Emevilerin zorla halkı Müslüman yapması yoktur aksine&quot;yapmaması &quot; vardır ve tüm İslam tarihinde bu yüzden &#039;eleştirilirler.&#039; Yani yukarıdaki gibi aynı yanlış mantık: Müslüman yapsa idiler ki aksine engel oldular; zorla yaptılar diyecektiniz ki diyorsunuz, zorla yapmamak için uğraştılar, kestiler diyorsunuz. Neyse niyet iyi olmayınca &quot;önyargıları kırmak &quot; imkansız. Bu konuda kısaca http://islamicevaplar.com/turkler-hakkindaki-uydurma-hadisler-ve-turklerin-musluman-olmasi.html adlı yazımızda ele alındı.

yazdıklarınızdan İslam dostu olmadığınız belli, artık hıristiyan veya ateist... Bana kimliğinizi söylese idiniz size sömürüyü kimin yaptığını tarihi belgeleri ile açıklardır. Ama sömürü ve İslam kelimelerini yanyana kullandığınıza göre daha önce başka konuları ele almak gerekli, ...

Aşağıdaki konuları bir inceleyin isterseniz, okur, hala sorunuz olursa adresimiz belli. 

http://islamicevaplar.com/islami-emir-yasaklar-ve-humanizm.html

http://islamicevaplar.com/idealler-ve-tarihten-pratik-realiteler.html

http://islamicevaplar.com/islam-sevgi-toplumu.html

http://islamicevaplar.com/dogu-bati.html



                     * OSMANLI

22 Eylül 2003 tarihinde İstanbul Çırağan Sarayı&#039;nda gerçekleştirilen &quot;Osmanlı Vizyonu ile Balkanlar&#039;a Bakış&quot; adlı konferansta konuşan eski Kültür Bakanı Agah Oktay Güner: &quot;Başta Sultan Murad olmak üzere tüm Osmanlı padişahları bölgede bir hoşgörü medeniyeti kurdu. Osmanlı aldığı verginin iki katını harcayarak bölgede yatırım yaptı.&quot;  

Örneğin Osmanlı devletinin hakimiyeti altında bulunan avusturya&#039;dan aldıgı vergi 3 milyon osmanlı altını iken aynı bölgeye yaptıgı yatırımın toplamı ise  11 milyon osmanlı altını değerindedir.

Osmanlı Hükümeti feth ettiği bölge halkına istimalet adı verilen bir uygulama ile yönetimleri altına almıştır. Bu uygulamanın asıl amacı feth edilen bölge halkının güvenini sağlamak ve ellerinde bulunan mülkleri ve dini inançlarını istedikleri şekilde kendilerine
bırakmakta yatmaktadır. Osmanlı devletinde hiçbir zaman bölge halkına zorlama yapılmamıştır. Böyle olunca da Osmanlılara karşı herhangi bir direniş söz konusu olmamıştır. Osmanlı devleti erken dönemlerde başlatmış olduğu bu fetih metodunu klasik dönemde de sürdürmüş ve büyük başarılar elde etmiştir. Zaten Osmanlıların balkanlarda tutunmasında en büyük etken uygulamış oldukları bu yöntem olmuştur. ( Halil İnalcık,” Ottoman Methods of conquest”, Studia Islamica,2, (1954), 103-129 ) 

Balkanlar’da dini ve feodal baskılardan bıkmış olan köylüler Osmanlı Devleti’nin merkeziyetçi sistemini ve uygulamış olduğu siyasi rahatlığı benimsemişlerdir. Balkanlar’da dini baskı Katolik kilisesinden gelmekteydi. Katolik kilisesi Ortodoks balkanlara karşı dini baskı yapıyor ve mezhep değiştirmelerini istiyordu. Böyle bir durumda Osmanlı Devleti Ortodoks kilisesini kendi kontrolü altına almış ve onu baskılardan kurtarmıştır. Bu adaletli sistem fetret dönemlerinde bile balkanların Osmanlı’ya bağlı kalmasında etken olmuştur. Mesela 1402’de Ankara savaşında yenilen Osmanlı orduları Anadolu üzerindeki hâkimiyetlerini geçici olarak kaybetmiş olsalar da Rumeli’deki bütünlüğü ve siyasi iktidar bütünlüğünü sağlamıştır.

“Bulgar Milleti kulları beşyüz seneden beri Osmanlı idaresi altında mesut olarak yaşamaktadırlar. Bu süre zarfında mal, can ve dinleri fesatçıların ve kötülük peşinde olan kişilerin tecavüzünden muhafaza edilmiştir. Halbuki diğer memleketlerde yaşayan güçsüz ve fakirler, zenginlerin saldırılarına ve zulmüne maruz kaldıkları gibi kendilerine her türlü haksız muamele de reva görülmüştür. Zira Osmanlı idaresi altında yaşayan kuvvetliler tarafından güçsüzlere hiçbir şekilde eziyet edilmemiş, güçlüler ve zayıflar devletin bahşettiği adalet ve hakkaniyetten aynı nisbette faydalanmışlardır. Osmanlı idaresindeki Hıristiyanlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmeyerek hepsine eşit muamele edilmiştir.”  (Başbakanlık Arşivi, Bulgaristan İdare Kataloğu, nr. 89, Prof. İsmet Miroğlu: Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları)

Florida Üniversitesi&#039;nden Balkan tarihçisi Maria Todorova: “Osmanlı devleti 19. yy kadar uluslarüstü bir devletti. Balkanlar’da Osmanlı mirasını aramak anlamsızdır. Bizzat Balkanlar Osmanlı mirasıdır” (Osmanlı’nın Balkan mirası)

Eski Dışişleri Bakanlarından Hikmet Çetin: 1992 yılında Bosna-Hersek konusunda bir toplantı yapılıyordu. Türkiye de çağrıldı. Miloseviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı vardı. Yugoslavya&#039;da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?&#039; dedi.&quot;( İsmail Yediler, Osmanlı&#039;nın yani İslam&#039;ın, 22 Eylül 1994, Zaman Gazetesi)

Yunanlı yazar Michel de Grece:  “Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından çok üzüntü duyuyorum. Çünkü. Osmanlı Devleti dünya dengesini ayakta tutan bir güç olmuştu ve sevilsin ya da sevilmesin. Osmanlı’nın çöküşünden itibaren Balkanlar ve Ortadoğu’daki çalkantılar durmak bilmiyor.” ( Türkiye Gazetesi. 11 Ocak 1995; Tarih ve Medeniyet Dergisi, Şubat 44. İsmail Yediler )

Tunuslu Prof Dr. Abdülcelil Temimi: “Bugün Osmanlı’nın tabiî sınırları içerisinde mevcudiyetini sürdüren otuzu aşkın ülkenin, patlamaya hazır bomba olmaktan bir türlü kurtulamaması rağmen Osmanlı’nın buralarda asırlar süren boyunduruğun altına nasıl imza attığının sırrını; büyük bir hoşgörü harmonisi içerisinde, hâlen tartışması yapılan demokrasi, özgürlük, âdil yönetim gibi modern mefhumları doruk seviyede tatbik etme maharetine bağlamaktadır. Osmanlı’nın dışında, yeryüzünde gelmiş hiçbir imparatorluğun, bu mikyasta büyüklüğe sahip devletleri yönetmeye muvaffak olamadığını söylemektedir.” (Zaman, 5 Kasım 1994, s. 5 ) Bu sözler ne kadar da Çağdaş tarih felsefecisi Arnold Toynbee’in ,Tarih Üzerine Bir Etud adlı eserindeki ifadelerini andırmaktadır: &quot;Eflatun&#039;un ideal devletine en fazla yaklaşabilmiş sistem Osmanlı sistemidir&quot; demektedir. 

Devamı için ‘ İslam barış dinidir’ adlı yazımıza bakılabilir.

Orhan Gazi de, Bursa’nın fethinde Rumlara şehri niçin teslim ettiklerini sorduğunda şu cevabı almıştı:“Sizin devletinizin günden güne yükseldiğini ve bizim devrimizin geçtiğini anladık. Babanızın İdaresine geçen köylülerin memnun kalıp bir daha aramadıklarını gördük ve biz de bu rahatlığa heves ettik.” Göynük ve Yenice tarafları fethedilip, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa yöre Hıristiyanlarına çok adaletli davrandığında ise, Yerli ahali ona şöyle şükranlarını sunmuştu: “Ne olaydı bunlar (Osmanlılar) bize daha önce bey olaydı!” (Aşıkpaşazâde, Tevarih-i Al-i Osman. İst. 1332, s. 30. 43) De la Croix’de bu konuda şunları söylemektedir: “Orhan Gazi’nin İznik fethinde şehir halkına gösterdiği müsamaha ve hepsine yaptığı güzel muamele onları çok memnun ettiğinden göç etmedikleri gibi, Türklerin himayesinde kalarak bahtiyar bir hayat geçirmeye karar vermişlerdi.” (De la Croix. Osmanlı Takvim-i Tevârihi, C. 1, s. 90-92 )

Bizans tarihçisi Dukas:” II. Murad düşmanına karşı babasından daha yumuşak davranırdı. Allah bilir ki, Murad halka karşı daima iyilikte bulunurdu. Bu iyiliğini yalnız kendi ırkından ve dininden olanlara değil Hıristiyanlara da gösterir.” (Dukas, Bizans Tarihi, İst. 1956, s. 139)

&quot;Gayrimüslimlerden alınan vergiler, hâkimiyet müddetince daima, kamu hizmetlerini ifâ etmek, güvenliklerini sağlamak için kullanılmıştır. Hizmetleri görülmez, güvenlikleri sağlanamazsa. Toplanan vergiler iade edilirdi. Nitekim, 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra, Selanik elden çıkınca, orada ikamet eden gayri Müslimlere, o yıl için toplanan vergiler geri verilmiştir.&quot; (Mehmed Niyazi, “Yedi Yüzüncü Yıl İçin”. Zaman Gazetesi. 9 Ocak 1997, s. 2)

Amerikalı Tarihçi W. McGowan da. Yaptığı araştırmalar sonucunda; Osmanlı idaresindeki Sırbistan’da nüfus başına düşen gıda mahsulünün, Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. (Bruce W. McGovvan, “Food Supply and Taxation on the Taxation on the Middle Danube 1568-1579”. Archivum Ottomanicum, I. s. 139-196, Niyazi, “Ciddi Yanlışlar”. Zaman Gazetesi, 19 Eylül 1996, s. 2)

Macaristan İlimler Akademisi üyesi olan Tarihçi Kaldy-Nagy tarafından ortaya çıkarılıp yayınlanan bir belgede belirtildiğine göre. Osmanlı Devleti, Macaristan’a hâkim olduğu devirlerde, 1558 ile 1560 yılları arasında halktan topladığı 6 milyon akçe vergiye mukabil; aynı dönemde. 23 milyon akçe tutarında yatırım yapmıştır. (Kaldy-Nagy. “The Cash Book of the Ottoman Treasury in Buda in the years 1558-1560”, Açta Orientalia Hungarica, XV. S. 173-182; Yavuz Bülent Bakiler, Üsküpten Kosovaya)

Kanuni’nin Macaristan’da heykelinin dikilmesi münasebetiyle, Macaristan’ın 1961-1965 yıllarında arasında Ankara Büyükelçisi olan İmren Czekman şu anlamlı değerlendirmeyi yapmıştır: “Osmanlı Devleti’nin, İslâm hoşgörüsü, milletleri kaynaştırmak suretiyle Balkanlarda 500 yıl devam etti. Her topluma kendi kültürünü üretme ve o kültüre göre yaşama serbestisini verdi.Dünya tarihinde ilk defa, Fethedilen bir ülke, Fethi yapan kişinin heykelini dikiyor. Bunun elbette derin bir anlamı vardır.” (Kemal H. Karpat, “Kossuth in Turkey: The Impact of Hungarian refugees in the Ottoman Empire. 1849-1851”. Yay. Haz. Jean-Louis Bacque-Grammont, İlber Ortaylı, Emeri von Donzel, CIEPO Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Araştırmaları Uluslararası Komitesi VII. Sempozyumu Bildirileri. Peç: 7-11 Eylül 1986, Ank. 1994. TTK. Yay., s. 109. 113; , Süleyman Beyoğlu, “Kahraman Düşmanın Torunları”, Tarih ve Medeniyet Dergisi. Aralık 1997. Sayı: 45, s. 8-12; İsmet Bozdağ, “Zigetvar’da Şanlı Mazimizi Yaşadık”, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Ekim 1994. Sayı: 8, s. 15-19; Selim Yıldız. Vilayetlerin Sultanlığından Faziletlerin Sultanlığına Osmanlı, İst. 2004, s. 194-195 )

&quot;Şüphesiz Allah size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah size ne güzel öğüt veriyor.Doğrusu Allah işitendir, görendir.&quot; (Nisa Suresi, 58)
                                                 Muhammed EHAD

NOT: Bu cevap eklentiler ile ve yeni bir başlıkla konu olarak sitemize eklenmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>batılı devletlerin medeniyetleri kan sömürü gözyaşı üzerine kurulmuş. peki islamiyet nasıl kuruldu, başından beri savaşla kılıçla (bedir, uhud, hendek ve sonrki binlercesi). edinilen savaşlardan toplanan ganimetler, zorla vergiye bağlanan, müslüman olursa zekata mecbur olan, müslüman olmazsada cizye vermeye zorlanan ve sömürülen ülkelerle islamiyet büyüdü,semirdi. buhara türklerini 300 sene boyunca akınlar düzenleyerek katleden emeviler, zorla müslüman yaptılar&#8230;maveraunnehirin iki yakası türk kellerlerinden köprü olmuştu. bütün yayılmacı devletler, kanla, kılıçla sömürüyle beslenmiştir. buna islamiyet de dahil.</p>
<p>CEVABIMIZ:<br />
İnsan bilmeyebilir ama bilmediğini bilmesi de bir erdemdir!<br />
Bir gayri müslim kadar objektif olamayanların bilgiçlik taslaması üzücü:<br />
<a href="https://islamicevaplar.com/islam-kilic-zoru-ile-yayilmadi.html" rel="ugc">https://islamicevaplar.com/islam-kilic-zoru-ile-yayilmadi.html</a> adlı adresi okuyuculara özellikle tavsiye ederiz.<br />
Bedir, uhud, hendek savaşları ise  kısaca <a href="http://islamicevaplar.com/islam-baris-dinidir.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/islam-baris-dinidir.html</a> ve <a href="http://islamicevaplar.com/turan-dursuna-cevaplar-2.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/turan-dursuna-cevaplar-2.html</a> adreslerimizde ele alınmıştır. Bu savaşları başlatan taraf asla Müslümanlar olmamıştır. Müslümanlar daima savunmada kalmış, en sonunda müşrik saldırılarının bitmeyeceği anlaşılınca ve Hudeybiye anlaşması da onlar tarafından ihlal edilince Mekke bir iki istisna dışında kansız bir şekilde fethedilip bataklık kurutulmuştur.</p>
<p>Müslüman olanların vergi vermesi doğaldır, vergisiz hangi devlet vardır. Ayrıca bu Müslümanların iç meselesidir, sizi neden ilgilendirir. Müslüman olmak için kimse zorlanmaz- Kuran yasaklamıştır bunu- kendi isteği ile Müslüman olan ise zekatı kabullenip bu dine girer. </p>
<p>Cizye ise Müslüman olmayanlardan alınan vergidir ve  bir bakıma zekatın diğer adıdır. Müslüman olanların mal-can-namus-akıl ve dinlerini korumaya karşılık &#8211; Detay islami emirler ve hümanizm adlı konuda &#8211; ayrıca vatandaşa yapılan diğer hizmetler ve askere alınma zorunluluğu bile yokken vb tüm hizmetlere karşılık tabii ki ülke vatandaşı ülkesine vergi verecektir. Galiba sizi adları fazla korkutmuş bunlar kısaca vergidir, telaşlanmaya gerek yok!</p>
<p>İslam asla sömürüye izin vermez. Hatta Osmanlı fethettiği ülkelere aldığı vergilerden çok hizmet götürdüğü* ( Osmanlı ile ilgili ek bilgi aşağıda ) için eleştirilir. İşe bakın, hizmet fazla olur eleştirilirsin, vergi çok olsa, sömürücü ilan edileceksin, kurtuluş yok; önyargıların dilinden!</p>
<p>Emevilerin zorla halkı Müslüman yapması yoktur aksine&#8221;yapmaması &#8221; vardır ve tüm İslam tarihinde bu yüzden &#8216;eleştirilirler.&#8217; Yani yukarıdaki gibi aynı yanlış mantık: Müslüman yapsa idiler ki aksine engel oldular; zorla yaptılar diyecektiniz ki diyorsunuz, zorla yapmamak için uğraştılar, kestiler diyorsunuz. Neyse niyet iyi olmayınca &#8220;önyargıları kırmak &#8221; imkansız. Bu konuda kısaca <a href="http://islamicevaplar.com/turkler-hakkindaki-uydurma-hadisler-ve-turklerin-musluman-olmasi.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/turkler-hakkindaki-uydurma-hadisler-ve-turklerin-musluman-olmasi.html</a> adlı yazımızda ele alındı.</p>
<p>yazdıklarınızdan İslam dostu olmadığınız belli, artık hıristiyan veya ateist&#8230; Bana kimliğinizi söylese idiniz size sömürüyü kimin yaptığını tarihi belgeleri ile açıklardır. Ama sömürü ve İslam kelimelerini yanyana kullandığınıza göre daha önce başka konuları ele almak gerekli, &#8230;</p>
<p>Aşağıdaki konuları bir inceleyin isterseniz, okur, hala sorunuz olursa adresimiz belli. </p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/islami-emir-yasaklar-ve-humanizm.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/islami-emir-yasaklar-ve-humanizm.html</a></p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/idealler-ve-tarihten-pratik-realiteler.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/idealler-ve-tarihten-pratik-realiteler.html</a></p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/islam-sevgi-toplumu.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/islam-sevgi-toplumu.html</a></p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/dogu-bati.html" rel="ugc">http://islamicevaplar.com/dogu-bati.html</a></p>
<p>                     * OSMANLI</p>
<p>22 Eylül 2003 tarihinde İstanbul Çırağan Sarayı&#8217;nda gerçekleştirilen &#8220;Osmanlı Vizyonu ile Balkanlar&#8217;a Bakış&#8221; adlı konferansta konuşan eski Kültür Bakanı Agah Oktay Güner: &#8220;Başta Sultan Murad olmak üzere tüm Osmanlı padişahları bölgede bir hoşgörü medeniyeti kurdu. Osmanlı aldığı verginin iki katını harcayarak bölgede yatırım yaptı.&#8221;  </p>
<p>Örneğin Osmanlı devletinin hakimiyeti altında bulunan avusturya&#8217;dan aldıgı vergi 3 milyon osmanlı altını iken aynı bölgeye yaptıgı yatırımın toplamı ise  11 milyon osmanlı altını değerindedir.</p>
<p>Osmanlı Hükümeti feth ettiği bölge halkına istimalet adı verilen bir uygulama ile yönetimleri altına almıştır. Bu uygulamanın asıl amacı feth edilen bölge halkının güvenini sağlamak ve ellerinde bulunan mülkleri ve dini inançlarını istedikleri şekilde kendilerine<br />
bırakmakta yatmaktadır. Osmanlı devletinde hiçbir zaman bölge halkına zorlama yapılmamıştır. Böyle olunca da Osmanlılara karşı herhangi bir direniş söz konusu olmamıştır. Osmanlı devleti erken dönemlerde başlatmış olduğu bu fetih metodunu klasik dönemde de sürdürmüş ve büyük başarılar elde etmiştir. Zaten Osmanlıların balkanlarda tutunmasında en büyük etken uygulamış oldukları bu yöntem olmuştur. ( Halil İnalcık,” Ottoman Methods of conquest”, Studia Islamica,2, (1954), 103-129 ) </p>
<p>Balkanlar’da dini ve feodal baskılardan bıkmış olan köylüler Osmanlı Devleti’nin merkeziyetçi sistemini ve uygulamış olduğu siyasi rahatlığı benimsemişlerdir. Balkanlar’da dini baskı Katolik kilisesinden gelmekteydi. Katolik kilisesi Ortodoks balkanlara karşı dini baskı yapıyor ve mezhep değiştirmelerini istiyordu. Böyle bir durumda Osmanlı Devleti Ortodoks kilisesini kendi kontrolü altına almış ve onu baskılardan kurtarmıştır. Bu adaletli sistem fetret dönemlerinde bile balkanların Osmanlı’ya bağlı kalmasında etken olmuştur. Mesela 1402’de Ankara savaşında yenilen Osmanlı orduları Anadolu üzerindeki hâkimiyetlerini geçici olarak kaybetmiş olsalar da Rumeli’deki bütünlüğü ve siyasi iktidar bütünlüğünü sağlamıştır.</p>
<p>“Bulgar Milleti kulları beşyüz seneden beri Osmanlı idaresi altında mesut olarak yaşamaktadırlar. Bu süre zarfında mal, can ve dinleri fesatçıların ve kötülük peşinde olan kişilerin tecavüzünden muhafaza edilmiştir. Halbuki diğer memleketlerde yaşayan güçsüz ve fakirler, zenginlerin saldırılarına ve zulmüne maruz kaldıkları gibi kendilerine her türlü haksız muamele de reva görülmüştür. Zira Osmanlı idaresi altında yaşayan kuvvetliler tarafından güçsüzlere hiçbir şekilde eziyet edilmemiş, güçlüler ve zayıflar devletin bahşettiği adalet ve hakkaniyetten aynı nisbette faydalanmışlardır. Osmanlı idaresindeki Hıristiyanlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmeyerek hepsine eşit muamele edilmiştir.”  (Başbakanlık Arşivi, Bulgaristan İdare Kataloğu, nr. 89, Prof. İsmet Miroğlu: Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları)</p>
<p>Florida Üniversitesi&#8217;nden Balkan tarihçisi Maria Todorova: “Osmanlı devleti 19. yy kadar uluslarüstü bir devletti. Balkanlar’da Osmanlı mirasını aramak anlamsızdır. Bizzat Balkanlar Osmanlı mirasıdır” (Osmanlı’nın Balkan mirası)</p>
<p>Eski Dışişleri Bakanlarından Hikmet Çetin: 1992 yılında Bosna-Hersek konusunda bir toplantı yapılıyordu. Türkiye de çağrıldı. Miloseviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı vardı. Yugoslavya&#8217;da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?&#8217; dedi.&#8221;( İsmail Yediler, Osmanlı&#8217;nın yani İslam&#8217;ın, 22 Eylül 1994, Zaman Gazetesi)</p>
<p>Yunanlı yazar Michel de Grece:  “Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından çok üzüntü duyuyorum. Çünkü. Osmanlı Devleti dünya dengesini ayakta tutan bir güç olmuştu ve sevilsin ya da sevilmesin. Osmanlı’nın çöküşünden itibaren Balkanlar ve Ortadoğu’daki çalkantılar durmak bilmiyor.” ( Türkiye Gazetesi. 11 Ocak 1995; Tarih ve Medeniyet Dergisi, Şubat 44. İsmail Yediler )</p>
<p>Tunuslu Prof Dr. Abdülcelil Temimi: “Bugün Osmanlı’nın tabiî sınırları içerisinde mevcudiyetini sürdüren otuzu aşkın ülkenin, patlamaya hazır bomba olmaktan bir türlü kurtulamaması rağmen Osmanlı’nın buralarda asırlar süren boyunduruğun altına nasıl imza attığının sırrını; büyük bir hoşgörü harmonisi içerisinde, hâlen tartışması yapılan demokrasi, özgürlük, âdil yönetim gibi modern mefhumları doruk seviyede tatbik etme maharetine bağlamaktadır. Osmanlı’nın dışında, yeryüzünde gelmiş hiçbir imparatorluğun, bu mikyasta büyüklüğe sahip devletleri yönetmeye muvaffak olamadığını söylemektedir.” (Zaman, 5 Kasım 1994, s. 5 ) Bu sözler ne kadar da Çağdaş tarih felsefecisi Arnold Toynbee’in ,Tarih Üzerine Bir Etud adlı eserindeki ifadelerini andırmaktadır: &#8220;Eflatun&#8217;un ideal devletine en fazla yaklaşabilmiş sistem Osmanlı sistemidir&#8221; demektedir. </p>
<p>Devamı için ‘ İslam barış dinidir’ adlı yazımıza bakılabilir.</p>
<p>Orhan Gazi de, Bursa’nın fethinde Rumlara şehri niçin teslim ettiklerini sorduğunda şu cevabı almıştı:“Sizin devletinizin günden güne yükseldiğini ve bizim devrimizin geçtiğini anladık. Babanızın İdaresine geçen köylülerin memnun kalıp bir daha aramadıklarını gördük ve biz de bu rahatlığa heves ettik.” Göynük ve Yenice tarafları fethedilip, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa yöre Hıristiyanlarına çok adaletli davrandığında ise, Yerli ahali ona şöyle şükranlarını sunmuştu: “Ne olaydı bunlar (Osmanlılar) bize daha önce bey olaydı!” (Aşıkpaşazâde, Tevarih-i Al-i Osman. İst. 1332, s. 30. 43) De la Croix’de bu konuda şunları söylemektedir: “Orhan Gazi’nin İznik fethinde şehir halkına gösterdiği müsamaha ve hepsine yaptığı güzel muamele onları çok memnun ettiğinden göç etmedikleri gibi, Türklerin himayesinde kalarak bahtiyar bir hayat geçirmeye karar vermişlerdi.” (De la Croix. Osmanlı Takvim-i Tevârihi, C. 1, s. 90-92 )</p>
<p>Bizans tarihçisi Dukas:” II. Murad düşmanına karşı babasından daha yumuşak davranırdı. Allah bilir ki, Murad halka karşı daima iyilikte bulunurdu. Bu iyiliğini yalnız kendi ırkından ve dininden olanlara değil Hıristiyanlara da gösterir.” (Dukas, Bizans Tarihi, İst. 1956, s. 139)</p>
<p>&#8220;Gayrimüslimlerden alınan vergiler, hâkimiyet müddetince daima, kamu hizmetlerini ifâ etmek, güvenliklerini sağlamak için kullanılmıştır. Hizmetleri görülmez, güvenlikleri sağlanamazsa. Toplanan vergiler iade edilirdi. Nitekim, 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra, Selanik elden çıkınca, orada ikamet eden gayri Müslimlere, o yıl için toplanan vergiler geri verilmiştir.&#8221; (Mehmed Niyazi, “Yedi Yüzüncü Yıl İçin”. Zaman Gazetesi. 9 Ocak 1997, s. 2)</p>
<p>Amerikalı Tarihçi W. McGowan da. Yaptığı araştırmalar sonucunda; Osmanlı idaresindeki Sırbistan’da nüfus başına düşen gıda mahsulünün, Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. (Bruce W. McGovvan, “Food Supply and Taxation on the Taxation on the Middle Danube 1568-1579”. Archivum Ottomanicum, I. s. 139-196, Niyazi, “Ciddi Yanlışlar”. Zaman Gazetesi, 19 Eylül 1996, s. 2)</p>
<p>Macaristan İlimler Akademisi üyesi olan Tarihçi Kaldy-Nagy tarafından ortaya çıkarılıp yayınlanan bir belgede belirtildiğine göre. Osmanlı Devleti, Macaristan’a hâkim olduğu devirlerde, 1558 ile 1560 yılları arasında halktan topladığı 6 milyon akçe vergiye mukabil; aynı dönemde. 23 milyon akçe tutarında yatırım yapmıştır. (Kaldy-Nagy. “The Cash Book of the Ottoman Treasury in Buda in the years 1558-1560”, Açta Orientalia Hungarica, XV. S. 173-182; Yavuz Bülent Bakiler, Üsküpten Kosovaya)</p>
<p>Kanuni’nin Macaristan’da heykelinin dikilmesi münasebetiyle, Macaristan’ın 1961-1965 yıllarında arasında Ankara Büyükelçisi olan İmren Czekman şu anlamlı değerlendirmeyi yapmıştır: “Osmanlı Devleti’nin, İslâm hoşgörüsü, milletleri kaynaştırmak suretiyle Balkanlarda 500 yıl devam etti. Her topluma kendi kültürünü üretme ve o kültüre göre yaşama serbestisini verdi.Dünya tarihinde ilk defa, Fethedilen bir ülke, Fethi yapan kişinin heykelini dikiyor. Bunun elbette derin bir anlamı vardır.” (Kemal H. Karpat, “Kossuth in Turkey: The Impact of Hungarian refugees in the Ottoman Empire. 1849-1851”. Yay. Haz. Jean-Louis Bacque-Grammont, İlber Ortaylı, Emeri von Donzel, CIEPO Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Araştırmaları Uluslararası Komitesi VII. Sempozyumu Bildirileri. Peç: 7-11 Eylül 1986, Ank. 1994. TTK. Yay., s. 109. 113; , Süleyman Beyoğlu, “Kahraman Düşmanın Torunları”, Tarih ve Medeniyet Dergisi. Aralık 1997. Sayı: 45, s. 8-12; İsmet Bozdağ, “Zigetvar’da Şanlı Mazimizi Yaşadık”, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Ekim 1994. Sayı: 8, s. 15-19; Selim Yıldız. Vilayetlerin Sultanlığından Faziletlerin Sultanlığına Osmanlı, İst. 2004, s. 194-195 )</p>
<p>&#8220;Şüphesiz Allah size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah size ne güzel öğüt veriyor.Doğrusu Allah işitendir, görendir.&#8221; (Nisa Suresi, 58)<br />
                                                 Muhammed EHAD</p>
<p>NOT: Bu cevap eklentiler ile ve yeni bir başlıkla konu olarak sitemize eklenmiştir.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
