<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...Katagori</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/category/kadin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Jul 2025 09:19:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...Katagori</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Modernizm ve kadın</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/modernizm-ve-kadin.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/modernizm-ve-kadin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2014 06:21:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[batida kadın]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm ve kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=5694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modernizm Latince, &#8216;şimdi&#8217; anlamına gelen &#8216;modernus&#8217; kelimesinden türeyen modernizm, özellikle sanayi devrimi ile toplumda gözüken ve  19. ve 20. yüzyıl ortalarına değin Avrupa&#8217;da etkin olan, geçmişe ait yaşantı tarzının artık zamanının geçtiğine inanan, yeni alışkanlıklar ve bu alışkanlıkların meydana getirdiği zihniyeti ifade eden bir kavramdır. Gelenekten ve dinden kopuşu da temsil eden bu akımı Batı’nın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/modernizm-ve-kadin.html">Modernizm ve kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Modernizm</strong></span><br />
<span style="color: #000000;">Latince, &#8216;şimdi&#8217; anlamına gelen &#8216;modernus&#8217; kelimesinden türeyen modernizm, özellikle sanayi devrimi ile toplumda gözüken ve  19. ve 20. yüzyıl ortalarına değin Avrupa&#8217;da etkin olan, geçmişe ait yaşantı tarzının artık zamanının geçtiğine inanan, yeni alışkanlıklar ve bu alışkanlıkların meydana getirdiği zihniyeti ifade eden bir kavramdır. Gelenekten ve dinden kopuşu da temsil eden bu akımı Batı’nın tarihi gelişimi içinde olağan karşılamak mümkün iken, benzer bakış açısının zamanla -özellikle işgal edilen İslam toplumlarında meydana gelen kültürden kopuş ve yeniden dizayn edilen eğitim sisteminin sonucu olarak- kendini Müslüman adlandıran toplumlar içinde de yer almaya başlaması normal değildir. İşte burada tarihi köklerden kopma ama başkası da olamamanın ikilemini yaşayan toplumlar büyük bir kaos yaşamaktadırlar. Ne Avrupalı olabilen ve ne de Batılılarca kabul edilen ama yerli de kalamayan bu tür toplumlar iki yaşam tarzı arasında gidip gelmekte ama iki kültürü de tam olarak yaşayamamaktadırlar. Modernizm,  kültürel köklerinden kopmak ve başka kültürlerin gelenek, yaşam tarzını benimsemek olsa da değişmez bir kural vardır ki, taklit edilen taklit edene asla saygı duymamakta ve değer vermemektedir! Bu konudaki örnekleri ‘Oryantalizm Yanılgısı’ adlı yazımızda bulabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amacımız ne magazin haberleri devşirmek, ne İslami hassasiyeti olanların hayata bakış açılarına aykırı içeriklerle okuyucuyu rahatsız etmektir! Tek yapacağımız şey, İslam&#8217;daki kadın haklarından daha fazla hakka sahip olunduğu iddia edilen Batı medeniyetinden örnekler vererek, gerçekte kadına nasıl ve ne kadar değer verdiğini, kendi dergi/gazetelerinden örneklerle aktarmak, modernizmde kadının konumu ve kadın gerçeğini güncel hayattan alıntılarla gözler önüne sermekten ibaret olacaktır! Örnek verilen olaylar rastgele seçilmiş örnektirler, yoksa her gün yeni örneklerini haberlerde izlemekte, her an bu içerikli haberlere muhatap olmaktayız, ne yazık ki. Özellikle kaynaklık teşkil edebilecek birçok resmin buraya konamadığının altını çizelim. Bu konunun ‘İslam&#8217;da kadın’, ‘dinsiz ahlak olur mu?’ gibi konularla beraber okunmasının, kıyaslama açısından faydalı olacağının da altını çizmek isteriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ses Magazin Dergisi’nde bir erkek film artistimiz için şu tarif yapılmaktadır:” Kırlaşmış saçları, Grek/Yunan biçimi ile Avrupai bir havası vardır.” (Ses, 16 Şubat 1963, No: 8) Aynı dergi, Belgin Doruk’un bir film için gittiği Hydra adasından bir fotoğrafını paylaştıktan sonra fotoğrafın altına şunları yazmakta idi: ‘Tam Avrupalı bir sinema artisti olmuş’ (Ses, 21 Eylül 1963, no: 39, s. 8) Batı karşısında eziklik ancak bu kadar açık bir şekilde ifade edilebilirdi! Burun Yunan, hava avrupai! Artist isimli sinema dergisi de bayan bir artist için şu benzetmeyi yapmaktadır: “yabancı artistlerden hiçbir farkı bulunmadığı kolayca anlaşılır.” (Artist, Sayı: 19, 1 Aralık 1960) Yine Ses dergisi bir şarkıcının babalığını kıyaslayarak şu başlık atar:” Baba Cartwright gibi” (Ses, Sayı: 40, 2 Ekim 1982) Bir örneği de ben bizzat yaşadığım olaydan aktarayım. Yıl 1994, fakültede okurken İbni Sina hastanesine muayene için gitmiştim. İlahiyatta okuyorum sakallıyım tabii, sedyeye oturdum. Biri bayan iki doktor karşıma geçip benle ilgilenmek yerine bol imalı ve mesajlarla yüklü kendi aralarında, benim de duyacağım ses tonu ile sohbet (!) etmektedirler. Bir ara bayan doktor erkeğe şöyle demişti: ‘İyi ki bıyığını kesmişsin, İtalyan erkeklerine benzedin!’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evet, Batının modasını, kıyafetini, geleneklerini, yaşam tarzını hatta dini ritüellerini bile aynen aldık, taklit ettik. Ama en az 150 senelik bu tecrübe bize ‘hiçbir zaman Batı tarafından kabul edilmeyeceğimiz’ gerçeğini göstermiş midir veya biz bu acı tecrübeden ders çıkarmayı kabul edebilmekte miyiz, pek emin değilim…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, Batı medeniyetinde kadına değer verilmekte, bilgi, zeka ve kültürü ile mi ön plana çıkmaktadır?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Batının Medeni ülkelerinde, çoğunlukla, kızların kalbi eğilimlerinden çok, para veya unvan veyahut sosyal mevki gibi şeyler, evlenmenin kabul görmesine sebep olmaktadır.&#8221; (Max Nordau, Convertional Lies of Our Civilization, s. 266; Docteur Caufeynon, Histoire de la Femme, s.  95); “Behice Boran: &#8220;Kadının ekonomik hayatta üretime katıldığı topluluklarda, kadının sosyal statüsünün yüksek olduğu şeklinde bir görüş vardır. Halbuki kadının çok çalıştığı, kadın emeğinin kıymetli olduğu iddia edilen topluluklarda da sosyal mevkilerinin düşük olduğu görülüyor.&#8221; (Emel Koç, Behice, s. 57)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Posta gazetesinden bir haber. Haberin başlığı: Ya Avrupalıyız ya değiliz. İçerikte, Cumhurbaşkanı Gül ve ailesi tesettürlü olarak deniz kıyısında dolaşırken batılı başkanların (Blair, Merkel, Sarkozy) eşleri ile mayolu fotoğrafları yan yana konulmuş! Mesaj ise gayet açıktır; Açılmadan Batılı olamayız! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yaavrupaliyadegil-2.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5695" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yaavrupaliyadegil-2.jpg" alt="yaavrupaliyadegil-2" width="312" height="143" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acaba durum gerçekten böyle midir? Bilim, teknoloji ortak payda tabii ki olabilir ve tarih boyunca da olmuşturda. Zaten bilim, medeniyetler arasında dolaşarak gelişmiştir. Bu konu ‘İslami bilim, felsefe ve Batıya etkisi’ başlıklı yazılarımızda ele alınacaktır. Ama medeniyetler arasında kültür/din farkı göz ardı edilebilir mi? “Eskişehir&#8217;in seçkin bir okulunda görevli Rus yabancı dil öğretmeninin facebook fotoğrafları velileri isyan ettirdi. Bir kız arkadaşı ile dudak dudağa öpüşerek lezbiyen pozu veren öğretmen İ.S. bir başka fotoğrafta ise biri erkek diğeri kadın iki kişi ile aynı anda öpüşüyor. (Vatan, 03 Haziran 2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Toplumumuzda özden/dinden kopma örnekleri ne yazık ki artmaya başlamıştır. Artık sıradanlaşan (!) birkaç gazete haberleri ile modernizmin konumuza giriş yapalım:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Defne Samyeli, “Eşinin kaçamakları yüzünden HPV virüsü nedeni ile kansere yakalandığını” açıklamaktadır. (Habertürk, 13 Ağustos 2010) 20 Mayıs 2010 tarihli Posta gazetesinde modern Türkiye’nin gençleri olarak mini etekli ve erkeğin elinde yere sırtüstü eğilen kızların fotoğrafları verilmektedir. 17 Temmuz 2010 tarihli bir gazete haberi ise şöyledir: Berrak Tüzünataç’tan ayrılan Nejat İşler yeni sevgili bulur. Haberin başlığı, Ex-aşka misilleme. Günaydın gazetesinden bir haber; Deniz Akkaya ile birlikteliğinden bir çocuğu olan Efe Önbilgin bu gece üniversiteden arkadaşı ile evleniyor. (Vatan, 13 Mart 2011) Şirin Ediger yeni aşkı Eren Kesimer&#8217;le gittiği mekanda eski sevgilisi Bahadır Gürceer ile köşe kapmaca oynadı. (Hürriyet, 30 Kasım 2021) 31 yaşındaki sevgilisi öğretmen Rabia Alagöz hamile kalınca Doktor Nurettin Coşkun mahkemeye başvurur: Sevgilim sperm hırsızı. (DHA, 5 Nisan 2010) Ressam Zühre Mostafavi hamile kalınca sevgilisine mesaj çeker. Aşkımız meyvesini verdi. İsmail Özer ise, &#8216;Huzurum bozuldu&#8217; diyerek sevgilisini mahkemeye verir. (21 Aralık 2011)  Evlilik hazırlığı yaptığı Cem Alper&#8217;in kendini aldattığını öğrenen Burcu Esmersoy 3,5 yıllık ilişkisini bitirir. (Vatan, 24 Kasım 2011) Yeşim Salkım; Arkadaşlarım kocamla birlikte oldu. (Vatan, 9 Mayıs 2007) “Birbirlerini aldatan evli çiftler artık medeni durumlarından bahsederken, ‘M.&#8217;yim’ yani ‘Evliyim ama müsaitim’ diyor. (Habertürk, 1.2.2007) “Berrin (28 yaşında, sigortacı) &#8220;5 yıllık evliyim. Vicdan azabı çekmiyorum.&#8221; Gazeteci Ersin M. ise 9 yıllık evli ve üç çocuk babası olduğunu belirtiyor ve ekliyor: Çevremde böyle birçok arkadaşım var. Evli erkeklerin hepsi M.&#8217;dir bence. Bu fırsatı değerlendirmeyen erkek görmedim hiç. Burcu (27 yaşında, mimar) 2 yıllık evliyim, amacım macera. Evlendiğimin ertesi günü patronumla beraber oldum. Evlilik terapisti Psikiyatr Dr. Armağan Samancı, &#8220;Evli Türk erkeklerinin yüzde 30&#8217;u, kadınların yüzde 10&#8217;u bu durumda. Bu, yüzyılımızın problemi. Dürüstlük azalıyor. Değişimin en büyük müsebbibi ise televizyon. (Sabah, 01.02.2007) Türkiye&#8217;de çocuk pornosunu araştıran Çocuk Hakları İçin Yurttaş Hareketi Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat&#8217;a göre, komşu ülkelerden pek çok kişi Türkiye&#8217;ye çocuk fuhuşu için geliyor. Dünyada internetten çocuk pornosu araştırması yapan şehirler içinde İzmir birinci, İstanbul ikinci, Ankara dördüncü sırada yer alıyor, pornografik fotoğraf ve görüntülerin yarısından fazlası ise ABD&#8217;den tüm dünyaya yayılıyor. (Hürriyet, 27 Ekim 2006; Hürriyet, 4 Kasım 2006) Özel okul idarecileri, erken saatte açılan ve öğrencileri kabul eden barları Ömer Balıbey’e şikâyet etti. Öğrenciler, saat 13.00’ten itibaren bu barlarda rahatça içki ve sigara içiyor, ‘yakın’ arkadaşlarıyla buluşuyor. (Milliyet, 26 Mart 2002)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-7551 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/avrupai-ancaokadar-1.jpg" alt="" width="476" height="246" /><br />
<img decoding="async" class="alignnone wp-image-10783 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ezikler-1960.jpg" alt="" width="460" height="311" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7620 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3464357537568.png" alt="" width="323" height="515" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cem özer’den ‘Sevgilim başkasıyla yatabilir bunu aldatma saymam. Birlikte olduğum sevgilimin canı bir başka beden çekmiş, gitmiş başka biriyle yatmış, benden genç, benden diri biriyle… Yapabilir. Bunu aldatma saymam ki. Ama gider de dertlerini, sevincini, mutsuzluğunu başka bir adama anlatırsa işte o zaman beni aldatmış sayarım. O zaman ilişki bitmiş demektir. Anlık olarak karşındakiyle bir şey yaşarsın, aşırı insani.’ (Hürriyet, Kelebek, 4.4.2016)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çağlayan’ın ‘Gör Beni’ programına konuk olan Esra Dermancıoğlu, eşinin kendisini aldattığını söyledi: “Bir erkeğin beni aldatması asla sorun değil. Bir erkek eşine, ‘ya canım başka kadınlar çekiyor” rahatlıkla diyebilmeli.’ (9.4.2021) Bu çağdaş açıklamaya hiç itiraz etmeyen kesim, nedense Sibel Üresin, “Çok eşlilik yasal olmalı” (24.5.2011) dediği için onu  topa tutar. Ne yazık ki günümüzde zina, fuhuş normal, yasal evlilik ihtimali  ise ‘kadın &#8216;düşmanlığı’ olarak lanse edilmektedir. ‘İslam’da kadın hakları’ adlı yazımızdaki ‘Taaddüd-i zevcat’ başlıklı yazımızın okunmasını tavsiye ederiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Metin Akpınar&#8217;ın, 1987 yılında Suphiye Orancı ile yaşadığı tek gecelik ilişki sonucu dünyaya gelen ikiz kızlarından biri olan Duygu Nebioğlu&#8217;nun ortaya attığı iddialar, ünlü gazeteci Uğur Dündar&#8217;ı da içine alan bir çekişmenin fitilini ateşler. (Takvim, 17 Nisan 2024) Usta oyuncu Metin Akpınar&#8217;ın 36 yıl önce yaşadığı ilişkiden ikiz kızları olduğu ortaya çıkar. Duygu Nebioğlu, DNA testi ve mahkeme kararı ile 82 yaşındaki sanatçının öz kızı olduğunu resmiyete kavuşturur. (Milliyet, 13.4.2024) Duygu Nebioğlu’nun babalık davasını kazanmasının ardından ikiz kardeşi Sevgi Katkıcı da mahkemeye başvurur. Antalya Adli Tıp Kurumu’ndan alınan DNA raporu, Antalya 5. Aile Mahkemesi’ne ulaşması sonucu, Sevgi Katkıcı’nın da Metin Akpınar’ın kızı olduğu tespit edilir. (Hürriyet, 9.7.2024) 24 Nisan 1985 tarihli Posta gazetesine, &#8216;Evleneceğim kurtulacağım&#8217; başlıklı röportaj veren diyen Uğur Dündar, &#8216;Mazbut bir hayatım var. Günün birinde bir kadının kucağında çocuğu ile çıkıp (Uğur beni iğfal etti) diyeceğinden korkuyorum&#8221; demektedir. Yıllar sonra ise “Dilara Gülaltan, Uğur Dündar’a babalık davası açar ve adını kendisine annesi Suphiye Orancı’nın verdiğini” söyler. (Hürriyet, 19.4.2024) Suphiye Orancı&#8217;nın Uğur Dündar ile ‘arkadaş olduğunu’da öz kuzeni N.H. (Sabah, 23.4.2024) açıklamıştı. Zaten, Uğur Dündar katıldığı bir yayında &#8220;O dönem ben de bekar adamım, normal sağlıklı cinsel bir yaşamım var. Bunun konuşulacak başka bir tarafı yok ki&#8221; (Haberler, 19.4.2024) diye açıklama da bulunmuştu. Daha sonra Dündar, DNA testi ile baba olmadığının kanıtlandığını açıklar. (Posta, 19.4.2024) Halbuki İslam’a göre bu ilişkiler yasal boyutu ile yani evlilik yolu ile yaşanmış olsa idi iş bu boyutlara ulaşmayacak,  bu iki kız kardeş 36 sene sonra, hem de DNA testi ve mahkeme kararı ile babalarını bulmayacak ve normal bir aile ortamında, madden ve manen sağlıklı bir şekilde büyüyebileceklerdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Tabii ki bugünlere bir günde gelinmedi. Bize ne olduysa, hep azar azar oldu! </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkekleri tanıyor musunuz? Macdonald Carey: Erkekler güzel kadınlara bakarlar. Bir kadının bunu anlaması şarttır. Hatta arada bir yiğitlik gösterip de “bak ne güzel kız” dese ağzı mı kopar? Sonra erkekler, her gördükleri güzel kadına aşık olmayacaklar. (Yıldız dergisi, 11 Eylül 1951) Yıldız dergisi, 8 Eylül 1951 tarihli sayısında toplumu şöyle yönlendirmektedir: “Amerika&#8217;da 40&#8217;lık artistler bile mayolu resimlerini çektirirler, bizde niye böyle olmasın? Aslında güzel bile olmayan Rita, sırf ‘kendi gayretleri sayesinde’ bir ‘ilahe mertebesine’ yükseldi. Genç kızlar Rita Hayworth&#8217;u örnek alın.” Peki nasıl ilahe olunurmuş? Aynı derginin 9. ve 13. sayfalarında detaylar verilmektedir: Rita memnun edilmeyi değil ‘memnun etmeyi’ gözeten, daima etrafındakileri, ‘bilhassa erkekleri memnun etmeye çalışan’ bir kadındır. Pasiftir, gezmeye gittiği zaman kavalyesi nereye gitmek isterse oraya gider, kendi arzusu kavalyesinin arzularıyla çarpışıyorsa derhal arzusunu saklar ve kavalyesinin arzusuna tabi olur. Bir gezmeye gittiği zaman mümkün mertebe ‘güzel görünmeyi’ ihmal etmez, zira ‘erkekler yanlarındaki kadınların iyi ve müsbet bir şekilde dikkati çekmelerini’ isterler; ‘güzellikleriyle veya iyi giyinmiş’ olmalarıyla.” Yıldız dergisinin 15 temmuz 1939 tarihli sayısında Tokalon pudrasının reklamı şöyle yapılmaktadır: “Erkekler size hayran olacak, kadınlar güzelliğinizi kıskanacak.” 2018 yılında televizyonlarda yapılan Blendax reklamları, hiç bir şeyin değişmediğini göstermektedir. (Reklam özetini aşağıda vereceğiz.) Kendisi için yaşamasına izin verilmeyen hep başkalarına için yaşayan kadın projesi ne yazık ki başarılı olmuştur. Kısaca “Modernite, tek tipçi dayatmayla kültürü yozlaştırmıştır.” (Prof. Dr. Cağfer Karadaş, Ateist ve Deistlere Cevap, s. 39)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Peki, medeni, modern olmak ülkemizde nasıl anlaşılmaktadır?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Seviyorsan Git Ayrıl Bence’ oyununda Görgüzel ve Kangı&#8217;nın öpüşmesi çok konuşuldu. Oyunu izleyenler arasında Görgüzel&#8217;in eşi Hamdi Alkan da vardı. Oyunun ilerleyen dakikalarında ise bir öpüşme sahnesi gerçekleşti. Sahne öncesi Kangı, Hamdi Alkan&#8217;dan izin istedi. İrfan Kangı, oyunu keserek eşi Selen Görgüzel&#8217;i izlemeye gelen yönetmen Hamdi Alkan&#8217;a dönerek, &#8220;Hamdi Ağabey, şimdi Selen Hanım&#8217;ı öpeceğim ama sonra bu ilişkimizi etkilemesin, öpebilir miyim? Benim eşim de burada, hanım beni eve almayacak.&#8221; diyerek izlemeye gelenleri güldürdü.” (Hürriyet, 18.11.2021) Eşi Hamdi Alkan&#8217;ın da izlediği tiyatro oyununda İrfan Kangı ile rol gereği öpüşen Selen Görgüzel, &#8220;Hamdi medeni biri. Bizi alkışladı, çok da keyif almış, beğenmiş.&#8221; dedi. &#8220;Nedense eşim hakkında kabadayı havası yaratılmaya çalışılıyor. Gayet mülayim, entellektüel bir kişiliği olan, medeni bir yönetmen olan çok değerli eşimin sanata da bakış açısı gayet destekleyici. Hamdi Bey’e işimi, kararlarımı çok sormam.&#8221; şeklinde konuştu. (En son haber, 18.11.2021) İkili 4 ay sonra, 19 Mart 2022 tarihinde boşandı. Halil Ergenç, “Eşimde bende oyuncuyuz. Bergüzar’a nasıl ‘Rol gereği öpüşme’ derim. Bu ona güvenmediğim anlamına gelir.” dedi. (Posta, 9.11.2014) Eski manken Bozok Gören aynı anda iki kadınla görüşmektedir. Bozok&#8217;un açıklaması: “Ben modern bir insanım.” (Posta, 2007; Haberin ekran görüntüsü sitemizde) İşadamı Nureddin Hasman sevgilisinden ayrılır ve şu açıklamayı yapar: Ayrılsak ta görüşeceğiz, ‘anadoluda’ yaşamıyoruz.” (Sabah, 26.07.2009) Sevgilisi Eda Taşpınar kendisini daha önce &#8220;Alaturka, taşlı-pullu hiçbir şeyi asla giymem. Kendimi daha doğal, daha Avrupai görüyorum. Annem, anneannem İsveçli. Babam Türk; ama Avrupa görmenin vermiş olduğu hava var.&#8221; (Hürriyet, 19 Mayıs 2006) diye tanıtmakta idi. Acun Ilıcalı, iş ve özel hayatında tam bir “modern aile” kurmuş durumda. Halen birlikte çalıştığı ilk eşi Seda ve şimdiki eşi Zeynep ile dördüncü kızının annesi Şeyma ve yaz aşkı Kardelen, bu geniş ailenin üyeleri. (Habertürk, 15.12.2014) Modern dünyanın sembolü: Sakallı kadın Conchita Wurst! (Hürriyet, 13. 7.2014) Kocam aldatırsa affederim, o da beni affeder. ABD&#8217;li ünlü oyuncu Gwyneth Paltrow ihanetin kendisi için boşanma gerekçesi olamayacağını söyledi. (Posta, 27 Eylül 2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sadece o mu af ediyor peki? Artık biz de avrupai olduk! “Her erkek yapar. Hülya Avşar ile yaptığı aşk kacamağı dillerden düşmeyen Tanju Çolak, “Bana evine bağlı ama karısını hiç aldatmayan bir erkek gösterebilir misiniz?” diye kendini savundu.” (Tan, 22.04.1989) Kibariye, eşinin adının sürekli ihanet haberlerine konu olmasıyla ilgili soruya şu şekilde cevap verir: &#8220;Her erkek yapar, yapmayan yok.&#8221; (Milliyet, 30.4.2024) Araştırmalara göre aldatmaların yaşandığı ilişkilerin %70&#8217;i devam ediyor. Affeden taraf sizseniz asla geçmişe geri dönmeyin. (Sabah, 5 Mart 2022) Aydemir Akbaş&#8217;tan tartışılacak sözler: “(Eşi) Beyhan bana dedi ki; Bir şey yapacaksan benim klasımda olsun. Aşağısında yaparsan canını okurum, gururumla oynamayacaksın. Kimse bilmeyecek. Erkek aldatır! Yapmayan erkek mi var? Fırsatını bulacak, yapmayacak? Erkeklere güvenmeyin. Biz 3 kez evlendik 2 kez boşandık. Ama ufak sebeplerden.” (Hürriyet, 14.06.2022) 8 yıl iş ilişki yaşadığı Feyza Çıpa’dan ‘evliliğe hazır değilim’ diyerek ayrılan Kutsi, 4 aylık sevgilisiyle sessiz sedasız evlendi. (10.03.2021) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evlilikte aldatmak affedilir mi? Erkeklerin sık başvurduğu bir yöntemdir. Barda flört ettiği bir kadınla veya bir fahişeyle beraber olan erkekler az değildir. Kadınlar da barda, tatilde tanıştıkları biriyle tek gecelik ilişkiler yaşayabilirler. Ahlaken çok kınansa da, ‘evliliğe en az zarar veren aldatma türü’ budur. ‘Aldatan erkekse, karısının fazla üzülmesine gerek yok.’ Erkek için tek gecelik ilişki, son derece önemsiz ve gelip geçicidir. Kadın tek gecelik ilişki yaşıyorsa, burada zaten, aldatmanın çok ötesinde, ciddi kişilik problemleri vardır. (Hürriyet, 2.6.2009) Otilia&#8217;dan cüretkar sözler. Romen güzel verdiği röportajda “Sinan bir kere aldatsa affederim, erkeklerin kaçamak yapması ilişkiyi sağlamlaştırır.” dedi. (Milliyet, 18 Kasım 2017) Elif Gönlüm: Kocam aldatırsa affederim. (Hürriyet, 10.2.2018) Kaçamağı affederim. Manken Tülin Şahin, eşi Mehmet Özer&#8217;e o kadar ‘aşık’ ki, “tek gecelik bir ilişki ise eşimi affederim” diyor. Eşi ise, ‘hemen boşardım.’ diye karşılık veriyor. Şahin, 2005 yılında evlendiği Özer ile, 2017 yılında boşanır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6563 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/istenensonuc-1.png" alt="istenensonuc-1" width="357" height="557" /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11768" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/171766624_1099685560511381_3750356506118016904_n.jpg" alt="" width="218" height="402" /></span><br />
<span style="color: #000000;">                                           Bu mantığa göre her dertleşen dost, eşlerini ile aldatmış oluyor&#8230;!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12146 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-ve-kadin-2021-11-18.png" alt="" width="386" height="407" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13091" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/09Kasim2014.jpg" alt="" width="423" height="423" />09 Kasım 2014</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmbu-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5806" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmbu-2.jpg" alt="modernizmbu-2" width="498" height="364" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">        <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modern-lukushayatnedir-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-5795 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modern-lukushayatnedir-1.jpg" alt="modern-lukushayatnedir-1" width="316" height="366" /></a>     <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernerkek-3.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6024 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernerkek-3.png" alt="modernerkek-3" width="500" height="235" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12371 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmvekadin-2022-3.jpg" alt="" width="467" height="257" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12654 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/286402034_1375993062880628_2023041075277947744_n.jpg" alt="" width="247" height="488" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12452 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmvekadin2022194.png" alt="" width="518" height="350" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8288 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm_ve-kadin-2018-1.jpg" alt="" width="568" height="391" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7735 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/posta_100817-300x276.jpeg" alt="" width="300" height="276" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8108 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yenisafak_301217-300x290.jpeg" alt="" width="300" height="290" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6300 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/gunes_291115-modernizm.jpeg" alt="gunes_291115-modernizm" width="226" height="184" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7822 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/candundar-kadinhaklari-2.jpg" alt="" width="578" height="491" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7034 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/basnyonldrm-1.jpg" alt="basnyonldrm-1" width="580" height="323" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/gunes_291115-modernizm.jpeg"><br />
<img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6212 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/nasilsirkedusulur-1.jpg" alt="nasilsirkedusulur-1" width="610" height="451" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-aldatilma-1.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6312 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-aldatilma-1.jpeg" alt="modernkadin-aldatilma-1" width="499" height="155" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12900 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/457456867957.jpg" alt="" width="327" height="345" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">          İslam&#8217;da evlenilecek ve eğlenilecek diye kadınlar ikiye ayrılmaz, hele üçe asla!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10565 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/65763.jpg" alt="" width="383" height="336" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                          Kendi için yaşamasına izin verilmeyen, hep başkası için yaşayan kadınlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi modernizmde kadın evliliğe 1-0 yenik başlıyor, o da aldatan eşini yakalarsa! Kadınlara bunları yaşatmaya kimin hakkı vardır?!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evli, bir çocuk babası sunucu Murat Başoğlu 31 temmuz&#8217;da Bodrum&#8217;da teknede bir kadınla öpüşüp sevişirken görüntülenmişti, kadının yeğeni olduğu bile iddia edilmişti. Eşi Hande Bermek, Murat başoğlu&#8217;nu affetti. (Posta, 10 Ağustos 2017) Tuvana Türkay eski sevgilisi fenerbahçeli Alper Potuk&#8217;un bir esmerle yakalandığı gecenin ertesi kontra atağa kalktı, eski basketbolcu Kerem Tunçer&#8217;i ile yemekteydi. (Medyafaresi, 1.1.2018) Fenerbahçeli futbolcu Alper Potuk&#8217;un kendisini aldatmasıyla yollarını ayıran Tuvana Türkay, sevgilisini affetti. (Hürriyet, 4.9.2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dünya Kadınlar Günü için yazdığı yazıda, “Bir erkeği büyütmek için kaç kadın lazım? Her başarılı erkeğin ardında bir kadınlar mezarlığı yatar. Tanrı erkek mi? Asırlardır erkeklerin tek başına dişleyegeldiği ego elmasına kadın da ortak oluyor. Başarılı kadınların ardında erkek mezarlıkları görmemiz yakındır.” (Milliyet, 8 Mart 2010) diye yazan Can Dündar, 6 Mayıs 2016’da silahlı saldırıya uğradığında, kendisinin daha önce defalarca aldattığı eşi Dilek Dündar &#8220;Ben adamı gördüm silahı görünce üzerine gittim.” diye anlattığı olayda, “Saldırganın yakasına ilk kendi yapışır” ve canını tehlikeye atarak araya girer ve Dündar’ı kurtarır! Sonra ne mi olur?  &#8220;Ben böyle gözü pek bir kadın görmedim&#8221; (7.5.2016) dediği ve “Arkasına saklandığı karısını yine aldatır.” (Takvim, 5.9.2017) Halbuki, “Can Dündar&#8217;ın yasak aşkı nedeniyle evliliği bitme noktasına gelmiş ancak, &#8220;Sevmek suçsa sevdim. Hesabını da eşime verdim&#8221; şeklinde açıklama yapmıştı. Bu aşk kaçamağı sonunda Dilek Dündar eşini bağışlamış ve çift ilişkilerine devam etme kararı almıştı.” (Süper Haber, 05.09.2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3 ay flört eden reklamcı Ali Nur Velidedeoğlu 18 Ağustos 2006&#8217;da modacı Enci Teker ile evlilik kararı alır. Teker, 2015 tarihinde “Beni aldatmadığı kadın kalmadı. Kendi yaşını 10 yıl küçük gösterip genç kızlarla birlikte oluyordu” diyerek tek gelsede boşanır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tuğba Ekinci: “İnan ki hiç aldatmayan erkekte sorun vardır, anla yani bu konuda, yani erkeğin elinin kiridir, anladın mı, birazcık aldatabilir, bilinçli bir erkek, ‘elinin kiri’ der ama daha değer verir ‘temiz olana.’ Ben hep diyorum, bi Rusya&#8217;ya gidilsin evlenmeden.” (29 Mayıs 2024) Hem cinsinin kullanılıp kirli mendil gibi atılmasını normal olarak nitelendirip, aldatılmayı içselleştirip bunu yapmayan erkeklere de ‘anormal’ gözü ile bakmak…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İbrahim Tatlıses&#8217;in kadınlarla ilgili görüşü: “Üç  türlü kadın vardır; günlük haftalık ömürlük.” (Tan, 16.3.1985) Sayı doğru ama aslında İslam’a göre kadınlar; Ana, eş, bacı şeklinde üçe ayrılırdı! Meryem Uzerli, evlilik dışı çocuk sahibi olduğu Can Ateş’in çocuğu kabul etmemesi üzerine bebeğini babasız büyütmeye karar alır. (Posta, 18.06.2006;  Hürriyet, 25.08.2013) Özgür Mumcu: İkimizin de ‘sevgilisi’ var, mahvoluruz! Gazeteci Özgür Mumcu ile Tarkan&#8217;ın eski sevgilisi Bilge Öztürk Asmalı Mescit’te dudak dudağa yakalandı. Mumcu muhabirlerden fotoğrafları silmelerini istedi. Öztürk ise, ‘sevgilimiz var, mahvoluruz’ dedi. (Habertürk, 29 Kasım 2014) Bekarlığa en güzel veda meyhanelerde olur. (Sabah, Günaydın eki, 10 Mayıs 2013) Bekarlığa veda partisinde gelin hamile kaldı. (Takvim, 18 Mayıs 2013) Bekarlığa veda partisinde cüce striptizciden hamile kaldı. (Mynet, 13 Kasım 2019) Herşey bir anda oldu. Sosyeteyi sarsan siyahi bebeğin babasını Takvim buldu. Bekarlığa veda partisinde sosyetik gelini hamile bırakan Nijeryalı dansçı A.Y. o gece yaşanan rezaleti tüm çıplaklığıyla anlattı. (Takvim, 18.5.2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Büyük kentlerde ahlaki çözüntü hızla artıyor. “Sokakta öpüşmek modernlik değildir diyen Goncagül, eskiden gizli kapaklı olan şeylerin artık aleni yapıldığına dikkat çekiyor. “İlişkilerin çabuk bitmesinin en önemli sebebi, insanların evlilik öncesinde her şeyi yaşıyor olması” diyor. (Milliyet, 5 temmuz 2010) “Medya,  kadınları öncelikle  “bedene” indirgemekte ve kitleyi bedenleri üzerinden sömürmektedir. Reklamlar ise, ister istemez izleyenlerini şöyle bir kadının varlığına inandırmaktadır. Kadın, genç (muhtemelen 35 yaşı geçmemiş), vücudu kusursuz ve daima bakımlı (hiç ter kokmayan), güzel (rüzgarda saçı bozulmayan), zayıf, makyajlı ve daima modaya uyumlu (pahalı markalı) şık giyinen ve daima cinsel çekiciliği ön planda olandır. Kadın ve erkek parfümlerinin ikisi için de, ayrı ayrı kadın vücudu sergilenirken, erkeklerin traş bıçağı reklamında, yine kadın kullanılıyor.” (Ekrem Ergin Karaismailoğlu, Medyaya eleştirel bir bakış: kadınları ve çocukları algı zindanlarına kapatan güç, s. 22, 24) “Kadın dergileri, sanki erkeklerin hoşuna gidecek kadınları hazırlamak için çıkarılır. Güzel olmanın yolları, iyi yemek yapma, iyi giyinme, iyi sevişme ve erkek tavlama yöntemleri üzerinde durulur. Amaç sanki erkeği mutlu edecek kadını hazırlamaktır.” (Yazgülü Aldoğan, Medyanın Kadına Bakış Açısı, Yeni Türkiye Medya Özel Sayısı, Kasım- Aralık 1996,  s. 1318-1322)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">John Terry&#8217;nin eşi Toni Terry: “Mutlu olacaksa başka kadınlara da gidebilir.” (Hürriyet, 15 Şubat 2010) Hülya Avşar: Mutlu evlilik için erkek arada aldatmalı! (Hürriyet, 21 Haziran 2009) İvana Sert&#8217;de Posta&#8217;dan Oya Germen&#8217;e (30.05.2010) benzer açıklamayı yapıyordu, &#8220;Kocam başka kadınla birlikte olabilir, hiç kıskanmam!&#8221;  Ünlülerden Başak Sayan&#8217;da Twetter&#8217;den bir paylaşımda bulunur; Bir gecelik ilişki aldatma sayılmaz! (2 Şubat 2010) Zaten bu artık bilimsel (!) bir gerçekliğe de oturtulmuştur: ABD&#8217;li psikoterapi merkezi müdürü Mira Kirshenbaum, &#8217;30 yıllık mesleki tecrübeleri &#8216; ile kaleme aldığı kitabından; Evlilikte aldatma iyidir! (Habertürk, 10.02.2008) Berlin&#8217;li Sıla Şahin da, ‘Ben özgürüm, Türk kadınlarına çıplaklığın ucuz olmadığını göstermek için playboya soyundum.” der. (14 Nisan 2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki tüm bu haberler toplumu ne hale getirmiştir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">19 yaşındaki Gamze Süsemcik sevgilisi Hasan&#8217;la birlikte olur. ‘Bekâretimi kaybettim, evlenelim’ der. Sevgilisinin, ‘beni bağlamaz’ demesi üzerine siyanür içerek intihar eder. (27 Aralık 2012) Manken-oyuncu Leyla Kömürcü (30) Amerika-New York&#8217;taki bir sperm bankasından aldığı spermle hamile kalır. 2.5 aylık hamile Leyla Kömürcü&#8217;nün bu işlem için 25 bin dolar ödediği öğrenilir. (Milliyet,17 01. 2007)  Kızının bebeğini doğuran anne. 51 yaşındaki S. K. bebeğin hem annesi hem anneannesi, hem de sütannesi oldu.  (Sabah, 24.12.2006) Eşi Elvan Yıldız’ı dövdüğü iddiasıyla gündeme gelen oyuncu Metin Yıldız, önceki akşam sevgilisiyle öpüşürken görüntülendi. Elvan Yıldız görüntüleri yayınlayan kanala giderek ihaneti önce kendi izledi, gözyaşlarına engel olamadı. (Gazete Vatan, 10.04.2012) O. Baştürk: “Epeydir kulağıma çalınan bir fısıltıydı. Deniyordu ki sağdan soldan, &#8220;Taksim’deki bilmem ne mekanında ‘eş değiştirme partisi’ yapılmış, duydun mu?&#8221; Nihayetinde ne yapıp edip Harbiye’de partinin yapılacağı mekanın kapısında buldum kendimi.” (Hürriyet, 6 Aralık 2006) Hafızam beni yanıltmıyorsa eğer, İstanbul’da ya da diğer şehirlerde sadece lezbiyenlerin gittiği ve eğlendiği bir kulüp olmadı hiç. O yüzden B.’yi duyunca şaşırdım ve &#8220;ilk&#8221; olduğu için de yazmak istedim. (Hürriyet, 18.12.2006) Uzak deniz kaptanı, çok sevdiğini söylediği eşini yurtdışına her çıkışında aldatıyor. ‘Eğitimli bir insanım. Kadının benim yanımda yatıyor olması bana inanılmaz rahatsızlık verir; çünkü ben evli bir insanım. Kendimi suçlu hissederim. Hollanda&#8217;da bunu yaptıktan sonra eşime telefon ettim, içimdeki pişmanlığı kapatmak için. Eşimi seviyorum.’ (Radikal, 23 Ocak 2006)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/can-1-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5696" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/can-1-2.jpg" alt="can-1-2" width="211" height="220" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/zatenmhvdnz-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5798" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/zatenmhvdnz-1.jpg" alt="zatenmhvdnz-1" width="397" height="144" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/basin-kadin-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5697" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/basin-kadin-1.jpg" alt="basin-kadin-1" width="390" height="502" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7014 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/mondernizm-es-opusturme-1-293x300.jpg" alt="mondernizm-es-opusturme-1" width="293" height="300" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/flort-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5698" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/flort-1.jpg" alt="flort--1" width="478" height="201" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-1-2-3-4-51.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5901 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-1-2-3-4-51.jpg" alt="modernkadin-1-2-3-4-5" width="532" height="270" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve sonuç, kadınların içine düştüğü durum, Kadınlar adeta paranoyak yapıldılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Sosyetenin çapkınlık ablukası. Son dönemde evli beylerin kaçamak yaparken sık sık uğradığı mekanın çıkışında paparazzilere yakalanması, söylentilere göre acemi çapkınların eşlerini harekete geçirdi. Magazin ilavelerinde kaçamak yapan eşlerini gören kadınlar artık mekanın en sadık müdavimleri olup çıktı. Öğle saatlerinden itibaren gruplar halinde gelerek ellerine çay ve kahvelerini alarak Brasserie&#8217;yi mesken tutan sosyetik hanımlar, mekandan ayrılmak bilmiyormuş. Saatlerce bir umutla eşlerini yakalamayı uman kadın müşteriler yüzünden kısa sürede müşteri portföyü de değişmiş. İddialara göre mekana artık erkekler adım atmazken neredeyse tüm masaları kadınlar parsellemiş durumda.” (Akşam, 24 Nisan 2005) Ve bir gazete haberi: “Aldatma sorunu yeni değil. Acaba kocam ihanet ediyor mu?” (Hürriyet, 23 Haziran 1968) Yine Hürriyet&#8217;ten 17 Kasım 1969 tarihli bir haberi; “Kocaların aldatıp aldatmadığını tespit eden elektronik beyin yapıldı.” 20 Ekim 2013 Hürriyet&#8217;ten yine bir haber: “Aldatma nedir?” Ve 10 Şubat 2013 tarihli Hürriyet; “Eşim beni aldatıyor mu?” 28 Mayıs 2011 Hürriyet; “Aldatanlar nasıl yakalanır?” Bu defa,  2 Temmuz 2012 tarihli Milliyet: “Aldatan eş nasıl yakalanır?” İtalyan kadın yazarın kitabı Avrupa&#8217;da kapışılıyor. Çapkınlık yapan erkek nasıl yakalanır? Elena Santini 190 sayfalık kitabında çapkınlık yapan kocaların hangi davranışlarıyla kendilerini ele verdiğini anlatıyor. (Tan, 14 Eylül 1984) Ajda Pekkan: Erkekler çorap gibidir, ikisinin de kaçmasını beklemeden değiştiririm, erkeklere inanmamak gerektiğini anladım, dünyada terk edilen bir kadın kadar hiç kimse bedbaht olamaz. (Günaydın, 6 Nisan 1972)  Kadınlar hayatları boyunca dışarı çıkmadan yaptıkları hazırlıklar için 2 yıl harcıyor. (Vatan,11.11.2005) Peki işe yarıyor mu?: “Yılın bebeği seçilen Aktris Scarlett Johansson, Yaşayan en sexi erkek 2010 seçilen 2 yıllık eşi aktör Ryan Reynold&#8217;dan boşanır.” (15 Aralk 2010) “Aldatma, ‘en yaygın insan davranışlarından’ biridir.” (NTV, 6.7.2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Biranda’ isimli bir kullanıcının &#8220;kadinlarkulubu&#8221; adlı web sayfasındaki bir paylaşımı: “Herkes mi aldatır? Ben hayatımda tek bir erkeğe bile güvenemeyecek miyim? Yıllarca babam annemi aldattı, 5 yıllık bi ilişkim vardı, varımı yoğumu verdiğim, nişanlanmıştık ki beni aldattığını yakaladım ve bitti. Aradan 2 yıl geçti arkadaşlar aracılığıyla biriyle tanıştım ve onda da aldatıldım. Sonra başka bi ilişki ve yine aldatılma. Ve yine bir aldatılmanın sonundayım sorun bende mi bilmiyorum, çirkin değilim, güzel bi işim var ama hep aldatıldım, lanet olsun hayata, yaşama. Aklımdan binbir türlü intiharlar geçiyor, susturamıyorum içimdeki sesleri&#8230; Ben bunları haketmedim ki&#8230;” (29 Mayıs 2013) “Ne kadar sürüyor ilişkilerin? &#8220;Bir ya da bir buçuk sene. Sonra hep bir problem çıkıyor. Geçen sene Romalı bir yapımcı, “Sizler de bizim gibi olmaya başladınız. İstanbul’da kadınlar kafelerde ya yalnız başına oturuyor, ya da kadın kadına” dedi. Amerikalı film yapımcısı da “Pelincim senin için üzülüyorum. Yoksa sen de kedileriyle yalnız yaşayan birine mi dönüşeceksin!” dedi.”  (Ayşe Arman&#8217;ın Pelin Batu ile röportajı, Hürriyet, 21.11.2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kadınlar için giyinir, erkekler için soyunurum.” (Ayşe Arman, Hürriyet, 20 Haziran 2012) &#8220;Boğaziçi Üniversitesinde okuyanlar bilir. Öğrenci işleri müdürümüz vardı, Metin B. Güzel kızlara düşkündü. Bizlerde krediye ihtiyacımız olunca, ders bırakmak-ilave etmek istersek &#8220;File çorap çeker, hafif dekolte yapar, ayakkabıları da eçirdiğimiz gibi alırdık soluğu Metin Hoca&#8217;da. Biraz da flörtöz konuştunuz mu işiniz halloldu demekti.&#8221; (Sabah, 04.10.2003) Bir zamanlar &#8216;yatak altına&#8217; gizlenen, hatta insanları utandıran &#8220;porno&#8221; artık günlük yaşamın göz önünde yaşanan sıradan bir parçası haline geldi. Özellikle de görselliğin ön plana çıktığı işlerde cinsellik prim yapıyor. Doğal olarak bunu kullanan insanların sayısı da giderek artıyor.  (Hürriyet, 04.06.2007) Adli tıp uzmanı Prof. Sevil Atasoy, babalık testi için başvuran 4 babadan biri kuşkusunda haklı çıkıyor. (Milliyet, 8 Temmuz 2007) Tecavüz şurubunun düşmanı içki dedektifi: Bir kadına tecavüz ettiğini gösteren kayıtlar, akıllara &#8216;tecavüz şurubu&#8217;nu getirdi. İçeceğe karıştırılan ve hafıza kaybıyla vajina kayganlığı sağlayan .. isimli ilaç, &#8216;içki dedektifi&#8217; denilen bir tür aparat sayesinde teşhis edilebiliyor. Bu kartonlar yurtdışında ‘barlarda’ kullanılıyor. (Sabah, 03.09.2005) Okullarda taciz oranı yüzde 92: Çeşitli illerdeki 1136 ilköğretim öğrencisiyle yapılan anketten: Ankete katılan öğrencilerin yüzde 47’si sözlü, yüzde 26’sı fiziksel, yüzde 27’si ise cinsel tacize uğradığını belirtti. (Hürriyet, 24.08.2005) Ürküten akım: Annesinin Lolitası: Anneler &#8216;Anasının kuzusu, annesinin bir tanesi&#8217; diye severlerdi evlatlarını. Ama durum değişiyor. Anneler küçük kızlarını Lolita&#8217;ya dönüştürmek için yarışıyor. Dünyada yayılan bu ürkütücü akım artık Türkiye&#8217;de de görülüyor. (Hürriyet, 21 Ekim 2014) Tecavüzden nasıl korunulur? Boğaziçi üniversitesi rehberlik ve psikolojik danışmanlık araştırma ve uygulama merkezi, kadınlar için &#8220;tecavüzden nasıl korunulur&#8221; rehberi hazırladı. Kadınlar en çok tanıdık erkeklerin tecavüzüne uğruyor. Bir kişiyi ırkı, dış görünümü, sosyal konumu ve sizinle olan ilişkisiyle değil, davranışlarıyla değerlendirin. ‘Sınırlarınızı belirleyin.’ Karşınızdakiyle ne kadar bedensel yakınlık kurmak istediğinizi belirleyin; ‘el sıkışma’ yanaktan öpme, dudaktan öpme, sarılma, vb. (Milliyet, 21.02.2005) “Doğum kontrol hapını  kızına elleriyle içirtti: Aygen T.’ İkinci eşimin ilk eşinden olan kızı, 13&#8217;üne bastığında annesi kendi jinekologundan randevu aldı ve kızı için doğum kontrol hapı reçetesi istedi. Sonra da kızını karşısına alarak, hapları almaya başlamasının neden önemli olduğunu, nasıl kullanması gerektiğini, çok güzel bir kız olduğu için okuldaki erkek arkadaşlarının ilgisini çekmesinin doğal olduğunu, seksin tabu olmadığını, ancak ‘tercihen ilk denemesinin’ karşılıklı derin duygular yaşadığı bir kişiyle olmasının önemini, aksi halde duygusal travma yaşayabileceğini, çok doğru seçimler yapmasının ilerideki cinsel yaşamını etkileyebileceğini söyledi. İlk hapı da kendi elleriyle kızına verip içirtti. Merak edenler olur diye: Olay, Quebec&#8217;de yaşandı. Yıl 1972, ülke Kanada. Saygılar.’ Çok çok teşekkürler Aygen Bey. Türkiye&#8217;de pek çok insanın &#8220;Aman Allah&#8217;ım olur mu böyle rezillik!&#8221; deyip kınayacağı bir öykü. Bense bayıldım. 30 yıl önce Kanada&#8217;da yaşanan bu diyalogun benzerini Türkiye&#8217;de yaşayabilmemiz için 30 yıl daha mı geçmesi gerekiyor?” (Hürriyet, Ayşe Arman, 27 Ekim 2008) Aslında fazla beklemesine gerek kalmadı. &#8220;On yıl önce kızımın cinselliğiyle ilgili yazım kıyamet koparmıştı. Kızımın cinselliğine ilişkin olarak on yıl önce Hürriyet&#8217;te yazdığım bir yazı o sıra kıyametler kopartmıştı. Hatta kıyamet ne kelime, skandal yaratmıştı. Nedeni mi? Çünkü o sıra ‘artık ergenlik çağına gelmiş’ olan kerimem/kızım aramızdaki ilişkinin samimiyet ve dürüstlüğüne güvenerek, bana, artık sevgilisiyle yatmaya karar verdiğini söylemişti. Ben de, ‘AIDS ve hamilelik tehlikelerine dikkat etmesi kaydıyla’, kendisinin özgür ve sorumlu olduğu cevabını vermiştim. Bunu gazetedeki sütunuma aktarınca da af buyurun, ‘pezevenkliğim&#8217;den (!) bile dem vurmak cüretini gösterenler çıktı. (Hadi Uluengin, Hürriyet, 12 Ağustos 2005) B u da ateist bir akademisyen olan Celal Şengör’den: “Benim bir kızım olaydı, onun kiminle yatıp kalktığı beni ilgilendirmezdi. Söyleyebileceğim tek şey &#8216;Aman dikkat et, herifin AIDS&#8217;i olmasın&#8217; diye açıklama yapar. (Medya Radar, 29 Nisan 2024)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Hayrettin Karaman köşe yazısında ‘‘Vücudun cinsi cazibesi olan yerlerini kamuya açık yerlerde göstermek tacizdir’’ demiş. Biz ‘kadınlar, çoğumuz tahrik etmeyi severiz.’ Göğsümüzün, bacağımızın, dudağımızın ‘bize birtakım menfaatler olarak geri döndüğünü keşfettiğimizden beri’ yaparız bunu. Her yerde bunu yaşam biçimi haline getirmiş kadınlar vardır. Hiçbir menfaatimiz olmasa da ‘sırf arzu edildiğimizi görmek için’ yaparız. ‘Bayılırız tahrik etmeye. Ötesini istemeyiz, o başka.’ Ama çok samimiyetsizizdir bu konuda. Kendimize bile yalan söyleriz.” (Pakize Suda, Hürriyet, 24.01.2002) Bu da erkek versiyonu; “Rodos sokaklarını gezerken ister istemez kadınları da gözlüyorum. Yüzde 70’i göğüslerini cömertçe ‘teşhir’ ediyor. Teşhir kelimesini en çok göğüslere yakıştırıyorum. Bana göre ‘kadınlığın en güzel duygularından biri’ bu. Öteki de teşhir cüreti. Düşünüyorum. ‘Acaba kadın bilinçlendikçe teşhir duygusu da artıyor mu?’ Başka bazıları ise kadının bilinçlendikçe örtündüğünü iddia ediyor. Ben şunu biliyorum: İnançlar kadını sevmiyor. Hatta ona düşman. O nedenle şuna inanıyorum: ‘Bu çağın en büyük mücadelesi, inanç ile kadın arasında olacak.’ Ve kendim kadar eminim ki bu savaşı kadın kazanacak. Öyle yaparken ‘dünyaya da çok şey’ kazandıracak.” (Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 7 Ağustos 2006) ‘Bazı’ kadınlar bikiniyi vücutlarının güzel taraflarını ‘göstermek için’ değil de, ‘gerçekten güneşlenmek için’ giyiyorlar. (Ses dergisi, sayı: 54, 1 Aralık 1962)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Modern zamanlarda kadın, fıtratına ihanet edercesine erkekleşmeye başladı. Kadın, daha az kadın, daha az anne, daha az eş olmakla ‘özgürleştiğini’ sandı. Evin yerini sokak, mutfağın yerini büro, anneliğin yerini iş hayatı, ‘mahremiyetin yerini teşhir aldıkça’ kadının erkekleşmesi kaçınılmaz oldu. ‘Modern kadın özgürleştikçe, yani özüne, doğasına, nefsine bırakıldıkça açılıyor, teşhir ediyor; göze hitap etmek, gözün dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor.’ Öyle ki sadece süslenmekle, takınmakla, takıştırmakla yetinmiyor; doğal süsleriyle ortaya çıkıyor; ‘mümkün olabildiğince bedenini gözler önüne seriyor.’ Çünkü karşıt cinsin kendisinden bunu talep ettiğini, ancak böyle yapmakla göze gireceğini biliyor; beğeninin biçimi sadece beğenilenin tercihiyle değil, beğenenin talebiyle de belirleniyor.&#8221; (D. Cündioğlu, Philo Sophia Loren, s. 58-59) “Teşhir, tahrik ve taciz: İnsanın, temel içgüdülerinden biriyle harekete geçmesi, esas olarak ‘tatminsizlikten’ doğar. Ancak vitrine konmuş bir tepsi baklava tok insanın bile beslenme dürtüsünü uyarır. Ama toplum hayatında bunlardan çok daha önemlisi ve ‘tehlikelisi’ zaten yaradılış icabı hayvan yönü baskın olan ‘erkeklerin cinsel dürtülerinin sürekli tahrik’ edilmesidir. Bir insanın başına gelebilecek en korkunç şey, cinsel tecavüze uğramaktır. Erkeğin mütecaviz eylemleri de, kadınların derin dekolteli ve mini etekli elbiseler giyip bedenlerini teşhir etmeleri de içgüseldir. ‘Tarih boyunca bütün dinlerin ve günümüzde özellikle İslam’ın üzerinde en çok titizlendiği konu, kadının örtünmesidir.’ Nedense kadınların, erkeklerin zoruyla kısıtlanmış yurttaşlık ve insanlık haklarının teslim edilmesi, kadınlar tarafından kadın olmanın avantajını kullanmaya yaradığı için olsa gerek “açık saçık giyinme özgürlüğü” şekline dönüştürülmüştür. Son Söz: Teşhirin rantına tamah eden, saygınlığından ödün verir.” (Ege Cansen, Hürriyet,  04 Temmuz 2011) “Kadınların, hayatın çeşitli alanlarında vitrin süsü gibi kullanılmasına hep tepki duydum. Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Hem, kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim. Bilişim 98&#8217;i dolaşırken yine aynı mide bulantısını yaşadım. Göğüslerini ve uzun bacaklarını açıkta bırakan giysileri ve frapan makyajlarıyla hostes kızlar yine iş başındaydı. Hayatlarında tek bir tuşuna basmadıkları, en basit bir soruya cevap verebilecek kadar bile tanımadıkları bilgisayarların yanında durarak, bulundukları standı bir cazibe merkezine dönüştürmeye çalışıyorlardı.” (Gülay Göktürk, Yeni Yüzyıl Gazetesindeki yazısından) “Kadın dergileri, sanki erkeklerin hoşuna gidecek kadınları hazırlamak için çıkarılır. Güzel olmanın yolları, iyi yemek yapma, iyi giyinme, iyi sevişme ve erkek tavlama yöntemleri üzerinde durulur. Amaç sanki erkeği mutlu edecek kadını hazırlamaktır.” (Yazgülü Aldoğan, Medyanın Kadına Bakış Açısı, Yeni Türkiye Medya Özel Sayısı, Kasım- Aralık 1996,  s. 1318-1322)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kavun festivalinden araba lastiği satışına; yemek tabağı yerine kullanılmaktan sehpa yerine kullanılmaya dek, kadın vücudunu istismar edip kullanan kapitalist sistemin görsel öğelerini buraya alamıyoruz…! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-guven-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5965 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-guven-1-300x265.jpg" alt="modernkadin-guven-1" width="300" height="265" /></a>                                                                                                      Günaydın, 06 Nisan 1972</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6773 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-1962-1.jpg" alt="modernizm-1962-1" width="558" height="267" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/gunes-ortululerelafedenlere-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5699" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/gunes-ortululerelafedenlere-1.jpg" alt="gunes-ortululerelafedenlere-1" width="186" height="328" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadınları nasıl bir psikolojiye sokuyorlar ki, buz gibi havalarda bile mini ile dolaşma mecburiyetinde hissettiriyorlar kendilerine?! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10475 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/buzgibihavada-bunaitensebepne.jpg" alt="" width="600" height="236" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15264 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/47576848.jpg" alt="" width="108" height="183" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkek eller cepte, paltosunun yakasını kalkdırmış, kadın palto giyiyor ama alttan mini etek. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bozulan kavramlar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşk: Kural dışılık, zina, esrar, çırılçıplak grupların adı, &#8216;Aşk-gökkuşağı çocukları&#8217; (Hürriyet, 08.08.1989); Ahlaksız teklif çıldırttı. Sokakta yüyürken &#8220;aşk teklif eden 3 travestiyi dövdü.&#8221; (Vatan, 12.07.2012) Sevgililer günü: 14 Şubat&#8217;a viagra dopingi. Viagra, sadece Sevgililer Günü&#8217;ne mahsus olmak üzere bir gün süresince reçetesiz satın alınabilecek. (12 Şubat 2007) Spor: Arjantin Voleybol Federasyonu, kadın maçlarına ilgiyi artırmak için ilginç bir yola başvurdu. Kadın voleybolcular maçlara &#8216;süper mini&#8217; şortlarla çıkıyor. (Hürriyet, 20.11.2014) Olimpiyat: İngiliz The Times gazetesinin spor yazarı Matthew Syed, ülkesini 1992 ve 2000’de olmak üzere iki kez olimpiyatlarda temsil etti.  “Her olimpiyat köyünde en çok tüketilen şey prezervatiftir.”  (Hürriyet, 24.08.2008) Yardım: Yardım için soyunan anneler borca girdi. (Milliyet, 15.4.2008) Kanser araştırmalarına destek olmak için çırılçıplak soyunup takvim için resim çektirdiler. (Habertürk,17 Ağustos 2009) AIDS araştırmaları için yarı çıplak defile yapılır, Viyana&#8217;da hayat felç olur. (Hürriyet, 18 Mayıs 2008) Alkol ve uyuşturucuya karşı &#8220;İç çamaşırı koşusu&#8221; (Milliyet, 29 Mart 2009) Asker eşleri yardıma muhtaç askerler için soyundu. (Hürriyet, 4.11.2008) İngiltere&#8217;de yaralı askerler için çırılçıplak soyundu. (Milliyet, 15 Aralık 2009) Bu da Türk versiyonu: Ünlüler meme kanseri için soyunur. Memem vakfı kampanyayı sahiplenmeyince zor durumda kalırlar. (27 Eylül 2008) Eskort: 70 yaşındaki adama eskort gelin şoku. Anlaştığı kız, oğlunun sevgilisi çıktı. (9 Mart 2014) O bir &#8216;dijikız&#8217; : 3 yıl önce kısmen şanssızlık kısmen mecburiyetten karanlık bir iş seçti kendine: Eskort kızlık. Ama şimdi o müşterilerini sanal ilan sitelerinde buluyor. (24.09.2012) Manken: Eski manken Ayşe Baceoğlu annelere seslendi, ‘Kızlarınızı manken yapıp harcamayın.’ (Haber7, 17 Ocak 2010) Manken haberleri: 10 bin dolara mankenlerle seks. (Gazetevatan, 8.1.2011) Fuhuş baskınında manken şoku. (Hürriyet, 3.4.2006; Cumhuriyet, 15.6.2010 vd.) Şenay Akay: “Modacıların defilelerine çıkmak isteyen mankenler, cast görüşmelerinde çırıpçıplak soyuluyor. Sadece modacılar değil. Aynı şekilde fotoğrafçılar ile moda sektöründeki benzer işleri yapanlarda mankenleri çırılçıplak soyup, ‘inceliyor.’ Kuliste de anadan üryan kalıyorsunuz, giyinip soyunurken. Erkek mankenler de var. Ama orada herkes işini yapıyor. Profesyonel bir gözle bakıyor.” (6 Temmuz 2007) Manken Ece Sükan, Bizi de soydular. (Habertürk, 9.8.2007) Victoria Secret&#8217;in eski mankeni Kylie Bisutti, &#8220;Sex işçisi gibi idim.&#8221; (CNNTürk, 4 Ekim 2014) Miss Asya Pasifik Güzellik yarışmasına katılan 19 yaşındaki İngiliz güzeli Amy Willerton, ‘tüm jüri üyelerinin’ kendisine gelip, kendisi ile &#8220;yatmaları karşılığı kendisine oy vereceklerini&#8221; teklif ettiklerini söyler ve “Jürinin dışında organizatörler tarafından da seks yapmak için zorlandım&#8221; diyerek bunlardan bıktığını belirtip yarışmadan çekilir. Yarışmanın birinciliğini Hindistanlı Tanvi Singla alır. (Posta, 21 Ekim 2011); Top model, telekızlık yaparken yakalandı. (Hürriyet, 20 Kasım 2007) Bale: Eski balerin A. Voloçkaya: “Bolşoy geneleve döndü.” Sanat, Özgürlük, tapma, dost: Avrupa’da yılın artisti seçilen Karin Schubert, “Çıplaklık başka şey müstehcenlik başka şeydir. Çıplaklık artık müstehcenlik değil, sanat sayılıyor.” (Okey, 22 Temmuz 1974); Yedinci güzel sanat: Göğüs (Akşam, 23.5.1965) Tapılacak kadın: Hülya Avşar (Hürriyet, 25.3.1992); Gençlerin taptığı kadın; Madonna. (Tan, 24.12.2014); Göğüslere özgürlük (Hürriyet, 18.1.1992); Seks turizmi (Hürriyet, 3.7.1984); Avrupa’da Çinli dost tutmak moda oldu: Avrupada yaşayan Çinli kadınların en tantanalısı olan Tana Li, ‘sahibi’ Herb Andress’in kollarında. (Okey, 26.7.1974); Aşk çocuklarının parolası: Sevmek ve sevilmek.” (Hürriyet, 03 Ağustos 1971) “Hippiler: Uyuşturucu, sapık ilişkiler ve kuralsızlıklara tanınan bir akımın üyelerine verilen isim güzellemesi ilginç! ‘Aşk çocukları!’ Aynı haberin yan sayfasında ise başka bir haber: ‘Hippiler, Hollanda polisinin başına dert oldu!’ Avrupa’da ‘tutucularla özgürlükçüler’ birbirine girdi. Göğüsler kapansın mı? (Milliyet, 24 Temmuz 1983)  Van Halen gençliğin yeni ilahı. Rock müziğinin bu yeni isminin konserlerini binlerce genç izliyor ve çılgınlık son haddine varıyor. Seks, uyuşturucu madde ve rock müzik birbirine karışıyor. Gençler konserinde uyuşturucu içiyor, ‘doyasıya’ sevişiyor. (Hey dergisi, 22.11.1982) Romy Schneider kalp krizinden öldü. Alain Delon’la büyük aşk yaşayan ve onu kendi yatağında bir erkekle yakalayan ve teselliyi lezbiyen ilişkilerde arayan Romy, kalp krizinden öldü. (Star, 20 Ekim 1991) Yüz güzelliği mi, vücut güzelliğimi? Yüz çirkinliğini gidermek mümkündür, fakat çirkin vücudu düzeltmek asla mümkün değildir. Diğer taraftan ‘asıl mesele’ erkeklerin tercihleridir. (Yedigün dergisi, sayı:19, 20 Temmuz 1950) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/medyayagore-sanat-1.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5964 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/medyayagore-sanat-1.png" alt="medyayagore-sanat-1" width="500" height="356" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ozgurluk-tapma-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5871 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ozgurluk-tapma-1.jpg" alt="ozgurluk-tapma-1" width="688" height="322" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2353126426475.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6000 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2353126426475.jpg" alt="2353126426475" width="365" height="259" /></a></span><br />
<span style="color: #000000;"> Açılması özgürlük! (24 Temmuz 1983 Milliyet)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/345234647357.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6010 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/345234647357.jpg" alt="345234647357" width="594" height="346" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kavram-3-4.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6025 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kavram-3-4.jpg" alt="kavram-3-4" width="400" height="193" /></a>zina, esrar, çırılçıplak grupların adı &#8216;aşk- Gökkuşağı çocukları&#8217;  (03 Ağustos 1971- 08.08.1989, Hürriyet)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Batıda kadın</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Avrupa&#8217;da kadın cinayetleri ne boyutta, ne tür önlemler alınıyor? “Kuzey İrlanda&#8217;daki Kadın Yardım Derneği&#8217;nden (Womenis Aid Norhtern Ireland) Sonya McMullan&#8217;a göre, &#8220;aile içi şiddet sorunu devam ediyor ve her yıl pek çok kadın bu nedenle hayatını kaybediyor.&#8221; Baltık ülkelerinde de kadın cinayeti oranı oldukça yüksek. Litvanya&#8217;da aile içi şiddet mağdurlarına hizmet veren bir yardım kuruluşunda gönüllü çalışma yürüten aktivist Modesta Kairyte, &#8220;Sovyet dönemi bir tür travma bıraktı, ama sorun çoğunlukla toplumdaki tutumlarla ilgili&#8221; diyor. &#8220;Toplum hala kadını suçluyor, onu kınıyor.&#8221; İspanya&#8217;da bu yıl öldürülen kadın sayısı şimdiden 2018 rakamlarının iki katını aşmış durumda.” (BBC, 9 Eylül 2019)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ABD’li kadınlar sadakatsız erkekleri ifşa etmek için özel bir internet sitesi kurdular. (Milliyet, 19.9.2005) Kadına yönelik şiddet arttı: Uluslararası Af Örgütü&#8217;nün hazırladığı raporda her yıl yaşları 5 ile 15 arasında değişen 2 milyona yakın kız çocuğunun fahişeliğe zorlandığı ve kadınların fuhuşa zorlanmasıyla ortaya çıkan ticaretin boyutunun yılda 7 milyar dolara kadar yükseldiği kaydedilendi. Dünyanın en ileri ülkesi sayılan ABD&#8217;de bile her 15 saniyede bir kadının eşi ya da sevgilisi tarafından dövüldüğü, her 90 saniyede bir kadının tecavüze uğradığı bildirildi. Fransa&#8217;da her yıl 2500 kadının tecavüze uğradığına da işaret edildi. (Hürriyet, 6 Eylül 2005) Ürküten gelişme: Avrupa&#8217;da çocuk seks ticareti artıyor: Çocuk seks ticareti konusunda hazırlanan bir rapor, Doğu Avrupa&#8217;dan Batı Avrupa&#8217;ya çocuk ticaretinin artık &#8221;günlük&#8221; hale geldiğini, her yıl çok sayıda çocuğun fahişeliğe zorlandığını ortaya koydu. Kısmen Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen rapor, Doğu Avrupa&#8217;daki hemen hemen her ülkeden, İngiltere, Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Norveç ve Hollanda&#8217;dan oluşan 8 &#8216;alıcı&#8217; ülkeye yönelik acımasız ticaretin korkunç yüzünü gözler önüne seriyor. Raporda, çoğunluğu 15 ila 18 yaşlarında olan çocukların, zorla fahişe olarak çalıştırılmak için kaçırıldıkları, baskıya maruz kaldıkları ya da kandırıldıkları kaydediliyor. (Milliyet, 19.12.2001)  Şimdi çıplak haberler: İngiltere&#8217;de yayın yapan .TV yeni bir ‘hizmetle’ izleyenlerinin ilgisini çekmeyi planlıyor. TV, ABD&#8217;de büyük ilgi görüp reyting rekorlarını altüst etmesi üzerine 16 Ağustos&#8217;tan itibaren İngiltere&#8217;de de &#8220;Çıplak Haberler&#8221;in yayınına başlayacak. Sunucuların giyinik olarak ekranda belireceği haber bülteninde, spordan eğlenceye kadar tüm dünyadaki gelişmeler aktarılacak. Spikerler, bülten ilerledikçe üzerlerindeki giysilerinden birini çıkartıp yavaş yavaş soyunacak. (Milliyet, 12 Ağustos 2004) Çıplak spiker ilgi gördü: Bulgaristan’da uydudan ve kablolu sistemden yayın yapan . adlı özel TV kanalında ilk çıplak haber yayını 10 Aralık’ta yapıldı. Büyük ilgi gören haber yayınında, spiker Galya ilk haberde ceketini, ikinci haberde gömleğini, üçüncü haberde sutyenini, dördüncü haberde ise eteğini çıkararak çıplak kaldı. (Milliyet, 13 Aralık 2001)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amerika&#8217;da kadına şiddet konusunda çarpıcı veriler sunan iki araştırma: Amerikan Üniversiteler Birliği&#8217;nin, 27 üniversitedeki cinsel saldırı ve suistimalle ilgili yaşadıklarını sorduğu 150.000’den fazla öğrenciden aldığı cevaplarla hazırladığı raporun genel sonuçları:  %20&#8217;den fazla kız, önde gelen üniversite öğrencisi, bu yıl cinse saldırı ve suiistimal mağduru olduklarını ifade ettiler. 27 Üniversite ortalaması, %23, yani tüm bu 27 üniversitede okuyan ABD&#8217;li kız öğrencilerin %23&#8217;ü cinsel saldırı yahut suiistimale maruz kalmışlar. Harvard da ise ortalamanın üstünde olarak sonuç, %26 çıkmış. (Washington Post, 21 Eylül 2015) Adalet Bakanlığı ve Federal Araştırma Bürosu gibi yerlerin raporlarına istinaden ortaya konulan verilerde içler acısı bir durum göze batıyor. Amerikan Kadınlarının hayatlarının bir döneminde %52&#8217;si fiziksel, yüzde 17.6&#8217;sı cinsel saldırıya uğramış. Bu oran, gelişmiş ülkelere göre yüksek. Mesela İsveç&#8217;te %25, İtalya&#8217;da ise %18 olarak gözüküyor. ABD&#8217;li Kadınların her yıl neredeyse %25&#8217;i, yakın ilişkisi olan bir kişi tarafından fiziksel yahut cinsel saldırıya uğruyor. Ayrıca her 5 kadından 1&#8217;i hayatın da tecavüze uğradığı ortaya çıkıyor. (vox.com, 16 Eylül 2014)  Peki, geçen yaklaşık 10 yılda bir değişme var mı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Rapor: Avrupa&#8217;da kadın ve çocuklara yönelik cinayet oranı endişe verici. Avrupa Konseyi Kadınlara Yönelik Şiddete ve Aile İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanları Grubu raporunda, Finlandiya, İsveç, Portekiz, Hollanda, Sırbistan ve Avusturya&#8217;nın aralarında olduğu Avrupa&#8217;daki çok sayıda ülkede aile içi şiddet tanığı ve mağduru çocuklara yönelik kısıtlı destek verildiğine dikkat çekildi. Fransa, İtalya, Hollanda, Polonya gibi ülkelerde aile içi şiddet muhatabı çocukların &#8220;velayet ve erişim&#8221; hakları belirlenirken mahkemelerde &#8220;çocukların yüksek menfaatleri göz önünde bulundurulmadan&#8221; kararlar alındığı belirtilen raporda, Fransa ve Andora dahil bazı ülkelerin ebeveynlerin aile içi şiddete maruz kalan çocuklarını ziyaretlerinde çocuklar açısından yeterli güvenlik önlemleri alınmadığı anlatıldı. (AA, 14.06.2022) Erkeklerden fiziksel veya cinsel şiddet gören kadınların oranı. Letonya ve Danimarka’da kadına şiddet oranı yüzde 32. Bu oran Finlandiya’da yüzde 30 ve İngiltere’de yüzde 29. Kadına şiddet oranı diğer ülkelerde ise şöyle: İsveç yüzde 28, Norveç yüzde 27, Hollanda yüzde 25, Belçika yüzde 24, Almanya yüzde 22, İtalya ve Yunanistan yüzde 19, Japonya yüzde 15 ve Meksika yüzde 14. (Euronews, 31/03/2022) Almanya&#8217;da Kadın Hakları. Yasalar birçok ülkede kadın haklarını korusa da, çoğu toplumda kadınlar için eşit haklar hala tam olarak mümkün değil. Almanya&#8217;da bu durum, özellikle iş ve siyaset alanındaki fırsat eşitsizliğinde açıkça görülüyor. Bunun yanı sıra, kadına karşı cinsel ve aile içi şiddet ve uluslararası kadın ticareti de dikkat edilmesi gereken başlıca konular arasında geliyor. Genel Eşit Muamele Yasası&#8217;na (AGG) göre Almanya&#8217;da kadın ve erkeklerin eşit olduğu düşünülmektedir. Ancak kadınların büyük bir yüzdesi erkeklerle aynı veya ‘daha yüksek eğitim ve yeterliliğe sahip olsa da’ Almanya&#8217;daki yönetici pozisyonlarında ‘hala çok az kadın’ bulunmaktadır. Bu durum siyasal alanda da aynı, kadınların siyasal alandaki ‘temsili yeterli değil.’ Kadınların siyasal alanda genel olarak ve özellikle de yerel düzeydeki oranı hala erkeklerden ‘daha düşük’ durumda. Ortalama olarak, Almanya’da kadınlar erkeklerden ‘daha az kazanıyorlar.’ Fuhuş Almanya&#8217;da 2001 yılından beri yasaldır ve meşru bir iş olarak görülmektedir. Bu yasa değişikliği, seks işçilerini istismar etmeyi suç sayarak daha iyi koruma sağlamayı amaçlıyordu. Ne yazık ki, yasa istenen etkiyi sağlayamamıştır ve istismar ve insan ticareti büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. İnsan ticareti (buna fuhuş adına yapılan kadın ticareti de dahil) ciddi bir insan hakları ihlalidir. “Modern bir kölelik biçimi olarak adlandırılan” bu durum, AB’nin insan ticaretine karşı olan yönergesine rağmen organize suç örgütleri tarafından yapılmaya devam edilmektedir. (handbookgermany.de/tr/womens-rights,  07.10.202, erişim; 25.01.2023) İzlanda’da, devlet başkanı kadın olan ülkede geçen yıl striptiz kulüpleri taciz olayları nedeniyle kapatıldı. (Milliyet, 26.09.2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ABD&#8217;de günde 1900 kadına tecavüz ediliyor. (Amerikan tecavüz merkezi raporu), her 23 dakikada bir cinayet, her 49 saniyede bir saldırı gerçekleşiyor. ABD&#8217;de kadın nüfusunun %50’si kocasından veya bir erkekten dayak yiyor. (Milliyet,  5.8.1990) &#8220;Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin Philadelphia kentinde banliyö treninde bir kadına tecavüz edilirken yolcuların müdahale etmemesi hukuki tartışma konusu oldu. Polis, olaya müdahale etmek yerine cep telefonu ile video kaydı alanların suçlanmasının mümkün olduğunu söyledi.&#8221; (Euro News, 19.10.2021) İngilizler uçtu: Teenager adı verilen İngiliz gençliği, tam bir cinsel kriz içinde. 13-15 yaş arası gençlerin %25&#8217;i seks yapmaya başlamış. ‘Cinsel ilişkiye girmiş 13-15 yaş arası’ gençlerin %42&#8217;si ‘tek gecelik seks’ yaşamış. Her 10 gençten biri ‘hemcinsleri’ ile ilişkiye girmiş. Gençlerin %42&#8217;si marihuana kullanmış, 13-19 yaş arası gençlerin %96&#8217;sı alkol kullanıyor. Dr. Sarah Giil&#8217;in raporunda adı gecen Samantha: &#8220;Normal bir haftasonu, cuma akşamı körkütük sarhoş olmak, c.tesi öğleden sonra parkta bir kaç bira ve cinsel ilişki&#8230; Şu an 3 erkek arkadaşım var. İngiltere&#8217;de pek çok yaşıtlarım da benim gibi &#8220;normal&#8221; bir hayat sürüyor.&#8221; (Şok, 14.09.2004) İngiltere&#8217;de 15 yaşındaki kıza ‘alışveriş merkezinde’ tecavüz ettiler. (Milliyet, 23.11.2001) ABD cinsel taciz suçlularını uydudan izleyecek. (Milliyet, 24.12.2001) Almanya&#8217;da iki genç kız şimdiye kadar görülmemiş bir iddiaya girdi: Bir günde kim en çok erkekle yatacak? 19 yaşındaki Nathalie bir günde 64 erkekle seks yaparak iddiayı kazandı. (Milliyet 10 Ağustos 2005) 51 yaşındaki Çinlinin internette asıldığı kız, öz kızı çıktı: Çin’de İngilizce yayımlanan China Daily gazetesinin haberine göre, ismi sadece ‘Zhu’ olarak açıklanan adamın 1 hafta boyunca yazıştığı kız, kendi kızı çıktı. (Milliyet, 19 Eylül 2005) ABD’li zengin bir adam, oğlunun nişanlısına 1 milyon dolar karşılığında seks yapmayı teklif etti. (Milliyet, 24 Temmuz 2004) İngiltere&#8217;nin başkenti Londra&#8217;da çıplak yaşama öğretisini benimsemiş kişilere yönelik alışveriş merkezi ‘büyük ilgi’ topladı. Oxford caddesi&#8217;nde dün açılışı yapılan plazada müşteriler alışverişlerini üzerlerinde hiç bir kıyafet olmadan yapacak. (Milliyet, 22 Haziran 2004) Almanya&#8217;da 18 yaşın altında kürtaj yaptıranların sayısı hızla artıyor, 2003 yılında kürtaj yaptıran yaklaşık 120 bin kadından 7 bin 600&#8217;ünün ‘18 yaşın altında’ olduğu dikkati çekti. (Milliyet, 12 ağustos 2004) Anket: Ankete yaklaşık 3 bin Alman, 2 bin ABD&#8217;li, 2 bin Britanyalı, 2 bin Çinli ve 2 bin Fransız katıldı. &#8216;Hiç tek gecelik ilişki yaşadınız mı&#8217; sorusuna Almanların yüzde 57&#8217;si, Fransızların yüzde 54&#8217;ü, Britanyalıların yüzde 45&#8217;i, ABD&#8217;lilerin yüzde 44&#8217;ü ve Çinlilerin yüzde 26&#8217;sı &#8216;evet&#8217; dedi. (Milliyet, 10 ağustos 2004) Elle tacizin başkenti: Tokyo: Japonya&#8217;nın başkenti tokyo&#8217;da 20-30 yaş arası kadınların yüzde 64&#8217;ünün trenlerde, metro trenlerinde ve istasyonlarında ‘elle tacize’ uğradığı bildirildi. (Milliyet, 23 kasım 2004) Avrupa&#8217;da Sen’de intihar eden sayısı 700.000’dir! Avrupa&#8217;daki cinayetlerin %50&#8217;si karı koca arasındaki kavgalardan olmaktadır! Gelir düzeyi en yüksek olan Norveç, intihar vakalarının en çok olduğu bölgedir! (Banu Avar, MPL TV, 11.11.07) Akşam saatlerinde seks serbest: Hollanda&#8217;nın en ünlü parkında akşam saatlerinde ve gece seks yapmak yasal hale getirildi. (Vatan, 11 Mart 2008) Kadın feministler. Çıplak vücutlarına yazdıkları ile feminist mesajlar veren grup, ‘Erkekler çıplak kadına bakıyor, bizde bedenimizi kullanıyoruz.’ (Vatan, 11 Mart 2012) Feministlerin yeni manifesto/bildiri aracı, kadın pornosu. (Taraf, 22.11.2007) Playboy&#8217;un sahibi H. Hefner; ‘Kadınlar sex objesidir.’ (3 Ağustos 2010) Amerika’da üniversiteye başlayan öğrenciler için tecavüz seminerleri düzenleniyor. Bazı seminerlerde &#8216;ideal yaklaşma&#8217;yı ‘uygulamalı olarak’ gösteriliyor. (Hürriyet, 31.10.1993) Avrupa&#8217;da çocuk anneler artıyor. Avrupa&#8217;nın birçok ülkesinde ‘‘çocuk anneler’’ sorunu, yetkilileri ve uzmanları düşündürüyor. Henüz ‘çocukluk çağındayken anne olan kız çocukları’ hem aileleri, hem toplum için sorun oluşturuyor. Çocuk anneler, özellikle İngiltere&#8217;de hayli fazla. İngiltere&#8217;de Yorkshire&#8217;da geçen hafta 12 yaşındaki bir kız çocuğunun anne olmasının ardından, önceki gün de yine 12 yaşında Sheffield&#8217;li bir başka kız çocuğunun hamile olduğu ortaya çıktı. Almanya&#8217;da da çocukluk çağında anne olan kızların sayında artış var. Haftalık Stern Dergisi&#8217;nin son sayısındaki bir habere göre, Almanya&#8217;da her yıl 4 bin 800 kız çocuğu anne oluyor. (Hürriyet, 4.9.1999) Hamilelik moda oldu! Avrupa’da genç kızlar arasındaki en yüksek hamilelik oranına sahip ülke konumundaki İngiltere’de, bir lisede okuyan 13 yaşındaki erkek arkadaşıyla ilk kez seks yaptıktan sonra hamile kaldığını belirten Kizzy Neal’in açıklamaları İngiltere’de şok etkisi yarattı. ‘Daliy Mail’ gazetesine konuşan genç kız aynı sınıfta okuduğu dört kız arkadaşının da yılbaşından sonra hamile kaldığını belirtirken, gençler arasındaki yeni trendin hamile kalmak olduğunu söyledi. (Milliyet, 27 Şubat 2007)  İngiltere&#8217;nin en büyük sorunlarından biri ergenlik dönemindeki kız çocuklarının hamile kalması. Son araştırma ‘hamile kalan kızların yaşlarının 10&#8217;a kadar gerilediği’ yönünde. Araştırmaya göre, son 8 yıl içinde henüz ilkokulu bitirmemiş 54 kız çocuk hamile kaldı. Bu çocuklardan 15&#8217;i sadece 10, 39&#8217;u ise 11 yaşındaydı. Hükümet rakamlarına göre, her yıl İngiltere ve Galler’de 13 ve 13 yaş altı 300 kız çocuk hamile kalıyor. 2002&#8217;den bu yana ise 15 yaş altı 63 bin 587 çocuk doğum yaptı. İngiltere&#8217;de Bilgi Alma Özgürlüğü Yasası çerçevesinde basına açıklanan verilere göre, 2002’den bu yana hamile kalan 63 bin 587 çocuğun yaş dağılımı şöyle: 12 yaşında 268, 13 yaşında 2 bin 257, 14 yaşında 14 bin 777 ve 15 yaşında 45 bin 861. (Hürriyet, 09 Şubat 2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Berlin&#8217;in göbeğinde seks filmleri ve aletleri satan bir mağazaya girdim. Moda olan seks filmleri. Girişte en öne konulan DVD&#8217;lerin konusu neydi biliyor musunuz? Pislik yedirme! DVD&#8217;lerin kapağında, ortalarına yatırdıkları kadının ağzına işeyen erkeklerin, hemcinsinin ağzına kusan kadınların, birbirlerinin vücuduna sıvadıkları (&#8220;havyar&#8221; diye adlandırılan) dışkıyı teninden yalayan grupların fotoğrafları vardı. Atlar ve köpeklerle çiftleşme, işkence yaparak ırza geçme. İnsanoğlu sevgiden koptukça b.ka bulanıyor.” (Can Dündar, Milliyet, 8.10.2006)  Belçika&#8217;da eşcinsellere evlilik hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2003 tarihinden sonra 3200 eşcinsel çiftin evlendiği bildirildi. (Akşam, 20.03.2006) İstanbul&#8217;da ilk eşcinsel evlilik (CNNTürk, 24.09.2014) Evlenen ilk Türk lezbiyenler ayrıldı. Lilifer ile Duygu&#8217;nun arasına bir erkek girdi. Evlenen ilk türk lezbiyen çift ayrıldı. (Hürriyet, 13.01.2008) Aile değerleri zayıflayan Avrupa&#8217;da 12. yüzyıla dönüş. Avrupa&#8217;da çöplerden çıkan ölü bebek sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaştı. Çare olarak 12. yüzyıldan kalma bir geleneğe sarılan Avrupalılar, hastane önlerine ‘özel bebek kutuları’ yerleştiriyor. Aile değerlerinin yok olmaya yüz tuttuğu Avrupa&#8217;da evlilik dışı ilişkiler sürekli yaygınlaşıyor. Bu durumdan en büyük zararı ise çocuklar görüyor. Uygulamaya göre belirli hastanelerin önlerine yerleştirilen &#8216;Babyklappe&#8217; adlı kapaklı kutulara &#8216;istenmeyen&#8217; bebekleri anneleri yerleştiriyor. İçeriden kimsenin göremeyeceği şekilde tasarlanan kutu, bebek içine konulduğunda otomatik olarak kendini kilitliyor. Anneye izini kaybetmeye yetecek süre tanındıktan sonra içerideki görevliye sinyal gönderiliyor. (Haber 7, 14.11.2006)  Dünyada 3 milyonun üzerinde çocuk fahişe olduğu tahmin ediliyor. Yine bir başka gerçek de, her yıl ‘Avrupa ülkelerine’ Uzak Asya’dan çocuk fahişelerin gönderildiği iddiaları. Raporda çocukların ‘seks işçisi’ olarak pazarlandığı yerler de sayılıyor. Barlar, masaj salonları, özel evler ve bazı otel, motel gibi konaklama yerleri başlıca cinsel sömürü mekanları. (Milliyet, 30.06.2000) Marie Claire dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre, ABD’de 12-18 yaş arası her 6 genç kızdan biri, evlenmeden önce hiç kimseyle cinsel ilişkiye girmeyeceğine dair babasıyla sözleşme yapıyor. (Habertürk, 30.06.2007) Saklanan AIDS balonu: 25 yıl önce ortaya çıkan ve şu ana kadar 25 milyon kişinin hayatına mal olduğu tahmin edilen AIDS hastalığının heteroseksüel (Normal ilişki; Karşı cinse ilgi duyan) çiftler arasında yayılma tehlikesi olmadığı açıklandı. (Vatan, 09 Haziran 2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-4.jpg"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5700" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernkadin-4.jpg" alt="modernkadin-4" width="404" height="226" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-4.jpg"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5701" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-4.jpg" alt="modernizm-4" width="320" height="159" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Elini değil de bira şişelerini mi tutsa idi centilmenlerimiz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tekdis_1-5.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6263 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tekdis_1-5.png" alt="tekdis_1-5" width="606" height="504" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br />
<a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/batidakadin-1-2-3-4.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6062 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/batidakadin-1-2-3-4.png" alt="batidakadin-1-2-3-4" width="420" height="334" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-8444 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/30709962_10156138629112348_6524121078573301760_n.jpg" alt="" width="457" height="332" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Cinsellik ve eğitimi</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eğitim seviyesi ile taciz arasında ters orantı yok ne yazık ki! Çocuklara taciz eğitimli kişilerden: “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu&#8217;nu verilerine göre, çocuk taciziyle itham edilenler genellikle ‘eğitimli, düzgün görünüşlü, çocuklarla sıcak ilişkiler kurabilen’ kişiler. Olguların yüzde 90-95&#8217;inde tacizci erkek.” (Hürriyet, 6 Ocak 2007) “Öğretmenlerin yüzde 23.5&#8217;i sözlü, yüzde 30.5&#8217;i gözle, yüzde 9.7&#8217;si dokunma yoluyla, yüzde 10.2&#8217;si cinselliğin çıkar sağlamak için kullanılaması gibi cinsel istismar ve taciz davranışlarıyla karşılaşmıştır.” (Ayşegül Oktay, İşyerinde Cinsel Taciz ve İstismar, 2012, s. 88) Çocuk tecavüzcüsü, ‘ödüllü tenor’ çıktı. (Hürriyet, 26 Ekim 2000) İngiltere&#8217;de ‘bale öğretmeni’ 15 yaşındaki öğrencisi ile yatak resimleri ortaya çıkınca büyük tepki uyanır. (Hürriyet, 1 Mart 2011) ‘Mühendis’ kiraladığı ata tecavüz etti. (Hürriyet, 16 Mayıs 2006) Çocuk tacizcisi ‘doçente’ gözaltı (Milliyet,  29 Temmuz 2010) Tacizci ‘profesöre’ gözaltı. (Yeni Çağ, 29.11.2022)  Toplumda saygın yerleri olan, yüksek eğitimli kişiler: ABD, çocuk pornosu ve tecavüzünün de ötesinde inanılmaz iddialar ile çalkalanıyor. Çocuk istismarcılığıyla alakalı iğrenç skandalda Obama, Clinton, Soros gibi isimlerin adı geçiyor. 1995 senesinde Belçika&#8217;nın bir kasabasında kaybolan kız çocuklarıyla ilgili olarak başlayan olaylar zincirinde Amerika&#8217;nın önemli sermaye sahipleri yer alıyor. Benzeri olayların Norveç&#8217;te de yaşandığı ortaya çıktı. Norveç polisinin dünkü basın toplantısında tümü erkek olduğu açıklanan 51 sanığın cinsel tacizine uğrayan çocukların bebekler de dahil olmak üzere her yaş grubundan çocuk olduğu açıklandı. Bergen kentinde 22 yaşındaki bir Norveçlinin 2015 yılında ihbar edilmesi ile başlatılan soruşturmada tutuklanan 51 kişi arasında iki politikacının da olduğu belirtilen polis açıklamasında, sanıkların çoğunluğunun ‘toplumda saygın yeri olan, yüksek eğitimli’ kişiler olduğu belirtildi. (HaberTürk, 21.11.2016) &#8220;Fransız sinema sanatçısı Gerard Depardieu, 13 kadına cinsel saldırıyla suçlanıyor.&#8221; (Euro News, 13/04/2023) “Rose McGowan, Annabella Sciorra, Ashley Judd, Mira Sorvino, Angelina Jolie, Uma Thurman, Salma Hayek, Gwyneth Paltrow, Cara Delevingne, Lea Seydoux’un da aralarında bulunduğu onlarca kadın Amerikalı eski film yapımcısı  Harvey Weinstein’ın tacizlerini dünyaya duyurdu.” (Habertürk, 12.12.2020) &#8220;Dünyaca ünlü sanatçı tenor Placido Domingo&#8217;ya cinsel taciz şoku.&#8221;  (Sözcü, 19.7.2021) “İstismarcı bale öğretmenine 27.5 yıl ceza.” (Sputnik, 29.5.2017) “ÇOMÜ’de Tacizci Akademisyen Skandalı.” (canakkalezafertv, 14.6.2024) “7 yılda tacizci 60 akademisyen ihraç edildi” (Bianet, 3.6.2021) “Selçuk Üniversitesinde taciz iddiası: İki akademisyen açığa alındı.” (NTV, 8.9.2020) “Antalya&#8217;da 7 kadın hastaya &#8216;nitelikli cinsel saldırı&#8217;da bulunduğu suçlamasıyla tutuklu yargılanan Uzman Doktor Ahmet Taner C.” (Milliyet, 22.6.2024)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dünyaya seks öğreten adama sapık suçlaması. Yüzyılın seks raporunu hazırlayarak tarihe geçen Profesör Alfred C. Kinsey&#8217;in sapık olduğu iddia ediliyor. Houston Üniversitesi tarihçilerinden James Jones, yıllarca cinsel konularda bir numaralı otorite sayılan ve bu konuda dünyayı yönlendiren Alfred Kinsey&#8217;in ipliğini pazara çıkarıyor. Jones, Kinsey&#8217;in hayat hikayesini anlattığı kitabında, profesörü ‘‘gizli eşcinsel, mazoşist, seks müptelası, röntgenci ve sorunlu bir adam’’ olarak tanımlıyor. Ayrıca Kinsey&#8217;in, mastürbasyon yapan erkeklerin fotoğraflarını çektirmekten de büyük zevk aldığını iddia ediyor. Kinsey&#8217;in ‘‘Erkeğin Cinsel Davranışı’’ adlı kitabı 10 milyonun üstünde satmış, kadının cinsel hayatını araştıran raporu da benzer bir başarı sağlamıştı. (Hürriyet, 27 Ekim 1997) Almanya’da ‘sapıklık’ eğitimi. Almanya’nın Stuttgart kentinde öğrencileri arasında Türklerin de olduğu anaokulunda büyük skandal yaşandı. 3-6 yaşındaki minikler “çocukların cinselliğini pekiştirme odası” denilen yerde çıplak olarak soyunduruldu, birbirlerine dokunmaları istendi. (Yeni Şafak, 7/03/2021) Avrupalı kadınlar da şiddet ve taciz maduru. (Cumhuriyet, 6.3.2014) Avrupa Birliği&#8217;nde kadınların yaklaşık üçte birinin 15 yaşından sonra fiziksel ya da cinsel şiddete hedef olduğu bildirildi. (BBC, 5 Mart 2014) Kadına yönelik şiddet ve taciz vakalarında zirve Avrupa&#8217;nın. Tüm dünyadaki çocuk istismarı görüntülerinin yüzde 60&#8217;ı Avrupa&#8217;dan internete yükleniyor. Avrupa Birliği&#8217;ne bağlı ülkelerde ortalama her 20 kadından biri tecavüze uğruyor, her üç̧ kadından biri, 15 yaşından itibaren fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. AB&#8217;de her yıl 15 yaş altı yaklaşık bin çocuk cinayete kurban gidiyor. Her 7 dakikada bir genç̧ şiddet sonucu öldürülüyor. Çocuklara yönelik şiddet ve cinsel içerikli yayınların 2016 yılı rakamları incelendiğinde, çocuk istismarına dair içeriklerin yer aldığı 57 bin 335 internet sitesi tespit edilirken, internet kurbanlarının yüzde 89&#8217;unun kız çocukları olduğu ve bu içeriklerin de yüzde 60&#8217;ının Avrupa merkezli sunuculardan elde edildiği bilgisine ulaşıldı. Aynı şekilde tüm dünyadaki çocuk istismarı görüntülerinin neredeyse yarısı Hollanda sitelerinden, yüzde 60&#8217;ı Avrupa&#8217;dan internete yükleniyor. (İlkha, 13.02.2020) AB&#8217;de kadına şiddette Fransa ve İngiltere başı çekiyor. AB ülkelerinden Fransa’da 2017&#8217;de 601 kadın cinayete kurban giderken, İngiltere&#8217;de aynı dönemde 48 bin 122 kadın tecavüze uğradı, 46 bin 465 kadın da tacize maruz kaldı. (AA, 18.12.2019)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayata ‘libido’ eksenli bakan materyalist dünya görüşü ne yazık ki tacizlerin yaygınlaşmasına da neden olmaktadır. Uzman görüşler de, sapıklık veya cinsel alandaki sapmalar/doyumsuzların &#8220;eğitim, yaş veya gelişmişlik düzeyi&#8221; tanımadığını göstermektedir. Avrupa&#8217;daki eğitim  seviyesi, cinsel eğitim dahil, bizden ileride ama sonuç nasıl acaba? Ne yazık ki onlarda da tecavüz, sapıklık, ahlaksızlıkta sınır tanınmıyor. Batıda çocuk tacizinde, tecavüz ve sapıklıkta sınır kalmadı; Hayvanlarla sex, homo/lezbiyen/eş değiştirme gibi her türlü sapıklık için artık ‘özgürlük’ sesleri dillendiriliyor! Ya normal cinsellikler nasıl? Batıda -mesela İngiltere&#8217;de- anne olma yaşı 10’lara dek düştü.  Tüm bunlarla ilgili örnekler yukarıda (Ve ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ ve ‘Batı medeniyeti’ adlı yazılarımızda) bol miktarda mevcuttur! Cinsellikteki aşırılık/doyumsuzluklar (Tecavüz, sarkıntılık, sapıklıklar) eğitim, kültür, zenginlik, refahla alakalı değildir! Konunun çözümünün temelini &#8220;Ahlak Eğitimi&#8221; oluşturur! Temel cinsel eğitimin önemi tabii ki inkar edilemez ama, asıl ana gövdeyi ‘ahlaki’ eğitim oluşturmalıdır! Batıda da bu eksik olduğu için cinsellikte doyum sınırı kalmamış, doyumsuzluk baş (f)aktör haline gelmiştir! Ülkemizdeki ‘cinsel eğitimin tabu haline getirilmesi’ şeklinde başlayan cümlelerin içi boştur ve amaç da çok farklıdır! Cinsellik, ahlaki sınırlar içinde tutulmazsa, nefsin isteklerinin sınırı yoktur, olmazda! Delili Batı dünyasında yaşanmaktadır. Erken yaşta cinsellik ve buluğ yaşının gittikçe aşağı düşmesi, çocuk tacizi, eşcinsellik, dışkı yedirme, eş değiştirme, aile içi taciz-ensest-, çocuk anneler vs. Ülkemizde, insanların cinsel olarak bilgisizlikleri yanında, basın/internet üzerinden devamlı yapılan cinsel içerikli dizi/sinema/reklam/haber ve programlar ve ekonomik ve statü merkezli yaşam tarzı nedenler ile de evlilik müessesinin devamlı ertelemesi de, toplum olarak bizleri istenmeyen noktalara getirmektedir. Namus kavramını önemsemeyen kesim, dindar kesimi cinsel eğitimsizlik ithamı ile devamlı suçlarken, kendilerinin evlenmeden cinsel hayat yaşamaları, erken ve özgürce (!) yaşanan bu deneyimlerinin sonucunda, beraber yaşadıkları kişileri  aldatmaları, partnerleri ile anormal ilişkilere yönelmeleri ve hatta eş değiştirme gibi en aşağılık sapıklıklara yönelmeleri, metres adı altında kullanıp kadınları sokağa atmaları, hayat kadını adı altında ömürlerini huzur ve mutlu bir aile ortamından uzakta geçiren kurban kadınların sex kölesi olarak kullanmaları gerçekleri ile artık yüzleşmekten kaçınmamalıyız. Ahlaki eğitim ve ortam içinde, uzmanlarca verilecek cinsel ağitim dışındaki tüm talepler, kadını, çocuğu, aileyi ve toplumu hedef alan art niyetli fikirlerdir. Batıda yaşanan toplumsal deprem bunun en büyük kanıtıdır. Ne ifrat ne tefrit; doğru araçlarla doğru amaçlara yönelinmelidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cinselegitim-modern-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-5957" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cinselegitim-modern-2-209x300.jpg" alt="cinselegitim-modern-2" width="209" height="300" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Çalışan kadın</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amerika ve İngiltere’de üniversite mezunlarının yüzde 60’ı kadın olmasına rağmen şirketlerin yönetim kurullarında kadınların oranı tüm dünyada %15’un altında. (Vatan, 07 Aralık 2013)  “Kadınların büyük bir yüzdesi erkeklerle aynı veya ‘daha yüksek eğitim ve yeterliliğe sahip olsa da’ Almanya&#8217;daki yönetici pozisyonlarında ‘hala çok az kadın’ bulunmaktadır.” (handbookgermany.de/tr/womens-rights,  07.10.202, erişim; 25.01.2023) Haziran ayında başlayacak Wimbledon Tenis Turnuvası’nın para ödülleri açıklandı. Şampiyonlara, erkeklerde 525.000, bayanlarda 486.000 sterlin verilecek. Wimbledon ve Fransa Açık&#8217;a bakınca erkekler, bayanlardan yüksek para ödülü alıyor. Sürekli erkek-kadın eşitliğinden söz edilir, ama gerçek bir eşitlik söz konusu değil. Kadınların aynı işi yapıp erkeklere göre daha az para almaları her yerde yaygındır. Teniste de durum farklı değil. Hem erkekler, hem bayanlar aynı kortlarda, aynı amaç için raket sallıyorlar, ama emeğin karşılığı değişiyor. Böylesine büyük organizasyonların, eşitliğe bakışı gerçekten çarpıcı! (Bülent Boğ, Hürriyet, 11 Mayıs 2002) İslam’a en uzak gruplardan olan ve materyalist/ateist bir ideolojiyi savunan marksist örgütlerde de durum farklı değildir: “1960 devrimci sol gruplar içinde yer alan çok sayıda kadın militan, en fedakarca görevleri yerine getirmelerine rağmen birkaç istisna hariç önder görevlerde yer alamamış, kenarda kalmış ve erkeklerin yardımcı rolünü oynamaya zorlanmışlardır.”  (68 kuşağı liderlerinden Gün Zileli, Yarılma, s. 389) Thorpe, büyük muhasebe şirketi PricewaterhouseCoopers&#8217;ın Londra&#8217;daki ofisinde resepsiyon görevlisi olarak çalışırken, evine gönderilmişti. Gün boyunca yüksek topuklu ayakkabı giymenin sağlığı için kötü olduğunu söyleyen Thorpe, erkek iş arkadaşlarına aynı kuralların uygulanmadığına dikkat çekti. Thorp&#8217;un girişimi üzerine milletvekillerinin başlattığı soruşturmada, daha kısa etekler giymeleri, gömleklerinin düğmelerini açmaları söylenen ve tırnak cilasından, saç renklerine sıkı bir giyim/kuşam yönetmeliğine bağlı kalmaları talep edilen kadınlar ifade verdi. (BBC, 26.01.2017)  Avrupalı şirketler kadın yönetici istemiyor: European Professional Women&#8217;s Network ile danışmanlık şirketi Mercer&#8217;in yaptığı bir araştırmaya göre, Avrupa ülkelerinde şirketlerin üst düzey kadrolarında yer alan kadınların sayısı çok düşük. Avrupa&#8217;nın en büyük 300 şirketinde yönetim kurulu sandalyesinde oturan kadınların oranı sadece yüzde 8,5. Araştırmaya göre, Avrupa&#8217;da kadının iş dünyasındaki konumu açısından bölgeler arasında da büyük uçurumlar var. Yönetim kurullarında kadın üyeye hiç yer vermeyen ülkeler Lüksemburg ile Portekiz. Araştırmada şirket patronlarının kadınların insan kaynakları ya da pazarlama gibi işlevsel görevlerde başarılı olduğuna inandığı belirtilerek, kadınlara şirketi farklı bir yönetim kalıbına sokma konusunda güvenilmediği vurgulandı. (15.12.2007) The Newyork Times&#8217;ın genel yayın yönetmenliğine 160 yıl sonra ilk kez bir kadın getirilir. (Hürriyet, 25 Mart 2012) Galatasaray lisesine ilk kadın müdür. (Milliyet, 2 Kasım 2007) Hollywood’da neden kadın yönetmen az? (HaberTürk, 21.3.2016) &#8220;Kadınlar iş dünyasında niye erkeklerin oyununa tam olarak katılamıyor? Bu soru hep sorulur, hep ayrımcılıkla ilgisi kurulur. Oysa bana sorarsanız, kadınlar ve erkekler milim milim eşit haklara, olanaklara sahip olsalar bile kadınlar, erkekler dünyasında erkekler gibi &#8216;top koşturamaz&#8217;. Çünkü hisleri vardır, olup biten en küçük şeylere dair bir hisleri. Bu da &#8216;hissiz bir dünyada&#8217; yorucudur elbette. Kadınlar bu yüzden daha çok yorulur. Hatta bu yüzden kadınların erkekler dünyasında erkekler gibi (!) top koşturamamaları iyidir. Çok sağlıklıdır. Başarının esas olduğu bir toplumda bu sözler kulağa iyi gelmeyebilir ama kadınların &#8216;başarısızlığı&#8217; (?) insanlık adına iyi bir şeydir. Erkekler, kendilerinden beklenen &#8216;duygusuzluk&#8217; mitine rağmen nadiren insan kalacaktır! &#8221; (Ece TemelKur’an, Milliyet, 05 Temmuz 2004)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın erkek eşitsizliği Türkiye kadar AB ülkelerinin de sorunu. Kadının toplumsal alandaki yerinin tartışıldığı bir sempozyumda konuşan Avrupa Kadın Lobisi Başkanı Lydia la Riviere Zijdel, Avrupa&#8217;da da pek çok kadının şiddet ve cinsel suistimale maruz kaldığını söyledi. Zijdel, küreselleşmenin bir sonucu olarak kadın cinselliğin bir ticaret aracı haline geldiğini dile getirdi. Zijdel, &#8220;Fahişeliği kadına yönelik bir şiddet olarak görüyoruz. Kadınların yaşam standardındaki düşüklük ve kadın erkek ayrımı onları ‘fahişelik gibi şiddet ve suistimal unsuruna’ maruz bırakıyor. (Sabah, 15.09.2004)  Cinsel taciz alarmı. Avrupalı kadın parlamenterlerin neredeyse yarısı mağdur. Parlamentolardaki milletvekili ve görevli toplam 123 kadın üzerinde yapılan araştırma, bu kişilerin yüzde 47&#8217;sinin ölüm, dayak, tecavüz tehdidiyle karşılaştığını, yüzde 68&#8217;inin fiziksel görünüşleriyle ilgili cinsel içerikli sözlü tacizlere hedef olduğunu, yüzde 25&#8217;inin ise cinsel şiddete maruz kaldığını gösterdi. Araştırmaya göre, kadın parlamenterlere ve çalışanlara yönelik tacizin yüzde 69&#8217;u erkek parlamenterlerden geliyor. Kadın milletvekilleri ve parlamentolardaki kadın çalışanlarının uğradıkları cinsel tacizleri şikayet edip gerekli mercilere bildirme konusunda da ihmalkar davrandıklarını gösteriyor. Araştırmaya göre, cinsel tacize uğrayan ‘kadın milletvekillerinin yüzde 23,5&#8217;i, kadın görevlilerinin ise sadece yüzde 6&#8217;sı polise şikayette’ bulunmuş. (EuroNews, 19/10/2018) Avrupa&#8217;da ‘çalışan kadınların yarısından fazlası’ cinsel taciz mağduru. Avrupa’da kadınların yüzde 60’ının iş yerlerinde cinsel tacize hedef olduğu ancak bunlardan ‘çok azının’ polise şikayette bulunduğu ortaya çıktı. (MepaNews,  13 Ekim 2019) Avrupa Birliği&#8217;ne bağlı Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Kurumu tarafından hazırlanan &#8220;4&#8217;üncü Avrupa Çalışma Koşulları Anketi&#8221; açıklandı. İşyerinde taciz: Kadınlar Çek Cumhuriyeti&#8217;nde yüzde 10, Norveç&#8217;te yüzde 7, Türkiye ve Hırvatistan&#8217;da yüzde 6, Danimarka, İsveç, Litvanya ve İngiltere&#8217;de yüzde 5 oranlarında bu olaylardan en çok etkilenmektedirler. (Hürriyet, 3 Mart 2007) Çalışan kadınların % 14&#8217;ü tacize uğruyor. Türkiye&#8217;de kadın ve erkekler için fırsat eşitliği&#8217; konulu araştırmaya göre, kadınların yüzde 14&#8217;ü işyerinde cinsel tacize uğruyor. (08 Aralık 2004) Çin’de, işyerinde kadına taciz oranı % 20 (5 Mayıs 2011) İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi Hukuk Anabilim Dalı öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Kadriye Bakırcı’nın, “İşyerinde Cinsel Taciz” adlı kitabında, “modern zamanların en iyi sırrı” olarak nitelendirdiği işyerinde cinsel tacizin “Türkiye’de de yaygın olduğu ancak mağdurların suskun kaldığı” belirtilmektedir. (06.12.2004)  AB’ye bağlı Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını İyileştirme Kurumu tarafından, 30 bin işçi arasında, Türkiye dahil 31 Avrupa ülkesinde yapılan “4. Avrupa Çalışma Koşulları Anketi”nin sonuçlarına göre; işçilerin %51’i işyerinde çalışma arkadaşlarından şiddet görüyor. Şiddetle ya da şiddet tehdidiyle karşılaşma oranı Hollanda’da %10, Fransa ve İngiltere’de %9, İrlanda’da %8, Türkiye’de ise %4,7. Kadınların bu tür eylemlerle karşılaşma oranı erkeklere göre 3 kat daha fazla. (https://mobbing.org.tr/is-hayatinin-karanlik-yuzu, Ulaşım: 25.01.2023) İş Yerinde Kadın: Sömürü, Mobbing, Şiddet ve Taciz. Avukat Özge Demir, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet konusunda bilgi verdi. Özellikle büyük hukuk bürolarında kadın avukatlara yönelik zorbalıklara tanık olduklarını belirten Demir, zaman zaman bu zorbalıkların gizlenmeye çalışıldığını bildirdi. Özge Demir, cinsel taciz konusunda dünyada kadınlar ne yaşıyorsa Türkiye’de de kadınların çok yaygın olarak aynı şeyleri yaşadıklarını anlattı. Kadın avukatlara yönelik cinsel tacizle ilgili bir rapor bulunduğunu belirten Demir, 28 bin avukatın bulunduğu Ankara’da 3063 kadının katıldığı ankette kadınların %40’ının hakarete uğradığını, aşağılama, küçük düşürme ile karşılaştığını, bu %40’ın %84’ünün de cinsel tacize uğradığının tespit edildiğini kaydetti. (https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=15596&amp;Desc=%C4%B0%C5%9F-Yerinde-Kad%C4%B1n:-S%C3%B6m%C3%BCr%C3%BC,-Mobbing,-%C5%9Eiddet-ve-Taciz, Ulaşım: 25.01.2023) Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Temelli Şiddet Araştırması Sonuçları: Katılımcıların %41,3’ü psikolojik şiddete uğramıştır. Yani, her beş eğitim ve bilim emekçisi kadından ikisi görevi sırasında psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Anketimizin sonuçlarına göre eğitim ve bilim emekçisi kadınların %14’ü görevleri sırasında cinsel tacize uğramaktadır. Araştırmasının sonuçları üzerine yaptığımız değerlendirme ile; 1. Eğitim ve bilim emekçisi kadınların neredeyse yarısının cinsiyetlerinden dolayı psikolojik şiddete uğradığı, en sık rastlanan taciz davranışlarının gözle taciz, cinsel içerikli şakalar ve cinsel yorumlar olduğu ortaya çıkmıştır. (Eğitsen, Ağustos, 2015) Tabii Batı’da bir de olayın farklı boyutu var: “Binlerce kadının katıldığı anket bayanların iş yerindeki ‘yaramazlıklarıyla’ ilgili çok ilginç sonuçlar ortaya koydu.‘New Woman’ dergisinin yaptığı ankete katılan kadınların %43’ü iş arkadaşlarından biriyle seks yaptığını itiraf etti. Çalışan kadınların ofisteki ‘yaramazlıklarını’ araştıran ankete katılan her dört kadından biri partnerini iş arkadaşıyla aldattığını belirtirken katılımcıların %82’si beraber çalıştığı bir erkekle ilgili fanteziler kurduğunu belirtti. ‘İş yerinde seks’ konulu ankete katılanların %94’ü ofiste flört etmekten hoşlandığını belirtirken %20’lik bir kısmı terfi etmek için patronlarıyla seks yapmaktan çekinmeyeceklerini bildirdi.” (Milliyet, 09 Mayıs 2007) “Aldatan erkeklerin yüzde 40&#8217;ı partnerini işyerinde buluyor.” (Alaturkaonline, 19 Mart 2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nereden nereye!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Niçin çıkıyoruz? Yaşadığımız 20. asırda kadın, erkek arkadaşının yanında her sahada yer almak için yetişmek yolunda bulunuyor. Kadınlar seferber olunuz. Türk kadınının evi bütün vatandır. Yuvamıza, yurdumuza aynı heyecanla çalışmalı, ne onu, ne öbürünü ihmal etmeliyiz.” (Şekufe Nihal, Asrın Kadını Dergisi, Sayı: 1, Haziran 1944, s. 1,3) “Ev Divalarının zamanıdır şimdi: &#8216;Çocuk da yapan ama kariyer de isteyen&#8217; modern kadın imajı yıkılıyor! Yerini &#8216;evde oturan ama ev işi yapmayan&#8217; kadınlar alıyor. Reklam sektöründe strateji şefi olarak çalışan Marian Salzman, bu araştırmaya dayandırarak yazdığı raporda, çalışan modern annelerin yerini &#8216;ev divaları&#8217;nın alacağını söylüyor. &#8216;Trend gurusu&#8217; Salzman, kadınlar arasındaki yeni trendin stresli iş yaşamından vazgeçip evde oturmak olacağını söylüyor. Çift maaşlı, çift kariyerli ailelerin modasının geçtiğini söyleyen Salzman, &#8220;Kadınlar iş hayatının gerçeklerini gördü; stres, entrikalar, baskı, kıyafet yönetmelikleri yüzünden kendilerine ayıracak zamanları kalmadığını fark ettiler&#8221; diyor. Erkek, istemiyor: Araştırmanın ilginç bir bulgusu da, bir zamanlar kadınların evlerinde oturup kariyer peşinde koşmamalarını tercih eden erkeklerin de, bu tercihlerinin değişmiş olması. Kadınların yüzde 69&#8217;u maaş almamak ve ev kadını olmayı iyi bir tercih olarak değerlendirirken, erkeklerin yalnızca yüzde 48&#8217;i kadınların iş hayatından uzaklaşması gerektiği görüşünde birleşti. Sebep, kişisel: Salzman, bu konuda erkeklerle kadınların yine görüş ayrılığı içinde olduğunu söylüyor. Bu kez de evde oturmak isteyen kadınlar, kadınların çalışmasını isteyense erkekler.” (Milliyet, 12 Mayıs 2004) Astım hastalığı tüm dünyada giderek yaygınlaşıyor. Amerika’da yapılan araştırmalarda hastalığın; kadınlarda erkeklere oranla daha fazla etkili olduğu görülüyor. Bunun en önemli nedeni ise kadınların yaşadığı stres. Modern yaşam şartları, kadınları aktif iş hayatının içinde daha etkili kılarken artan sorumlulukları nedeniyle daha fazla stres yaşamalarına neden oluyor. (Harpersbazaar, 21.02.2013) Kalkınmaya kalkışmadık ama. Kapitalistler kadınları feministler eliyle kullanır, erkeklerle eşit olacağını sanan zavallılar tulum giyer, kazmaya küreğe sarılırlar. Fuhuş, uyuşturucu, kumar da yayılır, değer yargıları değişmeye başlar. İşte materyalistler, inkarcılar bu bataklıkta yetişir. Marks, Engels, Darwin bu sistemin ürünüdür. (İrfan Özfatura<strong>, </strong>Türkiye, 12.03.2016) “Çocukla kariyer olmaz. Nurgül yeşilçay, ikinci çocuk olursa sinemayı bırakacağını söyledi. “Çocuk da yaparım, kariyer de” diyorlar ya, işte o en büyük yalan. Kimse inanmasın. İkisi aynı anda yapılmıyor.” (Haber 3, 14 Ağustos 2010) “Çocuk ve kariyer aynı anda olmaz. Berna Laçin, okula bu yıl başlayan kızı Ada&#8217;yla, ‘anneyiz.biz’ dergisine poz verdi. 32 yaşımda çocuk doğurdum. Doğurduktan sonra da, her şeye ara verip sadece hayatımı çocuğa göre planladım. Önce çocuk yapsaydım, kariyerimi yapamazdım. Çocuk çok büyük bir mesai çünkü. Gün yetmiyor insana.” (Hürriyet, 30 Aralık 2008) “Emina aşkı seçti. Popçu Mustafa Sandal&#8217;ın sırp eşi, şarkıcı, oyuncu Emina Sandal, “Hem evli ve mutlu olabilmek hem de başarılı bir kariyer elde etmek mümkün değil.” (NTV, 24.2.2011) Çalışan annelerin can simidi (!) kreşler: “Özellikle toplu bakım olarak adlandırılan kreş ve yuva bakımındaki küçük çocukların bakım şartları sonucu sağ beyin gelişimlerindeki aksaklığın, yetişkinlikteki stresli durumları yönetmeyi zorlaştırdığı tespit edilmiştir. Çocuğun özelliklede ilerleyen yaşlarda stresli durumlarda kendisini yönetmede çeşitli problemlerle karşılaşabileceğini, örneğin bireyi olumsuz etkileyen anti depresyon ve alkol tüketimi gibi performans düşürücü davranışların segilediğini ifade etmektedir.” (Seyhan Büyükcoşkun, Kadın İstihdamının Ortaya Çıkardığı Anne-dışı Bakım Sorunu ve Türkiye’nin Kadın İstihdamı Politikasının Muhtemel Sonuçları” Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi. 73-(2), s. 87)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadınlar tabii ki isterse çalışacak; öğretmen, doktor, avukat, akademisyen vd. olacak. Ama bunu, istismar edilmeden, bilgi ve kültürü öncelenerek, taciz/mobbing tehdidi altında kalmadan ve aile mutluluğunu da ihmal etmeden yapacaktır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Feminizm: &#8220;Kadınları ev dışında ve başkalarının evinde istediğin kadar hizmet etmeye ve hatta kölece çalışmaya teşvik et, ama kendi evinde gönüllü olarak çalışmaya “hizmetçi” de ve damgala! Patronlara hizmet mubah, kocaya günah. Erkek patrona hizmet etmek iş, kocaya hizmet etmek hizmetçilik. Başka kadınların evde hizmet etmesi normal, kadının kendi evinde hizmet etmesi anormal. Bir modernite manyaklığı bu!&#8221; (Prof. Ergün Yıldırım, Yeni Şafak, 10.11.2019)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Medya, işten eve yorgun dönen eşinin ayağını yıkatan bir koca görse manşetten idamı için kamuoyu oluşturur. Ama, yabancı bir erkeğin ayağını kucağına alıp yıkayan, tırnaklarını törpüleyen kadını “özgür, ayakları üzerinde duran kadın” diye yüceltmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diyanet, eşine çay getiren ev hanımı içerikli kamu spotu (6.11.2019) hazırlayınca feministler, ‘kadının evde hizmetçi olarak gösterildiğini’ söyleyip tepki gösterirler. Ama o ikramı eğer kadın, &#8216;Fuar tanıtım hostesi; uçak kabin memuru&#8217; gibi adlar altında onlarca tanımadığı erkeğe yaparsa olay bir anda normalleşmekte, hatta ‘kadının özgürleşmesi’ adına aynı feministlerce alkışlanmakta ve teşvik edilmektedir! Kadının eşinin (artık kalmadı da, mesela) ayağını yıkaması veya eşine çay getirmesi ‘kadını aşağılama’ yabancı birinin ayağını yıkaması ise ‘çağdaşlık ve özgürlük!’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Feminist yazarın pişmanlığı. Hayatının büyük bir kısmını feminist harekete savunmaya adayan İngiliz yazar Petronella Wyatt: “Ben bekarım, çocuksuzum ve yalnızım. Feminizm beni ve benim neslimi hayal kırıklığına uğrattı. Her pazartesi Londra’daki bir restoranda, pencereden yakın bir masada oturup hayatlarımızı tartıştığımız bir grup arkadaşla buluşuyorum. Hepimizin ortak noktası çok; ellili yaşlarımızın ortasındayız, iyi eğitim almış çalışan kadınlarız. Ama hayatlarımızda bir boşluk var. Hepimiz bekarız ve çocuğumuz yok.” (Daily Mail, 20 Mayıs 2024)</span></p>
<p><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-96340" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3464735845.jpg" alt="" width="491" height="267" /></p>
<p><span style="color: #000000;">Benzer bir açıklama videosu da sosyal medyaya düşer: “53 yaşındayım. Yalnız olmaktan yoruldum. Tüm iyi erkekler nerede? Hayatımı biriyle paylaşmak istiyorum. Çok yoruldum. Aşkı yaşamak istiyorum. Hayatımı paylaşmak, sevinçleri hissetmek istiyorum. Ellerimin tutulmasını istiyorum. Öpmek istiyorum. Desteklemek istiyorum. O kişiyle kahve yapmak istiyorum. Adamımı istiyorum. Neden adam bulmak bu kadar zor?” (instagram.com/reel/DH1HEzcKy7n)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bizzat ben, çalışan bir kadının tuvalet ve yemek için müdüründen izin almak zorunda kalanı, amirinden kaba söz işitince ağlayanı, ‘iş yerine gelince ben dinleniyorum’ diyen bayan görevlileri, 2-3 dakika önce gitmek için kart basan kadının, erkek olan şefine ezik ve zoraki tebessüm eden alttan ezik bakışını, amirince azarlanan kadınları vb. defalarca gördüğümü de burada ifade edeyim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Anneliği kölelik olarak niteleyenler, kendi çocuklarını ihmal ederek, kreşte başkalarının çocuklarına ders vermesini yere göğe sığdıramadılar. Kocasına hizmet esirlik, patronunun bin türlü nazına katlanmak hürriyet idi.”  (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 265) “Günümüz modern kadını, giysisinden yaşam tarzına, bütünüyle İslam dışı mihrakların yönlendirmesi altındadır. Fakat o, bu yönlendirmeyi medyanın süslü göstermesiyle ‘çağa ayak uydurmak’ olarak benimsemiştir.” (Ömer Faruk Korkmaz, s. 269) “Kapitalist zihniyet, kadını sürekli olarak kendini beğendirme hissiyatına yönlendirmektedir. Moda aracılığı ile gönüllü ve zorunlu bir köle haline getirilen kadını, kendine rol model olarak gösterilen güzellik seviyesini yakalayabilmek için ihtiyacı olmayan şeyleri tüketmeye de adeta zorlanmaktadır. Kapitalist anlayışın dişilikle ilgili söylemi, moda, kozmetik, giyim ve beden endüstrisinin üzerine yoğunlaştı görülmektedir. İlgili ilgisiz her şeyin reklamında kadın figürünü görmek mümkündür, buna erkek ürünleri de dahildir. Cinsellik üzerine kurulmuş reklamların sonucu taciz vakaları artmaktadır. Reklamlarda aşırı kadın sömürüsüne dönüşen cinsellik katkılı gösteriler, ‘kadını bir cinsel objeye’ indirgemektedir. Günümüz dünyasında kadın teşhir aracı olarak görülmektedir, bunu gizleyebilmek adına içinde &#8216;özgürlüğüne&#8217; sıkça vurgu yapılmaktadır. Kadını İslam&#8217;ın istediği çizgiye getirdiğimizde, ortada ne kadın ticareti, ne reklam sektörü, ne bar/kafe kazancı, ne de medya kanallarının reyting çıkarcılığı kalmaktadır.” (Ömer Faruk Korkmaz, s. 273-275)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6826 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernnizmvekadin-tadimlik-1.jpeg" alt="modernnizmvekadin-tadimlik-1" width="394" height="194" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6468 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-kadin-1-6.jpg" alt="modernizm-kadin-1-6" width="551" height="313" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernitevekadin-1.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5796" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernitevekadin-1.png" alt="modernitevekadin-1" width="588" height="210" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/calisan-kadin-4.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5702" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/calisan-kadin-4.jpg" alt="calisan-kadin-4" width="376" height="396" /></a> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-11664" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/iste-evine-hizmet-etmeyi-kolelik-olarak-nitelendiren-feministlerin-eseri-h1603627425-74ce01.png" alt="" width="167" height="137" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kocasının ayağını yıkaması, kadını aşağılama, asgari ücretle yabancı birinin ayağını yıkamak çağdaşlık, yersen! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-95396" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/46468484444.jpg" alt="" width="674" height="233" /></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kadın bedeninin istismar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde kadın cinselliğini en fazla sömüren araçların başında kuşkusuz kitle/iletişim araçları gelmektedir. (Nurettin Güz, Yazılı Basın ve Aile, s. 67; Nevzat Yüksel, Türkiye&#8217;de Gençlik Sorunları ve Çözüm Yolları, s. 67-68; Cihan Aktaş, Mahremiyetin Tükenişi, s. 272-274) Kitle-iletişim araçları, ardındaki felsefenin bir yansıması olarak bedensel/ruhsal tüm insani öğeleri cinsellikle süsleme eğilimindedir. Kadın, günümüzde cinselliğin sembolü ve tüketim vasıtası olarak aşağılanmaktadır. (Ayhan Songar, Müstehcenlik ve Ruh Sağlığı, s. 67; Viktor Frankl, Duyulmayan Anlam Çığlığı, s. 72) Sonuç,  kadının cinsiyetinden doğan zarafet ve onurunu ayaklar altına almakla, asla hak etmediği bir değersizliğe mahkum edilmesidir. Ayrıca, insanları en zayıf oldukları duygusal yanlarından yakalayarak haksızca, sadece tüketmeyi amaçlayan ve mutluluğunu tüketim çılgınlığında arayan maddeci toplumların oluşmasına yol açılmasıdır. Modern kadın ekonomik bağımsızlık arzusunun etkisiyle paranın, lüksün, modanın, kısaca tüketiciliğin esareti altına girmiştir. (Abdulkerim Bahadır, Tarihte ve günümüzde kadın; www.enfal.de/ev18.htm) “Bu sebeple kapitalizm kadınlara, zevk, eylence ve hazzın kaynağı nazarıyla baktığından, sosyal medyada, piyasada reklamını gerçekleştirdiği ürünün yanına kadının hazzı uyandıran bedenini öne çıkartmaktadır. Sosyal medya, bireylerin haz duygusunu bu alanda kadının bedeni üzerinde gerçekleştirmektedir.” (Dilek İmançer, Cinsiyet Rolü Temsili: Medya Kültürü, Feminizm, Televizyon ve Seriyaller, (Ed. Dilek İmançer). Medya ve Kadın, s. 47) “Kazanç elde etme aracına gelen kadın bedeni, daha çok cinsellik ve güzelliği kodlanmaları sembolize edilerek piyasada satılmaktadır.” (Aslıcan Kalfa-Topateş, Tüketim Toplumunda Tükenen Bedenler: Kozmetik Reyonu Çalışanları ve Estetik Emek, Çalışma İlişkileri Dergisi, 6 (2), s. 34)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Avustralya ordusu, yeni askerler bulmak için üzerinde seksi kadın çizimleri olan bir dizi broşür yayınlayınca gerçek kadın askerler ayağa kalktı. Kampanyada, daracık pantolon ve bluz giymiş kumral bir kadın asker, mutfak, hastane odası, helikopter gibi farklı mekanlarda seksi pozlar vermiş şekilde resmediliyor. Posterlerin üzerinde de “Seni istiyoruz” yazıyor.  (Vatan, 29.07.2007) CeBit 2010 başladı: Almanya Hannover kentinde bilgi, teknoloji ve iletişim fuarı başlar. Galeride, ise hep mayolu kadınlar ve omuz veya kalçalarında minik telefonlarla manken resimleri gözükmektedir. Araba fuarında ise bir mini giyen manken araba bagajında veya seksi pozlarla arabanın üstündedir. Bir cam sehpa ise vücudu ortada olan bir kadının üstündedir; kadın sehpa ayaklığıdır. Suşi yemeğini çıplak kadın bedeninde yiyenler, bilgisayar fuarında vücutları boyalı, nerede ise tamamen çıplak gibi gözüken ama ellerinde laptop tutan kadınlar, kavun reyonunda elinde bir kavun ile kavunların üzerine oturmuş kadın, mayolu kadınların elinde cola, fotoğraf makinesi, yarış arabalarının ortasında dolaşan ve göze hitap dışında fonksiyonları olmayan minili/bikinili kadınlar, ayakkabı reklamında kadınların ayağını bile göstermeyen afişler, lastik veya kravat reklamında mayo ile boynuna taktığı kravat veya araba lastiği ile poz veren kadınlar, dev alışveriş merkezlerinde veya sokağa kurulan platformlarda  mayolu tanıtım yapan mankenler, erkek elbise ve erkek ayakkabı reklamında çıplak kadın, sigara, kek, hamburger, dondurma reklamlarında cinsel öğeler, satılan ürünlerin önüne kapatıp önünde mini etekleri ile ürünleri tanıtan kadınlar, ponpon kızlar, &#8220;köle pazarından farksız&#8221; mankenlik yarışmaları, arabaları bikini giyen kızların yıkadığı araba yıkama yerleri, &#8216;ürünlerden daha fazla dikkat çekti-ilgi gördü&#8217; haberleri ile verilen mankenli tanıtım haberleri&#8230;!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Reklamların içerdiği gizli şiddete dikkat. 9 Nisan 2018 Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebru Gökaliler ve öğrencisi Asuman Özer’in,  26 dergide 773 reklamı inceleyerek yaptığı araştırma; reklamların sadece pazarlama unsuru değil içerdiği gizli şiddet içerikleri ile kadınlar ve erkekler üzerinde, duygusal, ekonomik ve cinsel şiddet etkisine sahip olduğunu ortaya koydu. (İnterpress, 9 Nisan 2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Reklamcılıkta Retorik Bir Unsur Olarak Kadın Bedeli Temsilleri: Nesne olarak kadın bedeni; %60; Farklı kadınlık rolleri;%8.44; Bedeninin parça olarak sunulumu; %24,50; Soyunan beden imgesi: %10,81; Saf güzellik vurgusu: %17,67; Doğrudan seks aracı olarak beden: %38,78; Bedene yönelik şiddet: %10,00; Denetim altındaki kadın bedeni: %8.17. Liste; Egzotik ve gerçeküstü beden imgeleri, Fetişleştirilmiş kadın bedeni, Aşağılanan kadın bedeni, Ürünle bağlantısız beden, Rekabet halindeki kadın bedeni, Aktif cinsellikte sunulan beden, Duygusallaştırılmış kadın bedeni, Kadın bedeninin lezbiyen sunulumu, Kenti cinselleştiren beden… diye devam ediyor. (Uğur Batı, Kültür ve iletişim, 2010, 13(1)  kış, s. 103-133)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Blendax reklamı: Başdöndüren dolgun saçlar. Reklam filminde, kadın dolgun saçları ile yolda yüyürken, elindeki çayı üstüne ve yere dökenler,  ekmek teknesi el arabasının elinden kayıp gitmesini önemsemeyenler, rap dinlemek isteyen erkeğin dolgun saçların cazibesine kapılıp duygusal izlemeye karar vermesi, erkeğin doberman almak isterken fifi almaya, erkek dinlenmek isterken dolgun saçlı kız saçlarını savurması üzerine eğlenmeye gitmeleri, kadını süzerken ağızları açık dona kalan erkekler, reklam çekecek ekibin işlerini yapamaması. Kısaca, erkekleri değiştiren şey” olarak sunulan kadın saçları. 1936 yılından bir reklam: “Erkekleri kendinize hayran etmek için VOG kremi kullanınınz.” (Yarım Ay Dergisi, 15.02.1936) 1936&#8217;dan 2020 yılına, bir şey değişmiyor! Boşuna, Laurie Penny adlı yazarın 2018 tarihinde yazdığı eserin adı ‘Meat Market, Female Flesh Under Capitalism:  Et pazarı, Kapitalizmde kadın bedeni.’ değil!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7891 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadiniistismarason-2.jpg" alt="" width="511" height="709" /><br />
<img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7888 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/hurriyet_081017.jpeg" alt="" width="378" height="326" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10923 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/35346346.jpg" alt="" width="697" height="255" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Süslenmeden gaye erkek dikkati çekmek! (Yarım Ay dergisi ) 1936&#8217;dan 2020 yılına, bir şey değişmedi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12928" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/et-pazari-2022.jpg" alt="" width="515" height="249" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-weight: 400;"> Laurie Penny adl</span>ı feminist bir yazarın 2018 tarihli &#8220;Meat Market: Female Flesh Under Capitalism: &#8216;Et Pazarı: Kapitalizmde kadın bedeni&#8221; adlı eseri.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Basında kadın</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın Bedeni Metadır: Eşyanın doğasına uygun olan da yeryüzündeki her canlının, nesnenin, varlığın da meta haline gelmesiydi. ‘Eskiden köleler, cariyeler vardı.’ Sonra insan düşüncesi kendi içinde devrim yaptı. Kadın da bu gösteride rolünü kısa bir süre içinde aldı. Önce dergilerde görülmeye başladı. ‘Kadın özgürleşirken’ sistem onu içine dahil edip, zaten ‘insan doğasında var olan güdüyü de kullanarak’ daha kolay ‘bir meta’ haline gelmesini, üstelik ‘bunu da gönüllülük esasıyla’ gerçekleştiriyordu. Bu noktada şunu söyleyeceğiz; kusura bakmayın ama kadın bedeni metadır. Düzen her şeyi kendi istediği şekilde formatlayıp kullanırken ve biz de bunun içinde yaşarken, ‘çocuk da yaparım kariyer de’ nispetiyle biraz da kendi doğasını sorgulamadan, erkek duruşunun karşısına ayna gibi dikilen kadının mücadelesini geldiği nokta burasıdır. (Uzay Gökerman, İngido dergisi, Şubat 2008) British Council’in desteğiyle AÜ İletişim Fakültesinden Doç. Dr. Mine Güncel Bek’in hazırladığı bir projenin ilk ayağını oluşturan projenin konusu “Medya ve Toplumsal Katılım”dı. Araştırma için ülkemizin dört büyük gazetesi olan Hürriyet, Sabah, Vatan ve Akşam seçilmişti. Gazetelerde Ocak-Ekim 2005 tarihleri arasındaki 18.310 haber incelenerek sınıflandırılmıştı. Haberlerin yaklaşık 14.000’i kadınlarla, 3000’i çocuklarla ilgiliydi. Cinsellikle ilgili haberlerde kadınlar ilk sırada yer alıyordu. Bu haberlere “malzeme” olan kadınların yaş aralığı 18-35’di. Araştırmayı yapan Doç. Bek konuyla ilgili şu açıklamayı yapıyordu: “Kadınlar haberlerde daha çok görüntüleri ve güzellikleriyle varlar. Çoğu zaman bir sağlık haberi bile kadın bedenini teşhir eden fotoğraflar eşliğinde sunulabiliyor.” (Sabah gazetesi, 15 Haziran 2006) Genç yaşta cinselliğe özenme, yanlış anlamanın sonucu! Şarkılardan filmlere bol bol cinsel mesajla karşılaşan gençler, kendisi dışında herkesin &#8216;seksi denediğini&#8217; sanıyor. (Milliyet,04 Nisan 2006) ABD&#8217;de yapılan bir araştırmada, cinsel çağrışımlar içeren müzik, magazin, televizyon programları ve filmlerin, gençlerin daha erken yaşta cinsel ilişkiye yönelmesine yol açtığını ortaya koydu. Araştırmayı kaleme alan Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;den Jane Brown, &#8220;çocuklar medyada ne kadar çok cinsellikle ilgili unsurlara maruz kalırlarsa, cinsel yaşamlarının o kadar erken başladığı ilk kez saptandı&#8221; dedi. (CNNTürk, 04.04.2006) Reklamlar seks üzerine kurulu: Araştırmacılar çalışmalarının, reklamcıların ürünlerini satmak için sürekli seksi kadınları ön plana çıkarmaları konusuna bir açıklama getirebileceğini söylüyor. Van den Bergh, &#8220;pazarlama ve reklam faaliyetleri çoğunlukla güzel ve seksi kadınlar üzerinden yürütülüyor. Güzel bir kadın görüntüsü, erkekleri daha geç ama daha fazla nakit alacakları bir aktiviteyi hemen ama daha ucuza gerçekleştirme eğilimine sokuyor. (Milliyet, 24 Nisan 2006) Pornografi her şeyin içine sızmış: Radikal yazarı Hasan Bülent Kahraman, &#8216;Cinsellik, Görsellik, Pornografi&#8217; adlı son kitabında moda ve reklamların cinsellik, görsellik ve pornografi etrafında kümelenmesinden hareketle bu imgelerin nasıl pornografiye açıldığını göstermeye çalışıyor. ‘Pornografinin özünü şiddet oluşturur’. Özne ile nesne arasındaki mesafe kalkıyorsa, maksimum bir görünürlük ortaya çıkmışsa, burada şiddet var demektir. Dolayısıyla ‘pornografik toplum şiddete yatkın, açık şiddeti içinde yaşatan bir toplumdur.’ Kapitalizmin getirdiği cinsellik ‘sürekli olarak tahrik edilen ve asla tatmin edilmeyen bir arzu temeline’ oturur. Özellikle reklamlar aracılığıyla arzuyu sürekli tahrik edip asla hazzı somutlaştırmayan bir cinselliğe dayanır. Cinselliğin objeleri bile kapitalizmin mantığı içinde dejenere olmuştur. ‘Gece-gündüz spor yapmak, estetik ameliyatlara başvurmak, sürekli olarak diyetlerle yaşamak, bedeni marka denilen nesnelerle örtmek, onu bir arzu nesnesi olarak sunmak’ fakat bunu arkasında asla bir tatmin aramamak. (Radikal, 01.08.2005) Her yerde erotizm. İnsanlar erotizmin egemenliği altına girdi. Erotizm, 900’lü telefonlardan moda dünyasına, sinemadan reklamlara, günlük yaşamın her alanında karşımıza çıkıyor artık. Çevremizdeki her şey erotik mesajlar taşıyor. (Hürriyet, 4.11.1993) Reklamlarda müşteriler için seks tuzağı. (Sabah, 13 Eylül 1988)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadını sadece birer sex objesi, et parçası olarak gören bu haberleri (!) yapanlara ne demeli?: &#8216;En öpülesi dudaklar&#8217; Jessica Alba&#8217;nın Colgate&#8217;in &#8216;Ağız Sağlığı Haftası&#8217; için gerçekleştirdiği ankete göre erkekler en çok seksi yıldız Jessica Alba&#8217;yı öpmek istiyor. (Milliyet, 04.10.2006) En güzel kalçalar Beyonce Knowles, ABD&#8217;de yayınlanan In Touch dergisinin gerçekleştirdiği bir anketle, &#8216;Hollywood&#8217;un en güzel kalçalı yıldızı&#8217; seçildi. (Milliyet, 02 Ekim 2006) En güzel ve en çirkin bacaklar seçildi. (Milliyet, 28 Kasım 2006) İşte en seksi sarışın: Grammy ödüllü pop müzik şarkıcısı Christina Aguilera, ‘en seksi sarışın’ sıralamasında birinci oldu. (Hürriyet, 10.03.2007) Sevgililer gününü hangi ünlüyle geçirmek isterdiniz? Ankette yer alan 20 çekici kadın veya erkekten birini seçerek hayalinizdeki &#8220;14 Şubat&#8221;ı ortaya çıkarabilirsiniz. Ancak &#8220;Fotoğraf Galerisi&#8221;nde yer alan adaylardan yalnızca birine oy atma hakkınız var. (Milliyet, 10 Şubat 2007) İşte yakalanmadan aldatmanın altın kuralları: 6- İz bırakmayın! 7- Sevgilinizden ayrılmak istediğiniz zaman bunu çok diplomatik bir şekilde yapın. Asla damarına basmayın, canını acıtmayın ki intikam almaya kalkmasın! 9- Yakalandığınızda daima inkar edin, her şekilde inkar edin. 17- Sevgiliniz ve eşinizin benzer parfümleri kullanmasını sağlayın. 19- Yanınızda prezervatif, doğum kontrol hapı taşımayın. 25- Özel günler için çift mesai yapmanız gerekecektir, hem cinsel performansınızı hem cüzdanınızı hazır tutun. 28- Aşık olmamaya bakın, aşık olmanız en büyük falsonuzdur. 30- Vücudunuzda asla iz bıraktırmayın. 33- Tek gecelik ilişkiler en iyisidir. 36- Sevgilinizle çılgın aktivitelerden uzak durun, yaralanma ya da hasar durumunda açıklayamazsınız. 39- Sevgilinizi hamile bırakmayın, sevgilinizden hamile kalırsanız (kadınsanız) eşinizden kalmış gibi yapın. Ya da kürtaj için en uygun zamanı bulun. İş seyahati veya sabah erken; böylece dinlenmeye vaktiniz olur. (Arzu Erdoğan, Tempo,  30.03.2006) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tecavüzcü coşkun: “Lütfen bana tecavüz et” diyen öyle çok kadın oldu ki! Tecavüzcü Coşkun röportajda bir çok kadının kendisine tecavüz et diye yalvardığını anlattı. Posta da bunu birinci sayfadan anonsladı. (Posta, 29.11.2019) Karikatürdeki kızın yüzündeki tepkisiz ifadeye dikkat! Kadına taciz olunca da ilk haber yapacak olan da yine aynı gazetelerdir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Olmaz olsun böyle Hürriyet. &#8216;Yaptığınız gazetecilik değil taciz&#8217; Türk medyası bugün büyük bir rezalete daha sahne oldu. Hürriyet Gazetesi, dizi oyuncusu Hande Soral&#8217;ın habersizce çekilen mahrem fotoğrafını magazin haberi olarak yayınladı. Utanç veren haberciliğe isyan eden oyuncu Soral, Twitter&#8217;dan “Sırf tanınan biri olduğum için mi bir kadını aşağılama, afişe etme hakkını habercilik gücünün altında kullanıyorsunuz. Bu kesinlikle gazetecilik değildir. Kadına şiddetin başka bir türüdür, istismardır.” şeklinde isyan etti.” (Yeni Şafak, 25/03/2016)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Teşhircilik, sapıklık ‘normal’; aile izin-onaylı dindarlık sakıncalı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Darda kalan gençlerin cankurtaran simidi. Yatak nikahı. Ailelerin rızası ile evlenemeyince kendi rızaları ile ‘işi bitirdiler.’ Kuyumcu Vahit . yanında çalışan Olcay’ın kalbini çalıp evine götürdü, ‘bir güzel iğfal etti.’ Kız tarafı yatak nikahının gücünü kabul etti. (Tan, 27.11.2017)  İğfal etmek: “Birini aldatarak, kandırarak ırzına geçmek” (TDK, İğfal Etmek) demektir. Gazete, ‘Aile izin vermiyorsa, zina edin hatta ‘bir güzel ırza geçin’, merak etmeyin aile ikna olur’ mesajı veriyor! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evlenme karşıtı reklam yap, zina; sevgili, soyunma; sanat, eşcinsellik; normal ama kapanma problem!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">13 yaşında bir çocuğun yarı çıplak fotoğraf çektirmenin ‘şöhret yolunu açtığını’ bu basın olmasa toplum nereden öğrenecekti? “Roffaella Carra’yı şöhret yapan fotoğraf. Acaba, 13 yaşındayken, yanda gördüğünüz fotoğrafı çektirmeseydi, Rafaella bugünkü şöhretine erişir miydi?” (7 Gün Dergisi, 24 Şubat 1975) &#8220;LGBTİ haklarının sıkı savunucularından olan Carra 2021 tarihinde hayatını kaybeder.&#8221; (NTV, 06.07.2021)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">TV8&#8217;de yayımlanan &#8216;Yetenek Sizsiniz&#8217; programında yaşları 7 ile 11 arasında değişen çocukların şortlu dans gösterisi için RTÜK rapor hazırlar: &#8216;Çocukluğun saflık ve masumiyetine tezat görüntüler içinde sahnede arzı endam eden kızlar, yaşlarına uygun olmayan kıyafet ve makyajlarla dans gösterilerini tamamlamışlar, söz konusu yarışmada yayın yoluyla istismar edilmişlerdir.&#8217;  (28.12.2017) 1975’ten 2017’ye, görüldüğü gibi toplumu yönlendirmek isteyen algı üreticileri yollarından milimsapmadan yola devam ediyorlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Lolita kavramını ülkemize getiren de basındır. “Lolitalar, bir başka deyişle ‘masum dişi’ler. Türkiye’ye gelen moda. Vanessa Parrad, Paris’li lolita, 14 yaşındayken doldurduğu plağıyla dikkatleri çekti. Bir Boticelli tablosunun hüznünü ve melek saflığını yansıtan yüzü.” (Hürriyet, 27.4.1991) ‘Melek, saflık, hüzün, cesaret, masum’ Her kavramın içini boşalttı ne yazık ki medya!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/medyayonldm-1-2.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" size-medium wp-image-6056 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/medyayonldm-1-2-300x274.png" alt="medyayonldm-1-2" width="300" height="274" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3573573738753.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" size-medium wp-image-5943 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3573573738753-300x173.png" alt="3573573738753" width="300" height="173" /></a>                                                              Sabah, 13 Eylül 1988</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                      <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/posta_291115.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6301" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/posta_291115-142x300.jpeg" alt="posta_291115" width="142" height="300" /> </a> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadinsalakerkeksapik3.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6305" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadinsalakerkeksapik3-231x300.jpg" alt="kadinsalakerkeksapik3" width="231" height="300" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                        Sapıklığı normal gösteren medya!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-7522 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/74357688.jpg" alt="" width="600" height="386" /> 27 Kasım 1986, Tan</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Teşhircilik, sapıklık ‘normal’; aile izin-onaylı dindarlık sakıncalı: </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8105 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/basin-dindarlik-2-2017.jpg" alt="" width="701" height="714" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8143 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/26165697_10155861598747348_8978038012083486132_n-300x151.jpg" alt="" width="300" height="151" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hiç bir şey değişmemiş, 1975, 2017&#8230;Yaş, 13 ve bu normal (!) bir haber gibi sunuluyor, daha da önemlisi teşvik ediliyor, özendiriliyor!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9157 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/347537548.jpg" alt="" width="320" height="235" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10454 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizm-ve-kadin-ocak-2010-2.jpg" alt="" width="443" height="615" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Medyanın empoze ettiği aile biçimi</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dizilerde sıkça duymaya başladık artık, &#8220;Kızımızın erkek arkadaşını evimize yemeğe davet edelim, böylece onu tanımış oluruz!&#8221; Acaba? Kaç genç erkek genç bir kızla arkadaşlık ederken evlenmeyi düşünerek bu yola çıkar? Gerçekçi olalım, evlilik yaşı hızla ileri yaşlara ertelendiği günümüzde genç bir erkek eve gelecek ve size asıl yüzünü/niyetini gösterecek, öyle mi? &#8220;Ben kızınızla şunları yapmayı düşünüyorum.&#8221; mu diyecek!? Bu gencin size rol kesmediğini nasıl anlayacaksınız ki, ciddi olarak evliliği düşünen ve flört ile birbirini tanımaya çalışan gençlerin çoğunun evlenseler bile aslında ‘birbirlerini tam tanımadıklarını’ ve birçoğunun boşanma ile sonuçlandığının delillerini ‘Modern hayat ve kadın’ başlıklı yazımızda sunacağız. Bizden okey alan gençbir  erkeğin, kızımızla baş başa kaldığında neler yapabileceklerini nereden bileceğiz? Gençler arasında hızla yayılan ‘alkol, esrar, oral, anal sex, lezbiyenlik, homoseksüellik, satanizm, nihilizm’gibi akımların kızınızın başına erkek arkadaşı veya onun arkadaşlarının vasıtasıyla gelmeyeceğinden nasıl emin olacağız? Eğer sizler aşağıdaki haberlerdeki ailelerdenseniz sorun yok; &#8220;Artık kadınlarda ‘çok aşıklı.’ Sadece kendini tatmin ve zevk amacı ile cinsel ilişkiye yönelebiliyor.&#8221; (Milliyet, Bakış eki, sayı: 60, s. 28) &#8220;Eşcinsellik ne bir sapıklık ne de bir hastalıktır. Sadece ‘alışılmışın dışında’ bir cinsellik biçimidir. Özgürlüklerin yayılması ile&#8230;&#8221; (Hürriyet, 101 soruda sex, s. 39) Bu mantıkla şöyle desek: Hırsızlık bir suç değildir sadece alışılmışın dışı bir gelir elde etme yöntemidir veya cinayet ne bir suç ne de bir katliamdır, sadece alışılmışın dışında bir ölüm şeklidir! Mademki mesele  ‘alışılmışı aşmak!’ (Eşcinsellik gerçeği için, ‘Eşcinsellik, gen/hormon ve İslam’ adlı yazımızı tavsiye ederiz.) Cinsellikte son tabu: Ensest: Ana-babasıyla sevişenler.&#8221; (Milliyet, Bakış eki: Kasım 1987, s. 38) Haberde kullanılan ‘Tabu’ kelimesi çok iyi (!) seçilmiştir. Tabu; “Toplumca yasaklanarak, yaptırımlara bağlanarak korunan, dokunulması, eleştirilmesi, değiştirilmesi olanaksız olan”; “Kutsal olarak kabul edilen şeyin yapılmasının yasak olduğu, yapıldığı taktirde zarar vereceği düşünülen bir inanç” (TDK, Tabu kelimesi) demektir. Ateist T. Dursun’da İslam’a savaş açtığı (!) kitabının ismi; ‘Tabu can çekişiyor’ idi! (T. Dursun hakkındaki yazılarımıza bakılabilir.) Bu kadar da olmaz mı dediniz, düne kadar burada saydıklarımızda &#8220;olmaz&#8221; denilenler sınıfında değil mi idi! &#8220;Torba tatil köyüne personel sağlayan Geriş adlı muhitin ‘muhafazakar’ halkı artık üstsüz turisti de doğal karşılayabiliyor.&#8221; (Milliyet, 06.011.1985)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bitti mi, tabii ki asla! Devam edelim: Bekaret kavramı ile neden hep olumsuz kelimeler yan yana getiriliyor; Acı, budalalık, esir etmek, hapis, sorun, Kıskaç, Tabu, kıskaçlık… Hiç düşündünüz mü?!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Namusun manası nedir? Bir genç düşünürken fikirleri bir çıkmaza girmiş, ‘namus’ diye bir kafamda bir ‘acılık’ var, her hareketimi bu çerçeveye uydurmak için kendimi zorluyorum, fakat hareketlerimi köstekleyen bu çerçeve içinde ‘kendimi kaybederken’ etrafıma bakıyorum, benim namus dediğim şey başka bir yerde ‘budalalık’ oluyor, benim ‘namussuzluk dediğim şey gayet doğal bir hal’ alıyor, bu namus denen şeyin manasını bir türlü bulamıyorum. Kafamızın içi sabit fikir ‘Prejuja’ denen dairelerle çevrilidir Biz fikirleri alır kafamızın içindeki daireye hapseder ve kendimizi bu fikirlere ‘esir’ ederiz. Mesela ‘dürzü adama göre’ kadının saçını göstermesi, yüzünü açması namussuzluktur. Sen buna gülersin, çünkü bugün kadınım baloya ‘dekolte ile’ gitmesi sana göre namusla hiç alakası olmayan bir şeydir, fakat kadının sevdiği bir adamla ‘nikahsız yaşamasına’ kızarsın, çünkü kafandaki daire henüz bu fikri hazmetmek için sana hürriyet vermiştir. ‘Yarınki genç de sana gülecek.’ Namus zamana, mekana devre göre değişen görüşlerdir. Kafamızı böyle daireler içine ‘hapsedip’ fikirlere saplanmak, kafamızın hürriyet ‘ufuklarını kapamak’ demektir. Namusun, manası yok, dairesi vardır. Bu daireleri genişletmek lazım.” (Cumhuriyet, 11.4.1930)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bekaret tabu olmaktan ‘çıkıyor.’ Gazetelerin eş bulma sutünlarında evleneceği kişide kızlığın söz konusu olmadığını belirten erkekler giderek çoğalıyor. Namus kavramının düşünsel bir özellik olup anatomik yapılarla ölçülemeyeceği düşüncesi yaygınlaşıyor. (Hürriyet, 24.1.1980) Gençlerin bekâaret anlayışı ‘değişti.’ Buna göre, ODTÜ&#8217;deki kız öğrencilerin yüzde 96.3&#8217;ü &#8221;bekaret ve namus arasında ilişki olmadığını&#8221; belirtirken, yüzde 3.7&#8217;si &#8221;kişi kendi iç huzuru için bekaretini korumalıdır, bu da namustur&#8221; yorumunda bulundu. AÜ&#8217;deki kız öğrencilerin yüzde 70&#8217;i &#8221;bekaret ve namus&#8221; kavramlarını birbirinden ayırırken, yüzde 16&#8217;sı &#8221;Bekaret namus için gereken şartlardan biridir&#8221;, yüzde 8&#8217;i &#8221;Namus bekareti korumaktır&#8221;, 6&#8217;sı da &#8221;Bekaret namustur&#8221; anlayışına sahip. &#8221;Bekaretin evliliğe saklanmasının gerekliliğine&#8221; ilişkin soru üzerine ODTÜ&#8217;deki kız öğrencilerin yüzde 81.5&#8217;i bunun şart olmadığını belirtirken, yüzde 3.7&#8217;si &#8221;gerekli&#8221; yüzde 14.8&#8217;i de &#8221;kesinlikle gerekli&#8221; yanıtını veriyor. AÜ&#8217;deki kız öğrencilerin ise yüzde 2&#8217;si &#8221;hiç gerekli değil&#8221;, yüzde 60&#8217;ı &#8221;gerekli değil&#8221;, yüzde 6&#8217;sı &#8221;gerekli&#8221; ve yüzde 30&#8217;u &#8221;kesinlikle gerekli&#8221; yorumunu yapıyor. Öğrencilerin yüzde 2&#8217;si ise görüş bildirmek istemiyor. Aynı soru &#8221;Evleneceğiniz kızın bakire olması gerekiyor mu?&#8221; şekliyle erkek öğrencilere sorulduğunda ODTÜ&#8217;dekilerin yüzde 33.3&#8217;ü &#8221;kesinlikle gerekli&#8221;, yüzde 7.4&#8217;ü &#8221;gerekli&#8221;, yüzde 33.3&#8217;ü &#8221;gerekli değil&#8221;, yüzde 26&#8217;sı &#8221;hiç gerekli değil&#8221; karşılığını veriyor. AÜ&#8217;dekilerin ise yüzde 50&#8217;si &#8221;kesinlikle gerekli&#8221;, yüzde 2&#8217;si &#8221;gerekli&#8221;, yüzde 48&#8217;i de &#8221;gereksiz&#8221; olduğuna inanıyor. (Hürriyet, 4.7.2002) Bekaret bir toplumsal ‘sorun.’ (Nokta Dergisi, 29 Eylül 1985, Yıl:3, Sayı:38) Kadına bekaret ‘kıskacı.’ A&amp;G’nin Milliyet için yaptığı ankete katılan her 10 kişiden 8’i ‘Evlenen kadın mutlaka bakire olmalıdır’ görüşünü savundu. (Milliyet, 12.6.2009)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">TV’de gerçek seks. Dizi “Sevişme nasıl olmalı ki, kadın da erkek de zevk alsın” konusunu işliyor, gerçek sevişme sahneleri ile. Sevişmeyi öğrenmek, Alman TV kanalı ARD’de üç bölümlük dizinin başlığı. İlk bölüm dün akşam yayınlanıyor. (Yalçın Doğan, Hürriyet, 16 Kasım 2014)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bira kültürünün ‘mabedi.’ Alman halkı, karnaval ya da diğer adıyla faşing kutlamasında, 6 hafta sürecek olan bir ‘oruca’ hazırlanıyor. Hristiyanlar, Aschermittwoch (Kül Çarşambası) günü başlayan oruç döneminde, Paskalya Bayramı için hazırlık yapar. Her yıl 11’inci ayın 11’inde saat 11’i 11 geçe başlayan faşing şenliğinde 7’den 70’e herkes sokağa dökülür ve kendini karnavala verir. Kimisi geleneksel kıyafetlerle, kimisi ise abartılı makyajlar ve birbirinden ilginç kostümlere bürünüp sokağa dökülür. Faşingin önemli bir kuralı ise neşelenip eğlenmek. Bu nedenle ‘eksik etmedikleri kasa kasa biraları ile buluşup dostluklarını pekiştirirler’ ya da Wirtshaus dedikleri ve Türkiye’deki meyhaneleri andıran mekanlarda buluşur, şarkı söyleyip kafa bulurlar.” (Yalçın Bayer, Hürriyet, 16.11.2014) Dini kavramlar olan ‘mabed/ibadet edilen yer’ ve ‘oruç/yeme ve içmeden kaçınma’ kavramları ile bira festival reklamını da görmüş olduk!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kadınları hiçe sayan rezil anlayış. ‘O&#8230;pu’luk bir meslektir, ‘seks işçiliğidir’, para karşılığı yapılır. Ki bu da insanların ‘kendi tercihidir’, kendi gerçeğidir, kimsenin yargılama hakkı yoktur. Kimi milletvekili olur, kimi “o&#8230;pu” olur! Kimin daha ‘onurlu olduğu mesleğinden değil, kişiliğinden, tavırlarından, davranışlarından’ anlaşılır. ‘Herkesin ahlakı kendinedir.’ Kimse kimseyi yargılayıp, infaza kalkışamaz. ‘Evlenmeden hamile kalmak da bir tercihtir.’ O kadını ilgilendirir, seni değil. ‘Sen istemiyorsundur, kızlarını öyle yetiştirmezsin.’ Ayrıca kullandığınız bu “ilkel ahlak kırbacı”nın işe yarayacağını zannediyorsanız da yanılıyorsunuz.” (Ayşe Arman, Hürriyet, 16 Aralık 2014) Çok eleştirilecek yönü var yazının ama eşcinsellerin bile artık ‘onur yürüyüşü’ yaptığı günümüzde hangi kavrama el atsak elimizde kalmaktadır ne yazık ki!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Zina/kuma. Siyasetin derin kulisinden yansıyan bilgilere göre, özellikle Doğu Karadenizde kadınlar, &#8220;nataşalardan&#8221; şikayetçilermiş. Zinaya hapis hükmünün gerekçesi, &#8220;nataşaları&#8221; önlemekmiş. İyi hoş da, ‘bunu Avrupa Birliğinin insanlarına nasıl anlatırsınız?’ AB’de insanlar evlenmeden birlikte yaşıyorlar. Eşcinseller bile evlenebiliyor. Onlara bu hüküm uygulanmayacak, sadece T.C. vatandaşları için mi geçerli olacak? Türkiye, AB’den tam üyelik görüşmeleri için tarih isterken, gerekçesi ‘Avrupalı olmak.’ Ama. Kendi insanlarına ‘Avrupalının insan haklarını, özgürlüğünü, saygınlığını’ tanımamak. Olur şey mi bu? El alemin orasına, burasına ceza uygulamaya kalkmak, ‘insanlık haklarına da aykırı.’ Yoksa ‘sevişmek insanlık hakkı değil mi? İnsanlarımız, bu coğrafyada hayvanlar kadar özgür olamayacaklar mı?’ (Güneri Civaoğlu, Milliyet, 2 Eylül 2004) Hayvanlarla özgürlük arasında nasıl bağ kurulabileceğini tabii Sayın Civaoğlu açıklamıyor. Ama eğer temelini evrim teorisinden alıyor ise, bu görüşün hem bilimsel temeli yoktur hem de ‘Sosyal Darwinizm’in dünyada ne katliamlara neden olduğunu herhalde kendisi de biliyordur! “ABD&#8217;nin en koyu Darwinistlerinden Steven Pinker ise, 1997 yılında bebeğini dünyaya getirdikten sonra çöp sepetine atarak Amerika&#8217;yı ayağa kaldıran liseli bir kızı, &#8220;bu, doğadaki diğer canlılarda da görülen &#8216;yavru eleme&#8217; eğiliminin devamıdır&#8221; diyerek üstü kapalı savunmuş ve büyük tepki çekmişti.” (Mustafa Akyol, Zina, İnsanlar ve Hayvanlar, 17.9.2004) Bu zihniyete sahip Steven Pinker’ın adına bir de ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ adlı yazımızda rastlayacak olmanızın sizi şaşırtmayacağına eminiz. Bu konuda detay için, ‘Evrim Teorisi’ adlı yazımıza da bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Tek gecelik ilişki neden sağlıklı?’ Yeni yapılan bir araştırmada tek gecelik ilişki yaşamanın faydası açıklandı. Tek gecelik ilişki yaşayan insanların kendisine olan güveni ciddi artış gösteriyor, özellikle de hiçbir bağı bulunmayan insanlar arasındaki ilişkiler kendine güveni oldukça arttırıyor. 371 ‘öğrencinin’ üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, sosyoseksüel olarak sınırları olmayan ve normal seks yapan insanların pek çok pozitif etkiyle karşılaşacağı belirtildi. (Vatan, 29.12.2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İki haber aynı gazetede yanyana: “Şeyma Subaşı: Çok güzel değilim ama baktırırım.”;  “Burdur Milli eğitim müdür vekili Mahmut Bayram, Facebook’ta “Bir kadın evinden süslü çıkıp evine dönene kadar kaç erkeğin şehvetini tahrik etmişse o kadar erkekle zina yapmış gibidir.” Sonuç,  Burdur’da eylem yapılır, olay Meclis gündemine taşınır. (Posta, 16.10.2016) Artık dünyanın tersine döndüğü, baktırmanın normalleştirilirken, göz zinası uyarısının anormal karşılandığı bir dünyaya doğru gitmekteyiz…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın güzel yerlerinden ancak birini açmalıdır. Paris&#8217;te Dior, İtalya&#8217;da Kapicini moda evlerinde bir süre çalışan Güzel Sanatlar akademisi resim bölümü mezunu güzel modacı. “Hanımlar vücudunun güzel olan her tarafını birden göstermemelidir, kıyafetlerini de buna göre tercih etmelidir.” tezini ileri sürmektedir. “Çıplaklık o kadar aldı yürüdü ki, herkesi korkutuyor.  Birkaç yıla kadar bu öyle değildi, özellikle erkeklerin ‘biz hanımların güzel yerlerini görmek için yapamayacakları fedakarlık’ da yoktu, bugün ise erkeklerin ‘bu sorunu’ ortadan kalktı.” şeklinde konuşan 22 yaşındaki Tiraje Evci, “Bence bir hanım karşısımdaki erkeğe güzel görünmek için giyinir. Ama bunu yaparken her tarafını da açmamalıdır. Yalnız güzel yerlerinden birini açıp diğer taraflarını kapayan hanımlar erkekler tarafından daha çok ilgi görür. (Hürriyet, 5.8.1971)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;8 Mart 2016&#8217;da evlendiği “Yahudi bir iş adamı olan” (sosyola.com/avram-habib-kimdir) Avram Habib&#8217;ten 4 ay sonra 25 Temmuz 2016&#8217;da boşanan” (Milliyet, 24.07.201) Seda Akgül: “Kadınlar hemcinsleri için giyinir, erkekler için soyunurlar. Çin mutfağını çok seven Seda Akgül’le Dragon Restaurant’ta buluştuk. Sohbete yeni kitabı ‘Kişilik mi, Dişilik mi?’den başladık. Dişilik mi, kişilik mi? Ünlü bir düşünürün dediği gibi; “Erkekler gözüyle, kadınlar kulağıyla sever” Ama bu, seksapeli olan bir kadının kişiliğe ihtiyaç duymayacağı anlamına gelmez. Günün sonunda farkı yaratan ve bizi vazgeçilmez kılan özelliğimiz kişiliğimiz. Kadınlar, kadınlar için giyinir; erkekler içinse soyunurlar!” (Aynur Tartan, Hürriyet, 8 Aralık 2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadınlar için giyinir, erkekler için soyunurum. Gazeteci Ayşe Arman, Hürriyet Look&#8217;a moda, stil, alışveriş, giyinmek ve soyunmak üzerine konuştu. Ayşe Arman, &#8220;Ben kadınlar için giyinir, erkekler için soyunurum&#8221; diyen sessiz sinemanın müthiş vamplarından Mea West&#8217;le aynı fikirde olduğunu söylüyor ve ekliyor: &#8220;Bence zaten soyunmak giyinmekten daha eğlenceli.&#8221; Mae West; “Ben kadınlar için giyinir, erkekler için soyunurum”, diyordu. (Hürriyet, 25.10.2008) (Vamp: erkekleri baştan çıkaran kötü kadın.) &#8220;Yedi yaşından itibaren yetenek yarışmalarında dereceler alan, “Baby Mae” olarak ünlenen, 14’ünden itibaren vodvil tiyatrolarında sahne alan ve 85 yaşındayken, 1978 yapımı bir  filmde kocaları rolünde Tony Curtis, Walter Pidgeon, Timothy Dalton, Ringo Starr ve Alice Cooper ile oynayan&#8221; (Pelin Batu, Gazetepencere28 Temmuz 2024) Mae West, “1930’lu yıllarda, slat-sürtüklüğün politikası ve estetiğini yaratan, kadınların aşağılandığı rolleri sorgulayan. Püriten ahlakı eleştirirken eğlendiren ve kendisi ve kadınlar için “çapkınlık hakkı” isteyen!” (Melek Özman, Bianet, 8 Temmuz 2017) bir kadındır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">17 yaşındaki kızınız hamile kalırsa ne yaparsınız? “Annem” dizisindeki 17 yaşındaki kız, kendisinden yaşça büyük birinden hamile kalmış, ailesi de kızı sokağa atmak/ öldürmek/ kurda kuşa yem etmek yerine, çocuğu doğurmak isteyen kıza sahip çıkmış.“Vay be aferin aileye!” diyeceklerine, dizi, tepki almış. Hatta Yüksel Aytuğ, “Dizi tehlikeli sularda geziniyor, benden söylemesi” diye bir yazı yazmış. ‘Ahlakçılar’ yine iş başına! ‘Ben ilk 19 yaşında hamile kaldım.’ Tabii ki salaklık, hıyarlık ama aynı zamanda ‘müthiş bir çaresizlik.’ 6 yıldır birlikte olduğum lise aşkım, o zamanlar 22 yaşındaydı, o da en az benim kadar şaşkındı. Bir sabah ikimiz kös kös hastaneye gittik ve ‘ben kimselere haber vermeden kürtaj oldum.’ Uyandığımda yanımda ‘saçlarımı okşayan sevgilim’ vardı. O da benim gibi ağlıyordu. (Ayşe Arman, Hürriyet, 14 Aralık 2008) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8489 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/45758.jpg" alt="" width="516" height="472" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bekaret-hurriyet-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5990 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bekaret-hurriyet-2.jpg" alt="bekaret-hurriyet-2" width="638" height="226" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bekaret-hurriyet-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12432 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmvekadin2022114.png" alt="" width="457" height="261" /><br />
</a><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yonlendirme-8.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5703" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yonlendirme-8.jpg" alt="yonlendirme-8" width="429" height="269" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amaç; Beatty 12.775 kadınla birlikte olmuş. (Habertürk, 4 Ocak 2010)  45 yaşındaki ünlü aktör Tom Sizemore, şimdiye kadar 2 bin kadınla birlikte olduğunu açıkladı. ( Milliyet, 20.03.06)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ozgurce-icki-fuhus-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5818" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ozgurce-icki-fuhus-1.jpg" alt="ozgurce-icki-fuhus-1" width="654" height="528" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                        <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6383" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/medyayonl-1-300x236.jpg" alt="medyayonl-1" width="300" height="236" />   </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6926 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/posta_161016.jpeg" alt="posta_161016" width="490" height="289" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7713 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/modernizmvekadin346547.jpg" alt="" width="625" height="550" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-8294 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/28056773_1713762538683435_8898424618775571413_n.jpg" alt="" width="627" height="349" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12071" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/47358548469.jpg" alt="" width="458" height="267" /> (Hürriyet, 03 Ağustos 1971) Hippiler: Uyuşturucu, sapık ilişkiler ve kuralsızlıklara güzelleme; Aşk çocuğu! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Yönlendirme!</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;1969 yılı yeni yıla bir miras bıraktı. ‘Çıplaklık modası.’ Bu moda öyle yayıldı ki, açık saçık elbiseler görünce bunu rezalet sayanlar alıştı, ayıbı unuttu. Gençler şimdi birbirlerinin modeli elbiseleri kadın erkek ayırt etmeden giyiyorlar. Adı da ‘uniseks modası.’ Gençler kendilerini şöyle savunuyor: İlkçağlarda hepimiz yarı çıplaktık. 1970 yılının sıcak günlerinde gençler çırılçıplak dolaşacaklarını söylüyorlar. (Günaydın, 19 Ocak 1970); &#8220;Unisex kelimesi her iki cinsiyet için de uygun anlamına gelir. Bu kelime sadece isimler ve kıyafetler için kullanılmaz. Bunun dışında, unisex kelimesinin en yaygın kullanıldığı yerlerden biri belli başlı mekanların tuvaletleridir.&#8221; (Milliyet, 24.02.2022) 1970’den 2022’ye onlar yollarına devam ediyorlar. Bozulan, aşınan hep bizim kesim oluyor…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Büyük şair Arif Nihat Asya  boşuna demiyor; “Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu. Ne olduysa hep bize azar, azar oldu.” (Abdulaziz Yılmaz, Entella, s. 74)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Havva ana gibi güneşe uzanmayanları ayıplıyorlar.&#8221; (Okey, 18 Mayıs 1974); &#8220;Türkiye&#8217;ye getirilecek BMW motosikletlerin reklamı Almanya&#8217;da böyle yapılıyor: Düsseldorf Sanayi Fuarı&#8217;nda ilgi çekmek için motosikletin üzerine çıplak bir kadın yatırdılar.&#8221; (Tan, 27 Nisan 1984); &#8220;Eğitimden tıp hatta sekse kadar her alanda robot kullanılıyor. Onların teni deri değil metal diye, insanlardan ayrı tutmak haksızlık olur&#8217; diyorlar. Robotlara bazı haklar verilmesi, aksi halde ‘ırk ayırımı’ sayılacağı ileri sürüldü. (Hürriyet, 22 Ekim 1978) &#8220;Gençleri, seks bunalımı anarşist yapıyor. Almanların yaptığı araştırmaya göre cinsel sorunu olan gençler aşırı uçlara itiliyor. Uzmanlar Türk anarşistlerini de incelediler; her yüz anarşistten 81&#8217;i seks sorunundan dertli. (Hürriyet, 20 Eylül 1978) Yasak dinlemiyor. Fransız J. Aubert, &#8220;Çıplaklık özgürlüktür. Güzel olan soyunur.&#8221; (Hürriyet, 05 Temmuz 1984) &#8220;Teknocu gelir hoş gelir. Tek amaçları içmek, dans etmek.&#8221; (Milliyet, 09 Eylül 2001) &#8220;Hanımefediler için, bu yaz mini şort giymek ‘mecburi’ oluyor.&#8221; (Okey, 14 Mart 1975) &#8220;Eşcinseller özgürlük çağrısı yaptı.&#8221; (Sabah, 11 Mart 1987) &#8220;Bu bunaltıcı sıcaklarda elbiselerimiz sırtımıza o kadar yük oluyor ki, insanın Almanya&#8217;daki çıplaklar cemiyeti üyelerine gıda edeceği geliyor adeta.  7 Gün Dergisi’nin doktoru Ali Rıdvan bey okuyuculara tavsiye ediyor: Giyinmenin en mükemmeli kapanmakta değil açılmakta olmalıdır ve zaten ‘böyle olacaktır!’ Giyinmek bir ihtiyaçtır fakat gene de hiç şüphe yok ki, asıl olan giyinmemektir. ‘Giyinmek’ binlerce senelik bir tedbirle doğuşlarında çıplak yaşamak için mevcut olan ‘yetenekleri eksiltmektedir.’ Giyinme işinde kadının erkeğe göre büyük şansı vardır. Kışın titretici günlerinde mini mini ayağında şeffaf bir ipek çorap ve güvercin kanadından yapılmış görülmez bir ayakkabıyla gezen ve gene tülden eteğinin bütün boşlukları, ‘rüzgarın vücudunu istediği kadar beslemesine imkan veren çağdaş kadının’ şu hareketini, içimizde kaç ‘babayiğit’ taklit edebilir.&#8221; (7 Gün, sayı 23, 15 Ağustos 1933, s. 15-16)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve sonuç: &#8220;Anne ve babalar çocuklarını cinsi sapıklardan korumalı. &#8220;Çocukların tenha yerlerde dolaşmalarına izin vermemeli.&#8221; (Akşam, 22 Haziran 1962); &#8220;Cinsel hastalıklarda artış var. Profesör Kenan Karabay, çapkınlık yapan erkeklerin çok dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.&#8221; (Tan, 03 Mayıs 1984) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Medya çocuklarımızı elimizden alıyor! Netflix&#8217;teki bir diziye (Cuties) göre 11 yaşındaki bir Müslüman kızın &#8216;kendini keşfetme&#8217; yolu: Eve, kültüre isyan; Cinselliğini ön plana çıkarmak! (21.8.2020) Netflix’in ‘Minnoşlar’ adlı filmine tepki yağıyor. Tanıtım afişindeki görselde çocukları metalaştırdığı ve pedofiliye özendirdiği gerekçesiyle eleştirilerin hedefi oldu. 11 Yaşındaki kız çocukları Twerk isimli dansı yaparken görüldü. Netflix de filme +18 ibaresi koyunca hem dünyadan hem türkiyeden büyük eleştiri aldı. (Yeni Şafak, 22.8.2020) TV8&#8217;de yayınlanan programın yasaklanmasını eleştirenler sizce Netflix’e bir tepki vermişler midir? Asla!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Mor Çatı’ adlı siteden bir yazı: “İlişkin güvenli mi? Flört şiddeti, flörtün yeni yeni başladığı ‘13’-23 yaş döneminde ‘romantik ilişkilerde yaşanan şiddete’ işaret ediyor. Flört Şiddeti Nedir? Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da ‘homoseksüel’ ilişkilerde ortaya çıkabilir. Cinsel flört şiddeti nedir? Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. ‘Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması’, sen ‘alkol veya madde etkisi altındayken’ ya da ‘bilincin yerinde değilken’ seninle cinsel birliktelik kurması, ‘cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum’ sergilemesi, ‘doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi’ cinsel şiddet örnekleridir.” (https://morcati.org.tr/flort-siddeti-3/) Feminist bu örgüte göre demek ki 13 yaşında cinsellik değil de, cinsellik sırasında doğum kontrolü kullanmamak suç?!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evli kadının flörtü. Evet! Evet! Evli kadınlar da flört eder. Niye etmesin? Kadın-erkek fark etmez, hepimiz beğenilmek isteriz. Birdenbire özgüvenimiz yerine gelir, hayata bakışımız değişir. &#8220;Mutluyum&#8221; deriz, &#8220;İyi ki varım&#8221; deriz. (Ayşe Arman, Hürriyet, 20.6.2007)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşağıdaki haberleri okuyan bir genç ne mesaj çıkarır sizce? Fahişelik hiç bu kadar övülmemiştir herhalde! ‘Ünlü mü olmak, kazanmak mı istiyorsun, Soyun!’ Sonra uyuşturucudan ölsen de merak etme, yerin &#8216;hemen&#8217; doldurulur!          </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Soyunan ‘hep’ kazanıyor. Burası Roma. Ünlü keman virtüözü manken olarak defileye çıkmayı kabul etmiş ve üzerine de Mona Lisalı ilginç bir kıyafet giymiş ama podyumda yürürken yüzüne bakan bile yok, çünkü gözler arkadan gelen çamaşırlı güzelde. (Star, 26 Nisan 1992) Hayatı ‘tek gecelik kaçamakla’ değişti: “Instagram hesabından yaptığı paylaşımları takipçilerinden ‘tam not alan’ model, sık sık ‘cesur pozlarını’ paylaşan.” (Medyatava, 25 Temmuz 2024) İngiliz D. Rose’un hayatı Kylie Jenner’in eski sevgilisi Tyga ile yaşadığı tek gecelik ilişki ile tamamen değişti, genç kız şimdilerde herkes tarafından ‘tanınıyor.’ (Vatan, 4 Kasım 2017) Sahneye tül elbise ile çıkan Gülşen göz kamaştırdı. (Haberler, 16 Oca 2022) 2 yıllık evliliklerinde 10 farklı kişiyle birlikte oldular poliamori yani çok sevgililiği yaşayan Laura ve Mike Leonard çifti, 2 yıllık evlilikleri süresince 10 farklı kişiyle birlikte oldu. İkili ‘Bu durumun evliliklerini güçlendirdiğini’ söylüyor, Laura, ‘diğer bir kişiyle seks yapmak bizi ‘aldatan kişiler yapmaz’, bu durum birbirimizi ‘hiç kıskanmıyoruz demek değil.’ Zaman zaman kıskanıyoruz ancak ‘bu çok normal.’ derken Mike’da, ‘Laura ile ‘harika bir evliliğimiz var’, çok eşli olmak birbirimize sadık kalmamızı garanti ediyor.’ (Hürriyet, 8.11.2017) Mesajlara dikkat: Aldatma değil, güçlendiriyor, normal, harika, sadık!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cinsel bir obje olarak Batıda kadının değeri; Sadece bir rakam!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amaç belli aslında. Kadın,  kullanılıp atılan, sadece rakamsal değer biçilen cinsel meta olmalı idi! “45 yaşındaki ünlü aktör Tom Sizemore, şimdiye kadar 2.000 kadınla birlikte olduğunu açıkladı.” (Milliyet, 20.03.06) Tek kadınla yetinmediler. Bonnie and Clyde filmleri ile hafızalara kazınan 72 yaşındaki Beaty&#8217;nin hayatını anlatan kitapta aktörün hayatı boyunca 12.775 kadınla beraber olduğu öne sürüldü. (Hürriyet, 6.1.2010; Habertürk, 4 Ocak 2010) “Ünlü aktör Mickey Rourke, İngiltere&#8217;de geçirdiği bir hafta sonunda tek gecede 14 kadınla birlikte olduğunu itiraf etti.” (15 Haziran 2010) 4000 kişi ile yatmış. İngiliz rock grubu The Rolling Stones&#8217;un solisti Mick Jagger’in hayatının anlatıldığı ‘Mick, sex and rock&amp;Roll’ adlı kitap bugün Fransa&#8217;da piyasaya çıkıyor. Amerikalı gazeteci, yazdığı kitaba göre Mick biseksüel ve seks bağımlısı. Bugüne kadar kadın erkek 4.000 kişi ile birlikte olmuş. (4 Temmuz 2012) Charlie 5.000 kadınla yatmış. Birlikte olduğu kadınların sayısını açıklamayı marifet sayan ünlüler kervanına aktör Charlie Sheen katıldı. Sheen, 5.000 kadınla yattım. dedi. Gazete diğer isimler ve beraber oldukları kadın sayılarını vererek habere devam ediyor: 20.000, 10.000, 3.000, 1300… (Hürriyet, 9.1.2016) “Teoman; Haydi kızlar bana gidiyoruz. Rock müziğin usta ismi Teoman, geçen gece Etiler&#8217;de bulunan bir mekân çıkışı objektiflere yansıdı. Türk rock müziğinin efsane isimlerinden Teoman önceki akşam bir mekan çıkışı iki kadınla görüntülendi. Yanında bulunan kadınlara “Haydi kızlar bana gidiyoruz. Arkadaki araçla gelin” diyen 50 yaşındaki şarkıcı, daha sonra arkadaşının kullandığı araca yönelerek mekandan uzaklaştı. Teoman’ın gömleğinin önünü açık bir şekilde partiyi terk etmesi dikkat çekti. (Mynet, 23.12.2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Allah yok, din yalan’ karikatürü ile bilinen Bahadır Baruter’in eşi, “Sokakta donarak ölenlerin olduğu bir dünya.” (Mine Söğüt, Cumhuriyet, 20 Ocak 2021) diyerek sokaklara dikkat çekerken, bu yazısından sadece bir buçuk ay sonra, ‘Baba evini derhal terk edin kızlar. Bazen sokaklar o baba evinden çok daha güvenlidir.’ (Mine Söğüt, Cumhuriyet 5 Mart 2021) diye yazmakta idi!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yeşilçam ünlülerinin ‘ortak görüşü soyunmak.’ Soyunmak bir bakıma ‘şart.’ Soyunmadan bir şeyler yapabilmek için çok uğraştığını ama olmadığını söyleyen Ahu Tuğba, ‘soyunmak bir bakıma şart, Avrupa&#8217;da da Amerika&#8217;da da bu böyle, bizim çarşaf giyecek halimiz yok’ diyor. Yalnız sanatçı ‘soyunmanın manevi açıdan kendisini yıktığını da’ sözlerine ekliyor. Soyunmak şansı artırır. Oyunculuğunu ‘damga’ filminde ispatladığını belirten yaprak Özdemiroğlu ‘ama sadece soyunmak yetmez, üstüne ‘bir şeyler de’ eklemeli, yeteneği göstermeli’ diyor. Sinema ve sahne dünyamızın ünlü isimleri, soyunmanın şansı artıracağını ama salt çıplaklığın belli bir yerde tutunabilmek için yetmediğini söylüyor. (Güneş, 1 Mayıs 1985)  Çıplaklık kesin, yetenek de olsa iyi olur…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Soyundular yıldız oldular, şöhretin bedeli: Zenginleri parmağı ile oynatan Ahu Tuğba. (Bulvar, 11 Temmuz 1983) Soyundular yıldız oldular. Müjde Ar’ın çıplak posterleri. Aşk-ı Memnu dizisi tanınmasını sağladı. Ancak şöhretin doruğuna güzel vücudunu gösteren kolonya reklamı sayesinde çıktı. (Bulvar, 19 Şubat 1983) Soyunarak şöhret oldular. ‘Şöhret yönetmenin yatağından geçiyor.’ Şinay Düdek: Piyasadakilerin çoğu sanatçı değil, gazete bile okumuyorlar. (Habertürk 8.5.2000) Soyunarak şöhrete kavuşan ünlüler. Ünlü isimlerin şöhret basamakları nasıl çıktığını biliyor musunuz? İlk rollerinde soyunarak şöhrete kavuşan ünlü isimleri duyduğunuzda şaşıracaksınız. (Posta, 3 Nisan 2017) Nuri Alço; &#8220;Hani eskiden ‘yönetmenin yatağından geçmek’ diye bir şey vardı ya; şimdi bırak yönetmeni, oyuncular set işçilerinin yatağından geçiyor; onlarla olmadan bir şey olmuyor artık.&#8221; (Posta. 11 Ekim 2015) Asıl şimdi şöhretin yolu yataktan geçiyor. Yeşilçam&#8217;ın efsane ismi Ahu Tuğba&#8217;dan tartışma yaratacak açıklamalar: &#8216;Bizi suçlarlar ama şimdiki sektör daha kirli&#8217;. Ünlü oyuncu, &#8216;Herkes kendi eteğinin altındaki pisliğe baksın&#8217; diyor.&#8221; (Takvim, 15.12.2011) Kadınlığım sömürüldü. Hollywood yıldızı Charlize Theron, oyunculuk kariyerinin başlarında rolleri için ne giyineceği üzerinde hiçbir kontrolünün olmadığını ve kendisinden filmlerde daha ‘seksi’ ve daha ‘arzulanır’ şekilde görünmesi sağlayacak kıyafetler giymesinin istendiğini açıkladı. (Milliyet, 28 Eylül 2022) Yatak odası: “Eskiden oyuncu olmak isteyen genç kızların, rejisörün yatak odasından geçmeleri gerektiği lafı dolaşırdı ortada. Şimdi pek duyulmuyor. Ne oldu dersiniz? Artık gerekmiyor mu? Değil. Sadece yatak odasından geçme işi sıradan bir olay haline geldi. Lafı edilmeye değmez. Üstüne üstlük yatak odaları çeşitlendi. Yelpaze genişledi. Patronun yatak odası. Yapımcının yatak odası. Genel müdürün yatak odası. Şefin yatak odası&#8230; Bu liste uzar gider. Ortada akıllara durgunluk verecek ses, yetenek, zeka, şu bu yoksa -ki bazen olsa bile aynı yoldan geçmeleri gerekiyor- sadece genç, güzel ve de ünlü olmaya meraklı iseler, bildiğimiz kızlara dönüşmek ‘mecburiyetindeler.’ Başka ‘seçenekleri yok.’ Bunun karşılığıysa, bir magazin dergisinde birkaç kare fotoğraf, çekimi bir türlü başlayamayan bir dizide rol, piyasaya hiç çıkmayacak olan bir albüm sözü&#8230; Öyle çok şey duyuyorum görüyorum ki, bir şey yapamıyorum, bari iki satır laf edeyim dedim. Sanki utanması gerekenler utanacaklar. Utanması gerekenin hangi taraf olduğunu da bilmiyorum.” (Pakize Suda, Hürriyet, 9 Nisan 2002) &#8220;Bu ülkede sanatçı yoktur, zenginlere peşkeş çekilmiş et parçası olan mankenler ve şarkıcılar vardır!&#8221; (Okan Bayülgen, Twitter, 23.01.2024) Sadece günümüzde değil, 1900&#8217;lü yıllarda da meşhur olmak için aynı yollardan geçmek gerekiyordu! “Şu da bir gerçek ki, sahne yalnız müzik birikimi ve sesi olan sanatçıları bağrına basmıyor. Gözü ve gönlü oyalayan, işveli, cilveli de olmayı gerektiriyor. Akile Artun değil solist, solist-altları kadar bile tanınmamıştır. Bunun başlıca sebebi, içkili gazinolarda okumayı sürekli reddetmesi, sadece hayır dernekleri yararına içkisiz yerlerde sahneye çıkması ve ayrıca da çok mazbut bir aile hayatı olup adının hiçbir skandala karışmamasıdır.” (Sermet Sami Uysal, Baki kalan bu kubbede, s. 256, 399)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Güzellik müsabakasından beyaz perdeye. Günümüzün tanınmış sinema ve tiyatro artistlerinin pek çoğu güzellik yarışmalarına girmişlerdir. (Ses Dergisi, 16 Aralık 1961) Moda evleri iç gıdıklayan kıyafetler peşinde. Bilhassa ‘İngiliz moda yaratıcılarının bu konuda daha büyük bir serbestlik içinde hareket ettiği’ görülmektedir. Belin altına kadar açık bir kıyafet ile el örgüsü yünden hazırlanmış ve vücuda tamamen yapışan bir pantolon-kazak en fazla ilgi görenler oldu. (Akşam, 12 Şubat 1965) Sinemada yeni bir yol, çıplaklık. ‘Soyunmayan yıldıza artık rol verilmiyor.’ (Vatan, 11 Temmuz 1965) ‘Rahatça’ soyunacağız. Amansız bir çıplaklık yarışına girişen dörtlerden kimin yarışı kazanacağı henüz belli değil. (Hürriyet, 3 Eylül 1966) Ayaklar. Güzel bir çift ayak, güzel bir çift bacakla birlikte olursa bütün gözleri çeker. (Hafta, 28 Ekim 1949) Güzel bacaklar. Yeni yeni parlamaya başlayan her yıldız namzedi, reklam için çektirdiği resimlerin çoğunda bacaklarını göstermeye ‘mecburdur.’ Hele bu bacaklar güzel olursa. (Yıldız Dergisi, 10 haziran 1950) Memleketimizde ilk defa yapılan bir yarışma: Dans ve bacak yarışması. (Cumhuriyet, 6.9.1925) 3. sayfadan 1. Sayfaya. İngiliz model V. Blows İngiltere&#8217;de 3. sayfa güzelliği yapıyordu, verdiği yeni pozlar onu adeta terfi ettirdi, üstünü çıkardığı ‘hem masum hem baştan çıkaran’ pozları ile ülkesinde 1. sayfaya ‘yükseldi.’ Pornocuydu, en büyük yıldız oldu. (Milliyet, 25 Nis 2010) “Pornodan zirveye. 19 yaşındayken girdiği porno sektöründe kısa sürede isim yapan S. Grey, sektörde kazandığı ‘bir dolu ödülden’ sonra Hollywood&#8217;a transfer oldu. (Habertürk, 09.05.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşk gözlerde başlar, ayaklarda biter. Ünlü olmanın en kötü yanı. Ünlü olmanın kötü yanları sorulur ya habire, kimseden duymadık ama galiba ‘en başta uyuşturucu kullanma zorunluluğu’ geliyor. Evet galiba zamanla ‘böyle bir zorunluluk’ hasıl oluyor baksanıza. (Pakize Suda, Habertürk, 27 Ocak 2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Posta gazetesinin kültür hizmeti: Nasıl porno yıldızı oldular? A. B.: “Çok genç yaştan beri porno seyrediyorum. İlk filminde çok heyecanlıydım ama kameralara bakınca eski düşüncelerim aklıma geldi ve işte buraya kadar geldim. Annem ve babam ben 2 yaşındayken ‘boşanmış.’ Babam gitmiş, annem zaten bir ‘uyuşturucu bağımlısı.’ Okulda ponpon kızdım. ‘14 yaşında’ bekaretimi kaybettim.” C.C. Bu sektörde çalıştığım için birçok arkadaş kaybettim. B.O. Annem, erkek arkadaşı -yani babam- uğruna evden kaçmış. Biyolojik babam beni hiç istemedi. Zaten annemle babam hiç evlenmedi. (Posta, 17 Ekim 2010) Bu arada, nedense porno sektöründe çalışanlarının tamamı mutlaka ‘yıldız’ oluyor! Hiç karakter oyuncusu çıkmıyor içlerinden!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eva sevmediği adamın yanında yatmak zorunda. Sahne artisti Eva’nın sahne kabiliyeti daha genç yaşta kendisini göstermeye başlamıştı, geçirdiği hareketli hayat bu kabiliyetin erken inkişaf etmesinin başlıca sebeplerinden biriydi. Londra, Eva&#8217;nın sahne hayatında olsun aşk hayatında olsun birinci derecede rol oynayan şehirdir. (Hayat dergisi, 11 Eylül 1959) Sahne kabiliyetinin gelişmesinin sebebi hareketli hayatmış! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şok eden itiraf. Tecavüz sahnesi gerçekti. İtalyan yönetmen Barnardo Bertolucci, 1972 yapımı &#8216;Last Tango in Paris&#8217; filmindeki tartışılan tecavüz sahnesinin gerçek olduğunu itiraf etti. 76 yaşındaki yönetmen, ABD&#8217;li aktör Marlon Brando ile bir olup tartışmalı tecavüz sahnesinin çekimini son ana kadar kadın başrol oyuncusu Maria Schneider&#8217;den sakladıklarını itiraf etti. Bernardo Bertolucci, &#8220;Maria&#8217;nın o sahnelerde bir oyuncu gibi değil, genç bir kız gibi davranmasını istedim. Aşağılanmasını ve acı çekmesini istiyordum. O sahneler gerçekti&#8221; dedi. 1972 yılında film çekildiğinde henüz 19 yaşında olan Schneider, pornografik bir sahnede oynayacağından haberi olmadığını, ancak senaryoda olmayan bu sahneyi yazan Brando tarafından zorlandığını açıklamıştı. (İnternet Haber, 06 Aralık 2016)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ebru Şallı&#8217;dan 30 yaş cesareti. (Milliyet, 12.06.2008) Cesaret ne, Evli ve çocuk annesi manken üstsüz pozlarıyla ‘profesyonellik dersi’ vermiş. Milliyet&#8217;tin 15.01.07 tarihli haberinin başlığı ise,  ‘Playboyun soyamadığı Türk kızı.’ Resimlerin hepsinde ‘Soyunmayan bu kızımız’ &#8216;mayolu!&#8217; </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ODTU’lü bazı öğrenciler “Kadın bedeninin politikleştirilmesine karşı” sloganıyla para karşılığında soyundukları bir internet sitesi açtılar. (7.8.2022) Beden politikleşmesin, ama metalaştırılsın öyle mi? Okumuşu bu kadar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">MeToo’dan vazgeçtiler. Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein’ın avukatları, tecavüz, cinsel taciz ve saldırıyla suçlanan müvekkiline suçlamalar yönelten kadınlarla 25 milyon dolar tazminat karşılığında anlaşmaya vardı. Karar, tepkilere ve hayal kırıklığına neden oldu. (Hürriyet, 13 Aralık 2019)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve tüm bu yönlendirmelere rağmen aslında gerçek olan ne?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yakılacak fotoğraflar. Sinema ve sahnelerin ünlü yıldızları bugünkü şöhretlerine kavuşmadan önce bol bol soyunmuşlardı. Bu pozlar için bin pişman olduklarını söyleyen yıldızlar, bugün milyonlar harcayıp onları yoketmek istiyorlar. “Bunlar yakılacak fotoğraflar” diyorlar.  Bu konuda en gerçekçi konuşan yıldız olan N.D.  şöyle diyor: “Eski fotoğraflarım beni sıkıyor. O günün şartları içinde soyunmadan şöhret yolunu açmak mümkün değildi. (Sabah, 14.2.1986)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu pozlar onları pişman etti. (Hürriyet, 22 Şubat 2010) Playboy&#8217;a verdiği pozlar pişman etti; H. Berry&#8217;nin pişman olduğu pozlar; &#8216;Çıplak sahnede oynamak istemiyorum&#8217; dedim, merhamet etmediler. Acemiliğimden faydalandılar. Bir döneme damgasını vuran bir filmin iki oyuncusu, yönetmen ve yapımcı tarafından kandırıldıklarını ve çıplak olarak kamera karşısına geçmeye zorlandıklarını ileri sürerek tazminat davası açtı. İlk bakışta bu ‘sinema dünyasında benzerlerine rastlanan bir olay’ gibi görünüyor. Ama burada asıl dikkat çekici olan, iki oyuncunun bütün bunları filmin çekiminden tam 55 yıl sonra yapmış olması. (Hürriyet, 20 Ocak 2023) Ayşe&#8217;nin pişman olduğu pozlar. (Hürriyet, 22 Şubat 2007) Ünlülerin pişman oldukları pozlar. Çoğu ünlü isim kariyerinin ilk dönemlerinde çektirdiği resimleri görmek dahi istemiyor. Ünlüler ‘işlerinin doğası gereği’ zamanlarının büyük bir bölümünü objektif karşısında poz vererek geçirirler. Ancak çoğu, kariyerinin ilk döneminde çektirdiği bazı fotoğrafları hatırlamak dahi istemez. (İnternet Haber, 04 Şubat 2015); &#8220;E.G. katıldığı &#8220;Aramızda Kalsın&#8221; programında gençlik döneminde verdiği pozlardan dolayı pişmanlığını şu sözlerle anlattı: O pozlar pişman etti. Türkiye’nin böyle olacağını bilseydim öyle pozlar vermezdim. Cami de yapsan çeşme de yaptırsan o pozlar dönüp dönüp önüne geliyor. Şimdiki aklım olsaydı çıplak poz vermezdim. (Sabah, 20.11.2012); Esquire dergisinin yeni sayısında “Kadınlar için 10 soru 10 cevap” bölümüne konuk oldu ve yaşadığı en büyük pişmanlığı itiraf etti. C. Ateş; &#8220;İlk meşhur olduğum zamanlarda verdiğim pozlar, şimdilerde çok başımı ağrıtıyor. Ailemin tüm uyarılarına rağmen onları dinlememiştim. Keşke dinleseydim, çok pişmanım&#8221; (ATV, 19.07.2011) F.T. psikolojik tedavi gördüğünü açıkladı. Yıllar önce verdiği pozları internetten kaldırmaları için anlaştığı bilgisayar uzmanlarının kendisini taciz ettiğini ve senet imzalattığını ancak davadan beraat etmeleri üzerine baygınlık geçirdiğini anlatan oyuncu&#8230; (Vatan, 16.6.2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hande Ataizi: Genç oyunculara ‘soyunmayın derim. Yıllardır &#8216;oyunculukta kural olmaz, soyunmam-sevişmem diyen gitsin başka iş yapsın&#8217; diyen güzel oyuncu, bu fikrinin değiştiğini de söyledi. Ataizi, &#8220;Bize konservatuvarda böyle öğretilmişti. &#8216;Siz oyuncusunuz&#8217; dediler. Ama maalesef Türkiye&#8217;de bu sahneler amacı dışında kullanılıyor. Şimdi genç bir oyuncu bana sorarsa bu tür sahneleri kabul etmemelerini tavsiye ederim&#8221; dedi. (En son Haber, 28 Kasım 2011) T. K.: “Hayat görüşüm değişti. 30 yaşındayım. Hayat görüşüm değişti. Maneviyatım gelişti diyelim.” dedi. 2 yıl önce 200 bin TL alıp bir mayo firmasının tanıtımını yapan T. K. &#8221;Artık 500 bin TL teklif edilse de bikiniyle poz vermem.&#8221; (Posta, 22.5.2012) C. Ateş şimdi cici kız. Kötü kız imajını sildim diyen Ateş, eski dizilerdeki ‘cüretkar sahneleri’ hatırlatanlara ayar verdi. Öpüşme olmadan da çok güzel giden projeler var. (16 Eylül 2012) S. Can: Bir daha çıplak poz vermeyeceğim. (Haber Aktüel, 16.06.2007) N. Sultan: Çıplak pozlarımdan pişmanım. (Habertürk, 29.11.2008) Soyunmazsan asla iş bulamazsın diye tehdit etti. Mila Kunis, verdiği bir röportajda ‘nesnelleştirildiğini ve tıpkı bir eşya gibi muamele gördüğünü’ söyledi. ‘Kariyerim boyunca aşağılandığım. Ötekileştirildiğim, az maaş aldığım, fikirlerimin umursanmadığı durumlar yaşadım. Ve bütün bunlar yalnızca cinsiyetim yüzünden oldu’ dedi. Eğer bir kadın sinema sektöründe başarılı olacaksa erkeklerin kurallarıyla oynamak zorundadır diye düşündüm. Ve daha da kötüsü bu oyuna alet oldum. Ancak yaşlandıkça ve bu sektörde deneyim kazandıkça anladım ki bu ‘saçmalık.’ (Milliyet, 05.11.2016)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Basında kadın vücuduna istismara dair haberlerde kullanılan kelimelerden bazıları: Her biri sanat eseri; Tuval kadınlar. (Vatan, 29.4.2008) Çıplaklık sanatı (29.4.2008) Saklamaya kıyamazsınız; Şık iç çamaşırlar. (Hürriyet, 8 Mayıs 2007) Dekolte giyme sanatı (Hürriyet, 24 Mayıs 2008) Bunlar çıplaklık değil sanat (Hürriyet, 3.10.2008) Okumak için değil bakmak için (Hürriyet, kelebek eki) İşte çıplak güzellik (Hürriyet, 6 Kasım 2008) Bu kadar mı güzel olur, sadece iki parçalık bir giysiyle artık güzel görünmek çok kolay (Hürriyet, 15 Mayıs 2008) Muhteşem dekoltesiyle göz doldurdu. Derin dekolteli bir elbise bu kadar mı yakışır? (Vatan, 23.5.2009) Cemile&#8217;den cesur sahne (Habertürk, 15.11.2011) Cesur Sertap (Vatan, 4.8.2010) Eski sevgiliden cesur pozlar, Haber içeriğinde cesurdan kasıt açıkça yazılır: &#8216;Seksi pozlar&#8217; (Milliyet, 17 Ekim 2009) Seksi şarkıcıdan nefes kesen pozlar! (Vatan, 27.2.2018) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13440" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/346654635757.png" alt="" width="997" height="935" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sanatta ahlak meselesi. Sanat her şeyden evvel, bütün ahlaki düzen ve kuruluşların ‘dışında, bağımsız’ bünyeli bir faaliyettir. Meşhur romancı Tolstoy, ahlakperestlikte çok mütaasıp idi. Sözde ahlakperestler, güzelliği hissedemediği için yasak etmeye kalkışanlar, ‘çıplaklığı müstehcenliğin bir unsuru kabul ettiklerinden bu konunun dünya sanatı üzerine etkisini bir türlü anlamıyorlar. En görülen özelliği sevgi ve hayranlık olan bir faaliyet ihtiras, şehvete yer verse de ahlak mefhumuna dolayısıyla uymuş bulunur. ‘Hakiki sanat, hangi konuyu ele alırsa alsın onu temizler, yükseltir, asil’ kılar. ‘Ahlaksız veya müstehcen eser çıplak kadın veya ihtiras sahnesini tasvir eden eser değil, kötü olan eserdir.’ Topluma zararlı olması nedeniyle yok edilmesi ve ahlaksız ilan edilmesi lazımdır. Buna karşılık işçiliği mükemmel eser, konusu ne olursa olsun ahlakidir. (Nurullah Berk, Yeni Gün Dergisi, sayı: 17, 1 Temmuz 1939, s. 20-21) Özetle; Sanat, ahlakın dışındadır. Tolstoy dahi ahlakperesttir, sanattan anlamaz, çıplaklık müstehcenlik (ahlaksızlık) değildir, ahlaksız eser kötü eserdir, mükemmel eser ne olursa olsun ahlakidir, içeriği ihtiras ve şehvette olsa, içeriğinde sevgi olan şey ahlakidir. Kısaca, sanat; temiz, yükseklik, asalet ve ahlakidir. Görüldüğü gibi, İslam’ı tabu ilan edenler, kendilerine yeni tabular icat ettiklerinin farkında bile değildirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve işte Türk müziğinin en büyükleri: Zeki Müren, Bülent Ersoy… B.B. 16 yaşında. Brigitte Bardol, ‘seks tanrıçası’ olmadan önce tek bir şey düşünüyordu, dansözlük. (Hey dergisi, sayı: 17, 1.3.1982)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">13 ile 15 yaşındaki iki küçük fahişe polisin başına dert oldu. 13 yaşındaki B.G. Mahmut Çaltık tarafından iğfal edildikten sonra fahişelikte ‘karar kılmıştır.’ B.G. gibi fahişeliği ‘meslek edinen’ 15 yaşındaki Ö.Ş. ile tanışmıştır. (Günaydın, 25 Haziran 1969) 13 ve 15 yaşındaki kızlar ‘karar kılıp meslek edinebiliyorlar.’ Neyi? Fahişeliği!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Küçük fahişeler. Hayat çocukları. İğrense de korksa da o piyasanın ‘alıcılarına’ muhtaçtı yaşamak için. Bu yaşta posası çıkmış halde bir kulüpten ötekine dolaşan M.T.’nin suçu neydi? Sevgiliden ne anladığına gelince, “gezsek tozsak derdim, öyle sevişme falan bilmiyordum.” diyordu.”Ne bileyim televizyonlarda gazetelerde gördüğüm gibi”… 14 yaşındaki H.L. “Bu aleme geldiğinde daha regl olmamıştım.” Bu kadar küçükken böylesine hırpalanan bir bedeni yok saymak…” (Nokta dergisi, sayı: 30, 2.8.1987) Sonra genelevlerdeki kadın dramlarını gündeme getiren bizlere seküler kesimin tepkisi; ‘Onlar isteyerek bu işi yapıyor’ şeklinde olmaktadır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Cumhuriyet gazetesi güzellik yarışmalarının toplumda ‘kadını dönüştürmenin bir sembolü ve aracı olmasının öneminin farkında olarak’ düzenleme işini üzerine almıştır. 1925 yılında güzel bacak yarışmalarıyla başlayan süreç güzellik yarışmalarıyla devam etmiştir. Cumhuriyet’in 1925 yılında düzenlenen güzel bacak yarışmasına 4, 1929 güzellik yarışmasına 125, 1930 güzellik yarışmasına 42, 1931 güzellik yarışmasına 71, 1932 güzellik yarışmasına 50 ve 1933 güzellik yarışmasına ise 28 aday katılmıştır. Bu ‘yarışmaları milli bir mesele olarak gören gazete’ yarışmaya katılan adayların milli bir görevi yerine getirdiklerini ileri sürmüştür. Güzelliğin yeni bir milli vazife sahası olarak belirlenmesi, Yunanlıların, Fransızların vb. güzelleri varken bizim neden yok düşüncesi ‘Batılılaşma yolunda atılan Batı karşısında yarışılan sahalardan biri’ olmuştur. 1929 yılı güzellik yarışmaları, ‘milliyetçi bir anlayışla Türk kadının dünyanın diğer uygar kadınlarından geri olmadığı’ ve ‘cumhuriyetin Osmanlı Devleti ile zihnen de koptuğunun bir ispatı’ olarak düşünülmüştür.” (Mehmet Gündüz, Cumhuriyet Gazetesinin Düzenlediği Güzellik Yarışmaları, Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi, Yıl: 2022, Sayı: 41, s. 75; Filiz Yıldız, Türkiye’de İlk Güzellik Yarışmaları ve Basının Öncü Rolü, Etkileşim Dergisi, ÜÜİF, Yıl 2, Sayı 4, Ekim 2019, s. 72)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cumhuriyet ilk güzel bacak yarışmasını 1925 yılında yapar ama katılım çok az olmuştur: “Evvelki akşam güzel bacak müsabakasına/yarışmasına dört hanım iştirak etmiştir. Memleketimizde ilk defa icra edilen bu müsabakaya baldırlarının güzelliğinden çok emin ve mağrur/gururlu dört hanım iştirak etmiştir. Müsabakaya bu kadar az hanımın iştirak etmesi, İstanbul’da güzel bacak ve baldırların azlığından değil fakat böyle bir müsabakanın pek yeni olduğu için iştirak ‘cesaretini’ her güzel baldır sahibinin gösterememesidir. Gerçi ‘son zamanlarda elbiselerin diz kapaklarına kadar kısalan etekleri hergün herkesin görmesinden dolayı herkesi bir bacak müsabakasının hakemi’ yaptırmaktadır. Ama ortaya müsabaka sözü girince, ‘utanma duygusu fazlaca olanların cesaretinin kırılması’ pek tabidir.” (Cumhuriyet, 6 Eylül 1925) Gazete daha sonra güzellik yarışması da düzenler. “Cumhuriyetin güzellik yarışması esas ve şartları. Yarışmanın şekli: Yarışmaya her ‘namuslu’ Türk kızı katılabilir. Irk, din ve mezhep farkı aranmaz, yalnız ‘en az 15 yaşında olmaları’ şarttır.” (İstanbul Cumhuriyet Matbaası, 1929) Güzellik müsabakamız. Gönderilen resimler nasıl olmalıdır? Bugün resmini dercettiğimiz hanım kız, Ankara’dan Ümit Hanımdır. Ümit hanım resminde de görüldüğü üzere ‘15 yaşına henüz girmiş’ bir hanım kızdır. (Cumhuriyet, 31.3.1929) Bir sonraki yarışmaya katılımı artırmak için gazete adeta yalvarır: “Güzeller! Size hitap ediyoruz. Müsabakanın sonu yaklaşıyor. Paris’te Avrupalı hemşireleriniz ve Şili’de ‘bütün dünyanın güzelleri arasında Türkiye’yi temsil etmek gibi bir şerefi’ beğenmiyor musunuz? 20.000 liraya zor yapabileceğiniz bu seyahatleri yirmi para sarf etmeden yapmak dta hoşunuza gitmiyor mu? Alacağınız muhtelif kıymetli hediyeleri bir tarafa bırakalım. Şili’de birinci gelene verilecek yarım milyon Frank mükafatı da az mı buluyorsunuz? ‘Bu müsabakaya girmemek, her güzel Türk kızı için kendi nefsine karşı işlenmiş bir günah’ olur. Güzeller, bu günahı işlemeyiniz!” (Cumhuriyet, 8 Aralık 1930) Görüldüğü gibi “ahlak, günah” kavramlarının içleri de ters çevrilmiştir daha o yıllarda!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cumhuriyet gazetesi yarışma sonrası görevini yerine getirmenin mutluluğu içinde şu haberi yapar: “Yarışmamız hakkında bir Alman gazetesi ne diyor? Ancak Cumhuriyet&#8217;in bu müsabakası sayesindedir ki, Türkiye’de ‘harem hayatının tamamen maziye gömüldüğü’ kesin şekilde ispat edilmiştir.” Türkiye’nin ilk güzellik kraliçesi Feriha Tevfik: “Bazıları aleyhimde konuşuyor. ‘Güzel olmadığımı’ iddia ediyor. Ben böyle düşünenleri haksız buluyorum. Memleketin en yüksek şahsiyetleri bir araya gelmiş ve bir seçim yapmışlardır. Demek ki, bu şahısların seçim zevkleri de yokmuş ki, beni seçmişler demek olur bu. Böyle şey düşünülemez.” (Resimli Ay Dergisi, Ekim 1929) ‘13 yaşında iken’ yarışmayı kazanan (https://medium.com/t%C3%BCrkiye/i%CC%87lk-g%C3%BCzellik-krali%C3%A7emiz-feriha-tevfik-bd29864bf4e2) Feriha hanım 1964 yılında, “Güzellik Yarışmalarına karşıyım.” diyor ve Yarışmaların ‘eski ciddiyet ve önemini kaybettiğinden’ yakınıyordu. Yarışmanın asıl amacından saptığı” düşünüyordu. Ona göre asıl amaç; “kendimizi bütün dünyaya tanıtmak ve hakkımızda ‘sağlam ve köklü bilgiler vermek’ olmalıydı.” (Mardin Haber, 09 Kas 2020)  Görüldüğü gibi Türkiye güzeli seçilmiş ve ülkesinde güzelliği tescillenen genç kızlara yurt dışında da modern Türk kadınını tanıtma görevi verilmişti. ‘Türk ırkının güzelliğini’ ve ‘modern Türk kadınının Batılı kadınlar kadar güzel ve medeni olduğunu’ dünyaya gösterme fırsatı olarak görülen güzellik yarışmaları kutsanmakta, genç kızlara yarışmaya katılmaları çağrısı yapılarak bunun milli bir görev olduğu hatırlatılmaktadır. (Filiz Yıldız, s. 84)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başka bir gazete olan Vakit de &#8220;güzel bacak yarışması&#8221; düzenler. “Ama ‘memlekette &#8220;bacak uzmanı’ yoktur. Üstelik ‘herkesin zevki’ başkadır. Güzellik ve bu arada güzel bacak yarışmaları da düzenlemeye pek meraklı olan Amerikalılar, ideal bacak ölçülerini yoğun bir çalışma sonucu saptamışlardır.” (Vatan, 8.12.2011) ve bu kriterler esas alınarak şu şartlar ileri sürülür: Gazetede ilan edilen yarışmaya iştirak koşulları arasında; bacak bileğinin kalınlığı, baldır kalınlığı, diz kapağının kalınlığı, ayrıca bilekten dize, dizden bele kadar uzunluğunun ölçülerek yazılması, etekleri en az dört-beş parmak yukarıda olmak üzere çoraplı ya da çorapsız iki adet bacak fotoğrafının zarfa konularak gönderilecektir. (Vakit, 2 Kanunisani 1931) Birinciliği 34 sıra no’lu Nevzat H. Adlı bir hanım kazanır. Nevzat Hanım’ın Foto Süreyya’da bacak bacak üstüne atmış olduğu halde çekilmiş fotoğrafı birinci sayfadan kullanılır. (Vakit, 30 Mart 1931) Kadın modernleşmesinin en ateşli savunucularından olan Falih Rıfkı bile gazetelerin kadın bedeni üzerinden satış yapma çabasını sert bir dille eleştirir. Falih Rıfkı, “Doğrusunu isterseniz bütün bu sinema, kadın, spor sayfalarında ‘estetikten başka ve daha üstün’ olarak, okuyucuları iştahlandırmak gibi bir kasıt vardır. Fakat belki bir de faydası olacak; gazetelerimiz aça aça kadında artık erkeği meraklandırır hiçbir esrar bırakmayacaktır.” (Hakimiyet-i Milliye, 30 Kanunisani 1931)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bayan Bacak’a özel gece. Bir zamanlar bacaklarının güzelliğiyle adını duyuran ve ünlü sanatçı Berkant’la dillere destan aşk yaşayan Serpil Örümcer, uzun bir süre çöpten topladığı kağıtları satarak geçimini sağladı. Örümcer, 1967’de Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği güzellik yarışmasında birinci olduğunda ‘henüz 14 yaşında’ydı.” (Hürriyet, 11 Ocak 2009) Halbuki gazete yarışma sonucu ilanında onu ‘17 yaşında’ diye tanıtmıştı! &#8220;Bayan Bacak lakabıyla maruf Serpil Örümcer, İstanbul&#8217;da bulunan bir kiliseyi temizleyerek hayatta kalmaya çalışıyor. &#8220;Bir lokma ekmeğe muhtacım&#8221; diyen Örümcer haftada iki gün kiliseye gelenleri karşılıyor ve temizlik yapıyor.” (Hürriyet, 18.2.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Best Model Türkiye 2020 yarışmasında skandal yaşandı. Birinci seçilen Melisa Irmak’ın ‘15 yaşında’ olduğu öğrenildi. (Aykırı, 29 Ekim 2020) &#8220;Duman grubunun solisti Kaan Tangöze ile &#8216;aşk yaşayan&#8217; Kıvılcım Ural: 16 yaşındayken Kaan Tangöze ile birlikte oldum.&#8221; (Posta, 20 Aralık 2017) 16’lık Aleyna’ya 30 yaşında sevgili.16 yaşında olduğu için içkili kulüplerde sahneye çıkması yasaklanan popçu Aleyna Tilki, 30 yaşındaki aranjör Emrah Karaduman ile ‘aşk’ yaşıyor. (Posta, 10.12.2016) 18 yaşından küçük olan Aleyna ile “aşk yaşadığı ama evlenmediği için” Emrah arkadaş hapse atılmaz. Bade İşçil: Mahsun ile ilişkimiz ben 15, o ise 30 yaşındayken başladı. O benim hayatıma giren ilk erkekti. İlişkimiz tam 7 yıl sürdü. ’Biz evli olsak ve hamileyken sancılarım tutsa beni hastaneye kim götürecek?’diye düşündüm ve ayrıldım.&#8221; (Habertürk, 03.04.2017) <span style="font-family: var(--body-family); font-size: var(--body-fsize); font-style: var(--body-font-style); font-weight: var(--body-fweight); letter-spacing: var(--body-fspace); text-transform: var(--body-transform);">Bilindiği gibi, “Türkiye&#8217;de erken yaşta rızaya dayalı cinsi münasebete ceza verilemez. Fakat bu evlilik yoluyla meydana geldiğinde 8-10 yılı bulan hapis cezası verilmektedir.” (Gerçek Hayat, 211.2019)</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ünlü manken Burcu Çağrı 19 yaşında 14 sevgili değiştirdi. (Milliyet, 9.11.2000) Sakıncasını anlayamadık. Kimi 16&#8217;lık kızların yarışmacı olmasına karşı çıkarken kimi de ne var bunda dedi. 20&#8217;ye yakın kadının, Elit Model Look yarışmasını ateşli ateşli protesto etmesi moda çevrelerini karıştırdı. Mankenler ikiye bölündü. Kimi 16&#8217;lık kızların yarışmacı olmasına karşı çıkarken, kimi de &#8220;Ne var bunda&#8221; dedi. Brezilya’da ise bu şarltlarda yarışma yasakladı. (Sabah, 20.7.2001) Güzellik yarışmasında taciz tartışması. İngiltere&#8217;de 18 yaşından küçük kızların güzellik yarışmasına katılması tepkiye yol açtı, çocuk hakları koruma derneği başkanı yarışmaya katılan 24 adayın 16 yaşından küçük olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: ‘Çocukların bu tür yarışmalarla tacize açık hale getirilmesi kabul edilemez. Henüz 15-16 yaşında bir genç kız kendini beğendirmek için seksi pozlar vermemeli, seksi dar giysiler, dekolte kıyafetlerle çocukların yarışma için verdiği pozlar kabul edilemez.’ (Star Kıbrıs, 28.5.2009) Herkes elit model. Türkiye nüfusunun 33 milyonu kadın ve ‘bu kadınların yaklaşık 6 binde biri güzellik yarışması için başvurdu.’ 16-25 yaş arası genç kızlar yarışacak. (Milliyet. 10.7.2001) Ve işte yeni lolitalar. Elit model look 2001 birincisi 17 yaşındaki Müjde Uzman, Kalamış ‘lisesi son sınıf’ öğrencisi. (Milliyet, 20.07.2001) Haydi gençler japonya&#8217;ya gidiyoruz. Yılın genç kızı yarışmasına mektup yağmaya başladı. Şartlar: Haziran 1982&#8217;de ‘15 yaşından küçük 20 yaşından büyük olmamak.’ (Hey dergisi, sayı: 33, 21 Haziran 1982) Charlie&#8217;nin meleğine özendi ve şöhret oldu. Teri Copley 16 yaşında artist olmayı kafasına koydu, sonra da şöhrete giden yolda hızla ilerlemek için ‘elinden geleni yaptı.’ Bugün Hollywood&#8217;un aranan oyuncuları arasında. (Hey dergisi, sayı: 31, 7 Haziran 1982) Fulya Eroğlu Türkiye güzeli oldu. Güneş gazetesinin düzenlediği güzellik yarışmasını 17 yaşındaki lise öğrencisi kazandı. (Günaydın, 6 Mayıs 1985) Londra erkek moda haftası ilkbahar yaz 2018 sezonunda cesur, cesaret vurgusu yapıyor. Onlar Londra&#8217;nın ‘en cesur’ erkekleri. ‘Cinsiyetsiz, şablonsuz, klişeden uzak ve ön yargısız.’ İşte Londra Erkek Moda Haftası&#8217;nın en cesur erkekleri. Özgürlük kadar, özgünlük de Londra merkezli tasarımcıların kimliklerinde büyük harflerle yazılı. (Vogue, 13 Haziran 2017) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tabii nugünlere bir anda gelmediğimiz görülmektedir: Toplumu yönlendirme, kavramların (Cinsiyetsiz nesil, cesaret, mini normal, giyinmek yadırganacak durum, çıplaklık mecbur; bakire, ahlak takıntı, lisede sarmaş dolaş olup öpüşme, içki alemi vd.) içini boşaltmayı amaçlayan haberler ve sonuç ortada…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mini etekliler uzun etekli yadırgadı. (Hürriyet, 24 Ocak 1967) Soyunmak ayıplığını kaybetti. Giymek hayret verici oluyor. (Günaydın, 19 Ocak 1970) Gençler yeni bir dans icat etti ve adını deve güreşi koydu. Gerçek aşkı tutmak istiyorsanız her gece mutlaka deve güreşi yapın. (Saklambaç, 23 Şubat 1971) Gençleri bunaltan söz: Yasak! (Saklambaç, 3 Mart 1972)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdiki liseliler ‘harika.’  Haber fotoğraflarında ‘sarmaş dolaş ve öpüşürken dans eden’ liselilerin görüntüleri verilmektedir. (Sabah, 18 Haziran 1991) Genç kızlar ve kadınlar artık ciddiye almıyor. Bekaret önemli değil. (Milliyet 27 Mayıs 1991) Oscar&#8217;ı bırak güzellere bak. (Vatan, 06.03.2018) Gençlik sevişmek istiyor. Gençliğin bakirelik takıntısı yok. (Cumhuriyet, 4 Mayıs 1992) Yaz müjdesi. Hanımefendiler için bu yaz mini şort giymek ‘mecburi’ oluyor. (Okey, 14 Mart 1975) ‘Çıplaklığı özgürce’ yaşayacağınız yerler. Bu çıplaklık bildiğini çıplaklık değil, buralarda çıplak olursunuz çünkü söz konusu olan ya sanat sağlık ya da ruhsal aydınlanmadır. Hatta öyle yerler vardır ki, buralarda ‘sadece özgür olduğunuzu kanıtlamak için’ soyunuyorsunuz, eğer bu yer bir kaplıcaysa doğa ile bir arada olmak için soyunuyorsunuz. (Vatan, 1.7.2009) Mini etek geri geldi. ‘Bacaklarınızı göstermeye’ hazırlanın. (Milliyet, 25 Kasım 1981) Bekar hanımlar, aşığınızı evli beyler içinden seçip rahat edin. ‘Bekar erkekler bencildir, size söküklerini diktirip pantolonlarını ütületir’ diyen ve İngiltere&#8217;de satış rekoru kıran bir kitabın tavsiyesi bu. (Saklambaç, 3 Mayıs 1969) Çapkınlık yaparken fena yakalandılar. Yaramaz kız kardeşler. Liseli 2 kız kardeş, anne ve babalarının gece akraba ziyaretine gitmelerin fırsat bilip erkek arkadaşlarını eve aldılar. İçkiler içildi danslar edildi, yatak odasına geçildi. Yaramaz kız kardeşlerle sevgilileri aşk gecesinin heyecanına dalınca sokak kapısının çalındığını fark etmediler. (Sabah, 12 Şubat 1986) İştah açan erkekler. (Hürriyet, 14.7.1990) Hızlı ye hızlı yaşa. (Milliyet, 4.1.1997) Teknocu gelir hoş gelir. Tek amaçları ‘içmek’, güzel müzik dinleyip dans etmek olan gençler trene bindi! Ankara Garı’nda başlayan çılgın eğlence İstanbul’a doğru yol aldı. (Milliyet, 9 Eylül 2001) 68&#8217;lerin hippileri, 80&#8217;lerin kaybolmuş kuşağı ve 90&#8217;ların rockerlarının ardından gençler kendine alternatif arıyor. Hayat felsefeleri ve giyim tarzlarıyla dikkat çeken alternatif gençlik, hip hop&#8217;tan neo punk&#8217;a, dark queen&#8217;den neo hippie&#8217;ye birçok yeni akımla ‘kimlik arayışına’ girdi. ‘Sıradışı işlerle’ uğraşan ve hayatlarını ‘günü gününe yaşayan’ gençler, dinledikleri müzikler ve taktıkları aksesuarlarla dikkat çekiyor. Kendilerini hip hop akımının birer üyesi olarak nitelendiren 16 yaşındaki Nili, Celal ve Umut, öğrenci olmalarının dışında zamanlarını sokakta dolaşarak, kendi tabirleriyle &#8220;tek atmak&#8221; ve &#8220;graffiti yapmak&#8221;la geçiriyor. Bol pantolonlar ve değişik aksesuarlarla dolaşan gençler, duvarlara lakapları olan &#8220;Bela&#8221;, &#8220;Green&#8221; ve &#8220;Virüs&#8221; yazıyor. Gençlerin büyük zevki ‘agresif’ paten yapmak. (Milliyet, 28.3.1998) Gotik dalga dalga geliyor. Yazımıza başlamadan önce belirtmek istiyoruz ki sadece siyahları giyip, saçları aykırı kestirmek, piercing ve dövme yaptırmakla, hatta &#8220;Anne ben gotik oldum&#8221; demekle gotik olunmuyor. Ayrıca &#8220;Eyvah çocuğum gotik oldu&#8221; gibi bir yakarışa da gerek yok. Çünkü gotizm, kendi içinde bir geçmişi olan ve insanların kendilerini ifade edebildikleri başlı başına ‘bir kültür.’ Gotikler; Fetish, Cybertech, Glitter, Antique gibi farklı tarzlara ayrılıyor. (Hürriyet, 3 Temmuz 2009)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlginç araştırma! İlk randevuda seks yanlış değil! ABD’deki Iowa Üniversitesi’nin araştırmasına göre, kadınların Bay Doğru’yu bulabilmeleri için eski tavsiyelerden vazgeçmesi gerekiyor. (NTV, 21.09.2911) Adapazarı Cumhuriyet Mahallesinde bulunan bir sitenin önündeki yeşil alanda ağaç altında kız arkadaşıyla ‘samimi şekilde oturan’ M.E.&#8217;ye, site yöneticisi müdahale etti. M.E. yöneticiye sopa ile saldırdı Mahalle sakinleri sitenin karşısında bulunan parkta gençlerin sık sık buluşarak ‘uyuşturucu madde içtiklerini ve uygunsuz davranışlarda bulunduklarını’ öne sürdü. (Hürriyet, 6 Haziran 2008) Halka göre: Uyuşturucu kullanıp uygunsuz davranış sergiliyorlar; gazeteye göre: gençler samimi oturuyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13430" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3456475687.png" alt="" width="644" height="274" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13431" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/5342654757.png" alt="" width="303" height="374" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13432" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/5375246346.png" alt="" width="418" height="524" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13433" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/5475687654.png" alt="" width="566" height="450" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13434" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/6246674777.png" alt="" width="766" height="247" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13435" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/34645757587.png" alt="" width="196" height="277" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13436" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/34654756848.png" alt="" width="400" height="313" />  <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13438" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/64256547568.png" alt="" width="482" height="438" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Modern hayat ve kadın</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yukarıda yazdığımız gibi, Mor çatı adlı feminist dernek bile flört aşamasında kadınların birçok tacize uğradığını itiraf etmektedir. Flörte biraz daha yakından bakalım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Flörtle evlenenler boşanıyor: Flört ederek evlenenlerle ilgili yapılan bir araştırma çok şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Herken, flörtle evlenenlerin boşanmaya daha yatkın olduklarını söyledi. Doç. Dr. Hasan Herken, şöyle konuştu: “En çok gördüğümüz yanlışlıklardan biri, birçok erkek evlenecek yaşlarda eş mi arıyor, anne mi arıyor belli değil. Bunun farkına varamamış. Flörtle evlenenler daha serbestliği benimsemiştir. Genelde bunlar boşanmaya yatkındırlar. Önceleri, romantik ortamda çok güzel ‘rol oynanıyor.’ Ancak evlendikten sonra evin içine girildiğinde güzel elbiseler kalkıyor. Romantizmden uzaklaşmaya başlanıyor ve roller bitip, gerçekler başlıyor.” (Hürriyet, 14 Mart 2008) Reuters&#8217;in haberine göre, ABD&#8217;deki 10 şehirde yaklaşık 1000 kadına yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı: Evlilik öncesi uzun ilişki çiftlerin ebedi uyumunu artırmıyor, tersine bozuyor. Yıllarca flört ettikten sonra evlenip kısa sürede boşananlara göre evlilik öncesinin uzun sürmesi, tarafların evliliğe hiç sır bırakmayacak kadar birbirini tanımasına yol açıyor. Keşfedecek bir şeyin kalmadığı evlilikler de macerasız, sıkıcı oluyor ve problemlerin öne çıkmasına neden oluyor. Dolayısıyla ‘görücü usulünden kopuş’ ve kentlerde yaşanan uzun flörtler sonrası kurulan yeni evlilik müessesesi, sanılanın aksine giderek kısalıyor. (Aktüel, Sayı:24, Aralık, 2005) Kadınların en büyük pişmanlığı! İngiltere’de bir internet sitesinin yaptığı ankete göre kadınların yüzde 72’si 20’li yaşlarda flört ettiği erkeklerin en az biri konusunda pişman, yüzde 77’si ise “Keşke hayatımda hiç bir gecelik aşk yaşamasaydım” diye hayıflanıyor.  Kadınların yüzde 30’u sarhoş oldukları bir akşam tanımadıkları bir adamla birlikte olmaktan utanç duyduğunu itiraf ediyor; yüzde 61’i ise ‘kazandığından daha fazlasını’ harcıyor. (Habertürk, 06.02.2013) ‘Evlilik veya nişandan önce birlikte yaşamak boşanmaları artırıyor.’ Benzer nitelikteki önceki çalışmalarla tutarlı olacak şekilde  (Barna Group, “Majority of Americans now believe in cohabitation,” Barna, June 14, 2016) ABD’de yapılan güncel bir araştırma, nişan veya nikahtan önce birlikte yaşamanın boşanmaları artırdığını gösteriyor. Araştırmacılar raporlarının sonunda ise şunun altını çiziyorlar: ‘Evlenmeden önce birlikte yaşamanın şansınızı artıracağı yutturmacasına inanmayın. Evlilikten önce birlikte yaşamanın evliliğin istikrarını artırabileceğini gösteren neredeyse hiçbir kanıt yok.’’(ifstudies.org/ifs-admin/resources/reports/cohabitationreportapr2023-final.pdf)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Batılılaşma meme kanserini artırıyor: Meme kanseri modern toplumlarda daha sık görülüyor. Hastalık, gelişmiş toplumlarda, gelişmekte olan ve gelişmemiş toplumlara oranla daha fazla. (tvmsnbc, 16 Ekim. 2009) Yüksek topuk boşu boşuna mı? İngiliz uzmanların araştırma sonucu: Kadınlar topuklu giyerek kendilerini güzel hissedebilir, ancak erkekler kimin topuklu kimin düz ayakkabı giydiğini fark etmiyor, algılamıyor. (23 Eylül 2010) Tehlike: Alman tıp uzmanları G-string kullanımıyla doğru orantılı olarak artan tehlikeye dikkat çekti. &#8220;Mümkün olduğunca giymeyin. Jinekolojik sorunlarda artış oluyor. (Vatan, 31.12.2008) &#8216;G-string&#8217;deki tehlike: Uzmanlara göre g-stringlerin arkasındaki ip şeklindeki bölüm, anal bölgeye ait mikropların vajinaya ve idrar yollarına taşınmasına neden olabiliyor! Dar pantolonla sentetik kumaşlı bir g-string birleştiğinde, hijyen sorunlarının yaşanma ihtimali de artıyor. Sürtünmeye bağlı olarak vajinal bölgede terlemeye ve ısı artışına sebep olan bu ikili, yanma, batma hissi, kaşıntı, mantar gibi şikayetler yaşamamıza neden olabiliyor. (Vatan, 01 Haziran 2010) Sağlıklı bronzluk yoktur: Cilt hastalıkları uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melisa Eczacıbaşı, &#8220;Deri ne kadar bronz ise o kadar hasarlıdır. Ayrıca deri kanserleri, deri yaşlanması ve lekelerin başlıca nedeni ise aslında güneş.&#8221; (Posta, 15 Mayıs 2010) Düşük bel&#8217;e &#8216;zararlıdır&#8217; uyarısı konulsun. Dr. Şule Çivitci: Modacıların insanların hem psikolojik sağlığını hem de bedensel sağlıklarını göz önünde bulundurmaları bir toplumsal sorumluktur. dedi. (Vatan, 31.10.2008) Oral Seks Bilindiği Kadar Masum ve Tehlikesiz Değil! Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, “Oral seks gırtlak, ağız, dil ve bademcik kanserine yol açabiliyor.&#8221; (30 Eylül 2016) Oral seks kanser yapıyor. (Hürriyet, 11 Mayıs 2007) &#8220;Oral Seksle Bağlantılı Gırtlak Kanseri Salgını&#8221; (Hürriyet, 2 Kasım 2023) &#8220;Oral seks, ABD ve Birleşik Krallık&#8217;ta artan gırtlak kanseri vakalarının tetikleyicisi&#8221; (T24, 27 Nisan 2023) Kadınların her gün aldığı 515 kimyasal: Bionsen adlı bir deodorant markasının yaptığı araştırmaya göre kadınlar allıktan deodoranta birçok şekilde 515 kimyasala maruz kalıyor. Mesela kozmetik dünyasında saç jeli, şampuan ve vücut losyonu gibi birçok üründe kullanılan paraben son zamanlarda göğüs kanserine yol açtığı iddiasıyla bir sürü tartışmanın konusu olmuştu. (Ntvmsnbc, 02 Aralık 2009) Kozmetik ürünlerdeki kanser riski: Kozmetik ve cilt bakım ürünleri kanser de dâhil olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir. (Hürriyet, 16 Ekim 2014) Rujda kanser riski: Evet, ruj; kanser, kısırlık ve böbrek yetmezliğine yol açıyor. Parlak ruj kanserojen çıktı. Erken ergenliğe sebep oluyor. Kurşun dudaklı kadınlar. En tehlikeli ağır metallerden kurşunun da kozmetik yapımında kullanıldığı söyleniyor. (Hürriyet, 22 Ekim 2014) Makyaj yapan bir kadın ömrü boyunca 3 kilo ruj yiyor. (Hürriyet, 10.3.2018) Brezilya fönü kanser yapıyor. (Sabah, 06.02.2014)  Topuklu ayakkabı kemikleri bozuyor: Topuklu giymek, 40&#8217;lı yaşlardan sonra ayak kemiğinde çıkıntı yaratıyor. (Sabah, 23 Mayıs 2008) Topuklu ayakkabı felç yaptı. (Karar, 06.04.2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dışarıda giyilen ayakkabı: İngiliz ve Amerikalı uzmanlar, dışarıda giyilen ayakkabı ile evde dolaşmanın ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği uyarısında bulundu. ABD&#8217;deki Arizona Üniversitesi uzmanları tarafından yürütülen araştırmaya göre, günlük kullanılan sıradan bir ayakkabının dış yüzeyinde yaklaşık 421 bin, içindeyse 2 bin 887 bakteri tespit edildi. Uzmanlar, bunlar arasında iç organların fonksiyonlarını yitirmesine ya da enfeksiyona neden olabilen çok sayıda tehlikeli bakteri bulunduğuna dikkati çekti. Araştırma, temizlenen ayakkabıların ise insan sağlığı için daha az risk oluşturduğunu gösterdi. Arizona Üniversitesi Laboratuvar Sorumlusu Jonathan Sexton, bakterilerin haftalarca yaşayabildiklerine işaret ederek &#8220;Ayakkabılarınızı evde giydiğinizde, gün içinde üstüne bastığınız her şeyi eve getirmiş oluyorsunuz&#8221; dedi. (Star, 11.04.2018) Evde ayakkabıları çıkarmak zayıflatıyor. (Hürriyet, 23.5.2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk görüşte aşk yok, cinsellik ve ego var: İskoçya’da yapılan yeni bir araştırmaya göre çiftler arasındaki &#8220;ilk bakış&#8221;ın romantizmle hiç ilgisi yok; insan, o ilk bakışta kendisini çekici bulan kişiyi çekici buluyor, o kadar. Bir başka deyişle ilk bakışta aşk yok, sadece seks ve egoyu tatmin etmek var. Aberdeen Üniversitesi Yüz Araştırmaları Laboratuvarı’ndan Ben Jones, &#8220;Bu, bir tür narsist eylem gibi görünüyor. Birine gülümseyip göz teması kurarsanız, daha çekici oluyorsunuz&#8221; dedi. Araştırmanın sonuçları, İngiliz Kraliyet Derneği Araştırmaları dergisinde yayımlandı. (Hürriyet, 21 Ekim 2014)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Modern Hayatta  kadının başlıca sorunları, toplumsal roller, ekonomik bağımsızlık ve cinsellik noktasında yoğunlaşmaktadır. Kadında kimlik bunalımına yol açabilecek güçlü bir rol karmaşası gündeme getirilmektedir. (Cihan Aktaş, Sistem İçinde Kadın, s. 84-89; Devrim ve Kadın, s. 109-110; Peyami Safa, Kadın Aşk Aile, s. 13-14) Sanayi devriminden sonra modern kadın ‘ekonomik bağımsızlık arzusunun etkisiyle paranın, lüksün, modanın, kısaca tüketiciliğin esareti altına’ girmiştir. Modern kadın, tercihini hayati ihtiyaçları doğrultusunda değil, daha çok geçici arzular doğrultusunda kullanmıştır. Örneğin, film ve dizilerde aktörlerin parayı nasıl kazandıkları değil, nasıl harcadıkları ve nasıl eğlendikleri üzerinde durulur. (Abdülkerim Bahadır, Günümüz Kitle-İletişim Araçlarının Ruhsal ve Toplumsal Hayatımız Üzerindeki Olumsuz Etkileri ve Korunma Yolları, s. 485-491) Böyle bir ekonomik statüye ulaşma arzusu, çoğu kadını evin dışında çalışmaya iter. Ancak, böyle bir tercih, çalışan kadın için birçok sorunu (İşten kaynaklanan stres ve bunalım, Sosyal ilişkilerde gerileme ve kopma, Aile-içi sorumluluklarda zayıflama, Aile bireyleri arasında tahammülsüzlük ve ferdileşme tehlikesi, çocuklarında ise, Saldırganlık, Ebeveyne yönelik aşırı bağımlılık, Bedensel ve ruhsal gerileme, Anti-sosyal davranışlar geliştirme vb.) beraberinde getirir. (Ö. Güray, S. Koray, Çalışan ve Çalışmayan Annelerin 4-6 Yaşındaki Çocuklarında Ruh Sağlığı, s. 105-108)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Estetik kaygıların ağındaki bu genç kızlar, yemek yiyemez hale gelirler. Anoreksiya olanlar, &#8216;Çirkin yaşamaktansa, hiç yaşamamak daha iyidir&#8217; diyerek, ölümü tercih edebiliyorlar&#8217; (Aksam, 06 Ağustos 2002) İnce kalmak uğruna aç kalmaya son! Gösteri dünyasının ünlü güzelleri, sonunda isyan bayrağını çektiler ve yeni bir akım başlattılar. Yuvarlak hatlar yeniden moda oldu. (Milliyet, 05.05.2006) Antalya&#8217;da kendisini taciz eden adamı, ‘Silikon taktırmak istiyorum, Ö.D. paramı ödesin af edeyim’ deyip davadan vaz geçen Olga Tyurine. (Posta, 7.2.2007) Ekstra işinde seksi olmak çok önemli. Özellikle de sadece erkeklerin katıldığı bayiler toplantılarında. Ebru&#8217;yu sadece zevkle dinliyorlar ama o sahnede iken hayal kuramıyorlar. Öyle veya böyle sahnede seksi, estetikli göğüsleri işe yarıyor. (Aykut Işıklar, Tercüman, 04.09.2003) Lolita  ihtilali: Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç? Gitseniz, gördüğünüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16-17 yaşında olduğuna inanabilir miydiniz acaba? Levent&#8217;te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm. Dinlediklerime inanamadım: &#8220;14-15 yaşında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor&#8221;muş.  Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekoloğun gözlemleri daha da çarpıcı:  &#8220;Genç nüfusta müthiş bir ‘uyanma’ var&#8221; diyor. 17-18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor: ‘Batı&#8217;da ergenlik yaşı 16-17&#8217;den 11-12&#8217;ye geriledi. Amerika&#8217;da 10 yaşa kadar düştü.’ Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor artık. Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli nedenlerinden biri &#8220;psiko-seksüel uyarımın artması.&#8221; Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması. Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler, cinsellik yüklü diziler, çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor, cinselliğin keşfini hızlandırıyor. Özellikle varlıklı kesimden gençler, lise çağında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düşüyor. Karşı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor. (Can Dündar, Milliyet, 17 Temmuz 2003) Rus kızları &#8216;işte kazanmak için&#8217; kaval kemiklerini 15 santim uzatmak istiyor. (Hürriyet, 6 Temmuz 2008) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çağdaş olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar, kendilerinin dış görünüşleri ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş bulunmaktadırlar. ‘Bilgi, görgü, zeka&#8217;dan önce uzay çağının, 21. yüzyılının kadınının  değeri sarı (bazen kızıl) saçlarla dolaşan; ikide bir değişen vücut ölçüleri, daralıp bollaşan, bazen yırtık, bazen sökük ama daima modacılarla kumaş tröstlerinin anlaşması ile, çoğu da  cinsel tercihini tuhaf şekilde yapan kreasyoncularca hazırlanmış moda elbiselerini  giyinen; kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj, giyim, hatta hayat tarzına, yaşam tarzına (ki dinin tanımı da budur; Din, yaşam tarzının adıdır) başkalarının karar verdiği, evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi, saçlarında bigudi  ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde girerken sabah evden çıkarken, kocasından ayrılırken makyaj yapıp süslenen, kokular sürünen bir kadın ne kadar hayatında hür  ve doğru karar verebilme hakkına sahip olabilir ki?! Her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense, eşlerinin; hayat arkadaşlarının gözü hanımından uzaklaşıp dışarıya kaymaz mı? Öyle ya eşine değil de dışarıdaki insanlara güzel gözükmek için süslenen kadın, eşini ne kadar kendine bağlayabilir? Kocası da, tıpkı kendi eşi gibi, eşi için süslenmeyen, başkaları için ‘farkında olmadan süslenen’ diğer kadınlara ilgi duysa, aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse, toplumda aile, ahlak ne hale gelir? Flörtle başlayıp, aşkla alevlenen, evlilikle sonuçlanan evliliklerin ihanet, boşanmalarla sonuçlanmasının sebebi olarak bu yanlış yaşam tarzlarını görmek gerekmez mi? Hata aslında ne kadın ne de erkektedir. Asıl yanlış, iki cinse de modern hayat adı altında, bünyemize ters olan bu yaşam tarzını dikte ettirenlerdedir! İslam&#8217;da ise kadın dışarıda örtünür, çekiciliğini evde eşine saklar. Tabii ki aynı durum erkek içinde söz konusudur!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Moda diye insanlık sömürülüp açıkça alaya alınmaktadır! “Etekler ‘yine’ uzadı.” (Asrın kadını, sayı:1, Haziran 1944) Mini etek ‘geri’ geliyor. Moda&#8217;da ‘eskiye’ dönüş. (Günaydın, 14 Ekim 1979) Piyasaya Müjde. Etek boyu kısalıyor. (Akşam, 23 Şubat 2012) Kadın modasında ‘1930&#8217;a dönülüyor.’ (Günaydın, 14 Ekim 1974) Bir garip moda ki… Modanın ana hedefi, kadını olduğundan daha güzel yapmaktır. Moda son yıllarda kadını gittikçe soyar, dekolte yakalar, mini etekler, kadın vücudunu çeşitli şekillerde teşhir eden binbir çeşit iç gıcıklayıcı elbiselerle açarken şimdi de bu çıplaklığın çeşit çeşit mücevherlerle ‘daha dekoratif’ bir hale getirilmesi yolunda gayret harcanmaya başlanmıştır. (Hürriyet, 25 Şubat 1969)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16133" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/324246457.png" alt="" width="162" height="255" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  Hem şikayet edip hem giyinmeye zorunlu hissetmek! Zorlayan kim, ne?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13439" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/346457568568.png" alt="" width="444" height="192" /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13441" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3464567547585.png" alt="" width="346" height="200" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Moda diye insanlık sömürülüp açıkça alaya alınıyor! “Etekler ‘yine’ uzadı.” (Asrın kadını, sayı:1, Haziran 1944)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bizde olsa&#8230;!</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘İtalya&#8217;da Vitruvio Pollione Lisesi Müdürü Angelo Bernardini, okulda düşük bel pantolon giyilmesini yasakladı. Bernardini, tangaların kotun dışına çıkmasını terbiyesizce olarak nitelendirdi. (Yeni Şafak, 13.10.2004) ‘ABD&#8217;de New Jersey’in Wildwood sahilinde &#8220;saggy pants&#8221; olarak adlandırılan düşük bel pantolonların giyilmesi yasaklandı. (Habertük, 12.08.2013) Düşük bel yasaklandı. İtalya Napoli&#8217;de düşük bel giymek yasaklanır ve para cezası getirildi. (26 Ekim 2010) ‘İngiltere’ Wimbledon Tenis Turnuvası&#8217;nda devrim gibi kural değişiklikleri yapıldı. Turnuvada ayrıca bayan tenisçilerin göğüs dekolteli kıyafet ve seksi külot giymeleri de yasaklandı. Turnuvanın yeni hakemi Andrew Jarret, &#8220;Firmalar sponsoru oldukları tenisçiler için değişik kıyafetler hazırlayıp, ilgi çekmek istiyorlar. Haklılar ama biz de bu kuralları uygulamakta kararlıyız&#8221; dedi. (Milliyet, 28 Haziran 2006) Dünyanın en ince telefonunu&#8217; ürettiklerini iddia eden &#8216;Kazam Tornado&#8217; markasının reklam filmi İngiltere&#8217;de yasaklandı. İngiliz Reklam Standartları Otoritesi tarafından yapılan açıklamada, telefon reklamının ciddi seviyede &#8216;müstehcenlik&#8217; içerdiği ve bunun suç olduğu ifade edildi. Daha önce de bu tip içerikli reklamlara, etik olmaması nedeniyle yasak getiren kuruluş, markanın kadın istismarı yaptığını ve içerikle alakalı olmayan çekimlerde bulunduğunu söyledi. Otorite, özellikle bazı yakın çekimlerin tamamen amacından sapmış olduğuna dikkat çekti. (Vatan, 26.02.2015) ‘Japon’ havayolu firmalarından Skymark Airlines’in, hosteslerinin mini etek giyeceğini açıklaması tepki çekti. Japonya Kabin Görevlileri Federasyonu ‘Kadınları bu şekilde reklam amaçlı kullanmak onları bir eşya gibi görmektir’ dedi. Federasyonun internet sitesinde de hosteslerin o kadar kısa etekle rahat çalışamayacağını, cinsel tacize uğrayabileceği belirtildi. (Milliyet, 12.03.2014)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ABD&#8217;de, Michigan eyaletinde düşük bel pantolonlarda popo gözükürse 3 aya kadar hapis cezası verilecek. (Hürriyet, 29 Haziran 2008) ABD&#8217;de düşük belli pantolon giymek yasaklandı. İç çamaşırını gösterenler, para ve hapis cezasına çarptırılabilecek. Delcambre Kasabası&#8217;nın Belediye Başkanı Carol Broussard, kasaba yönetiminin aldığı karara aykırı davranarak, iç çamaşırını gösterenlerin 500 dolar para ve 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılabileceğini belirtti. (Hürriyet, 13.06.2007) İngiltere’nin Staffordshire bölgesinde bulunan Trentham Lisesi, erkek öğrencilerin ve öğretmenlerin ‘dikkatini dağıttığı’ gerekçesiyle kız öğrencilerin kısa etek giymesini yasakladı. (Milliyet, 4.7.2015) Kraliçe&#8217;den mini etek baskısı. Kraliyet at yarışlarına omuz ve göbeği açıkta bırakan, göğüs dekolteli, askısız kıyafet giyen kadın alınmayacak. (Vatan, 15.06.2008)  Amerika&#8217;da bir iç giyim firmasının büyük beden sütyen reklamı müstehcen bulunup televizyonda yayınlanması yasaklandı. (Vatan, 26 Nisan 2010) Yakında Amerika&#8217;da gösterime girecek filmin afişi sansür kuruluna takıldı ve yasaklandı. (Vatan, 17.09.2008) Dünya yatırım devi USB, çalışanları için kıyafet yönetmeliği hazırladı. Ten rengi iç çamaşır, dar mini&#8230; giyilmesin. (14 Ocak 2011) Okuldaki yasak ilişki velileri ayağa kaldırdı. ABD’de lise öğrencisi Myranda Garber okul müdürüyle sekreterini öpüşürken görünce olayı cep telefonuyla görüntüledi. İnternete sızan video yüzünden veliler ayaklandı. (Milliyet, 27.04.2012) ABD&#8217;de katalog çekimleri için bikinili poz veren öğretmenin işine son verildi. (Milliyet, 10 Mayıs 2013) 300 erkekle yattı; göreve devam! Kocasını 300 erkekle aldatan kadın ‘görevde.’ İngilizce öğretmeni Y.Y. “Şebnem Berrak A.” takma ismiyle “Çıplak Tenimin Hafızası” adlı bir kitap yazarak, kocası A.Ç.Y.’yi, internet ortamında tanıştığı 300 erkekle aldattığını iddia etmişti. Daha sonra “deşifre” olan Y., görev yaptığı okuldan uzaklaştırmıştı. (Habertürk, 21 Mayıs 2009) ABD, sex bataklığına sürüklenebilecek gençleri evlilik öncesi ilişkiden korumak için yılda 117.000.000 dolar harcıyor, önümüzdeki yıl bu para 135.000.000 dolara yükseltilecek. (Vatan,  09.09.2003)  Grammy&#8217;yi yayınlayan CBS, ödül törenine katılacakları uyardı: Lütfen kalça ve göğüslerinizi örten kıyafet giyin. Aşırı dekolte sorun teşkil ediyor. (Habertürk, 8 Şubat 2013) İtalya&#8217;nın güneyindeki Amalfi kıyısında yer alan bölgeye tatil yapmaya gelenlerin, plaj dışındaki herhangi bir yerde bikiniyle veya açık kıyafetlere dolaşması yasaklandı. Bölgenin belediye başkanı Francesco Benincasa yeni yönetmeliği, “Bölgemizin kaliteli imajını korumak için bu yasayı koymamız gerekliydi, aksi takdirde ortaya çok çirkin ve edepsiz görüntüler çıkıyordu.” sözleriyle savundu. Aynı uygulamayı ilk olarak 2010 yılında yine İtalya’daki Castellammare di Stabio beldesi başlattı. (Akşam, 3 Temmuz 2013) Alanya&#8217;da sadece plajlarda değil kentin içinde de mayoyla dolaşan turistler belediye meclisinde tartışma konusu oldu. (Star,9 Eylül 2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13424" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/IMG_20230129_154355.png" alt="" width="326" height="184" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Sapıklık</strong></span><br />
<span style="color: #000000;">Almanya&#8217;nın  frankfurt  üniversite kliniği sex bilimi bölümü direktörü Pr. Dr. Volkmar  Sigusch &#8220;İnsanların çok yakın bir zamanda partner olarak ev hayvanları ile evleneceklerini&#8221; iddia etti. Köpeklere isim veriliyor, berbere götürülüyor, doktordan randevu alınıyor, psikologa götürülüyor veya miras bile bırakılıyor. Köpeklerle ne zaman  evlenilebileceği konusunda ise Sigusch &#8220;En çok 10 yıla yakın bir zamanda bunun gerçekleşebileceğini&#8221; savunuyor.&#8221; (Hürriyet, 08.06.2005) Avustralya&#8217;lı bir kadın (Jodi Rose) Fransa&#8217;nın güneyindeki &#8216;Pont du Diable&#8217; adlı köprü ile evlendi. (Hürriyet, 2 Temmuz 2013) İngiltere&#8217;de bir kadın (Amanda Rodgers) köpeği ile evlendi. (Milliyet, 14.03.2014) İsrail’de bir ingiliz kadını (Sharon Tendler ) 15 yıl önce &#8220;ilk görüşte aşık olduğu&#8221; yunusla evlendi. (Milliyet, 1.1.2006) Koreli Lee Jın-gyu yastığı ile evlendi. (Cumhuriyet, 10.03.2010) Fransa&#8217;da bir kadın (Erika Le Tour) Eyfel kulesi ile evlendi. (Habertürk, 5.6.2008)  7 yıldır gayrimeşru bir ilişki yaşayan ve terk edilen 48 yaşındaki İngiliz Barbarella Buchner isimli kadın, aradığı mutluluğu ve sevgiyi insanlarda bulamayınca iki kedisiyle evlendiğini açıkladı. (Yeni Akit, 25.12.2014) Kuzey İrlanda&#8217;lı kadın köpeği ile evlendi. (Son Dakika, 11.10.2017) 50 yıl sonra robotla evlilik yasal olacak. (Vatan, 13.11.2008)  Avustralya&#8217;da bir adam robotla evlendi. (Cumhuriyet, 9 Ocak 2022)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Us Department of Justice 2000 verilerine göre, Amerika&#8217;da her 90 saniyede bir kadın tecavüze uğramaktadır. 2003 yılı İngiltere Suç Araştırması verilerine göre de 754 bin kadın en az bir kere tecavüze uğramış ve İngiltere&#8217;de her gün 167 kadının tecavüze uğradığı belgelenmiş durumdadır. Rakamlar geçen birkaç yıl içinde eksilmedi, daha da arttı. (16.04.08) AB’de yaklaşık 2 evliliğe karşı bir boşanma yaşanırken, çocukların üçte biri evlilik dışı ilişkiden doğuyor. Avrupa’da kişi başına yıllık 11 litre saf alkol düşüyor, bu da 220 litre biraya denk geliyor.  Eurostat’ın verilerine göre, 2004 yılında 4.8 milyon bebeğin yüzde 31.6’sı evlilik dışı ilişkiden doğdu. Birlik ortalamasında çocuklu ailelerin yüzde 13’ünde anne ya da babadan biri bulunmazken, bu oranın en yüksek çıktığı ülkeler yüzde 24’le İngiltere, yüzde 18’le Belçika, yüzde 16’yla Danimarka ve Almanya şeklinde sıralanmaktadır. Avrupa’da alkole başlama yaşı ortalama 14.6, İtalya’da ise 12.2’ye inmiş durumda. (14.06.06) &#8220;Almanya&#8217;da alkole başlama yaşı 14.5&#8217;a düştü&#8221; (DW, 12.9.2009) İngiltere&#8217;de okullarda artan şiddet eğitim tarihinde bir ilki başlattı. Olayları önlemek üzere harekete geçen polis 400 okulun koridorlarında devriye gezmeye başladı. Polis koruması altında öğretim veren okullar listesinde az sayıda ilkokulun da bulunduğu belirtilen haberlerde, bazı okullarda küçük de olsa karakolun bile kurulduğu kaydedildi. (Yeni Şafak, 29.10.2006) İngiltere’deki Darlington kasabasının kasabı, içeriye giren müşterileri görünce gözlerine inanamadı. Bir adam, elindeki tasmaya bağlı dört ayak üzerinde sürünen kadınla alışverişe gelmişti. Kasap, bu garip çifti polise ihbar etti. Polisin soruşturması, Kaotian adlı sado-mazo tarikatı ortaya çıkardı. Ama müritler erişkin, ilişkilerin de gönüllü olması, polisin elini kolunu bağladı. (Milliyet, 25 Ağustos 2006) Danimarka’da kadınlar arasında yapılan bir araştırma, kadınların yüzde 52’sinin eşlerini aldattığını ortaya koydu. Woman dergisi tarafından yapılan araştırmaya 15-35 yaş arasında 5 bin kadın katıldı. (Milliyet, 5 Eylül 2006) Almanya&#8217;da çocuk pornosuna karşı tarihin en büyük operasyonu yapıldı. 26 bin sapık içinde öğretmenlerin de bulunması bomba etkisi yarattı. Aralarında rahipler, öğretmenler, hatta polislerin bile bulunduğu şebekenin, internet üzerinde 38 ayrı &#8220;çocuk pornosu grubu&#8221; oluşturdukları ve resim ile videoları bu gruplar üzerinden yaydıkları vurgulandı. (Vatan, 28.09.2003) ‘9 yaşındaki’ Alec Greven  ‘çapkınlık’ kitabını yazdı. (Vatan, 11.12.2008) 1996&#8217;da ABD&#8217;de benzer bir yarışmada çocuk güzeli seçilen J. Ramsey (6 yaşında), bir sapık tarafından tecavüz edilip öldürüldü. ABD&#8217;de bu tip yarışmalar yasaklandı. (Akşam, 21.12.2006) Julia Lira 7 yaşında olmasına rağmen Brezilya&#8217;nın Rio ketinde ‘samba kraliçesi’ seçildi. (Hürriyet, 16.02.2010) Geçtiğimiz günlerde &#8220;Vanity Fair&#8221; dergisi için verdiği pozlarla bir anda tartışma konusu olan 15 yaşındaki yıldız Miley Cyrus&#8217;a ahlaksız teklif geldi. Playboy&#8217;un patronu 82 yaşındaki Hugh Hefner Miley&#8217;e 18 yaşına bastığı gün dergi için soyunmasını teklif etti. (Vatan, 11 Mayıs 2008) Eli şu an kalçalarımda. İngiltere lideri Cameron, milletvekili Robert Syms’i partiten atınca eşi Cameron’dan intikamını fotoğraf ile aldı. Altına, ‘Çocuklarımın babasını kovan adamın elleri kalçamda’ diye yazdı. (12 Ekim 2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-13437" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/34654756856.png" alt="" width="274" height="336" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Şiddet</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ABD&#8217;nin Korkunç &#8216;Suç&#8217; İstatistikleri. Ülkede günde bin 900 ve yılda 683 bin kadına tecavüz ediliyor. Buna göre ABD&#8217;de her 8 kadından biri tecavüze uğruyor. (Milliyet, 31 Ara 2017) Amerika demek tecavüz, cinayet ve insanlıktan çıkmak demek. Ulusal Mahremiyet ve Cinsel Şiddet Araştırması, ABD&#8217;de 22 milyondan fazla kadının hayatında en az bir kez tecavüze uğradığını ortaya çıkardı. (Yeni Söz, 14 Mar 2016) Beş Amerikalı kadından biri cinsel saldırı kurbanı. Araştırmaya göre, önceki bir yıl içinde Amerika&#8217;da 1 milyonu aşkın kadın tecavüze uğradığını bildirdi. (BBC, 15.12.2011) Cinsiyet eşitliğinde zirvedeki İskandinav ülkelerinde tecavüz oranları korkutucu seviyede. (Euronews, 4 Nis 2019) İskandinav ülkesi bunu tartışıyor: Tecavüz oranları neden bu kadar yüksek. (ABC gazetesi, 10 Ekim 2020) İskandinav ülkelerinde cinsel taciz vakaları günden güne artıyor. Dünyada cinsiyet eşitliği açısından ilk sıralarda yer aldığı düşünülen İskandinav ülkelerinde cinsel taciz ve tecavüz vakaları dikkati çekiyor. (AA, 12.10.2021) İsveç&#8217;te 2018 yılında tecavüzün yasal tanımının &#8216;rıza olmaksızın seks&#8217; şeklinde değiştirilmesinin ardından savcıların şiddet tehdidi, kullanımı ya da zorlama olup olmadığını kanıtlamasına gerek kalmazken, tecavüzden mahkumiyet de yüzde 75 oranında arttı. (Sputniknews, 03 22.06.2020)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sosyete şiddete doymuyor: ‘Eşim dövüyor’ diyen tanınmışlar zincirine işadamı C. H.&#8217;ın eşi de katıldı. (31 Ocak 2010) D. S. , H. Ş.den ayrılık nedenini dayak olarak açıkladı. (Haberler, 19 Kasım 2008) Koca dayağı kadın CEO&#8217;ya kendi derneğini kurduruyor. (Hürriyet, 08.04.2007) Demet Akalın 4 yıllık sevgilisinden dayak yüzünden ayrılmış. (Hürriyet, 29 Ekim 2008) Deniz Akkaya: Sevgililerimden yediğim dayağı hep gizledim. (Hürriyet,14 Kasım 2005) Alara Uzan eşi Cem uzan&#8217;ın içki içip kendini dövdüğünü söyleyip boşanma davası açtı. (Milliyet, 30.12.2009) Manken Tuğba Özay sevgilisi Akın büyükoğlu&#8217;ndan Richmond SPA Otel&#8217;de dayak yedi. (Posta, 11.5.2007) Eşinden ve sevgilisinden şiddet gören ünlü isimler. (Akşam, 2 Kasım 2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Avrupa Konseyi’nde Fransız Milletvekili Jean Guy Branger tarafından hazırlanan “Avrupa’da kadınların maruz kaldığı ev içi şiddet” adlı bir rapor gündeme gelmişti. Raporda dehşete düşürücü rakamlar vardı. Mesela Avrupa’da her 7 kadından 1’i ya zorla cinsel ilişkiye zorlanıyor, ya da tecavüze uğruyor. Fransa’da yılda 72 kadın, ev içinde yediği sert dayaktan ölüyor. Almanya’da bir yılda kocası tarafından öldürülen kadın sayısı 300. Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka gibi hiçbir ekonomik sorunu olmayan ülkelerde şiddete bağlı kadın ölümleri de hayli fazla. Fransa’da çeşitli şekillerde şiddete maruz kalan kadınların oranı %95. Çek kadınlarının yüzde 38’i şiddet görüyor, Litvanya’daki kadınların yüzde 42,4’ü fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor, Portekiz’de kadınların yüzde 52,8’i eşlerinin şiddet uyguladığını belirtiyor. Sadece Avrupa mı böyle? ABD’de her yıl 4 bin kadın dövülerek yaşamını yitiriyor, yılda 4 milyon kadın da eşinden dayak yiyor. (Yeni Şafak, 8.03.2004)  Her 15 saniyede bir kadın dayak yerken, her 6 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor. Yine ABD’de kız çocuklarının aile bireyleri tarafından istismar oranı yüzde 35 ile yüzde 46 arasında. Kanada’da kadınların yüzde 51’i, 16 yaşına gelene kadar en az bir kere fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor (2004 Yılı raporu) Alman Milletvekili Claudia Roth, Almanya&#8217;daki kadınların yüzde 40&#8217;ının şiddete maruz kaldığını söyledi. (Hürriyet, 08.02.2007) Avrupalı  kadınların dörtte biri şiddet kurbanı. (Ntvmsnbc, 07 Mart 2007)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">28 AB ülkesinden, 18-72 yaş arası 42.000 kadın ile yapılan araştırma bugüne kadar bu konuda hem AB’de hem de dünyada yapılmış en geniş ve derin araştırma: Kadına şiddetin en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Danimarka (yüzde 52), Hollanda (yüzde 45), Fransa (yüzde 44). AB ortalaması ise yüzde 33. FRA’nın Direktörü Morten Kjaerum rapor ile ilgili olarak, Yayınlanan raporun AB ülkelerinde kadına yönelik şiddetin ne derece yaygın olduğunu göstermenin yanında, devletlerinin bu konuyu ne derece az raporladıklarını ve gündem dışı tuttuklarını da kanıtlamaktadır.’’ diye konuştu. Rapordaki istatistiklere göre Avrupa’da her 10 kadından biri 15 yaşından itibaren cinsel şiddete maruz kalırken, her 20 kadından biri tecavüze uğramış. Her 5 kadından biri ise eski veya şu an birlikte olduğu eşinden cinsel ve fiziksel şiddet görmüş. Verilere göre kadınların sadece yüzde 14’ü eşlerinden, yüzde 13’ü ise yabancılardan gördükleri şiddeti ilgili makamlara bildirmişler.  (Milli Gazete, 6 Mart 2014)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eğitimli kadınlar da şiddet mağduru: İstanbul Üniversitesi (İÜ) Adli Tıp Enstitüsü&#8217;nce, üniversite öğrencisi ve mezunu kadınlarla yapılan bir araştırma, katılımcıların büyük bir bölümünün cinsel şiddet türlerinden en az birisine maruz kaldığını ortaya koydu. İlk sırada sevgililer var: Araştırma, sanılanın aksine, cinsel şiddet eylemlerinin yabancılar değil, çoğunlukla tanıdık kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Buna göre, saldırganların yüzde 95&#8217;inden fazlası tanıdık. Çalışmaya göre, ‘ilk sırada sevgili’ düzeyindeki erkek arkadaş, ikincisi sırada nişanlılık ve sözlülük ilişkisi geliyor. Üçüncü sırada ise ensest ilişki türleri var. (Hürriyet, 12.06.2003) Devamına, ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ adlı yazımızdan ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Güzelleşme adına. Güzellik uğruna her türlü yöntemi deneyen kadınların son gözdesi fetus kök hücreleri oldu. İngiliz Daily Mail gazetesi ’barbarca’ olarak nitelendirdiği bu yöntemi ve bu uygulamayı gerçekleştirilen klinikleri ele aldı. Güzellik klinikleri fetusları, geri kalmış ülkelerden bağış yoluyla elde edildiği belirtilen, ancak gerçekte uluslararası kaçakçılık şebekelerinin karıştığı kirli yöntemlerle buluyor. Bebek fetusundan bir parçayı başta yüzleri olmak üzere vücutlarına enjekte ettiren kadınlar yöntemin barbarlığından hiç rahatsız olmuyor. Bu insanların tek hedefi güzellik ve gençlik. Bu klinikler insanlara bu hayallerini gerçekleştirmeyi vaad ederek milyonlarca dolarlık bir sektör haline geldi. (Milliyet, 8 Ağustos 2006) David Beckham ve eşi güzelliklerini kuş pislikleri ile yapılan kreme borçlu. (9 Ekim 2008) Başta Hollywood’un yakışıklı yıldızlarından Tom Cruise olmak üzere birçok ünlü, yılların yüzlerine kondurduğu izleri silmek için seansı 180 sterline, yani yaklaşık 650 TL’ye yüzlerine bülbül dışkısı sürdürüyorlar. (Vatan, 22.04.2014) Dünyaca ünlü isimlerin güzellik sırları &#8221;yok artık&#8221; dedirtti. Madonna verdiği bir röportajda kendi idrarını düzenli olarak içtiğini itiraf etti. (Haber 3, 23 Eylül 2022)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evlilik: Bekar erkekler daha çabuk bunuyor. Karolisnka Enstitüsü araştırma sonucu. (31 Temmuz 2008) Bekâr erkekler daha genç ölüyor. ABD ulusal istatistik enstitüsü. (Sabah, 25.08.2001)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Uyanış</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İngiltere&#8217;de yapılan bir araştırma, iyi bir eğitim alıp iş hayatına atılan kadınların parlak bir kariyer yerine evinde oturup şakin bir yaşam sürmenin hayalini kurduğunu ortaya çıkardı. Kadın dergisi New Woman&#8217;ın anketine katılanların yüzde 61&#8217;i mutlu bir evlilik yapmanın, sakin bir kasabaya yerleşerek evinin kadını olmanın hayalini kuruyor. Üçte ikisinden fazlası &#8220;parayı erkek kazanmalı&#8221; diyor. Kadınların önemli bir bölümü ise kariyerin o kadar da önemli olmadığını düşünüyor. Ulusal aile ve ebeveyn enstitüsü&#8217;nden vicki shotbot bu araştırmayı &#8220;modern kadının uyanışı&#8221; olarak görüyor. (Vatan, 11.03.2005)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ev işi, fark: Kadınlar erkekler kadar seksi düşünmüyor. Kadınlarla ev işi üzerine yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. İngiltere&#8217;de, 2 bin kadının katıldığı araştırmaya göre; kadınların yüzde 40&#8217;ı ev işi yapmayı seksten daha tatmin edici buluyor. Kadınların yüzde 64&#8217;ü, ev işi yapmaktan dolayı mutlu olduklarını söylüyor. Yüzde 45&#8217;i ise, &#8220;Eşimle seks yapmaya temizlikten az vakit ayırabilirim&#8221; diyor. (Habertürk, 25 Nisan 2006) Belçika&#8217;da bulunan Leuven Üniversitesi profesörleri tarafından yapılan araştırmaya göre cinsellik hormonu testosteronun yükselmesi erkeğin karar verme mekanizmasını altüst ediyor. Araştırmada bir grup öğrenciye konusu finans olan bir oyunun öncesinde iç çamaşırlı kadın fotoğrafları gösterildi. Bu grubun diğerlerine oranla oyunda başarısız oldukları ve doğru karar vermekte zorlandıkları gözlendi. Erkeklerdeki bu tepkilerin kadınlarda görülmediği belirtildi. (Habertürk, 20.04.2006)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ne yapmalı? Gaziosmanpaşa Belediyesi, boşanma oranlarını azaltmak için evlilik danışmanı aldı: Çalışmayan bir kadının özel durumlar haricinde (hastalık, gece çocuk bakmak vb) sabah eşinden önce kalkıp eşinin ihtiyaçlarını (kahvaltı, kıyafet vb) hazırlamaması, işe güler yüzle uğurlamaması durumunda bir süre sonra eşi tarafından ‘sürekli uyuyan, tembel, hiçbir işe yaramayan, para yiyici’ olarak algılanabilmektedir. Problemin çözümünde konuşmak ama asla vıdı-vıdı yapmamak gerekir. Yaşadığınız problem o anda çözülecek diye bir kural yoktur. Dengeli anlayış sergileyen, istikrarlı, sevecen, çekici, gizemli bir kadının erkekler peşinden koşar. ‘Ben buyum. İşine gelirse’ diyen kadını, her erkek eninde sonunda aldatır. Çünkü ilişkinizi restleşme düzeyine indirmişsiniz demektir. Rest çekmek pokerde olur. Poker ise kumar oyunudur. Başarılı bir iletişimle çözülmeyecek aldatılma problemi yoktur. Yeter ki eşimizin algıladığı dilden konuşalım. Bilinmesi gereken en önemli gerçek, mükemmel kadın mutsuz kadındır. Evli olan ve hayatında mükemmel olmayı seçen kadın, iş hayatının dışında iyi bir anne, iyi bir iş hedefi ile adeta kendi ile savaşır bir duruma gelmektedir. (Vatan, 25.12.11)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;1952 yılında Hugh Hefner denilen adam Playboy denilen ilk porno dergisini çıkarttığında, Amerikan toplumu bile ayaklanmıştı. Kamyoncular şimdikilere göre mütevazı sayılabilecek yarı çıplak bir kadın resmini kamyonlarına astıklarında, Amerika’da yer yerinden oynamıştı. Kiliseler Birliği, Aile Dernekleri, Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Senatörler tepki göstermişti. Peki şimdi? Yılın belli günlerinde, kendi aralarında sözleşip, metroya çırılçıplak biniyorlar. Alışveriş merkezleri, çırılçıplak, anadan üryan bir şekilde geliyor, ücretsiz ayakkabı veriyor diye, soyunup, çarşıya pazara, ücretsiz girmek müzeye çırılçıplak geliyorlar. Canlı yayında soyunmak; medenilik. Canlı yayında konuk bayana sarkıntılık yapmak; moda. En mahrem yerlerinin görünmesi; frikik. Masum gibi başlayan her hareket, en sonunda kutsallarımızla savaşan 7 başlı ejderhaya dönüyor.&#8221; (Münir Arıkan, Altınoluk,  sayı: 304, Haziran, 2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Değer veren insan karısını teşhir etmez&#8221;  Yeşim Salkım (Kanal1, Magazin1, 03.01.2009) Sunucu manken İpek Tenolcay: &#8220;Mini etek giyip, ince çorapla geziyorsan başkalarıyla flört ediyorsundur. İltifatlar, bakışmalar aldatma değil midir? &#8221; (Milliyet, 11.01.2003)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkeklerin aşk hayatlarıyla ilgili en büyük pişmanlığı daha fazla kadınla sevişmemek olurken, kadınlar ise geçmişte yanlış erkeklerle seviştikleri için mutsuzluk yaşıyor. Kadınların en büyük pişmanlıklarından bir tanesi ise ilk cinsel tecrübelerini yanlış bir insanla yaşamış olmak. Ayrıca birini aldatmak ve geçmişte bir ilişkiye çok hızlı başlamak da diğer pişmanlıkları. Erkekler ise kadınların tam aksine kız arkadaşlarını daha hızlı yatağa atmadıkları için pişmanlık duyuyor. Yine erkekler için en büyük pişmanlıklardan biri de cinsel anlamda daha çok macera yaşamamış olmak. Çalışma 25 bin kişi üzerinde yapıldı. Archives of Sexual Behaviour, isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre kadınların yüzde 56&#8217;sı spontan biçimde seks yaptığı için pişman. Ve bunların yaklaşık olarak çeyreği bekaretini kaybettiği için pişman. (Hürriyet, 28 Kasım 2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Sonuç</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kapitalizm pek çok toplumda kadın bedenini popüler kültür ve araçları (moda, müzik, sinema, kitle iletişim araçları, dizi, tiyatro gibi) vasıtasıyla idealize ettiği güzellik, seksilik, incelik ve uzunluk (boyluluk), bakımlılık gibi pek çok bedeni unsuru, bireylerin çoğu için hayatta var olmanın amacı haline getirmiştir. Tüketim kültürünün buyrukları çevresinde kadın bedeni için standardize edilen beden ölçüleri, güzellik idealleri nerdeyse toplumsal ve fizyolojik yaşamın bir parçası olarak sunulmaktadır. Kadın bedeninin her bölgesinin erojen bir alan şeklinde temsil edilmesi adına sürekli bir enformasyon oluşturulmaktadır. Kadınlar için yaratılan yaşam tarzına göre, kadın sürekli cazibesini yitirmemeli ve çevresindekilere bu cazibeli haliyle hayranlık uyandırmalıdır. Beden imajı ve bedene yapılan birçok müdahale, tüketim toplumu ve tüketim kültürünün en büyük yaratıcısı ve yararlanıcısı olan Batılı kapitalizm olgusundan bağımsız değildir. Tüketim toplumunda tüketim arzuları ve istekleri ihtiyaçmış gibi algılandığı veya algılattırıldığı söylenebilir.  Beden; bugün güzelleştirilerek, yüceltilerek, özgürleştirilerek bir arzu -özellikle cinsel arzu- nesnesi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü tüketim kültürünün var olmasını istediği ideal birey bedeni; sürekli yenilenen ve modanın peşinde koşan, sadece yaşayacağı bir tek yaşamı olduğunu ve bu yaşamını da yaşadığı dünyada cennete çevirerek hiçbir zevki ıskalamayan veya her hoşnutluk veren şeyleri deneyimlemenin bilincinde olan kişi olarak tanımlanmakta veya kabul görmektedir. (Prof. Dr. Rıfat bilgin,  Tüketim kültüründe kadın bedeninin cinsel kurgu olarak konumlandırılması ve sunumu, The Journal of Academic Social Science Studies, Number: 36, p. 309-329, Summer II 2015, s. 327)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yaratılan süper kadın imajı ile de; hem anne, hem eş, hem çalışan kadın, hem de güzel olmayı bilen kadın rolü benimsetilmiştir. (Nesrin Kula Demir, Zehra Yiğit, Reklam fotoğraflarında kadın bedeninin değişimi, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume, 8/6 Spring 2013, s. 471)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın, Batı tarzı hayat ile beraber statünün doğrudan kendi bedenleri ve zihinleri üzerinde odaklandığını görmüşlerdir. 1940’lı yıllarda idealize edilen kadınların kafa yapısından ziyade güzellik olarak gündeme gelir. 1950-1970 arası dönem moda ‘herkes böyle giyindiği için giyilmesi gereken kıyafetler’ olarak sunulurken, 1980‟den sonra moda ‘başkaldırının sembolü’ olarak gösterilmektedir. (Fatma Karabıyık Barbarosoğlu,  Moda ve Zihniyet, s. 111, 164, 170)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Televizyonda, reklamlarda, sokaklarda ve billboardlarda, reklamını yaptıkları ürünler daha çok arka planda kalıyorken, ön planda kadın vücudunun ve cinselliğin olması, ahlaki değerlerimize de oldukça ters düşmekte. Satılan ürünlerde, belirlenen hedef kitlesini etkilemek için bedenlerini kullandırmaları, kendilerini cinsel obje olarak gösterenlere karşı çıkmamalarını anlamak gerçekten de zor. (Yeni Akit, 9.12.2014)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Prof. Dr. Hatice Arpaguş, “Kadını özgürleştiren feminist söylemlerin, kadını bir meta haline getirdiğini” ifade ediyor. “Kadının özgürleşmesi ve bedenine hakim olması meselesi, bir süre sonra bedenin para ve mevki için sergilenmesi gibi durumlara dönüşüyor. Mesela araba tanıtımında kadının reklam aracı olarak kullanılmasıyla arabanın modeli arasında bir bağlantı kurma ihtimali yoktur. Böyle bir durumda kadının özgürleşmesi veya bedeninin özgürce kullanmasından bahsedilebilir mi?” diyor ve İslam’ın başörtüsü konusunda ortaya koyduğu kriterlerin kadını meta olmaktan alıkoyduğuna dikkat çekiyor, örtünün kadının beden ve kimliğinin sömürülmesine engel olduğunu fakat modern dünya karşısında bu konuda zorluklar yaşandığını anlatıyor. (Kübra Sönmezışık, Reklamın Özgür Kölesi Kadın, Bilimevi Kadın dergisi, Ekim-Kasım-Aralık 2017, Sayı 3) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/modernizm-ve-kadin.html">Modernizm ve kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/modernizm-ve-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tesettür emri, kemik erimesine neden olur mu?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 07:06:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[bronzlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[cilt kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesine neden olur mu?]]></category>
		<category><![CDATA[örtünme]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür]]></category>
		<category><![CDATA[Tesettür emri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=1559</guid>

					<description><![CDATA[<p>     Tesettür, kemik erimesi yapar mı? İddia  “Tesettür giyim kemik erimesi yapıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Merkezleri&#8217;ne başvuran her iki kadından birinde kemik erimesi rahatsızlığı var. Nedeni ise kapalı giyimden kaynaklanan D vitamini eksikliği.” (Sabah, 2.12.2005) İslam’a göre, &#8220;Kadının avret (Örtünmesi gereken) yeri el, yüz ve ayak dışında bütün vücududur.&#8221; (TDV İslam Ansiklopedisi, Tesettür [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html">Tesettür emri, kemik erimesine neden olur mu?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">     Tesettür, kemik erimesi yapar mı?</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">İddia </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html/tesettur-kemik-erimesi-1" rel="attachment wp-att-1560"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1560" title="tesettur-kemik-erimesi-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesettur-kemik-erimesi-1-300x247.jpg" alt="" width="300" height="247" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Tesettür giyim kemik erimesi yapıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Merkezleri&#8217;ne başvuran her iki kadından birinde kemik erimesi rahatsızlığı var. Nedeni ise kapalı giyimden kaynaklanan D vitamini eksikliği.” (Sabah, 2.12.2005)</p>
<p style="text-align: justify;">İslam’a göre, &#8220;Kadının avret (Örtünmesi gereken) yeri el, yüz ve ayak dışında bütün vücududur.&#8221; (TDV İslam Ansiklopedisi, Tesettür maddesi)  Aynı gazetenin devamı yazısında görüş aldığı Türkiye Osteoporoz Dernek Başkanı Merih Sarıdoğan, “Bedenin D vitamininden yararlanması için el, yüz ve ayakların açık olup 1 saat güneş alması yeterli.” demektedir. Böylece, aslında gazete kendi kendini de yalanlamış olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünya Osteoporoz Kongresi Genel Sekreteri Jean Yves Reginster ise 50 yaş üstü kadınların sağlığını tehdit eden kemik erimesi hastalığıyla iddia edildiği gibi, tesettür tarzı giyim arasında negatif bir ilişki bulunmadığını açıklar. Reginster, ‘el ve yüzün’ 15’er dakikalık sürelerle günde iki defa güneş ışığı almasıyla, vücudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini sağlandığını kaydediyor. Belirtileri orta yaş sonunda ortaya çıksa da, kemik erimesi aslında bir çocukluk hastalığı. Ve yanılgının aksine erkek-kadın ayırmıyor. (Haber 7, 04.02.2008) Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Eser Alptekin, &#8220;tesettür ile kemik erimesi arasında bağlantı yok&#8221; dedi. Alptekin güneşten istifade etmek için doğrudan temas etmesine gerek bulunmadığının da altını çizdi. (26 Nisan 2012) Ayrıca &#8220;Yıl boyu sık sık haftada 1-2 kez tekrarlanan 5-10 dakikalık el-ayak ve yüz güneşlenmeleri bile işe yaramaktadır.&#8221; (Prof. Osman Müftüoğlu, Hürriyet, 25 Ağustos 2017)</p>
<p style="text-align: justify;">“İngiltere’de Mart ayı sonundan Eylül ayı başına kadar olan sürede gündüz öğle vakti (saat 11.00-15.00 arası) eller dirseklere kadar açık ve ayaklar direkt olarak 10-15 dakika güneşe maruz bırakırlarsa; bu süre beyaz tenli insanlarda gerekli D vitamini sentezi için yeterlidir.” (National Health Service tarafından 25.11.2015’te yayınlanan makale) Prof. Dr. Sefa Saygılı: &#8220;Kemik erimesinin oluşmaması için; bir cildin, haftada iki gün yarımşar saat el ayası büyüklüğünde güneş görmesi yeterlidir. Vücudun herhangi bir parçası güneşi görebilir. Yüz olabilir, eller ve ayak olabilir. Başını örten kişilerin yüzü ve ellerinin açık olması, kemik erimesini engellemeye yeterlidir. Kemik erimesi, insan hayatının tabii bir sürecidir. İlaç firmaları, kemik erimesini özellikle abartıyorlar! Çünkü ortada büyük bir pazar var ve bu pazarda büyük paralar dönüyor! Medya da, maalesef buna alet oluyor! Ama asıl sorulması gereken soru şu: Kemik erimesi olayını öne çıkaran medya; insanların çıplak olmasından dolayı oluşan cilt kanserleri hakkında niye yayın yapmıyor? (sorularlaislamiyet.com/tesetturlu-giyinmek-ortunmek-kemik-erimesine-yol-aciyor-mu)</p>
<p style="text-align: justify;">D vitaminine en çok ihtiyaç duyan yaşlılarda bile, sadece el, yüz ve önkolların (dirsekten ele kadar olan kısmın), haftada iki-üç defa, pembeleşmeyecek kadar güneş ışığı alması yeterlidir. Pek çok kaynakta yeterli D vitamini sentezi için güneşe maruz kalma süresi, haftada yaklaşık 10–15 dakika olarak belirtilmiştir. (Eugene Braunwald, Anthony S. Fauci, Dennis L. Kasper; Harrison&#8217;s Principles of Internal Medicine, McGraw-Hill; USA 2001; s. 2201) 350 milyon civarında nüfusu olan Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde her yıl 3,5 milyon kişi cilt kanseri ile tanışmaktadır. Bu rakamlarla ABD&#8217;de en sık rastlanan kanser, cilt kanseridir. Güneş ışınlarına bağlı oluşan cilt kanserinin % 80&#8217;i, baş, boyun ve bacaklarda görülmektedir. Güneşe fazla maruz kalma, cilt kanserinde önemli bir risk faktörüdür. (Eugene Braunwald, Anthony S. Fauci, Dennis L. Kasper; Harrison&#8217;s Principles of Internal Medicine, McGraw-Hill; USA 2001; s. 344) Yazın güneşin zararını azaltmak ve deriyi bronzlaştırmak için kullanılan güneş yağlarının, D vitamini sentezini azalttığı ve üstelik cilt kanserinden korunmada da önemli bir fayda sağlamadığı da anlaşılmıştır. (Eugene Braunwald, Anthony S. Fauci, Dennis L. Kasper; Harrison&#8217;s Principles of Internal Medicine, McGraw-Hill; USA 2001; s. 2198)</p>
<p style="text-align: justify;">Tesettürün kemik erimesine neden olma iddiasını dile getiren ‘kesimin’ ve özellikle medyanın, ‘plajlarda güneşlenmenin cilt kanseri riskini artırdığını, güneş kremlerinin bir işe yaramadığını, her yeri kapalı AVM&#8217;lerde çalışan kadınların güneşten istifade edemediklerini, solaryumun zararlarını’ niçin yeteri kadar gündeme getirmediklerini hiç düşündünüz mü acaba? Halbuki plajda güneşlenmeye yönlendiren nice haberler yapılmaktadır!</p>
<p style="text-align: justify;">“Güneş Işınları ve Solaryum Cilt Kanserini Tetikliyor!”, “Cilt kanserlerinin % 90&#8217;ının gelişme sebebi güneş ışığına bağlı UV radyasyondur. Bu nedenle güneşten korunmak, cilt kanserinden korunma kurallarının en başında gelir.” başlıklı özel hastanelerin yayınladığı makaleleri hatırlatıp ‘geç kalınmış’ bazı haber başlıklarını uyarı amaçlı paylaşalım. Cilt kanseri artıyor, cildinizi güneşten koruyun! Onkolog: Güneşte fazla kalmak kansere yol açabilir.  (NTV, 24 May 2019; 29 Haz 2019) İnsan ömrünü bitiren 10 alışkanlık. Uzmanlar, insan ömrünün uzayıp kısalmasına sebep olan şu 10 maddeye dikkat çekiyor. Güneş ışığı: Cilt kanserinin en önemli sebeplerinden. (Habertürk, 30 Nisan 2010) Sağlıklı bronzluk yok! Bronz olarak değerlendirdiğimiz, hepimize cazip ve seksi gelen cilt ise aslında birçok bakımdan hasarlı cilt. Hatta deri ne kadar bronz ise o kadar hasarlıdır. Ayrıca deri kanserleri, deri yaşlanması ve lekelerin başlıca nedeni ise aslında güneş. (Posta, 15 Mayıs 2010) Şehir hayatında güneşten korunun. Sadece deniz kenarında değil. Güneş artık eskisi kadar dost değil bizlere; tüm canlılar için yaşam enerjisi olan güneş, ozon tabakasının incelmesiyle birlikte ne yazık ki artık bir tehlike unsuru haline geldi. (Habertürk, 21 Ağustos 2010) Bronzlaşmayla deri erken yaşlanıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek, &#8220;sağlıklı bronzlaşma&#8221; olmadığını belirterek, &#8220;Bronzlaşmak, deri yaşlanmasını peşin olarak kabullenmek ve deri kanseri riskini göze almak demektir.&#8221; uyarısında bulundu. Doç. Dr. Erkek, bronz tene kavuşmak isteyenlerin aldıkları risklere ve bu risklerden korunma yollarına yönelik yaptığı açıklamada, deri yaşlanmasının büyük oranda güneşle ilgili olduğunu, bu nedenle yazın saat10.00 ile16.00 arasında mümkün olduğunca güneş altında kalınmaması, ayrıca sürekli güneşten koruyucu kremler kullanılması gerektiğini bildirdi. Deri yaşlanmasında başlıca rolü yüzde 80&#8217;lik bir oranla güneş ışınlarının oynadığını belirten Doç. Dr. Erkek, &#8220;fotoyaşlanma&#8221; adı verilen güneş ışınlarına bağlı yaşlanmanın, güneşe maruz kalan el üstleri ve yüz gibi bölgelerde belirgin olarak görüldüğünü, sık sık tatile gitme, solaryuma girme gibi son yıllarda değişen hayat tercihlerinin tehlikelerine işaret etti. (CNN Türk, 2 Nisan 2015) Çocukluğundaki güneş yanığı 40 yıl sonra kansere sebep oldu. Dr. Paul Banwell 40 yıl sonra gelen kanserle ilgili şunları söyledi: “Çocukluk yıllarında güneşe maruz kalmak cilt kanseri gelişimine önemli bir katkıda bulunuyor. Elbette güneşte yanma, cilt tipi, ilgi alanları gibi başka faktörler de var. Ancak çocukluk yıllarında güneşe maruz kalmak önemli bir faktör ve yaşamın ilerleyen zamanlarını etkiliyor.” (Hürriyet, 01 Haziran 2022)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1561" title="tesettur-kemik-erimesi-2" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesettur-kemik-erimesi-2-300x269.jpg" alt="" width="300" height="269" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanlık 2000&#8217;li yılların eşiğinde bir büyük meselesini daha çözdü. Bilim adamlarının bulgularına göre, sanıldığının aksine aptal kadınlar çıplaklaşmıyor, çıplak kadınlar aptallaşıyor. Barbara Frederickson ve Tomi-Ann Roberts adlı psikologlar deneklere, matematik sorularının ağırlıklı olduğu testler uyguladılar. Kadın ve erkek denekler bir defa tam giyimli olarak ve bir defa da mayo-bikini giymiş olarak testlere tabi tutuldular. Şok sonuç: Çıplak ya da çıplağa yakın derecede giyimli kadınların zihinsel yeteneklerinde ani bir düşüş görüldü. Giyimli halde en zor, girift denklemleri çözebilen kadınların, bikini giymiş haldeki performansları vitrin mankenlerini aratıyordu. Erkeklerin zeka seviyeleri ise giyimli olup olmadıklarından etkilenmiyor.&#8221; (Sabah, 23 Nisan 1999)</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç<strong>:</strong> Tesettür kemik erimesine neden olmadığı gibi,  güneşte fazla kalmak da insana zararlıdır!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1562" title="tesettur-kemik-erimesi-3" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesettur-kemik-erimesi-3-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" /></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html">Tesettür emri, kemik erimesine neden olur mu?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/tesettur-emri-kemik-erimesine-neden-olur-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam kadınların okumasına karşı mıdır?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/islam-kadinlarin-okumasina-karsi-midir.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/islam-kadinlarin-okumasina-karsi-midir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 05:54:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[islamda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ve okuma]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar okuyamaz mı?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=1556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu konuya temel teşkil edecek “Kur’an ve Bilim” ve “İslam’da Kadın Hakları” adlı yazılarımızı da öncelikli olarak tavsiye ederiz. En başta belirtelim ki, &#8220;Kadınlara cuma namazı, cenaze namazı ve bir de cihad hariç, erkeklere farz olanların hepsi farz kılınmıştır.&#8221; (Abdürrezzak, Musannef, V/298) Peygamberimizin kadınlara okuma yazmayı (İbn Hanbel, Müsned, 45/46/h.no: 27095; Ebu Davud, h.no: 3887) [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islam-kadinlarin-okumasina-karsi-midir.html">İslam kadınların okumasına karşı mıdır?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #999999;">Bu konuya temel teşkil edecek “Kur’an ve Bilim” ve “İslam’da Kadın Hakları” adlı yazılarımızı da öncelikli olarak tavsiye ederiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;">En başta belirtelim ki, &#8220;Kadınlara cuma namazı, cenaze namazı ve bir de cihad hariç, erkeklere farz olanların hepsi farz kılınmıştır.&#8221; (Abdürrezzak, Musannef, V/298)</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamberimizin kadınlara okuma yazmayı (İbn Hanbel, Müsned, 45/46/h.no: 27095; Ebu Davud, h.no: 3887) ve ilmi (Fethu’l Bari, I/236; Mecmaü’z Zevaâid, I/161) tavsiye ettiği sahih rivayetleri değil de, mevzu/uydurma olduğunu İbn-i Cevzi, İbn-i Hıbban, Zehebi ve İbn-i Adıyy&#8217;in özellikle belirttiği ve hadis olarak kabul etmediği (Kitabu’l-Mevzuat, II/268, Zehebi, Telhis, II/396; Mizan, I/419, II/679; Kitabu’l-Mecruhin, II/301), Beyhaki’nin de münker (Beyhaki Şuabu’l-İman, no: 2227) olduğunu ilan ettiği “Kadınlara okuma yazma öğretmeyin.” uydurma sözü üzerinden İslam’a saldırmaya çalışanlara hem kitabi hem pratik hayattan örneklerle kısaca cevap verelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyanın ilk üniversitesinin kurucusu Müslüman bir hanımdır. Fatıma el Fihri, 859 yılında Fas’ta, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından da dünyadaki ilk üniversite kabul edilen Karaviyyin Üniversitesini kurmuştur. (Rena D. Dossett, The Historcal Influence of Classical Oslam on Western Humanistic Education, IJSSH, IV/91) Oxford ve Harvard üniversitelerinden de eski olan bu üniversite sadece Müslümanlara değil, Yahudi ve Hristiyanlara da eğitim veriyordu. (AA, 8 Mart 2018) Amerikan kız ‘kolejinin’ açılış tarihi ise 1821’dir. (website.robcol.k12.tr/tr/rc-hakkinda/tarihimiz)</p>
<p><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7947 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/karaviyyun-fas-1.jpg" alt="" width="283" height="601" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Endülüs İslam devletinde “Kadınlar da eğitimden dışlanmak şöyle dursun erkeklerle aynı konularda eğitim almaktaydı ve hem edebiyat hem de bilimsel çalışmalarda öne çıkmışlardı.” (Charles E. Chapman, A History Of Spain, The Free Press, (2nd Printing), New York USA 1966, s. 51)</span></p>
<p style="text-align: justify;">“İlim yapmak her (kadın ve erkek) Müslümana farzdır.”<strong> </strong>(İbn Mace, Mukaddime, 1.378) emri ve “Bir çocuğun babası üzerindeki hakkı, çocuğa yazı öğretmek, ona güzel bir isim vermek ve zamanı geldiğinde de çocuğu evlendirmektir.” (Suyuti, el-Camiu’s-Sağir, I/350; Abdurraûf el-Munavi, Feydu’l-Kadir, II/538) tavsiyesi gereği daha efendimiz döneminde yirmi kadar hukukçu hanım sahabi (İbn-i Hazm, Cevamiu’s Sire, s. 223) ve doktor Zeynep (İsfehani, el-Egani, XIII/114) yetişmiş, &#8220;İslam hukuk ilmi ile ilgilenen Kadın alimler bulunduğu gibi profesör makamına ulaşanlara da Şeyha denmekte&#8221; (Dr. Sigrid Hunke, Avrupa&#8217;nın üzerine doğan İslam güneşi, s. 360) iken, bu dinin kadına okuma yazmayı yasakladığını iddia etmek ne ilmi olmak ne de objektiflikle açıklanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Her camide, her medresede, her mescidde erkeklerin olduğu her yerde, kadınlar da onlar kadar aktifti. Araştırmalarımda, daha derine indim, bir noktada durmak zorunda kaldım. Çünkü hep daha fazlası vardı! Sadece hadis alanında 9 binden fazla hadis alimi kadın vardı. İslam&#8217;ın dörtte biri, sadece kadınların verdiği derslerin üzerine kuruludur. Eğer kadınların öğrettiklerini çıkarırsanız, İslam&#8217;ın dörtte biri yıkılır. Başka hiçbir dinde kadınlar, oluşum döneminde bu kadar önemli bir rol oynamamıştır. Büyük Hadis kitaplarının çoğu kadınlar tarafından yazılmıştır. İlim için seyahat eden birçok hanım alim vardır. Fatıma bin Sa&#8217;d el-Hayr&#8217;ın seyahat güzergahı aşağıdadır.&#8221;  (Dr Muhammed Ekrem Nadwi, Derin Tarih, Nisan 2018, Sayı, 73, s.79-83)</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8423 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/30581721_380105429136068_680653081196625920_n.jpg" alt="" width="133" height="217" />Efendimiz Hz Aişe ve Hafsa’nın eğitimleri ile özel ilgilenmiş, yetiştirmiştir. (Buhari, İlim, 36; Tirmizi, Menakıb, 62; Zerkeyî, el-İcabe, s. 103; Taberani, el Kebir, XXIII/182; Müstedrek, IV/11, Müsned, VI/67; Tabakat, II/32–33; İbn-i Hacer, T. Tehzib, XII/457) Efendimiz sadece Müslüman bir hanımları ilme teşvik edip önderlik etmemiş, Müslümanlarla savaşırken esir alınan gayri Müslim bayanları bile ilme teşvik ettirmiştir: “Bir insanın cariyesi olur, ona güzel bir tahsil ve eğitim verir, sonra da onu azad ederse, Allah onu iki katıyla mükafatlandırır.” (Buhari, Cihad, 145) buyurmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Zamanında yasak olan başörtüsü haberlerinin her biri aslında büyük itirafları içerinde barındırmaktadır: “Dicle Üniversitesi&#8217;nin mezuniyet törenine okul birincileri türban takarak katıldı.” (Sabah, 04.07.2004)Viyana&#8217;nın göbeğinde beş katlı bakımlı bir bina. 34 dairesinde Viyana üniversitelerinde eğitim gören tam 200 kız öğrenci kalıyor. Hepsi de imam hatip mezunu, türbanlı ve bu yüzden Türkiye&#8217;de üniversiteye gidememiş. (Hürriyet, 02.11.2003) Ukrayna&#8217;daki üniversitelere türbanlı öğrenci akını var. Tıp ve diş hekimliğini tercih eden öğrenciler, üniversitede mescit bile açtırdı. (Milliyet,27 Ağustos 2004) Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı ne Etiler İmamı&#8217;nın kızı Nagihan Haliloğlu&#8217;nu ne de Tıp Fakültesi&#8217;ni yarıda bırakmak zorunda kalıp yurt dışına çıkan Nurevşan Bastem&#8217;i yıldırmadı. Eğitimlerini Avrupa ülkelerinde tamamlayan bu iki genç, şimdi Almanya&#8217;da hem çalışıp hem de akademik kariyer yapıyor. (Yeni Şafak, 3.10.2005) ÖNDER’in 5 yıl önce Avusturya’ya gönderdiği Nur Akbıyık, Saadet Pekzorlu ve Seyhan Yılmaz aynı zamanda yüksek lisanslarını da tamamlayarak okullarını bitirdi. (Haber 7, 28.03. 06)<a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesettur-egitim-okumaaski-1-3.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6051 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesettur-egitim-okumaaski-1-3.jpg" alt="tesettur-egitim-okumaaski-1-3" width="579" height="1176" /></a></p>
<p><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6444" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/islam-okuma-1-300x150.jpg" alt="islam-okuma-1" width="300" height="150" /></p>
<p style="text-align: justify;">Katsayı, polis, medya, sosyal baskılara rağmen ‘OKU’ emri gereği bunca çileyi göze alıp başarılar elde eden bu hanımlara dinleri ‘okuma’ diyecek ve buna da bazıları inanacak, öyle mi?!</p>
<p style="text-align: justify;">Bir haber ile 28 Şubat zihniyetine selam gönderelim: Fransız düşünürden peçe çıkışı! Fransız düşünür Marc Edouard Nabe, katıldığı bir televizyon programında peçeyi savundu. Nabe, karşısındaki diğer Fransız katılımcılara ‘Siz o kadınların nasıl düşündüğünü anlamıyorsunuz.  Onların kadınları sizin kadınlarınızdan daha onurlu&#8217; dedi. (Haber 7, 10.06.2013) <strong>     </strong></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islam-kadinlarin-okumasina-karsi-midir.html">İslam kadınların okumasına karşı mıdır?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/islam-kadinlarin-okumasina-karsi-midir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batılıların gözü ile İslam&#8217;da kadın</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2012 17:33:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Batılılara göre islamda kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=472</guid>

					<description><![CDATA[<p>  MARSILE POIZER(Çağdaş Fransız düşünür, İslam&#8217;ın İnsanîliği) Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır. Kuran&#8217;a göre,kadın,erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes&#8217;in Tekvin Bölümü&#8217;nün ileri sürdüğü gibi)kadının,erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez. Kuran&#8217;ın ve Hz. Muhammet&#8217;in öğretileri,kadın haklarını bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir. EMILE DERMENGHEM (Fransız oryantalist, Muhammed’in  Hayatı) Şunda hiç kuşku yoktur [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html">Batılıların gözü ile İslam’da kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html/bati-islam-gercek-1" rel="attachment wp-att-4130"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4130" title="bati-islam-gercek-1" alt="" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bati-islam-gercek-1.jpg" width="533" height="337" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">MARSILE POIZER(Çağdaş Fransız düşünür, İslam&#8217;ın İnsanîliği)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Avrupalı Hıristiyanlara kadına saygı göstermeyi öğreten, İspanya yoluyla Müslümanlardır. Kuran&#8217;a göre,kadın,erkekle aynı cevherde yaratılmıştır. (Kitap-ı Mukaddes&#8217;in Tekvin Bölümü&#8217;nün ileri sürdüğü gibi)kadının,erkeği asli günaha sevk ettiğini söyleyemez. Kuran&#8217;ın ve Hz. Muhammet&#8217;in öğretileri,kadın haklarını bıkmaz usanmaz savunucuları olduklarını ispat etmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">EMILE DERMENGHEM (Fransız oryantalist, Muhammed’in  Hayatı)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şunda hiç kuşku yoktur ki , İslam,Arap dünyasında kadının değerini yükseltmiş ve durumunu iyileştirmiştir.Hz. Peygamber &#8221;En hayırlınız da, hanımlara karşı en hayırlı davranandır.&#8221;Genç kızlar zorla evlendirilmekten,kadın malını tehditle yemekten,boşanma durumunda hakkının yitirilmesinden menetmiştir.Hz. Muhammed, dost hayatı yaşamaktan,cariyeleri fuhşa zorlamaktan menetmiştir. Hangisi daha iyi:Yasal yolla çok kadınla evlilik mi,yoksa metreslik yoluyla çok kadınla birliktelik mi?çok kadınla evlilik her ikiside tehlikeli olan,fuhşu ortadan kaldırırken kadınların da beraber kalmalarının çözümüdür.Kişi şak&#8217;ı gezmeli ki, orada aile edebinin ne derece güçlü ve sağlam olduğunu görebilsin.</span><br />
<span style="color: #000000;">CTE HENRI DE CASTRE (Fransız Binbaşı,İslam ve  Hatıralar)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müslümanlardaki  çok kadınla evliliğe nispet ettikleri kötülüklerin hepsi gerçek dışıdır. Şark&#8217;ta o rezaletleri doğuran sebep,çok kadınla evlilik değildir.Rezaletler tüm şark&#8217;takinden çok daha fazlasına Paris,Londra,Berlin&#8217;de rastlanır.Kadınlar peygamberlerine birçok yönden şükran borçludurlar. Kur&#8217;an&#8217;da kadın hakları ve erkeklerin onlara karşı görevleri konusunda konusunda  ayetler yer alır.Bir Müslümana göre haya ile, bir Hıritiyana göre haya arasındaki fark,gökle yer arası kadardır.</span><br />
<span style="color: #000000;">ET. DİENT ( Fransız , İslam&#8217;ın Nuri İle )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam tabiat yasalarına uygun hareket eder.Kilise ise hayatın bir çok alanında tabiata karşı demogoji yapar ve onunla çatışır.Hıristiyanlığın kandırmacılığın her türlüsüne rastlar hale geldik.Hıristiyanlığın görünüşte sarıldığı tek kadınla evlilik teorisi altın da üç büyük musibet ve kötülük kendisini gösterir:Fuhuş,evde kalan kızlar ve evlilik dışı çocuklar.Benzer toplumsal hastalıklar İslam kanunlarının tam olarak uygulandığı ülkelerde nerdeyse hiç bilinmemektedir.Ancak Batı Medeniyetleriyle temasa geçtikten   sonra oralarda sızıp yayılmıştır. Schmitz du mulin tarafından kaleme alınan  L&#8217;İslam   isimli eserde1827 yılında bütün bir Osmanlı Başkentinde (İstanbul&#8217;da) bir tek genelev bulunmadığı ve şark&#8217;ta Frengi denilen zührevi hastalığı bilinmediği kaydedilir.Şark kadının çağdaş hayata karışıp geçim için koşturan bu konuda erkeklerle yarışan ve pek çok mutsuzluk ve bedbahtlıklara maruz kalan Batılı kız kardeşleriyle aynı strese hedef olanlarından endişe ediyoruz. kadının muhtaç olduğu esaslar, İslam&#8217;ın öğretileriyle tam bir uyum göstermektedir.</span><br />
<span style="color: #000000;">W. DURANT (çağdaş Amerikalı yazar, Medeniyetler Tarihi)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam, Arap dünyasında kadının değerini yükseltti.Müslüman kadının konumu Avrupa memleketlerindeki kadınınkinden  önemli bir konuda farklılık göstermekteydi. Ebediyat ve bilimde çok sayıda Müslüman kadın yetiştirmişti.</span><br />
<span style="color: #000000;">J. S. RESTLER  (Fransız , H. Arabiyye )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın, çıkarını ilgilendiren konularda erkeklerle eşit bir çizgiye yerleştirilmiştir. İslam-i aile çocuğa onun sağlığına ve eğitimine büyük bir özen gösterir.Kız çocuklarının eğitimi yıllarca da şiir ve çeşitli ilimler öğrenirler.</span><br />
<span style="color: #000000;">DR A. N. SOUSA ( Yahudilikten İslam’a geçen araştırmacı, İslam’a giden yolculuğum)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk olarak kadının değerini yücelten ve hayatta erkeğinki gibi ona da hakkını veren İslam olmuştur.Aslen Yahudi olup Kuran-ı Kerim&#8217;den etkilenerek Müslümanlığı kabul etmiştir.Hıristiyanlar gafletlerimden uyanıp konu üzerinde iyice düşlünseler, açıkça göreceklerdir ki, İslam bu alanda onlardan tam 13 &#8216;asır erken davranmıştır.Bugün boşanmanın Müslümanlar arasında az rastlanır olması buna karşın geçmişte son derece kötü karşılayan batılılar nezdinde çok olması garip bir durumdur.Mesela ABD&#8217;de yılda 200.000&#8217;den fazla boşanma vakası meydana gelmektedir. Hz. peygamber Asya&#8217;da kadının değersiz bir mal konumunda saygıdeğer bir kişilik seviyesine yükseltti.</span><br />
<span style="color: #000000;">L.  SEDILLOT ( Fransız oryantalist , Genel Arap Tarihi )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kuran, ki Müslümanların anayasasıdır, kadının aşağılanmış, onun değerini yüceltmiştir. Beni en çok sevindiren Hz. Muhammed&#8217;in çocuklara gösterdiği özen ve ilgidir.Küçük çocuklarla oynayıp şakalaşmaktan büyük zevk duyardı. Hz. Muhammet, babacan bir yumuşaklık ağır başlı ve yüce bir kanun koyucu lisanıyla yapar.</span><br />
<span style="color: #000000;">L . VECCIA  VAGLIERI (İtalyan bayan araştımacı,  Difa Anil İslam)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evlilik konusunda İslam geleneği hayattan  başka bir şey talep etmez.Şu ana kadar, çok kadınla evliliği kesin olarak içtimai bir kötülük ve ilerleme yolunu tıkayan bir engel olduğuna ilişkin her hangi bir delil ortaya konulmuş değildir. İslam&#8217;da kadın mahkemeye başvurarak evliliğin feshini isteye bilir.Kötülüğe meydan vermemek ve sonuçlarını savmak amacıyla müslüman kadının örtünmesi zorunludur, örtünme geleneği, İslam toplumu için paha biçilmez faydalara kaynak oluşturmuştur.</span><br />
<span style="color: #000000;">L. WEİSS (Macar asıllı düşünür gazeteci, Yahudi iken Müslümanlığı kabul etti,  Mekke&#8217;ye Giden Yol)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hz. peygamber, kadın ve erkekleri Allah karşısında eşit tutan, daha önce duyulmadık kurallar getirdi ilan etmiştir ki,kadında bütün haklara sahip bağımsız bir kişiliktir.</span><br />
<span style="color: #000000;">ROGER  GARAUDY (Ünlü Fransız Komünist Partisi&#8217;nin eski yöneticilerinden. Yetmişli yılların sonunda Müslüman oldu.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kuran&#8217;da kadın erkeğin ikizi ve ortağıdır. Kuran, günahın sorumluluğunu kadına yüklemez. Kuranın prensipleri geçmiş tüm toplum prensiplerinden ileridir. Batıda kadına mal ve mülkte tasarruf sahibi olma hakkı ancak 19. YY’da verilmiştir.Boşanma hakkı dahil batı’da, 1300 sene sonra bu hakkı elde edebilmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">SIR HAMİLTON A. R. GIBB  (Çağdaş İngiliz doğu bilimcilinin üstadı sayılır, İ. hadise )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kuran&#8217;ın ve Hz. peygamber&#8217;in orijinal öğretileri tüm duruluğu yüceliği ve hem kadın hem de erkeğe karşı eşit davranan adaletiyle yeniden kendini gösterir. Kadına yönelik olarak İslam&#8217;ın tutumu:kişiliğini ve sosyal konumunu anlamadaki metodu ve İslami yaşamanın kadını korumadaki yönetimi diğer dinlerdekinden çok çok daha üstündür.</span><br />
<span style="color: #000000;">LADY  E.  COBOLD (İngiliz Prenses İslam&#8217;ı kabul etti.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçekten diyorum ki, bizde ve batılıların anladığı şekliyle aşk hala cinsel eğilime yakın bir şey olarak algılanmaktadır. Terbiye edilmiş aşkın yükselebildiği yüce noktalara gelince :işte yüksek insani anlamıyla aşk olur. Müslüman kadınlar bilim ve kültür alanında erkeklerden geride değillerdi. Kadın erkeğin hak ve sorumluluklar açısından onunla eşit duruma geldi.Reis oluşu da, onu gücü ve kuvvetiyle  koruması kanı pahasına savunması elinin kazancıyla ona harcamada bulunması içindi.Bu derece gözetme ve korumadan ibaret olup bunu aşıp kadını ezme veya hakkını çiğneme noktasına vardırılamaz.Müslüman kadın İstanbul&#8217;da bizzat gördüğüm gibi Avrupa&#8217;daki kız kardeşlerinden daha özgürdürler.</span><br />
<span style="color: #000000;">KWELWM ( İngiliz düşünür Müslüman, İslami Düşünce )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok kadınla evlilik istisnai bir durumdur.İslam&#8217;a göre Yüce Allah nezdinde cinsler arasında hiç bir ayrın yoktur.</span><br />
<span style="color: #000000;">LİGHTNER  ( İngiliz araştırmacı, İslam Dini)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müslümanlarda evlilik Hıristiyan yazarların bu konudaki iftiraların kirletilemeyeceği kadar yücedir. Müslümanlarda ailelerine, gariplere, yaşlılara karşı şefkat ve iyilik şanlı bir sıfat olup Hıristiyanların örnek almaları gerekir.Hz. Muhammed &#8216;in şeriatını inceleyen kimse görecektir ki,o tek kadınla teşvik etmiş o kadınla   konumunu yüceltmiş ve bu konuda çok büyük bir ilerleme sağlamıştır. İslamda ne genenevlerde ne de fuhuşun yayılmasına göz yuman bir konu bulunur.Müslüman kadınınkinden öyle bir yasal konumu var ki, İngiliz kadınınkinden çok daha iyidir.</span><br />
<span style="color: #000000;">DR G LEBON ( Fransız, Arap Medeniyeti, Yönetim Ruhu)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam kanunları Müslüman erkeklerin iyi davranmadıkları iddia edilen hanımlara miras konusunda öyle haklar tanımış ki, benzerini bizim kanunlarımızda bulamazsınız.İslam haksız yere kendisine yöneltilen iddialara karşın kadının sosyal konumunu ve değerini son derece yüceltmiştir.Avrupalılar yiğitlik prensiplerini ve bunun gerektirdiği kadına saygıyı Müslüman Araplardan aldılar . şu halde, Hıristiyanlık değil. İslamdır ki kadın içinde bulunduğu en derin çukurdan çıkarıp yüceltmiştir. Günümüzde Müslüman kadınların durumu avrupadaki hem cinslerininkinden daha iyidir.Hak ve değerlerininkinden meydana gelmiş olan noksanlık, hiçbir şekilde Kuran yüzünden değil,ona ters hareket edildiğindendir.şarkılardaki yasal çok kadınla evlilik, avrupalılar arasındaki riyakarane çok evlilikten ve bunun sebep olduğu bunca evlilik çocuklardan daha iyidir.</span><br />
<span style="color: #000000;">DR NAZMI  LUKA ( Mısırlı Hıristiyan, Elçi ve elçilik)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam’da kadın insandır.bu açıdan erkeğin ikizi olup erkeğin  muhatap olduğu emanet yükünün aynısı onunda omuzundadır. bu din iman ve ruhu arındırma emanetidir. Mısırlı bir Hıristiyan. On yaşına varmadan kur-an-ı ezberlemiş.kuran surelerinde Allah huzurunda erkek ile kadın arasında tam eşitliğe işaret edilir. İslam gerçekte değer bakımından cinsler arasında ayrım yapacak gerici bir din değildir.bilakis değer bakımından kadın, erkekle tamamen eşittir.ondan ancak varsa erdemiyle üstün ola bilir.</span><br />
<span style="color: #000000;">S. J. MARRSH ( ABD’li , Müslüman oldu)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müslüman kadına bazı kısıtlamaların getirildiği var sayılsa bile bunlar sadece ve sadece Müslüman kadının bizzat kendi çıkarlarını güvence altına almak içindir. Batının endişe ve rahatsızlığını çektiği ailevi problemler barı ve güvence içinde mutlu yaşayan müslüman ailede asla söz konusu değildir. Müslümanlarda eşler arasındaki içtenlikle bağlılık sayesinde, huzur dolu bir güven mevcuttur. başka toplumlarda ise bu güven büyük ölçüde zedelenmiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">MUNA A. MACLOSKY (Alman asıllı bayan, Müslüman oldu,  Rical ve Nisa Eslemü )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam kadını ve erkeği bir bütünün iki eşit parçası ve birinin diğerinin tamamlayıcısı kabul eder. İslam, kadının öğretimini ilim ve kültürle  donatılmasını teşvik eder çünkü kadın çocuğun öğretmeni durumundadır. İslam&#8217;da kadının düşünce ve ifade hürriyeti de, vardır. Müslüman kadın hayatta her açıdan onurlu ve saygılıdır.Fakat ne yazık ki, günümüzde Batı medeniyetinin sahte pırıltısıyla kandırılmaktadır.Bununla beraber bir gün mutlaka gerçekleri görecek ve yanıldığının farkına varacaktır.</span><br />
<span style="color: #000000;">R. MARY  HOWE ( İngiliz, Müslüman oldu)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Örtünme kadının onurunu korur ve onu şehvet bakışlarından muhafaza eder. İslam kadını onurlandırmış ve gerek insan gerekse kadın olarak haklarını tam olarak vermiştir.Haklarını elde ettiği şekildeki genel kadının aksine batılı kadın bir Müslüman olarak insanlığından ve haklarından istifade edememektedir.Mesela batıda kadın çalışıp eve bakmak zorunda kalmıştır.Müslüman kadın ise bu konuda serbesttir.Evin geçimi ile erkek yükümlüdür.Allah erkeğe kadınlar üzerinde bir yöneticilik hakkı vermişse bunun amacı, erkeğin çalışıp hem kendisinin hem ailesinin geçimini sağlamaktır.</span><br />
<span style="color: #000000;">DR.  SIGRID HUNKE (Çağdaş Alman bayan Doğu bilimcisi, Erkek ve Kadın , Batı&#8217;nın Üzerine Doğan Allah&#8217;ın Güneşi )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Parlak ebebiyatçılar ve şairler çıkardı. İnsanlarda bunda ne bir anormallik ne de,dini geleneklerine bir karşı çıkış gördü. Hz. Muhammed, hiç bir zaman kadının toplumdan dışlanmasını emretmemiştir.</span><br />
<span style="color: #000000;">MONTGOMERY  WATT (Ünlü oryantalist, Dekan, Muhammed Fi&#8217;l-Medine)</span><br />
<span style="color: #000000;">Çok kadınla evlilik geçici birlikteliklerin zararlarını azaltır.</span><br />
<span style="color: #000000;">MİCHEL  LELONG ( Fransız rahip)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ben burada serbest olduklarını söyleyen ama üzerlerinde yeni köleliklerin ağırlığını taşıyan kadınlarla sık sık karşılaştım bu kölelik zincirleri belli daha ince daha kapalıdır ama daha az tehlikeli değildir. Batılı kadınlar başkasına benzeme ihtirasının modanın , reklamın işi ya da ,en azından sıgarasının tutkunu ve kölesi idiler.Gerçek bir Müslüman kadın için hatta gerçek bir Hıristiyan kadın için hürriyet her zaman ferdi özerkliğe kolaylıklara kuvvete sahip olmak değildir gerçek hürriyet sorumluluğunu bilip ona göre hareket edebilmektedir.</span><br />
<span style="color: #000000;">MURAD WILFRIED HOFMANN ( ABD’li Diplomat, Müslüman oldu,Bin Yılda Yükselen Din: İslam )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam kadın karşıtı bir din sayılmaya başlanmıştır.Sudanlı entelektüel Hasan Türrabi. İslam’da kadın imajının olumlu oluşu temelde Kuran&#8217;ın Havva&#8217;ya azdırma suçu yüklememiş olmasının  olumlu etkisine dayanır. Kuran ayrıca hamileliğin Havva&#8217;ya azdırma cezası olarak verildiğinden  de bahsetmez. Günahı &#8221;her ikisinin de cennetten çıkmasına yo açan müşterek bir fiil&#8221;olarak nitelendirildiği gibi eğe kemiklerin den  yaratılmış olduğunu da söylemez. Kuran kadın şahsiyetlere hemen hemen istisnasız olarak hep olumlu özellikler atfetmiştir. Seba kraliçesi Musa&#8217;nın annesi Firavunun eşi Meryem ve annesi gibi&#8230; Almanyadaki boşanmalar 1667&#8217;de son altı yıl içinde gerçekleşen bütün evliliklerin 1/3&#8217;ini ulaşmıştı.Erkek kardeşim şahidi Kuran cezai sadece borç kontratıyla ilgili bir konuda iki kadın istemiştir.kuran çağın kadının mali işlerle ilgili kuralları bilmemesinden bu konulardan uzman olmamasından hareketle böyle bir hüküm getirmiştir. Aişe&#8217;nin tek başına rivayet ettiği haberleri tereddütsüz kabul etmiş olmalarıdır. Hatta Aişe erkek sahabilerin  rivayet ettiği bir takım hadiseleri reddetmiş bir çok rivayeti de, düzeltmiştir.Bu sebeple gerek jeffrefy lang gerekse fethi Osman&#8217;ın şu görüşüne gönül huzuruyla ve içimiz rahat olarak katılabiliriz.Kadının şahitliği genel  olarak erkeğin şahitliğine denk tir: ancak mali işlerle ilgili muamelelerde özellikle kadınların ve hususa ilişkin mesleki bir bilgi ve tecrübeye sahip olmamaları durumunda iki kadın şahit gerekecektir.Böyle bir yaklaşımla hareket edilirse askerlik hamilelik ve doğum gibi cins farklılığına dayanan hususlarda kadınla erkeğe farklı muamele edilmesine cevaz veren Batı hukuku ile İslam şeriatı arasında öze  ilişkin bir fark görülmez.  ( Onların Gözü İle İslam&#8217;da Kadın: Doç. Dr. Abdülaziz Hatip)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/islamdakadin-2-3-1.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4951" alt="islamdakadin-2-3-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/islamdakadin-2-3-1.jpeg" width="152" height="108" /></a></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html">Batılıların gözü ile İslam’da kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/batililar-gozu-ile-islamda-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hristiyanlık  ve Yahudilikte kadın</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 17:52:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlık ve Yahudilikte kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=454</guid>

					<description><![CDATA[<p> &#8220;Kadının öğretmesine izin vermem, kadın ancak sükuta olsun (sussun).&#8221; (İncil, Timeteosa Mektuplar, II/12)  &#8220;Kitabı Mukaddes&#8217;te, cennetten çıkarılış ile ilgili bölümlerind Adem&#8217;in günahı işlemesine Havva&#8217;nın neden olduğu yazılıdır. Bu yüzden kadınları &#8216;gazap tekneleri&#8217; olarak görmek ve onlara karşı kuşkucu ve acımasız bir tavır takınılmıştır.&#8221; (Gai Eaton, İslam Ve İnsanlığın Kaderi, s. 97) Yıl 2013’den 2021’e. Ağlama [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html">Hristiyanlık  ve Yahudilikte kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> &#8220;Kadının öğretmesine izin vermem, kadın ancak sükuta olsun (sussun).&#8221; (İncil, Timeteosa Mektuplar, II/12) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kitabı Mukaddes&#8217;te, cennetten çıkarılış ile ilgili bölümlerind Adem&#8217;in günahı işlemesine Havva&#8217;nın neden olduğu yazılıdır. Bu yüzden kadınları &#8216;gazap tekneleri&#8217; olarak görmek ve onlara karşı kuşkucu ve acımasız bir tavır takınılmıştır.&#8221; (Gai Eaton, İslam Ve İnsanlığın Kaderi, s. 97)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yıl 2013’den 2021’e. Ağlama duvarına da nereden baksanız en fazla 100 metre geriden bile  ibadet etmelerine izin verilmeyen Yahudi kadınlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kadınların Ağlama Duvarı savaşı.” (BBC, 13.4.2013) “Yahudi Erkekler Yahudi Kadınlara Saldırdı. Ağlama Duvarı&#8217;nda ibadet hakkını mahkeme kararıyla kazanan Yahudi kadınlar, bin kadar erkeğin saldırısına uğradı. Ağlama Duvarı&#8217;na polis kordonu sayesinde ulaşan kadınlar, üzerlerine atılan yabancı maddelere rağmen ibadetlerini tamamlayarak ayrıldı. Kadınları taşıyan otobüs ise taşlandı. Çıkan olaylarda bazı polisler hafif yaralanırken, kadınlardan yaralanan olmadığı açıklandı. &#8220;Duvarın Kadınları&#8221; grubundan Leyla Gordon, tek amacının Tanrı&#8217;ya ibadet etmek olduğunu belirterek, &#8220;Bize ne yapamayacağımızı buyuramazlar.&#8221; dedi.” (Sondakika, 10.05.2013) Ortodoks Yahudi erkekler Kudüs&#8217;te Musevi kadınların ibadet etmesini engellemeye çalıştı. (BBC, 08.03.2019) Ultra-Ortodokslar, Ağlama Duvarı’nda dua etmek isteyen kadınlara karşı toplanıyor. (Serbestiyet, 4 Kasım 2021)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Sefard mezhebine mensup Yahudi erkekler, her sabah şu şekilde dua ederler; &#8220;Ezeli ilahımız! Kainatın kralı! Beni kadın yaratmadığın için Sana hamdolsun!&#8221; (Fatmagül Berktay, Tektanrılı Dinler Karşısında Kadın, s. 97) Bu kanada mensup erkeklerin günlük sabah dualarında: “Sana şükürler olsun Allah’ım, beni bir kadın olarak yaratmadın” ifadesi geçerken, kadınlar, “Beni dileğine göre yarattığın için sana şükürler olsun” (The Kendath, “Memories of an Orthodox youth,” Susannah Heschel, On Being a Jewish Feminist, 96-97) diye dua etmektedirler. Ben ölümden daha acı, kendisi bir tuzak, kalbi bir kapan ve elleri zincir olan bir kadını buldum. Allah’ı hoşnut edecek bir kimse ondan kaçsın! O, sadece günahkarları tuzağına düşürsün. Araştırırken 1000 kişi arasında 1 tane dürüst erkek buldum, ama bütün kadınlar arasında bir tane dürüst kadın bulamadım.” (Eski ahit, Ecclesiastes, 7: 26-28) Hiçbir kötülük, kadının kötülüğünün yanına yaklaşamaz. Günah kadınla başlar ve bütün hepimiz onun yüzünden öleceğiz. (Ecclesiasticus 25: 19, 24)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Talmut’a göre “Kadınlar, Tevrat’ın çalışma konusunun dışındadır.” Bu geleneğin bazı bilginlerine göre de, “Tevrat’ın sözleri kadınlara söylenmektense, ateşte yansın.” ve “Her kim, kendi kızına Tevrat’ı öğretirse, ona müstehcenlik öğretmiş gibi olur.” (Denise L. Carmody, “Judaism,” Arvin Sharma, Women in World Religions, s. 197)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eski Ahid, adet gören kadını, bulaşıcı bir murdarlık içinde telakki eder. Bu kadının dokunduğu her şahıs, her eşya, bir gün boyunca kirli kalır. (Levililer, 15: 19-23) Kadın adetli olduğu günler boyunca ‘murdarlık evi’ olarak isimlendirilen özel evlere kapatılır. (Swidler, Women in Judaism, s. 140) Dahası, eğer kadının ayaklarının tozundan da olsa murdar olmuşsa, kocası sinagoga girmekten men edilirdi. Hanımı, kızı veya annesi adet gören bir haham, sinagogda haham duasını yapamaz (Women in Judaism, s. 138) İlk Yahudi toplumunda ise kadınların şahitlik yapmasına izin verilmez (Swidler, s: 115) cennetten kovulmuş olması sebebiyle kadının şahitlik yapamaması, ona verilen dokuz cezadan biri kabul edilir. (Louis M. Epstein, The Jewish Marriage Contract, s. 149)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kitabı Mukaddes’te dulluk, düşüklüğün sembolü olarak görülürdü. (Eş’iya, 54:4) Tekvin 38’e göre çocuksuz dul kadın, evli olsa bile kocasının erkek kardeşiyle evlenmek zorundaydı, böylece o, ölmüş kardeşin neslini devam ettirir, onun adının silinmesine mani olmuş olurdu:  </span><span style="color: #000000;">Ve Yehuda, ona dedi: kardeşinin karısının yanına gir ve ona kayın biraderlik vazifeni yap ve kendi kardeşine zürriyet yetiştir. (Tekvin, 38:8) Dul kadının bu evliliğe izni gerekmezdi. Onun vazifesi, kocasının neslini devam ettirmekti. Kitab-ı Mukaddes’teki bu hüküm, uygulandığı yerlerde hâlâ devam etmektedir. (Lesley Hazleton, Israeli Women: The Reality Behind the Myths (New York: Simon and Schuster, 1977) s: 45-46; www.enfal.de/ev16.htm)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde İsrail’de kadınlar, dini mahkemelerde şahitlik yapma hakkına sahip değildirler. (Lesley Hazleton, Israeli Women: The Reality Behind the Myths (New York: Simon and Schuster, 1977) s. 41) Batıda geçen yüz yılın sonlarına kadar hem Kilise, hem de sivil hukuk, kadına şahitlik hakkı tanımıyordu. (Matilda J. Gage, Woman, Church, and State (New York: Truth Seeker Company, 1893) s. 142) Yahudilik, kocaya boşama hakkı verme konusunda nettir. (Tesniye, 24:1-4) Hâlâ boşanamayan kadınlar vardır, boşanmak için karısından binlerce dolar istemektedirler. (The Toronto Star, Nisan 8, 1995)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kitabı Mukaddes’in miras hukuku, Sayılar 27:1-11de ana hatlarıyla belirtilmiştir. Buna göre kadın, kocasının malından hiçbir şey alamazken, koca çocuklarından bile önce eşinin mirasçısı olur. Kız, ancak erkek çocuk yoksa mirasçı olur. Dullar ve kızların nafakaları, erkek çocuklar bulunduğu müddetçe erkek mirasçıların merhametine kalmıştır. Hristiyanlık, uzun yıllar bu hukuk üzerinde devam etti. Hem Kilise, hem de sivil hukuk, kız kardeşleri erkek kardeşleriyle birlikte babanın mirasına ortak olmaktan yasaklamıştı. Bu hukuk, geçen asrın sonlarına kadar sürdü. (Matilda J. Gage, Woman, Church, and State, s: 142) Talmut, kadının malını kocanın malı gibi ilan eder: Kendine ait olan eşya kocasınınsa, nasıl bir kadın mal edinebilir? Kocanın malı kocanın, kadının malı da kocanındır. Kadının tasarrufları ve sokakta bulduğu şeyler de kocasınındır. Ev eşyaları, masanın üzerindeki ekmek kırıntıları bile kocanındır. Eğer kadın eve bir misafir davet eder ve onu doyurursa, kocasının malından çalmış olur (San. 71a, git. 62a, R. Thompson, Women in Stuart England and America, s: 162)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Meşhur Hristiyan apostolu ve İncil yazarlarından Dimaşklı Yuhanna kadın hakkında şunları söylemektedir: “Kadın kötülüğün çocuğu, emniyet ve huzurunda düşmanıdır.” (Benazus, H. Bezanus, Geçmişten Günümüze Kadınlar Ve Kadınlarımız, s.279)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Hristiyanlıkta kadın düşmanlığı Yahudilikten, özellikle Paulus eliyle Hristiyanlık metinlerine de sokulmuştur. Paulus, Sezar’a mümkün olduğu kadar itaat sağlayabilmek için, insanlığın yarısını köleleştiriyor, başlarına hakimiyet damgası vuruyor, örtünmeyen kadının saçlarını sıfır numara tıraş ettirmeye, usturaya vurdurmaya kalkışıyordu. (Korintoslular’a, 11. Bab, 6) Aziz Paulus’un acayip gerekçesi şudur: “Çünkü erkek kadından değil, fakat kadın erkektendir. Çünkü erkek de kadın için değil, fakat kadın erkek için yaratıldı. Bunun için kadın, başım üzerinde hakimiyet alametine malik olmalıdır.” (Ahd-i Cedid, Paulus’un Korintoslulara Birinci Mektubu, 9-10; Prof. Hüseyin Hatemi, İlahi Hikmette Kadın, s. 136, 148-149) Pavlus: &#8220;Kiliselerde kadınlar sükut etsinler. Çünkü onlara söylemek için izin yoktur, Çünkü kadına Kilise&#8217;de söylemek ayıptır.&#8221; (Korintoslulara Birinci Mektup, 14/34-35) Hristiyan Kutsal metinlerinde kadının durumu şöyle bir ifade edilir; “Kadın ölümden daha acıdır. Hristiyan azizlerinden Tertolyan; ‘Kadın, şeytanın insan nefsine giriş kapısıdır. Allah’ın yasalarını iptal eden, erkeğin çehresini bozan iğrenç bir yaratıktır.” (Mustafa Sıbai, Kadının Yeri, s.50) “Hristiyanlıkta daha sonraları Hz. Meryem dışında kalan tüm kadınların cehennem azabından kurtarıcı Ruh&#8217;tan yoksun oldukları kararına varılmıştır.” (Necla Yasdıman, Kadınların Çoğunun Cehennemlik, Akıl ve Dinlerinin de Eksik Olduğundan Bahseden Hadislerin Tahlil ve Tenkidi, s. 55; Doç. Dr. Ali Osman Ateş, Kadın’dan nakil, s. 222) St. Paul: Mukaddeslerin bütün kiliselerinde olduğu gibi, kiliselerde kadınlar sükut etsinler; çünkü onlara söylemek için izin yoktur; ancak şeriatın da dediği gibi, tabi olsunlar. Eğer bir şey öğrenmek isterlerse, evde kendi kocalarına sorsunlar; çünkü kadına kilisede söylemek ayıptır.” (Korintoslulara birinci mektup: 14: 34-35)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Büyük ilahiyatçı olarak görülen İskenderiyeli Clement, &#8220;Kadın, kadın olmaktan ötürü</span><br /><span style="color: #000000;">utanmalıdır&#8221; diyerek (Salih Akdemir, Tarih Boyunca ve Kuran-ı Kerim&#8217;de Kadın, İslami Araştırmalar, Cild 5, Sayı 4, s. 251) kadını tamamen aşağılamış ve hiçleştirmiştir. Zamanla tortuları biriken bu anlayış, 13. asra geldiğine &#8220;Cadı karı&#8221; olarak tarihe mal olan &#8220;tüyleri ürperten, diken diken eden&#8221; bir kadın katliamını başlatmıştır.” (12 Mart 1995) “Öte yandan Demokrasinin beşiği sayılan İngiltere&#8217;de kadın murdar bir yaratık sayıldığından İncil&#8217;e el süremezdi.” (Doç. Dr. Ali Sarıkoyuncu,T kadın hakları üzerine bir değerlendirme, Bilig, sayı:8, 1999 s. 115) Avrupalı filozoflar, ‘kadının bir ruhu var mıdır, yoksa o ruhsuz bir yaratık mıdır? Eğer ruhu varsa, acaba insan ruhu mu, hayvan ruhu mudur?” diye soruyorlardı. Bir başka tartıştıkları konuysa şuydu: “Kadının insan ruhuna sahip olduğu farz edilse bile, erkeğe nispetle, toplumsal durumu kölenin durumu gibi midir, yoksa biraz daha yüksek bir yaratık mıdır?” (Prof. Muhammed Kutub, İslam’ın Etrafındaki Şüpheler, s.150) “Milattan sonra 5. yüzyılda Hristiyan din adamları kadının mahiyeti hakkında toplantılar tertip ettiler. Toplantıların konusu şu idi: Kadın kendisinde ruh olmayan sade ceset midir? Yoksa normal insanlar gibi hem ruhu hem de cesedi olan bir varlık mıdır? Bu toplantılar neticesi kadınlar kurtulan ruhtan çıkmışlardır. Yani ruhu olmayan cesetlerdir. Mesih’in annesi (Meryem)’in dışındaki bütün kadınlar cehennemliktir düşüncesinde fikir birliğine varmışlardır.” (Muhammed Abdulmaksud, el-Mer’etü fi Cemi’ı’l-Edyan ve’l-Usur s. 30) Alman düşünür Schopenhauer ise, “Bir kadınla bir erkeğin birleşmesinin çok iğrenç bir şey olduğunu, İsa’nın böylesine iğrenç bir ilişkinin ürünü olmamak için babasız doğduğunu ileri sürmüştür.” (Orhan Hançerlioğlu, Düşünce Tarihi, s. 279)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hz. Havva’nın suçu mu? Kitabı Mukaddes, Tekvin 2:4 ve 3:24’te Tanrı’nın Hz. Adem ve Havva’ya bir ağacın meyvesini yasakladığı, fakat daha sonra yılanın Hz. Havva’yı, Hz. Havva’nın da Hz. Adem’i kandırdığı anlatılır. Tanrı’ın kınamasından dolayı da Hz. Adem’in suçu Hz. Havva’ya attığı belirtilir: “Yanıma verdiğin kadın&#8230; O, ağaçtan bana verdi ve yedim.” Tanrı da, Hz. Havva’ya şöyle seslenir: “Zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle çoğaltacağım; ağrı ile evlat doğuracaksın; ve arzun kocana olacak, o da sana hakim olacaktır.” Adem’e de, “Karının sözünü dinlediğin ve ondan yemeyeceksin diye sana emrettiğim ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden lânetli oldu, ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin” der.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cennetten kovulmanın sonucu olarak kadınlara şu dokuz musibetin verildiği ileri sürülür: “O, kadınlara dokuz musibet ve ölüm vermiştir: Adet ve bakirelik kanı yükü, hamilelik, çocuk doğurma, çocukları büyütme, (kocası öldüğünde) yas tutan birisi olarak başını örtmek, daimi bir köle veya efendisine hizmet eden kız köle gibi kulaklarını delmek; şahid olarak kabul edilmemek, hepsinden öte, ölüm.” (1 Leonar j. Swidler, Women in Judaism: the Status of Women in Formative Judaism, s. 115)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk günah inancına göre, Hz. Havva’nın işlediği ve Hz. Adem’e de işlettiği iddia olunan günah, irsi olarak bütün insanlığa geçmektedir ve bütün insanlar, bu günahla dünyaya gelmektedir. İsa Mesih, bu günahı temizlemek için kendini kurban ettiği için, Hz. Havva, yani kadın, dolayısıyla Hz. İsa’nın kanından da sorumlu tutulmaktadır. (Rosemary R. Ruether, “Christianity”, Arvind Sharma, Women in World Religions, p. 209)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İngiliz kadın araştırmacı Karen Armstrong, ilk dönem ve daha sonra bazı azizlerin şu görüşlerini nakleder: Bilmiyor musunuz ki, her biriniz bir Havva’sınız? Tanrı’nın size olan cezası bu çağda da devam ediyor. Siz, şeytanın kapısısınız: yasak ağacın mührünü açansınız, İlahi kanunu ilk terk edensiniz; sizler, şeytanın saldırmayı göze alamadığı adamı razı edensiniz; Tanrı’nın sureti olan insanı yok edensiniz. Sizin hak ettiğiniz cezadan dolayı Tanrı’nın oğlu ölmek zorunda kaldı. (St. Tertullian); Eş veya anne olmuş ne fark eder, o hâlâ erkeği baştan çıkaran Havva’dır, bütün kadınlardan kaçınmalıyız. Onun, çocuk doğurmasının dışında, erkeğin ne işine yaradığını anlayamadım. (St. Augustine); Fert olarak kadın kusurlu ve yararsızdır. Çünkü erkek hücredeki aktif güç, erkek cinsiyetinde mükemmel bir benzerliği meydana getirirken, kadın, aktif güçteki kusurdan veya maddi bir hatadan, hatta harici tesirlerden meydana gelir. (T. Aquinas); Luther, kadınlarda, yan tesirleri bir yana, dünyaya mümkün olduğu kadar çok çocuk  getirmenin dışında bir fayda görmez: </span><br /><span style="color: #000000;">Onlar yorulsa, hatta ölseler bile problem değil. Bırakın onlar, çocuk doğururken ölsünler. Çünkü onlar, bunun için bu dünyadalar. (Karen Armstrong, The Gospel According to Woman, pp. 52-62. Ayrıca: Nancy van Vuuren, The Subversion of Women as Practiced by Churches, Witch, “Hunters, and Other Sexists, pp. 28-30)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kitabı Mukaddes’te, hamile kadın erkek çocuğu doğurursa, “murdarlığının 7 gün, kız çocuğu doğurursa 2 hafta olacağı”nı yazar. Yani, kız çocuğunun erkek çocuğundan iki kat daha fazla kirlilik sebebi olacağı belirtilir. (Levililer, 12:2-5) Katolik İncil’inde kız çocuğunun doğumu bir kayıp olarak nitelenirken, erkek çocuğunu eğiten adama düşmanlarının bile gıpta edeceği kaydedilir. (Ecclesiasticus, 22:3; 30:3)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Batı’da, evli bir kadının hukuki statüsü ve fiillerinin herhangi hukuki bir değeri yoktu. Kocası, onun yaptığı sözleşme, pazarlık veya mukaveleyi feshedebilirdi. Kadın, başkalarının mülkü olarak görüldüğünden dolayı bağlayıcı bir sözleşme yapamazdı. (Matilda J. Gage, Woman, Church, and State, s. 141)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İncil, net bir şekilde evlilik hayatının sona eremeyeceğini söyler. Hz. İsa: “Fakat ben size derim ki; zinadan başka bir sebeple karısını boşayan kimse onu zaniye yapmış olur, ve kim boşanmış kadınla evlenirse zina eder.” (Matta 5:32)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Papa: Katolik Kilisesi&#8217;nde kadınlar asla papaz olamayacak. Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan şehir devleti başkanı Papa Francesco, Katolik Kilisesi&#8217;nde kadınların asla papaz olamayacağını açıkladı. Gazetecinin, &#8220;Yani sonsuza kadar hiç kadın papaz olmayacak mı?&#8221; yönündeki ısrarlı sorusuna karşılık Papa, 2005 yılında ölen 2. Jean Paul&#8217;un 1994&#8217;te kadın papazlara tamamen kapıları kapatan deklarasyonunu hatırlatarak, &#8220;Bunu dikkatle okursak, kararın bu yönde kesin olduğunu görürüz. Onun bu konudaki açık kararı hâlâ geçerlidir.&#8221; dedi. (BBC, 2 Kasım 2016)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadın papaz atarsanız ayinlere çıkmayız. Kadınların papaz olarak atanmak istenilmesi kiliseyi ikiye böldü. Aralarında piskoposların da bulunduğu 1300 papaz, kadın papaz atanması ve kendi üstlerinde görevlendirilmesi halinde ayine çıkmayacaklarını söyledi.&#8221; (Haber 7, 2.7.2008) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın piskopos kiliseleri böldü. Alman Protestanların ilk kez bir kadın piskoposu başkanlığa seçmesine Rus Ortodoks Kilisesi sert tepki gösterdi. Kiliseler arasında 50 yıldır süren diyalog askıya alındı. (DW, 14 Kasım 2009)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın başpiskopos Antje, İsveç Kilisesi’ni karıştırdı. İsveç Kilisesi’nin başpiskoposluğuna, bir kadının seçilmesi ülkeyi karıştırdı. İsveç Kilisesi’nin 71. başpiskoposluğuna, yüzde 56 oy oranı ile Antje Jackelen’in (56) seçilmesi feministler ve kadın örgütleri tarafından sevinçle karşılanırken, bazı din adamları da İsveç Kilisesi’nin çöküşünün başladığına dikkat çekti. (Yeni Akit,17.10. 2013)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En liberal Hristiyan kurum olan Anglikan Kilisesi ilk kez bir kadının piskopos olmasını kabul etti. İki çocuk annesi olan Libby Lane York Katedrali’nde düzenlenen ayinin ardından bu makama getirildi. (Euronews, 26/01/2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Vatikan’dan tarihi karar: Piskoposlar Meclisi’nde ilk kez bir kadına da oy hakkı verildi. (BBC, 7 Şubat 2021)</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6529 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadin-kilise-gorevli-1.jpg" alt="kadin-kilise-gorevli-1" width="697" height="197" /> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hristiyanforum&#8217;a sorulan bir soruya verilen uzun cevabı, biz özetleyerek aktaralım: </span><br /><span style="color: #000000;">“Pavlus “herkesin” dua ve peygamberlikte bulunmasını istiyor, teşvik ediyor. Aynı zamanda arka arkaya yazdığı 117 (veya 14) cümlede kadınların “toplantılarda sessiz kalmalarını” istiyordu. Kadınlar kilisede önder olamazlar, öğretiş veremezler. Önemli olan günümüze uymak veya toplam fayda hesabı değil, Kutsal Kitap’a uygunluktur.”</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html/yahudioryantalistlerbunabaksin-1" rel="attachment wp-att-4001"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4001" title="yahudioryantalistlerbunabaksin-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yahudioryantalistlerbunabaksin-1.jpg" alt="" width="640" height="320" /></a></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6530 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/papaziyye35436.jpg" alt="papaziyye35436" width="876" height="247" /></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;">  </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>                                                          </strong></span></p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/hkadin-1-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4955" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/hkadin-1-2.jpg" alt="hkadin-1-2" width="64" height="131" /></a></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html">Hristiyanlık  ve Yahudilikte kadın</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/hiristiyanlik-ve-yahudilikte-kadin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklar</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 17:51:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın erkek arasındaki farklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah azze ve celle, kadın ve erkeği yaratırken farklı özelliklerde ve birbirlerini tamamlayacak şekilde yaratmıştır. Bu farklılıklar karşılıklıdır ve birbirinin yerine geçmediği gibi tam aksine birbirini tamamlar niteliktedir. Biri olmadan diğeri eksiktir, biri diğerinin yerini tutamaz, ve dolduramaz. Buna en güzel örnek zevc kelimesidir. Zevc,  “çift, çiftin teki” (TDV İslam Ansiklopedisi, zevce maddesi) anlamlarına gelir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html">Kadın erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklar</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Allah azze ve celle, kadın ve erkeği yaratırken farklı özelliklerde ve birbirlerini tamamlayacak şekilde yaratmıştır. Bu farklılıklar karşılıklıdır ve birbirinin yerine geçmediği gibi tam aksine birbirini tamamlar niteliktedir. Biri olmadan diğeri eksiktir, biri diğerinin yerini tutamaz, ve dolduramaz. Buna en güzel örnek zevc kelimesidir. Zevc,  “çift, çiftin teki” (TDV İslam Ansiklopedisi, zevce maddesi) anlamlarına gelir. Mesela,  Ayakkabı da bir &#8220;çift&#8221;ten oluşur. Bu çifti oluşturan eşler birbirlerine &#8220;eşittirler&#8221; fakat biri diğerinin yerini tutamaz. Eğer bu eşitliği &#8220;aynılık&#8221; ve &#8220;tıpkılık&#8221; anlamında alır da, sağ eşi sola, sol eşi sağa giyecek olursak, hem ayakkabıya, hem ayağa yazık etmiş oluruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong>İslam eşitlik değil, adaleti savunan bir dindir! İslam, yaratılışta kadın ve erkeğe kodlanan yeteneklere göre hayatta iş bölümünü insanlara tavsiye etmektedir. Bu konuyu ‘İslam’da Kadın Hakları’ başlıklı yazımızda ele alıp inceledik.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5098" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadin-erkek-esitdegil-1.jpg" alt="kadin-erkek-esitdegil-1" width="371" height="231" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Boks yapan kadınlar, bebek bakan erkekler, üst düzey yönetici kadınlar, ev işi yapan erkekler. Bu görüntüler günümüzde son derece doğal karşılanmaktadır. &#8220;Roller&#8221; değişirken, iki araştırmacının kitabı Avrupa&#8217;yı karıştırdı. Savundukları; Bu eşitlik doğaya aykırı. İki cins arasındaki farkların ortadan kalkarsa uyumsuz bir uzlaşma ortamı oluşur. Toplumsal psikoloji konularında yazdığı kitaplarla tanınan ekonomi &#8211; politika danışmanı Prof. Gertrud Höhler ile AIDS uzmanı Dr. Michael Koch tarafından kaleme alınan &#8220;Zimmetli Günah&#8221; adlı kitapta, iki cins arasındaki eşitsizlik savunuldu. Erkeğin güçlü ve cesur, kadının ise yumuşak ve uysal olması gerektiğini savunan Höhler ve Koch, &#8220;Gerçekten uyumlu bir birlikteliğin olabilmesi için cinslerin mümkün olduğu kadar birbirlerine zıt olması şarttır. Çünkü ancak o zaman iki cins birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılmaz konuma gelebilir. Cinsiyete yönelik bir baskı yapılmasa bile erkek çocuğun en sevdiği oyuncak otomobil, kızın ise bebek oluyor. Hiçbir kısıtlama, hatta destek olmasına rağmen kızların klasik erkek mesleklerine yöneldikleri pek görülmüyor. Kadın ve erkeği bir noktadan sonra ayrılıyor. İnsanlığın gelişmesi de zaten bu sayede oluyor. Cinsiyet bilinci ve ayrımı olmayan toplumlarda yetişecek insanlar daha az yaratıcı, daha az sosyal ve daha az şefkatli olur. Bu durumda uyumsuz işleyen bir uzlaşma ortamı ortaya çıkar&#8221; <strong>  </strong>İnsanlığın, farklı iki cinsin çatışmasından geliştiğini savunan iki araştırmacı, iki cinsiyetin birbirine benzemeye çalışmasına da karşı çıkarak &#8220;En iyisi kadınlar tam bir kadın, erkekler tam bir erkek olmalı. Zaten hiç bir zaman ve hiç bir kültürde kadın &#8211; erkek eşitliği olmamıştır&#8221; diyorlar.” <strong> </strong>(Milliyet, 13.01.1999)</p>
<p style="text-align: justify;">“Beynimizin de cinsiyeti varmış. Kadın ve erkeklerin beyinlerinin gelişim olarak farklı olduğunu söyleyen Hacettepe Üniversitesi araştırma görevlisi Dr. Serkan Karaismailoğlu, “Kadınların beyinlerinin her iki tarafı da birbirine eşit büyürken, erkeklerin sağ tarafı daha fazla büyümüştür. Kadın ve erkek arasındaki ‘farklar anne karnında başlar’ ve bebeklikte de bu şekilde devam eder. Kadınların bu nedenle empati duyguları daha fazla gelişmiştir. Beyin de cinsiyete sahiptir. Kadın ve erkeklerin farklılıkları hayatlarının her anında verdikleri kararlarda etkilidir. Erkek ve kadın olaylara aynı yaklaşamazlar. Kadın daha detay odaklı yaşarken, erkek sonuç odaklı yaşamaktadır. Çiftler arasındaki anlaşmazlıkların nedeni de budur. Bu yüzden kadın ve erkeklerin beyinlerinin cinsiyetlerini bilmeleri, nasıl çalıştığını öğrenmeleri ve sorunlara ona göre yaklaşmaları gerekmektedir.” dedi.” (Abbas Güçlü, Milliyet, 15 Mart 2014 )</p>
<p style="text-align: justify;">“Kadın ve erkek yasalar ve fırsatlar yönünden eşittir ve eşit olmalıdır. Ama biyolojik olarak eşit değildir çünkü genleri farklıdır. Psikolojik olarak eşit değildir çünkü duygu ifadeleri farklıdır. Kadın ve erkek beyinleri farklı çalışır.”  (Prof. Nevzat Tarhan, Haberalp, 25.3.2021) </p>
<p style="text-align: justify;">Amerikalı yazar ve ilişki danışmanı John Gray’in kadınlar ve erkekler arasındaki iletişimi irdeleyen ‘Erkekler Mars’tan Kadınlar Venüs’ten’ adlı kitabı, erkeklerin ve kadınların adeta farklı gezegenlerden geldiğini, kendi gezegenlerine özgü alışkanlıkları olduğunu yazmaktadır. “Kadınların kendilerini rahatsız eden bir konuyu biriyle paylaşıp ona anlatmak isterken, erkekler sadece dinlemek yerine hemen çözümler üretip bunları önermeye başlar. Bu durum ise iki taraf arasında doyurucu bir iletişim kurulmasını engellemektedir.” (Bahri Karaçay, Mutlu Beyin, s. 31)</p>
<p style="text-align: justify;">“Eğer cinsiyetler arasında gerçekten farklılıklar varsa onların arkasında da bu davranışları yöneten biyolojik nedenler olmalıdır. Bilim adamları Erkek ve kadın beyni arasında yapısal ve işlevsel farklar olup olmadığını belirlemeye çalıştılar. Araştırmanın sonuçları, oyuncak tercihlerinin ‘sosyal ve bilişsel etkenlerden bağımsız’ olduğunu, dolayısıyla cinsiyete dayalı olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar kız çocukların oyuncak bebek ve tencereyle daha fazla zaman geçirmesini annelik güdüsüne bağlıyor. Yeni doğan bebekler üzerinde deney yapılır. Kız bebekler zamanlarının % 36’sında kadın yüzüne bakarken erkek bebekler zamanlarının % 25’inde kadın yüzüne bakar. Bunun aksine, erkek bebekler zamanlarının % 43’ünde mmekanik yüze bakar. Kız bebeklerde bu oran sadece % 17’dir. Ayrıca bu bebekler doğumları üzerinden sadece 24 saat geçtiği ve henüz herhangi bir sosyal veya bilişsel etki altında kalmadıkları için, cinsiyete bağlı bu farklılıkların temellerinin biyolojik olduğu anlaşılmaktadır. Bilim insanları uzun bir süre erkek ve kadın beyni arasındaki farklılıkları hormonlara ve beynin hormon salgılanmasında önemli rolü olan hipotalamus bölgesine atfetti. Fakat bilimsel ilerlemeler sonucunda, cinsiyetler arasındaki farkların çok sayıda bilişsel özellik ve davranış üzerinde (hafıza, duygu, görme duyum, stres hormonlarına beynin verdiği tepki gibi) önemli etkileri olduğu bulununca, bu görüş terk edildi. Erkek ve kadın beyninin beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak karşılaştırılması, bu iki cinsiyet arasında yapısal birtakım farklılıklar olduğunu ortaya çıkardı. Beyindeki cinsiyete bağlı benzerliklerin ve farklılıkların belki de toplum düzeyindeki en önemli yönü, kız ve erkek öğrencilerin sözel ve sayısal yetenekleri ile bunun uzantısı olarak ileri yaşlarda seçtikleri çalışma alanları ve bu alanlardaki başarıları olsa gerek. ‘Sadece geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde değil ABD ve Batı Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde de fen bilimleri dallarında, üst düzey yönetici kadrolarda kadınların sayısı erkeklere oranla çok geride. ABD’de 2007 yılında işgücünün % 46’sını kadınlar oluştururken bilim ve mühendislik işgücünün sadece % 27’sini kadınlar oluşturuyordu.’ İlkokuldan sonra  kız öğrenciler sözel yetenekte erkek öğrencileri geride bırakıyor. Cinsiyetler açısından beyinde farklılıklar olduğu da bir gerçek.” (Bilim ve Teknik dergisi, Şubat, 2013, Şubat 2013, Sayı: 543, s. 22-28)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6327 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/beyin-cinsiyet-1-300x239.jpg" alt="beyin-cinsiyet-1" width="300" height="239" /> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html/kadin-erkek-beyni_tubitak-1" rel="attachment wp-att-3842"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-3842" title="kadin-erkek-beyni_tubitak-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadin-erkek-beyni_tubitak-1.jpg" alt="" width="463" height="751" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kadın ve erkek arasındaki en önemli farklılık kadınların daha çok beyninin sağ tarafını erkeklerin ise daha çok beyninin sol tarafını kullanması. Bu durum iki tarafında hayata ve olaylara bakışını tamamen etkiliyor. Kadın beyninin her iki tarafında konuşma merkezi var, erkek beyninin sadece sol tarafında konuşma merkezi var.  (Sema Maraşlı, İlk Adım, Ağustos, 2021)</p>
<p style="text-align: justify;">Sabah gazetesi biyolojik, psikolojik, sosyal farkları, ‘Kadın ve Erkek Arasındaki 45 Fark!’ (Sabah, 08.05.2015) diye duyururken, Sözcü bu sayıyı 50 farka çıkarır ve ‘Erkek ve kadın arasındaki 50 temel fark.’ (Sözcü, 08 Aralık 2014) şeklinde duyurur.</p>
<p style="text-align: justify;">“Kadın ve erkek arasındaki şaşırtıcı bilimsel farklılıklar. Kadınlar ve erkekler arasında bilimin ortaya koyduğu fiziksel ve zihinsel farklılıklar sizi şaşırtabilir. Kimin kanı daha hızlı akar, kim daha iyi yüzer? Kim daha iyi duyar? Peki, hastalık ya da ölüme kim daha dayanıklı? İşte bilimin ortaya koyduğu kadın ve erkek arasındaki farklar…” (Posta, 09 Haziran 2021)</p>
<p style="text-align: justify;">“Kadın beyni ve erkek beyni arasındaki farklar. Yeni bir araştırma, kadın ve erkekler arasındaki farkların ilk defa, sahip oldukları ‘değişik beyin yapıları ve beyindeki sinir bağlantılarıyla’ açıklanabileceğini ortaya koydu. Independent gazetesinin görüşlerine yer verdiği Philadelphia’daki Pennsylvania Üniversitesi Psikoloji Profesörü Ragini Verma, “Bu haritalar bize, insan beynindeki kesin ve tamamlayıcı mimari farkları gösteriyor bu da erkeklerin ve kadınların neden bazı alanlarda birbirlerinden daha üstün olduklarını anlamak için sinirlere dayalı bir temel sunuyor” yorumunu yapıyor.” (BBC, 3 Aralık 2013)</p>
<p style="text-align: justify;">“İlişkide kadın-erkek farklılıkları. Kişilik özellikleri bakımından kadınlar ve erkeklerin birçok farklılık gösterdiği söylenir. Kadın ve erkek arasındaki kişilik, algı, davranış farklılıkları en çok konuşulan ve yazılan konulardan biri. İki cinsiyet arasındaki farklılıklar fiziksel olarak belirgin olsa da psikolojik farklılıklar çok daha karmaşık ve tartışmalı bir konu.” (BBC, 28 Şubat 2018)</p>
<p style="text-align: justify;">“Kadın-erkek kalbi ve beyni arasındaki farklar. Erkek beyni siler, kadın unutmaz Kadınlar daha konuşkan Kadın damarları daha ince Kadınlık hormonu korur Ağrılara karşı daha dayanıklılar Depresyona daha meyilliler Esnek yapılılar Kokulara karşı daha hassas Yağlanmaları daha zor Kadınlar daha uzun yaşar.” (www.acibadem.com.tr, 9 Eylül 2020)</p>
<p style="text-align: justify;">2017 yılında OECD tarafından yapılan sosyal ve duygusal beceriler izleme araştırmasına göre, “Strese dayanıklılık, duygu kontrolü ve enerji gibi özelliklerde erkek öğrencilerin puanları yüksekken; sorumluluk, empati, hoşgörü ve merak gibi becerilerde kız öğrencilerin puanları yüksektir. Sonuç, sosyal ve duygusal beceriler anlamında kız ve erkek öğrencilerin önemli farklılıklara sahip olduğu ve bu becerileri geliştirirken ‘cinsiyet arası farkların dikkate alınması’ gereklidir. (OECD Sosyal ve Duygusal Beceriler Araştırması Türkiye Ön Raporu, Eylül 2021)</p>
<p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Kadın ve erkek farklılıklarına rağmen eşittirler. Nevzat Tarhan, “İlişkinin duygusal boyutunda kadın, maddi tarafında ise erkeğin rolü ön plandadır. Erkeğin fizik gücü vardır, kadın ise güven uyandırma ve ilişki kurabilme alanlarında başarılıdır. Aile içi ilişkilerde kadın daha baskınken, dış ilişkilerde erkek ön plana çıkar. Güven uyandırma hususunda, sevgi objesi anneyken, güven objesi babadır. Kadın &#8211; erkek ilişkisinde de sevgi veren taraf kadın, güven veren taraf erkektir.” Kız çocuklarının romantik duygularını daha çok ön plana çıkaran bebeklerle evcilik oyunları oynamaları, erkek çocuklarının ise daha çok saldırganlık içeren oyunlar oynaması biyolojik faktörlerle açıklandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan &#8216;Kadının sosyal zekası, erkeğin sayısal zekası yüksek. Erkekler matematik, kadınlar sanat insanı. Modernizm bize erkek ve kadının cinsel kimlik sınırlarını kaldırmayı önermektedir. İnsanın psikolojik doğası kadının kadın, erkeğin erkek kimliğine uygun bir şekilde yaşaması gerektiğini söyler. Erkek ve kadının insanlığı bütünleyen iki cinstir. Bu iki cinsten hiçbiri diğerinden üstün değil, ancak farklıdırlar.” (www.uskudar.edu.tr, 20.07.2019)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13156" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/313191961_1478683452611588_7358503382806602435_n.jpg" alt="" width="950" height="1058" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Bu kadar yıl genelevde çalıştıktan sonra kadınla erkek arasındaki farkı anladım. Bir kadın, o haldeki bir erkekle yatmaz, yatamaz! Yüreği kaldırmaz.” (Ayşe Tükrükçü’nün hikayesi, Ayşe Arman, Hürriyet, 24 May 2015)</p>
<p style="text-align: justify;">Bunları ancak bir kadın yapar, düşünür! “Boşanan eşi felç geçirince geri döndü.  Sivas&#8217;ta 3 yıl önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle <em>boşandığı eşinin felç</em><em> </em>olduğunu öğrenen kadın, yatağa mahkum olan eski <em>eşiyle</em> yeniden nikah kıydı.” (CNN Türk, 21.12.2010) “10 yıl önce boşanmışlardı! Eski eşi, yeni hayatının başlangıcı oldu. İzmir&#8217;de yaşayan ve gittiği hastanede kendisine karaciğer yetmezliği ile karaciğer kanseri teşhisi koyulan Can Say (58), çocuğunun annesi olan ve 10 yıl önce boşandığı eski eşi Bahar Azak&#8217;ın (42) karaciğerini bağışıyla sağlığına kavuştu.” (Haber 7, 6.11.2022)</p>
<p style="text-align: justify;">Kadının Günlüğü: ‘Bu gece kocam çok garip davranıyor. Akşam güzel bir restoranda buluşmak üzere sözleşmiştik, bütün gün arkadaşlarımla alışveriş yapıp geç kaldım diye mi kırıldı acaba? Bu konuda bana hiçbir şey söylemedi. Restoranda konuşmadı. &#8220;Sessiz bir yere gidip konuşalım&#8221; dedim kabul etti ama yine hiç konuşmadı. &#8220;Ne var?&#8221; diye sordum &#8220;Yok bir şey&#8221; dedi, &#8220;Seni üzecek ne yaptım?&#8221; dedim. &#8220;Bir şey yapmadın&#8221; diye cevap verdi. Eve dönerken arabada &#8220;Seni seviyorum&#8221; dedim. Hafifçe gülümsedi ve arabayı kullanmaya devam etti. Neden &#8220;Ben de seni seviyorum&#8221; demedi, anlayamıyorum. Eve geldiğimizde onu tamamen kaybettiğimi hissettim. Aklı başka bir yerdeydi. Sessizce TV seyretti ben de yatağıma gittim.. 15 dakika sonra o da geldi, kendini kaybetmiş bir vaziyetteydi. Güçlükle uyudum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Bu hayat çekilmez artık.’ Kocasının Günlüğü: ‘Yahu o 4 gol de yenir miydi? İnsanın aklı almıyor! Delirmek işten değil, valla!’  (Hıncal Uluç, Sabah, 3.4.2016) </p>
<p>Haklı bir isyan: &#8220;Güçlü kadın diye diye hepimizi mahmut abiye çevirdiniz, Allah cezanızı vermesin. Güçlü kadın nedir ya! Kadın dediğin nayiftir, narindir, ince ruhludur, kırılır, ağlar, muavenete ihtiyaç duyar. Allah kahretsin bi çıkardılar güçlü kadın, kadının yükü bin kat daha ağır oldu.&#8221; </p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13893" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/345584505_1299618747577127_7846652706508438118_n.jpg" alt="" width="553" height="257" /></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4959" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kadin-erkek-fark-1-2-1.jpeg" alt="kadin-erkek-fark-1-2-1" width="175" height="184" /></span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html">Kadın erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklar</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/kadin-erkek-arasindaki-biyolojik-ve-psikolojik-farklar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da kadın hakları</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/islamda-kadin-haklari.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/islamda-kadin-haklari.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 13:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[islamda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda kadın- miras]]></category>
		<category><![CDATA[islamda şahitlik]]></category>
		<category><![CDATA[kadının yeri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=212</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam&#8217;da kadın hakları konusunda yazılan eserlerde öncelikle, İslam&#8217;ın geldiği dönemdeki Avrupa, Hint, Çin medeniyetlerindeki kadınların durumu ile İslam&#8217;ın kadınlara getirdiği haklar karşılaştırılarak, İslam&#8217;ın kadınlara çok daha fazla haklar getirmiş olduğunun altı çizilir. Biz ise kıyas götürmez bu hakikatleri direkt geçerek, İslam&#8217;ın tarihte olduğu gibi günümüzde de Batı medeniyetindeki kadın hakları ile kıyaslanamayacak kadar çok ‘fıtrat [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islamda-kadin-haklari.html">İslam’da kadın hakları</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam&#8217;da kadın hakları konusunda yazılan eserlerde öncelikle, İslam&#8217;ın geldiği dönemdeki Avrupa, Hint, Çin medeniyetlerindeki kadınların durumu ile İslam&#8217;ın kadınlara getirdiği haklar karşılaştırılarak, İslam&#8217;ın kadınlara çok daha fazla haklar getirmiş olduğunun altı çizilir. Biz ise kıyas götürmez bu hakikatleri direkt geçerek, İslam&#8217;ın tarihte olduğu gibi günümüzde de Batı medeniyetindeki kadın hakları ile kıyaslanamayacak kadar çok ‘fıtrat ve biyolojik yapılarına uygun, yaratılışı ile çelişmeyen’ hakları kadınlara getirdiğini iddia ve ispat etmeye çalışacağız. Bunun içinde, özellikle bu yazımızla beraber “Batı medeniyeti”, “Dinsiz ahlak olur mu?” ve “Modernizm ve kadın” adlı yazıların okunmasının faydalı olacağının altını çizmek isteriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk geldiği anlardan itibaren İslam’a giren ve bu dine hizmet konusunda öncülük edenler daima kadınlar olmuştur. İlk Müslüman bir kadındır (Hz. Hatice); İslamiyet’in ilk şehidi bir kadındır (Hz. Sümeyye); Peygamberimizin soyu kızından (Hz. Fatıma) devam (Kevser, 3) eder. Hz. Ebubekir’in kitap haline getirdiği dünyadaki tek Mushaf, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman dönemlerinde onlarca yıl bir kadının (Hz. Hafsa) yanında kalmıştır. O  dönemde ise Hristiyanlar şunu tartışıyordu: “bir kadın İncil’e dokunabilir mi dokunamaz mı?”  Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (İmtihan edilen kadın), Mücadele (Mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi) gibi sure isimleri vardır. Fakat rical (Erkekler) suresi yoktur. Kadına değer vermediği iddia edilen dinin ana kitabından bahsettiğimizi hatırlatalım!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Batılıların da da itiraf ettiği gibi “Hz. Muhammed&#8217;in kadınlara ait hususlarda önemli derecelerde yaptığı değişiklikleri hiç bir büyük kanun koyucu yapmamıştı.” (Stanley Lane-Poole, Le Koran, sa poesie et ses lois, s. 96) &#8220;Hukuk davalarında kadın erkeğe tamamıyle eşit bir dereceye yükseltmiş&#8221; (Jacques C. Risler, La Civilisation Arabe, s. 4) ve “Kadının son derece lehinde olan Kur&#8217;an hükümleri, görünüşte şimdiki Avrupa kanunlarının verdiği haklardan çok daha fazlasını vermiştir.” (Profesör Gaudefroy Demombynes, Les institutions musulmanes, s. 134) “Mevcut kanunlarıyla İslam şeriatı eski Roma hukukiyle yeni medeni kanunlarımızın çoğundan daha insanidir. Çünkü bizim kanunlarımızda kadınla beraber ihtiyarlık çağına gelmiş analarla babalar ekseriyetle ihmal edilmektedir.” (Rene Grousset, Litterature religieuse, Charles Ledit, Kur&#8217;an, s. 564)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">7 Ekim&#8217;de rehin alınan ve bir süre Hamas kontrolü altında tutulan bir İsrailli kadın ve kızı, katıldığı programda şunları söylemekte idi: “Onlara göre kadınlar kutsaldır. Kadınlar kraliçe gibidir.” (Haber 7, 12.10.2024. Video: video.haber7.com/video-galeri/295534-hamasin-biraktigi-rehineler-konustu-cinsel-taciz-yalani-ortaya-cikti)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, Batılıların bu itirafları (ki, daha fazlasını aşağıda okuyacaksınız) ortada iken, İslam’da kadın hakları diye bir mesele nasıl ortaya çıkmıştır? Bu sorun, Batı medeniyetinin kadına bakış açısı ile İslam’ın kadına verdiği değerin yorumlanmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki ortada iki ayrı medeniyet, bakış açısı ve yaşam tarzı vardır. Her biri kendi içinde ayrı ayrı değerler manzumesine, ayrı ayrı anlam ve değere sahiptir. Batının kadına yüklediği görevlerden farklı olarak “İslam, kadın ve erkeği fıtratlarına, yaratılış biçimlerine uygun vazifeler yüklemiştir.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 225) Dolayısı ile “İslam&#8217;ın ruhuna yabancı toplumsal adet ve geleneklerin sorumlusu, İslam değildir.”  (Leopold Weiss/Muhammed Esed, Mekke&#8217;ye giden yol, s. 373) &#8220;İslam kadınlara fazlasıyla değer vermiş.&#8221; (Karen Armstrong, The Guardian, 20.09.2006) olduğu için, günümüzde Müslüman olan Batılı insanların çoğunluğunu hâlâ öncelikli olarak kadınlardan oluşmaktadır. Peki neden?<span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-10239 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Kamala-Das-2.jpg" alt="" width="363" height="191" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir örnek üzerinden konumuza başlayalım. ‘Hindu asıllı bir ateist’ iken, 1999’da Müslüman olan dünyaca ünlü Hint şairi ve yazarı Kamala Das’ın açıklamaları aslında birçok şeyi özetlemektedir: “İslam’ı seçmemde tesettürün büyük rolü var. Tesettürü seviyorum. Müslüman kadının Ortodoks hayat tarzını seviyorum. Erkekler tesettürlü bir hanıma dönüp bakmazlar. Tesettür emniyettir. Batı kültürünün kadına tanıdığı özgürlük beni cezbetmiyor. Bilhassa, ‘erkeklerin arzularını kabartan özgürlüğü’ kastediyorum. Delhi’deki kitap fuarında yayıncılar müşteri çekmek için yarı çıplak mankenler kullandılar. Utanç verici bir şey. Kadın vücudu Hindistan’da bile ticari meta haline geldi. Ben özgürlük istemiyorum. Bıktım özgürlükten. Bütün samimiyetimle söylüyorum, özgürlük benim için bir yük haline geldi. ‘Hayatımı düzenleyecek kurallar olsun istiyorum.’ Özgür olmayı değil, korunmayı arzu ediyorum ben. 24 yıl boyunca tesettürü tekrar tekrar denedim. Müslüman olmadığım halde Müslüman kadınlar gibi giyinip marketlere, konserlere, sinemalara gittim, seyahatlere çıktım. Gördüm ki mesture bir hanım her yerde saygı görüyor. Kimse dokunmuyor sana; laf atmaya bile cesaret edemiyor. Tesettür içinde tamamen emniyettesin. İslam’ın ilkeleri kadına yeterli derecede özgürlük alanı bırakıyor. Kadının kocasına veya daha yüksek bir otoriteye boyun eğmesini özgürlüğe aykırı bulmuyorum. Bunları dışlayan özgürlüğü fazlasıyla yaşadım, artık istemiyorum.&#8221; (The Times of India,15 Aralık 1999; Hakan Albayrak, Gerçek Hayat, 14 Mart 2008, 386. Sayı, s. 11)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir kadın düşünün ki, doğduğunda ailesine cennetin kapılarını açan, (“Kimin üç kız veya üç kız kardeş veya iki kız kardeş veya iki kız yetiştirir, terbiye ve edeplerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir.”:Ebu Davud, Edeb, 120, 130; Tirmizi, Birr, 13; “Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yanyana bulunacağız.”: Müslim, Bir, 149; Tirmizi Bir, 13; “Kimin iki kızı olur da onları alçaltmaz, oğlan çocuklarını bunlara tercih etmezse Allah onu cennete koyar.”: Ebu Davud, 5147) hem evlendiği erkeğin diğer yarısı olup onu tamamlayan, (“Kadınlar erkeklerin diğer yarısıdır.”: Ebu Davud, Tahanet, 94; Tirmizi, Tahanet 827) hem de evlendiğinde eşinin imanının yarısını tamamlayan, (“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur.” : Heysemi, Mecmuu’z-Zevaid, 7310; Acluni, Keşfu’l-Hafa, II/239; Suyuti, Camiu-s-Sağir, II/932, 8730) ve “insanın dinini yaşamasına yardımcı olup, “en güzel dünya nimeti”, (Tirmizi, Birr 13) “bütün dünya nimetlerinin en değerlisi”, (Müsned, II, 168; Müslim, “Radaʿ”, 64; İbn Mâce, “Nikah”, 5) kabul edilen ve anne olduğunda cennetin ayaklarının altına serildiğini, (“Cennet annelerin ayakları altındadır.”: Nesai, Cihad, 6; İbni Hanbel, X/198; Acluni, Keşfu&#8217;l-Hafa, , 1351/1932, I/335, No: 1078; Kenz-ül Ummal, Hadis: 45439; Menavi, Feyzul Kadir, III/361) ilan edilen bir dinde kadının değeri olmadığını iddia etmek büyük bir iftiradır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam ruhuna uzak ve hedeflediği medeniyet ideali ile hiçbir alakası olmadığı halde, ‘İslam’da kadın’ söz konusu olduğunda, kaynağı Batılı oryantalistler olan “Evlilik, miras, şahitlik, boşanma, eşitlik” gibi kavram ve konularla “Kadın uğursuz mudur? Kadın eğe kemiğinden mi yaratılmıştır?” türü soruları bu yazımızda ele alıp sıra ile cevap vereceğiz bi-iznillah. Yalnız okuyucudan ricamız, “Batı medeniyeti” ve “Modernizm ve kadın” gibi yazılar ile beraber bu yazımız okunmasıdır ki, bu sayede kadına gerçek anlamda hangi sistemin değer verdiği çok daha iyi anlaşılacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’an ve Hadisler Işığında İslam’da Kadın </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Şüphe yok ki, kadınlar erkeklerin dengi, benzeri ve tam bir eşidir.&#8221; (İbn-i Hamza, el-Beyan ve’t-Ta’rif, s. 261) &#8220;Kadın-erkek bütün insanlar, tarak dişleri gibi birbirlerine eşittirler.&#8221; (Ö. N. Bilmen, Hukuk-u İslamiye ve İstilahat-ı Fıkhiye Kamusu, II/73-74); &#8220;Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkunuz! Zira siz onları Allah’ın bir emaneti olarak aldınız.&#8221;  (Müslüm, Hac,147; Ebû Davud, Menasik, 56; İbn Mace, menasik, 84; Dârimi, menasik, 34; Ahmet Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim, 781-782, Acluni, Keşfu&#8217;l-Hafa, 1351, I/36) buyurmuş ve &#8220;Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır.“ (Müslim, Birr, 149; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/472; İbni Mace, Nikah, 50; Camiu&#8217;s-sağir, II/ll, Hadis No: 4012, Münavi, Feydu’l-Kadir, III/495,  Nesai, El-Vâfi, III/117); “Mü’minlerin iman bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır.” (Tirmizi, Rada, 11; Riyazu’s-Salihin, II/148); &#8220;Kim, (iki veya üç) kız çocuğunu erginlik çağına erişinceye kadar besleyip büyütürse, kıyamet gününde -iki parmağını birleştirerek- onunla şöylece beraber oluruz.&#8221; (Buhari, Talak 25, Edeb 24; Müslim, Zühd 42, IV/2028); “Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır.” (Tirmizi, Sünen, V/111; İbn Mace, Sünen, l/594, No: 1851)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hazret-i Ömer İslam geldikten sonra hayatlarında gerçekleşen devrimle ilgili şunları aktarmaktadır: &#8220;Biz İslam&#8217;dan önce kadınları  insan  yerine koymazdık. İslam gelince onlara hem ayetlerde hem de hadislerde yer verdi, erkekler gibi hakları anlatıldı. Ondan sonra biz kadınların da erkekler gibi hakları olduğunu düşünür hale geldik!&#8221; (Buhari, Tefsir, 66, 2; libas, 31; H. Bezanus, Geçmişten Günümüze Kadınlar ve Kadınlarımız, s. 58) Bir tespit de Hz. Ömer’in oğlu Hz. Abdullah&#8217;tan: &#8220;Biz kadınlar hakkında ileri geri konuşmaktan korkar olduk, vahiy gelir de bizi azarlar kadın hakları konusunda diye!” (Buhari, Nikah, 80) “Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.” (İbn Mace, Edeb 3; Ebû Davud, Edeb 6, Rikak 22, İ&#8217;tisam 3; Müslim, Akdiye 11; Suyuti, Camiu’s-Sağır, II/496) diyen peygamberimiz, “Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene, Allah’u Teâlâ rahmetle nazar eder. Allah’u Teâlâ rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.” (Ebu Bekr Muhammed B. Ca&#8217;fer Sehl El-Haraiti, Mekarimu&#8217;l-Ahlak, I/212; Gazali, İhya, II/53) ve “Her kim kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya uğrar da onlara iyi bakarsa, bu çocuklar onu cehennem ateşinden koruyan bir siper olurlar.” (Buhari, Zekat, 10, Edeb, 18; Müslim, Bir, 47; Tirmizi, Bir, 13) diye buyurmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birçok batılının da itiraf ettiği gibi, &#8220;Kur’an ayetleri kadının alçaltılmasına ve kötülenmesine karşı durur.&#8221; (Annemarie Schimmel, Muhammed, s. 30)  ve “Daha Osmanlı döneminde bile kadın toplumun en özgür bireyidir.” (İngiltere&#8217;nin Osmanlı Büyükelçisi Edward Wortley Montagu&#8217;nun eşi Lady Mary Wortley Montagu’nun kız kardeşi Lady Mar&#8217;a yazdığı (1717) bir mektuptan: &#8216;Her şeyi hesaba kalktığımda, Türkiye&#8217;deki kadınların, bu ülkedeki en özgür bireyler olduğunu görüyorum.&#8217; ; Robert Hals, Selected letters of Lady Mary, s.329; Complete letters of Lady Montagu, I/318-320) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Eşitlik mi adalet mi?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an-ı Kerim, kadın ile erkek arasında hiçbir ayırım yapmamakta, her ikisine de aynı hak ve sorumlulukları yüklemektedir. Dini ve insani sorumluluk bakımından da erkekle kadın arasında tam bir eşitlik bulunmaktadır. &#8220;Mü’min olduğu halde, erkek ve kadından kim bir takım salih amellerde/yararlı işlerde bulunursa, işte bu gibiler cennete girerler ve zerre kadar zulmedilmezler.&#8221; (Nisa, 124) &#8220;Erkek ve kadın, mü’min olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz.&#8221; (Nahl, 97) “Mü’min erkekler de, mü’min kadınlar da birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, kötülükten vaz geçirmeye çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Rasulü’ne itaat ederler. İşte bunları, Allah rahmetiyle bağışlayacaktır. Kuşkusuz Allah mutlak güç ve hikmet sahibidir.&#8221; (Tevbe, 71)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eşitliğin olduğu yerler kadar, adaletin merkeze alındığı görev dağılımları ile İslam diğer sistemlerden ayrılmaktadır. “İslamiyet’te erkek ve kadın eşit değil,  adalet dengesi içindedir. Kadın ve erkek yaratılışta ve fıtratta eşit değildir. Birbirlerini ‘tamamlar’ vaziyettedir. İslam, yaratılışta var olan farklılığı kadın ve erkeğin hak ve vazifelerine yansıtmıştır.” (Osman Nuri Topbaş, Aklın cinneti Deizm, s. 139-141) Zaten Batı medeniyeti ile İslam medeniyeti arasında kadına bakışta en büyük farklardan biri de, bu yaratılış özelliklerine göre ödev ve sorumlulukların belirlenme konusunda ortaya çıkmaktadır. <strong>“F</strong>iziksel yapısından ses tonuna, duygu dünyasından düşünce âlemine, sahip olduğu fiziksel gücünden suret ve şekline kadar birçok noktada erkeklerden farklı olan kadının, sosyal hayatta kendisine yüklenen misyon açısından erkeklerle eşit olması hangi mantığa sığar? Allah&#8217;ın ‘her birine ayrı meziyet ve sorumluluk’ vermiştir. Allah (cc) onlar için ‘fıtratlarına uygun olan şeylerle’ onları sorumlu tutmuştur.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 276)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cenab-ı Hak, erkek ve kadına farklı özellik ve yetenekler vermiş ve onların toplum içindeki görev ve konumlarını da farklı kılmıştır. Haklar ve sorumluluklar bu farklı özelliklere göre düzenlenmiştir.  Erkek; kadından fiziki olarak daha güçlü, zorluklara daha dayanıklı, olaylar karşısında daha soğukkanlıdır. Kadın ise duygusal açıdan çok daha zengin, şefkat yönünden de engin bir derya gibidir. İslam Dini, aile kurumunda, kadınla erkek arasında kendilerine verilen maddi ve manevi yeteneklerine göre görev dağılımı yapmıştır. Her cinse görebileceği işi vermiş; kadına, yapamayacağı işi teklif etmemiş, taşıyamayacağı sorumlulukları da yüklememiştir. (Asım Uysal, Kadın İlmihâli, s, 48) Erkek ve kadın her biri, diğerinin tamamlayıcısı ve birbirine karşı denge unsurudur. Erkek, dışarıda hayat mücadelesini yapmakla mükelleftir. (Prof. Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 165)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın ve erkek, her ikisini de insanlık, akıl, sorumluluk, mükellefiyet yönünden eşit yaratsa da, kadın erkekten hem fiziki hem de psikolojik olarak farklı ama aynı zamanda her ikisi de birbirlerinin tamamlayıcısı olarak yaratılmıştır. Bu durum erkeğin kadından veya kadının erkekten üstün olduğu anlamına gelmez. Her iki cinsinde üstün ve eksik yönleri vardır. Her iki cins ayrı yaratılış özelliklerine sahiptir ve İslam bu özelliklere göre görev dağılımı yapmıştır. Bizler de bunu kabul etmeli, yaşam tarzımızı buna göre belirlemeliyiz. Kadın erkek eşit oldukları konularda paralel, olmadıkları konularda adil/adaletli paylaşım ile hayatlarına devam etmelidir. Erkekten ne kadar anasınıfı öğretmeni olabilirse  kadından da ancak o kadar halterci/boksör olabilir. Anlamsız yarış yerine dayanışma, iş bölümü ile hayata devam etmelidir. Eşitlik esastır ama biyolojik ve psikolojik farklılıklar da göz ardı edilmeden hayatın devamı iki cins açısından da en adil çözümdür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcılarıdır. Eşitlikte adalet yoktur fakat adalet de eşitlik vardır.&#8221; (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 277)  Kadın erkek eşitliğinin söz konusu olmadığı alanlarda İslam, kadın erkek eşitliğini değil, kadın erkek adaletini savunur. Her konuda eşit olmak adaletli olmak demek değildir. Mesela eşitlikte, 100 kg yükü kadına da erkeğe de 50’şer kilo olarak paylaştırmak esastır. Adalette ise, genel itibari ile daha güçlü olan erkeğe daha fazla, daha az güce sahip kadına daha az yük vermek esastır. Bu eşitlik değildir ama adalettir, güncel terim ile ‘kadına pozitif ayırımcılık’tır.   </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzden örneklerle devam edelim. “İngiliz kraliyet ordusunda, kadın erkek tüm askerlere “aynı eğitim programının” uygulanması, kraliyet ordusu fizikçilerinden Yarbay  Ian  Gemmel’i “fırsat eşitliği adı altında kadın askerler eziliyor” diye isyan ettirir. Erkek askerlerin eğitimi sırasında  yaralanma oranı yüzde 1.5 iken, kadınlarda bu oran yüzde 11.1‘lere kadar çıkmaktadır. Yarbay Gemmel’e göre bunun nedeni: Kadın kas ve kemik yapısı erkeklere göre daha zayıf. Aynı eğitim kadın bedeninde erkeklere oranla  % 39 daha fazla baskı oluşturuyor. Belirli kas olgunluğuna ulaşmak için erkek askerlerin 3 ay  çalışması yeterli iken, kadınların 6 ay çalışması gerekmektedir. Bu  kadın askerlerden 40 tanesi orduyu   “bize fazla yükleniliyor” diyerek   mahkemeye başvurmuştur.” (The Sunday Times, 10.03.2002) “İngiltere&#8217;de kraliyet donanmasında görev yapan kadın askerlerin dörtte birinin, görevleri sırasında en az bir kez cinsel tacize uğradığı açıklandı.” (Milliyet, 24.06.2005) “Amerikan askerleri arasında yaşanan cinsel tacizin geçtiğimiz yıla oranla büyük bir artış gösterdiği ortaya çıktı. Pentagon yetkilileri askerler arasında yüzde 40&#8217;ı bulan cinsel taciz artışını yeni uyguladıkları programa bağladı.” (Akşam,19.03.2006) “Ordudaki kadınlarla ilgili çarpıcı araştırma: ABD ordusu özel harekat komutanlığının yayınladığı rapor, kadınların cinsiyet ayırımcılığına maruz kaldığını ortaya koydu. Görüşme yapılan kadınların neredeyse hepsi cinsel tacize maruz kalmış ve çok azı bunu şikayet etmiş.” (Diriliş Postası, 25.08.2023) İsrail&#8217;de askere alınan kadınların üçte biri cinsel tacize uğruyor. İsrail Devlet Ombudsmanı tarafından hazırlanan raporda, zorunlu askerlik hizmetini yapan kadınların yüzde 33&#8217;ünün en az bir ya da daha fazla sefer cinsel tacize uğradığını söylediği, bunlardan yüzde 70&#8217;inin bu konuda şikayette bulunduğu vurgulandı.&#8221; (Sözcü, 29 Kasım 2022)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın daha duygusal olduğu için çocuk eğitimi ve büyütülmesi görevi İslam’da kadına ana görev olarak verilmiştir. Çünkü o bu duygular ile yaratılmıştır. Acıma, sevme duygusu erkeklerden daha fazladır. Erkekler genellikle çocuk bakıcısı olamazlar. Çünkü erkekte acıma, sevme, şefkat daha az yoğunluktadır. Halbuki çocuğa sevgi; anne sevgisi lazımdır. Erkek evi dışarıdan korur, evin mali yönden devamını sağlar. Kadın evin içişleri ve eğitimine bakar. Aile kurumunun ahlaki temellerini atar. Kadın bir işte çalışsa bile daha çok yıpranır (Sosyal düzende o nedenle de kadınlar erkeklerden daha az sürede emekli olur) ve ailenin, çocuğun eğitimi ile yeteri kadar ilgilenemezler. Dolayısı ile de aile düzeni zamanla bozulur. Aile bozulunca sosyal çöküntü başlar. Eşit toplumda çalışan kadın çocuğunu kreşte büyütür ve sevgi yerine aldığı paraya göre dadısından/kreşten muamele gören çocuklarda büyüyünce psikolojik sorunlar ortaya çıkar. Akşam kreşten alınan çocuğa, bu açığı kapatmak için, beraber olunan az sürede bu kere daha fazla ilgi gösterilir ve çocuk bu iki uç arasında büyütülmeye çalışılır&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5678" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/elmanin-2-yarisi-2.jpg" alt="elmanin-2-yarisi-2" width="110" height="176" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın erkek eşit değildir birbirini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler. Peygamberimiz “Kadınlar erkeklerin yarısıdır.” (Ebu Davut, Tahâret, 94; Tirmizi, Taharet, 82; <em>Müsned, VI/256, 377</em><em>) </em>buyururlar. Hadiste geçen &#8216;şekâiku&#8217; kelimesi sözlükte, ‘tam ortadan ikiye bölünen bir bütünün parçası; ikiye yarılmış nesnenin bir parçası ve yarılmış ve çatlamış olan’ manalarına gelir, Yani bir bütünü meydana getiren iki parçadan her biri, diğerinin &#8216;şakik’idir. Mesela, Holly Bourne tarafında yazılan ve Türkçeye “Sen benim diğer yarımsın” diye çevrilen roman da benzer mantığı yansıtmaktadır. Bu kitabın adından hiç kimse, ‘yarım insan’ mesajı çıkaramayacağı gibi hadisten de kimse farklı anlamlar çıkarmaya çalışmamalıdır! Yoksa oy verme/biat alma esnasında peygamberimiz erkekler yanında kadınlardan da ayrıca biat almıştır ki, bu da kadın erkek eşitliğini yasal yönden ortaya koyan en güzel örneklerdendir. (Süleyman Ateş, Gerçek Din Bu 1, s. 55) Zaten “Kadınlar İslam hukuku önünde erkeklerle eşit haklara sahiptir.” (Kemal Kahraman, Muhammed M. Pickthall, s.110)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Buna göre, yaratılış, eğitim, kulluk, vatandaşlık, insaniyet yönünden eşit olan kadın ve erkek, fıtratları, ruhi ve biyolojik/psikolojik yapıları yönünden ise birbirlerinden farklı ama birbirlerini tamamlayıcıdırlar. Her iki cinsinde eksik ve fazlalıkları vardır ve aralarındaki bu kadar farka rağmen onlardan eşit olmalarını beklemek her iki cinse de zulümdür. Adalet ve huzur ise, yaratılışa uygun iş bölümündedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu konudaki bilimsel kaynaklar için, ‘Kadın erkek farklıdır’ başlıklı yazımıza bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi oryantalist merkezli ve ateistler tarafından gündeme getirilen ve İslam’la bağdaşması mümkün olmayan ithamlara ve cevaplarına geçelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Erkek kadından üstün müdür?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Erkekler, kadınların kavvam/koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden faddele/üstün kılmıştır.” (Nisa, 34)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müslüman olduğunu duyuran ABD&#8217;li Abbey Hafez, Nisa, 34. ayetin mealini okuyarak İslam&#8217;ın kadınlara tanıdığı ekonomik hakları sıralamakta ve &#8220;Kadınlara bu kadar yüksek haklar veren ve toplum içinde çok yüksek bir statü tanıyan başka bir din duymadım. Artık Kur&#8217;an okuyan bir Hristiyan değilim, Kur&#8217;an okuyan bir Müslümanım. Hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim&#8221; diye sosyal medyada paylaşım yapmaktadır. (Tiktok, 25.11.2023; instagram.com/abbeyhafez) Bizdeki bazıları da bu ayetten hareketle &#8216;İslam&#8217;da kadın hakları yok&#8217; diye yorum yapmaktadır! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayetteki üstünlük &#8220;sorumluluk&#8221; anlamında kullanılmıştır. Yani erkeğe kadından daha fazla sorumluluk verilmiş ve erkeğe daha fazla yük yüklenmiştir. Zaten aynı ayette ‘mali sorumluluktan’ bahsedilmekte ve erkeklerin ailenin geçimi ve diğer mali yükümlülükleri üstlenmesine (ailenin geçiminden, mehir, diyet, cihad gibi görevlere) işaret edilmektedir. “Kadına cihad, evin geçimi, diyet gibi sorumluluklar yoktur, bunlar erkeklere yüklenmiştir.” (Molla Musa Celali, Ateist İtirazlara Cevaplar, s. 65)  “Bu nedenle de mirasta kadına bir pay, erkeği iki pay verilmiştir.” (Tabatabai, Mizan, IV/244, 358) Yani ayette geçen ‘Kavvam’ sorumluluktur. Yine Kur’an’da bu kelime, Furkan, 67. ayette ‘Kavama/denge’ anlamında kullanılmıştır. Bu sorumluluk ve dengeyi koruyup yerine getiremeyen erkek kavvam olamazlar: Hanımının hakkını yerine getirmeyen, onun malına göz diken, harcama (infak) görevini yapmayan ve ailenin ırz ve namusunu korumayan erkekler, ‘kavvam’ vasfına sahip kamil erkeklerden sayılmazlar. (Elmalılı, Nisa, 34. Ayet tefsiri) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa suresi 34. ayette Allah’u Teâlâ kadın erkek arasındaki farka işaret ederek, birbirleri arasında bazı faziletle, üstünlükler olduğunu ifade etmiştir. Ayette &#8220;Efdalu&#8221;  yani &#8220;daha üstün&#8221; kelimesi geçmemektedir, dolayısı ile ayetin meali, ‘erkek kadından daha faziletlidir,’ anlamında değildir. Ayette geçen &#8220;Faddale&#8221; kelimesi, Allah&#8217;ın yaratılışta insanları farklı özelliklerle yarattığına işaret etmektedir. Aynı kalıp, Bakara 122. ayette de geçmektedir: Allah, Yahudileri üstün kıldığını belirtirken, yine &#8220;Efdalu&#8221; babı/kalıbı değil, &#8220;Faddale&#8221; babını kullanmıştır. Yani Allah (cc) Yahudilere vahiy göndermekle bazı üstünlük/özellikler vermiş ve onları bu özellikleri sayesinde üstün kılmıştır. Ama onlar vahyin kıymetini bilememişler, onu değiştirmişler ve dolayısı ile de bu üstünlüklerini de kaybetmişlerdir. Bu kalıp yine Bakara 253. ayette de geçmektedir: ‘Allah bazı peygamberleri diğerlerine üstün kıldım’ derken de, yine &#8220;Efdalü&#8221; kalıbını kullanmamakta, &#8220;Faddale&#8221; kalıbını kullanmaktadır. Yani Allah (cc) her peygambere ayrı özellikler vermiş ve her birini farklı özelliklerle diğerlerinden farklı kılmıştır. Burada fazilet/üstünlükte sıralama değil, farklılık esastır. Yoksa Allah bazı peygamberleri diğerlerinden üstün tutmamış ve bizden de aralarında ayırım yapmamamızı istemiştir. (Bakara, 285) Zaten Efendimiz de kendisini Yunus peygamberden üstün gören sahabelerini uyarmış ve &#8220;Beni Yunus b. Matta’ya üstün tutmayın.&#8221; (Buhari, Enbiyâ, Kitabu’t Ta’bîr, 3413, Müslim 2376) buyurmuştur. Arapçada &#8220;Tef’il&#8221; babında olan bu kelime (Faddale) Allah tarafından insanlara verilen ‘farklı özellikleri’ belirtmektedir. Zaten aşağıda da bu farklılıklarla ilgili açıklamalar yapılacaktır.  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yoksa İslam’a göre üstünlük cinste değil Allah’ın emir ve yasaklarına olan bağlılıktadır: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Allah katında en değerli, en üstün olanınız, takvada en ileri olandır.&#8221; (Hucurat, 13); “Saliha bir kadın, bin tane salih olmayan erkekten daha hayırlı ve üstündür.” (Amili, Vesail, XIV/123) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mesela bir müdür ile memur düşünelim. Müdürde insandır memurda. İkisi birçok konuda eşittir. Hatta memur müdüründen birçok konuda ileride de olabilir. Memur olması, onun müdüre göre daha az zeki veya müdürden aşağı bir insan yapmaz. Ama müdürün yetki alanı ve sorumluluğu daha fazla olduğu için memurdan bir üst makamdadır. Ona belli konularda emir verebilir. Ama bunun dışında her ikisi de insan, kul, akıl yönünden eşit bireylerdir. Kur’an da, sorumluluğu fazla olan erkeği kadına üstün (sorumlu) kabul etmiş, görev bölüşümünde erkeğe daha fazla sorumluluk yüklemiş, yüklenen sorumluluk oranında da onu, idareci, sorumluluk sahibi ilan etmiştir. Veda hutbesinde de benzer şekilde sorumluluğa dikkat çekilmiştir: “Ey İnsanlar! Kadınlarınızın sizler üzerinde hakları, sizin de kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır. Kadınların haklarını bilmelisiniz ve gözetmenizi isterim, bu nedenle Yüce Allah&#8217;tan korkmanızı dilerim. Siz kadınları Allah&#8217;ın emaneti aldınız.” (İbn Mace,Menasik, 84;  Müsned-i Ahmed, VII/376; Tirmizi, “Tefsiru’l-Kur’an” 10; M. Hamidullah.  Mecmuatü’l-Vesaikü’s-Siyasiyye, 361-362) Yani Nisa, 34. ayetten amaç, “Aile yaşantısını düzenlemedir. Erkeğin bu görev için seçilmesi de, omuzlarına yüklenen sorumluluktan dolayıdır.” (Muhammed Bakır el-Hakim, Oryantalistler ve Kur’an hakkındaki şüpheleri, s. 20 ) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Feminizm Batı toplumlarında başlamış bir harekettir ve Batı toplumu için de zorunlu bir harekettir. Çünkü Avrupa’da kadın, “İnsan mıdır, İncil’e dokunabilir mi, ruhu var mıdır?” diye tartışılan, (August Bobel, Kadın ve Sosyalizm, s. 46; Ayşe Sucu, Kadınlar üzerine, Sözcü, 9.3.2020) eşi tarafından boşanırken satılan, (tr.wikipedia.org/wiki/Zevce_sat%C4%B1%C5%9F%C4%B1; hukuktar.org/2018/03/12/8792) ve akrabaya, misafire peşkeş çekilen (Kuzay Avrupa), çalıştırılınca ücreti az ödenen (Sanayi dönemi batı Avrupa) kısaca, ikinci sınıf  bir canlı olarak görülmüştür. Böyle bir toplumda kadın tabii ki hak arama yarışına girip, reaksiyon gösterip ileri atılacak ve hakkını arayacaktır. Ama Batıda hak, adalet arama mücadelesi zamanla sınırları zorlamış ve haklı mücadele aşırı uçlara kaymıştır. Eşitlik talepleri sonunda kadın gücünü, hissiyatını, duygu sınırlarını zorlar hale gelmiştir. Vücut geliştiren/kaslı, halter kaldıran, boks yapan kadınlar sadece ruhen değil bedenen de cinslerinden ayrılır hale gelmişlerdir. Fakat İslam toplumlarında kadının ne insan olma yönünün tartışılması, ne Kur’an’a dokunmaması, ne alıp satılımı (fahişelik) durumu söz konusudur. İslam’da kadın annelik görevini yerine getirdikten sonra doktor, hemşire, avukat, öğretmen de olabilir. Hatta bazı kadınların bu mesleklere sahip olmaları farzı kifayedir; mutlaka olmalıdır! İslam genel anlamda eşitlik değil ‘adalet, ehliyet ve liyakatı’ savunur. “Hiç bir insan diğerine eşit değildir. Adalet ve Allah önünde, herkes eşittir. Kadın erkek eşitliği mi? Biz parmak uçlarımız gibi farklıyız. Kadın kadına, erkek erkeğe eşit mi ki, kadın erkeğe eşit olsun! Hangi erkek Hz. Hacer&#8217;le, Ruhu&#8217;l-Kuds’ün annesi Meryem’le eşit olabilir ya da hangi kadın Hz. Yusuf’la, Hz. İsmail’le eşit olabilir ki? İnsan vardır eşrefi mahlukattır, insan vardır ‘bel hüm edal&#8217;dir, ‘essele safilin’dir. Kural; ehliyet ve liyakat. Kim ehil ve layık ise, o üstündür. Bunun kadın veya erkeği yoktur.” (Abdurrahman Dilipak, https://www.youtube.com/watch?v=cxERhd9RUuo)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15177" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/406592002_1713785349101396_8180108643460157874_n.jpg" alt="" width="213" height="348" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kız çocuk, erkek çocuk eşittir</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah (cc) Kur’an’da &#8220;Göklerin ve yerin mülk ve tasarrufu Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Kimi dilerse, ona kızlar bağışlar, kimi dilerse ona erkekler lutfeder. Yahut (çocukları) erkekler-dişiler olmak üzere çift verir. Kimi de dilerse, onu kısır bırakır. Muhakkak ki, O alimdir, her şeyi bilir. Kadirdir, her şeye gücü yeter.&#8221; (Şura, 49-50) buyurur. Hiç bir Müslüman, çocuğunun erkek olmasıyla övünemeyeceği gibi, kız olmasıyla da yerinemez ve yerilemez. Önemli olan, çocuğun &#8220;Kız veya erkek&#8221; olması değil, &#8220;hayırlı bir evlat&#8221; olmasıdır. (Aysel Zeyneb Tozduman, İslam’da Kadının Hakları, s. 36) İslamiyet’ten önce Arabistan’da yaygın olan kız çocuklarını diri diri gömme âdeti (&#8216;Turan Dursun’a cevaplar’ konusunda bu konu detaylı ele alınmıştır.), İslamiyet’le tamamen ortadan kaldırılmıştır. (Tekvir, 8-9) İşin kötü tarafı, bu âdetin günümüzde kürtaj adı altında, daha doğmadan ve kız-erkek ayırımı yapılmadan devam ettiğinin farkında olunamamasıdır! İslam’da kız çocuk erkek çocuk ayırımı yoktur. Kız erkek çocuk veren Allah’tır. &#8220;Çocuklarınız size Allah (c.c.)’ın bir hibesi/hediyesidir; dilediğine kız, dilediğine erkek verir.&#8221; (Hakim, el-Müstedrek, II/284) “Bir adam Hz. Peygamber’in yanında otururken, oğlunun biri gelir. Adam çocuğu öper ve dizinin üstüne oturtur. Az sonra kızı gelir. Adam onu öpmeksizin önüne oturtur. Bunun üzerine Rasulullah, &#8220;Aralarında eşit davranmıyor musun?&#8221; diye adamı uyarır.” (İbrahim Canan, Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye, s.175) Heysemi, Mecmau&#8217;z-Zevaid, VIII/156) Çocuklara eşit davranmaya çok önem veren Peygamber Efendimiz: &#8220;Bağış ve ihsanda çocuklarınızın arasını eşit tutun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.&#8221; (Buhari, <em>Hibe</em> 12; Heysemî, IV153; lbn-i Hacer, el-Metalibü’l-Aliye, IV/69) buyurmuştur. Peygamberimiz kız çocuğuna karşı kötü duygular beslenmesini men etmiş, (İbn Hanbel, Müsned, IV/151) kız çocuğu yetiştirmenin büyük ecir ve sevap olduğunu ifade etmiş (<em>İbn Mace, Edeb, 3; Tirmizi, Birr, 3)</em> ve  “Allah&#8217;tan korkun ve çocuklarınız arasında adaleti gözetin”(Buhari, Hibe, 12-13; Müslim, Hibât, 13)  buyurmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Miras konusu</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam miras hukukunda kadına, erkeğe verilen miktarın yarısı verildiği söylenerek kadına haksızlık yapıldığı, hatta bunun, kadının erkeğin yarısı kabul edildiğinin de delili olduğu iddia edilir. Halbuki İslamiyet’te kadın erkek mirastan eşit pay aldığı yerler de vardır, kadının fazla pay aldığı yerlerde. Ama fazla aldığı yerler sorun olmamakta, eşit aldığı yerler de gündeme getirilmemekte, sadece az pay aldığı yerler hep ön plana çıkarılmaktadır.  Ayırım iddiasının kökenini de, ‘kız ve erkek kardeş’ miras almaya hak kazandıklarında, erkek kardeşe kız kardeşe verilenin iki katı verilmesi oluşturmakta ve bu istisna durum genelleştirilerek sanki tüm kadın erkek arasında bu oranın var olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mirasta kız ve erkek kardeş varsa, erkeğe kız kardeşinden iki kat fazla pay verilir. Bu paylaşımda ilk bakışta adaletsizlik olduğu izlenimi oluşmakta ise de, durum hiç de görüldüğü gibi değildir. Örneğin bir baba vefat etse, babanın üç dairesi olsa, kız kardeş bir, erkek kardeş iki daire mirastan pay alır. Kız kardeş bir erkekle evleneceği zaman, kız kardeşin bir dairesiyle evleneceği erkeğin ailesinden kendisine miras kalan iki payı bir araya gelince toplam üç payları olur. Erkek kardeşinde kendi iki dairesi ile beraber, evleneceği kızın ailesinden kendisine miras kalan bir pay birleşince onların da toplam üç payları olur. Kız kardeşin evleneceği erkeğin ailesinden getireceği iki pay, erkek kardeşinin iki dairesinden fazla olabileceği gibi, tersi az da olabilir. Aynı  durum erkek kardeş içinde söz konusudur. Erkek kardeşin evleneceği kızın getireceği pay, kız kardeşinden çok olabileceği gibi az da olabilir. Ama sonuçta paylar kız ve erkek kardeşlerde eşitlenir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama miras paylaşımındaki farklılığın asıl sebebi bu değildir. İslam hukuku ailenin geçim ve bakımından erkeği sorumlu tutmuştur.  (Halil İbrahim Acar, Ana Hatlarıyla İslam Aile Hukuku, s. 144) Erkek kardeş evleneceği kıza ‘mehir’ verir. İslam’da ‘başlık parası’ yoktur. Mehir, evlenmeden önce ve boşanma vuku bulursa boşanma sırasında erkeğin kadına verdiği bir sigorta, mali güvenlik sistemidir. Mehir ile kadın hem evliliğin başlangıcında hem evliliğin bitme ihtimaline karşı sonrasında mali açıdan koruma altına alınmıştır. Evleneceği kıza mehir veren erkek kardeşin iki dairesi erimeye başlar. Ayrıca erkek kardeş hayatı boyunca evleneceği kadın ve çocuklarının nafakasını (yiyecek, giyecek, yakacak, barınma) karşılamak zorundadır ki nafaka kelimesinin köken anlamı zaten “Bir şeyin bitmesi, azalması, sarf etmek” (Halil b. Ahmed, Kitabü’l- Ayn, “nfk”, V/177; İbn Manzur, Lisanü’l-Arab, “nfk”, X/357; Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı Hukukı İslamiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu, II/444) anlamlarına gelmektedir. Örneğimizdeki erkeğin iki dairesi, nafaka ile evlilik süresince de erimeye devam eder. Halbuki kız kardeş, erkek kardeşinin evleneceği kıza mehir vermesi gibi, o da evleneceği erkekten mehir alacaktır. Ayrıca hayatı boyunca kendisine ve çocuklarına evleneceği erkek bakmak, mali ihtiyaçlarını evleneceği erkek karşılamak zorundadır. Kız kardeş ise kendisi dışında başkalarının geçimini sağlamakla mükellefte değildir. (Komisyon, İslam’da Kadın Hakları, II/178-283) Ayrıca, kendi dairesini ailesine harcamak da zorunda değildir. (kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/921/evli-bir-kadin&#8211;kendisine-ailesinden-kalan-mirasi-kocasina-danismadan-istedigi-gibi-kullanabilir-mi) Bu bir payı onun harçlığıdır; ister satar, ister bağışlar, ister kiraya verir veya isterse de kocasına bağışlayabilir. (Mevsıli, el-İhtiyar, III/48, 52)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>                                                  Miras: 3 daire</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>                          Kız kardeş                                         Erkek kardeş</strong></span><br />
<span style="color: #000000;">                                1                                                           2</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">             <strong>Kız kardeş</strong>        Erkek                                 Kız         <strong>Erkek kardeş</strong></span><br />
<span style="color: #000000;">                    1                    2                                         1                    2</span><br />
<span style="color: #000000;">          Evleniyor  (toplam 3 pay)                         Evleniyorlar (toplam 3 pay)</span><br />
<span style="color: #000000;"><strong>                (+) </strong>Mehir, Nafaka                                        <strong>(-) </strong>Mehir, Nafaka </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi erkek kardeşe daha fazla mirastan pay verilmesinin sebebi, onun toplum içindeki ağır mali sorumluluğundan dolayıdır. Erkek kardeş aldığı iki payı önce evlenirken mehir, sonra nafaka olarak ailesine harcayacak, mirastan aldığı pay hep eksilecektir. Kız kardeş ise, aldığı bir payın yanında mehir, nafaka alacak, ekonomik yönden payını artıracaktır. İlk başta erkek kardeş kız kardeşinden fazla pay almış gibi görünse de, hayatın olağan akışı içinde kız kardeşin az gözüken payı artarken, erkek kardeşinin fazla gözüken payı, kız kardeşi ile aynı cinse harcanmak üzere devamlı azalacak, eriyecektir. İşte bu nedenle “Mirasın taksiminde erkek kadına, aile ve çocuklarına sarf etmek için miras servetinin üçte ikisini alır.” (Prof. Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 169) Özetle, erkek kardeşe ‘ailesine -eşine yani bir kadına- harcaması için’ fazla pay verilmiştir. Zamanla da bu oran kız kardeş lehine değişmektedir. Yani ortada erkeğin üstünlüğü değil sorumluluğu söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Her fırsatta adaleti emreden (Bakara, 282;  Al-i İmran, 18, 21; Nisa, 3, 58, 127129, 135; Maide, 8, 42, 95, 106, En&#8217;am, 115, 152; A’raf,  29, 159, 181; Enfal, 58; Yunus, 4, 47, 54; Nahl Suresi, 76, 90; Hac Suresi, 25; Ahzab, 5; Şura, 15; Hucurat , 9; Rahman, 9; Hadid, 25; Mümtehine, 8; Talak, 2) bir kitabın mirasta adaletsiz olduğunu iddia etmek mantıksızdır. Kur’an, eşit değil ama adil bir paylaşım sunar. Zaten eşitliğin de amacı adalettir.&#8221;  (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 45, 47)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkek kardeş hem kendisine, hem hanımına ve çocuklarına, gerektiğinde annesine, babasına, kız kardeşlerine bakmak, onların geçimlerini sağlamakla görevli olduğu için, gerektiğinde yine kendisinin bakıp himaye edebileceği kız kardeşinden bir kat daha fazla miras alması, adalete aykırı değil, aslında adaletin ta kendisidir. “İslam&#8217;da, kadınların sahip oldukları mallarını, kocalarının müdahalesinden tamamı ile özgür olarak idareye hak sahibidirler.” (Hilal ve Haç Çekişmesi, Halil Halid, s. 160) ve Durant’ında ifade ettiği gibi, &#8220;Müslüman kadını, Avrupa&#8217;daki bazı kadınlara göre çok daha iyi durumdaydı. Edindiği her mal ve para tamamı ile kendine özel kalır.&#8221; (Will Durant, İslam Medeniyeti, s. 64) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetle &#8220;erkek ve kadının miras paylarının farklı olmasının sebebi ekonomik sorumluluktur. (Doç Dr Hüseyin Çelik, Kur’an Ahkamının Değişmesi, s. 116) Kadına erkeğin yarısı kadar miras her zaman alacağı bir oran değildir. Bu, sadece kadının aynı anne babadan bir erkek kardeşi bulunduğu durumda gerçekleşecek bir durumdur. Eğer ölenin tek kızı varsa, mirasın yarısını alır. Ölenin anne babası eşit pay alır, aralarında kadın erkek ayırımı da yapılmaz.&#8221; (Çelik, s. 118) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evlenme</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Annem babam dini anlamda şüpheciydi. Tanrıya inanmıyorlardı. Beni ve iki kız  kardeşimi inançsız yetiştirdiler. İslam&#8217;ı da kadın karşıtı bir din olarak görmem sanki benim için bir takıntı idi. İslam bir erkeğin dört karısının olmasına nasıl izin veriyordu? Anti feminist, erkekleri kadınlardan üstün tutan bir dindi İslamiyet.” (Sonradan Müslüman olmuş Hilary adlı hanımın anlattıklarından, Neden Müslüman oldum, İhtida öyküleri, s. 35) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle bir hususun altını çizelim: İslam’da kadınlar istemedikleri biri ile evlendirilemezler. Anne baba ve kızın ‘ortak onayı ile’ evlenme, en makbul olan evliliktir. Kadın sahabiden dul bir hanım olan Hizam kızı Hansa’yı babası bir adama nikah etmişti. Ama Hansa, bu evliliğe razı değildi. Kalkıp Hz. Peygamber Efendimiz’e geldi. Ve babasının nikahladığı adamla evlenmek istemediğini bildirdi. Peygamber Efendimiz de, onun bu sözü üzerine derhal nikahı bozdu ve böyle bir evliliğin olamayacağını söyledi. (Buhari, Nikah, 42)  İbn-i Abbas’ın rivayetine göre, bir defasında bakire bir kız Rasulullah Efendimiz’in yanına gelerek dert yandı. Babasının, kendisini arzu etmediği biriyle evlendirdiğini söyledi. Peygamber Efendimiz, kıza bu evliliği devam ettirip ettirmemekte tamamen serbest olduğunu söyledi. (Ebu Davud, Nikah, 24)  Yine dul bir kadın olan Sübey’a el-Eslemiyye’ye iki kişi evlenme teklifinde bulunmuş ve bu hususta kendisine, istemediği kimseyle evlenmesi için baskı yapılmıştı. Bunun üzerine Sübey’a Hz. Peygamber’e gelip, olayı anlatır. Hz. Peygamber (sav) de, onun istediği ile evlenme hakkına sahip olduğunu ifade buyurur. (İbnü’l-Esir, Üsdü’l-Ğabe, VII/137)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gelelim ‘taaddüd-i zevcat/polygamy’ denen ve en çok 4 kadınla evliliğe izin verilen konuya. Sınırsız sayıda evliliğin olduğu bir dönemde Lord John Davenport ve Thomas Carlyle tarafından da tespit edildiği gibi “İslam, Doğuda yaygın olan çok kadınlar evliliği sınırlamış, zina ve sapıklığı şiddetle yasaklamış” (Davenport, Hz. Muhammed ve Kur’an-ı Kerim , s. 51) ve “Hz. Peygamber çok evlilik adetini değiştirmiş ve sınırlamıştır.” (Thomas Carlyle, Heroes and Hero-Worship, Muhammed isimli 2. Bölüm)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Haksızlık etmekten korkarsanız tek kadın veya mülkiyetinizde bulunan cariye ile yetinin; bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisa, 3) “Ne kadar üzerine düşseniz de kadınlar arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz; bari birine büsbütün kapılıp da diğerini askıda imiş gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a itaatsizlikten sakınırsanız bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, engin rahmet sahibidir.” (Nisa, 129)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa, 3. ayetle, henüz evlenmemiş olanlara bir kadınla yetinmeleri tavsiye edilmiş, birden fazla kadınla evli olanlar için adalete riayet edememe tehlikesinin bulunduğunun altı çizilmiştir. Bu ayet inmeden önce var olan gelenek gereği, birden fazla evlenmiş olanlara da 129. ayet ile, birden fazla kadın arasında adalete tam riayetin mümkün olmadığı bir kere daha hatırlatıldıktan sonra, hiç olmazsa adaletsizlikte, farklı ilgi ve muamelede ölçünün kaçırılmaması emredilmiştir. (Karaman, Kur&#8217;an Yolu Tefsiri, II/15, II/155) Hz. Peygamber de, “Kimin iki hanımı olur da bunlardan birine farklı ilgi gösterirse kıyamet gününde bir tarafı felçli olarak haşredilecektir” (Müsned, II/295, 347, 471; Ebu Davud, “Nikaḥ”, 38; Tirmizi, “Nikaḥ”, 42; İbn-i Mace, Nikah, 47; Tac Tercemesi) buyurarak eşler arasında adaletli davranmanın önemini belirtmiştir. İslam alimleri de, eşlerine adaletli davranamayacağını hisseden kimsenin birden fazla kadınla evlenmesinin dinen caiz olmadığını belirtmişlerdir. (Cessas, Aḥkamü’l-Ḳurʾan, II/55) Ayrıca Hz. Ayşe annemizde Nisa 3. ayet ile ilgili olarak, “Ayetin, yetim olan ve velileri ile kalan kızlar hakkında indiğini,  veliler yetim kızlarla düşük mehir vererek nikahlanmayı amaçladıkları için, ayetin tam mehir verilmesi gerektiğinin altını çizdiğini.” belirtmektedir. (Buhari, Kitabu&#8217;t-Tefasir, 4) Ayetlerden anlaşılacağı gibi, birden çok evlenme hususu bir emir, zorunluluk değil (Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı, s. 126) belli şartlarda müsaade edilen bir istisnai durumdur. Bu istisnai şartlardan amaç da, toplumu ahlaksızlıktan ve fuhuştan korumaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an’da Allah’ü Teala tek kadınla evliliği Müslümanlara tavsiye etmektedir. Dolayısıyla İslam’da tek eşlilik esastır. İslam’da bir erkeğin en çok dört kadınla evlenmesine ise, belli şartlar dahilinde izin vardır.  (DVİA, Arap, III/321; Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, II/198, 200; Şemsettin Günaltay, İslam’dan Önce Araplarda Kadının Durumu, Belleten, XV/701, 706)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İslam&#8217;ın ilk geldiği zamanı, o ortamı, kültürü düşünün. Sonra yüzyıllar içerisinde yaşanan savaşlar, kimi zaman kadının kimi zaman erkeğin artıp eksilmesini. Tarihsel süreçte çok eşliliğe bunun gibi pek çok şey neden olmuştur. Yani sırf cinsel arzu dolayısıyla değil, toplumsal ve ekonomik hayatın, aile hayatının gereği olarak birden fazla evlilik gündeme gelebileceği için İslam, bu kapıyı kapatmamıştır. Ama sırf zevk ve arzu için ikinci bir kadınla evlenmenin önünü de tıkamıştır. ‘Erkek ilk eşin rızası olmadan evlenemez.’ Zaten Türkiye&#8217;de yaşanan sıkıntının bir nedeni de budur. Birinci eş ikinci hanımı istemiyor, ikinci hanım da birinciyi. Üstelik ikinci hanım, evleneceği erkekle görüşürken, birinci eşinden boşanma sözü istiyor. Yani bir yuva yıkarak yeni bir yuva kurmayı arzuluyor. Bunun caiz olmadığını söylemeye gerek bile yoktur. Bir de şunu düşünmek gerekir; çok eşliliğe belli sebeplerle izin verilmiş. Ancak bir insanın sağlığını bozmak yasak kılınmıştır. Birinde izin var, diğerinde yasak. İzin verilen bir şeyi yapmadığınızda sevabınız eksilmez, yasak olanı yaptığınız da ise günaha girersiniz.” (Hayrettin Karaman, Haber 7, 13.01.2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Erkeğin ikinci bir eşle evlenebilmesi belli şartlara bağlanmıştır. Bunlar sırasıyla şunlardır:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1-) İlk hanımın izin vermesi: İslam dininde erkekler, birden fazla evlenmekle emrolunmadıkları gibi, kadınlar da bunu kabul etmek zorunda değildirler. (Mehmed Zihni Efendi, Hanımlar İlmihali, s. 6-7) Kadın kocası ile evlenirken, , ‘benden sonra başka kadınla evlenmezsen seninle evlenirim.’ şartı koşar ve erkek de kabul ederse erkek bir daha başka bir kadınla evlenemez. Eğer ilk hanımı izin verirse, erkek ancak o zaman ikinci bir hanımla evlenebilir. Dolayısı ile İslam’da,  “İlk eş ikinci eşle evliliğe razı olursa, erkeğin ikinci kadınla evlenme hakkı doğar.” (Profesör Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 196) “Kadın, evlilik sözleşmesi esnasında kocasına başka bir kadınla evlenmemeyi şart koşma hakkına sahiptir. Bu durumda erkek ikinci bir kadın alamaz.” (Yusuf  Kardavi, Melamihu&#8217;l Muctemei&#8217;l-İslami, s. 356) “İslam hukukunda, kadınlara nikah akdine koydurabilecekleri yığınlarca imkan tanınmıştır. Özürsüz, izinsiz ikinci bir eş alma hakkı yoktur.”  (Prof. Dr. Eva de Vitray Meyerovitch, İslam&#8217;ın Güler yüzü, s. 126-127) “İlk hanım, üzerine evlenilmesini arzu etmediği takdirde bu hususu nikah esnasında uygun bir şart ile” elde edebilir. (Ömer Nasuhi Bilmen, Huk. İsl. ve Ist. Fıkh. Kamusu, II/114) 30 Ağustos 2012 yılında, Tunus Bilinçlenme ve reform için ılımlılık derneği başkanı Adil el-İlmi de, çok eşliliğin yasallaşmasını talep ederken “çok eşlilikte ilk eşin rızasını şart” koşmuştur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2-) Belli şartlarda ancak erkek ikinci bir kadınla evlenebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mesela bir savaş olsa, erkek nüfusu doğal olarak (her savaşta olduğu gibi) azalıp, ülkede kadın nüfusu çok erkek nüfusu az iken kanun gereği her erkek bir kadınla evlense, fazlalık olan, açıkta kalan kadınlar ne yapacaktır? &#8220;Kafirlere karşı devamlı savaşmalarından dolayı Müslüman erkeklerin sayıları azaldı. Çok sayıda dul kadın için eş bulabilme ihtimali ortadan kalktı. Çok evlilik uygulaması için ortaya konan şartların yerine getirilmesi o kadar ağırdır ki, ancak çok az sayıda erkek korkusuzca böyle bir şeye girebilir. Hristiyan âleminde ise birçok evli kimsenin metres tuttuğu bilinen durumdur.&#8221; (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s. 184, 185, 189) Avrupalı gazeteci Hans Barth’ın,’Le droit du Croissant’ adlı eserinden: “Zina, evde kalmış kızlar gibi bilinmeyen bir sorundur. Benzer şekilde evlilik dışı çocuklar, özel trajediler, boynuz takan kocalar, Monte Carlo’nun dehşet verici dedikoduları, Hristiyan Avrupa’sındaki diğer güzel çekici şeylerde yoktur. Türk erkeği birkaç kadınla evlenir ise, ona itiraz etmek yanlış olur. Patavatsızlığım için özür dilerim ama Avrupa’da hangi erkek bunun sayısını geçmemiştir?” (Hayrunnisa Akdaş, II. Meşrutiyet dönemi fikir akımlarının taaddüd-i zevcat konusundaki tartışmaları, Yüksek lisans tezi, 2016, s. 90)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Savaş nedeniyle erkek nüfusu kimi zaman azalmakta ve kadınlar fazla olabilmektedirler.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 233) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da kadın nüfusu erkek nüfusunun üç katına yükselmişti. (İslam’a İnanmanın Ateizme ve Deizme İnanmaya Üstünlüğü, Fırat Erkılıç, s. 104) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya veya Fransa’da erkek nüfusuna göre 7.300.000 daha fazla kadın vardı ki, bunlardan 3.3 milyonu duldu. 20-30 yaşları arasındaki her 100 erkeğe yine aynı yaşlarda 162 kadın düşmekteydi. (Ute Frevert, Women in German History: From Bourgeois Emancipation to Sexual Libeation (New York: Berg Publishers, 1988, s. 263- 264) 1948 yılında Münih’te düzenlenen Uluslararası Gençlik Konferansı’nda Almanya’daki cinsiyet oranlarındaki aşırı dengesizlik tartışıldı. Sonunda poligami, konferansın kapanış bildirgesine dahil edildi. (Elsayyad Sabiq, Fiqh al Sunnah, II/191)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Huğaslero: “Resmi araştırmalara göre bu sene Fransa da dört hanım kıza eşit olunacak bir erkek düşüyor. Binaenaleyh çok eşliliği yasaklayan Fransa kanunu cezasının 340. maddesi düzenlenmelidir. Dörtte biriyle evlenince üçü ne olacak? Biri bütün manasıyla evlilik kanunlarının faydalarından nimetlenecek, diğer üçü ahlaka aykırı olarak erkeklerin birer gecelik eğlencesine, fuhşun zorlu hizmetine mahkum olacak. Çocuklardan kimi anası babasının duasıyla evlendiği için meşru çocuk olacak, babasının mirasına konacak, aile ismini taşıyacak. Diğeri p.ç sayılacak, mirastan ve pederinin isminden mahrum kalacak, ona göre refah ve terbiye de görmeyecektir. Kısaca toplumun başına bela bir serseri yetişecek. Hele bekar hayatının zührevi hastalıklarının genişlemesindeki tesirini de kim inkar edebilir?” (Hayrunnisa Akdaş, s. 80)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Görüldüğü gibi “Teaddüd-i zevcat, geçici hallere ait bir hükümdür. Adalet ve eşit muamele şarttır. Taaddüd-i zevcat kanununa, toplumun ihtiyaç olduğu nice mühim devreler vardır.” (Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 193) ve “Savaşlar, taaddüd-i zevcatı bir zaruret haline getirir.” (Kutup, s. 194)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Böyle istisnai durumlar için modern sistemler bir çözüm üretemiyor. Ama bu gibi istisnai durumlarda İslam’ın (tek eşlilik genel tavsiyesi yanında) taaddüd-i zevcat meselesi gündeme gelir ve sorun kendiliğinden olağan mecrasında çözülür. İlk hanımın iznini alan erkek ikinci eşini alır ve toplumda kim kimin eşi, kim kimin çocuğu belli olur. Toplum ahlakı ve nesil korunmuş olur. Eş aldatma, metres, veledi zina, anne-baba sevgisinden uzak yetişen çocuk gibi sorunlar ortadan kalkar. Türkiye’de çağdaş psikiyatrinin kurucusu olan Pr. Dr. Mazhar Osman bu nedenle şunu söylemektedir: “Ben Taaddüd-i zevcatı bir kusur değil, kemal-i eser olduğuna inanıyorum.” (Sefa Saygılı, Mazhar Osman, s. 128)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Meşhur Hristiyan evangelist Billy Graham, kendi dini adına şu itirafta bulunmaktadır: “Hristiyanlık, poligamiyle uzlaşmaz. Fakat günümüz Hristiyanlığı poligamiye izin vermezse, bu kendi zararına olacaktır. İslam, ‘bazı sosyal problemlerin bir çözümü olarak’ poligamiye, ‘belli kurallar çerçevesinde’ ve ‘insan tabiatına uygun olacak şekilde’ izin verdi. Hristiyan ülkeleri büyük bir ‘monogami/tek eşlilik şovu’ yapıyorlar, fakat gerçekte onlar poligamiyi uyguluyorlar. Hiç kimse, Batı toplumlarında metresin rolünü bilmiyor. Bu açıdan İslam, temelden şerefli bir dindir. O, toplumun ahlakını korumak için, bütün gizli ilişkileri şiddetle yasaklamıştır.” (Abdul Rahman Doi, Woman in Shari’ah (London: Taha Publishers, 1994) s. 76) “Evlenmeden önce 8 cinsel partnere sorun yok diyenler, birden fazla eşe gelince ‘sorunlu’ diyebiliyorlar. Halbuki metres hayatı yaşayan bir kadın aşağılanır ve hiçbir hakkı da yoktur. (Zakir Naik, Gençlerin inanç sorunları, s. 142) Metresler “Yaşlanmaya başlayınca, aşıkların gönüllerinden düştükleri gibi gözlerinden de düşer ve ihtiyarlıkları da çoğunlukla fakirlik içinde son bulur. Zevceliğin yerine metresliğe layık görülen kadınlar gayrimeşru çocukların da annesi olurlarsa, sonraki durumları daha da kötü olur. İngiliz gazetelerinde defalarca gördük ki, genç ve fakir kızlardan idama mahkum edilenler oldu. Zinadan doğan çocuklarını öldürdükleri için. O gayrimeşru doğmuş olan belasını başına getirenlerin çoğu, yüksek sayılan tabakalara mensupturlar. Şehvetleri uğrunda feda ettikleri bu kızları nikahları altına almaları için onları hiçbir şey zorlayamazdı. Metres tutan evli Hristiyanların sayısının birden fazla hanım ile yaşayan Müslümanlarından pek de aşağı olmadığı bilinmektedir.” (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s. 188, 190) Tabii bu yazının yaklaşık 150 yıl önce yazıldığının altını da çizelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaten günümüzde Batıda tek eşle yaşayan, zina etmeyen, çocuğu belli olan kaç toplum vardır? Kendi toplumunun yapısını çok iyi bilen Pr. Dr. Forel şunu söylemektedir: “Avrupa’da tek eş taraftarlığı etiket, riyadan başka bir şey değildir.” (Emine Özkan Şenlikoğlu, Gençliğin imanını sorularla çaldılar, s. 137; Zafer dergisi, Aralık 1992, sayı: 192) İslam’da ise erkek hanımını asla aldatmaz! Ya izin alır evlenir ya da asla zina yapmaz. Hatta gözü ile bile! Batı ise zina, fuhuş, homo-lezbiyen bir toplum olma yolunda, hayvanlarla cinselliğe yönelmiş bir çağdaş Lut kavmine dönüşmüştür. (Detay için ‘Batı medeniyeti’ ve ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ adlı yazılara bakılabilir.) Bu nedenle Anguetil, “Acele taaddüd-i zevcat kabul edilmelidir. Geçen her saat toplumsal bir suç olmaktadır.” (İbrahim Sarı, Evlilik rehberi, s. 182; Şenlikoğlu, s. 144) demektedir. Wictor Gambon, Charles Richet; “Tek eşlilik, kadına hoş görünmek için uydurulmuş yalan gösteriştir.” derler. Wictor Marqveritte, Ayandan Gogslero, Dr. Charles Richet, Binet Sanglet gibi yazarlar Batının içine düştüğü buhranı görüp çok kadınla evliliği savunurlar. (Şenlikoğlu, s. 146) “Çoğu zaman da hanımlar, kendi kocalarını başka bir kadınla paylaştıklarının farkında bile değildir. Dolayısıyla, birçok kimse, çok kadınla evlilik üzerinde anlaşmayı teklif etmektedir.” (Philip L. Kilbride, Plural Marriage ForOur Times, s. 94) Bu mesele, 27 Ocak 1993 yılında Philadelphia’nın Temple Üniversitesi’nde düzenlenen panelin konusuydu. (Philip L. Kilbride, s. 95-99) Bazı konuşmacılar, poligamiyi krizden çıkmanın elde mevcut tek yolu olarak teklif ederken, özellikle fahişelikle metresliğe müsaade eden toplumlarda poligaminin kanunla yasaklanmamasını da istediler. Amerikalı Roma Katolik mirası antropoloğu Philip Kilbride, çok kadınla evlenerek, evlilik dışı bir ilişkiye son vermek, çocuklar için boşanmadan daha iyidir. (Philip L. Kilbride, s. 118) demektedir. Cambridge Üniversitesinden Dieter Lukas, tek eşliliğe insanları zorlamanın insanlık açısından bir problem olduğunu belirtir. (The New York Times, 2.8.2013) Washington üniversitesinden Prof. David Barash ise, insanlar için monogaminin doğal olmadığını ve poligaminin uygun olduğunu anlatan ve bu konudaki araştırmaları içeren bir kitabı 2016 yılında yayınlar. (Barash, D.P. , Out of Eden: the surprising consequences of polygamy. 2016, Oxford University Press.) “Zamanımızda pek çok kimsede çok evlilik için doğal bir his vardır ki, ona karşı koymak çok zordur.” (Ch. Le Torneau, The Evolution of Marriage, s. 136) Gerçekte Medeni memleketlerde pek çok erkek, çok evliliğe benzer bir durum içinde yaşamaktadır. Yüz bin kişide ancak bir kimse bulunabilir ki, ömründe yalnız bir kadından başkasına bakmadığına yemin edebilsin. (Max Nordau, Convertional Lies of Our Civilization, s. 301) İşin dikkat çekici yönü ise, Batılı bu araştırmacıların İslam’daki savaş vb. özel şartları aramadan poligamiyi savunmalarıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1998 yılında 16-45 yaş aralığındaki kişiler üzerinde Dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre İngilizlerin %42’si, Amerikanların %50’si, Almanların ve Meksikalıların %40’ı, Fransızların %36’sı, İspanyolların %22’si eşlerini aldattığını veya aldatabileceklerini kabul ediyor. 16-21 yaş arası erkeklerin %40’ı aynı ‘zaman diliminde çok fazla kadınla birlikte olduğunu’ söylerken bu oran aynı yaş grubu kadınlarda %28 olmuş. (Mackay, J., Global sex: Sexuality and sexual practices around the world. Sexual and Relationship Therapy, 2001. 16(1): p. 71-82) ABD’de 2006 yılında yapılan bir araştırmada, Amerikalı erkeklerin %20’sinin tek partnerle, %60’ının ise 2 ile 20 arası partnerle birlikte iken, %17’sinin ise 20’den fazla partnere sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yani halkın dörtte birinin 20’den fazla partneri var ve yaklaşık %80’i ise birden çok partnerlidir. (Lehmiller, J.J., The psychology of human sexuality. 2017: John Wiley &amp; Sons; www.lehmiller.com/blog/2012/6/8/sex-questionfriday-whats-your-number.html; www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/02/insan-tek-esli-midir-cok-eslilik)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">3-) Adalet: Hanımı izin verse, mali, sosyal, kültürel şartlar uygun olsa da, erkek kendine şu sormalıdır: ‘Evleneceğim yeni eş adayı ile ilk eşim arasında adaleti sağlayabilecek miyim?’ İkisinin çocuklarında, sevgi başta her türlü ihtiyaçlarında maddi-manevi adaleti gerçekleştirebilir miyim? Cevabı ‘hayır’ ise, erkek yine evlenemez. İlk hanımı izin verse, şartlar müsait olsa bile! Yani üçüncü şart ‘Adalet’tir. (Nisa, 3)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birden fazla kadınla evli olan bir erkek, eşleri arasında her hususta adaletli davranmaya dinen mecburdur. Nöbetleşe beraber kalır. Birinin nöbetinde iken, onun izni olmaksızın diğerine gidemez. Ortakların güzeli ile çirkini, yaşlısı ile genci bu hususta aynı durumdadır. Kocanın bu konuda hiç bir özrü geçerli değildir. Yedirme, giydirme, mesken, davranış gibi bütün konularda da hiçbir ayırım yapmaması şarttır. (Osman Keskioğlu, Fıkıh Tarihi ve İslam Hukuku, s. 240-242) Bu üç şartta bir arada olmalıdır. Biri eksik olursa, ikinci eş yasaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gelelim bu kuralın pratik hayattaki karşılığına, uygulamaya yansımasına. &#8220;Asyalı Erkeklerin her birisinin dört karısı olduğu düşüncesi tamamen yanlış bir düşünce idi. Gerçekte bin erkekten sadece ellisi iki eşli, belki on tanesi de ikiden fazla eşliydi. Bizim oralarda bir söz vardı, &#8220;İki karı ile evli kalmaktansa, iki kaplanla yaşamak daha iyidir.&#8221; (Mirza Ebu Talep Han, Oksidentalizm, s. 345) İngiliz yazar, yorumcu ve dinler tarihçisi Bayan Armstrong, çok eşliliğin kadınların aleyhine değil lehine sonuçlar ürettiğini vurgular ve özellikle maddi sıkıntıların olduğu bir toplumda dört eş ve çocukların sorumluluğunu almanın cesaret ve şefkatin bir neticesi olduğuna işaret eder. (Karen Armstrong, Muhammad, 127, 133)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Osmanlı toplumunda evli erkeklerin birden fazla evli olanlarının oranı, yüzde bire ulaşmıyordu.&#8221; (Aişe Aslı Sancar, Osmanlı toplumunda kadın, s. 54) Zaten &#8220;Öteden beri, Müslüman toplumunda tek eşlilik hep yaygın olan nikah türü olarak gelmiştir.&#8221; (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 232) Günümüzde Metres olarak kullanılıp kenarı atılanların oranı acaba yüzde kaçtır? Bir yerde kadınla evlenme söz konusu ise, orada o kadının hakkı vardır. (Ömer Faruk Korkmaz, s. 231) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir erkeğin ikinci hanımı olma ihtimalini abartanlarla; bundan çok daha fazla yüzdelik dilime ulaşan bir kesim olan ve bir eşya gibi kullanılıp atılan, cariyeden de kötü şartlara sahip olan ‘Metres, lolita, hayat kadını, telekız, eskort, fahişe, sex işçisi’ adı altında yaşamaya zorlanan kadınların durumunu göz ardı edenler neden hep aynı kesimdir? “İslam şeriatı gelse bir erkeğin dördüncü karısı olacaktın” diyenler, metres, telekız, eskort, sevgili adı altında onlarca kadını kullanıp atarken aslında, İslam&#8217;ın kadınların bu şekilde kullanılmasına engel olduğu için bu iftirayı attıklarını bir gün tüm kadınlar anlayacaktır! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadın bedenini bir meta gibi alınıp satılan bir eşya olmaktan kurtaran tek dünya görüşü İslam’a aittir. İstisnai bir durum olup yine kadınların onurunu korumak için İslam’ın ortaya koyduğu bir kuralı genelleştirip, İslam’da kadın haklarını sorgulayanların iyi niyetli olduğunu düşünmek çok safdillik olur! Onların, önce savaş gibi ender durumlarda ortaya çıkacak bu soruna ne tür çözümler ürettiklerini veya ‘metres, telekız’ adı altında hayatları boyu bir aile ortamını tadamadan yaşamaya çalışanlara dönük çözüm önerilerinin neler olduğunu açıklamalarını bekliyoruz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Osmanlıdan beri “birden fazla evliliğin oranı bütün Müslüman toplumlarda %5”i geçmemektedir.” (Hristiyan yazar Corci Zeydan, İslam Medeniyeti Tarihi, V/145) Alman protestan papaz Salomon Schweigger: &#8220;Türkler dünyaya, eşleri de onlara hükmeder. Türk kadını kadar gezen, eğleneni yoktur. Çok eşlilik yoktur. Boşanma pek görülmüyor. Çünkü boşanırken erkek para ve eşya veriyor ve kız çocuk anaya kalıyor.&#8221; demektedir. (İlber Ortaylı, “Anadoluda XVI. Yüzyılda Evlilik İlişkileri Üzerine Bazı Gözlemler “Osmanlı Araştırmaları, İstanbul 1980, I/37; Osmanlı Toplumunda Aile, s. 67) M. A. Ubicini de yazdığı eserinde, Türkiye’de çok kadınla evliliğin son derece az olduğunu belirtir. (M. A. Ubicini, Türkiye 1850, II/477) Osmanlı döneminde, “İstanbul&#8217;da 1516 erkekten 1407’sinin (%92,8) tek kadınla evli olduğu tespit edilmiştir. Aynı incelemede 103 erkeğin 2’şer, sadece 6’sının 3’er eşle evli oldukları görülmektedir.” (Ö. L. Barkan; “Edirne Askeri Kassamına Ait Tereke Defterleri (1545-1659)”, TTK- Belgeler Serisi, III/5-6, s. 13)  Şer’iye sicilleri kullanılarak yapılan bir araştırmada, 16. yüzyılda Bursa’da 939 evli erkekten 22 kişinin (%2.3) iki evli, 2 kişinin (%0.2) üç kadınla evli olduğu görülmüştür. Dört kadınla evli ise hiç yoktur. Dolayısıyla geriye kalan 915 kişi 1 kadınla evlidir. (%97.5) (Klaus Liebe- Harkort aus Hagen; Beitrage zur sozialen und wirtschaftlichen Lage Bursas am Anfang des 16. Jahrhunderts, s. 303) H. Gerber, Bursa Şer’iye sicillerinde 2000’in üzerinde erkeğin mirasçıları üzerinde yaptığı bir araştırmada, 17. yüzyılda Bursa’da iki veya daha fazla kadınla evlilik yapan 20 kişiyi tesbit etmiştir. Çok evlilik oranı % 1’dir. (Abdurrahman Kurt, “Osmanlı’da Kadının Sosyo-Ekonomik Durumu”, Yeni Türkiye Dergisi, Osmanlılar Özel Sayısı, V/446-447)  Daniel Bates’in tesbitlerine göre Güneydoğu Türkmen aşiretlerinde bu oran % 3’dür. (Cem Behar, “Polygyny in Istanbul, 1885-1926”, Middle Eastern Studies, Volume 27, Number 3, July 1991, s. 479) İstanbul’da 1885’de çok evlilik oranı %2.51, 1907’de %2.16’dır. (Cem Behar, Alan Duben, İstanbul Haneleri, İstanbul 1996, s. 161, 162, 169)  1860-1930 tarihleri arasında muhtelif senelere ait verilerde, 3291 evli kişinin 3183’ü (% 96.72) tek evli, 108’i (%3.28) birden fazla kadınla evlidir. (Cem Behar, “Polygyny in Istanbul, 1885-1926”, Middle Eastern Studies, Volume 27, Number 3, July 1991, s. 480; Doç. Dr. Said Öztürk, Osmanlı Araştırmaları Vakfı Osmanlı’da Çok Evlilik) Nüfus kayıtlarına göre de, 1848 yılında Kahire&#8217;de evli erkeklerin sadece yüzde 2,7&#8217;sinin çok eşli olduğu, aynı yüzyılda, İstanbul&#8217;da ise bu oranın sadece yüzde 2 olduğu kaydedilmiştir. (Filiz Barın Akman, Osmanlı Çok Eşli miydi? İnternet Haber; 1 Haziran 2011) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Lord John Davenport’dan alıntı ile devam edelim: “Ünlü gezgin Nayboher de, ‘Ben Arabistan’da bir ayrılık görmedim. Bu memleketin kadınları, Avrupa’dakiler gibi serbest ve mutlu. Araplar dört kadınla evlilik hakkından pek az faydalanıyorlar. Çünkü eşler arasında eşitlik ve adaletle yükümlüdür din kanunlarınca. Bu zorluktan dolayı Araplar bunda çok az faydalanır.’ demektedir.” (Lord John Davenport, Özür Diliyorum, s. 105)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Altı asır ayakta kalabilmiş bir devletin kuşkusuz sağlam bir aile yapısının olması gerekir. Bu yapı içinde anne ya da eş olarak kadınların sahip oldukları haklar da önemlidir. Çoğunlukla seyahatnamelerde ya da oryantalistlerin yazmış olduğu eserlerde, Osmanlı kadını denilince eve hapsolmuş, toplumdan soyutlanmış, eşinin evlendiği diğer hanımları ile birlikte yaşamaya mecbur birer kişi tasvir edilir. Oysa her dönemin şartları o toplumu şekillendirir. İslamiyet erkeğe dört kadına kadar evliliğe müsaade etmişse de, bunun toplumda görülme oranı sanıldığı kadar fazla değildir. Erkekleri bu tür evliliğe iten sebepler arasında özellikle Osmanlı’nın ilk dönemlerinde gaza/savaş anlayışı ve bunun getirdiği sonuçlar, ilk eşten çocuk sahibi olmaması görülebilir.” (Ömer Düzbakar, Osmanlı Toplumunda Çok Eşlilik: 1670-1698 Yılları Arasında Bursa Örneği, s. 98) Oryantalist Lucy Garnett, (Lucy Mary Jane Garnett, Türkiye’nin Kadınları ve Folklorik Özellikleri, s. 502) D’Ohsoon (Burçak Evren, Dilek Girgin Can, Yabancı Gezginler ve Osmanlı Kadını, s. 133) ve Georgina Adelaide Müller, Osmanlı’da çok eşlilik olduğu iddiasının yanlış olduğunu, daha çok tek eşliliğin hakim olduğunu ve çok eşliliğin istisnai bir durum olduğunu ifade ederler. Müller ayrıca bir Osmanlı bakan eşinin kendisine “Biz sizden daha mutluyuz. Bizim kocalarımız hizmetkarlarımız arasından bildiğimiz birini beğeniyor. Fakat sizin kocalarınız, sizin tanımadığınız kadın oyuncularla dolaşıyor.” (Georgina Adelaide Müller, Ondokuzuncu Asır Biterken İstanbul’un Saltanatlı Günleri, s. 128) dediğini aktarmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">19. yüzyılın sonlarında Hans Bart, ‘Le droit du Croissant’ adlı eserinde “Batıda üçden ziyade kadınlar ile münasebetde bulunmayan kim vardır?” diye sormaktadır. (Aktaran Mahmud Esad, Taaddüd-i Zevcat, Kostantınıyye 1316, s. 64) Mustafa Sabri bir Batılıya atfen, “Müslümanlar dörde kadar ve kendilerini daha medeni addeden Batılıların istediği kadar kadınla istifraş” ettiklerinden söz etmektedir. Haşim Nahid’in dediği gibi, “Bir tek eşle evli olan Avrupalıların çoğu gayr-ı meşru surette defalarca eşlere sahip olmaktadır.” (Şeyhülislam Mustafa Sabri, Aile Hayatı, Tesettür Meselesi, Kadın Hukuku, Yay. Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi, III/1119, 1122) Newsweek dergisinin yaptığı bir araştırma bu konuda Batının ne denli bir çıkmaz ve çöküş ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Evlilik dışı çocukların oranı İsveç”te %50, Danimarka”da %47, Norveç”de %46, Fransa”da %35, İngiltere”de %32, Avusturya”da %27’dir. Bu rakamlar sadece çocukların oranını vermektedir. Evlilik dışı yaşayanların oranı bundan çok daha yüksektir. Şu acı tablo, Batıda evliliğin bir bakıma rafa kaldırıldığının da resmidir. (Ahmet Selim, Batı Medeniyetinin Son Virajı, 18 Ocak 1997)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ünlü &#8216;Ben Hur&#8217; romanının yazarı Lew Wallace, 1881-1885 yılları arasında Amerika&#8217;nın Türkiye elçiliğini yapar. 10 Şubat 1887&#8217;de Brooklyn müzik akademisinde yaptığı bir konuşmada  (New York Times, 11.2.1887, s. 4) “Türkler son derece kibar ve dindar insanlardır.” demekte ve “Haremle ilgili hikayelerin birer hayal ürünü olduğunu, çok kadınla evliliğin yaygın olmadığını, kadınların evlerinde mahpus olduklarına dair düşüncelerin yanlış olduğunu” anlatmaktadır. (Doç. İbrahim Kalın, İslam ve Batı, s. 197) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, sanıldığının veya lanse edilenin aksine neden çok eşlilik bu kadar azdır? &#8220;Bir yandan Kur’an-ı Kerim’in açık tavsiyeleri, diğer yandan kanunun kadınlara iyi muamele etmesi ve onların geçimini tek başına sağlaması konusunda kocaya yüklediği mecburiyet Müslüman fertler arasında çok kadınla evlenme olaylarının oldukça ender görünmesine büyük katkıda bulunmaktadırlar.&#8221;  (M. A. Ubicini, Türkiye 1850, II/479) 12. yüzyılın ünlü İslam alimi Zemahşeri, ‘Neabigu’l-Kelime’ isimli eserinde: “Denizde dalgalarla boğuşanlar mı yoksa birden çok kadınla evlenen mi talihsizdir, bilemem.” demektedir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evet! Günümüzde bir erkeğin 4. veya 40. sevgilisi olununca sorun kabul edilmemekte, ama nesli, ahlakı ve toplumu ayakta tutacak resmi olan, en çok dört kadınla evlilik sorun kabul edilmektedir! Hemen her gün gazetelerde ‘Fuhuş baskını’ haberleri okuyoruz. Kadınların, başları öne eğik fotoğraflarını görüyoruz. Onlarında başları dik, onurlu bir yaşamla, ikinci eş olarak bile olsa, toplum içinde namusları ile hayatlarını sürdürselerdi, bu durum o kadınların hakları açısından daha onurlu bir durum olmaz mı idi?! ‘Batı medeniyeti’ adlı yazımızda görüleceği gibi, tek bir erkeğin yüzlerce hatta binlerce kadını kullanıp atması demek feministleri hiç rahatsız etmemektedir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ya metres, sevgili hayatını savunanlara ne demeli? Onlar çok evliliğe karşıdırlar. Genç kızları kandırıp, kullanıp atmak varken ne gerek var zaten mehir, çocuk, kadının ömür boyu sürecek sorumluluğunu yüklenmeye! Bazı seküler kesim, “Evlenmeye niyetin yoksa eline bile dokunamazsın.”  kuralını  boşuna mı çağdışı kabul ediyorlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Savaş zamanları dışında da kadın erkek nüfus oranları bazen dengesizleşmektedir. “BM verilerine göre ‘125 ülkede kadın nüfusu erkekleri geçti.’ Dünya çapında 125 ülkede kadın nüfusu erkekleri geride bırakırken, Türkiye&#8217;de dengeli bir dağılım oluştu. Avrupa Birliği ülkelerinde ise kadın nüfusun erkeklerden yüzde 5 daha fazla olduğu belirlendi. Avrupa İstatistik Ofisi, Avrupa Birliği ülkelerindeki kadın erkek nüfus dağılımına ilişkin verilerini yayınladı. Listenin başında Letonya geliyor. Avrupa Birliği Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre Letonya, yüzde 17 farkla, ülkedeki kadın nüfusunun erkeklere oranla en fazla olduğu ülke oldu. Onu yüzde 14 ile Litvanya, yüzde 12 ile Portekiz ve yüzde 11 ile Estonya takip etti.” (Euronews, 07/12/2021) “Kadın sayısının erkeklerden daha fazla olduğu çok sayıda ülke var. Örneğin, Avrupa ülkelerinin tamamında, kadın sayısı erkeklerden fazla. Örneğin 100 kadına karşılık; İsviçre’de 91; İtalya, Polonya ve Bulgaristan’da 94; İngiltere, Fransa ve Romanya’da 95; Almanya, Belçika ve Avusturya’da 96, Türkiye’de 99 erkek düşüyor. Diğer ülkelerden, Estonya’da 85; Ukrayna’da 87; Rusya’da 88 erkek düşüyor.” (Hürriyet, 01 Ağustos 2004) “Bu ülkede erkek kıtlığı yaşanıyor! Avustralya&#8217;da &#8216;erkek kıtlığı&#8217; baş gösterdi. Ülkenin büyük şehirlerindeki kadınlar, ‘aşkı bulmak için’ taşraya yönelmek zorunda kalıyor.” (Habertürk, 8.05.2011) “Rusya&#8217;da kadınların oranı Birinci Dünya Savaşı sırasında yükselmeye başladı ve büyüme Rus iç savaşı, kıtlık ve Sovyetler Birliği&#8217;ndeki &#8220;Büyük Terör&#8221; ile devam etti. Cinsler arasındaki dengesizlik, cinsiyete bağlı ‘kürtajlar ve kız çocuklarının öldürülmesiyle’ tanınan Çin ve Hindistan&#8217;da tersinedir. Çin&#8217;de her 100 kadına 106.3 erkek düşüyor ve Hindistan&#8217;da 107.6” (The Washington Post, 19.8.2015) “100 kadına düşen erkek sayısı: Estonya 88; Litvenya: 84.8; Letonya: 85.3; Belarus: 86.8; Ukrayna: 86.3; Moldova:92.6; Rusya: 86.8; Ermenistan: 86.5; Azerbaycan: 99.1; Türkmenistan: 96.6; Özbekistan; 96.7; Kazakistan: 93.4; Kırgızistan: 98.” (United Nations Word Population Prospects: The 2015 Revision, The Washington Post, 19.8.2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Letonya: Letonya’da erkek kıtlığı yaşanıyor! Letonya’da erkeklerin ortalama ömrünün kadınlara kıyasla daha kısa olması nedeniyle kadınlar uygun eş bulmakta zorlanıyor. Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerden 11 yıl daha fazla. Bu da, yetişkin kadın oranının erkeklerden yüzde 8 daha fazla olmasına yol açıyor.  Letonya Üniversitesi’nden Sosyolog Baiba Bela, kız öğrenci sayısının erkeklerden yüzde 50 fazla olduğunu söylüyor. (Milliyet,14 Ekim 2010) Moğolistan: Moğolistan Dünya Bankası verilerine göre 1 erkeğe 1.1 kadın düşüyor.” (Milliyet, 22 Ocak 2010) Rusya, Almanya, Avustralya, Yunanistan, İtalya, Finlandiya gibi ülkelerde kadın sayısı erkekleri aşmış durumda.  Bu ülkeler arasında başı Rusya çekiyor. Rusya’nın yüzde 46.26’sını erkekler, yüzde 53.73’ünü kadınlar oluşturuyor. Rusya’da 65.7 milyon erkek, 76.3 milyon kadın bulunuyor. Avustralya’da ise kadın sayısı erkek sayısından 100 bin fazla. Almanya’da da erkek nüfusu 40 milyon 478 bin 53’ken, kadın nüfusu 41 milyon 922 bin 943 kişi. Ayrıca Brezilya’da 95 milyon kadın varken, erkek nüfusu kadın nüfusundan 3 milyon daha az. Yunanistan’da ise kadın nüfusu 5 milyon 456 bin 32 kişiyken, erkek nüfusu 5 milyon 250 bin 258 kişiden oluşuyor. İtalya’da kadın nüfusu 29 milyon 676 binken, erkek nüfusu 28 milyon 471 kişi. Finlandiya’da ise 2 milyon 563 bin erkek, 2 milyon 675 bin kadın bulunuyor. (Hürriyet, 07.06.2009, 27.01.2009) Türkiye: Nüfus dağılımı: Erkek: 35.171.000, Kadın: 35.362.000. (Posta, 06.05.2003) Kazakistan: Kazakistan&#8217;da nüfusun %48&#8217;i erkek, % 52&#8217;si kadındır. (web.firat.edu.tr/sosyalbil/dergi/arsiv/cilt11/sayi1/099-114.pdf) Malezya: İki, üç kadına bir erkek oranı var. (Gözcü, 30.03.2006) Dünya nüfusunun mevcut halkların nispetlerini muhafaza ederek,100 kişilik bir köy kadar küçültebilseydik, bu köyün yüzde 52&#8217;si kadın, 48&#8217;i erkek olacaktı. 6 kişi bütün servetin %59&#8217;una sahip olacaktı ve bunların hepsi ABD kökenli olacaktı. (Ensonhaber, 1.7.2019) Avustralya’da en büyük sorun erkek kıtlığı: Kadınlar evlenecek kişi bulamıyor. McCrindle şirketinin araştırmasına göre 8 eyaletten 6&#8217;sında kadın nüfusu erkek nüfusuna oranla 100.000 fazla. Araştırma kız bebek doğumlarının erkek bebek doğumlarına göre hayli yüksek olduğunu gösteriyor. Son yıllarda 25-30 yaş arasındaki kadınlar, erkek arkadaş bulmakta zorlandıklarını dile getiriyorlar. (Güneş, 18.5.2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzde pek çok modern toplumda kadın sayısı erkek sayısından fazladır. “ABD&#8217;de erkeklere oranla 7.8 milyon kadın nüfusu fazladır. Bu sayı İngiltere&#8217;de 4 milyondur. Almanya&#8217;da ise fark 5 milyondur. Rusya&#8217;da erkeklere oranla 9 milyon fazla kadın vardır.” (Zakir Naik, Gençlerin inanç sorunları, s. 141) Amerika’da erkeklerden en az 8.000.000 fazla kadın vardır. Guyana gibi ülkelerde her 100 erkeğe 122 kadın düşmektedir. Tanzanya da her 100 kadına 95,1 erkek düşüyor. (Eugene Hillman, Polygamy Reconsidered: Africa Plural Marriage and the Christian Churches (New York: Orbis Books, 1975) s. 88-93; Zühdü Mercan, Farklı Açılardan Kadın ve Aile; www.enfal.de/ev16.htm) Hatta Darwin bile, kadın erkek nüfusu konusunda benzer sonuca ulaşmıştır: “Bütün uygar ülkelerde, kadın sayısı erkek sayısından daha fazladır.” (Darwin, İnsanın Türeyişi, s. 256) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çok eşle ilgili dünya üzerinde çeşitli araştırmalarda yapılmıştır. (Philip L. Kilbride, Plural Marriage For Our Times (Westport, Conn: Bergin &amp; Garvey, 1994) pp. 109) Kenya’daki Anglikan kilisesi piskoposu: “Eşler arasındaki sevginin ifadesi olarak monogami daha ideal olabilir, fakat kilise çok eşliliğin sosyal olarak kabul edildiği toplumlarda poligaminin Hristiyanlığa ters olduğu fikrinin artık makul olmadığını düşünmeye başlamalı” demektedir. (The Weekly Review, 1Ağustos 1987) Afrika’daki poligami üzerinde çalışan Anglikan kilisesinden Peder David Gitari, terkedilmiş kadınlar ve çocuklar düşünüldüğünde, ideal olarak uygulandığı takdirde, çok kadınla evliliğin boşandıktan sonra yeniden evlenmekten daha Hristiyan’ca olduğu kanaatindedir (Philip L. Kilbride,.Plural Marriage ForOur Times (Westport, Conn. Bergin &amp; Garvey, 1994) pp. S. 126)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diyanet 2008 yılında yaptığı açıklamada, ‘yasal altyapısının olmadığı’ için ‘ikinci evliliğin dinen uygun olmadığını’ açıklar: Başkanlığımız, ilgili Kur&#8217;an ayetinin (Nisa, 3) çok evliliği değil tek eşliliği teşvik ettiğini, hukuken ve toplumsal genel kabul yönüyle tek evliliğin esas olduğu ülkemizde, kadının ‘hakkı korunamadığı, çocukların nesebi ve mirası gibi konularda haksızlıklar söz konusu’ ve neticede kadın mağdur olduğu için’ ikinci evliliğin dinen de uygun olmadığını her vesileyle ifade etmekte, Başkanlık personelinin uygulaması ve toplumu bilgilendirmesi de bu yönde olmaktadır&#8221; ifadelerine yer verdi.  (Yeni Şafak, 01.05.2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlginç çıkışlar. “Sibel Hanım  “Önce zina yasaklanmalı. Şu anda olduğu gibi serbest bırakılmamalı. Sonra da çok eşlilik gelmeli.” diyor. Sibel hanıma katılıyorum: Yani, toplumda zaten belirli bir pratiği bulunan çok eşlilik, yasal açıdan serbest olmalı. Bu, zaten “ikinci eş” durumunda olan kadınları yasal haklara kavuşturacağı için, “feminist” bir adım da sayılabilir. Üstteki sorun Batı’da da tartışılıyor. Örneğin çok eşliliğin 130 yıl önce yasaklandığı ABD’de, Mormonlar gibi bazı dini gruplar bu konuda özgürlük istiyor, bazı liberal (özellikle “liberteryen”) çevrelerden de destek buluyorlar. Hele de “eşcinsel evliliğe” izin veren bir dünyada bu itiraz iyice anlam kazanıyor: İki adam birbiriyle evlenebiliyorsa, niçin bir adamla iki kadın evlenemesin? Amerikalı hukuk profesörü Jonathan Turley’nin “Çok Eşlilik Yasaları Kendi İkiyüzlülüğümüzü Gösteriyor” (Polygamy Laws Expose Our Own Hypocrisy) başlıklı USA Today makalesi, bu konuda tartışma yaratmış yazılardan biri. Turley şöyle diyor: “Bir insan çok sayıda partner ile yaşayabiliyor, hatta onlardan çocuklar yapabiliyor. Ama o partnerlere karşı yasal bir sorumluluk kabul edip de onları ‘eş’ edinirlerse, onları hapse atıyoruz!” Turley’in sözünü ettiği iki yüzlülük, Türkiye’de de bolca var: Konu “zina” olunca “yatak odasında devletin ne işi var!” diye köpürenler, o yatak odasına sayısız “nikahsız partner”le girme özgürlüğünü savunanlar, aynı mekana “nikah eşlerle girilmesine şiddetle karşı.” (Mustafa Akyol, Star, 25.05.2011) Can Dündar da çok eşlilik istedi: “Ben Türkiye&#8217;de birçok ilişkinin üçüncü kişiler sayesinde yürüdüğünü düşünüyorum. İnsanoğlu bence artık tek eşlilik çağını tüketti. Bunun insan doğasına uygun bir şey olmadığını, hele bu çağda bunu uygulamanın son derece zor olduğunun anlaşıldığı bir dönemdeyiz. Ve insanoğlu tek eşlilikten çok eşliliğe yürüyor tekrar. Yani çok eşlilikten gelmişti buraya zaten, yoğun bir kıskaca almayla tek eşlilik denemesi yapıldı birkaç yüzyıl. Ama bir noktaya geldi ve tıkandı. Bir dönemin kapanışına tanık oluyoruz aslında farkında olmadan. Yani bir dönem açılacak ama onun ne olduğunu bilmiyoruz.” (Borajet isimli dergiye verdiği röportajdan,  Türkiye, 28.06.2012) Bu da evrimci bir materyalist yoldaş olan Che&#8217;den: “Hiç bir erkeğin, ömrünün sonuna kadar aynı kadınla yaşamak zorunda olduğu söylenemez. İnsan, kendi kendini böyle sınırlayan tek hayvandır.” (Jean Cormier, Che Guevara, s. 235) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetle, “Bir yerde kadınla evlenme söz konusu ise, orada o kadının hakkı vardır. Mihri verilecek. Allah&#8217;ın bir emaneti olarak bilinecek, nafakası temin edilecektir. Ömürlerinde onlarca, yüzlerce kadınla gayrimeşru beraber olabilmeyi normal sayıp savunanlar, aile hayatının bir modeli olan çok eşli nikahlılığı eleştirmektedir. Onlar birlikte oldukları kadını bir şehvet objesi gibi kullanmakta ve bunun karşılığında kadın için hiçbir hak söz konusu olmamaktadır. Bu normal, her şeyi ile sorumluluklarını üstlendiği birden fazla nikahlı eşinin olması anormal öyle mi?” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 231-232)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi, iddia edildiğinin aksine İslam, kadınların haklarını alternatiflerinden çok daha fazla savunmakta ve korumaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ek bilgi: “İslam öncesi eski Türklerde de çok kadınla evlenme geleneği vardır.” (Tahsin Ünal, İslam Medeniyeti Dergisi, yıl: 2, Sayı: 14, Eylül 1968, s. 30; M. Akif Aydın, “Aile”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, II/199; Yavuz Haykır, Tarihsel Süreç içerisinde Türk aile yapısına bir bakış, Türk Dünyası Araştırmaları, Eylül &#8211; Ekim 2017 Cilt: 117 Sayı: 230 s. 90; Eski Türklerde Aile, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2009, s. 4; Mehmet Mandaloğlu, İslamiyet&#8217;ten Önce Türklerde Aile Hukuku, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Yıl 2013 Sayı: 33, 22 Haziran 2016, s. 139)  “Oğuz Kağan destanında, Oğuz Kağan&#8217;ın üç kadınla evlendiği görülmektedir.” (S. M. Arsel, Türk tarihi ve hukuku, s. 337) &#8220;Eski Türklerde çok eşlilik mevcut, hatta oldukça yaygındı. Bazı kaynaklarda çok eşliliğin sadece hanlara özgü olduğu, bazı kaynaklarda ise hiç olmadığı iddia edilir ki, bu doğru değildir. Çünkü kadın sayısı fazladır ve yakınlarının dullarla evlenmesi şartı vardır.&#8221; (Mualla Türköne, Eski Türk Toplumunun Cinsiyet Kültürü, s. 180; Türklerde Evlenme Gelenekleri, s. 58)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İslam&#8217;da evlilik şartları: Büluğ+Rüşt!</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Talak, 4: &#8220;Ay hali görmekten kesilen ve hiç ay hali görmeyen kadınlarınıza gelince, onların iddeti, üç (takvim) ayı olacaktır; hamile olanların iddetleri ise, doğum yaptıklarında sona erecektir.&#8221; İslam karşıtları, Talak suresi 4. ayetteki &#8220;hiç ay hali görmeyen  kadınlar.&#8221; ayetinden hareketle İslam&#8217;da küçük yaştaki kızlarla evliliğe izin verildiğini iddia etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayette, küçük çocuk ifadesi (bint-benat) geçmemekte, aksine yetişkin kadınlar için kullanılan ‘nisa’ kelimesi kullanılmaktadır. Bu nedenle ayetten kastın, ‘hayız görmeyen’ kadınlar olduğu sonucu rahatlıkla çıkmaktadır. Primer amenore; ergenliğe girdiği, hem bedensel hem cinsel organları geliştiği halde henüz adet görmeyen kadınları ifade eder. Amenore adı verilen bu hastalığın görülme sıklığı da yüzde 5’e kadar çıkabilmektedir. Ayrıca sekonder amenore, normal olarak adet gören kadınların; psikolojik veya biyolojik çeşitli nedenlere bağlı olarak adet görmeye üç aydan daha fazla süreyle ara vermelerine denmektedir. Ayette bahsedilen de, bu gruptaki yetişkin kadınlardır. Ayrıca, evli kadın boşanma aşamasına gelince stres-gerginlikten dolayı adetten kesilebilmektedir. O zaman ne yapacaktır? Kadın psikolojisinin normalleşip sonra üç ay geçmesini mi bekleyecektir? İşte Allah (cc) burada konuya açıklık getirmektedir: &#8220;Tıpkı adetten kesilen yaşlı kadın veya hamile kadınlar gibi, artık adet görmeyen bu tür kadınların da iddet süresi üç aydır. Ayrıca ayet üç tür kadından bahsediyor, adetten kesilen yani yaşlı, hiç adet görmeyen hasta ve hamile olan kadınlar. Sıralamaya bakınca her kadının içinde olabileceği bu üç dönem ve bu dönemdeki her kadın da ‘yetişkin’dir! Bu doğal sıralama yerine yaşlı ile hamile kadın arasında nasıl küçük  yaşta çocuk kızlar eklenebiliyor hayret etmemek mümkün değildir! Zaten iftiraya yönelik bu çalışmayı yapanlarda&#8217; “Kur’an küçük çocuklarla evlenmeyi ‘<em>teşvik ediyor</em>’ diyemesek de” şeklinde eserlerine yazarak,  Kur&#8217;an&#8217;dan çok, bazı yorumları esas alarak iftiralarını temellendirmeye çalışmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Önceleri Yahudi asıllı bir gazeteci iken sonradan Müslüman olup, yıllarca Araplar içinde yaşayarak dillerini ve edebiyatlarını inceleyen ve öğrenen Muhammed Esed, yazdığı ‘Tefsirul Mesaj’  adlı ünlü eserinde, hiç ay hali görmeyenden maksadın, “Yani, herhangi bir fizyolojik sebepten dolayı hiç ay hali görmeyenler&#8221; olduğunu yazmaktadır. Mahmut Toptaş da, ‘Şifa Tefsiri’  adlı eserinde, kız çocuklarından hiç bahsetmemekte ve ‘aybaşı görmeyen kadınlar’a işaret etmektedir. Pr. Dr. Hamdi Döndüren ‘İslam ilmihali’ adlı eserinde bu yaşı, 18 yaşında olup hâlâ adet görmeye başlamayanların adet görmüş gibi kabul edileceği yaş olarak ifade etmektedir. Zaten adet görmemek demek hamile kalamamak demektir. Yoksa cinsel birleşmede kadın açısından bir sorun yaşanmamaktadır.” (Abdullah Akgül, millicozum.com, 19 Mart 2019) İbn Şübrüme Osman el-Betti gibi müçtehitler de, küçüklerin bizzat kendilerinin evlenmelerinin de, velileri tarafından evlendirilmelerinin de caiz ve muteber olmadığını ifade etmektedir. (hayrettinkaraman.net/makale/0383.htm; 01.02.2009) &#8220;Yetimleri nikah çağına kadar deneyin.&#8221; (Nisa, 5) mealindeki ayet, evlenme ehliyetini belli bir çağa bağlamıştır. Kişilerin bizzat evlenme akdini yapmalarının uygun olduğu çağ, evlenme rüştüne erdikleri çağdır. Pr. Dr. Abdülaziz Bayındır, Prof. Bekir Karlığa, Prof. Dr. Kerim Buladı da (İndependent Türkçe, 9.12.2022) benzer görüşleri ifade etmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evlilikte rüşt konusu</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evlenme konusunda kızların rızasının alınması İslami bir emirdir. (Buhari, Nikah, 40, 41; Ebu Davud, II/197; Nesei, Nikah, 36) Kur’an’da<strong> “</strong>nikah, buluğ ve rüşt kavramlarını bir arada içeren tek ayet” olan Nisa suresi 6. ayette: &#8220;Sorumluluğunuz altındaki yetimleri evlenebilecekleri yaşa gelinceye kadar deneyin; sonra aklen olgunlaştıklarını tespit ederseniz (Rüşt) mallarını onlara iade edin; (sakın,) onlar büyümeden önce, aceleyle ve müsrifçe harcayarak mallarını tüketmeyin.&#8221; buyurulmaktadır. Kur’an, yetimlere ancak akıl baliğ olup bir de rüştlerini ispat ettiklerinde mallarını teslim etmemizi emretmektedir. Yetimlerin mallarını vasilerinin kendilerine teslim etmeleri için buluğ çağına girmelerini yeterli görmeyen İslam, aklen olgunlaşıp, rüştünü ispat etmelerini de ön şart olarak ileri sürmektedir. Bakara, 232: &#8220;Kadınları boşadıktan sonra, bekleme sürelerinin sonuna gelmişlerse, ‘aralarında uygun bir şekilde anlaştıkları takdirde’ başka erkeklerle evlenmelerine engel olmayın. Bu, Allah&#8217;a ve Ahiret Günü&#8217;ne inanan her biriniz için bir uyarıdır.&#8221; buyurulur. Ayet bizlere 3 aylık iddet müddeti bitince kadınların evlenebileceklerini haber vermektedir. Nisa 6. ayet ise, yetimlerin mallarında söz sahibi olmak için akıl baliğ olmanın yetmediğini, rüştlerini ispat etmeleri gerektiğini   belirtmektedir. Kur’an’dan hüküm çıkarmak için aynı konudaki tüm ayetlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir. Bu doğru hüküm vermek için şarttır! Her iki ayeti bir arada değerlendirdiğimizde, evlilik için sadece buluğ değil, rüşt/olgunluk şartının da gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır. Gerçek anlamda anne baba olabilmek bir altyapı, eğitim, ufuk, vizyon, misyon ve sorumluluk ister. Bu da bize buluğ yanında rüşt şartının da önemini göstermektedir. Kur&#8217;ani bir bakış açısı bize, en azından yetim malı kadar hatta daha da önemli olan iki kul arasındaki ahirete dek uzanan dünyevi birlikteliğin altyapısının prensiplerini sunmaktadır. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konuya açıklık getirerek, aynı şartların öneminin altını çizmektedir: &#8220;İslam&#8217;a göre, bireylerin ‘hem fiziksel hem de ruhsal olgunluğa’ erişmeden, aile kurmanın anlam ve sorumluluğunu idrak edecek rüşt yaşına gelmeden evlendirilmeleri söz konusu olamaz.&#8221; (Basından, 09.12.2022)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Boşanma</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazı çevreler, ‘İslam’da kadının boşanma hakkı yoktur. Erkek kadına üç kere ‘boş ol’ derse boşanma/talak vuku bulur, kadın itiraz edemez.’ gibi iddialarda bulunmaktadır. Halbuki &#8220;Erkeğin sadece boş ol demesi ile talak gerçekleşmez. Boşanma ancak, mahkemede gerçekleşir.&#8221; (Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 190) ve “Talak suresi birinci ayet gereği üç boşama, bir ağızla söylenecek sözler olmayıp, üç ay içerisinde ve her ay bir tane olmak üzere verilecek ayrı ayrı talaklardan oluşur.” (Süleyman Ateş, Gerçek Din Bu 1, s. 67)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Resulullah’a, adamın birinin karısını bir defada üç talakla boşadığı haberi verildiği zaman, Resulullah öfkeli bir şekilde ayağa kalktı ve “Ben henüz içinizde iken Allah’ın kitabıyla mı oynuyorsunuz?” diyerek bu tür boşanmaların İslam’a uygun olmadığını ilan etmiştir.&#8221; (Sünen-i Nesai, Talak 6) İbn-i Abbas ise &#8220;Erkek hanımına: ″Sen boşsun, sen boşsun, sen boşsun″ diye üç kere söylerse bu, bir boşama sayılır, yeter ki bunlarla birinci defadaki söylediği, ″Sen boşsun!″ sözünü pekiştirmeyi kastetmiş olsun veya hanımıyla henüz gerdek yapmamış olsun.&#8221; (Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4046) demektedir. Bakara suresinin 229. ayetinden ve gerekse Talak suresinin 1. ayetinden açıkça anlaşılan şudur ki, 3 boşama bir ağızda söylenecek sözler olmayıp, 3 ay içerisinde ve her ay bir tane olmak üzere verilecek ayrı ayrı talaklardır. (Süleyman Ateş, İslam&#8217;a itirazlar ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den cevaplar, s. 464)  “Karısını bir defada 3 talak ile boşayıp sonra pişman olan Abdu Yezid&#8217;e Hz. Peygamber eşine dönmesini emretmiş, Abdu Yezid; ‘Ya Resulallah ben onu 3 talak ile boşadım’, demesi üzerine Hz. Peygamber ‘biliyorum’ demiş ve talak suresinin 1. ayetini okumuştur.” (Ateş, Cevaplar, s. 465)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca, bir cümlede üç kere ‘boş ol’ sözü ile boşanma yoktur. (Müslim, Talak, 15, No: 1472; Müslim, Talak, 16, No: 1472; Ebu Davud, Talak, 10, No: 2200; Müslim, Talak, 17, No: 1472)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Eğer karı kocanın arasının açılmasından endişeye düşerseniz, bir hakem erkeğin ailesinden ve bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu ara bulucu hakemler, gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karı koca arasındaki dargınlık yerine geçim verir.” (Nisa, 35) “Ey peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman iddetlerini gözeterek boşayın ve bekleme sürelerini iyice hesap edin.  Onların bekleme süresi üç aydır.” (Talak, 1,3) “Boşanan kadınlar kendi başlarına (evlenmeksizin) üç adet süresince beklerler.” (Bakara, 228)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca iddiaların aksine, İslam hukukuna göre kadının da boşanma hakkı vardır. &#8220;İslamiyet&#8217;in, kadınlardan boşanma yetkisini aldığı iddiası yanlıştır. Bir kadın nikah esnasında &#8216;ismet&#8217; denen hakkını korumayı şart koşarsa, hakkından faydalanmak için şeriatin hükmüne müracaat edilebilir.&#8221; (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s.  202; Murat Bardakçı, Habertürk, 3.12.2017) İslam hukukuna göre kadın veya erkek, evlenirken bazı şeyleri şart koşabilir. (Pr. Dr. Bekir Topaloğlu, İslam&#8217;da kadın, s. 155; Mehmet Dikmen, İslam&#8217;da kadın hakları, s. 178; İslam&#8217;da kadın hakları, Komisyon, I/239, II/301) “Kadının şart koşma hakkına sahip olduğu hususlardan birisi de “Boşanma hakkı&#8221;nın kendi elinde olmasıdır. Buna ‘Tefviz-i talak’ denir.” (Ahmet Akgündüz, İslam Ve Osmanlı Hukuku Külliyatı, Dicle ünv. Hukuk Fak. Yay. Diyarbakır 1986, 205-206) “Bu yetki vermeye “tefviz-i talak” denirken bu yetkiyi alan hanımına da ‘mufavvaza’ denir.” (Muhammed Muhyiddin, el-Ahvalü’ş-Şahsiyyeti fi’ş-Şeriati’l-İslamiyeti, Mektebetü’l-İlmiye, s. 300) &#8220;Tefviz, kitap, sünnet ve icma ile sabittir.&#8221; (Nihat Dalgın, İslam hukukunda boşanma yetkisi, s. 81; Kurtubi, el-Cami, XIV/166; Kasani, Bedayi, III/118) ‘Erkeğin sahip olduğu boşama hak ve yetkisini hanımına vererek, boşanmayı onun irade ve isteğine bırakması.’ şeklinde tarif edilir ve vekaletten faklı bir tasarruf olup, bundan kocanın vazgeçme hakkı yoktur<em>.</em> (Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslamiyye ve Istılah-ı Fıkhiyye Kamusu, II/177; İbn Rüşd, Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed el-Hafid el-Kurtubi, Bidayetü’l-Müctehid ve’n-Nihayü’l-Muktesid, Daru’l-İbn Hazm, 1995, II/41, Kurtubi, Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekr, Ahkamu’l-Kur’an, XIV/170,  Buhari, Talak, 5, VI/165; Müslim, Talak, 4, II/1104; Ebu Davud, Talak, 12, II/653-654; Döndüren Hamdi, Delilleriyle Aile İlmihali, s.418-419) Yani “Koca, verdiği yetkiyi artık geri alamaz.” (İbn-i Abidin, Mehmed Zihni Efendi, Münakehat ve Müfarakat, 160; el-Fıkh ale&#8217;l-mezahibi&#8217;l-erbaaIV/370; İbnü&#8217;l-Hümam, Hethü&#8217;i-Kadir, III/99; M. Ebu Zehra, T. İslam, s. 99) Boşanma yetkisinin kadına devri, nikah akdinden önce yapılacağı gibi, nikah anında veya daha sonra da yapılabilir. (https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/837/bosama-yetkisinin-ese-veya-baskasina-devredilmesi-mumkun-mudur) ve bu şekilde elde ettiği yetkiyi istediği zaman kullanabilir. (el-Fetava’l-Hindiyye, I/423; İbni Abidin, Reddü’l-Muhtar, IV/551, 552, 573)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca kadın Tefviz-i talak yapmasa bile, anlaşamadığı, fakat kendisini boşamak da istemeyen kocasından kendine ait olan malı karşılığında boşanmak (Muhale&#8217;a) yoluyla da ayrılabilir. (H. Karaman, Mukayeseli İslam Hukuku, s: 311; Neylü’l-Evtar, VI/260) Geçimsizlik ve benzeri sebeplerle kadının, söz konusu nikahtan doğan haklarından vazgeçerek ayrılmayı istemesine yani muhale&#8217;a muamelesine tarihten bir örnek verelim: “Konya şehrinde Muhtar mahallesinde oturan Hasan kızı Amine adlı hanım, şer&#8217;i mahkemede muhâla&#8217;a yaptığı kocası Ahmed oğlu Süleyman adlı şahıs huzurunda şöyle ikrar ve beyanda bulundu: Adı geçen Süleyman&#8217;la güzel geçinemediğimiz için Süleyman&#8217;ın bana karşı borçlu bulunduğu mehri mueccelimden, iddet nafakamdan ve mesken masrafları hakkımdan vazgeçerek, sözü geçen Süleyman ile geçerli ve meşru olmak üzere karşılıklı rıza ile boşandım. Bundan böyle karı-kocalığa ait bütün dava ve taleplerden birbirimizin zimmetini umumi ibra ile ibra ve iskat eyledik. Birbirimizde hak ve alakamız kalmadı.” (Abdurrahman Kurt, Bursa Sicillerine Göre Osmanlı Ailesi, Bursa, 1998, s. 59; Konya Şer&#8217;iye Sicilleri, Mevlana Müzesi, No: B-17/60; Akgündüz/Hey&#8217;et, Şer&#8217;ye Sicilleri. I/278-283) “Klasik dönem Osmanlı Bursa’sında en fazla mahkeme kayıtlarına geçirilen boşanma şekli % 61.18 oranıyla muhala’adır. Onu % 34.21 ile bain talak izlemektedir. Muhala’a kadın talebiyle gerçekleşen bir boşanma şekli iken bain talakta boşama yetkisi tamamen erkeğin elindedir.” (Bursa Şer‘iyye Sicilleri, A 98, 194b; Saadet Maydaer, Klâsik Dönem Osmanlı Toplumunda Boşanma, Uludağ üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi Cilt: 16, Sayı: 1, 2007, s. 299-320) Görüldüğü gibi, zannedilenin aksine Osmanlı döneminde kadın hem boşanma hakkına sahiptir hem de bunu en fazla uygulayan kesimdir. Bunun dışında &#8220;Erkeğin gerçekten ciddi bir tehdit oluşturduğuna kanaat getirilirse ya da eşlerini eşit ve adil bir beraber zaman geçirme sunamıyorsa, bu durumda kadının da boşanma hakkı oluşur.&#8221; (Mirza Ebu Talep Han, Oksidentalizm, s. 346) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Türkiye’de milyonlarca kişi, eğitim programlarındaki geçmişi kötüleme hevesi yüzünden Medeni Kanun öncesindeki asırlarda kıyılan nikahların şimdikilerden tamamen farklı olduğunu, erkeklerin çoğunun dört kadın aldığını, canları istediğinde boşayıp yenileri ile değiştirebildiklerini, eski nikahlarda yaş sınırının bulunmadığını ve birçok kadına da aslında nikah yapılmadığını zannederler. Mecelle’nin ardından çıkartılan “Hukuk-ı Aile Nizamnamesi” ile evlilik hukuku daha bir zaptu rapt altına alınmıştır. Evlilik akdi, imamın önüne geçip “Aldım-kabul ettim” gibisinden sözlerin söylenmesinden ibaret değildi ve deftere kaydedilirdi. “Mihr” meselesi, yani kadının geleceğini güvence altına alan tazminat miktarı da yazılı olarak düzenlenirdi. Bu belge senet hükmünde idi, koca günün birinde eşini boşayacak olduğu takdirde önceden belirlenmiş mihri ödemeye mecburdu. Bundan otuz küsur sene önce bir yazı dizisi için Suudi Arabistan’a gitmiş ve bir hapishaneyi görmüştüm. İçeride hemen her suçtan mahkum vardı ama en fazla dikkatimi çeken mahkumlar, karısını boşayıp da mihrini ödeyemeyen kocalardı!  “Şer’iye sicili” denen ve bir kısmı yayınlanan Osmanlı mahkeme kayıtlarına baktığınızda aynı uygulamanın bizde de mevcut olduğunu, boşanma muameleleri için tutulan ‘seyyibe defterleri’nde bütün ayrıntıların yazıldığını görürsünüz. Çokeşlilik meselesi de geçmişte, şimdi zannedildiğinden farklıydı ve pek öyle yaygın değildi. Nüfus kayıtları ve şer’iye sicilleri üzerinde yapılan son araştırmalar neticesinde çıkartılan istatistikler, çokeşliliğin Osmanlı’da en yüksek olduğu dönemlerde bile yüzde beşi geçmediğini, üçüncü kadın alma oranının ise çok daha düşük ve bu ‘yüzde beşin yüzde onu’ civarında bulunduğunu göstermektedir. (Murat bardakçı, Habertürk, 31 Temmuz 2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam&#8217;a uygun boşanma en az üç ay sürer.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birinci Ay: Boşanmak isteyen kadın ve erkek, kadıya/hakime giderler. Boşanmak istediklerini söylerler. Hakim onlara bir ay mühlet verir ve ‘barışmalarını tavsiye’ eder. İkinci Ay: Eşler yine gelirlerse hakim onları yine gönderir. Ailelerini çağırıp, onlara tavsiyelerde bulunmalarını ister. Bir ay da büyüklerinin nasihatleri ile geçer. Üçüncü Ay: Vazgeçmemişlerse hakim onlara; “Son bir ay, yine gelirseniz kesin boşanma kararı verilir.” der ve gönderir. Üçüncü ayın sonunda anlaşma olmazsa, boşanma vuku bulur. “Bakara 228. ayet bize boşanmış kadınların evlenmeksizin 3 ay hali boyunca beklemeleri gerektiğini bildirir. Bu süre zarfında barışmak isterlerse, kocaları onlarla evlenebilir.” (Kemal Gürger, Ateizmin ve deizmin sorularına karşı İddialar ve izahlar, s. 106) Yani, “boşama durumu ortaya çıktığında eşler 3 aylık süre içinde ailelerine geri dönebilirler.” (Süleyman Ateş, İslam&#8217;a itirazlar ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den cevaplar, s. 463)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İslam aile hukukunda erkeğin boşama hakkı sınırsız olmadığı gibi tek yetkili de değildir. İslam aile hukukunda kadının da evliliği sona erdirme hakkını kullanabileceği tefvizü’t-talak, hul’/muhalea ve tefrik gibi çeşitler bulunmaktadır. Ancak kadının bu hakları teoriden çıkarılıp pratiğe dökülmeli ve fiili olarak uygulanabilecek düzenlemeler yapılmalıdır.” (Ayten Erol, Fatma Gökalp, İslâm Aile Hukukunda Kadının Evliliğini Sona Erdirme Hakkı, Kalemname 7/13 (Haziran 2022), s. 29)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi, ne ‘Boş ol’ deme ile bir anda boşanma vuku bulur ne de ‘İslam’da kadının boşanma hakkı yoktur’ iddiası doğrudur.  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Şahitlik</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İddia edildiği gibi, İslam, kadının şahitliği kabul etmez veya kadını erkeğin yarısı mı kabul eder?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hz. Ömer hutbesinde, Müslümanlara evlenirken mehri azaltmalarını söylemişti. Bir hanım itiraz edip, &#8220;Ey Ömer, bunu söylemeye hakkın yoktur!&#8221; demiş ve Kur’an-ı Kerim’den Nisa suresinin 20-21. ayetlerini delil göstermişti. Bunun üzerine Halife Ömer, &#8220;Allah&#8217;ım bağışla! Kadın, Ömer’i susturmuştur!&#8221; diyerek kendi görüşünden dönmüştür. (Beyhaki, es-Sünenü’l-Kübra, VII/233; Sa’d b. Mansur, Sünenu Sa’d b. Mansur, I/166-167; Kurtubi, Cami’ li Ahkami’l-Kur’an, V/99; <em>İbn Hacer, el-Metalibü&#8217;I-aliye, II/4-5; Şevkani, Neylü`l-Evtar, VI/168; Heysemi, Mecmau`z-Zevaid,  IV/283</em><em>¸</em>İbn-i Kesir, Nisa, 20-21. ayetin tefsiri) Yine Hz. Ömer, kızı Hz. Hafsa’ya, kadınların kocalarından ne kadar süre ayrı kalabileceğini sormuş, kızının O’na verdiği cevaba uygun olarak, bu süreyi dört ay olarak belirlemiştir. İslam hukukunda erkeklerin vakıf olamayacağı ve tamamen kadınların ilgi sahası olan bekaret, evlilik, doğum, hayız, süt emzirme ve kadınlara ait hastalık gibi kadınlara özel hallerde, erkeğin değil, sadece tek kadının şahitliği yeter görülmüştür. (Serahsi, el-Mebsut, XVI/144; İbnu&#8217;l-Kayyım, et-Turuku&#8217;f-Hukmiyye, 79, 151-152; Mavsili, el-Ihtiyar, II/140; lbn Hazm, el-Mualla bi&#8217;l Asar, VIII/478, , el-Muhalla, VIII/478; İbn Kudame, el-Muğni, XII/16; Vehbe Zühayli, el-Fıkhul-İslam ve Edilletuhu, 6/572; Pr Dr. Bekir Topaloğlu, İslam&#8217;da Kadın, s. 246) Yani, &#8220;Erkeklerin muttali olmadıkları şeylerde kadınların şahitliği makbuldür.&#8221; (İbn Hazm,  el-Mualla bi&#8217;l Asar, Vlll/478; Cessas, Ahkamu&#8217;l-Kur&#8217;an, I/685; Serahsi, el-Mebsut, VI/114; Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu, VII/123) Hz. Peygamberin emzirme konusunda tek kadının şahitliğini kabul ettiği de bilinmektedir. (Rıza Savaş, Hz. Muhammed Devrinde Kadın, s. 271) Hz. Ömer boşanma konusunda yalnız başına kadınların şahitliğini, Hz. Ali de bir çocuğun öldürülmesinde şahit olan kadınların şehadetini kabul etmiştir. (İbn Hazm, el-Mualla bi&#8217;l Asar, IX/397-398) Ramazan hilalinin görülmesi konusunda kadın erkek şahitliğinde de bir ayırım yoktur. (İbn Hacer Askalani, Ahkâm Hadisleri, Buluğul Meram, II/415)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Miras hukuku hakkındaki ayet, “Ey İman edenler” diye genel bir ifade ile başlar ve ayette cinsiyet ayırımı yapmadan&#8221; “İki adil şahit” istenir. (Maide, 106) Yine boşanan kadınlar konusunda da cinsiyet ayırımı yapılmaksızın ayet “İki adil şahit” arar. (Talak, 2) Zina konusunda da ayet “4 şahit” istenmekte  (Nur, 4, 13) ve cinsiyet belirtmemektedir. İzzet Derveze de, ayette kadın erkek ayırımın yapılmadığına dikkat çeker. (İzzet et-Tefsîiru’l-Hadis, VI/91) ki zaten “Arap dilinde kural gereği, erkek ve bayanlara yapılan hitaplarda genelde fiillerin ve zamirlerin eril/müzekker şeklinde çekildiği bilinmekte ve buna ‘tağlip’ kuralı denmekte ve bu durum bütün müfessirlerce de kabul edilmektedir.” (Salih Akdemir, “Tarih Boyunca ve Kur’an-ı Kerim’de Kadın”, İslami Araştırmalar, V/267, s. 4, Ekim 1991) Bu dil kuralı aynen Fransızcada da bulunmakta, erkek kadın karışık topluma eril şekilde hitap edilmektedir. Peygamberimiz de, &#8220;veli ve iki adaletli şahit olmadıkça nikah olmaz&#8221; (Ebu Davud, Nikah, 19; Ayrıca,  Müslim, Adab 138) buyururken cinsiyet ayırımında bulunmamıştır. İbni Kayyım da erkeklerin şahitlik yaptığı her konuda kadınların da onlarla birlikte şahitlik yapabileceğini söylemiştir. (Kayyım, et-Turukul-Hükmiyye, s. 205) Yine Hz. Peygamber, bir kadının evli çifti emzirdiğini belirtmesi üzerine, başka şahit olup olmadığını sordurmaksızın, ayrılmaları gerektiğini belirtmiş ve eşler ayrılmışlardır. (Buhari, Şehadat 14) &#8220;Bir genç bir bayanla evlenmek ister. Bir zenci kadın, &#8220;Ben ikinizi de emzirdim&#8221; der. Peygamberimiz, o kadının ifadesini esas alarak onların evlenmesine izin vermez. (Buhari, Nikah, 23) Halbuki &#8220;burada bedevi erkek olduğu halde şahitliği kabul edilmezken, kadın olanınki kabul edilmiştir. (Hüseyin Çelik, Kur’an Ahkamının Değişmesi, s. 133) Ramazan hilalinin görülmesinde iki şahit şartı aranırken, kadın ve erkek ayrımı yapılmamıştır.&#8221; (Çelik, s.134)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Göçebe yaşayan insanların şehir hayatını bilemeyecekleri, şehirlilerin arasındaki işlemlere, problemlere akıl erdiremeyecekleri gerekçesiyle (Şevkani, Neylü’l-Evtar, IX/188) Peygamber Efendimiz ‘Göçebenin şehirli hakkında şahitlik etmesi caiz değildir.’ (İbni Mace, Ahkâm 3; Ebu Davud, İkdiye 17)  buyurmuştur. Burada şahitliği kabul edilmeyenler erkeklerdir. Dolayısı ile ‘şahitlikten amaç adaletin tesis edilmesidir’ ve bu konuda cinsiyete değil, ‘o alanda bilgi sahibi olma, eğitim ve bilgi, beceri, ilgi duyma’ ile alakalıdır! İnsanlar arasındaki renk, dil ve ırk farklılıklarını bir üstünlük aracı olarak değil de, bir zenginlik olarak gören İslam dini, neden bedeviyi küçültsün de şehirliyi yüceltsin? Veya kadını değersizleştirsin de erkeği değerli kılsın? Buradaki temel espri; söz konusu olan durum hakkında ‘bilgisi olup olmamak, konuya hakim olup olmamakla’ alakalıdır. Ayetten temel amaç, hakkın tesisidir.&#8221; (Çelik, s. 135)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peygamberimizin “İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olması.” (Buhari, Hayz bab 6; Müslim, iman. Hadis no:l32) şeklinde bir hadis bulunmaktadır. Hadisler, Kur’an ayetlerinin açıklamalarıdır. Bu hadiste Bakara 282. ayetin açıklaması, pekiştiricisidir. Ayette mealen: “Ey iman edenler! Belirli bir zamana kadar birbirinize ‘borçlandığınız zaman’ onu yazın. Bunu, aranızda bir katip doğru olarak yazsın. Erkeklerinizden iki de şahit tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa, şahitlerden kendilerine güvendiğiniz bir erkek ve -biri unutunca diğerinin hatırlatması için- iki kadın yeter.&#8221; buyurulmaktadır. Ayet bir bütün olarak ele alındığında, ayetin genel olarak şahitliği düzenleyen genel bir hüküm koymadığı, ayet-i kerimedeki hükmün vadeli borçlanmalarla (Hüseyin Hatemi, Modern Mahrem ve İslam’ın Kadına Bakışı, İslami Araştırmalar, V/331; Reşit Rıza, el-Menâr, III/120) alakalı olduğu görülmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Vadeli borçlar konusundaki şahitlik, özel sosyal şartlara ve o dönemdeki mevcut olguya yönelik bir düzenlemeyi içermektedir. O dönemde sosyal hayat içerisinde bulunmayan kadınların ticari konularda bilgi ve becerilerinin olmaması doğaldı. Günümüzde “pozitif ayırımcılık” adı altında kadınlara yönelik yapılan bazı yasal düzenlemeler nasıl ki kadın erkek ayrımcılığı anlamında anlaşılmıyorsa, Efendimiz döneminde de kadınların ilgi alanları dışında bulunan ticaretin borçlar hukuku bölümü ile ilgili bu hükümde kadınları ilgi alanları dışında olan bir konuda sorumluluktan uzak tutmakta, kadınları yükümlülük altına almayıp onlara bu konuda esnek bir alan bırakmaktadır. İslam, bir erkeğin şahitliği esnasında kendisine yüklenen sorumluluğu, o dönemde kadınların ilgi alanları dışındaki bir konu olan vadeli borçlar konusunda bir kadına yüklememiş ve bu yükümlülüğü iki kadın arasında paylaştırmıştır. Dönemin şartları ile ilgili yorumlara kısaca bir bakalım: “Cahiliye döneminde kocası ölen, çalışamaz durumda olan ya da başka türlü geçim imkanı kalmayınca kadınlar çalışabilmekte idiler. O dönemde bir elin parmağını geçmeyen tüccar kadınlar vardı. Onlar da işlerini kendileri yapmıyor başkalarına yaptırıyorlardı. Kadınların iş hayatına sokulmadığı  bir ortamda, kadınların şahit olduğu bir olayı tüm yönleri ile idrak edebilmesi mümkün müdür? Bir doktor, kick box maçında hakem olabilir mi? Bu durum onu, değersiz kılar mı? Mesele, kadın erkek meselesi değil, bilen, olayın içinde olan veya olmayan meselesidir.” (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 49-51) “Kadınların o günün şartlarında genelde sosyal hayatla, özelde ise ticaret işleriyle fazlaca ilgilenmedikleri bilinen bir gerçektir. Ayetten bir hükme ulaşılırken, dönemin sosyal şartları, bireylerin okuma yazma oranları, kadının sosyal hayattaki konumu, alış-veriş ve borç işlemleri ile kadınların ne kadar ilgilendikleri gibi durumlar göz ardı edilmemelidir. Ayetin, vahyin nazil olduğu dönemdeki sosyal hayatın şartlarını dikkate alarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayetin, o günün kadınlarının genel özellikleri icabı ticaret ve borçlar konusunda pratiklerinin olmayışı ile yakından ilgili olsa gerektir. Unutma kadınlarla ilgili genel bir durum olsaydı, bu öncelikle din bilimlerinde çok önemli bir alan olan hadis rivayetlerinde, yani Peygamber sözlerinin tespit edilmesi olayında dikkate alınırdı. Halbuki bu alanda kadınların şahitliğinden hiç şüphe edilmemiştir.” (Hadi Sağlam, Naslardaki şahitlikle ilgili düzenlemelerin islam hukukuna yansımaları ışıgında kadınların şahitliğinin değerlendirilmesi, Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sergisi, 2008, s. 360-399) O dönemde kadınlar  ticaretle direk ilgilenmiyordu. Hatta Hz. Hatice bile  kendi  ticari işlerini erkeklere yaptırıyordu! “O dönemde kadın ticari işlere aşina değildi.” (Prof. Muhsin Demirci, Kur’an ve Tefsir, s. 39) Kadınlara her türlü hakların sonuna kadar verildiği günümüzde, ‘Girişimcilerinin ve iş dünyası yöneticilerinin oluşturduğu gönüllü bir sivil toplum kuruluşu’ olan TÜSİAD’ın “Yönetim kurulu üyelerinin %19’unun kadın.” (TÜSİAD Kadın-Erkek Eşitliği Çalışma Grubu Başkanı Nur Ger&#8217;in &#8220;Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma&#8221; Konulu Açılış Konuşması, Erzurum, 10.11.2012) olması aslında, bu alanın hâlâ kadınların ilgi alanlarının dışında kaldığını da göstermektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İslam’ın kadına ekonomik konularla uğraşmasını onaylamasına rağmen kadının asıl görevinin sosyal içerikli olduğunu dikkate almalıyız. Kadının mali konularda insanlar arasında dava konusu olacak meselelerde şahitlik etmesi ender görülen bir meseledir. Mesele, kadının şerefli olup olmaması, kadına değer verilip verilmemesi, kadının şahitliğe ehil görülüp görülmemesi değildir. Bilakis mesele, yapılan şahitlikle karar vermekte titiz davranıp tedbirli olmak meselesidir. Her adaletli sistemin ısrarla üzerinde durduğu şey de budur.” (Dr. Sibahi, Elmer’etü Beyn’el Fıkh-ı Vel’Kanun, s. 31) Prof. Muhammed Kutup da bu konuda şöyle demektedir: “İslam hukukunda iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliği gibi sayılması, kadının erkeğin yarısı olduğunu göstermez. Bu, şahitliğin güvenilir olmasını bütünüyle garantiye almak demektir. Şahitlik, suçlanan kişinin lehinde olsa da aleyhinde olsa da bu böyledir. Nitekim kadının uzmanı olduğu, kadınlarla ilgili meselelerde tek bir bayanın şahitliği geçerlidir.” (Prof. Muhammed Kutup, İslam’ın etrafındaki şüpheler, s. 126, 127)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, ayette “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. Ayetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani şahitlik için gerekli sayı doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. Diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir.” (Kur&#8217;an Yolu Tefsiri, I/448; Şirbini, Muğni’l-muhtac, IV/441) Roger Garaudy, Bakara 282. ayetteki hükmü, kadınların sosyal hayata katılmamaları, tecrübe bakımından eksik olmamalarına bağlamaktadır. Hüseyin Hatemi de, kadınların iş hayatı ile ilgilenmediklerinin altını çizmektedir. (Garaudy, İslam ve insanlığın geleceği, s. 192; Hatemi, İlahi Hikmette kadın, s. 48; Tarih boyunca ve Kur’an-ı Kerim&#8217;de kadın, İslami araştırmalar, V/266)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaten &#8220;Yazılı ve imzalı şahitlik yaygın hale gelince şaşırma gibi durumlar ortadan kalkar ve ayet bu manadaki şahitliği kapsamaz.&#8221; (İslam&#8217;da kadın hakları, Komisyon, Rehber yay. I/310) Günümüzde  ekonomi  özel ilgi alanına giren -ekonomi  alanında eğitim gören, bu konuda uzmanlaşan- kadınlar için, &#8220;Unutma ve ilgi  alanı olup olmama&#8221; şeklindeki ayetin illeti/sebebi kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Sebep/illet ortadan kalkınca  hükmün de kalkacağı açıktır ki, bu konuya İslam alimleri de tarihte dikkat çekmiştir. Mesela, Malik ve Ahmed b. Hanbel, “kadın ticaretle ilgili konuları bilir, onları iyi kavrayıp borcunu belgelendiren biri haline geldiğinde, onun vereceği haberle maksat hasıl olur, tıpkı sika/güvenilir kadının dini konulardaki vereceği haberlerle amel edildiği gibi.” demektedirler. (İbnü’l-Kayyım, İ’lamu’l-muvakkıin, I/75) Zaten Peygamber Efendimiz de Hudeybiye anlaşması esnasında karşılaştığı bir sorun üzerine eşi Ümmü Seleme’nin önerisini aynen kabul edip uygulamış ve olumlu sonuçta almıştır. (Hasan İbrahim Hasan, İslam Tarihi, I/172)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">O dönemde kadınların ilgi alanlarının dışındaki ‘vadeli borçlar’ konusundaki bu istisnai  hükmü genelleştirmek bizleri yanlış sonuçlara götürür. İslam, kadınların ilgi alanları olmayan borçlar hukukunda şahit olarak bir kadının yanında ikinci bir kadını hatırlatması için hazır olmasını şart koşarken, kadınların ilgi alanı olan konularda sadece kadınları şahitliğini kabul etmiştir. Dolayısı ile konu cinsiyet meselesi değil, söz konusu alan ile alakadar olunup olunmaması, ilgi alanına girip girmemesiyle alakalıdır. Geri kalan, had cezaları gibi konularda dahil olmak üzere tüm konu ve yorumlar içtihat konusu olup, zamanın şartlarına göre devlet başkanının da alacağı ‘maslahat’ çerçevesindeki kararlarla belirlenecektir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kadın Dövülür mü?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam kadını dövme meselesini ortaya çıkarmadığı gibi, pek çok yönden bu fiili önlemeye çalışmıştır. (Müslim, Rada, 61; Ebu Davud, Nikah, 40-41;Ebu Davud, Nikah, 42; İbni Mace, Nikah, 51; İbn Sa&#8217;d, 8/204; Tirmizi, Tefsir Tevbe, 3087; Tirmizi, Rada, 11; Ebu Dâvud, Sünnet, 15; İbni Mâce, Nikah, 50; Tirmizî, İman 6; Hanbel, 6/47-99) Ayetlerin açıklayıcısı ve uygulayıcısı olan Hz. Muhammed aleyhisselam da hayatında hiçbir zaman eşlerini darb etmemiş, dövmemiştir!  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hz. Aişe, Rasulullah’ın ne hanımlarına (Müslim, Fezail, 79) ne hizmetçilere (İbni Sa&#8217;d, Tabakat, X/193) ne de hayvanlara (Müslim, Fedail, 79) vurmadığını, hiç bir kimseyi dövmediğini bizlere haber vermektedir. (Ahmed, Müsned, IV/31) Peygamberimiz, “Hanımlarını dövenler, şüphe yok ki sizin hayırlınız değildir.&#8221; (Ebu Davud, Nikah, 42; İbni Mace, Nikah, 51; İbn-i Sad, Tabakat, 8/204; et-Tebrizi, Mişkatü’l-Mesabih, II/204) buyurmuştur. Fatıma binti Kays anlatmaktadır: “Allah Resulü’ne gittim ve Ebu Cehm ve Muaviye bana evlilik teklifinde bulundular’ dedim. Allah Resulü, Muaviye çok fakir, Ebu Cehm ise kadınları döver’ buyurdu.” (Müslim, Talak, bab 6, 47, 1480, s. 569; İbni Mace, Sünen, Kitabun-nikah, 1869) Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz kadınların dövülmesine karşı olduğu gibi, evlenecek kadınları da bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyarmaktadır. &#8220;Kadınları, ancak kötüleriniz döver.&#8221; (İbn Sa&#8217;d, VIII204); &#8220;Kadınları dövenler, hayırlı adamlar değildir.&#8221; (Müsned, Ibn-i Riyazu&#8217;s-Salihin, I/320) &#8220;Sizin en hayırlılarınız, eşlerini asla dövmeyenlerinizdir.&#8221; (Şafi, el-Ümm, V/194; Ebu Şeybe, Musannef, VIII/368; Hakim, Müstedrek, Nikah, II/208; Beyhaki, Sünen, VII/127) “Hanımınıza yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, ‘onları dövmeyin’, onlara ‘çirkin’ demeyin, fena söz söylemeyin.” (Müslim, IV/385; Ebu Davud, Nikah, 40-41) “Mümin bir erkek, mümin bir kadına kızıp darılmasın.” (Müslim, II/1091) buyuran Efendimiz ayrıca şu hadisleri ile de kadınlara iyi davranılmasını ümmetinden istemektedir: “Kadınlara iyi muameleden başka bir hakkınız yoktur.” (Tirmizi, Tefsir Tevbe, 3087) &#8220;Mü&#8217;minlerin iman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.&#8221; (Tirmizi, Rada`, 11; Ebu Davud, Sünnet, 15; İbni Mace, Nikah, 50) “Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davrananlardır.&#8221; (Tirmizi, İman 6; Hanbel, 6/47-99) “Allah sizden; kadınlara karşı iyi ve hayırlı olmanızı ister; çünkü onlar, sizin analarınız, kızlarınız veya teyzelerinizdir.&#8221; (Camiu’s-Sağir, s.78, Hadis 1647) “Kadına, ancak asalet ve şeref sahibi kimseler değer verir. Onları hor gören ve onlara ihanet edense, kötü ve aşağılık kimselerdir.” (Camiü’s-Sağir, II/2129)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, İslam’da kadının dövülmesine izin verildiği iddiası gerçeği nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa suresi 34. ayet: “Saliha kadınlar Allah’a itaatkardır; Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. ‘Nüşuz’undan endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları ‘darbedin’ Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayette tartışma konusu yapılan iki kavram vardır: ‘Nüşuz’ ve ‘darb.’ Nüşuz nedir, darb nedir? Ayetlerin pratiğe dönük uygulayıcısı olan Efendimiz bunun tam tersini ümmetinden istediğine göre darb kelimesinden maksat nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Önce ‘nüşuz’ kelimesinin anlamı üzerinde duralım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa 34. ayetin başında, nüşuz eden kadının tam tersi olan salih olan kadının özellikleri anlatılır. (Suat Erdoğan, İslam Aile Hukukunda Şiddetli Geçimsizlik (Şikak) Durumunda Hakem Tayini ve Tayin Edilen Hakemlerin Yetkileri. Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1(2),s. 45-57) Ayet bize nüşuzun ne demek olduğunu, salihin tanımını yaparak öğretmektedir. Buna göre nüşuz, saliha kadının tam tersidir yani kocasının korunması gereken şeylerini (iffetini, namusunu, şerefini) sadakatsizce başkalarına açan kadındır. Birçok alim de nüşuz kelimesine bu anlamı vermektedir:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nüşuz; “Flörtten başlayarak gayrimeşru cinsel ilişkiye kadar uzanan sadakatsizlik ve iffetsizlik.&#8221; (Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı, s. 133), &#8220;Serkeşlik, ahlaksızlık etmek.&#8221; (Firüzabadi, Besair, V/56; İbn-i Manzur, Lisan, XIV/43), ‘Sadakatsizlik ve iffetsizlik’ (Yaşar Nuri Öztürk, Meal, Nisa, 34), “yüz kızartıcı suçlar işlemek” (Molla Musa Celali, Ateist İtirazlara Cevaplar, s. 33), ‘Serkeşlik’ (Seyyid Kutub, Meal, Nisa, 34; Bayraktar Bayraklı, Meal, Nisa, 34; Hasan Basri Çantay, Meal, Nisa, 34), “Kadının kocasında değil başka birinde gözünün olması” (Ebü’l-Kasım Hüseyin b. Muhammed b. Mufaddal Ragıb Isfahani, Muʽcemu müfredati elfazi’l-Kur’an, s. 638), İbni Aşur: “Kadının kötü huylu olması veya bir başkasında gönlün olması.” (Şiddet karşısında İslam, Komisyon, DİB, s. 151) şeklinde açıklanmıştır ki, tüm bunlar ahlaki zafiyetlere işaret etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ahlaki zafiyet gösteren (nüşuz sorunu başgösteren) kadınlara önce öğüt verilmesini isteyen ayet-i kerime, bunun işe yaramadığı durumda ayrılmanın ön hazırlığı olan ayrı yataklarda yatıp, kadının iç dünyasında olayı değerlendirmesi için ortam hazırlanmasını istemekte, bunun da işe yaramadığı durumlarda ise, kadının kötü yola düşüp hem kadının kendisi, hem de aile ve dolayısı ile toplumun zararına olacak kötü sonuca engel olmak için onların ‘darbedilmesini’ tavsiye etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, ‘Drb’ kelimesi ne anlama gelmektedir? Bu kelimenin iki şekilde yorumu yapılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birinci yorumda, ‘Drb’ fiiline, &#8216;dövmek&#8217; anlamı verilmektedir: Darabe fiiline dövmek anlamı veren alimler bile bu fiili, ‘vurma, zarar verme’ şeklinde anlamamış; tamamen sembolik anlamda kabul etmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu fiil, “Evlilik birliğini doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde yıkmaya kalkışması durumuna özeldir. Bunun dışında erkeğin, kadını dövmeye hakkı yoktur. Üstelik bu konularda da erkek, hafif bir biçimde dövmenin fayda vermeyeceğini tahmin etmesi durumunda, yine kadını dövemez. Çünkü amaç kadını dövmek değil (Kadınları dövenler, hayırlı adamlar değildir.&#8221; Riyazu’s-Salihin, I/320 gibi hadisler buna delildir), ısrar ettiği çirkin davranıştan onu döndürmek ve boşanmakla meydana gelecek aile facialarının kötü sonuçlarından onu korumaktır.” (Bekir Topaloğlu, İslam’da Kadın, s. 79) “İkinci nesil alimlerden Ata, namusu lekeleyecek bir davranışta bulunmayan kadının dövülemeyeceğini ifade etmiştir.” (Soner Duman, Allah&#8217;ım sorularım bitmedi, s. 228)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, dövmek fiili pratiğe nasıl aktarılır?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle dövme anlamını veren tüm alimlerin ortak noktası, dövmeyi “Hafifçe vurmak” (Taberi, Camiu’l-Beyâan, V/67; İbn Kesir, Tefsir, 4/26; Razi, Tefsir, 10/75; Beyzavi, Tefsir, II/85; Muhyissünne Ebû Muhammed el-Hüseyin b. Mesʽud Begavi, Tefsir, I/423; Nesefî, Tefsir, I/251; Zemahşeri, Keşşâf, II/70; Şevkani, Tefsir, I/532) şeklinde anlamalarıdır. Bu fiil, “Bükülmüş mendil gibi bir şeyle.” (Razi, Tefsiri-Kebir, Nisa, 34), “Etki ve iz bırakmayacak, kemiğini kırmayacak, herhangi bir uzvunu çirkinleştirmeyecek, dürtmek ve benzeri şekilde.” (Kurtubi Tefsiri, Nisa, 34), “Bir demet ot-çöple.” (Ahmet Tekin, Meal, Nisa, 34), “İbni Abbas ve Ata, &#8216;misvak ile&#8217; (Taberi, Camiul Beyan, V/68; Taberi, Camiu’l-Beyan, VIII/314; İbn Ebi Hatim, Tefsir, III/943-944; Cessas, II/189; İbn Atıyye, II/48), &#8220;Yaralayıp berelemeden, cilde zarar vermeden, kanatmadan, incitmeden bir temas ve dokunuşla&#8221; (Alusi, Ruhu&#8217;l-Meani, V/25) şeklinde açıklamışlardır ki, tüm bu yorumlar kaynağını Sad, 44. ayetten almaktadır. Hz. Eyüp (as), kendisine asi olan hanımını dövmeye yemin eder.  İyileşince Allah O’na ayet indirir: “Eline bir çimen sapı al ve onunla vur.” (Sad, 44) Bu ayette de, Nisa 34. ayetteki ‘drb’ fiili geçmektedir. Görüldüğü gibi vurma fiili tamamen sembolik (Kur’an Yolu, Sad 44. ayet meali) kabul edilmiş ve bu şekilde uygulanması istenmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şafi mezhebinde esas olan görüş, nüşuz olsa bile dövmenin terkedilmesinin daha evla olduğudur. (Azimabadi, Avnü’l-maʽbûd, VI/128; Azizi, es-Siracü’l-münîr şerhu’l-Cami’s-sağir, I/17) İmam Buhari, Nikah bölümünde “Kadını Dövmenin Çirkinliği” isimli bir bab açarak bu konudaki kanaatini de ortaya koymuştur. (Buhari, Nikah, 93)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca Kur’an, kadınların ailenin devamına engel olacak ahlaki zafiyet göstermeleri halinde üç aşamalı, toplumun temeli olan aileyi kurtarma operasyonundan bahsetmektedir. &#8220;Ayette geçen dövmenin normal koşullarla ilgili olmadığı, özellikle ciddi sorunlar yaşayan, dağılma sürecindeki aileyi kurtarma dönük bir durum olduğu ortadadır. (Prof. Adnan Demircan, Siyer Konusunda Bilinmesi Gereken 88 Soru, s. 301) &#8220;Amaç aile kurumunu kurtarmaktır.&#8221; (Prof. Muhsin Demirci, Kur’an ve Tefsir, s. 50)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kadına önce eşince nasihat edilir, adının kötüye çıkacağından, çocuğunun anne şefkatinden mahrum kalacağından, ailenin dağılacağından bahsedilir ve kadının olaya daha geniş açıdan bakması sağlanmaya çalışılır. Bu işe yaramazsa yatakların ayrılmasına sıra gelir. Kadın tek başına bırakılır, kendi ile hesaplaşmaya girmesine imkan verilir. Kadına düşünme, hatasını anlama, iç hesaplaşma ortamı sağlanır. Bu da işe yaramazsa, hem kadının bizzat kendisinin geleceği, hem erkek hem çocuk kısaca ailenin devamı için dövmek amacıyla değil, kötülüğe meyleden nefsinin kırılması için, beklide ot  sapı ile kadın incitilir. Yoksa &#8220;Dövme, semboliktir. Kesinlikle yaralama, iz bırakma olmamalıdır.&#8221; (Kurtubi, Cami, VI/285) Bu aşama da işe yaramazsa mahkeme safhasına gelinir. Yoksa İslam, yemeğin tuzu,  elbisenin ütüsü gibi sebeplerden kadının dövülmesine asla izin vermez ki, Efendimizin hayatı da  bunun açık delilidir. (Müslim, Fezail, 79; İbn Hacer, el-İsabe, VIII/218)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazı kadınlar vardır, söz bazen yetersiz kalır. İdare edilmek istenirler, biraz sert erkeklerden hoşlanırlar: “Kadınlar gücü sever derler ama bazı kadınlar dayak yemekten hoşlanır. Bir sürü kaşınan kadın var.” (Pakize Suda, Habertürk, 3.4.2010) Demet Akalın: “İki tokat atsa boşanmazdık. İncir çekirdeğini doldurmayacak şeylerden kavga çıktı. Genelde çıbanbaşı benim. Zor bir kadınım. Problemler benden çıkıyor. Oğuz&#8217;un benden tek bir isteği vardı; İstanbul&#8217;da sahneye çıkmamı istemiyordu. ‘Huzurumuz bozulur’ diye düşünüyordu ki ‘haklıydı’ da. Sonunda ‘sözüne geldim’ ama Oğuz&#8217;un. Belki iki tokat atsaydı otururdum. Ama Oğuz böyle biri, hayatta yapmaz. Kavga ederken bile sesini yükseltmez. Boşanalım dediğin de bağırıp, çağırsaydı, ben dururdum. Biraz maçoluk istiyorum.” (Hürriyet, 15 Mart 2007) <em>Calvin C</em><em>. Hernton, ‘</em>Amerika’da cinsiyet ve ırkçılık’ kitabının 51. sayfasında, bazı kadınların kendilerine kaba ve sert davranan erkeklerden hoşlandığını, daha sonra bu kadınların kuzu gibi sakinleştiğini belirtir ve eşinden ayrılan bir kadının da, &#8220;Eski eşimi arıyorum. Öteki erkekler hanım evladı gibi davranıyorlar; çok uysal duruyorlar.&#8221; dediğini aktarır. &#8220;Kadınlar kendilerine başeğen zayıf adamları sevmezler.&#8221; (Pr. Dr Mazhar Osman, Tababet-i Ruhiyye, II/258) Fars haber ajansının verdiği haber göre, Tahran’da aile mahkemesine başvuran 24 yaşındaki bir kadın, dilekçesinde, “Eşim çok iyi huyludur halbuki ben şiddet uygulamasını istiyorum, eğer bunu yapmazsa kendisinden ayrılmak istiyorum” diyerek şikayetçi olur. 28 yaşındaki koca ise mahkemeye gelerek, “Ben karımı çok seviyorum, o yüzden kendisine şiddet uygulamıyorum. Ona nazik davranıyorum ve şiddet uygulamak için bir neden yoktur.” diyerek savunma yapar. Kocasının bu tavrından dolayı ayrılmakta ısrar eden kadın, eşini ikna etmeyi başarır. Koca, mahkemeye verdiği taahhütte eşine şiddet uygulayacağını kabul eder. (Milliyet, 22 05.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İşin garabet yönü, &#8220;sevişirim evlenmem; hamile kalırım doğurmam&#8221; diyen ve aile kurumuna karşı olup, &#8220;cinsel özgürlük, fantezi&#8221; adı altında kamçı ile dayak yemekten zevk alanların, cinsel tercih adın altında, &#8220;Swinger, teşhirci, fetişist, pedofili, mazoşizm, sadizm, röntgencilik, eşcinsellik, zoofili, ensest, coprophilia&#8221; vb. sapıklıkları normal görenlerin bu ayete karşı çıkmalarıdır! Çünkü amaçları kadın hakları değildir! Savundukları sistemde kadın onurunun (!) ne kadar olduğunun delillerine ise şu yazılarımızdan ulaşılabilir: &#8216;Dinsiz ahlak olur mu?&#8217;; ‘Modernizm ve kadın’ ve &#8216;Batı medeniyeti.&#8217;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İkinci yorumda ise, ‘Drb’ fiilinin diğer anlamı olan, &#8216;uzaklaştırma&#8217; manası verilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Efendimiz Hz. Aişe ile ilgili ifk olayında onu dövmeyip babasının evine göndermesinden ve ‘Eşlerini dövenler sizin hayırlılarınız değildir.’ mealindeki birçok hadislerinden  (Darimi, “Nikah”, 34; Muhammed b. Hibban b. Ahmed etTemimi el-Büsti İbn Hibban, Sahihu İbn Hibban, bi tertibi İbn Bülban, IX/499; Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah Hakim, el-Müstedrek ale’s-Sahihayn, II/205; İbn Kesir, Tefsir, IV/27-28) hareketle “eşinizden geçici süre ayrılınız” anlamı verenler (Bayraktar Bayraklı, Y. Nuri Öztürk, Nisa, 34) bulunmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Arapların ünlü sözlüğü, ‘Lisanu’l Arab’ta, -darabe- kelimesinin, bu ayetteki gibi, ‘harf-i cersiz’ kullanımına şu örnek verilir: Zaman aramıza darb etti, Yani bizi birbirimizden &#8216;uzaklaştırdı.&#8217;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">(Darabe) kelimesinin Kur’an&#8217;da &#8220;sefere çıkmak, bir yerden bir süreliğine ayrılmak, açmak, ayırmak&#8221; anlamında kullanıldığı yerler (Nisa, 101; Taha, 77) vardır. “Ayette geçen ‘ve&#8217;dribuhunne’ kelimesi  sözlükte (Drb) kökü mastar olarak &#8220;vurmak, dövmek, yapmak, bırakmak, ayrılmak, göstermek, etmek, eylemek, koymak&#8221; vb. birçok anlama gelir. (Nşz) fiili ise “yükselmek, şişmek, ortaya çıkmak, meydana gelmek, ayağa kalkmak, normalin dışına çıkmak, isyan etmek, karı-koca birbirine karşı gelip kavgaya meydan vermek&#8221; manalarına gelmektedir. Bu Türkçede aile mahkemelerinde sıkça kullanılan ve boşanma nedenleri arasında sayılan ‘şiddetli geçimsizlik’le aynı manayı çağrıştırır. Burada kadından kaynaklanan şiddetli geçimsizliğin kastedildiği anlaşılır. Kadının bu dik başlılığı; flörtten zinaya dek uzanan bir anlamı içinde barındırır. &#8220;Bize her konuda örnek olan peygamberimiz, İfk olayı (Detay, ‘İfk olayı’ adlı yazımızda.) olduğunda Hz. Aişe’yi dövmek şöyle dursun, ona kötü bir söz bile söylememiş, sadece araya mesafe koymuştur.” (H. Kemal Gürger, Ateizmin ve deizmin sorularına karşı İddialar ve izahlar, s. 108) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Bu ayetten sonra’ ne gibi gelişmelerin olduğuna baktığımızda, bizzat Hz. Peygamber&#8217;in ömrü boyunca evli olduğu hanımlara tek bir kez bile el kaldırdığını göremiyoruz. Bir ara hanımlarıyla sorun yaşayınca önce onlarla konuşmuş, sonra yatağını ayırmış ve bir müddet (iki ay kadar) onlardan ayrılmıştır. Sonra anlaşma sağlanınca tekrar dönmüştür. Ayetin sıralamasına da uygun olan ve kelimenin birkaç anlamında birini de içeren ‘ayrılmak, bir müddet ayrılma, ayrı kalma’  (boşanma değil; henüz boşanma yok) anlamlarını Efendimiz bizzat kendi hayatında tatbik etmiştir. Üstelik dövmenin hiç de hayırlı bir şey olmadığını söyleyen yığınla rivayet ve görüş varken, bu anlamı neden göz ardı edilmektedir? Hem de bizzat Hz. Peygamberin kendisi ‘bir müddet ayrılma’yı zaten uygulamışken! Hiçbir zaman hanımlarına tek bir &#8220;fiske&#8221; bile vurmamışken! Yani ayet, ‘Konuşun, anlaşın.’ Olmazsa (ev içinde) ‘yatakları/odaları ayırın.’ O da olmazsa ‘bir müddet (evleri) ayırın.’ O da olmazsa ‘hakemler çağırın.’ O da olmazsa boşanın, onu da iki ile sınırlandırın, üçüncü bir geri dönme hakkınızı (İhsan Eliaçık, 11.10.2011) da kaybetmeyin. İslam hukuk profesörü Hayrettin Karaman da Cessas’ı (II/188; Ebu Bekir İbnü&#8217;l-Arabi, Ahkamu’l-Kur’an, I/415) kaynak göstererek, kadının dövülmesinin sünnete uygun olmadığını ifade etmektedir. (Yeni şafak, 22.08.2010) Namık Kemal Zeybek de aynı görüşü savunmaktadır: “Zinada bile ceza 100 kere celde (küçük değnek) ile vurmak iken, burada sınırı belli olmayan vurma olamaz. İslam Ceza Hukuku’nda “bizzat cezalandırma” yoktur. Bu konuda da olamaz. Cezayı ancak ‘kamu kurumları’ verebilir. İslam Peygamberi ‘Kadınlarınızı dövmeyin; dövdüğünüz kadının koynuna nasıl girersiniz’ derken Kur’an-ı Kerim’de “dövün” emri olamaz. Kur’an-ı Kerim “dövün” demişse Peygamber nasıl ‘dövmeyin’ diyebilir?” (N. K. Zeybek, Posta, 11 Ekim 2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Üç aşamalı bu kadın/aile/toplumu koruma metodunun son aşamasının nasıl olacağını belki de en iyi, eşini daha iyi tanıyan kadının kocası bilebilir. Çünkü kadın mizaçları da farklı farklıdır. Ama hangi anlamda kabul edilirse edilsin amaç asla kadın düşmanlığı değil, öncelikle kadın onurunun korunması, geleceğinin garanti altına alınması olduğu unutulmamalıdır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Mevzu/uydurma hadislerde kadın</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peygamber efendimizin sözlerine hadis denir. Mevzu hadis ise, şahsi, siyasi, mezhebi amaçlara ulaşmak için peygamberimizin ağzından uydurulan, Hz. Resul’ün söylemediği halde kendisine atfedilen sözlerdir. Aşağıda görüleceği gibi, İslam alimleri tüm mevzu hadisleri tek tek araştırıp bulmuş ve haklarındaki hükümleri de kitaplarında belirtmişlerdir. Ama onların bu çalışmalarından habersiz görünen ateist ve oryantalistler, bu sözleri hadis olarak topluma lanse etmekte ve İslam’a saldırı için bir vasıta olarak kullanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın&#8221; Sehavi ve İbn-i Arrak hadisi merfu (Peygamber sözü) olarak görmezler. Ebu Hatim, İbn-i Adıyy, İbn-i Cevzi, İbn-i Hıbban, Aliyyul Kari, İmamı Şevkani  hadisin uydurma olduğu görüşündedirler. (El- Makasıdu’l-Hasene, 248; Tezkiretu’l-Mevzuat, 128; Tenzihuş Şeria, II/204; Silsiletu’-Ehadis, 432; el-Kari, el-Esraru’l Merfua filahbaril- Merfua, 226, 257; el-Fevaidul Mecmua fi&#8217;l Ehadisil mevzua, 130) Hadisin aslı yoktur. (<em>Acluni, Keşfu&#8217;l-Hafa 2II/3; Geniş bilgi için, bk. Münavi, IV262-263)</em> Kur’an’a baktığımızda zaten bu konuda bir sorun olmadığı ortadadır: &#8220;Ana-baba aralarında istişare ederek ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse ikisine de sorumluluk yoktur.&#8221; <em>(Bakara, 233) ayeti; </em>Hz. Şuayb Peygamber&#8217;e kızı tarafından yapılan teklif ve bu teklife uyması<em>. </em><em>(Kasas, 26) gibi. Ayrıca, </em>Hz. Resul’ün Ümmü Seleme ile istişarede de bulunması ve teklifini aynen uygulaması (Sehavi, Makasıdu’l-Hasene, 585; Elbani, Silsile, 436; Acluni, Keşfu’l-Hafa, II/3; Vakidi, K. Megazi, 613; İbn-i Sad, Tabakat, 98; Abdurrezzak, Musannef, V/326; Vâkıdi, Meğazi, II/613; Asım Köksal, VI//214), İlk vahiy geldiği zaman Resulullah’ın Hz. Hatice&#8217;ye konuyu açması ve Onun Resulullah&#8217;ı teskin ve tesellisi etmesi (Buhari, Bed&#8217;ül-Vahy 1), Kızı Zeyneb&#8217;in Ebu&#8217;l-As&#8217;a verilmesi konusunda Hz. Hatice&#8217;nin teklifini kabul etmesi. Hatta bu rivayeti yapan kişi, &#8220;Resulullah, Hz. Hatice&#8217;ye muhalefet etmezdi.” demesi (Heysemi, IX/213), İfk hadisesinde, Zeyneb Bintu Cahş&#8217;tan, Hz. Aişe&#8217;nin cariyesi Berire&#8217;den Hz. Aişe hakkında görüşlerini sorması (Buhari, Şehadat 16) gibi örnekler bize göstermektedir ki, bizzat &#8220;Hz. Peygamber kadınlarla istişare eder ve onların görüşleriyle amel ederdi.&#8221;  <em>(İbnu Kuteybe, &#8216;Uyunu&#8217;l-Ahbar I/27) </em>&#8220;Kendilerini ilgilendiren hususlarda kadınlarla istişare edin.”<em> </em>(İbnü&#8217;l Esir, Üsdü&#8217;l-Ğabe, IV/15), &#8220;Kızları hususunda kadınlarla istişare edin.” (Ebu Davud, Nikah, 24); &#8220;Bakire kızla, babası istişare etmelidir.” (Ebu Davud, Nikah 24, 25), &#8220;Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden evlendirilmemeli, bakire kız da izni alınmadan nikahlanmamalı.”<em> </em>(Buhari, İkrah 3; Müslim, Nikah 64) gibi hadisler de kadınlarla istişare edilmesini tavsiye etmektedir. Sahabelerden, mesela Hz. Ömer bir kadınla dini meseleyi konuşup kadının haklı olduğuna karar verince şöyle der: “Bir kadın isabet, bir erkek hata etti, bir emir cedelleşti ve cedeli kaybetti.&#8221; (<em>Bakıllani, et-Temhid, s. 199</em>) Yine kızı <em>Hafsa’ya danışıp onun tavsiyesi üzerine </em>askerlik müddetini altı ay olarak sınırlamış<em> (Sa&#8217;id ibnu Mansur, Sünen,  II/186)  ve okuma yazma bilen </em>Şifa Bintu Abdillah&#8217;ın görüşlerini başkalarının görüşlerine tercih etmiştir. (İbn Hacer, İsabe IV/341) Sahabelerden Halid b. Velid, kız kardeşi Fatıma Bintu&#8217;l-Velid ile istişare etmiş, (Üsdul-Ğâbe, VII/233) Abdurrahman İbnu Avf da halife belirlenirken kadınların görüşlerini almıştır. (İbn Kesir, el-Baisul-Hasis, s. 183) Bu konuda daha detaylı bilgi için Mustafa Çelik&#8217;in ‘Uydurma Hadislerle Kadın Aleyhtarlığı’ adlı kitabını da (Ölçü yay. İstanbul, 1995s. 135-146) tavsiye ederiz. Kısaca, “Kadınlarla istişareyi yasaklayan ve bazı kitaplara da girme fırsatı bulan sahih bir kaynaklıktan yoksun bu rivayet, insanların tecrübelerinin hadis formuna dökülmüş öfkeli ve aşırı bir ifadesi olabilir, kesin bir gerçek değildir.&#8221; <em>(İbrahim Canan, Aile İçi Eğitim, s. 227-238) </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınlara itaat pişmanlıktır.&#8221; Ukayli, Şevkani, İbn-i Cevzi, Suyuti hadisi uydurma kabul ederler. (Muhammed Tahir  b. Ali, Tezkiratu’l Mevzuat, 128; İ. Cevzi, Kitabu’l Mevzuat, II/272; Şevkani, Fevaidu’l Mecmua fi&#8217;l Ehadisil mevzua, 129; Suyuti, el-Leali, II/174)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınlar olmasaydı Allah&#8217;a hakkıyla ibadet edilirdi&#8221; Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim, İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler. (Elbani, Silsiletul Ehadisu’z-zaif, 74; İ. Arrak, Tenzihuşşeria, I/62, El-leali, II/59, el-Fevaidul Mecmua fi&#8217;l Ehadisil mevzua, 119; Acluni, Keşful Hafa, II/165, K. Mevduat, II/255)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınlar olmasaydı, erkekler cennete girerdi.&#8221; İbn-i Arrak, Es- sakafi, İmamı Şevkani hadisi kabul etmezler. (Camiussağir, II/113, el-Fevaidul Mecmua fi&#8217;l Ehadisil mevzua, 119)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Güzele bakmak sevaptır (veya diğer rivayette ibadettir), gözü kuvvetlendirir.&#8221; Ebu Nuaym, Durekutni, İbn-i Cevzi, Sehavi, İbn-i Hacer, Iraki, Zehebi, İbn-i Kayyim, Muhammed İbn-i Arrak, Nasıruddin hadisi uydurma kabul ederler. (Sehavi, el-Makasıd: 129; Silsiletu’l Ehadissuz’-zaif, 164, Kitabu’l Mevzuat, I/63, Mevzuatu Aliyyu’l Kari, 124; Keşful Hafa: II/317, Tenzihu’-Şeria, 201)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Uğursuzluk kadın, at ve evdedir.&#8221; Hz. Aişe bu sözü duyunca: “Kur&#8217;an’ı indirene yemin ederim ki, bunu rivayet eden, Ebul Kasım&#8217;a (Hz. Muhammed&#8217;e) iftira etmiştir. Resulullah sadece, &#8220;Cahiliye insanları, uğursuzluk, kadın, ev ve hayvandır&#8221; dediklerini (İbn Hanbel, Ahmed eş-Şeybani, Müsned, VI/150, 240; İshak b. Rahuye, İbn İbrahim el-Hanzali, Müsnedü İshak b. Rahuye, thk. Abdulğafur b. Abdülhak el-Bulusi, III/751, H. No: 1365; el-Hakim, Ebu Abdullah Neysaburi, el-Müstedrek ale’s-Sahihayn, II/521, H. No: 3788; ez-Zerkeşi, el-İcâbe, s. 208) söylerler.” diyerek hadisin eksik bölümünü tamamlamıştır. Hz. Resul bu sözü cahiliye dönemi (İslam öncesi dönem) insanlarının bir sözü olarak nakleder. İslam, cahiliye görüş ve adaletlerini tümden reddettiği gibi, uğursuzluk kavramını da kabul etmemekte, (Müslim, Selam, 102; Buhari, Tıb, 54; Tecrid-i Sarih, VIII/3120) reddetmekte ve hatta şirk olarak (Suyuti, <em>Camiü’s-Sağir, II/3646</em><em>)</em> nitelendirmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınların akılları ferçlerindedir.” Sehavi, Aliyyul Kari, Acluni sözün uydurma olduğunu kabul ederler. (el-Makasıd, 292; el Esraru’l Merfua, 246; Keşfu’l Hafa II/62; M. A. Kari Tecümesi, s. 82)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Doğum yapan siyah bir kadın, yapmayan beyaz bir kadından hayırlıdır&#8221;. Iraki, ‘hadis uydurmadır’ der. (Mevzuatı Aliyyul Kari Tercümesi, 73) İslam&#8217;da hayırlı olmanın ölçüsü takva (Sevgi ile karışık korku)&#8217;dur. Ayrıca Kur&#8217;an çocuk sahibi olmanın veya olmamanın Allah&#8217;tan gelen bir imtihan vesilesi olduğunu da bildirir. (Şura, 49-50) Dolayısı ile bu hadis hem sened hem metin hem Kur’an yönünden sorunlu, uydurmadır. (Huriye Tekin Önür, Engin Güneş, Kadınlarla ilgili uydurma hadislerin kadınların rol davranışları üzerine etkisi, Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları; 2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınları Allah geride bıraktığı gibi sizde geri bırakın.&#8221; Söz mevkuftur. Yani Hz. Peygamber’in sözü değil, bir sahabenin sözüdür. (Abdurrazzak, el-Musannef, 5115) Merfu olarak zikredilen rivayetin senedi yoktur. (Peygamberimize ulaşan senedi yoktur, peygamber sözü değildir) uydurmadır. (Keşfu’l-Hafa, I/67) İbn-i Humam, onun peygamberimizce söylendiğini kabul etmez. ‘Hadis, Peygamberimize ulaşmaz’ der. (M A. Kari Tecümesi, 34, K. İbn-i Hümam, Fethul Kadir, I/311) el-Ayni&#8217;de bu haberin Efendimize ulaşmadığını bildirir. (el-Bidaye fi şerhi Hidaye, II/405) ez-Zeylai&#8217;de &#8220;Bu sözün aslı-kaynağı yoktur.&#8221; demektedir. (Zeylai, Nesbur-Raye li Ehadisiı-Hidaye, I/36)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah (cc) karı ve kocayı birbirinin dostu ilan etmiş, (Tevbe, 71) eşlerin ikisinin de birbirine ısınıp aralarında muhabbet ve merhamet oluşturmuş, (Rum, 21) &#8220;Kız çocukları olduğunda bunu kötü haber olarak algılayanları eleştirmiş&#8221; (Nahl, 58-59) ve Yüce Peygamber &#8220;Kızlarına iyi davranan ve haklarını koruyanların cennetlik olacağını&#8221; (Tirmizi, IV/230) bildirmiş ve yine &#8220;Hayırlı Müslüman olmayı eşlerine iyi davranmakla&#8221; (İbn-i Mace, nikah, 50, Tirmizi, redaat, 11) ölçmüş, iyi amel işleyen kadın veya erkeğin cennete gideceğini (Nisa,124) kitabımız bildirmiş iken, bu dinin ve Yaratıcısının kullarını cinsleri üzerinden bir ayırıma tutacağını düşünmek ancak akıl dışı bir itham olabilir. Peki, bu tür rivayetler nereden İslam kültürünün içine girmiştir? Rauf Pehlivan’ın ‘Büyük Kadın İlmihali’nde belirttiği gibi, “Yabancı kültürlerle temasa geçilme sonucunda, bu kültürlerin etkisinde kalınarak Kur’an-ı Kerim&#8217;den kopulmuş, kadını aşağılayıcı birçok görüş İslam toplumuna girmiştir.” (Ayrıca bakınız; Salih Akdemir, Tarih boyunca ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de kadın, İslami Araştırmalar, Cild, 5, Sayı: 4 Ekim 1991, s. 262; Hüseyin Akgün, Kadının kaburga kemiğinden yaratılması meselesi, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 19, Sayı 2, 2019, s. 334)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hz. Adem, Hz. Havva annemiz yüzünden mi cennetten kovulmuştur? </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cennetten kadın yüzünden kovulma inancının kökeni Tevrat’tır (Tekvin II/4 ve III/24, Genesis: III/1-14) ve buradan İslam’a sokulmuş israiliyat kaynaklı bir haberdir.  İslam Hz. Adem’in cennetten çıkarılmasına neden olan suçu yalnız kadına yüklememiş; her ikisini de sorumlu tutmuştur. (A’raf, 120) İslam&#8217;da, Hristiyanlıkta kabul edildiği gibi ne ‘ilk günah’ ve ne de insanın yaratılışında günah işleme temayülü diye bilinen ‘asli günah’ iddialarına yer vardır! &#8220;Derken şeytan onların ayağını oradan kaydırdı. İçinde bulundukları cennetten çıkardı.&#8221; (Bakara, 36) Kur&#8217;an tövbeleri hakkında da şöyle der: &#8220;Her ikisi, Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz, dediler&#8221; (A’raf,  24) Hatta Kur&#8217;an bazı ayetlerinde olayın sorumluluğunu Hz. Adem&#8217;e yükler: &#8220;Ama şeytan Adem&#8217;e vesvese verip: &#8220;Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?&#8221; Adem Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı&#8221; (Taha, 120 -121)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hz. Havva neden yaratılmıştır</strong>?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Ey insanlar, sizi ‘tek nefisten’ yaratan ve ondan ‘eşini’ yaratıp ikisinden birçok erkek ve kadınlar türeten Rabbinizden korkun&#8221; (Nisa, 1) Ayet açıkça Hz. Adem ve Havva’nın bir nefisten (öz, cevherden) yaratıldığını belirmektedir. Cenab-ı Hak, Hz. Havva&#8217;yı, Hz. Adem&#8217;i yarattığı aynı maddeden yaratmıştır. Kur&#8217;an, kadın-erkek ayrımı yapmadan mutlak insanın topraktan yaratıldığını söylemektedir. Kur&#8217;an’da bu konuda tam açıklık vardır. &#8220;Allah sizi çamurdan yarattı.&#8221; (En’am, 2) &#8220;Allah insanı çamurdan yaratmaya başladı.&#8221; (Secde, 7) &#8220;Biz insanı çamurun süzülmüşünden yarattık.&#8221; (Mü’minun, 13) &#8220;Ben çamurdan bir insan yaratacağım.&#8221; (Sad, 71) &#8220;Biz insanı pişmiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.&#8221; (Hicr, 26) Havva Annemizin Adem’in kaburga kemiğinden yaratılması iddiası ise israiliyat kaynaklıdır. (Kitab-ı Mukaddes, Tekvin, II/18-23) İmam-ı Taberi, &#8220;Bu rivayetlerin doğruluğunu Allah bilir,&#8221; diyerek bu rivayet hakkındaki şüphesini belirtmişken, İbn-i İshak’da bu konuda &#8220;Hz. Havva&#8217;nın, Hz. Adem&#8217;in sol kaburga kemiğinden yaratıldığı şeklindeki haber, Yahudilerden nakledilmiştir.” demektedir. Bu konuda hadis rivayetleri varsa da onlar da konuya fizyolojik, bedenin yaratılması açısından değil, kadın psikolojisi açısından yaklaşır. Zaten hadiste de, ‘Kadınlar hep seni hoşnut edecek şekilde davranamaz. Onu (Kendi arzuların yönünde) doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır.’ (Müslim, Reda 64; Nesai, Nikah 15; Ahmed b. Hanbel, II/168) buyurulmaktadır. Burada kastedilenin kadının duygusal kırılganlığı olduğu ortadadır. Zaten birçok boşanma sebebinin altında da bu kırılganlığın anlaşılamaması yatmaktadır! Çünkü “Bazı kadınlar, kadınımsı huylarını erkekleri rahatsız edecek derecede aşırı şekilde kullanırlar.” (Ali Bakkal, Kadının Kaburga Kemiğinden Yaratıldığını Belirten Rivayetler Hakkında Bir Değerlendirme, İlahiyat akademi, Sayı: 18, 2023, s. 80) Özetle bu hadislerde “Efendimiz bize kadının yaratılışına dair biyolojik bilgi vermek istememiştir. Bize kadınla nasıl geçinmek gerektiğini anlatmıştır.” (Dr. Murat Kaya, youtube.com/watch?v=2kRiUD-G7dU&amp;t=428s) Bu “Hadislerde anlatılan, kadının nezaketi ve onlara nasıl davranmak gerektiği hususudur.” (Hüseyin Akgün, Kadının kaburga kemiğinden yaratılması meselesi, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 19, Sayı 2, 2019, s. 334)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kadının aklı ve dini yarım mı? </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kadınlara okuma- yazma öğretmeyin.&#8221; Darekutni, Zehebi, Nasuriddin Elbani, İbn-i Cevzi, İbn-i Hıbban, İbn-i Adıyy  bu hadisi kabul etmez, ‘uydurmadır’ derler. (M. Zevaid ve M.Fevaid, 4/93, Telhisül Müstedrek, II/396, El-Meretül Müslime,13, Kitabu’l-Mevzuat, II/268)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam’a göre ilim öğrenmek kadın erkeğe farzdır. (İbni Mace, Mukaddime, s. 17) Hz. Peygamber devrinde kadın sahabi ilme büyük katkıda bulunmuşlardır. Efendimizin ailesi de ilmi gayret ve çalışmaların içinde yer almışlardır. (Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, II/698) Kadınlar ilk yatılı okul sayılacak Mescidi Nebeviye bitişik (Hanbel, Müsned, V/315; Buhari, Salat, 58) kurumda ders almışlar ve daha sonra öğrendikleri ile kadın erkek öğrencilere dersler vermişlerdir. (M. Z. Sıddıki, Hadis edebiyat tarihi, s. 130, 137) Allah Rasulü&#8217;nün kızı Hz. Fatıma duygulu bir şair olduğu gibi, Hz. Peygamber&#8217;in bazı hadislerini de rivayet etmiştir. (İbn Sa&#8217;d, Tabakat, VIII/19, 30) Hadis rivayet eden kadın sahabinin sayısı çoktur. Bazıları şunlardır: Hz. Aişe, Ümmü Habibe binti Ebu Süfyan, Ümmü Abd, Esma binti Ebu Bekr, Zeyneb binti Cahş, Meymune binti Haris, Fatıma binti Kays, Dürre binti Ebı Leheb, Ümmü Haram binti Milhan vd. (İbn Hayyat, et-Tabakat, II/859, 884; Al Selman, Inayetü&#8217;n-Nisa Bi’l-Hadisi&#8217;n-Nebevi, s. 57-58; M. Tayyib Okiç, İslamiyet&#8217;te Kadın Öğretimi, s. 22, 23; Hatice Kurt, s. 41-58; Sahabi hanımlar ve hadis ilmi, Yüksek lisans tezi; Doç. Dr. Ayşe Esra Ağırakça Şahyar, Seyahat ve Rivayetleriyle Hanım Sahabiler) Mesela Hz. Aişe, içinde hanım sahabiden rivayet ettiği hadisler de dahil toplam 2210 hadis rivayet etmiştir. (İbn Hallikan, Vefeyatü’l-A‘yan Ve Enbaü Ebnâi’z-Zaman, III/16-20; Zehebi, Siyeru A‘lami’n-Nübela, II/135-201; İbn Hacer, Tehzibü&#8217;t-Tehzib, VI/604) Önemle altı çizilmelidir ki hadis, Kur’an’dan sonra İslam dininin ikinci kaynağıdır ve biz Müslümanlar bu hanım sahabenin aktardıkları ile hâlâ daha dinimizi anlayıp yaşamaktayız! Kütüb-i Sitte’de rivayeti bulunan kadın sahabinin sayısı 115 civarındadır.  Kadın sahabi dışında, Kütüb-i Sitte’de rivayeti bulunan kadınların sayısı ise 103’tür.  (Muhammet Yılmaz, Hz. Peygamber Dönemi ve Sonrasında Kadın Alimlerin Hadis İlmine Katkıları, s. 382)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Efendimiz, Şifa bint Abdillah el-Adeviyye&#8217;den eşi Hz. Hafsa&#8217;ya okuma yazma öğretmesini istemiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/286; Ebu Davud, Sünen: Tıb, 18; İbn Hacer, İbni Sad, Tabakat, VIII/84; el-İsabe fi Temyizi’s-Sahabe, IV/333) Şifa bint Abdillah, Hz. Hafsa dışında çok sayıda kadın sahabiye de okuma yazma öğretmiştir. Zamanla okuma-yazma bilen sahabi kadınlar arasına Ümmü Seleme, Kerime bint el-Mikdal, Ümmü Külsum bint Ukbe ve Aişe bint Sa‘d gibi isimler de katılmıştır. (Belazuri, Fütuhu&#8217;l-Büldan, 692-693; M. T. Okiç, İslamiyette Kadın Öğretimi, 22). Hz. Aişe&#8217;nin, yeğeni Aişe bint Talha&#8217;ya okuma yazma öğrettiği ve kendisine çeşitli beldelerden gelen mektuplara onun vasıtasıyla cevap verdiği bilinmektedir (Buhari, el-Edebü’l-Müfred: I/382; Ali Osman Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, s. 143) İbn Hazm sahabe devrinde yetişen ‘hanım hukukçuların’ olarak şu isimleri zikretmektedir: Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Hafsa binti Ömer, Hz. Fatıma, Fatıma binti Kays, Esma binti Ebi Bekr, Havla binti Tüveyt, Ümmü Şerik, Sehle binti Süheyl, Ümmü Eymen, Atike binti Zeyd, Ümmü&#8217;d-Derda, Zeyneb binti Ümmü Seleme ve Ümmü Yusuf. (İbn Hazm, Cevâmiu&#8217;s-Sire, s. 319, 323; Ayrıca, Nevzat Aşık, Sahabeye Hadis Rivayeti, s. 78, 79; İbn Kayyim, İ&#8217;lâm, I/14) Mesela Hz. Aişe için Urve: “Hz. Aişe&#8217;nin şiir bilgisine hayret etmiyorum, çünkü Ebu Bekir&#8217;in kızıdır. Fıkıh konusundaki ilmine de hayret etmiyorum, çünkü Hz. Peygamber&#8217;in zevcesi idi. Fakat tıp konusunda ki bilgisi beni hayrete düşürüyor.&#8221; (El-Mekki, Fethu&#8217;l Mübin, s. 157) Hz. Peygamber kadınların eğitimine büyük önem vermiştir. Kadınlar mescide gelmekte ve hadisleri dinlemekte idiler. Bir Sahabe kadın Hz. Peygamberden eğitim için özel bir gün istemiş ve Efendimiz de haftada bir gününü onlara tahsis eder. (Hanbel, Müsned, III/34; Müslim, Birr, 152; Muhammed Ebû Zehv, el-Hadîs ve&#8217;l Muhaddisun, s.55; Buhari, Sahih, I/36)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaten “Kur’an ve sahih sünnetin genel esaslarına uygun bir çerçevede hadise baktığımızda” rivayette geçen &#8220;eksiklik ifadesinin hakiki, mutlak ve genel manada olmadığı anlaşılmaktadır.&#8221; (Tuğba Kocaman, Kadınlar hakkında “aklın ve dinin noksanlığı” nitelemesini içeren hadisin tahrici, tenkidi ve değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, s. 231) Aksi halde, “Kadının aklının eksik olduğu kabul edilirse, İslami yükümlülük için aklın sıhhatinin şart olduğu bilindiğinden, aklı yönden eksik olan bir varlığın herhangi bir dini sorumluluktan yükümlü olmaması (TDV İslam Ansiklopedisi, II/247) doğal sonucuna ulaşmamız gerekirdi. Halbuki kadın ve erkek her Müslüman’ın Allah&#8217;ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak konusunda ‘aynı derece yükümlü oldukları’ Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de açıkça (Tevbe, 71-72) belirtmektedir.” (Rauf Pehlivan, Büyük Kadın İlmihali; biriz.biz/mahrem/kadininaklivedini.htm; İbrahim Sarı, Kadın, s. 57)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konu ayrıca, ‘İslam kadınların okumasına karşı mıdır?’ adlı yazımızda ve İlhan Arsel’e cevap verdiğimiz ‘Şeriat ve Kadın adlı eserinin eleştirisi II’ adlı yazıda ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kadın Uğursuz mudur?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Uğursuzluk (anlayışı) kadında, evde ve attadır.&#8221; (Buhari, Nikah 17; Müslim, Tıb 116) &#8220;Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.&#8221; (Buhari, Cihad 47, Nikah 17, Tıb 43,54; Müslim, Selam 119, Müslim, Tıb 117-120, (2226); Muvatta, İsti&#8217;zan 21) Hz. Aişe’ye, &#8220;Ebu Hüreyre Resul-i Ekrem&#8217;in ‘uğursuzluk evde, kadında ve attadır dediğini söylüyor, siz ne dersiniz?’ diye sorulduğu zaman, &#8220;Ebu Hüreyre bu hadisi iyi öğrenememiş. Resul-i Ekrem: “Allah Yahudilerin canını alsın, onlar uğursuzluğun evde, kadında ve atta olduğuna inanırlar” derken sözün sonuna yetişmiş, ama baş tarafını duymamıştır&#8221; diyerek konuya açıklık getirmiştir. (Ebu Davud et-Tayalisi, Müsned, s. 215, no: 1537; z-Zerkeşi, el-İcabe, s. 207-211) Ayrıca özellikle belirtmek gerekir ki, İslam’da uğur veya uğursuzluk gibi batıl inanç türleri asla yer almamaktadır! &#8220;Ne safer ayında, ne kuşun uçmasında, ne baykuşun geceleyin ötmesinde ne de başka bir şeyde uğursuzluk vardır.&#8221; (Buhari, et-Tac, III/220; Keşfu’l Hafa, II/366, Hadis No.3079; el-Câmiu&#8217;s-sağir, Hadis No: 9908) &#8220;Uğursuzluk yoktur&#8221; (Buhari, Tıb 19, 43-45, Ebu Davud, Tıb 24. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I/257, 304, 319, V/347) “Uğursuz saymak şirktir&#8221; (Ebu Davud Tıb 23) &#8220;Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir.&#8221; (Ebu Davud, Tıbb 24, (3910); Tirmizi, Siyer, 47) &#8220;Uğursuzluk, hiçbir Müslümanı teşebbüsünden vazgeçirmesin&#8221; (Ebu Davud, Tıb 24. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II/387, III/349) “Uğursuzluk yoktur. Ben hayra yormayı yeğlerim.&#8221; (Buhari, Tıb 19, 43–45; Müslim, Selam 102, 107, 110, 114, 116.Tirmizi, Siyer 47,  Ayrıca Ebu Davud, Tıb 24; İbni Mace, Mukaddime 10, Tıb 43) &#8220;Sorgusuz sualsiz cennete gireceklerden biride &#8220;Uğursuzluğa inanmayan&#8221; kimselerdir.&#8221; (Buhari, Tıb 1; Buhari, Rikak 21, Müslim, İman 374) Ne İslam uğursuzluk inancını kabul eder (DİA, uğursuzluk maddesi), ne de kadın İslam’da uğursuz sayılmıştır. Burada sadece hadisi eksik anlama ve rivayet etme söz konusudur!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hz. Peygamber, kötü huylu ve etrafa kırıtkan bir kadın hakkında: “Şeytan, kadın şeklinde görünür” (Ahmed b. Hanbel, Musned, III/330; Muslim, Nikah 9; Ebu Davud, Nikah 43; Tirmizi, Rada, 9) şeklinde bir benzetme yapmıştır. Tirmizi hadislerini açıklayan Mubarekfuri, &#8220;kadın şeytan suretinde gelir&#8221; ifadesinin yorumunda, Hz. Peygamber&#8217;in &#8220;vesvese verme ve kötülüğe davet etme&#8221; özelliğiyle bu tür kadınları şeytana benzettiğini ifade etmektedir. (Mubarekfuri, Tuhfetu&#8217;l-ahvezi bi-şerhi&#8217;l-Cami‘i&#8217;t-Tirmizi, IV/270) Amaç, bu tür kadınların insanları kötü düşüncelere sevkettiklerine dikkat çekmektir. Prof. Ali Osman Ateş de, “Mecazen, fitneci, düzenbaz kadınlar için şeytan benzetmesi yapıldığını ifade eder.” (Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, s. 72-83) Oryantalistler ve onların içimizdeki havarileri ateistler, Rağıb el-İsfehani’nin ‘Müfredat’ına baksaydı, Arapça’da şeytan kelimesinin “İnsan ya da hayvanlardan, kötü huylu olanlara (ele avuca sığmayan, haşarı olanlara) sıfat olarak verildiğini” görürlerdi. (el- Müfredat fi Garibil Kur’an, 381)  ki, Kur’an-ı Kerim, şeytanın erkek şeklinde olabileceğini de belirtmektedir! Bedir Savaşı sırasında Bekr oğullarından Süraka ibn Malik ibn Cu’şum adında bir kişi Kureyşlilere katılmış, onları savaşa teşvik ve tahrik etmiş, sonra iki ordu karşılaştığında işin ciddiyetini, zorluğunu anlayan Süraka, kışkırttığı adamları bırakıp kaçmıştır. İşte bu adam, Kuran’da şeytan olarak takdim edilmektedir: “O zaman şeytan, onlara, yaptıkları işi süslemiş: ‘Bugün insanlardan, sizi yenecek kimse yoktur. Korkmayın, ben de sizin yanınızdayım!’ demişti. Fakat iki topluluk birbirini görünce ardına dönüp: ‘Ben sizden uzağım, ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah’tan korkarım zira Allah’ın cezası çetindir!’ dedi.” (Enfal, 48) İşin ilginci bu ‘benzetmeden’ hareketle nedense hiçbir İslam düşmanının aklına, ‘İslam’da erkek şeytan olarak tasvir edilir’ iddiası gelmemektedir! Görüldüğü gibi ortada cinsiyet değil huy, ahlak, karakter merkezli analizler yapılmaktadır. Bu kötü düşünce sadece erkeklerin değil, hemcinslerinin de tepkisini çekmektedir. Mesela, şarkıcı Nükhet Duru, &#8221; Herkes sevdiğini, istediğini giyebilir ama ne olur bu tayt olayına bir, &#8216;Dur!&#8217; deyin artık. Tunikle giyilirse tamam ama öbür türlü çorapla sokakta dolaşan bir sürü hanımefendi görüyoruz. Bu hoş bir görüntü değil. Görsellik devreye girince yurtdışından gelen modayı çok yanlış uyguluyor insanımız.&#8221; (Milliyet, 27.10.2022) diye tepki gösterirken, sanatçı Niran Ünsal, ‘müzik kliplerindeki erotik sahneleri eleştirip, çıplaklığın sanat adı altında sergilenmesinin çok komik olduğunu’ söylemekte ve ‘Özgürlüğün yanına çıplaklığı koydular’ diye tepkisini ortaya koymaktadır. (Yeni Şafak, 12/10/2014) Neslihan Altun’un gerçekleştirdiği sokak röportajında konuşan bir kadın da: &#8216;Her şey yozlaştı ve bozuluyor, evlatlarımız da bozuluyor. Günümüzde açıklık sorunu değil çıplaklık sorunu var.&#8217; (youtube.com/watch?v=loMWwuvKn7k) diye tepki göstermektedir. Şarkıcılık adı altında çıplak şekilde sahneye çıkanlar içinde Sevda Türküsev, “Bu özgürlük değil hadsizlik!” (x.com, 13.8.2022) derken, Riva Şalhon ise, teşhircilik başlıklı yazısında, “Aslında amaç belli: Herkes bir şekilde hafızalarda yer etmek istiyor, içinde mutlaka öz güven eksikliği de barındırmaktadır.” (Şalom, 14 Kasım 2018 ) diye yorum yapmaktadır. Görüldüğü gibi benzer sorunlar günümüzde de aynen devam etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Neslin erkek çocuktan devam ettiği inancı</strong> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir.&#8221; (Nahl, 58) Bu ayette Allah (c.c.) cahiliye dönemi insanının kadına bakışını anlatmakta ve bu durumu kınamaktadır. Halbuki &#8220;Allah dilediğine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir, dilediğini de kısır yapar.&#8221; (Şura, 49) Peygamberimizin nesli kızı Fatıma’dan devam etmektedir! Bu Kur’an tarafından da onaylanmakta ve soyun devamının kadından da devam edebileceğini ilan etmektedir. (Kevser, 3) Ama bunu 1400 sene sonra bile bazı bölgelerde Müslümanlara kabul ettirmekte hâlâ zorlanıyoruz. Bir de onların bu tavırlarına bakarak, bunu İslam ile özdeşleştirip İslam’a saldıranlar var ki, aslında olay İslam ile ona inandığını söyleyip uygulamayan Müslüman arasındaki derin uçurumdan kaynaklanmakta ama sorun ne yazık ki İslam’a mal edilmektedir! Konuyu uzatmadan ve dağıtmadan belirtelim ki, içki içen, zina eden, yalan konuşup rüşvet yiyenlere sorsak tümü, ‘Müslüman’ım’ der ama söz boğazlarından aşağıya inmemektedir! Allah (cc) Kur&#8217;an&#8217;da Hazreti Muhammed&#8217;e kesin olacak işler için bile ‘inşallah/Allah izin verirse’ demesini emrediyor (Kehf, 23-24) ama bizde ise ‘inşallah’ denince işi safsaklamak anlaşılıyor&#8230; Allah, insanlar kazanıp bir şey elde  etse bile bunun ‘Allah&#8217;ın izniyle olduğunu’ kabul etmemizi ister ama günümüzde ‘işimiz Allah&#8217;a kaldı’ denirken olmayacak şeyler için bu cümle kullanılmaktadır! Kur’an bu zihniyete şöyle seslenmektedir: “İman ettik demeyin, Müslüman olduk deyin” (Hucurat, 14); “Ey iman edenler! Allah’a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin.” (Nisa, 136) Bu konuda, ‘Müslüman olmak kolay mı?’ ve ‘İslam ülkeleri neden geri?’  adlı yazılarımıza da bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Çağdaş hayat</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10292 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/79314053_118755032926121_8371237971138969600_n.jpg" alt="" width="467" height="179" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13399" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/32524365748.jpg" alt="" width="146" height="181" />  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam&#8217;da kadın dışarıda örtünür, süsünü, çekiciliğini evde eşine saklar. Tabii ki aynı durum erkek içinde söz konusudur! Hanım kardeşlerimiz hostes olup onlarca erkeğe hizmet ederken, yemek ikram edip, yastık kabartıp, kemer bağlarken medeni olurlar da, evlenip sadece eşine hizmet edince neden ‘erkeğin kölesi’ ilan edilirler?! Bazılarının, “hayatını güvence altına almak, ekonomik özgürlük” iddialarının arkasındaki neden, doğru ve güvenilebilir bir eş, hayat arkadaşının eksikliğini iliklerine kadar hissediyor olmaları olmasın sakın? Kadın, eşi yanında bigudili saçlar, yüzünde kremler, gözünde salatalıkla dolaşmasını doğal karşılayanlar, dışarı çıkacakken taranıp süslenip kokular sürmesindeki ikilemi neden görememektedir?! Sokakta kızının beline bir erkek kolunu dolasa ona kızacak olanlar, adı &#8220;dans&#8221; olunca bu harekete neden tepki  göstermezler? &#8220;Moda&#8221; adı altında yırtık, çıplak, tuhaf elbiseleri neden doğal karşılanır? Kızı veya oğlu  &#8220;don&#8221; ile dışarıda dolaşsa buna karşı çıkacak olanlar, adı &#8220;mayo veya şort&#8221; olunca neden buna onay verir?! Bazı kavramların arkasına sığınılarak toplumun nasıl ifsat edildiği artık görülmelidir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu konuyu daha detaylı olarak, ‘Modernizm ve Kadın’ adlı yazımızda ele aldık.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Karşı cinsten insanlarla arkadaşlık</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Karşı cinsten insanların uzun süreli çalışma ilişkilerinde olaylar genellikle sinsice gelişir. Kişi “Karşı cinsten filanca kişiyle sadece  arkadaşız” dediklerinde kesinlikle kendilerini aldatmaktadırlar. Bazen doğru gelebilir ya da ilişkinin başında masum gelebilir. Oysa pek çok durumda karşı cinsle kurulan arkadaşlık bir süre sonra, diğerinin zekası ya da mesleki yeteneğine duyulan saygıya bağlı olarak arkadaşlıktan öte bir şey haline gelmeye başlar. İlişki adım adım daha açık ve güvenilir bir nitelik kazanır. Küçük şeyler paylaşıldıkça bir takım tesadüfler ve ortaklıklar sonucunda daha yakınlaştığınızı fark edersiniz. Eğer evliyseniz eşinizle aranızdaki farklılıklar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bir bakmışsınız ki yeni arkadaşınızla her şeyde uyuşurken, eşinizle hiçbir konuda uyuşmaz hale gelmişsiniz. Tabii sonunda diğer insanla (arkadaşınızla) uyum faktörü ya da fiziksel çekicilik nedeniyle hormonlar faaliyete geçer ve kaçınılmaz olay nihayet gerçekleşir. Olmasını asla tasarlamadığınız şeyler olur. Konunun trajik  yanı  çoğu cazip şeyin zamanla felaket getireceğinin başta inkar edilmesidir. Karşı cinsten biriyle gözlerin  saniyenin onda biri kadar bir zamanda uzunca birleşmesi, koridorda yanından geçerken özel bir itina göstermek, herhangi bir yerde tesadüfen çarpışmak, ‘tokalaşırken’ veya bir şey alıp verirken ellerin bir iki saniye daha uzun tutulması, bunlar ve bunun benzeri ipuçlarını görmemezlikten gelmek, bu gibi şeyler kırmızı bayraklardır. Böyle durumlarda kendinize ‘zararsız flört’ olamayacağını hatırlatın. Eğer evli iseniz,  olan şeyi dürüstçe kabul edin -mazeret aramayın- ve eşinize bağlılığınızı hatırlayın. İş yerinizdeki arkadaşınızla veya sekreterinizle ‘bir kere yemeğe çıksam ne olur?’ demeyin. Boşanmaların yüzde yetmişi, aynı iş yerinde veya yakın iş birliği halinde çalışan şahısların yakınlaşması sonucu olmaktadır. Yüzde ellisi de eşlerden birinin bir alış veriş merkezinde veya otoparkta karşı cinsten biri ile tanışması ve o kişiye karşı ilgi duyması ile gerçekleşir. Kısacası sekreterinizle veya işbirliği içinde olduğunuz karşı cinsle iş yemeği yemeniz veya bir yerde  buluşmanızın  size hiçbir kazancı olmaz ama kaybedeceğiniz çok şey olur! İşin gerçeği bu konuda duyarlı öğütler vardır. “Evlilikten önce iffet, evli iken sadakat gerekir.” Karşı cinsten biri ile çalışmanız gereken durumlar olacaktır. Bu durumu önleyemeyebilirsiniz ama kendi düşünce ve konuşmalarınızı pekala denetleyebilirsiniz. Temel sorun, dostluk ile  flört arasındaki çizgiyi aştığınız  zaman, sonuçta  bir şeylerin yaşanabilecek olmasıdır. Yaşananlar da kötü sonuçlar doğurur. (Amerikalı yazar ve motivasyon konuşmacısı Zig  Ziglar,  ‘Hayat Boyu Flört’ adlı eserinden)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Allah sizden; kadınlara karşı iyi ve hayırlı olmanızı ister; çünkü onlar, sizin analarınız,  kızlarınız veya teyzelerinizdir. (Camiu&#8217;s-Sağir, el, s. 78, Hadis No: 1647); &#8220;(Ey Resulüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mü&#8217;min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini) göstermesinler. Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Başörtülerini yakalarının üstüne koysunlar.&#8221; (Nur, 30-3) “İlk bakışa ikinci bakışı ekleme. Çünkü birincisi senin lehinedir, ikincisi ise senin lehine değildir.” (Ebu Davud, Nikah, 44) “Gözler zina eder; onların zinası ise harama bakmaktır. Eller de zina eder; onların zinası da harama dokunmaktır.” (Müslim, Kader, 33, H. No: 2658/1; İmam Zeylei, Nasbu’r-Raye, IV/248)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tokalaşmakla ilgili olarak, ‘İslami emirler, yasaklar ve hümanizm’ adlı yazımızdaki, ‘Namahrem ile Tokalaşmak Üzerine’ başlıklı notumuzu okumanızı tavsiye ederiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/islamdakadinhaklari-1-2.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4977" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/islamdakadinhaklari-1-2.jpeg" alt="islamdakadinhaklari-1-2" width="188" height="125" /></a></span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islamda-kadin-haklari.html">İslam’da kadın hakları</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/islamda-kadin-haklari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
