<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...Katagori</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/category/allah/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 May 2025 14:20:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...Katagori</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kötülük Allah&#8217;tan mıdır?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/kotuluk-allah-tan-midir.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/kotuluk-allah-tan-midir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Apr 2014 19:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[hayır şer Allah'tan mı]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük Allah'tan mı]]></category>
		<category><![CDATA[nisa 78]]></category>
		<category><![CDATA[nisa 79]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=5364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kötülük/şer Allah&#8217;a izafe edilebilir mi? Kur’an&#8217;da şer-kötülük Allah&#8217;a nispet edilmez aksine, Kur’an’da ‘şerrin yani kötülüğün, insanların yaptıklarının karşılığı, bizzat kendi işlediklerinin sonucu olduğu’ açıkça ifade edilir. Rum, 41: &#8220;İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını dünyada onlara tattıracaktır.&#8221;; Ali İmran, 165: &#8220;Bir musibet (kötülük) [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kotuluk-allah-tan-midir.html">Kötülük Allah’tan mıdır?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kötülük/şer Allah&#8217;a izafe edilebilir mi?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an&#8217;da şer-kötülük Allah&#8217;a nispet edilmez aksine, Kur’an’da ‘şerrin yani kötülüğün, insanların yaptıklarının karşılığı, bizzat kendi işlediklerinin sonucu olduğu’ açıkça ifade edilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Rum, 41: &#8220;İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını dünyada onlara tattıracaktır.&#8221;; Ali İmran, 165: &#8220;Bir musibet (kötülük) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendinizdendir.”; Nisa,79: &#8220;Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan kötülüğe bizzat kendisinin yaptığı işler ile sebep olur. Allah&#8217;ta her şeyin yaratıcısı olduğu gibi,  insanın yaptığı işlerin sonucu olan kötülüğü de yaratır. Yani kötülüğe sebep olan ve yapan insandır, insanın yaptığının sonucu olarak ortaya çıkan kötülüğü yaratan ise Allah&#8217;tır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa 78 ve 79. ayetler çelişkili midir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa,78: &#8220;İnsanlara  bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, (Ey Muhammed) senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: Hepsi Allah’tandır.&#8221;  Nisa, 79: &#8220;Sana gelen her iyilik Allah´tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kur&#8217;an, görünüşte insanların yaptığı fiilleri de zaman zaman Allah&#8217;a isnat etmektedir, çünkü gerçek yaratan O’dur.”  (Prof. Dr. M. Halil Çiçek, Müşkilu&#8217;l-Kur&#8217;an&#8217;ı Yeniden Değerlendirmek, s. 77) Çelişki görüntüsü, kötülüklere sebep olan insan davranışları ile insanın istemesi üzerine o kötülüğü yaratanın Allah olmasının anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Kısaca yapan insan, yaratan Allah’tır. Ayet meallerine bakalım:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa 78. ayette, her şeyi olduğu gibi iyilik ve kötülüğü de Allah&#8217;ın yarattığını ifade edilir. 79. ayet ise, Allah&#8217;ın yarattığı kötülüklerin ‘sebebinin’ insan olduğunun altı çizilir. Kötülüğün sebebi insandır ve neden olduğu tüm işler ve sonuçlarından sorumludur. İnsana özgür iradesi ile yapacağı işi seçer, o işi yapma gücünü de Allah o kula verir, tüm bunların sonucunda da kul seçiminin iyi veya kötü olmasına göre karşılığını ahirette görür. İki ayet arasında bir çelişki değil, bahsedilen konuların farklılığı  söz konusudur. Yani kötülüğün sahibi insan, insanın istediğini -iyilik veya kötülük dahil her şeyi- yaratan ise Allah&#8217;tır! Yüce Yaradan hem kötülükten razı değildir; peygamber, kitap göndererek her zaman kullarını kötülükten uzak durmaları konusunda uyarır ve güzelliğe-iyiliğe  teşvik eder, hem de Kur’an&#8217;da sadece iyiliği kendine izafe ederek, kötülüğü yaratsa da iyiliğin ve iyilerin tarafında olduğunu bizlere bildirir. İyilikler; yaratıcının bize hediyesi, kötülükler ise insanın kendi işlerinin sonucu ortaya çıkan ve yaratıcının razı olmadığı işlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca Yüce Yaradan iyiliğin ve kötülüğün kendisinden olduğunu ifade ettiği 78. ayette, iyilik ve kötülük için “Minellah” değil, “Min indi&#8217;l-Allah” ifadesini kullanır. Yani iyilik ve kötülük için Allah (cc) direk &#8216;kendinden&#8217; ifadesini kullanmaz. Fark nedir? &#8221; Min indi&#8217;l-Allah &#8221; yani: İyilik ve kötülük ‘Allah tarafından, Allah&#8217;ın katından, huzurundandır’ ifadesini kullanır. 79. ayette ise iyilik için, “direk kendinden” anlamına gelen  &#8220;Minellah&#8221; ifadesi kullanılır. Yani Türkçe&#8217;ye aynı anlamda çevrilseler de aslında Arapça orijinallerinde ve kelimelerin ruhunda büyük farklılıklar vardır! Yüce Rabbimiz iyilikle de beraber olsa kötülüğe razı olmaz ve direk kendinden değil, her ikisinin de ‘huzurundan’ geldiğini/yaratıldığını bildirirken, iyiliği ise direk kendine izafe eder ve kendinden geldiğini bildirir; çünkü O (cc) iyiliğin tarafındadır ve sadece iyiliğe razıdır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir insanın iyilik yapması için birçok etkenin bir araya gelmesi gerekir. Mesela bir binayı yapmak çok zordur ama kötülük için az bir eylem yetmekte, kötü sonucu doğurabilmektedir. Yapmak zor, yıkmak ise kolaydır ve hatta bazen sadece yapılması gereken işlerdeki ihmal bile kötülüğe neden olabilmektedir. İşte Allah (cc) iyilik için her türlü (Sadece yaratma konusunda değil, teşvik etme, ödüllendirme dahil birçok konu)  ortamı hazırlamaktadır. Kötülüğü ise; ne olduğunu, kötülüklerin listesini ilahi kitapla bildirip peygamberle açıklamakta, her insana verdiği vicdanla ve meleklerle kötülükten uzak tutmakta ve sonucunun cehennem olduğunu bildirmekte, tercihi de sonucuna katlanacak olan insana bırakmaktadır. Allah (cc) sadece insan isterse ancak o zaman insanın yapacağı o kötülüğü yaratmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her şey sonuçta Allah’tandır ama başa gelen kötülükler ise insanların kendi elleriyle işlediklerinin sonucudur. Örneğin bir insan elini ateşe sokarsa eli yanar. Elinin yanması Allah’ın yarattığı kanunlar gereğidir. Fakat elini yakan, ateşe elini sokan insandır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şura, 30: &#8220;Başınıza gelen herhangi bir kötülük, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah (günahlarınızın) birçoğunu affeder (de onlardan ötürü bir musibet vermez.)&#8221;;  Fussılat, 46: &#8220;Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.&#8221;;  Zümer, 7: &#8220;Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunların dışında imtihan konusu olan olaylar vardır ve bunlar Allah tarafından, insanları imtihan vesilesi olarak kulun karşısına çıkarılır. Bunlar az, hayatın geneli içinde istisna olan olaylardır. Hastalık, kıtlık gibi konular buna dahildir. Ama unutulmamalıdır ki aynı yüce Yaradan, her hastalığa bir şifa ve her çalışana mutlaka karşılığını da verendir. Hatta bu çalışan, Yaradan’ı inkar eden biri bile olsa, bu kural değişmemektedir! Bakara,155: “Muhakkak ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”; İnşirah, 5:  &#8220;Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.&#8221;; Bakara, 286:&#8221; Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/hayr-ser-2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-5368" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/hayr-ser-2.jpg" alt="hayr-ser-2" width="320" height="240" /></a></span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kotuluk-allah-tan-midir.html">Kötülük Allah’tan mıdır?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/kotuluk-allah-tan-midir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah neden Adem ve Havva&#8217;nın çocuklarının evliliklerine izin vermiştir?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/adem_havva-cocuklarinin-evlilikleri.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/adem_havva-cocuklarinin-evlilikleri.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 08:33:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Adem]]></category>
		<category><![CDATA[Adem'in çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=1079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Adem, Havva ve çocukları, İnsanlık nasıl çoğalmıştır? “Allah insanlığın çoğalmasını -onları yoktan var ettiği gibi- topraktan yaratmakla da devam ettirebilirdi.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 177)&#160;Bunun yerine Yüce Allah farklı bir metot kullanmıştır. Bu usulün detayıyla alakalı ise iki görüş vardır. Birinci görüş:&#160; Hz. İsa’nın yaratılmasında yalnızca anne vardı; Hz. Yahya’nın yaratılmasında ana [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/adem_havva-cocuklarinin-evlilikleri.html">Allah neden Adem ve Havva’nın çocuklarının evliliklerine izin vermiştir?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="has-text-align-left"> <strong>Hz. Adem, Havva ve çocukları, İnsanlık nasıl çoğalmıştır?</strong></p>



<p>“Allah insanlığın çoğalmasını -onları yoktan var ettiği gibi- topraktan yaratmakla da devam ettirebilirdi.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 177)&nbsp;Bunun yerine Yüce Allah farklı bir metot kullanmıştır. Bu usulün detayıyla alakalı ise iki görüş vardır.</p>



<p><strong>Birinci görüş:&nbsp;</strong> Hz. İsa’nın yaratılmasında yalnızca anne vardı; Hz. Yahya’nın yaratılmasında ana ve baba vardı, fakat çocuk yapma kabiliyetleri mevcut değildi… Hz. Adem’in yaratılmasında anne de yoktu baba da.</p>



<p>Tüm evren yoktan var eden Allah (cc) Adem ve Havva’nın her doğumda ikiz olan kız ve erkek evlatların birbirleri ile evliliklerine (Tabatabai, Mizan, IV/146) &nbsp;izin vermemiş, bir sonra doğan ikizlerden doğan kız ve erkeklerin çapraz evliliklerine &nbsp;izin vererek insanların çoğalmasını sağlamıştır. Peki neden?</p>



<p>Allah “İnsanlığın atasının tek olmasını.” istemiştir. (Hamid Cengiz, Ateist ve deistlerin modern sorularına cevaplar, s. 156) Irkçılık, üstün kan iddiası gibi kavramların insanlığa ne gibi kötülükler yaptığı ortadadır. İşte II. Dünya Savaşı, faşist Almanya ve İtalya’nın üstün ırk teorisinden hareketle başlamıştır. Dünya’da sermeyayi elinde tutan Siyonistler de, Yahudilik inancı temelinde üstün ırk olduklarını savunur ve geri kalan toplumları ‘goyim’ olarak kabul ederler! Dünyayı sömüren, Afrika’yı köleleştiren, Asya’yı işgal eden emperyalist devletlerin fikri temelini de ‘sosyal Darwinizm’ oluşturur ve bu teori, ‘güçlü olan üstün soy’ iddiasına dayanır. Dünya, tarih boyunca ırkçılıktan çok çekmiştir. Şimdi aslı soruyu soralım, ya Allah (cc), mesela iki Adem ve Havva diyelim yaratsa idi, tarih boyunca insanlar birbirlerine karşı çok daha fazla ırkçılık yapmaz, daha fazla kan dökmezler mi idi? Halbuki ‘ilahi kaynaklı’ tüm dinler, insanlığı hep ortak atadan başlatır ve bu sayede ırkçılık hastalığının kökü daha en başından kesilmiş olunur. Bundan sonra insanların yapacakları ırkçılık dahil her kötülük, bizzat insan kaynaklı ve ilahi çizgiden sapmanın sonucu olacaktır.</p>



<p>Konuya diğer boyutu ile de bakmak da gerekir. Ateistlerin bu&nbsp;çapraz evliliğini eleştirmeleri tutarsızdır. Çünkü bizzat günümüz ateistleri İslam&#8217;da haram olan zina, ensestten eşcinselliğe birçok haramı normal kabul edip savunmaktadır! Bu konularda detay için ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ ve ‘Eşcinsellik’ adlı yazılara bakılabilir.</p>



<p>Bu konudaki&nbsp;<strong>ikinci görüş</strong>&nbsp;ise, ilk yaratılan insanların&nbsp;Ademler ve Havvalar&nbsp;olduğu şeklindedir.</p>



<p>İlk yaratılan Adem ve Havva’dan sonra Kur’an-ı Kerim’de ve sağlam rivayetlerde “kardeşlerin birbiriyle evlendikleri” bilgisi verilmediği, bu nedenle de ilk yaratılan erkekle kadından birçok erkek ve kadının türetilmesinin mümkün olduğu görüşü ileri sürülür. (Kur’an Yolu, Nisa Suresi 1. Ayetin tefsiri)</p>



<p>A’raf, &nbsp;11’de &#8220;Sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: &#8220;Adem&#8217;e secde edin!&#8221; dedik.&#8221; buyrulur. Ayet, ilk yaratılıştan bahsetmektedir. Çünkü ayetin son cümlesi Hz. Adem&#8217;e secdeden bahseder. Bu ayette dikkat çeken husus, Yüce yaratıcı Allah (cc) hazretleri &#8216;Sizi yarattım.&#8217; derken &#8216;qum&#8217;&nbsp; zamirini kullanmaktadır. Arapça dilbilgisi kuralına göre seni yarattım derken, &#8216;qe&#8217; zamiri, ikinizi yarattım derken &nbsp;‘qumâ&#8217; zamiri kullanılırken ve ayette Hz. Adem veya Hz. Havva annemizle birlikte, sen veya ikiniz yani &nbsp;‘qe veya qumâ&#8217; kullanılması gerekirken&nbsp; &#8216;qum’&nbsp;zamiri kullanılmıştır. Arapçada çoğul birden değil ikiden sonra başlar, en az üç ve fazlası için kullanılan qum de, ‘Siz’ anlamına gelir. Bu kelime ‘biz insanları’ kastediyor denebilir ama hemen aynı ayetteki bir sonraki kelime yani sizi yarattık ve sonra da ‘şekil verdik&#8217; anlamına gelen &#8216;Sarrafna&#8217; kelimesi gelmekte ve o da&nbsp; &nbsp;&#8216;qum&#8217; yani yine en az üç kişi için ifade edilen zamirle devam etmektedir. Ayetin son bölümü ise &#8216;Sonra da Hz. Adem&#8217;e secde&#8217; edilmesinden bahsetmekte dolayısı ile ayetin insanlığın genelinin yaratılmasından değil,&nbsp; ilk yaratılıştan bahsettiği ortaya çıkmaktadır. Bu ayetten yola çıkarak Allah&#8217;ın, en az üç olan yani ikiden (Adem ve Havva&#8217;dan) daha çok&nbsp; insanlar yarattığını, dolayısı ile insanlığın bir anne ve babadan değil ikiden çok yaratılan insanlardan çoğaldığı ortaya çıkmaktadır.</p>



<p>Yine Hucurat, 13. ayette &#8216;Sizi kadın ve erkekten yarattım&#8217; denirken, ayette geçen ‘kadın ve erkek’ kelimeleri elif-lam &nbsp;takısı ile ‘Marife’ şeklinde geçmez yani, kelimeye ‘bilinen, meşhur olan’ (İngilizcesi &#8216;the&#8217;) anlamı katan ekler bu iki kelimede kullanılmaz. Yani “erkek ve kadından kasıt, herkesçe bilinen iki insan olan Hz. Adem ve Havva olsa idi başlarında elif-lam takısının gelmesi gerekirdi ama elif-lam olmadan yani ‘nekra’-bilinmeyen, tanınmayan- olarak bu kelimeler geldiğine göre bu kadın ve erkek bilinen Adem ve Havva değildir.” diye tefsir edenler bulunmakta, dolayısıyla birden fazla ‘Adem ve Havva&#8217;ların yaratıldığı ileri sürülmektedir. Yine Ali İmran 33. ayette Hz. Adem&#8217;in &#8216;Seçilerek&#8217; âlemlere üstün kıldığı ifade edilir. Seçim &#8216;çoğul içinden yapılır&#8217; yorumu da getirilir.</p>



<p class="has-text-align-left">Sonuç itibari ile her iki görüş de Kur’an kaynaklıdır ve her ikisi de hiçbir komplekse kapılmadan savunulabilir.! <span style="color: #000000;"> </span></p>



<p><span style="color: #000000;"></span></p>



<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/adem_havva-cocuklarinin-evlilikleri.html">Allah neden Adem ve Havva’nın çocuklarının evliliklerine izin vermiştir?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/adem_havva-cocuklarinin-evlilikleri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah kelimesinin kökeni</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 10:29:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Al-İlah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah kelimesinin kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ay Tanrısı:]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=726</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Allah kelimesi özel bir isimdir. (Meryem, 65)  Allah’ın  (cc) eşi benzeri yoktur (İhlas, 4) ve her türlü eksik sıfatlardan uzaktır. (Neml, 8; Haşr, 23; İsra, 1; Yasin, 83) Bu isimle çağrılan bir başka varlık olmamıştır, olmayacaktır da. İlâh, rab, Tanrı, God, Dieu gibi, ‘ibadet edilen’ anlamında her dilde farklı kelimeler kullanılmaktadır ama tüm bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html">Allah kelimesinin kökeni</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah kelimesi özel bir isimdir. (Meryem, 65)  Allah’ın  (cc) eşi benzeri yoktur (İhlas, 4) ve her türlü eksik sıfatlardan uzaktır. (Neml, 8; Haşr, 23; İsra, 1; Yasin, 83) Bu isimle çağrılan bir başka varlık olmamıştır, olmayacaktır da. İlâh, rab, Tanrı, God, Dieu gibi, ‘ibadet edilen’ anlamında her dilde farklı kelimeler kullanılmaktadır ama tüm bu isimler ‘cins’ isimlerdir. Bunların çoğulu da vardır; ilâhın çoğulu &#8220;âlihe&#8221;, rabbın çoğulu &#8220;erbâb&#8221; tanrının çoğulu &#8220;tanrılar&#8221; gibi. Ama Allah kelimesinin çoğulu yoktur yani &#8220;Allah’lar&#8221; kelimesi asla kullanılmamıştır ve kullanılmayacaktır! Dünyada ilahlar, tanrılar çoktur ama özel isim olan Allah tektir! İlah/tanrı cins isimdir, Allah ise özel isimdir. Allah kelimesinin kökeni Arapçadır ve Allah kelimesi tek bir anlamı ifade eder. (İbn-i Kayyim, es-Savaiku’l-mürsele, s. 749) </span></p>
<p><strong>Ay kültü iddiası</strong></p>
<p style="text-align: justify;">İd<span style="color: #000000;">dianın özeti: “Allah yani el- İlah, Ay tanrısının adıdır. İslam inancının kökeni Ay kültüne dayanmaktadır.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Sin’ tanrısının Allah ile bağlantısını kuracak herhangi bir kanıt sunamayan ateist kesim ve onların bu konudaki öncüsü olan (Southern Arabia adlı eseri ile) Amerikalı Carleton S. Coon, sadece geçmişte Ay dini olduğu bilgisi üzerine inşa ettiği teorisinde, İslam’ın da sembolünün hilal olmasından hareketle aralarında bir bağlantı kurmaya çalışmış ve aslında Allah’ın (el-İlah’ın) Sin olduğunu, ‘hiçbir kaynak sunamadan’ sadece hayali varsayımlarla ileri sürmüştür. Halbuki Hz. Muhammed devrinde “Sin” diye bir ay Tanrı’sının olduğuna veya “Sin”in “Allah” yerine kullanıldığına dair ‘arkeolojik dahil hiçbir kanıt mevcut değildir!’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Gece, gündüz, güneş ve ay O&#8217;nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, ‘aya da secde etmeyin.’ Allah’a secde edin ki bunları kendisi yaratmıştır.” (Fussilat, 37); “Hz. İbrahim Ay&#8217;ı doğarken gördü: &#8220;Rabb&#8217;im budur&#8221; dedi. O da batınca: &#8220;Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum&#8221; dedi. Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah&#8217;a ‘ortak koşanlardan’ değilim” (En’am, 77,79) dedi; “Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri yaratıp, güneş ve ayı emri altında tutan kimdir?” diye sorsan elbette şüphesiz “Allah” derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?” (Ankebut, 61) şeklindeki ayetler, Arapların Allah’ı ay Tanrısı olarak kabul etmediklerini, aksine ‘Ay’ı da, güneşi de yöneteni Allah olarak tanıdıklarını bildirmekte ve İslam’ın Ay dahil hiçbir gök cismine tapılmamasını emrettiğini bizlere haber vermekte, ispat etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an’da birçok ayette ‘Ay’ın Allah’ın sadece bir yaratığı olduğundan, emir altında olmasından bahsedilmesi gerçeği üzerine ateistler; “Allah dedikleri ay Tanrı’sı fikrini çürütmek için Muhammed Ay’ı yardığını söyledi.” şeklinde hiçbir dayanağa, yazılı kaynağa dayanmayan iddialarda bulunurlar. Bulunurlar ama Kur’an’ın önce ay Tanrı’sının ismini kullanıp sonra da bu ay Tanrı’sı inancını neden ortadan kaldırmaya çalıştığını da (!) bir türlü açıklayamazlar. Ayrıca, putperestlik inançlarını yıkmaya ve izlerini dahi silmeye çalışan biri neden Tanrı’ya bir putun ismini versin? (Dr. Kurtuluş Berzan, Bilim ve yaratılış ağacı, s. 203) Bu gibi çelişkili iddialara, oryantalist fikirlerde de bolca rastlanmaktadır. İlerideki yazılarda görüleceği gibi, ‘Kur’an’ın İncil’den ve Tevrat’tan alıntılarla oluştuğunu’ iddia eden oryantalistlerin, İsa’yı tanrı kabul etmeyen, teslisi reddeden, çarmıhı onaylamayan bir dinin nasıl İncil’den alıntılarla oluşturulduğunu veya ırkçılığı ve bir ırka has tanrı inancını reddeden aynı dinin nasıl oluyor da Tevrat kaynaklı olduğunu iddia edebildiklerine hayretle şahit olacaksınız!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ay tanrısı iddiasına dönecek olursak, arkeolojik araştırmalar Ay tanrısının isminin “Sin” olduğu göstermektedir. Allah kelimesinin ay tanrısı olduğu iddiasını destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Ateistler, camilerin kubbesinde ay sembolünün bulunmasından hareketle Ay kültü iddialarını ispatlamaya çalışırlar. Halbuki ‘ay sembolü Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir!’ Hatta ne ilk halifeler döneminde ne de Emeviler döneminde kullanılmıştır. Bu sembol ilk defa Araplar tarafından değil, Türkler tarafından kullanılmıştır. Alparslan 1064&#8217;te Ani&#8217;yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesinde bulunan büyük haç indirilip yerine büyük bir hilal konmuştur. (Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi ve Papaz Grigor’un Zeyli, s. 121) Ve ancak bundan sonra bu uygulama İslam toplumunda gelenek haline gelmiştir. Müslümanların ay takvimi kullanmasının da ay kültüyle alakası yoktur. Çünkü İslam geldiğinde ay takvimi zaten kullanılmakta idi ve İslam, ‘yıllık ibadetlerde güneş takvimini günlük ibadetlerde ise ay takvimini’ kullanmış, ne sadece ay takvimini kullanmış ve ne de sadece güneş takvimini kullanarak ay tanrısı ile olan bağı (!) gizlemeye çalışmıştır. Zaten ilk insan Hz. Adem’den itibaren Allah ismi de bilinmekte idi. (Tirmizi, Tefsir, Muavvizateyn, 3365) Çünkü İslam Hz. Muhammed ile başlayan dinin adı değildir. İslam, Hz. Adem’den itibaren gelen dinin adıdır. Konu detaylı olarak ‘İslam tüm dinlerin özüdür’ adlı yazıda ele alınmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dolayısıyla ilk insandan itibaren sadece İslam’ın mesajı insanlara bildirilmiş, zamanla bozulan esasları hatırlatmak amacı ile devamlı her topluma peygamber (Nahl, 36; İbrahim, 4) gönderilmiştir. Doğal olarak Araplar arasında İslam öncesi dönemlerde de Allah kelimesi bilinmekte idi. Bunun en büyük göstergelerinden biri de peygamberimizin babasının adının “Abdullah” (Allah’ın kulu) olmasıdır. Putlara tapan müşrikler de putlar kastedilerek, &#8220;Biz bunlara, bizi Allah&#8217;a daha fazla yaklaştırsınlar diye onlara ibadet ediyoruz.&#8221; (Zümer, 3) diyorlardı. Ama Allah (cc) buna razı olmadığı için Hz. Muhammed’i Mekke’li müşriklere peygamber olarak göndermiş ve şirkin görünür yüzü olan putları ortadan kaldırtarak tevhid dinini hakim kıldırmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah kelimesi, ‘El-İlah’tan gelir. ‘El’ takısı İngilizcedeki ‘the’ ile aynı görevi görür. Allah (El- İlah) “The God” anlamına gelir. Yani Allah; El- İlah ‘belli’ bir ilahtır.  Bu kelime sadece Arap dilinde de yoktur. Arapçanın mensubu olduğu Sami dillerinde de bu kelime mevcuttur. Örneğin İbranice’de “Elohim” (Tanrı) kelimesi bu kökten gelir. Ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve Hz. İsa’nın ana dili olan Aramicede de aynı kelime bulunmaktadır. Hem de Arapçadaki “İlah” kelimesiyle aynıdır. (DİB İslam Ansiklopedisi, II/471; Bülent Tatlıcan, Kur’an’da çelişki yoktur, s. 46) </span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13266" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/320723684_3535120023389460_6866982220350445678_n.jpg" alt="" width="1302" height="722" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Allah-kelimesinin-kokeni-1-2.jpeg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4931" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Allah-kelimesinin-kokeni-1-2.jpeg" alt="Allah-kelimesinin-kokeni-1-2" width="120" height="91" /></a> </span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html">Allah kelimesinin kökeni</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/allah-kelimesinin-kokeni.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah kalpleri mühürler mi?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/allah-kalpleri-muhurler-mi.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/allah-kalpleri-muhurler-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 07:35:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah kalpleri mühürler mi]]></category>
		<category><![CDATA[gözleri görmez]]></category>
		<category><![CDATA[Kalplerin mühürlenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah kalpleri mühürler, dilediğini doğru yol Bakara, 7. ayet: “Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur; gözlerinin üzerinde perdeler vardır.”; Tevbe,  87. ayet: &#8220;Kalplerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar &#8220;; A&#8217;raf 101. ayet:  &#8220;İşte kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.&#8221;; Nahl, 108. ayet: &#8220;İşte onlar Allah&#8217;ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir.&#8221;; İbrahim, 4. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-kalpleri-muhurler-mi.html">Allah kalpleri mühürler mi?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Allah kalpleri mühürler, dilediğini doğru yol</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bakara, 7. ayet: “Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur; gözlerinin üzerinde perdeler vardır.”; Tevbe,  87. ayet: &#8220;Kalplerine mühür vuruldu. Bundan dolayı onlar anlayışsızdırlar &#8220;; A&#8217;raf 101. ayet:  &#8220;İşte kafirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.&#8221;; Nahl, 108. ayet: &#8220;İşte onlar Allah&#8217;ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir.&#8221;; İbrahim, 4. Ayet: “İstisnasız her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara açık açık anlatsın; bundan sonra Allah dilediğini sapkınlık içerisinde bırakır, dilediğini de doğru yola iletir. O, güçlüdür, hikmet sahibidir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah kalpleri mühürlüyorsa insanın ne suçu vardır, cehenneme gitmesi haksızlık değil midir? “Kur&#8217;an&#8217;ı bir bütünlük içinde ele aldığımızda, kalplerin neden mühürlendiğini görmemiz mümkün olacaktır.” (Abdülcelil Candan, Kur&#8217;an okurken zihne takılan ayetler, s. 102) &#8220;Bazı ayetlerde, hidayet ve delalet mutlak bir şekilde Yüce Allah&#8217;ın dilemesine bağlanmaktadır. Kaldı ki, Kur’an&#8217;ın bütününe baktığınız zaman, hidayet ve sapıtmanın ‘insanların kendi iradeleri ile yaptıklarının sonucunda’ kazandıkları işler oldukları görülecektir. Zaten, Kur’an&#8217;daki ayetlerin anlamı bu şekilde olsaydı, neden iman küfür savaşıyor var olsun, cihat, imtihan gibi kavramlar neden daima gündemde kalsın? Nasılsa, her şey Allah&#8217;ın elinde!&#8221; (İzzet Derveze, Kur’an  cevap veriyor, s. 355) Kur’an’ın mesajının anlaşılabilmesi için, araştırma yaptığımız konudaki tüm ayetler bir araya toplanmalıdır. Ayetler birbirlerini açıklar ve bir düzen içinde bizi aşama aşama amacına ulaştırır. Şimdi aynı konudaki ‘diğer ayetleri de’ bir araya getirip ateistlerin tek taraflı sübjektif yaklaşımlarını aşarak gerçeğe ulaşalım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Nisa, 155. ayet: “Onların kendi ‘sözlerini bozmaları, Allah`ın ayetlerine karşı inkara sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: “Kalplerimiz örtülüdür” demeleri’ nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkarları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar.”; Münafikun, 3. ayet: “Bu, onların iman etmeleri, sonra ‘inkar etmeleri dolayısıyla’ böyledir. Böylece kalplerinin üzerine damga vurulmuştur (mühürlenmiştir), artık onlar kavrayamazlar.”; Tevbe, 80. ayet: “Allah onları asla bağışlamayacaktır! Bu, şüphesiz ki onların, ‘Allah’ı ve Resulünü inkar etmeleri’ sebebiyledir. Allah ise, (inkarlarındaki ısrarları yüzünden) fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”; Mutaffifin, 14. ayet: “Hayır hayır! Doğrusu onların ‘kazandıkları günah­lar’ kalplerini paslandırmıştır.”; Saff, 5. ayet: “Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı<em>”;</em> Nahl, 106-108. ayetler: <em>“Kim inandıktan sonra ‘kafirlik eder, Allah&#8217;ı görmezlikten gelir, dünya yaşayışını ahirete tercih’ ederse, Allah, kalp, göz ve kulaklarını mühürler.”;</em> Bakara, 88. ayet: &#8220;Kalplerimiz perdelidir&#8221; dediler. Hayır; ‘küfür ve isyanları sebebiyle’ Allah onlara lanet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.&#8221;; Bakara, 93. ayet: &#8220;Onlar: İşittik ve ‘isyan ettik’ dediler. ‘İnkarları sebebiyle’ kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu.&#8221;; Yunus, 74. ayet : &#8220;Onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte ‘haddi aşanların’ kalplerini biz böyle mühürleriz.&#8221;; Nahl, 104. ayet: &#8220;Allah&#8217;ın ayetlerine ‘inanmayanlar’ yok mu, kuşkusuz Allah onları doğru yola iletmez.&#8221;; Sâf, 5. ayet: &#8220;Onlar yoldan ‘sapınca’ Allah da kalplerini saptırmıştı.&#8221;; Mü&#8217;min, 35: &#8220;Allah, ‘kendini beğenmiş’ her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.&#8221;; Mutaffifin, 14. ayet: &#8220;Onların ‘işlemekte oldukları kötülükler’ kalplerini kirletmiştir. &#8221; Konuya ışık tutan bir hadisi şerif ile devam edelim: &#8220;Günah ilk defa yapıldığı zaman kalpte bir siyah nokta yani kara bir leke olur. Eğer sahibi pişman olur, tövbe ve istiğfar ederse kalp yine parlar. Etmez de günah tekrarlanırsa, o leke de artar, sonra arta arta bir dereceye gelir ki, leke bir kılıf gibi bütün kalbi kaplar ki Mutaffifin suresinde &#8220;Hayır, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalplerinin üzerine pas tutmuştur.&#8221; (Mutaffifin,14) ayetindeki &#8220;rayn&#8221; da budur.&#8221; (Tirmizi, Tefsiru Sûre, 83, 1; İbn-i Mace Zühd 29, Ahmed b. Hanbel, II/297)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kalbin mühürlenmesi, boş arzuları ilah edinme (Casiye, 23), Allah’ın nimetlerine nankörlük (A’râf, 101), azgınlık, zulüm (Yunus, 74), bilgisizlik (Rum, 56; Tevbe, 87, 93) gibi sebeplerden olmaktadır. İnsanlar kendi fiilleri, yaptıkları ile kalplerini günahlarla karartıp katılaştırmakta, kulaklarını gerçeğe karşı tıkamakta, gözlerini hakkı görmemek için kapamakta, hatta bizzat kendileri kalplerinin katılığını itiraf etmekte (Bakara, 88) tüm bunların sonunda da Allah hastalıklarının teşhisini koyarak, son noktayı koyup mührü basmaktadır. Yani insan kendi özgür iradesi ile bizzat kendi eylemleri sonucunda kalplerinin mühürleneceği aşamaya adım adım gelmekte, Allah’ta günahlarla kararmış o kalplere insanın kendi tercihi olan bu mührü basmaktadır.  Yoksa  Allah (cc) daima biz kullarının iyilik istemekte, kitap, nebi gönderip cennet yolunu göstermekte, akıl ve vicdan ile fıtrata çağırmaktadır. Bu konuda, ‘Kader’ ve İslami emirler, yasaklar ve hümanizm’ adlı yazılarımıza da bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Allah zalim topluluğa hidayet vermez.&#8221; (Bakara, 258; Ali İmran, 86; Maide, 51; Ahkaf, 10; Saf, 7) Allah hidayeti vermediği için insanlar zalim olmadılar, zalim oldukları için hidayete insanlar ulaşamamaktadırlar. Tıpkı bu soruyu gündeme taşıyan ateistlerin önyargı ile Kur’an’a yaklaşıp, ayetleri genel bütünlüğünden koparıp Kur’an’ın amacının dışında bir sonuca ulaşmaya çalışmaları gibi. Kısaca, “Hz. Peygamber hakkında kullanılan hidayet kelimesi doğru yola davet etmek, Allah&#8217;a izafe edilen hidayet kelimesi bizzat ‘hak edeni doğru yola ulaştırmak’ anlamındadır.” (Flamur Kasami, Kur&#8217;an&#8217;da çelişkili gibi görünen ayetler, s. 129) “Doğru yolu bulmak veya doğru yoldan sapmak, insanların ‘kendi iradede ve tercihlerine’ bağlıdır.” (Sabri Demirci, Kur&#8217;an&#8217;da çelişkili ayetler meselesi, s. 110) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Mücahid bu ayet hakkında şöyle dedi: Bildirildi ki, günahlar her noktadan kalbin çevresini sarar ve nihayet onun üzerine üşüşür ve işte bu, kalbin mühürlenmesidir.” (İbn Kesir, II/183); “Günahlar, insanların kalplerinde uyarıları tesirsiz, Hakk’ı kabulü neredeyse imkansız kılar. Bu durumda olanlara benzetme yoluyla “mühürlü” denir.” (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhü’l Beyan, I/180)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İnsanlar kendi öz iradeleri, hür iradeleriyle ya bu kilidin kapa­tılmasını Allah’a arzederler, Allah da kapatır onu. Ya da açılmasını isterler Allah’tan, Allah da açıverir onu. İsteyen kuldur, ama açan ve kapatan da din sahibi olan Allah’tır her zaman.  (Ali Küçük, Besair’ul Kur’an, Bakara, 7. ayet tefsiri)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısacası, &#8220;Allah&#8217;ın dilediğini delalete dilediğini hidayete iletmesi öncelikle kulun, iyi ve kötü bütün yolu kendisinin özgür iradesiyle seçmesinden sonradır.&#8221; (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Komisyon, Soru ve Cevaplarla Niçin İnanıyorum? s. 149); “Allah&#8217;ın hidayeti, kulun istemesine bağlıdır.” (Prof. Cafer Karadaş, Ateist ve deistlere cevap, s. 47); “Kul mühürlemedikçe yüce Allah kulunun kalbini mühürler mi? Nankörlük, zulüm, günah, yalancılık gibi kötü özelliklere ‘ısrarla devam edenlerin’ kalpleri mühürlenmektedir.” (Osman Nuri Topbaş, Aklın cinneti Deizm, s. 118)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8216;Biz gidilecek yolu gösterdik, artık dileyen inanır dileyen inkar eder.&#8221; (İnsan, 3)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">           <a style="color: #000000;" title="Kaza kader" href="http://islamicevaplar.com/kaza-kader.html">Konuyu tamamlayan Kader konusuna da müracaat edilebilir.</a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Allah-kalpleri-muhurlermi-1-2.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4933" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Allah-kalpleri-muhurlermi-1-2.jpeg" alt="Allah-kalpleri-muhurlermi-1-2" width="118" height="118" /></a>    </span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-kalpleri-muhurler-mi.html">Allah kalpleri mühürler mi?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/allah-kalpleri-muhurler-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah var mı? Allah&#8217;ın (cc) varlığının delilleri nelerdir?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 19:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın varlığının ispatı]]></category>
		<category><![CDATA[Allah'ın varlığının ve birliğinin delilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın varlığının bilimsel ispatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=23</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu ile ala Konu ile alakalı &#8220;Ateizm Yanılgısı&#8221; , &#8220;Dinsiz ahlak olur mu?&#8221;, &#8220;Evrim&#8221;, &#8220;Ateist akıl&#8221; başlıklı yazıları da öneririz. “İslam düşüncesinde âlem, ‘Allah&#8217;ın dışındaki varlıklar’ şeklinde tanımlanır. Âlem yaratılmıştır ve Allah&#8217;ın varlığına alametler teşkil etmektedir. İnsan ve kâinat yaratıcıya işaret eden ayetlerle (delillerle) doludur. (Emine Öğük, Yeni ateistlerin yanılgıları, s. 172, 225) Kur’an-ı Kerim, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html">Allah var mı? Allah’ın (cc) varlığının delilleri nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">Konu ile ala</span></p>
<p><span style="color: #999999;">Konu ile alakalı &#8220;Ateizm Yanılgısı&#8221; , &#8220;Dinsiz ahlak olur mu?&#8221;, &#8220;Evrim&#8221;, &#8220;Ateist akıl&#8221; başlıklı yazıları da öneririz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İslam düşüncesinde âlem, ‘Allah&#8217;ın dışındaki varlıklar’ şeklinde tanımlanır. Âlem yaratılmıştır ve Allah&#8217;ın varlığına alametler teşkil etmektedir. İnsan ve kâinat yaratıcıya işaret eden ayetlerle (delillerle) doludur. (Emine Öğük, Yeni ateistlerin yanılgıları, s. 172, 225)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an-ı Kerim, yer ve göklerde Allah’ın varlığına dair deliller olduğunu  (Casiye, 3; Bakara,164; Yusuf, 105; Enbiya, 32) bizlere haber vermektedir. Biz de basit, sade ve anlaşılabilir bir dil ve örneklerle çevremizde gördüklerimizden ve medyada okuduğumuz haberlerden hareketle okuyucuyu Yaradan’a ulaştıracak delilleri sunmaya çalışacağız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah&#8217;ın varlığının ispatında, ‘biyomimetik’ yanında ‘akıllı tasarım, hassas ayar’ gibi bilimsel ve ‘Ontolojik, Kozmolojik, Hudus, İmkan, Gaye, İnayet, İhtira’ gibi klasik birçok deliller kullanılmaktadır. Bu çalışmada ise, tüm bu metotlardan istifade etmekle beraber ağırlıklı olarak kıyas metodunu kullanacak, insanların yaptıkları ile insanların yapmasının mümkün olmadığı, daha ileri teknoloji ürünü, geri dönüşümlü olan ve çoğalabilen örnekleri gösterip, bunlardan hareketle bunları örneksiz olarak yapana ulaşmaya çalışacağız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tabiatta 94 tane doğal element vardır. Bunlar, bir alfabenin harfleri gibidir. Bu harfler bir araya gelerek milyarlarca ciltten oluşan evren kitabını oluşturur. Bizler bu kitabı ortaya koyulan eserlerden hareketle okuyarak ‘Tekvin’ sıfatlı yazarına ulaşmaya çalışacağız. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bugün yaşadığımız on dört milyar yaşındaki evrenimize gözümüzü çevirdiğimizde, milyonlarca maddenin, birbirinden farklı kuvvetlerin ve enerjilerin bir arada olduğu karmaşık ve komplex bir yapı ile karşı karşıya kalırız. Ama daha yakından incelediğimizde karmaşık gibi görünen bu yapıların içinde mükemmel bir düzen ve uyum olduğu gözlemleyebiliriz. Hatta bu uyum ve düzene bağlı olarak canlı sistemleri oluşmakta, fiziksel yasalar keşfedilebilmekte ve tekrarlanabilir bilimsel teoriler üretilebilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ortada işleyen bir düzen varsa bunun bizi düzeni koyana, bir eser varsa bunun bizi eseri yapana götürmesi rasyonel/makul bir sonuç olacaktır. İki boyutlu resim görünce bu bizi resmi yapan ressam/sanatçıya götürürken, o resimdekinden yapılması çok daha zor olan ve insanların yapamadığı dört (En, boy, derinlik, zaman) boyutlu, canlı, hareketli, çoğalan, iletişim kuran, çevresi ile uyumlu, geri dönüşümlü özellikleri olan asıllarının da bizi ‘Musavvir ve Hâlik’ olana götürmesi gayet doğal ve mantıklı bir sonuç olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Günümüzdeki sanayi ürünleri ile kıyaslayınca, &#8220;imalatı sırasında çevreye zarar verilmemiş, gürültü kirliliği yapılmamış, hiç bir katkı maddesi kullanılmamış, ham maddesi kendisi tarafından depolara istif edilmeden oluşturulmuş, kıvam ve tat zengini, el ve makine değmeden hazırlanmış mahsülleri&#8221; bir yapanın olduğunu inkâr etmek rasyonel bir sonuç olmamalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13698" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/IMG_20230316_075643.jpg" alt="" width="229" height="319" /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-6929 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/varliginadelil-1.jpg" alt="varliginadelil-1" width="575" height="327" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                  <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7864 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/436367-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Çerçeve içinde hareketsiz duranları yapan- ressam- var ama canlı, hareketli, uçan çoğalanları yapan yok, öyle mi?.</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><b>İnsan yaratılırken &#8216;kullanılan&#8217; ilimlerden bazıları!</b></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/biyonik-insan-1_1" rel="attachment wp-att-2605"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2605" title="biyonik-insan-1_1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/biyonik-insan-1_1.jpg" alt="" width="650" height="506" /></a></strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">               Taklidini insan yapınca mucize-yaratma, aslını Allah yapınca evrim oluyor!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/karaciger-ne-melanikmis-1" rel="attachment wp-att-2606"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2606" title="karaciger-ne-melanikmis-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/karaciger-ne-melanikmis-1.jpg" alt="" width="645" height="399" /></a></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Karaciğer de ne mekanikmiş!  </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-16176" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yaratilistaki-teknoloji-orneksiz-kopyasiz-dahakullanisli-turkiye_110213.jpg" alt="" width="420" height="368" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                          Yaratılıştaki teknoloji; Örneksiz, kopyasız, daha kullanışlı!</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">  Tabiatta 92 tane doğal element vardır. Bunlar, bir alfabenin harfleri gibidir. Bu ciltler dolusu evren kitabını yazan kimdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/maketten-aslina-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5264" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/maketten-aslina-1.jpg" alt="maketten-aslina-1" width="136" height="241" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                            Bu maketi yapan varsa, daha canlı, hareketli ve çoğalanını yapan mutlaka vardır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6918 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yaratan-3-128x300.jpg" alt="yaratan-3" width="128" height="300" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7037 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/15492335_1367309669955278_6676175905080052267_n-206x300.jpg" alt="" width="127" height="185" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;">O yaratan yoktan yaratıp bırakmamış, her organı olması gereken yere yerleştirip sıraya koymuş ve  sonra da devamlılığını sağlamıştır!<br />Hem makro hem mikro alem içinde tüm varlıklar için söz konusu bir durumdur!.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" title="kure1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/kure1.jpg" alt="" width="101" height="150" /> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/samanyolu-imagesCA1LHCF9.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-55" title="samanyolu-imagesCA1LHCF9" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/samanyolu-imagesCA1LHCF9.jpg" alt="" width="217" height="163" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/gelisen-teknoloji-bitkidenkodlanıyorhardisk.jpg"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-39" title="gelisen-teknoloji-bitkidenkodlanıyorhardisk" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/gelisen-teknoloji-bitkidenkodlanıyorhardisk-300x110.jpg" alt="" width="300" height="110" /></a> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/doga-Falak.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48 aligncenter" title="doga-Falak" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/doga-Falak-278x300.jpg" alt="" width="322" height="334" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/limonelmabiber-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5671" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/limonelmabiber-1.jpg" alt="limonelmabiber-1" width="383" height="453" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Laboratuvarlarda bulunan insan/anatomi modellerinin bir üreticisi vardır. Gerçek insan vücudundan referans alınarak yapılan insan anatomi modellerindeki organlar, insan vücuduna uygun şekilde modellere yerleştirilmiştir. Fakat bu organların hiç biri görevini yerine getirememektedir. Halbuki insanlarda bu organların işlevsel olup, tümünün birbiri ile uyumlu şekilde insan vücudunda çalıştığına şahit olmaktayız. Modellerin bile bir yapanı bulunurken, yapılması çok daha zor olan bu organların da bir yapanı olacağına ulaşmak gayet doğal ve mantıklı bir sonuçtur. Aynı şekilde, okullarda bulunan dünya küresinin eksen eğikliğini ve dönmesini sağlamak için ortasından ve yan tarafından destekleri bulunmaktadır. Mavi renkleri deniz, yeşil-kahverengi olanları kara ve dağları işaret etmektedir. Bu plastik kürelerin çok daha büyüğü olan aslı, aynı rotada pilotsuz, motorsuz, yakıtsız, sessiz ve dört bir yanı açık olarak uçmakta ve kendi etrafında dönmekte ve yine bu dev uçakların içinde sürünen, yüzen, yürüyen yüz binlerce çeşidi ile bitkiler, hayvanlar ve insanlar birbirleri ile uyum içinde bir arada yaşamaktadır. Maketi para ile satılan bu kürelerin asıllarının bir yapanı olduğunu savunmak gayet realist/gerçekçi bir sonuç değil midir? En son araştırmalara göre evrende 200 milyar ile 2 trilyon arası (umutayildiz.com/evrende-kac-galaksi-var-ve-bunu-nasil-hesapliyoruz) galaksi bulunmaktadır. Bunlardan biri de bizim galaksimiz olan Samanyolu galaksisinde en az 200 milyardan fazla yıldız bulunmaktadır. Sadece güneş değil genel olarak diğer milyarlarca yıldızı da hesaba kattığımızda, 70 seksilyon (7×10<sup>22</sup>) yıldızın hareketlerini (http://news.bbc.co.uk/2/hi/science/nature/3085885.stm) “Elektromanyetik kuvvet, kütleçekim kuvveti, güçlü çekirdek ve zayıf çekirdek kuvveti” ile bir düzen-uyum içinde kendi yörüngelerinde yüzdüren ‘Melik’ sıfatlı Yüce Varlığı inkâr etmek akla aykırı olmaz mı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İki parçadan oluşup içinden plastik oyuncakların çıktığı yumurtalarla, tek parçadan oluşan ve nesillerini devam ettirebilen canlı varlıkların içinden çıktığı gerçek yumurtaları kıyasladığımızda ‘İlim’ ve ‘Hay’ sıfatına sahip bir yaratıcıya ulaşmak hiç te zor olmamalıdır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Suni karaciğer mucizesi’ başlıklı bir habere bakalım. “Oksijen jeneratörü, rezervuar, kuvöz, hücre filtresi, Ultra filtre, kan pompası gibi parçalardan oluşan cihaz, hastanın kanını dışarıya bir plazma filtresi yoluyla pompalıyor ve temizlenen kanı daha sonra tekrar hastanın vücuduna döndürüyor.” (Milliyet,04.09.2000) Haber yazısına göre, pek de kullanışlı olmayan bu ‘taklit’ cihaz için kullanılan başlık, ‘mucize’ olarak belirlenirken, ‘aslını’ yapana da, ‘Bedi’ yani ‘örneksiz yaratan’ denmesi gerekmez mi? Aynı gazete daha sonra konunun uzmanlarının referansı ile &#8220;Karaciğerinizin alternatifi yok! Vücudun en hayati organlarından karaciğerin tek alternatifi, sağlıklı başka bir karaciğer&#8221; (Milliyet, 08.02.2005) haberini de yapmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Biyonik insan’ başlıklı diğer bir haber (Milliyet, 25.04.1999) ile devam edelim: “Bilim adamları, tıp, kimya, biyoloji, elektronik bilimlerinden yararlanarak elde ettikleri organlarla insanı yeniden yarattılar.” (Bu ve bundan sonra kitap boyunca delil olarak kullanacağımız ve birçoğu gazete-dergi kaynaklı resim-fotoğrafların asılları sitelerimizin ilgili sayfalarda bulunmakta olup, kitabın hacmini artırmamak amacıyla bu çalışmaya eklenmediğinin altını çizelim!) Aslında bu haber bize,  ilk insan yaratılırken &#8216;kullanılan&#8217; bilimlerden bazılarını da haber vermektedir. Biyonik insan için gazete ‘yarattı’ kelimesini kullanmaktadır. Peki, gerçeği kadar mükemmel olmasa da, bunların taklit edildiği orijinalleri için neden gazeteler ‘yaratılan’ ifadesini kullanmamakta ısrar etmekte ve bunları ‘Doğanın hediyesi, tabiatın yaratması’ olarak lanse etmektedir?! Taklidini insan yapınca adı ‘mucize-yaratma’ olurken aslını ‘Cebbar’ sıfatına sahip yüce bir varlık yapınca, yapan olarak neden “evrim, tabiat ana, doğa” gibi uyduruk tanrılar ilan edilmektedir acaba?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Suni deri ve kemik yaptık. “Hastadan alınan kök hücre sayesinde vücut dokularının reddetmediği deri ve kemik yaması ürettik.” başlıklı diğer bir haber, yaratılandan alınandan hareketle üretim yapıldığını bize bildirirken, ‘tüm gözler artık görecek’ (Türkiye, 11.02.2013) başlıkla haberde ise: “cyborg gözlükler bilgisayarla tanımlanan görüntüleri beyne iletecek.” şeklindeki açıklama ile görme işleminin sadece bir aşamasının bile ancak bilgisayar destekli görevini yerine ancak getirebildiğini bizlere haber vermekte, dolayısı ile her iki haber de aslında yaratılıştaki üstün teknolojiyi bizlere tekrar hatırlatmış olmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir tohum, toprak dışında cansız bir madde gibi davranırken ne zaman ki toprağa atılır, hemen canlanıp tıpkı bilgisayara takılan harici bellek gibi, anında bilgi akışını başlatır ve içindeki bilgileri pratiğe geçirmeye başlar: Tohum önce yerçekimine karşı gelerek toprağı yarıp gövdesini yukarı çıkarır, kökleri vasıtası ile topraktan aldığı su ve minerali havadaki karbondioksit ve güneş ışığı ile birleştirip dallarından meyve üretmeye başlar. Aynı çamurdan tadı, kokusu, şekli, deseni, rengi birbirinden farklı binlerce ürün ortaya çıkarır. Bu sayede bu bitki hem kendi türüne hem de diğer canlılara faydalı bir görevi yerine getirmiş olur. Acaba tüm bunları yapmayı o minik tohuma yani o ‘doğal harici belleğe’ kim öğretmiş, kodları ona kim yüklemiş olabilir? Çok daha fazla bilgiyi son teknoloji ürünü bir flash bellek içine  (resim, video, ansiklopedik) bilgi olarak yüklesek ve sonra onu toprağa atsak, bu teknoloji ürünü acaba çamurdan herhangi bir ürün meydana getirebilirler mi? ‘Kendiliğinden’ yani bir yapanı olmadan milyonlarca sene önce oluştuğu iddia edilen bir tohum mu yoksa harici disk-flash bellek-hafıza kartı mı daha ileri teknoloji ürünüdür? Hangi bilgisayar, gösterdiği bilgiyi çoğalan ve çevresi ile uyumlu olan bir ürüne çevirebilir? Yaratıcı ismini kullanmak yerine ‘tabiat ana’ adlı ‘tanrıça’ya atıfta bulunan ateistler aslında, pagan kültürünün izlerini günümüze bilimsellik kılıfıyla taşıdıklarının farkında mıdırlar acaba?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Dünyanın en hızlı koşan kara hayvanı çitadan esinlenerek geliştirilen robot çıta, saatte 29 kilometre hıza ulaşarak ‘rekor’ kırdı.” (Sabah, 07.03.2012) Haberin fotoğraf ve videolarından anladığımıza göre kabloları her tarafından sarkan, hayatını devam ettirecek enerjiyi kendisinin karşılayamadığı, görmeyen, çoğalmayan, “hayatta” kalma güdüsü olmayan, bulunduğu habitattaki canlı ve cansızlarla uyumlu bir ortamın oluşturulması imkansız olan bu çita sonuçta bir bilimsel çalışmanın ürünüdür. Ama işin ilginç tarafı, gerçek çitaların saatte 120 kilometre hızla koşabiliyor olması, çoğalması, türleri ile iletişim kurabilmesi ve çevre ile uyumlu hayat sürdürebilmesidir! Robot çita insan ürünüdür. Ya daha ileri teknoloji ürünü gerçek çita?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Festo şirketi kanguru şeklinde biyonik bir kanguru üretir. Bu robotta “sensör, basınçlı hava deposu, motor, akümülatör, pnömatik aktüatörler, potansiyometre, elastik tendon” gibi birçok teknolojik aksam bulunmaktadır. Ama evrimcilerin ileri sürdüğü ‘doğal seçilim denilen hayali sistem’in ürettiği (!) canlı kanguru 3 metre zıplarken, ‘teknoloji ürünü’ robotun zıplama kapasitesi sadece 40 cm’dir. Bu iki kanguru arasındaki diğer farklarda düşünüldüğünde canlı kanguruyu meydana getirenin ne kadar muhteşem bir tasarımcı olduğu sonucuna ulaşmamız gerekmez mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çinli şirket Unitree Robotics, Laikago adlı yük çekebilen bir robot köpek üretir. “Düz zeminde” problem yaşamadan ilerleyen, 12 adet motoru olan ve gerçek köpeklerin tüm hareketlerini mekanik olarak “taklit” edebilen bu köpeğin fiyatı 25 bin dolardır. Daha sonra robot geliştirilir. (TRT Haber, 05.02.2022) Üzerindeki kamera sistemleriyle uzaktan görüş ve kontrol imkanı sağlanır. İki saatlik pil ömrü olan ve uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen bu robot ile ilgili haber bizi her gün sokaklarda gördüğümüz bu canlıların aslında ne kadar mükemmel bir teknoloji ile ‘yaratıldığını’ anlamamıza da vesile olmakta değil midir? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/cita1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-33" title="cita1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/cita1.jpg" alt="" width="261" height="194" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11123" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ahbr1465509581102.jpg" alt="" width="525" height="180" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7985 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/BionicKangaroo-1.jpg" alt="" width="670" height="726" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9216 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/355381455030.jpg" alt="" width="283" height="291" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> &#8220;Geleceğin Yaratıcısı&#8221; lakaplı Japon robot uzmanı Hiroshi Ishiguro tarfından üretilen, fiyatı 100 bin dolar civarında olan ve laboratuvarında 10-20 arasında araştırmacı bulunan ayrıca farklı ülkelerden konuk araştırmacı bilim insanı ve öğrencinin de bulunduğu bir çalışma. Uzaktan yönetilebilen telenoid, istendiği anda belirli uzaklıktaki bir kişinin yerine geçebilir. &#8220;Elfoid&#8221; ise cep telefonuyla kumanda edilebilen, yumuşak dokulu bir android türü.  Ama tüm bu şatafatın altında gerçek: Yüz mimikleri ve konuşmalar dahil, sensörler, uzaktan kumanda ve yardımcı öğrenci tarafından yönetilen bir kukla. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7986 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/robotkopek-1-aralik2017.jpg" alt="" width="213" height="533" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kertenkelebeyinliteknoloji-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5232 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kertenkelebeyinliteknoloji-1.jpg" alt="kertenkelebeyinliteknoloji-1" width="400" height="259" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7065 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/takvim_150117.jpeg" width="260" height="498" /></span><br /><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/diyaliz-imagesCAE27DBZ.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-34 aligncenter" title="diyaliz-imagesCAE27DBZ" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/diyaliz-imagesCAE27DBZ.jpg" alt="" width="259" height="194" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/ykalp-imagesCAT16238.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-58 aligncenter" title="ykalp-imagesCAT16238" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/ykalp-imagesCAT16238.jpg" alt="" width="174" height="289" /></a> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diyaliz makinesi ile böbrekleri kıyaslarsak, yapay kalp ile gerçek kalbi kıyaslarsak acaba en son teknolojinin içimizde olduğunu da görmez miyiz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/einstein-robot_BRSH6_54.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-35 aligncenter" title="einstein-robot_BRSH6_54" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/einstein-robot_BRSH6_54-215x300.jpg" alt="" width="215" height="300" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/robosnake2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-54 aligncenter" title="robosnake2" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/robosnake2-300x186.jpg" alt="" width="178" height="155" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanın yaratılışındaki teknolojiyi anlamamıza yardımcı olacak bir diğer haber. (Hürriyet, 11.08.2001) “Kişisel bilgisayar 20 yıla kertenkele beynini yakaladı. Bugünkü PC&#8217;nin beyin gücünün bir kertenkeleninki kadar olduğunu söyleyen IBM Araştırma ve Geliştirme Direktörü Paul Horn, 20 yıl sonra PC&#8217;lerin insanın beyin gücüne ulaşabileceğini belirtiyor.” Peki günümüzde durum nedir? Biyologlara göre, trilyonlarca sinaps bağlantısına sahip olan 90 milyar sinir hücresine sahip insan beyni kesinlikle taklit edilemez. Araştırmacıların bir insanın normal beyin aktivitesinin sadece 1 saniye için harcanan gücü taklit edebilmeleri ise ancak 82.000 bilgisayar işlemcisiyle mümkün olabilmektedir. Bunun yanında insanların sahip olduğu duygusal zekâ, dil yeteneği, düşünme teknikleri gibi özellikler insan beyninin bilgisayarla kıyaslanmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Bilgisayarın farkı, aynı anda birçok veriyi hızlı şekilde değerlendirebilmesidir. Bu da onun önceden insan tarafından programlanması sayesinde olabilmektedir, yoksa akıllı olmasından değil! Özetle, (Prof Sefa Saygılı, Akit, 03.03.2018) “Bilgisayarın tek yaptığı, akıllı bir insanın hazırlayıp yüklediği programları çalıştırmak, yani bir dizi kuralı yerine getirmekten ibarettir. Ortada zeka değil, teknik vardır. Makineler yine yalnızca ‘hızlı aptallar’ olmaya devam etmektedir. Dünyanın en hızlı bilgisayarı saniyede 109 (1 milyar) hızıyla işlem yapabilmekte iken beynin hızı 1015’tir (1 katrilyon). Hafıza kapasitesi olarak ise beyin 1000 kat daha fazladır. Yani beyin, en süper bilgisayarın bin adedinin toplam kapasitesine eşittir. Tabii beynin hafızadan başka sayısız fonksiyonları olduğunu da unutmayalım. Beyinde istenen bilgileri bulup çıkaran ve bize ulaştıran 100 milyar nöron bulunmaktadır. Bilgisayarlarda ise, hafızasını yüklediğimiz bir bilgiye tekrar ulaşabilmek için daha önceki adın tıpatıp aynısını yazmak gerekmektedir. Oysa, tanıdığımız bir insanı 10 yıl sonra gördüğümüzde, sakalı uzamış, saçları dökülmüş, kilosu artmış dahi olsa onu hatırlarız! IBM’in tecrübeli teknoloji uzmanı Kerry Bernstein &#8220;Beyin, bilinen en hızlı bilgisayardan yüzbinlerce kat daha hızlı. Bizim bunu elektronikte gerçekleştirebilmemiz mümkün değil” demektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Böbreği çalışmayanlar için vücuttaki kanı temizlemek amacı ile diyaliz makinesi icat edilmiştir. İlk zamanlar nerede ise bir buzdolabı büyüklüğündeki bu makineler daha sonra teknolojinin ilerlemesi ile küçülmüş ve taşınabilir hale getirilmiştir. Daha da ilerleyen teknoloji, diyaliz makinesini daha da küçültüp, &#8220;giyilebilir&#8221; hale getirmiştir. Benzer konularla ilgili basına yansıyan haberlere bakalım: &#8220;Giyilebilir yapay böbrek.&#8221; (ATV, 10.06.2016) “Kemer gibi bele takılabilen” ” (CNN Türk, 9 Haz 2016) yapay böbrekler gibi, yapay kalpte yapıldı. “Kalbi çantasında.” (Takvim, 18.01.2017) “Kalbini sırtında taşıyor!” (Habertürk, 05.09.2018): “Kalbini sırtına astığı çantada taşıyan küçük Ramazan&#8217;ın en büyük hayali kalp nakli olup denize girebilmek.” Denizde yüzebilmek için teknolojinin “yarattığı” bir “mucize’ olan kalp yetersiz kalmaktadır. En son teknoloji ürünüyle bile olsa, dışarıdan insan vücuduna yapılan bir dış müdahele mükemmel uyuma entegre olmada sorun yaşa-t-makta, yapay ürün yaratılan ‘biyolojik robot’ olan insanın mükemmelliğine ulaşamamaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kendilerini Kopyalayarak Üreyebilen Biyolojik Robotlar” (TRT Haber, 15.12.2021) başlıklı haberin detaylarına baktığımızda, Vermont Üniversitesi, Tufts Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi çatısındaki Wyss Enstitüsü tarafından geliştirilen Ksenobot adlı bu robotların, bilgisayar tarafından tasarlanıp programlandığını ve biyolojik hücreler kullanılarak inşa edilip kendi kendini iyileştirebildiğini öğreniyoruz. Kurbağa emriyolarından “alınan” kök hücrelerle “üretilen” ve &#8220;çok düşük ihtimallerde ve belirli koşullarda olsa dahi&#8221; kendi kendini kopyalayarak üreyebildiği bildirilen bu teknoloji ürünü minirobot ile ilgili bu haber aslında örneksiz yaratılan ve tüm canlıları kapsayan üstün bilgi, irade ve kudreti açıkça işaret etmekte değil midir? 1996 yılında ilk klonlanan koyun olan ‘Dolly’de, “Yetişkin bir memelinin hücresinden ‘alınan’ hücre nükleusunun, döllenmemiş fakat gelişmekte olan ve çekirdeği çıkarılmış bir ‘yumurta hücresine transfer’ edilmesi” ile üretilmişti. Yani ortada işleyen sisteme dışarıdan yapılan müdahaleler söz konusu idir, sıfırdan bir üretim yoktu!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Akıl ve bilimin ışığında insanlarca geliştirilen teknoloji ürünleri, insanların ulaşamayacağı daha ileri teknolojiye sahip varlıklarla karşılaştırıldığında bizleri ‘Alîm, Kuddüs, Kadîr’ olan bir üstün varlığa ulaştırması makul ve mantıklı bir sonuçtur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Taklitten ibaret olan teknoloji ürünleri orijinalleriyle kıyaslandığında, hantallıkları, kablo bağlantıları, kullanım sürelerinin kısıtlı olması, belde, sırtta, elde, çantada taşınan versiyonları ile kullanışsızlığı, masraflı oluşu ve hâlâ asıllarına göre istenilen ileri teknolojiye sahip olmadıkları rahatlıkla görülebilmektedir. Orijinal asıllarının insan vücudundaki uyumlu sıralanışı (lütfen her organ için bunları tek tek düşünelim), kullanımındaki rahatlığı, estetikliği, gerekli enerjiyi sağlamadaki tüm canlı sistemlerle olan uyumu düşünüldüğünde, tüm bunları yapan ve yöneten “İrade, ilim, kudret, tekvin” sahibi üstün bir varlık olması gerekmez mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ufuk açıcı bir soru ile devam edelim. Ya Allah’u Teâlâ ‘bugünkü teknoloji’ ile tüm canlıları yaratsa idi, hayat şu an yaşadığımız kadar kolay ve rahat (Taha, 53) olabilir mi idi?!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uzay (evren) insan beynine ürkütücü bir şekilde benzemektedir. &#8220;Beyindeki sinir ağları yapısal olarak, evrenin oluşum şekline benzemektedir. Yapılar çok benzer ve birbirleriyle aynı şekilde etkileşim halindedir. Bu iki karmaşık ağ, kozmik ağ ile bir galaksi veya bir nöronal ağ ile bir nöronal bedenin içi arasında paylaşılanlardan daha fazla benzerlik göstermektedir.&#8221; (Bologna Üniversitesi astrofizikçisi Franco Vazza ve Verona Üniversitesi beyin cerrahı Alberto Feletti&#8217;nin araştırması, Frontiers of Physics, 16.11.2020) Doğal olarak bu benzerlik bizi, her ikisinin de aynı elden çıktığı sonucuna ulaştırmaktadır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Akvaryumda balık besleyenler bilirler: Suyu ve camı temiz, yemi ne az ne çok, oksijen yeterli olmalı ama birbirini yiyebilecek balıklar bir arada olmamalıdır. Akvaryumdan deniz, okyanus ve ayrıca tatlı su balıklarına geçelim. Bunların bakım, yem, oksijen vs. ihtiyacı otomatiğe bağlanmış şekilde milyonlarca senedir devam etmektedir.  Bir beyin fırtınası yapalım ve soralım: Okyanuslardan denizlere, göllerden nehirlere uzanan milyonlarca türün hayatta kalmalarını ve türlerinin devamlılığını sağlayan düzeneği otomatiğe bağlayan kimdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Elektrikli yılan balığı “Electrophorus electricus” amazon nehrinde yaşar. İki metreyi bulan gövdesinin üçte ikisi elektrik üreten organik plakalarla kaplıdır. Balık bu sayede 2 m. uzaktaki düşmanlarını bile öldürebilir. Peki, yüzen ve çoğalan bu şok cihazını tasarlayan ve üreten kimdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Acaba hiç klima, vantilatör ile rüzgarı kıyaslamayı düşündünüz mü? Ya evlerimizdeki ampuller ile güneşi kıyaslayanınız oldu mu? Göz ile kamerayı kıyaslayalım: Retina ile görüntü sensörü, iris ile diyafram, göz merceği ile kamera lensi ve ışık hassasiyetlerini karşılaştırmak bile aradaki teknoloji farkını anlamaya yeterlidir. Bu farklar bize bir üstün üreticiyi işaret etmekte değil midir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun içinde l ile 5 milyon kilogram arası su bulunmaktadır. (Sabah, 08.01.2010) Kafamızın üzerinde yüzerek/uçarak gezen bu nehirlerin sel; karın ise çığ olarak inmesini engelleyen kurallar zincirini koyan kimdir? Tesadüfü daha ne kadar ilah edinebilir materyalist evrimci çevreler? Aslında şunu itiraf etme zamanı gelmemiş midir? “Tüm evren büyük bir program (külli İrade) dahilinde, planlı şekilde, düzen içinde işlemeye devam etmektedir!” Peki ya bu sistemin işleyiş kurallarını açıklamak (bilim) bu kuralları koyanı inkarı mı yoksa gücünü itiraf edip secde etmeyi mi gerektirir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim dünyası her gün yeni (fiziksel, biyolojik) yasalar keşfetmektedir. Yasaların olması, onları da bir koyan ve uygulatan olmasını zorunlu kılmaktadır. Kanun koyucu (Şari’) olmadan kanunların var olması akla aykırıdır. Basit bir örnek üzerinden gidelim. Trafik kurallarını koyan ve uygulayan bir merkez vardır. Bu kurallara ve denetleyen polise, kamera sistemlerine rağmen hâlâ kazalar olmaktadır. Ama kimsenin aklına bu kuralların kendiliğinden oluştuğunu iddia etmek gelmemektedir. Peki, akıl sahibi insanlar ve bu kadar kurallar olduğu halde uygulamada aksaklıklar yaşayan biz insanların, tabiat kuralları denen ve cansız/akılsız maddelerce uygulanan fiziksel yasalar ile canlılarda işlemekte olan biyolojik yasaları düşününce, bunları onlara uygulatan güç ve iradenin büyüklüğünü hissedip O’na saygı duymamız gerekmez mi? Bu da dolaylı yoldan bir itiraf: &#8220;Genellikle fiziksel süreçleri yasal terimlerle tanımladılar ve bunlar için yaptırımın gerekli olduğuna inandılar; cansız nesnelerin bile yasalara &#8220;itaat etmesi&#8221; gerekiyordu. İnsanların trafik kurallarına uymasını sağlamanın zor olduğunu düşünüyorsanız eğer, bir asteroidi bir elips üzerinde hareket etmesi için ikna etmeye çalıştığınızı hayal edin bir de.&#8221; (Stephen Hawking, Büyük Tasarım, s. 25)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Vücudumuzdaki damarların uzunluğunun 100.000 kilometreye, insan beynindeki 100 milyar nöronun tek bir çizgi halinde yan yana getirilince uzunluğunun 1000 kilometreye ulaşıyor, kalbimizin kanın bir günde tam 96.540 km yol alıp, beynimizde 100 milyar sinir hücresinin gönderdiği mesajların saatte 274 km hızla yayılıyor olması, bağırsaklarımızın toplam uzunluğunun 200 metreyi bulup, sadece derideki sinirlerin uzunluğunun 72 kilometreye ulaşması vd. tüm bunların birbirine karışmadan bir bedene sığdırılıp görevlerini aksatmadan yerine getirebilmesini sağlamak bir ‘düzenleyene’ işaret etmez mi? Bebekler doğarken Dr. M. Visscher&#8217;in deyimi ile &#8220;sıvı altın&#8221; olan verniks isimli bir çeşit cilt kremi ile doğar. Yara iyileştirici, temizleyici, antioksitan özelliği olan (ve Leiden Üniversitesinden Pr. Joke Bouwstra&#8217;nın iddiasına göre) ülseri bile iyileştirebilen bu madde dışında, &#8220;sıvı kalkanlar&#8221; adı da verilen beynin içinde yüzdüğü beyin-omirilik sıvısı, üçe ayrılan gözyaşı tabakası, diz-dirsek-omuzdaki kıkırdak yağları (Atlas, Nisan 2011, sayı, 217) tam da olması gereken yer, kıvam ve özellikte bulunmakta iken, tüm bunları sadece tesadüfler zincirine bağlamak (evrim) mantıkla açıklanabilir mi? <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/4adf6bf238.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-28" title="4adf6bf238" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/4adf6bf238-300x122.jpg" alt="" width="300" height="122" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">       </span><br /><span style="color: #000000;">     Kâinat Allah&#8217;ın bir mektubudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En büyük ressam; eserlerini tabiat sergisinde gösterendir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                      </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/elektirik-sok-silahi.bmp"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-64" title="elektirik-sok-silahi" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/elektirik-sok-silahi.bmp" alt="" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/goz-kamera1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-47" title="goz-kamera" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/goz-kamera1-300x249.jpg" alt="" width="300" height="249" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11186 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/carki-donduren-2010.jpg" alt="" width="450" height="322" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/kisdesenleri1-1" rel="attachment wp-att-2156"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2156" title="kisdesenleri1-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kisdesenleri1-1.jpg" alt="" width="315" height="339" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                                      Başımızın üstünde yüzen dev ırmaklar, denizler!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/yagmur-1-1" rel="attachment wp-att-2157"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2157" title="yagmur-1-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yagmur-1-1.jpg" alt="" width="384" height="511" /></a> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12483 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ortalamaagirligi5binton-alani.jpg" alt="" width="469" height="468" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/geridonusum-imagesCANZHST.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-40" title="geridonusum-imagesCANZHST" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/geridonusum-imagesCANZHST.jpg" alt="" width="241" height="209" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Geyikler yavrularını tam otların filizlenme döneminde doğurur; kışın C vitaminine ihtiyaç duyan insanlar için bitkiler çamuru C vitamini deposuna (Portakal, mandalina) dönüştürür; Avrupa’daki uçan böceklerin göç yolları tam da yeni yavrulayan mağara yarasalarının olduğu bölgeden geçer ve yarasa yavrularının yiyecekleri ayaklarına uçarak gelir; Güney Pasifik Okyanusunda Mcquarie adasında yaşayan penguenlerin yiyecekleri olan balıklar  Avrupa kıtasından sıcak-soğuk su akıntıları vasıtası ile Amerika kıtasına taşınır; Güney Pasifik adalarında dev yengeçler yumurtalarını denize bırakır ve o sıralarda oluşan hortumlar yumurtaları başka kıta, ada, ülkelere taşır; Kuzey Pasifik kıyıları ile Alaska sınırları içinde yaşayan boz ayıların yiyecekleri olan somonlar tam 2000 mil uzaktan yüzerek ayaklarına gelir. Yüzen, uçan, yürüyen türleriyle akılsız canlılar ile doğa olayları arasındaki bu iş birliği kör bir tesadüfle (Kör saatçi, evrim) açıklanabilir mi? Yerkürenin her köşesinde gözlemlenen bu uyumun büyük bir güç tarafından ayarlandığı dışında başka bir açıklama akla uygun olabilir mi? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/5.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-29" title="yarasa1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/5-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Kışın beyaz, yazın çevredeki bitki örtüsü ile örtüşen tüy- kürk giyen bu hayvanlar bu değişimi kendi iradeleri ile mi yapmaktadırlar?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/kamuflaj-allah-delil-1" rel="attachment wp-att-2398"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2398" title="kamuflaj-Allah-delil-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kamuflaj-Allah-delil-1.jpg" alt="" width="372" height="574" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                               </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                               Sanat eseri varsa sanatkar da vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Kime ne öğretilmişse öyle hareket etmektedir. Arı bal, inek süt, tavuk yumurta, tohumlar kendilerine kodlanan ne ise çamurdan onu meyve- sebzeye dönüştürmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/?attachment_id=" rel="attachment wp-att-418"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-418" title="kodbanksmanzaragif2" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/themes/portal/images/kodbanksmanzaragif14.gif" alt="" width="300" height="236" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çerçevesinden devamlı su akan bir resmi hangi ressam yapabilir? Ya bu resimde ki tüm varlıklar devamlı hareket halinde , canlı, çoğalan ve uyum içinde yaşasalar. Böyle resim var mıdır, bunu başaracak ressam var mıdır? Yoksa çoktan beri var ve adı da musavvir midir ?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir tarafta ışık, öte tarafta göz vardır. Biri var ki diğeri de bir görevi yerine getirebilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Köstebekler, yer solucanları toprak altında yaşadıkları için onlara göz yapılmamıştır. Ama yeraltında yaşayabilecekleri özelliklerle var edilmişlerdir. Bu canlıları yer üstünde yaşamak zorunda bırakmayan kimdir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/kemik-kablo.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-50" title="kemik-kablo" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/kemik-kablo-300x173.jpg" alt="" width="300" height="173" /></a>Etiket, sahibinin imzasını taşır. İnsan en büyük sanat eseridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doğayı, güçlü kalanın hayatta kaldığı bir savaş alanı olarak gören Darwinci bakış açısına sahip materyalistlerin kavrayamadığı inceliği bir örnek üzerinden açıklayalım. Etobur yırtıcılar geyik, antilop gibi hayvanları avlarlar. Dışarından yüzeysel bir açıdan bakıldığında, ilk başta bu durumun avlanan hayvanların neslinin devamı açısından büyük bir sorun teşkil edebileceği izlenimi edinilebilir. Ama olaya daha derinlemesine ve uzun vadeli bakıldığında gözlemlediğimiz sahne bizi çok farklı bir sonuca götürmektedir. Avcı hayvanlar yaşlı, hasta hayvanları ancak yakalayabilmekte, genç ve sağlıklı olanlar ise avcılardan kaçabilmektedir. Sonuçta, avlanan bu hasta ve yaşlı hayvanların ‘yiyecekleri’ de genç ve sağlıklı hayvanlara kalmakta ve dolasıyı ile hem av hem avcının lehine bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Nihayetinde avcılar ne kadar av yakalarsa yakalasın, ne av sayısı azalıp nesli yok olmakta ve ne de avı kalmadığı için avcı hayvanlar açlıktan ölmektedir.  Av ve avcı arasındaki bu hassas dengeyi bir de tüm canlı türleri için tek tek düşündüğümüzde ‘Muhsî’ sıfatlı bir yaratıcının ayar, denge, uyumu ne incelikle hazırlayıp devam ettirdiğini daha iyi kavrayabiliz. Görüldüğü gibi evren bir kaos ve savaş alanı değil, uyum içinde işleyen müthiş bir düzene sahiptir. Bu konular ‘Evrim’, ‘Ateizm Yanılgısı’ ve ‘Ateistlere Cevaplar’ adlı yazılarımızda tekrar ele alınacaktır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Su döngüsü; besin zinciri; azot döngüsü; karbon, oksijen, fosfor döngüsü; yörünge hareketi; elektron döngüsü; kanın dolaşımı gibi tüm bu çarkları döndüren, kaosu düzene çeviren, Güneşin zararlı ışınlarına engel olup hayatın devamı için zaruri olan ışınların geçmesine izin veren görünmez bir süzgeç olan ozon tabakasını yaratan, kamuflaj sanatlı olarak canlıların elbiseleri olan deri/tüylerini vücutlarına ve çevreye göre ayarlayan, atomlardan hücrelere, fotonlardan gezegenlere dek her şeydeki uyum, ‘akıl sahibi’ insanlara mutlaka bir mesaj (Mülk, 3) vermektedir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah (cc) öyle bir imtihan alanı yaratmıştır ki, ‘sahne ve dekor tasarım bölümü’ndeki ders adlarına (desen, teknik resim, estetik, tasarım, perspektif, maket yapım yöntemleri, form ve geometri, malzeme bilgisi, çevre koruma, sunum teknikleri, görsel iletişim, strüktür bilgisi, ışıklandırma ve sahne efektleri, set tasarım, çevre tasarımı, grafik, vitrin tasarımı, sistem analizi vd.) ve kodlama, uzaktan kumanda, kukla, animasyon gibi sinema sanatının inceliklerine bakacak olursak, yaratıcının ilmini, gücünü ve yarattıklarındaki ileri teknolojiyi hissetmekte, ince, detaylı, hesaplı, hassas ve uyumu inkar etmemiz imkansız hale gelmektedir. Unutmayalım ki &#8220;Evrenin kurallarını azıcık değiştirmek bile bizim varlığımızın koşullarını ortadan kaldırmaktadır!&#8221; (Stephen Hawking, Büyük Tasarım, s.133)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/imagesCATKOJCP.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-45" title="imagesCATKOJCP" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/imagesCATKOJCP.jpg" alt="" width="285" height="130" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                             Hangi  yumurta daha ileri teknoloji ürünü acaba ?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                                  Kainat nazım değil nizamdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;" align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10912 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/sahne-tasarim-1.jpg" alt="" width="1169" height="461" /></span></p>
<p style="text-align: justify;" align="JUSTIFY"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11188 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/sinemadan-yaradana-1.jpg" alt="" width="661" height="655" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                     Sinema sanatından yaratana!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11222 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/126059390_1009895702823701_5126019750925695512_n.jpg" alt="" width="394" height="314" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Materyalist bakış açısı, Newton fiziğinden hareketle evreni mekanik bir makine olarak algılamakta idi. Artık kuantum fiziğinin hakim olduğu günümüz bilim dünyasında her olayın sebep sonuç ilişkisi içinde işlemediğini bilinmektedir. Artık A nesnesi ile B nesnesi etkileşime geçince kesin C sonucu ortaya çıkacak diyemiyoruz: C, D, E…belki de daha fazla ihtimal söz konusu olmaktadır. Ama işin dikkat çeken tarafı, evrende hayatın devamı için gerekli olan ihtimal hangi şık ise, o doğru şık seçilmişçesine ortaya çıkmakta ve evrendeki sistem canlıların hayatını sürdürecekleri şekilde işlemeye devam etmektedir. İşte Atom altı parçacıklardan fotonlara, hücreler âleminden galaksilere dek her bir karşılıklı etkileşim sonucunda ortaya çıkan olasılıklar içinde en doğru olanı seçerek (Rahman, 29) “evrenin devamını sağlayan güce biz Allah (cc) diyoruz!” (Hacı Ali Şentürk, Ateizm sonuçsuz serüven, s.  252) Evreni kocaman bir kitaba benzetirsek, açtığımız her yeni sayfa, her cümle bizi o kitabı yazana götürmektedir. Kitabın kalitesi, içeriği, mükemmelliği, “yazarını göremesek bile” bize yazarın varlığını göstermektedir. Böyle bir durumda “Varacağımız sonuç bizi Allah’ın varlığına ulaştırabilirse bu aklın bizi ulaştırdığı bir rasyonel sonuç olacaktır.” (Prof. Ramazan Altıntaş, Gençler inançtan soruyor, s. 148)  İnsanın hayatını devam ettirme sürecini düşünelim. Ciğerlerimiz, midemiz, kalbimiz hepsi bizim irademiz dışında çalışmakta, hatta biz uyurken bile çalışmaya devam etmektedir. Dünyayı yer çekimi ile yaşanır kılan, toprağa atılan tohumlar vasıtası ile çamuru yenilebilecek meyve sebzeye dönüştüren insanlar değildir. Atom altı parçacıklardan hücrelere, foton âleminden galaksilere evrende var olan hiçbir kural bizim irademiz ile hareket etmemektedirler. Tüm bunlar üzerine tefekkür ettiğimizde bizi şu sonuca ulaştırmalıdır: &#8220;Ne de az şükredersiniz!&#8221; (Mülk, 23)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yağmurun yağması, gecenin ve gündüzün, mevsim ve yılların oluşması, ısınan suyun buharlaşması, suyun kaldırma kuvveti, hava basıncı, suyun deniz seviyesinde ve belli bir basınç altında 100 santigrat derecede kaynaması, ısıtılan metallerin genleşmesi, serbest bırakılan cisimleri düşme hızının ağırlıkları ile doğru orantılı olması gibi kuralları mutlaka bir koyan, ayarlayan ve aynı zamanda uygulatan olmalıdır. Bu kanunları, sadece bulanı bilim adamı ilan edip göklere çıkartırken, canlı- cansız varlıklara sözünü geçiren ve tüm kanunlarını uygulattıranı nasıl göz ardı edebilir, yok gibi yaşayabiliriz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“En ünlü ateist: Artık Tanrı&#8217;ya inanıyorum. Dünyanın en tanınmış ateistlerinden (tanrı tanımaz) biri olan İngiliz Profesör Antony Flew, &#8220;Araştırmalar gösteriyor ki, hayatın varoluşunun ardında yüce bir varlık bulunuyor&#8221; diyerek Tanrı&#8217;ya inanmaya başladığını açıkladı.” (Gazete Vatan, 12.12.2004) Eski ateist Dr. Francis Collins: “Laboratuvarda Allah’ı hissettim.” Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins: Allah’ın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Allah’a daha da yaklaştırıyor.” (Timeturk, 09.04.2008) Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci’nin konuştuğu ünlü fizikçi Stephan Hawking: “Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, bilim kurallarını koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez.” (Star, 23.01.2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aslında bilim, Allah’ın kainatı nasıl yarattığını çözmenin adından başka bir şey değildir. İşte o zaman bilim amacına ulaşmış olur ve bilim adamı da alim sıfatını kazanır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Optik ilminin kurucusu İbni Heysem: “Evren, değişimlere rağmen bir düzen, ayrıntılara rağmen bir ahenk içindedir.” (Fuat Sezgin, Bilim Tarihi Sohbetleri, s. 165) “Evren hakkında yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucu tek bir cümleyle özetlenebilir: Evren, matematik bilgisi sonsuz bir varlık tarafından dizayn edilmiş olarak görülüyor.” (Sir James Jeans, The Mysterious Universe, s. 140) “Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır.” (Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, s. 289) “Eğer yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olsalar, astrofizik çok da farklı olmazdı. Uzak bir noktadan bakıldığında, galaksimizin görünüşü de şimdikiyle aynı olurdu. Tek fark: Bu manzarayı seyredecek olan “ben” olmazdım. Uzaydaki bu devasa boşluk, bizim varlığımızın bir ön şartıdır.” (George Greenstein, The Symbiotic Universe, s. 21) “Son derece çarpıcı olan bir başka gerçek, evrenin sadece bizim varlığımıza ve biyolojik ihtiyaçlarımıza olağanüstü derecede uygun olması değil, aynı zamanda bizim onu anlamamıza da son derece uygun olmasıdır. Güneş Sistemimizin bir galaktik kolun kıyısında bulunması, bizim geceleri gökyüzünü inceleyerek uzak galaksileri görebilmemizi ve evrenin genel yapısı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Eğer bir galaksinin merkezinde yer alsaydık, hiçbir zaman bir spiral galaksinin yapısını gözlemleyemez ya da evrenin yapısı hakkında bir fikir sahibi olamazdık. (Michael Denton, Nature’s Destiny, s. 262) “Evrende bilinçli yaşamın oluşması için gerekli doğa kanunlarının hassas ayarı açıkça tanrı’nın evreni böyle bir hayat ve bilincin gelişmesi için tasarladığı sonucunu çıkarır.” (Paul Davies, The Mind of God, s. 213) “Yaşamın ortaya çıkmasına neden olan ilk koşullar, şaşırtıcı bir kesinlikle ayarlanmıştır.” (Jean Guitton, Tanrı ve Bilim, 1993, s. 54) “Eğer suyun akışkanlığı daha yüksek veya daha az olsaydı, canlıların yaşamı imkansız olurdu.” (Michael Denton, Nature’s Destiny, s. 33) “Bitkiler, sayılarının arttığı bölgelerde bir süre sonra çoğalmayı durdururlar. Çevrelerindeki bitki örtüsünün yoğunluğunu adeta hisseder ve nüfuslarını kontrol altında tutarlar. Tehlike ortadan kalkıp üreme ihtiyacı doğduğunda ise yeniden ürettikleri tohum miktarını artırırlar.” (Dr. Lee Spetner, Not By Chance, Shattering the Modern Biology of Evolution, s. 16) “Ben bitki fosili kayıtlarında özel bir yaratılışın olduğunu düşünüyorum. Orkidenin, su mercimeğinin, palmiye ağacının aynı atadan geldiğini (evrim) düşünebilir misiniz? Ve bu faraziye için herhangi bir delile sahip miyiz?” (W. R. Bird, Origin of Species Revisited, s. 233) “Bir meşe palamutu ayçiçeğine değil de, meşe ağacına dönüşmesi gerektiğini nasıl biliyor? Organizmada ona nasıl işlev görmesi, nasıl büyümesi, nasıl yaşaması ve nasıl üremesi gerektiğini söyleyen bilginin yerini keşfettik. Bilgi bitkinin içerisinde olduğu gibi tohumun içerisinde de mevcuttur. Tavuğun içerisinde olduğu gibi yumurtanın içerisinde de mevcuttur. Yumurta bilgiyi tavuğa geçirir, tavuk yumurtaya, bu böyle sürer gider.” (Dr. Lee Spetner, Not By Chance, Shattering The Modern Theory of Evolution, sf. 23) ”Bana öyle görünüyor ki biri doğanın rakamlarını, evreni yaratmak için hassas bir ayara oturtmuş.”  (Paul Davies, Superforce, s. 243) Isaac Newton: “Bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık’ın amacından ve hakimiyetinden kaynaklanabilir.” (Michael A. Corey, God and the New Cosmology, s. 259)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">          Bilim, Allah’ın kainatı nasıl yarattığını çözmenin adıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateistken-teistlesenler-1-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4998" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateistken-teistlesenler-1-2.jpg" alt="ateistken-teistlesenler-1-2" width="599" height="286" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/imagesCATRXYZT.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46" title="imagesCATRXYZT" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2012/03/imagesCATRXYZT.jpg" alt="" width="207" height="300" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/stephen-hawking-tanri_23-01-2013" rel="attachment wp-att-3394"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-3394" title="stephen-hawking-tanri_23-01-2013" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/stephen-hawking-tanri_23-01-2013.jpg" alt="" width="411" height="312" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Allah var ise neden görünmez?</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle ‘Biz her şeyi görebiliyor muyuz?’ sorusuna cevap arayarak konumuza giriş yapalım. Radyo dalgaları, Mikrodalgalardan kızılötesi, X-ışınları, gama ışınları, ultraviyole ışınlara; elektrik, rüzgar, gazlardan, nefes, akıl, duygulara (acı, sevinç, üzüntü vd.) göremediğimiz ama çeşitli vasıtalarla, alametlerle varlığını kabul ettiğimiz birçok şeyler vardır. Daha insanoğlu, her varlığın ana maddesi olan atomun resmini bile çekememiştir. Doğal olarak insan aklına şu soru düşmektedir: ‘Görülmeyen şeyler yaratan Allah’ı nasıl görebiliriz?’ Çünkü bizler daha O’nun yarattıklarını görememekteyiz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah’u Teâlâ’nın görülebilmesini talep etmek demek, O’nu yarattıkları seviyesine indirgeyip atomlardan oluşmasını istemek demektir. Çünkü bir şeyin görülebilmesi için onun atomlardan oluşması gerekir. Halbuki “Allah hiçbir yaratılana benzemez.” (Şura, 11) Yüce yaratıcıya bizler görerek değil akıl yürüterek ulaşabiliriz. Akıl yürütme ise göz organı ile gerçekleşen bir eylem değildir. Yani yanlış organımızdan yanlış taleplerde bulunmaktayız! Bizler görmekle değil, yarattıklarından hareketle O’nun yüce ilmine, kudretine ulaşıp O’na iman etmekle sorumluyuz. Zaten görülen bir varlığa inanıp inanmamakla insanlar imtihan olunamazlar. Allah’ın varlığına ancak emek sarf ederek ve akıl yürüterek ulaşabiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Gherman Titov, 1962 yılında düzenlenen bir toplantıda, &#8220;Uzaya gittim ve tanrı&#8217;yı görmedim.&#8221; demektedir. “Yarattığı âlemde Allah&#8217;a bir yer, bir konum atfetmek doğru bir yaklaşım değildir.” (TDV, Komisyon, Soru ve Cevaplarla Niçin İnanıyorum? s. 18) “Tanrı, Kepler ve Newton gibi birçok bilim insanı ve düşünürün de ifade ettiği gibi &#8220;eserleri&#8221; aracılığı ile bilinir. Tanrının görülebilmesi demek, onun fizik yasalarına tabi olması ve onlarla ‘kısıtlanması’ demek olurdu ki bu durum, kusursuz bir Tanrı anlayışı ile bağdaşmaz. Kaldı ki dünya, Samanyolu Galaksisinde görmezden gelinebilecek kadar küçük bir gezegen, Samanyolu ise evrendeki yüz milyarlarca galaksiden sadece birisidir.” (Alper Bilgili, Bilim ne değildir? s. 34)  Bill Gates’i Microsoft işletim sistemi içinde aramak ne kadar rasyonel bir talep olursa, görünmez şeyleri yaratanı da, yarattığı evren içinde görmeyi istemek o kadar rasyonaliteye uygun bir talep olur!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Allah varsa neden onu göremiyoruz? İnsan gözünün ışınların sadece % 2.5 kadarını görebildiği bir kenara ayrıca Allah&#8217;ın görülmemesi, var oluş amacımıza da uygundur. İmtihan edilmek için gönderilmişiz, görülen bir şeye imtihan da olmaz!” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 99)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Allah bizi yarattı peki, Allah’ı kim yarattı?</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle bu soruyu soran materyalistlerin “evrenin ezeli olduğunu yani yaratılmadığını” savunduklarını hatırlatalım. Ve ne garip bir ironidir ki, aynı materyalistler her şeyi yaratan Allah’ı kimin yarattığını sorarken içine düştükleri çelişkiyi fark edememektedir! Evet materyalist zihniyet yaratılana ezeli sıfatı verir ama sonra da yaratıcıya bir yaratan arar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gelelim sorunun cevabına. Yaratılmak bir eksiklik göstergesidir ama yaratanda asla bir eksiklik söz konusu olamaz. Yaratan ama yaratılmayana Allah denir. “İzafiyet ve Big Bang, zaman, uzay ve maddenin bir başlangıcı olduğunu göstermektedir. Başlangıcı olan bir şeyin mutlaka bir başlatıcısı da vardır. Bu başlatıcı, Aristo&#8217;nun tabiri ile &#8220;Başlatıcısı olmayan ilk başlatıcı&#8221;, uzay, zaman ve madde dışında, sonsuz güce sahip bir varlık olmalıdır.”  (B. Erdem, Teistik argümanlar, s. 21)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Nedensellik zinciri bilinçli bir faile ulaştığı zaman sona erdirilebilir.” (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 108) Mesela, 3 vagonlu bir tren düşünelim. Son vagonu 2. vagon çeker, 2. vagonu ise 1. vagon. 1. vagonu çeken ise lokomotiftir. ‘Lokomotifi kim çeker?’ diye sormak akla aykırı bir soru olur. Lokomotifin özelliği çeken ama çekilmeyen olmasıdır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir robot fabrikası düşünelim. Robotları üreten bir sistem vardır. Ama bir de bu sistemi kuran ve sistem dışında olup, dizayn ettiği sistemin kurallarına kendisi bağlı kalmayan bir insanın olması gerekir. Sistemi düzenleyen ama sisteme koyduğu kurallara mahkum olmayan insan nasıl ki robot yapan ama yapı olarak ona benzemeyen bir varlık ise, evreni de, evrende var olan kurallar zincirine mahkum olmayan ama tüm bunların üstünde olan yüce bir varlığın yapmış olması gerekir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Olayların zamansal açıdan belirli bir düzen ve süreklilik içinde olması (kaos ve karmaşaya düşmemesi) her şeyin bir plana uygun olarak düzenlendiğine işaret etmektedir. Heykeli, taş cinsinden olmayan; masayı, tahta dizisinden olmayan bir failin yapması gerekir. Sebepler dizisi, ancak sebeple sonucun ‘aynı cinsten olmadığı’ bir noktada sona erdirilebilir.&#8221; (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 115, 233, 263) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Alabildiğince uzunlukta dizilmiş domino taşlarını düşünelim. Domino zincirinin en başına vardığımız zaman, bir hareket ettirene ulaşırız, domino cinsi olmayan ve düşmeyen ama düşüren bir hareketçiye! Her şey, başka bir şeye bağımlıdır. Allah ise herkesin kendisine bağlı olduğu ama hiçbir şeye bağımlı olmayan ilk muharrik, hareket ettiricidir.&#8221; (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 155)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateistlerin en büyük hatası, sebepler ile sonuçlar arasındaki ilişkiyi kavrayamamalarıdır. Sebeplerin sadece amaca götüren araç olduğunu fark edememekte ve aracı amaçlaştırmakta, sebepleri ilahlaştırmaktadırlar. İleride göreceğimiz gibi materyalistler yaratılan ve adına tabiat/fizik kuralları, gen veya doğa/tabiat denen sebepler dizisine ilahlık özellikleri yüklemekte bu nedenle de, bu araçların işaret ettiği ‘asıl amacı’ görememekte, O’na ulaşamamaktadırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yine ateistler ‘nasıl’ sorusunun cevabının aynı zamanda ‘neden’ sorusunun da cevabı olduğunu zannetmektedirler. Halbuki, ‘nasıl’ sorusu evrenin yaratılma ‘şekline’ cevap ararken, ‘neden’ sorusu ise evrenin yaratılma ‘amacına’ cevap ararken kullanılacak sorulardır. Bilimsel yasalar sadece evrendeki düzenin ‘nasıl işlediğini’ anlatır. &#8220;Evren de kodlanmış, kozmik kodla yazılmış bir mesajdır ve bilim adamlarının görevi bu mesajın şifresini çözmektir.&#8221;  (Heinz Pagels, Kozmik Kod II, s. 159) “Evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah&#8217;ın yaratış sanatını görerek insanlığa açıklamanın yolu, bilimdir.” ‘Nasıl’ sorusu bizi yaratıcının evreni yaratma metoduna, ‘neden’ sorusu ise evrenin yaratılış amacına götürür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Biz Müslümanlar, bilimsel açıklaması yapılanlar dahil, her şeyin Allah tarafından yaratıldığına inanırız. Bilimsel açıklamalar sadece ‘nasıl’ sorusuna cevap verir ama ‘kim ve neden’ sorusunun cevaplarını asla veremez. Biz şehirleri yaratanın bile Allah olduğuna (Sebe, 18) inanırız. Yerleşim yerlerinin yapımında kullanılan ve Allah&#8217;ın bizlere bahşettiği şeyler olan akıl ve  şehirlerin kurulması için gerekli olan malzemelerin ya kendisi ya kökeninin Allah tarafından bizlere bahşedildiğini bilir ve kabul ederiz. Yoksa biz bilmiyor muyuz şehirlerin nasıl yapıldığını? Ama araçların sadece birer sebep olduğunun farkındayız!  &#8220;Rabbim beni yediren, içirendir.&#8221; (Şuara, 79) &#8220;Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi?&#8221; (Furkan, 46) Çiftçinin, tohumun bitkiye dönüşmesini sağlayan mekanizmada bir etkisi yoktur. Çiftçiyi de, toprağı da, bunları yemeğe dönüştüren aklı da, yemeğin insana besin olacak şekilde düzenlenmesini de ayarlayan yüce Allah’tır. Tıpkı, güneş, insan, dünya arasındaki ince dengeyi ayarlayanın O olduğu gibi! Biz Müslümanlar ne aracıyı/vasıtayı/sebebi küçümser ne de onu amaçsallaştırırız! Sebebe teşekkür eder, müsebbibe (sebep olana) ise hamdederiz! Determinist Richard Feynman: &#8220;Size tabiatın ne şekilde davranacağını anlatacağım. Onun bu şekilde davranabileceğini kabul ederseniz, onu çok ‘sevimli ve büyüleyici’ bulacaksınız. Eğer yapabilirseniz, kendinize sürekli olarak ‘ama bu nasıl olabilir’ diye sormayın, çünkü çabanız boşunadır, şimdiye kadar hiç kimsenin kurtulamadığı bir çıkmaz sokağa girersiniz. (Doğanın) neden böyle olabildiğini hiç kimse bilmiyor.&#8221; ( Richard Feynman, Fizik Yasaları Üzerine, s.15) Biz biliyoruz çünkü &#8216;sevimli ve büyüleyici&#8217; olan doğa, en büyük, ilim sahibi ve yaratıcı olan Allah&#8217;ın bir eseridir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Allah insanları neden yaratmıştır?</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu soruyu ateist bir insan soruyorsa burada bir çelişki vardır. İnkar ettiği varlığın neden yine inkar ettiği yaratma fiilini gerçekleştirdiğini sorması mantıksızdır! Peki, gizli veya açık, bir yaratıcıya inanıp aklına bu soru takılan birisine nasıl cevap verebiliriz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Sahip olunan güzel bir özelliği ortaya çıkarmayı dilemek ve &#8216;güzellikten anlayanların algısına sunmak&#8217; bir eksiklik olarak değerlendirilemez. Güneşin aydınlatması, müzisyenin beste yapması nasıl beklenen bir şey ise, tanrının yaratması da yaratıcı olmasının bir neticesidir. Isı ve ışığa ihtiyaç duyan güneş değil, etrafındaki karanlık ve soğuk cisimlerdir. Yaratıcı olduğu halde yaratmasaydı, o zaman neden yaratmadığı sorulabilirdi. İnsan inanılmaz bir öğrenme ve bilgi üretme kapasitesine sahiptir. Mademki insana bu kapasite verilmiştir, o halde gelişme ve öğrenme sürekli olmalıdır. Sınava tabi tutulmak başarılı olmanın ve ilerleme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dünya, bir imtihan salonudur. Sınav süresi bize verilen ömür kadardır. Her İnsan kendisine verilenlere göre sınav edilecektir. Yani zengin kişi, servetini nasıl kullandığı konusunda zorlu bir sorgulamaya tabi tutulacaktır. İnsana ne verilmişse, onun hesabı sorulacaktır. Sınav, ilerlemenin zorunlu bir şartıdır. Örneğin, dürüst olduğunu söyleyen birinin gerçekten dürüst olup olmadığının anlaşılabilmesi için test edilmesi gerekir. ‘Sınav olmazsa!’ demek, okul olmasa demek gibidir. Okul olmazsa sınıfta kalma ya da ders çalışma sorunu olmazdı fakat o zaman da herkes cahil kalırdı. Toplumun ihtiyacı olan doktor, mühendis, mimar nasıl yetişecekti? ‘Her insan ‘var olmanın sevincini’ iç dünyasında yaşar.’ İnsan yokluğun ne olduğunu idrak edemediği için varlığın değerini de kavrayamamaktadır. Hayat, bir ikramdır. Nankörlük etmemek gerekir. Tanrı insanı &#8216;var olma güzelliğinin&#8217; açığa çıkması için yaratmıştır.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 155-161)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah (cc) tüm cin ve insanları &#8216;sadece&#8217; kendisine ibadet etsin diye yaratmıştır! (Zariyat, 56) Peki, -Haşa- Allah egoist mi, neden kendisine tapınılmasını istemektedir? “93,5 milyar ışık yılı çapında olduğu tahmin edilen evrenin yaratıcısının, içerisinde nokta kadar dahi hükmü olmayan bir canlı ırkının neye tapıp tapmadığı, neye inanıp inanmadığı ile alakalı hırs yapacağını düşünmenin, akla mantığa sığar bir yanı var mıdır? Yoktur! Allah&#8217;tan başka edinilen ya da sunulan tanrılar toplumun dengesini bozmuş, birilerini zenginleştirirken, diğerlerini fakirleştirmiş, bir grubu semirtirken diğerlerini sömürmüştür. İşte Allah burada devreye girmiş, doğru, insanları mutlu edecek, dünya ve ahiret saadetini sağlayacak hükümleri toplumlara peygamberleri aracılığıyla bildirmiştir.” (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 192) Bu ve aşağıdaki soruya cevapta ek bilgi için ‘İslami emirler, yasaklar ve hümanizm’ adlı yazımıza bakılabilir. </span></p>
<p><strong>Pekala, Allah&#8217;ın &#8211; haşa- bizim ibadetimize ihtiyacı mı vardır, ibadet neden istenmektedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İbadetin faydası birinci derecede insanın kendisine, ikinci derecede ise diğer insanlara ve tüm varlıklara yöneliktir. Doktor reçeteyi kendi faydası için değil, hastanın yararı için yazmıştır.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 164) “Bir hoca talebesinden iyi ders çalışmasını isterken, kendisi ihtiyaç duyduğu için değil talebesi muhtaç olduğu için bunu ondan ister. İbadet etmemiz, menfaati yine bize dönen bir iyiliktir. Bugün insanların dünyevi imkanlara sahip olsalar bile, ruhi bunalım yaşadıkları bizzat gördüğümüz bir durum değil midir? Esasen bunun sebebi bedenin ve ruhun ‘kullanım kılavuzuna’ göre kullanılmamasından kaynaklanmaktadır. &#8220;Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Sizi tertemiz kılmak, size nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.&#8221; (Maide, 6) Unutmayalım ki, “Bir şeyi üreten kişi, onun nasıl kullanılması gerektiğini de en iyi bilen kişidir.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 121-124)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Tanrı bize yokluktan çıkarıp insan olma fırsatını ikram etmiştir. O halde tanrıya şükran hislerimizi ifade etmemiz gerekir. İbadetlerin tanrıya değil, insana faydası vardır. İç tatmin salt akıl vasıtasıyla başarılamaz. Öyle olsaydı, bilgili ve akıllı kişilerin tam bir huzur ve mutluluk içinde yaşamaları gerekirdi. İbadetler kişiyi zinde tutmaya yarar. Bir tür formda kalmak için sürekli antrenman yapmak gibidir ibadet. İbadet amaç değil, araçtır. Hedefe taşımayan ibadetler hareket etmeyen araç gibidir.  Tanrının, insanlardan ibadet etmelerini istemesi onları kötü bir gelecekten ve düşük seviyeli bir varlık anlayışından uzaklaştırmak içindir.  İbadet, aslında insanın kendisine ulaşma çabasıdır. İbadet hayatın karmaşası, stres ve zorluklarından uzaklaşma ve nefes alma imkanı sağlar.  Her ferdin kendisine sunulan imkanlar ölçüsünde sorgulamaya tabi tutulacağı gözden kaçırılmamalıdır. İnsanın sınavı kaybetmesi ancak fıtratını yani insan olma özelliğini kaybetmesi ile mümkündür.  Evrensel ahlaki değerlerden herkes sorumludur.  Sınırsız merhamet sahibi ve affedici bir tanrının gazabına uğramanın yolu, tanrının mesajını ‘kasıtlı olarak’ inkar etmektir.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 166-177)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Allah’ın (insanlara yararlı olan) emir ve (sadece ahirette değil dünyada da insanlara zararlı olan şeylerin adı olan) yasaklarına muhatap olmak istemeyen insanlar söz konusu bu soru ile aslında vicdanları ile hesaplaşmaktadır. Oysa ki bu sorunun cevabı çok basittir: Allah (cc) bu dünyada, ebedi cennet yaşamını elde edebilmesi için insanı yaratmıştır. Bir insan bu dünyada hem kendine, hem tüm insanlara, hem de doğaya zarar vermeden yaşar, tevhid, iyilik ve ahlak üzere hayat sürerse, cennette sonsuz yaşama hak kazanır. Allah insanı dünya nimetlerinden hem yararlanması hem de kendisine karşılıksız verilen nimetlerinden (İnsanın kendi beden-ruhu ile kendine hizmet etmesi için yaratılan evrendeki tüm canlı-cansız varlıklardan) dolayı Yaradan’ına şükür etmesi için yaratmış, kendisi yaratılmasa göremeyeceği dünya nimetlerini tatması için var etmiş, yetmemiş dünyayı insanın rahat yaşayacağı şekilde düzenlemiş ve sonrada cennete gidebilmesi için yine hepsi insana yararlı olan şeyleri yapmasını ve kendisine zararlı olan şeylerden kaçınmasını emredip, cennete gidecek yolu açıklayan kılavuz kitabı ve yol göstericiyi (ilahi kitap, peygamber) göndermiştir. Unutmayalım ki Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur fakat bizim Allah’a ibadet etmeye ihtiyacımız  vardır.” (İbrahim Çoban, Ateizm ve Deizm Eleştirisi, s. 56) Evet! “Allah&#8217;ın insanların iman etmesine ihtiyacı yoktur, mahlûkat Allah&#8217;a muhtaçtır. İnsanlar iman etmekle yahut salih/iyi ameller işlemekle kendileri fayda görmektedir. Fayda da zarar gören kullardır.” (İbrahim Çoban, Ateizm ve Deizm Eleştirisi, s. 56) İbadetlerden uzak insan daima huzursuz ve mutsuz olur. Bilinçaltı  onu daima, görevini yerine getirmediği için rahatsız eder. İnsan, ‘neden yaratmış’ yerine, ‘iyi ki de yaratmış’ şıkkını hangi nedenle tercih etmediğini vicdanı ile baş başa kalıp kendisine sormalı, vicdanının fıtrata uygun yaşamaya çağıran sesini kulak ardı etmeyi artık bırakmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Allah&#8217;ın bizden kendisini övmemizi isteme sebebi, onun faydasına değil, bizim faydamızadır.&#8221; (Zakir Naik, Gençlerin inanç sorunları, s. 19) Allah biliyor ki; eğer başka bir şeye ibadet edersen ve onu takip edersen, bu insana zarar verecektir. Allah yarattıklarının zarar görmesini istemiyor. (Naik, s. 22) Eğer Allah&#8217;a teslim olmazsanız, asla huzuru yakalayamayacaksınız. (Naik, s. 167) Ego -Haşa- Allah&#8217;ta değildir. Ego, kendisini yoktan var edene ve birçok nimetler verene itaat etmeyen, isyan eden insandadır. Ego insandadır, inancındadır. (Naik, s. 24) Emirleri yaratıcının ihtiyacı olduğu için yapmıyoruz. Müslümanlar olarak biz kendi ihtiyacımız için ibadet ederiz. (Naik, s. 26) İnsan makinesinin açıklamalı kullanma kılavuzuna ihtiyacı yok mudur? (Naik, s. 65) İbadetler ve  “kulluk özgürlüğe engel değildir. Allah&#8217;ın kuralları, doktorların insan sağlığı için dikkat edilmesini istedikleri hususlara veya ilk başta özgürlüğe kısıtlar gibi görünse de insanın can ve mal güvenliğini amaçlayan trafik kurallarına benzetilebilir.” (Soner Duman, Allah&#8217;ım sorularım bitmedi, s. 52) “İnsanı da yaratan onun nasıl çalışması gerektiğini, nasıl sağlıklı ve sağlam kalacağını en iyi bilen değil midir? Sınavlardaki amaç, insanı sınıfta bırakmak değil, “yeterli donanıma sahip olup olmadığının ortaya” konulmasıdır.” (Naik, s. 31) “Allah bizim yaratıcımız olarak insan psikolojisini en iyi bilendir. Bazen mantık, bazen uyarı, bazen ödül, bazen de ceza metotlarını kullanır.” (Naik, s. 20) “İnsanlar meleklerden daha üstün bir yaratılışla yaratılmıştır. Allah bizleri çok farklı ve mükemmel olan bir durumda yaratabilirdi. Böylece hata yapmazdık. Ama Allah bunu melekleri yaratarak zaten yapmıştır. “İnsanlar meleklerden daha üstün bir ‘yaratılışa’ sahipler.” Allah ‘özgür iradeleri olan’ varlıklar olarak insanları yaratmıştır. Eğer ortada yapılan bir hata varsa bu hata insanlara aittir, Allah&#8217;a değil. Çünkü insanlar meleklerden farklı olarak irade/seçme yeteneği ile yaratılmıştır. Bizleri meleklerden üstün kılan da işte bu özelliktir. Eğer insan özgür iradesi ile yaratıcının istediği şekilde yaşarsa meleklerden üstün olur ve ebedi cenneti kazanır. Allah bize ne olmak istersin diye seçenek sundu, biz insan olmayı tercih ettik. Bu yüzden biz sorumluyuz. Yüce Allah Kur’an’da insanlara sorulduğunu bize haber verir. (Ahzab, 72; A’raf, 172) Bizler imtihanı seçtik, insan olmak için. Sınav devam ediyor. Öğretmene, ‘Hocam ben kitaba bakmak istiyorum, çünkü hatırlamıyorum’ diyebilir misin, Hayır!” (Zakir Naik, Gençlerin inanç sorunları, s. 43-50)</span></p>
<p><strong>Allah bana sormadan beni niçin yarattı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Var olmak bir nimettir. İnsan yeryüzünün halifesi olarak yaratılmıştır.”  (TDV, Komisyon, Soru ve Cevaplarla Niçin İnanıyorum? s. 33) Her türlü güzelliğinden istifade ettiğiniz, asla ölmek istemediğiniz bu hayatta sıra bazı sorumluluklara gelince mi, &#8216;ben dünyaya kendi tercihimle gönderilmedim&#8217; diyorsunuz? Neydik? Bir hiç! Varlığımız bir nimettir, asıl bu hayata ne için gönderildiğimizi, burada bulunma gayemizin ne olduğunu araştırmalıyız. “Ben isteğimle mi geldim?” Böyle bir şeyin sorulabilmesi için önce insanın yine ‘var edilmesi’ gerekir. Ben var olmak istemiyor olsaydım bile &#8216;var&#8217; olmam gerekirdi. Var olmadan tercih etmem söz konusu olamaz ki? Yani bu soru tutarsızdır. Asıl şunu sormalı insan kendine, “ben bu varlığı hak edecek ne yaptım ki, Allah bana bu nimeti verdi?” İnsanoğlu &#8216;Ben&#8217; diyebilmesini borçlu olduğu varlığını sorgulamaktadır! İnsan varlığını sorgulamak yerine varlığını anlamlandıracak şeylerin peşinde koşmalıdır. İnsan neden hayatını zayi ettirecek taraflara yönelir, niçin sadece ‘bu hayata cehenneme atılmak için göndermişiz ve iradelerimiz elimizden alınmış gibi’ bir tablo çizmeye gayret eder? Halbuki insan hayatını ebedi mutluluğa çevirmeye çalışmalıdır. Cenabı Hak, insanın varlığını yokluğuna tercih ederek onu yaratmıştır. Allah için başkasına ait bir şey olmayacağı için, insanı var etmesi asla zulüm olmayacaktır. Ateist var olmadığına inandığı bir yaratıcının onu var etmeden önce kendisine sormasını beklemesi de ayrıca tutarsızlıktır. (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 110-114)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“İnsan olmak benim tercihim değil” diyen bir kişiye sormalı, “varlığını, o aklını, haysiyetini” bir solucanla, bir fareyle değişir misin? Evet! Tercihin miymiş değil miymiş?” (Osman Nuri Topbaş, Aklın cinneti Deizm, s. 111)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetle, “Tanrı beni yaratırken bana sormadı ki, kendi isteğimle gelmedim ki? sorusunun sahibi ezelden beri var olmadığına göre, &#8216;ben&#8217; diyebilmesi için, kendisine bu soru sorulmadan önce yaratılmış olması gerekir. Var edilmeden önce kişiye var olmak isteyip istemediği sorulamaz. Kişinin var oluşuna itiraz edebilmesi için bile öncelikle var olması gerekir. Unutmayalım ki ‘hiç kimse var olmayı hak edecek bir marifette bulunmamıştır.’  Var olmak, karşılıksız verilmiş sonsuz bir hazine gibidir. Eğer ‘kişiyi ebedi bir hayatın beklediği’ gerçeği kavranırsa, insana sonsuz bir ikramda bulunulduğu kolayca anlaşılır. Aslında bu ‘soru sahibi, kendini her şeyin merkezine’ koymaktadır. Esas mesele, ‘kişinin kendisine Allah&#8217;tan bağımsız bir varlık biçme çabası’ ve iddiası olduğu görülmelidir. Diğer taraftan, insanın uygun hareket ederse ebedi bir mükafat ve ikrama mazhar olacağı seçeneği neden göz ardı edilmektedir? Kazanma ihtimali yüzde bir olan kumar oyunlarında bile bir beklenti olurken, gerekenler yapıldığında yüzde yüz kazanılacağı binilen ve sonsuz mutluluk getirecek bir seçenek niçin göz ardı edilmektedir? Olayı yokuşa sürmenin sebebi aslında yeteri kadar açıktır: Tanrıyı kendi hayatından çıkarmayı azmetmiş olmak! Söz konusu argüman, varoluşun sorumluluklarından kaçırmak için yapılmaktadır. Aslında kişi, imkan olsa yüzlerce yıl yaşamak ister. Asıl problem, ‘hesap verilmesi gereken bir tanrının var olması ve bu tanrının kişinin hayatına bazı müdahaleler de’ bulunmasıdır.  ‘Seni sana verene, sana verdiği şeyle (kendinle) itirazda bulunulmasının nankörlüğün en ileri aşaması’ olacağına dikkat edilmesi gerekir. Kişi eğer inanmıyorsa var olmadığını kabul ettiği bir tanrının kendisine &#8220;yaratılmak istiyor musun?&#8221; diye sormasını beklemesi de ayrıca anlamsızdır.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 184)</span></p>
<p><strong>Tanrıyı inkar edenler niçin sonsuz süreli bir ceza ile cezalandırılmaktadır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müebbet ‘ebedi’ yani ‘sonsuz’ kelimesinden türemiştir. Müebbet hapis, ‘sonu olmayan’ hapis cezası demektir. Müebbet hapis cezası, kasten öldürmek, terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ve bazı anayasal düzene karşı suçlara verilen hapis cezası türüdür. Tüm Batı ve ABD gibi ülkelerde uygulanır. Bu cezayı alan bir kişi eğer yaşayabilse idi sonsuza dek hapiste kalacaktı! Görüldüğü gibi insanlar bu dünyada bile imkan olsa ebedi ceza ile suçları cezalandırmaktadır. Allah’ı inkar suçunda da “önemli olan suçun ne kadar zamanda işlendiği değil, yapılan fiilin ne derece korkunç olduğudur. Tanrıya karşı savaşmanın faturası elbette ağır olacaktır. Müdür olmak için rakibini devirmeye çalışmak ile devlet başkanını devirmeye teşebbüs etmenin cezası aynı değildir. Aslında böylesine büyük bir cezayı almanın sebebi de gerçeği &#8216;bilerek inkar&#8217; etmektir. Bu inkarın arkasında ise, &#8216;kendini beğenmişlik&#8217; vardır. Ateist, aklını ‘kasıtlı olarak’ ifsat ve iptal etmiş kişidir. Ayrıca bir ateistin, var olmadığını iddia ettiği bir Tanrıdan kendisini affetmesini beklemesi de ayrıca tutarsız ve çelişik bir davranıştır.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 252-254) </span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html">Allah var mı? Allah’ın (cc) varlığının delilleri nelerdir?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/allah-var-mi-allahin-cc-varliginin-delilleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
