<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/tag/akil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Aug 2025 15:41:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kur&#8217;an, akıl, kalp</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/kuran-akil-kalp-beyin.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/kuran-akil-kalp-beyin.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Feb 2014 20:57:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[akıl kalp]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp düşünürmü?]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[kurnda akıl kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=5162</guid>

					<description><![CDATA[<p>İddia: Kur’an aklı, düşünmeyi beyine değil, kalbe izafe eder. Kur’an&#8217;a göre düşünen kalptir! Delil olarak şu ayetler ileri sürülür: Hac, 46: &#8220;Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun?&#8221; Muhammed,  24: &#8220;Onlar Kur’an&#8217;ı düşünmüyorlar mı? yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?&#8221; A’raf, 179: &#8221;Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar.&#8221; Öncelikle ateistler bu iddialarını ispatlamak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kuran-akil-kalp-beyin.html">Kur’an, akıl, kalp</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İddia: Kur’an aklı, düşünmeyi beyine değil, kalbe izafe eder. Kur’an&#8217;a göre düşünen kalptir! Delil olarak şu ayetler ileri sürülür: Hac, 46: &#8220;Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun?&#8221; Muhammed,  24: &#8220;Onlar Kur’an&#8217;ı düşünmüyorlar mı? yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?&#8221; A’raf, 179: &#8221;Kalpleri vardır bununla kavrayıp anlamazlar.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle ateistler bu iddialarını ispatlamak için Kur’an’da geçen “kalp” kelimesinin salt anlamda sadece vücuda kan pompalayan organ olarak geçtiğini ispatlamalıdırlar. Ateistler işlerine gelince Hz Muhammed&#8217;in Kur’an&#8217;daki bilimsel ayetleri Hindistan ve eski Yunan&#8217;dan; namaz, oruç, kurban&#8217;ı orta Amerika&#8217;dan ve Sümerlerden; edebiyatı eski Arap ve İran kültüründen; sosyolojik ayetleri Sümerlerden ve eski ahitten aldığını iddia ederler. Ama işlerinde gelince de, Kur’an&#8217;ın kendi iç düzeninde ‘vicdani düşünme’ye çağıran &#8220;Akleden kalp&#8221; kavramını Kur’an&#8217;ın düzleminden çıkarıp, bütünlüğünden koparıp, “Muhammed o zaman kalbin düşündüğünü zannediyordu, o nedenle Kur’an&#8217;a bunu yazdı!” iddiasını ileri sürerler. Ateistlere göre, o kadar bilgiye ulaşıp Kur’an&#8217;ı yazan (!) Hz Muhammed, MÖ. 460&#8217;da doğmuş olan Hipokrat&#8217;ın beyin ile düşünce arasında kurduğu irtibat (Dr. Bilginer Onan, TÜBAR-XXVII-/2010-Bahar, Beynin bilişsel işlevleri üzerine yapılan araştırmalar ve ana dili eğitimine yansımaları, s. 533; Michael O&#8217;Shea, Newscientist, 3 Nisan 2013) bilgisine ulaşamamıştır! Kur’an&#8217;ı kendi bütünlüğü içinde anlamak gayesinde olmak yerine çelişki aramak amaçlı bu bakış açısı, eminiz ki &#8220;Kalplerin taşlaşması&#8221; (Bakara, 74) ayetindeki mecaz sanatını da anlamayacak ve zamanla bu ayeti de dillerine dolayacaklardır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an&#8217;da akla, düşünmeye büyük önem verilmiştir. Kur’an&#8217;da akıl bizzat fiil (‘a&#8217;kalu,ta&#8217;kılfu, na&#8217;kılü, ya&#8217;kılun, ya&#8217;kıluha’ kelimeleri) olarak, kullanılmakta olan akıl şeklinde 49 kere geçer. (İbrahim Emiroglu, DEÜİF Dergisi, Sayı XI, 1998, Kur&#8217;an&#8217;da akıl ve insan, s. 71) “Kur’an’da akıl kökünden gelen kelimelerin, isim değil de fiil olarak geçmesi onun sürekli dinamizm, etkinlik, eylem ve hareket halinde bulunması gerektiğini çağrıştırır.” (Aysun Kelleci, Kur’an’da akıl ve tezahürleri, Yüksek Lisans Tezi, s. 8) Bunun dışında düşünme ile ilgili de bir çok ayet vardır. &#8220;De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?&#8221; (Zümer, 10); &#8220;Aklınızı kullanasınız diye” ( Hadid, 17);  “Aklınız ersin ve düşünesiniz diye” (Bakara 242), “Akıl sahipleri düşünürler” (Rad, 19); “Çokları akıllarını kullanmazlar.” (Ankebut, 63); “Aklınızı kullanmaz mısınız?”  (Saffat, 138);  “Aklınızı hiç işletmiyor muydunuz?” (Yasin, 62 ); &#8220;Örnekleri ancak bilgin olanlar aklederler.&#8221; (Ankebut, 43); &#8220;Allah akıllarını kullanmayanları pislik içinde bırakır.&#8221;  (Yunus, 100); &#8220;İyi bilin ki Allah katında canlıların en şerlisi aklını kullanmayan (gerçek) sağır ve dilsizlerdir.&#8221; (Enfal, 22) vd. Detay için ‘Kur’an ve Bilim’ adlı yazımıza bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an-ı Kerim’de geçen ve akıl anlamında kullanılan terimler şunlardır: “Akıl, Kalp, Fuad, Efideh, Sadr, Lübb, Nüha, Elham” (Hayrani Altındaş, Kur’an’da İdrak Vasıtaları, İslami Araştırmalar, 2019, cild 30, Sayı: 2) Görüldüğü gibi Kur’an’da akıl tek kelime ile ifade edilmez! Peki, akıl, düşünme gibi kavramlar Kur’an&#8217;da yerli yerinde ve önem verilerek aktarılırken acaba neden bazı ayetlerde ‘kalp ile düşünme’ kelimeleri yan yana kullanılmıştır?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kalp kelimesi Arapça&#8217;da: &#8220;Yürek, öz, değiştirme, akıl, merkez&#8221; gibi anlamlara da gelir. (Mevarid, Mevlüt Sarı, s. 1251; Edward William Lane, Arabic English Lexicon, 1863, s. 2554) Eski Arapça’da kalp kelimesi genellikle, “insanın kavrama, bilme ve algılama, sağlıklı hüküm verme yeteneği” kısaca “akıl” anlamına gelir. (Ragıb el-İsfahânî, ez-Zeria ila Mekarimi’ş-Şeria, s. 176) Kur’an, aklı hem doğal anlamı ile; tefekkürle (Rad, 3; Bakara, 164; Yunus, 67; Yâsin, 37-40 vb. gibi bir çok ayetle) çevremizdeki doğa olaylarını incelemeye, tezekkür (Duhan, 58) ile geçmişi düşünmeye, tedebbür (Sad, 29; Müminun 68; Nisa, 82: Muhammed, 24) ayetleri ile de geçmişten geleceğe derinlemesine düşünmeye, teakkul (aklı kullanma) ayetleri yanında, Tefakkuh (Tevbe, 122) ile de görünenden görünmeyene ulaşmaya çağırır. Ulü&#8217;l-el-Bab kavramı (Bakara, 179; Sâd,9, 29, 38) ile de ‘öz-cevhere, hakikate ulaşan akla’ dikkat çeker, yani ilimde ‘madde ve mananın birleşimini’ ifade eden bu kavram, &#8220;tam akıl manasında Kur’an-ı Kerim’de yer almaktadır.&#8221; (Mu’cem, II/560; Müfredat, s. 646)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zaten İslam da bizden salt bilgiyi değil, ‘hayata aktarılan kalıcı bilgileri’ elde etmemizi istemektedir. Bunun için de Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın dediği gibi, “Bilginin kalıcı olması için, ‘bilgiye duyguların eklenmesi’.” Gerekmektedir. “Kişinin duygularını katmadan öğrendiği bilgi, kuma yazılan yazı gibi hemen silinir. Bilginin taşa yazılmış gibi kalıcı olması için bilgilere duygu katılması gerekir. Duygu katınca beyin bilgiyi unutmaz.” (https://npistanbul.com/duygular-ve-sosyal-becerilerle-ogrenme-kalici-oluyor?)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İslami anlayışta akıl, mücerret beyin hareketlerindençok  daha fazlasını ifade eder.” (Sami Amiri, Ateizm kendi paradigmasıyla yüzleşiyor, s. 65) Akıl ve düşünme kavramları derinlemesine ve geniş bir açıdan Kur’an&#8217;da ele alınmakta ve düşünme sadece matematiksel, pozitif, materyalist sınırlar içinde bırakılmamakta, &#8220;Vicdan, duygu, merhamet, sevgi&#8221; gibi anlamlarda belli bir sistem içinde akla giydirilmektedir. İşte burada devreye aklın kalbe izafesi konusu girmekte, ‘içinde merhamet, aşk, sevgi, ruh olan akıl’ ön plana çıkarılmaktadır. Kur’an&#8217;ın sistematiğini biraz da olsa anlamaya başladı isek, artık yukarıdaki ayetlere daha detaylı yaklaşabiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hac suresi 45. Ayette, zalim toplulukların helakından bahsedilmektedir. 46. ayette ise yeryüzünü dolaşıp; sadece fotoğraf çekme, turistik ziyaretler, arkeolojik kazılar yapma veya define avcılığı gibi salt akıl, menfaat, materyalist bakış açıları ile değil, bunları aşan, olaylara ‘tedebbür’ fiilinden hareketle ‘ulu’l-elbab’ olmaya giden yolda, aklı duygu-ruh-mana ile kullanarak çevremizden ibret almamız istenmektedir. O helak olanların antik şehirleri sadece göz veya akıl ile değil, kalbin gerek soyut anlamı olan manevi açıdan ve gerekse kelime anlamını da içeren birleşimi ile; insan vicdanını harekete geçiren ibret nazarı ile gözlem yapmamız istenir. Tüm bu kavramlar yani, ‘vicdan, ibret, maneviyat dolu bakış açısını’ anlatan en iyi kavram ise, yan anlamı akıl da olan kalp kelimesidir! Bu nedenle de İslam’da imanın kabulünün ikinci önemli şartı, ‘kalbin tasdiki’ (Fahreddin er-Razi, el-Muhassal, s. 174; Teftazani, Şerhu’l-Makasıd, II/249) olarak kabul edilmiştir! Yine bu nedenle de hadislerde, “Vücutta bir et parçası vardır; o iyi olursa bütün beden iyi, kötü olursa bütün beden kötü olur, bu et parçası kalbdir.” (Buhari, İman”, 39; Müslim, “Müsakat, 107); “Allah sizin şeklinize ve malınıza değil kalbinize bakar.” (Müsned, II/285; Müslim, Birr, 32; İbn Mace, Zühd, 9) denilmekte ve Kur’an’da da selim kalp ve Allah’a gönül vermeye (Şuara, 89; Kaf, 33) vurgu yapılmaktadır! Yani İslam’da akıl yetmemekte, ona ruh/duygunun da katılması istenmektedir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konuya 1058 doğumlu Gazali&#8217;den bir yorumla devam edelim: “Bilmiş ol ki: ilmin yeri kalptir. Kalp derken bütün organlarımızı sevku idare eden nurani ve manevi ‘benliğimizi kastediyoruz’ ki, bütün organlarımızın hizmet ve itaat ettikleri bu kalptir. ‘Yoksa yürek dediğimiz kalbi kastetmiyoruz.’ Bizim maksadımız olan ve bazen gönül dediğimiz bu ‘manevi’ kalp.” (İhyau ulumiddin, III/29) M. İslamoğlu’da A’raf, 179. ayet için, &#8220;Kur’an sistematiğinde aklı kullanmanın kalbe nispeti, düşünme faaliyetinin entelektüel faaliyetle sınırlanmayıp ‘sezgiyi de içine alacak şekilde geniş tutulduğunu’ ifade eder.&#8221; (M. İslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an, A’raf, 179, not 2) demektedir. Amaç, ‘ruhsuz düşünmeyi aşıp içine manevi tefekkürü yerleştiren kalbin anlamasını’ gündemde tutabilmektir. Zaten ayette, “Kalpleri vardır fakat kavrayamazlar.” denmektedir. Yani salt düşünme, akletme değil değerlendirme sorununa da ayet dikkat çekmektedir. Hac 46. ayette ise ‘teakkul edememe’ sorununa (Ye’kılune) dikkat çekilmiştir: “Yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı ki, ibret almış kalplere yahut işitmiş kulaklara sahip olsunlar! Şu bir gerçek ki gözler körleşmez, fakat göğüslerdeki kalpler körleşir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Muhammed 24. ayet (Efela yetedebberune’l-Kur’an) ile, Kur’an üzerinde ‘tedebbür’ etmemiz; ‘geleceğe yönelik düşünce’ üretmemiz, olayların ve eşyanın arka planını görmemiz, hikmete ulaşmamız istenmektedir. Tüm bunlar Kur’an&#8217;da salt teakkul ile açıklanmamakta, içine ruh/mananın da katıldığı kalp&#8217;te sürece ilave edilmekte, ‘Ruhsuz’ bakış açısından insan kurtarılmaya davet edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an’da da insanların kötülüğünden, helakından, zalimlerin sonlarından bahsetmekte, bu ayetlerin sonunda ise ‘kalbin düşünmesine’ atıfta bulunulup, bu sondan insanlığı kurtarmak için ruhun insandaki tezahürü olan ‘vicdanın sesini dinlemeye’ insanlar çağrılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi Kur’an salt sadece aklı ele almamakta, aklı bir sistematik içinde ‘belli bir aşamalar zinciri ile bir amaca yönlendirmekte’ ve işin sadece yüzeysel ve dar açılı değerlendirilmesi değil de ‘derinlemesine ve geniş açıdan akledilmesine çağrı yapılmaktadır. Kur’an&#8217;a göre akıl sırf pozitif, materyalist, menfaat ve egoist amaçlar için kullanılmamalı, olması gerektiği gibi, insan ve toplumun huzuruna dönük amaçlar için kullanılmalıdır. Yani &#8220;Kur’an&#8217;da kalp, akıl ve vicdanı da içeren bir kullanım alanına sahiptir.&#8221; (Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı, s. 190)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evet, Allah vicdansız, sevgiden uzak akıl istememektedir. Aklında bir serüveni, yolculuğu vardır. Eğitilmemiş, salt pozitif akıl atomu parçalar ama sonra ondan atom bombası yapar ve kullanırken, sevgi ile yoğrulmuş akıl -kalbi akıl- ise, atom enerjisini insanlığa hizmet için kullanır. Zaten tüm mesele de, iyi ve kötülerin mücadelesinde kilitlenmektedir? Aslında insanlık tarihinin hikayesi de salt materyalist/ruhsuz akıl ile sevgi/vicdan ile örülü aklın mücadelesi ile dolu değil midir? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kalbe salt biyolojik açıdan bakınca da, materyalist aklı rahatsız edici epey sonuçlara ulaşılabilmektedir. &#8220;Son yıllarda yapılan çalışmalar, kalbin düşündüğümüzden daha ‘akıllı’ olduğunu gösteriyor. Kalp beyinden sinyal alıyor evet ama kendisi de vagus siniri yoluyla beyne ‘bilgi’ gönderiyor. Beyne gönderdiği sinyallerle beynin ‘entelektüel işlevleri’ yerine getiren bölümünü uyarabiliyor veya ‘tamamen devre dışı’ bırakabiliyor. Kalp kendi hormonlarını üretip vücuda bırakıyor, ‘beyinden binlerce kat daha güçlü’ bir manyetik alan yayıyor. Kalbin üzerinde yer alan sinir hücreleri, ‘tıpkı beyin gibi’ yapılanıyor. ‘Kalbin beyni, kendi dopaminini salgılayabiliyor.’ Bu sinirsel iletici, ‘davranışlarımız üzerinde’ kuvvetli etkileri olan bir bileşik.&#8221; (Nörolog Dr Ömer Hakan Yavaşoğlu, Kur’ani Hayat dergisi, 25 Ağustos 2011) &#8220;Modern tıbbın yeni bir alanı olan nörokardiyoloji (kalp-sinir bilimi) alanında çalışmalar yürüten Dr. Armour ve Dr. Ardell, “Kalpte merkezi sinir sisteminden bağımsız, ‘öğrenme, bilgi işleme, hatırlama ve idrak’ gibi fonksiyonlarla donatılmış, ‘küçük bir beyin olarak vasıflandırılan’ bir nöron ağı keşfetmiştir. ‘Beyinden bağımsız’ en az 40.000 sinir hücresinden meydana gelen, ‘kendine has’ karmaşık bu sinir sistemi, ‘kalpteki muhteşem beyin’ olarak tarif edilmektedir.&#8221; (Dr. Selim Aydın, Mayıs 2004, Ayrıca; Yrd. Doç. Dr. Hasan Doğan, Temmuz, 2013) &#8220;Kalp sinir sistemi kalbe (kalp-beyni) serebral korteksden bağımsız ‘öğrenme, hatırlama ve karar almayı’ mümkün kılar. Bunun dışında bir çok deneylerde kalbin sürekli olarak beyine gönderdiği sinyallerin ‘algılama, kavrama ve duyguların işlenmesi’ gibi yüksek beyin fonksiyonlarını büyük ölçüde ‘etkilediği’ gözlemlendi. Kalbimizdeki beyin: Tıpta uzun bir süre boyunca kalp, kabaca bahçedeki havuz pompasının organik eşdeğeriydi: Kanı vücuda iter ve eğer kırılırsa yenisi ile değiştirilir. Ancak bazı araştırmacılar artık şunu iddia ediyor: Kalp aynı zamanda hassas bir duyu organıdır; zengin miktarda ‘bilgiyi alıp işleyen oldukça gelişmiş’ bir duyu merkezidir.&#8221; (Rollin McCraty, Ph.D., Institute of Heart Math, Ayrıca; https://www.sein.de/das-herz-unser-zweites-gehirn)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Başka araştırmalar, kalp sinyallerinin ‘insanın düşüncelerini’, içinde bulunduğu stresi, depresyonu yansıttığını ve depresyon seviyesini ölçmek için kullanılabileceğini göstermiştir. (Thayer, J.F., et al., A meta-analysis of heart rate variability and neuroimaging studies: implications for heart rate variability as a marker of stress and health. Neuroscience &amp; Biobehavioral Reviews, 2012. 36(2): p. 747-756; Smith, T.W., et al., Matters of the variable heart: Respiratory sinus arrhythmia response to marital interaction and associations with marital quality. Journal of Personality and Social Psychology, 2011. 100(1): p. 103) Diğer bir araştırma, kalbin sinir sisteminin, ‘bilişi ve hafızayı  etkilediğini’ ispatlamıştır. (Hassert, D., T. Miyashita, and C. Williams, The effects of peripheral vagal nerve stimulation at a memory-modulating intensity on norepinephrine output in the basolateral amygdala. Behavioral neuroscience, 2004. 118(1): p. 79; McCraty, R. and F. Shaffer, Heart rate variability: new perspectives on physiological mechanisms, assessment of self-regulatory capacity, and health risk. Global Advances in Health and Medicine, 2015. 4(1): p. 46-61) Alexandra Whitney, kendi tez çalışmasında ‘kalbin, duyguları, düşünceleri ve aklı düzenleyen bir organ’ olduğunu bildirmiştir. (Whitney, A., Map of the Heart: An East-West Understanding of Heart Intelligence and its Application in Counseling Psychology. 2017, California Institute of Integral Studies) Bir başka araştırma, ‘kalbin beyinden önce bilgiyi işlediğini ve bu sezgisel bilgiyi merkezi sinir sistemi aracılığıyla beyne gönderdiğini’ göstermektedir. Kalplerimizin çok zeki olduğunu gösteren, &#8220;kalplerin kendi beyni&#8221; veya &#8220;kalp-beyni (heart-brain)&#8221; olarak da adlandırılan &#8220;nöral hücreler&#8221; olarak adlandırılan beyin hücrelerini içerdiklerini bildiren çok sayıda araştırma da mevcuttur. (Shaffer, F., R. McCraty, and C.L. Zerr, A healthy heart is not a metronome: an integrative review of the heart&#8217;s anatomy and heart rate variability. Frontiers in psychology, 2014. 5: p. 1040; Goldstein, D.S., Neuroscience and heart-brain medicine: the year in review. Cleveland Clinic journal of medicine, 2010. 77(0 3): p. S34; Armour, J.A., Potential clinical relevance of the ‘little brain’on the mammalian heart. Experimental Physiology, 2008. 93(2): p. 165-176, Alıntı: ateizmdenkurtul.wordpress.com)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Aslında tüm bunların yani düşünme, akletmeden; görme ve duygulanmaya dek tüm kavramların merkezinde &#8220;Ruh&#8221; kavramı vardır: &#8220;Ruh bedenin herhangi bir yerine izafe edildiği zaman özel bir hüküm ve isim alır. Göze izafe edildiği zaman ‘basar’, kalbe izafe edildiği zaman ‘akıl’, bedenin tamamına izafe edildiği zaman ‘ruh’ adını alır. Her merkezde asıl fonksiyonu gören ruhtur. Görme, akletme, işitme ve konuşma yetenekleri, gören, akleden, işiten ve konuşan birer ruhtur. Gerçekte ruh bedeni harekete geçiren, onu akleden, idrak eden, seven, bilen ve yapan herkesin “ben”(ene) ile tabir ettiği şeyin ta kendisidir.” (Musa Carullah, “Kitabus Sünne” s.89)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Daniel Goleman&#8217;ın, &#8216;Duygusal zeka&#8217; adlı kitabında, beynin ana işlevinin davranışları kontrol olduğunu belirtirken, ‘davranışların da duygularla şekillendiğini’ ifade eder. İslam&#8217;da, imandan sonra en önemli olan şey, pratik hayata yansıyan olumlu, ahlaklı davranışlardır. Bunun için de İslam’da, kalbin şekillendirdiği iyi, yararlı işler öncelikli öneme sahiptir. İslam’a göre sadece bilmek (Akıl) yetmez, pratik uygulamanın da iyi bir şekilde gerçekleşmesi önemlidir. İşte bu iyilik, kalp ile bağlantılı düşünce ile gerçekleşir. Ebu Leheb diyordu ki, &#8220;Ey Muhammed! Senin davanın doğru olduğunu biliyorum fakat putları atarsak, Kureyş aç kalır.&#8221; Ebu Talib ise şöyle diyordu: &#8220;Senin dininin hak olduğunu biliyorum ama seni tasdik edersem Kureyş&#8217;in kadınlarının, &#8216;korktu da inandı.&#8217; demelerinden korkuyorum.&#8221; Bütün bu bahaneler, kişilerin kendi kendilerine karar verebilme yeteneklerinin baskılandığını, dış duygusal etkenlere karşı zayıf kaldığını göstermektedir.  Akıl bilmekte ama kalbin şekillendiremediği eylem, doğru olarak hayata yansıyamamaktadır. Duygusal zekası kuvvetli kişi, eleştirilere karşı dik durur, duygularını yönetir.&#8221; (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 41,42) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Vicdan, kalp/yürek gibi soyut kavramları sol aydın (!) hiç mi kullanmaz? İşine gelince tabii ki kullanır! Yargılayan akıl değil, yürektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6387 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kalpdusunurmu-2.png" alt="kalpdusunurmu-2" width="590" height="405" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kalp-dusunme-1.jpg"><img decoding="async" class="size-full wp-image-5163" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kalp-dusunme-1.jpg" alt="kalp-dusunme-1" width="210" height="320" /></a></span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kuran-akil-kalp-beyin.html">Kur’an, akıl, kalp</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/kuran-akil-kalp-beyin.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateist akıl!</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/ateist-akil.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/ateist-akil.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2013 20:01:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[ateist]]></category>
		<category><![CDATA[ateistlere cevaplarımız]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ateizmecevap]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=4552</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu ile alakalı, &#8220;Bilim yanılmaz mı?, Deizm, Ateizm Yanılgısı, Dinsiz ahlak olur mu?, Evrim, Allah&#8217;ın varlığının ispatı&#8221; başlıklı yazıları da öneririz. Önce basında çıkan bir haber ile konumuza başlayalım: “Ateistler daha zeki çıktı”: 63 bilimsel çalışmadan 53&#8217;ü ateistlerin dindar insanlara oranla daha zeki olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, cinsiyet ve ‘eğitim gibi diğer faktörler din [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/ateist-akil.html">Ateist akıl!</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;"> Konu ile alakalı, &#8220;Bilim yanılmaz mı?, Deizm, Ateizm Yanılgısı, Dinsiz ahlak olur mu?, Evrim, Allah&#8217;ın varlığının ispatı&#8221; başlıklı yazıları da öneririz.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Önce basında çıkan bir haber ile konumuza başlayalım: “Ateistler daha zeki çıktı”: 63 bilimsel çalışmadan 53&#8217;ü ateistlerin dindar insanlara oranla daha zeki olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, cinsiyet ve ‘eğitim gibi diğer faktörler din ile zeka arasındaki ilişkiyi etkilemiyor.’ Çalışmayı yürüten 3 psikolog zekayı, “planlama, problem çözme, soyut düşünme, karışık düşünceleri algılama, çabuk öğrenme, tecrübeden ders çıkarma” kriterlerine göre tanımladı. (NTV, 14.08.2013; Habertürk, 13.8.2013; Sözcü, 15.5.2017; 1.2.2018) &#8220;Yine aynı bilim insanları, sonucun kesin kabul etmenin &#8216;adil olmayacağını&#8217; da açıkladı.&#8221; (Risale haber, 17 Mayıs 2017) &#8220;Araştırmayı yürüten ekip, analizin IQ testlerinden yapıldığını ve ‘duygusal ile yaratıcı zekanın değerlendirmeye katılmadığına’ dikkati çekiyor. Dolayısıyla, ateistlerin dindarlardan daha zeki oldukları sonucunu kesin olarak kabul etmenin &#8216;adil olmayacağını&#8217; vurguluyorlar.&#8221; (Aydınlık, 15.5.2017) ‘Haber Sol’ adlı sitenin 09.06.2017 tarihli haberi: &#8220;Zeki insanlar açıklanamaz olguları (belirsizliği) bilim yolu ile açıklamaya meyilli, bunu yapabilecek kadar zeki, bunu yapamayan insanların ise dindarlığa meyilli&#8221; Zaten, ‘Yükselen İslamcı köktencilik ve genel olarak dinci köktenciliğin nedeni, köktendincilerin ortalamadan daha fazla oranda, daha fazla dincilik-artıran gene sahip olmaları ve daha az oranda zeka-artıran genlere sahip olmaları’dır. Ve doğal  olarak, bu nedenle de &#8220;Neden Müslümanların bilime daha az katkı yaptıkları da&#8221; (Ellis, L., vd. The future of secularism: a biologically informed theory supplemented with cross-cultural evidence, Evolutionary Psychological Science, 2017)  kendiliğinden ortaya çıkmaktadır!</p>
<p style="text-align: justify;">Demek ki, biz ‘dinci/radikal/yobaz/fundamentalist/radikal/marjinal/hucu/köktendici/aşırı dinciler’de  suç yok, suç tamamen genlerimizde! Ateist Dawkins’in genlerin ‘bencil’ olabiliyordu ama ateistlere sayesinde genlerin aynı zamanda geri zekalı da olabildiğini öğrenmiş olduk! O halde ‘kader’ ve ‘kötülük problemi’ gibi ateistlerin sıkça sorduğu sorulara da ateistler sayesinde cevap bulmuş oluyoruz! Suç, alınyazımızda!</p>
<p style="text-align: justify;">Şaka bir yana, haberde kullanılan dil ve ‘yükselen İslamcılık’ gibi kavramlar zaten haberin siyasi ve istihbarat çerçevesinde hazırlandığının ipuçlarını vermektedir. Ayrıca, diğer dinler için bu iddianın gerçek olabilme ihtimali varsa da, İslam için bu tür iddialar asla söz konusu olamaz! Müslüman bilim öncülerinin bilime katkıları ortadadır. Bu arada, bilimi nasıl ideolojilerine alet ettikleri ve iddialarının ne kadar bilim dışı ve ön kabule dayandığının delillerini de, ‘ateizm yanılgısı’, ‘deizm yanılgısı’, ‘Bilim değişmez mi?’, ‘Kur’an ve bilim’, ‘kader’ adlı yazılarımızda bulabilirsiniz!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateistlerin ne kadar zeki olduklarına gelince, örnekler üzerinden gidelim ve kararı okuyucumuza bırakalım!</p>
<p style="text-align: justify;">Devlet eli ile ateizm propagandası bile yapılmış ama bu bile ateizmin toplumlarda yer edinmesi ile sonuçlanmamıştır! “Rusya&#8217;da &#8216;militan tanrısızlar örgütü&#8217; kurulmuş” (Nikita Kruşçev, Anılar, s. 107), “SSCB dönemimde ilkokul 4. sınıfta &#8216;Allah&#8217;sızlar kulübü&#8217; okullarda kurulmuş.” (Enver Altaylı, Ruzi Nazar, s. 30), Yine Rusya’da ateizmi yaymak için 800.000 üyesine dinsizlik eğitimi veren “Muharip/savaşçı Dinsizler Cemiyeti” gibi kuruluşlar aktif olarak çalışmıştı. (Büyük Türkeli Dergisi, Temmuz, 1962, Yıl:1, Sayı: 6, s. 14) Yine “Allah&#8217;ı inkar evleri&#8221; kurulmuş.” (Milli Işık, 30 Aralık 1968, Sayı: 20, s. 14) Ve “halkın İslam örf ve adetleri ve milli kültürleri aleyhine devamlı mücadele” edilmişti. (Orkun,  Nisan 1963, Yıl 2, Sayı: 15, s. 26) Sovyet Dergisi ‘Hinger School Herald’ 1958 Nisan sayısı&#8217;nda da, ‘okullarda din aleyhtarı kurslarda ateizm hakkında daha fazla eğitim verilmesi gerektiği’ yazılmaktaydı. Demokrat partiler bile ateizm için çalışmakta idi: “Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ni, işçilerin her türlü dinsel uyutmacadan kurtulması adına mücadele etmek için kurduk. Bizim propagandamız tamamen bilimsel, dahası materyalist dünya görüşü üzerindedir.” (Sosyalizmin Dine Bakışı, Rusça yayın yapan Novaya Zihn Dergisi Sayı: 28, 3 Aralık 1905) “Sovyetler Birliği döneminde, Marxist ve Leninist dünya görüşü &#8220;bilimsel ateizm” adıyla eğitim ve öğretimde zorunlu bir ders olarak okutulmuş ve dinin ortadan kalkması için yoğun mücadele verilmiş, dini inançlar, kurumlar, ibadetler, törenler yasaklanmıştı.” (Aydın Topaloğlu, Ateizm ve Eleştirisi, s. 157) &#8220;70 yıllık ateizm uygulamasından sonra insanlar dine hasret kalmışlar.&#8221; (Salih Akdemir, Yörünge, 9-16 Ağustos 1992, 88. Sayı, s 10) ve sonuçta, bu sosyalist devlet yıkılır yıkılmaz, halk dinlerine geri dönmüştü! “75 yıl boyunca anaokulundan üniversitesine kadar bütün okullarda ateizm için beyin yıkayanlar, toplumun giderek kokuşması karşısında çareyi şimdi herkesin din eğitiminden geçirilmesinde bulmaya başlar.” (Yeni Yüzyıl, 12.01.1996)</p>
<p style="text-align: justify;">Gerçekte ise, Francis Bacon  tarafından da ifade edildiği gibi, &#8220;Az felsefe insanı Tanrıtanımazlığa, derinlemesine felsefe de Tanrı&#8217;ya götürmektedir.&#8221;  (Aliye Çınar, Deizm ve ateizm üzerine, s. 127; E. Gilson, ateizmin çıkmazı, s. 80; Nedim Cisr, İlim felsefe Kur’an&#8217;ın ışığında, s. 150; Prof. Nihat Keklik, Filozofların özellikleri, I-B; Zakir Naik, Gençlerin inanç sorunları, s. 58) Gustave Flauber aynı konuyu şu şekilde özetler: “Bilginin azı insanı dinden çıkarır, çoğu ise dine geri döndürür.” (Mehmet Akbulut, Tanrı Dersem Çık Allah Dersem Çıkma, s. 16) Nobel ödüllü fizikçi Werner Heisenberg ise bu hakikati farklı şekilde şöyle ifade eder: &#8220;Doğa bilimleri bardağından içilen ilk yudum insanı ateist yapar. Ama bardağın dibinde yaratıcı sizi beklemektedir!&#8221; (Cüneyt Avcıkaya, Kolaycılığa kaçmanın adıdır deizm, s. 22) Lord Cliffen, &#8216;Derin düşündüğünüzde ilimler sizi Allah&#8217;ın varlığına kabule zorlar.&#8221; (Afif A. Tabbara, İlmin ışığında İslamiyet; Emin Arık, Deizm ve ateizm çıkmazı, s. 63) diyerek, asıl meselenin, konulara yüzeysellikten uzak derinlemesine hakim olabilmekte olduğuna işaret eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Lawrence Krauss ise, &#8216;Hiç yoktan bir evren&#8217; isimli  kitabında &#8220;Kainatın hiçlik&#8217;ten var olduğunun akla uygun olduğunu&#8221; iddia eder. Aslında onun hiçlik dediği, var olan bir şeydir. Ona göre hiç, &#8216;boş fakat önceden mevcut bir uzay&#8217; şeklinde tanımlanır. Yani onun hiçlik kavramı aslında, mevcut olan bir şeye işaret eder. Yani ona göre hiçlik, fiziki bir şeyden oluşmuştur. (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 131)</p>
<p style="text-align: justify;">Bilim, faili mechul (!): Bilim, fiili (-n ‘nasıl’ olduğunu) bize anlatır ama faili anlatmaz. Nasıl sorusuna cevap verir, neden ve kim sorusunu göz ardı eder. İngiliz fizikçi Paul  C. V. Davies, &#8216;Bilimle uğraşan hiçbir kimse, fizik kanunlarının nereden geldiğini hiç sormamaktadır.&#8217; (Ergin Ögcem, Ateizmden deizme Antony Flew, Doktora tezi, s. 107) demektedir. Neden sormadığı ise, ateistlerin cevaplaması gereken bir soru-n-dur!</p>
<p style="text-align: justify;">Naturalist/doğayı yaratıcı kabul eden felsefeci Colin McGinn, “Maddenin, doğal seçilim yoluyla bir tür &#8216;tasarım’ sergilediğini” (Colin McGenn, The Mysterious Flame, s. 12)  ifade ederken, aslında yaratanı reddedip, yaratılana yaratan sıfatı yüklemenin ancak ateist akılla mümkün olabildiğine dair bizlere örneklik teşkil eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Dinsiz insan zaten olmaz, olamaz.  John R. Searle: &#8220;Materyalizm bir anlamda zamanımızın &#8216;dini&#8217;dir. Daha ziyade geleneksel dinlerde olduğu gibi, materyalizm, sorgulamaksızın kabul edilir. Materyalistler, tümüyle diğer materyalistler tarafından genel olarak kabul edilebilecek bir materyalizm versiyonu da formüle edememişlerdir.&#8221; (Searle, Mind, s. 48) derken, Phillip Johnson ise, ‘natüralizmin imana dayanarak kabul edilen bir dünya görüşü olduğunu’ söylemektedir. (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, Dennett&#8217;ten Dawkins&#8217;e yeni ateizmin felsefi temelleri ve teistik eleştirisi, s. 81)</p>
<p style="text-align: justify;">Evrim’in bilim değil bir ‘inanç’ olduğunu, ‘evrim’ adlı yazımızda görmüştük, buradan konuya Francis Crick ile devam edelim: &#8220;Bugünün ‘bilimi ile açıkça çelişse de’, davranışlarımızın birbiri ile etkileşen sayısız nöronlara dayandığını söylemek, kendimizi küçük düşürmez.&#8221; (Crick, Şaşırtan varsayım,  s. 289) &#8220;Uzun dönemde ‘getirilebilecek’ bilimsel kesinlik, bizi atalarımızın hurafelerinden kurtarabilir.&#8221; (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, Dennett&#8217;ten Dawkins&#8217;e yeni ateizmin felsefi temelleri ve teistik eleştirisi s. 285) Francis Crick, “bir neron destesinden başka bir şey olmadığımızı, ‘benlik, özgür irade, bilinçli anılarımız, üzüntülerimiz, neşelerimiz gibi pek çok zihinsel niteliğin aslında var olmadığını” iddia eder ve ‘Şaşırtan Varsayım’ isimli eserinde şöyle devam eder: “Eninde sonunda beynin nasıl çalıştığını gerçek anlamda öğrendiğimizde, algılarımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımızın üst düzeyde yaklaşık bir açıklamasını yapabileceğiz.” (Şaşırtan varsayım, s. 284) &#8220;Proteinlerin ‘yeteneklerini’ öğrendiğimizde, bilincin de gizemli yanları yok olur.&#8221; (Şaşırtan varsayım, s. 285) Bu ifadelere göre bilinç bir yandan bizim için gizemini korurken öte yandan varlığını DNA, RNA ve proteinlere borçludur. Halbuki “Az bir bilgi, iki varlığı (bilinç, beyin) bu derece kesin bir karşılıklı bağımlılığa sokmamıza nasıl izin verebilir?” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, Dennett&#8217;ten Dawkins&#8217;e yeni ateizmin felsefi temelleri ve teistik eleştirisi, s. 115) “Örneğin kızamık ve yüksek ateş, belli bir korelasyona sahiptir. Ancak bu iki hadiseye virüs gibi bir diğer etkenin neden olması gibi, C lifleri ile üzüntü kaynaklı bir acıya ruhun ya da zihnin neden olduğunu düşünmemize engel olan nedir?” (Batak, s. 116) “Materyalistler, yarı-dinsel imanla kendi görüşlerinin doğru olduğundan emin olsalar da, asla kendilerinin, diğer filozofların ve materyalistlerin tatmin olacağı bir materyalizm versiyonu geliştirebilmiş değillerdir.” Naturalist materyalizm, ‘yarı-dinsel bir imanla’ kendi görüşlerinin doğru olduğundan emindir. Dawkins, tanrının varlığını, Crick, ölümden sonraki yaşamı &#8220;bir hipotez&#8221; gibi görmektedir. Doğada var olan her şeyin fiziksel ya da maddi olduğu iddiası olan fizikalizm ya da materyalizm, katı natüralizmin bir türüdür.” (Batak, s. 117, 119, 122) Dennett&#8217;in ifadesi ile, “her birimiz, binlerce farklı türde, trilyonlarca hücrenin bir araya toplanmış şekliyiz. İnsanı canlı yapan bireysel hücreler ki, her biri ‘zihinsiz bir mekanizmadır.’ Çoğunlukla ‘otonom bir mikrorobottur’ ve bunlar bir maya hücresinden daha ‘bilinçli değildir.’ Yaşam ‘mucizeleri’ &#8211; büyüme, kendini onarma, savunma, üreme- bütünüyle ‘şaşırtıcı karmaşık araçlar’ tarafından, fakat mucizevi değil, tamamlanmıştır. Her birimiz zihinsiz &#8220;robotlardan&#8221; yapıldık.” (Daniel C. Dennett, Sweet Dreams, s. 2-3) &#8220;Bizler yaşamkalım ‘makineleriyiz’, genler adıyla bilinen bencil moleküllerini körükörüne korumak için &#8216;programlanmış robot&#8217; araçlarız.&#8221; (Dawkins, Bencil Gen, s. 5) Ortada robot, mekanizma, mucize, şaşırtıcı araçlar, makineler vardır ama, ‘bunları kim yapmış, kim programlamış, kim üretmiş ve kullanmaktadır?’ gibi sorular ateistler için önemsiz ayrıntılardır sadece!</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca ateistler, “Dindeki ibadetleri anlamsız görüyorler ama çağdaşlık adı altında bir sürü ritüel (ruhçuluk vb.) uydurmaktan geri kalmazlar.” (Prof. Cafer Karadaş, Ateist ve deistlere cevap, s. 63)  “Evrendeki her gelişmeyi zorunlu sebep sonuç ilişkisine bağlayan materyalistler, evrenin varlığa gelişi ve ilk canlının ortaya çıkışı söz konusu olduğunda bu tezlerini bir yana bırakırlar.” (Prof. Cağfer Karadaş, Kafama takılanlar 2, s. 65)  Evrenin tesadüfen oluştuğunu ileri süren materyalistler, iş kendi gündelik hayatlarına gelince işlerini asla tesadüf/şansa bırakmazlar ki, bu da samimiyetsizliklerinin önemli göstergelerindendir!</p>
<p style="text-align: justify;">Eski Yunanlılarda, Hristiyanlarda, günümüz ateistleri de ne yazık ki, &#8220;Allah&#8217;ı gereği gibi kavrayamamışlardır.&#8221; (Hac, 74) Eski Yunanlılar Allah&#8217;ın yarattığı meleklerini, Hristiyanlar Allah&#8217;ın Peygamberini (‘İncil, papa’ adlı yazımıza bakılabilir), ateistler ise Allah&#8217;ın yarattığı doğayı Tanrı ilan (‘Naturalizm’ adlı yazımıza bakılabilir) edinmişlerdir!</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında deistler, &#8216;Kainat kitabını&#8217; okuyup yaratıcıya ulaşırken İslam&#8217;a yaklaşmakta, fakat vahyi reddederek hakikatten uzaklaşmaktadırlar. Ateistler ise, &#8216;La İlahe&#8217; derken İslam&#8217;a yaklaşırken, &#8216;illallah&#8217; demedikleri için İslam&#8217;a ulaşamamaktadırlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyanın düz olduğunu ileri süren tefsircilerden hareketle İslam&#8217;a saldırmaya çalışan ateistlere de bir hatırlatma yapalım: O tefsirlerin yazıldığı dönemde &#8220;bilimsel olarak&#8221; Batlamyus teorisi bilime hakim idi ve bilim, dünyanın düz olduğu ileri sürüyordu! Yani ateist arkadaşlar eleştirecekse, bilime göre ayeti yorumlamaya çalışan İslam alimlerini değil, bilimin ne kadar oynak bir düzlem sahip olduğunu görüp bilimi mutlaklaştıranları eleştirmelidir! Çünkü, dünyanın bilim adına düz olduğunun iddia edildiği o dönemlerde, Kur&#8217;an&#8217;dan hareketle dünyanın yuvarlak olduğunu ifade eden birçok İslam alimi de mevcuttur! Detay, ‘Kur’an ve bilim’ adlı yazımızdadır!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateistler durmadan değişken bir içeriğe sahip olan bilime kutsiyet izafe etmektedirler. (‘Bilim değişmez mi?’ adlı yazımıza bakılabilir.) Onlar bilim sayesinde uzayda yolculuk yapılacağını iddia eder, ölüme çare bulunacağını ümit ederler, ama bunları Müslümanlar miraç&#8217;la, cennette sonsuz yaşam ile ifade edince onları çağdışılıkla itham ederler. Sonra onlara &#8216;Primitif dogmatik rudic&#8217; denince de kızarlar! İnsanların içinde vahşet duygusunun olduğunu ve bunun da hayvanların zamanla insana evrilmesinin bir kalıntısı olduğunu ileri sürebilen evrimciler, insanın içindeki sonsuzluk, tatminsizlik, özlem gibi duyguların, cennetten kovulan atamızdan kalan, ana vatanımıza olan özlem olarak yorumlayan Müslümanlara neden itiraz ederler acaba? Din karşıtı ateistler, materyalizmin dibi olan &#8220;bilimsel sosyalizm&#8221; ve &#8220;eşitlik&#8221; adı altında &#8220;sınıfsız bir toplum&#8221; sloganı ile yapılan piar çalışmalarıyla ulaşılmasını hayal ettikleri &#8220;proletarya diktatörlüğü&#8221; ile yönetilen ülkelere güzellemeler yaparken, sıra ‘sınıfsız kul devletine’, Marks&#8217;ın sakalı değil Müslüman’ın sakalına, Che değil Şamil’e (Şeyh&#8217;inden Basayev&#8217;ine), Küba&#8217;nın Guayaberası değil (Kadın erkek için) tesettüre, (Mesela) İngilizce değil, Arapça&#8217;ya gelince neden kırmızı görmüş boğalara dönüşmektedirler?!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-11344 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/134359589_1038454643301140_693853783813885728_o.jpg" alt="" width="329" height="156" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bilimin bir gün ölümsüzlüğü bulacağına iddia eden ateistler, Nuh Aleyhisselam&#8217;ın 950 sene yaşadığına inanmazlar! &#8220;Allah, fakirlere ne için yardım etmiyor?&#8221; diye şikayet eden ateistler fakiri doyurmazken, fakirlere yardım etmeye çalışan ‘Allah’ın yardım eli olan’ yardım kuruluşlarını da, ‘irtica’cı diye yaftalarlar! Materyalistler yaratıcıyı, dolayısı ile onun ezeli olduğunu kabul etmezler ama, artık sonradan ortaya çıktığı bilimsel olarak ispat edilen ‘maddenin’ ezeli/öncesiz/başlangıçsız olduğunu ilan edip ona yaratıcılık sıfatı yüklemeye devam ederler. Bir zamanlar bilim dünyasının mihenk taşı ‘Newton yasaları’ idi. Aykırı bir görüş ifade edilemez, karşı çıkanlar bilim dünyasından aforoz edilirdi. İzafiyet, Kuantum, Big Bang ile artık Newton -tümden değilse de önemli oranda &#8211; tarihe karışmıştır. Makro alemden mikro aleme geçildikçe Newton fiziğinin iflası daha iyi görülmektedir! Bizi bir Yaradan’ın var ettiğine inanmayan ateistler, uzaylıların genlerle oynayarak maymunları insanlaştırdığına da inanbilmektedirler! Peki bu ateis arkadaşlar şu sorunun cevabını neden araştırmamaktadırlar: Uzaylıları, genleri kim yarattı?</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an&#8217;ın dogma olduğunu iddia eden ateistler, ‘evrim, Dawkins, Marx, natüralizm, materyalizm’ söz konusu olduğunda inananlardan çok daha fazla dogmatik olmaktadırlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Bir tebessüm arası verip sonra konumuza devam edelim: Ateist: “Yeşil yanınca yayalar, kırmızı yanınca sürücüler geçiyor. Boşuna bunları düzenleyen aramayın, işte nedenler; kırmızı ışık ve yeşil ışık!” Karayolları genel müdürü: Kozmik enerji belanızı versin!</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında öpülen kurbağanın prense dönüşmesi ile doğal seleksiyonun &#8220;öptüğü&#8221; maymunun insana dönüşmesi aynı derecede bilimseldir!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Ateizm Derneği</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11290 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/130100947_1021567288323209_2758250379051059196_n.jpg" alt="" width="113" height="143" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">1912&#8217;den kalma, eski ve güncelliğini yitirmiş bir  modeli kendilerine sembol kabul eden bu dernek üyelerinin bilimsellik ve hümanistlik derecelerine bir bakalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9249 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist_akil_2018-1.png" alt="" width="428" height="201" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">O kadar akıllı bir araya gelip, 4 sene küçük bir derneği idare edemiyorlar ama &#8220;koca evreni idare eden yok&#8221; iddiasını akıl ve bilim adına savunabiliyorlar! Daha sonra Musevilerin derneklerinde şarkılar söyleyen Selin Özkohen (Kohen, İbranice kahin demektir!) başkan seçilince, dernek ekonomik sıkıntılardan kurtulmuştur! Ateizm Derneği’nin kurucularından biri de 20 yıldır İsrail’de istihdam edilen İzzet Murat Güler. Sosyal medya paylaşımlarında her zaman İsrail lehine ve İslam aleyhine paylaşımlar yapan Güler’in aynı zamanda ırkçı paylaşımlar da yapmaktadır ve aldığı cezalar nedeni ile de Türkiye’ye girişi yasak. (Haksöz haber, 06 Haziran 2024)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11283" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-2020.png" alt="" width="863" height="348" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateizm Derneği&#8217;nin &#8220;Atatürk düşmanı&#8221; olduğu, derneğin &#8220;PKK&#8217;lılardan oluştuğunu&#8221; iddia edenleri haklı çıkarırcasına işler yapıldığını, dernekteki kişilerce, &#8220;DHKP-C militanlarını evine gönderilmekle&#8221; tehdit edildiğini, &#8220;gigtv&#8217;de yaptığı yayından sonra, &#8220;sen ateizm derneğini Atatürkçü düşünce derneği mi yapacaksın?&#8221; denilerek hakaretlere uğradığını, ayrıca dernek yöneticilerden (kurduğu cast ajansında alıkoyduğu birçok kadının fotoğraflarını zorla erotik sitelere yükleyen ve sonra da &#8220;ülkemizde cinsellik tabu olmuş&#8221; diyen) Onur Romano&#8217;nun 6 kıza tecavüz edip birinin intiharına neden olduğunu ileri sürüp istifa eden Ahmet arkadaşın iddiaları doğru mudur acaba? </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11614" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/157425984_10772562412_n.jpg" alt="" width="822" height="467" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateizm derneğince ‘eleştirel düşünme’ üzerine yapılan duyuru ilanı ve eleştirenlerin başına gelenler!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11616 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/157447647_1077372352742702_8751687552633240388_n.jpg" alt="" width="573" height="307" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateizme göre değerin sınırları: Onur Romano’nun istifa etmesi gerektiği gündeme getirilince, dernek yöneticisi Ferial hanımın açıklaması: </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11878 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/dinsizahlak76847689698ateakil.jpg" alt="" width="514" height="396" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13517 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/64643575656.jpg" alt="" width="343" height="790" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">6 Şubat 2023&#8217;te ülkemizde Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi etkileyen büyük bir deprem olur. Derneğin depremden sonraki 3 günlük ekran görüntüsü yukarıda  ve dernekte hiç bir faaliyet ve açıklama yok. Bu arada ise, yardım eden dini vakıflara ise çamur atmaya devam ederler. (9.2.2023) Bir hafta sonraki bir sorum ve sayfalarındaki o haftalık paylaşımlar ise aşağıdadır ve hala hiçbir yardım faaliyeti yoktur! Konu hakkında, ‘Dinsiz ahlak olur mu?’ adlı yazımızı da tavsiye ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14818" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/330756360_1200885033891117_2181404557973217060_n.jpg" alt="" width="913" height="465" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15228" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/464635754848.png" alt="" width="918" height="1080" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ateist arkadaşlar hala  bildiğimiz gibi! Binlerce inançlı akademisyenin şimdiye kadar kendilerine tek söz etmemelerini hoşgörü olarak görmeyip de, kışkırttıkları bir tanesinin isyanını genele şamil kılmaları, iç dünyaları hakkında epey bilgi vermektedir. Müslümanlara karşı kendileri provokatörce paylaşımlardan hiç taviz vermezken, arada bir de ‘hoşgörü’ mesajı vermeleri de çelişkiler silsilelerine yeni bir halka eklemektedir! ‘Kurban yerine ağaç dikin’ diyenlerin ağaç dikme kampanyasını destekleme/beğenme sayısı ise sadece ‘dokuz’dur. &#8211; rakamla ‘9’ &#8211; </p>
<p style="text-align: justify;">Deizm Derneği ise ‘Dünyayı Deistirelim!’ sloganı ile 01.10.2018 tarihinde kuruluş bildirgesini yayınlar. 14 Nisan 2022 tarihinde ise olağanüstü genel kurula çağrı başlığı altında, &#8220;sayın üyemiz, derneğimiz yönetim kurulu toplanarak, derneğin feshi gündem maddesi ile olağanüstü genel kurul yapmayı kararlaştırmış ve buna istinaden bu çağrıyı yapmaktadır.&#8221; duyurusu ile son toplantısını yapar. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12454 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateakil239735.png" alt="" width="406" height="540" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ali-suat-1.jpg"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" size-full wp-image-6191 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ali-suat-1.jpg" alt="ali-suat-1" width="157" height="256" /><br /></a><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ali-suat-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7409 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-2.jpg" alt="" width="376" height="394" /><br /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12802 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/17158920_10154917193718046_8578793669340994517_o.jpg" alt="" width="564" height="317" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki fotoğraf ateist/natüralist mantığa güzel bir örnektir. ‘Big Bang gerçekleşti ve her şey, tesadüfen kendiliğinden oluştu.’ şeklinde oldukça bilimsel (!) bir yorum yapan bu septik/empirist/rasyonalist/pozitivist arkadaşların aklına şu sorular nedense hiç gelmez! O fincan nasıl oluştu ve nereden tam da o kağıtın üstüne gelebildi, içindeki kahve nereden geldi, nasıl cezve ateşle birleşti ve o fincana onu kim koydu ve kim düşürdü? O kağıtın ve üzerinde durduğu nesnenin oluşum aşamalarını da listeye ekleyerek sorular silsilesini sürdürebiliriz de, asıl soru; Ortaya çıkan eserdeki (!) cansız, hareketsiz, çoğalmayan, sessiz ve iki boyutlu olanı mı yoksa, canlı cansız tüm varlıkları birbiri ile düzen ve uyum içinde devam ettireni mi savunmak daha realist bir yaklaşım olur acaba?! Ateizm ve bilimsellik demişken; Ateist &#8220;Şengör, Big Bang gibi genel kabul gören bilimsel bir teoriyi, ateizmle uyumlu olmadığı gerekçesi ile reddetebilmekte.&#8221; (A. Bilgili, Bilim ne değildir? s. 13) ve meşhur ateist &#8220;Dawkins&#8217;in de kuantum fiziği ile başı hiç hoş değildir.&#8221; (Doç. A. Çınar, Deizm ve ateizm üzerine, s. 123) her nedense…! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7942 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-zeka-2017-1.jpg" alt="" width="310" height="419" /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11240 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-464575.jpg" alt="" width="395" height="435" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11770 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Transformers-ic-2021.jpg" alt="" width="609" height="376" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateistlere göre soldaki çoğalan hareketli canlının bir yapanı yok ama sağdaki plastik oyuncak bir teknoloji ürünüdür! Resmini ben yaptım ama aslına (Hareket eden, konuşan, gören, kalbi atan, canlı ve çoğalanı) yaratan yok öyle mi? Bir de ateistin zekalı (!) olanı bu! İkinci resimdeki, sağdakini para vererek alan ateist, soldakinin tesadüfen oluştuğuna inanmaya devam etmektedir!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8760 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-akil-kendini-yaratandoga-1.jpg" alt="" width="264" height="396" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7806 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/evrimci-tesaduf-1-300x254.jpg" alt="" width="300" height="254" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bir evrimci, sizce, hangisinin ‘sanat eseri’ olduğunu savunur? &#8220;Doğa yarattı, tabiat ana sundu, evren hediye etti.&#8221; gibi sözlerin mantıklı olma ve gerçekleşme olasılığı, yukarıdaki heykelin kendini yontabilme ihtimali kadar rasyoneldir! Halbuki, her akıllı insanın kavrayabileceği gibi, &#8220;Kaya parçaları, kendi kendine  heykel olma güç ve iradesine sahip değildir.&#8221; (Hacı Ali Şentürk, Ateizm sonuçsuz serüven, s.  155)</p>
<p style="text-align: justify;">Evrimci natüralistler Allah&#8217;ı inkar edip sonra sahte tanrıcıklara (Doğa, tabiat ana) ilahi özellikler atfederler! “sneakertoast.com/trending/scary-nature-spt-fb” adlı sayfada, Allah yerine doğa/tabiat için kullanılan cümlelere dikkat ediniz ve sadece bir sayfada ‘Allah’ kelimesinin bu kadar çok geçtiğini bir düşünün! Ama Doğa kelimesi geçince konu birden ne kadar ilahi mesajdan uzaklaşmaktadır!: “Doğa Ana&#8217;nın bir mizah anlayışı var,  Doğa Ana&#8217;nın muhteşem bir eseri, Doğa Ana&#8217;nın sunduğu her şey, Doğa Ana kesinlikle ilginç yaratıklar yaratıyor, Doğanın yaratmayı seçebileceği, Doğa Ana sayesinde,  Doğa Ana&#8217;nın başka bir şakası, Kararları verenin Doğa Ana olduğunu,  Doğa Ana&#8217;nın yarasaları yaratırken ne düşündüğünü, Doğa Ana&#8217;nın keneye kendi ilacını tattırma yolu, Bu kadar güzel bir şeyin öldüğünde tamamen farklı görünmesini ancak doğa sağlayabilir, İyi oynadın doğa ana iyi oynadın, Doğa bilge ve zekidir, Doğa Ana&#8217;nın tüm yaratıkları, Doğa Ana&#8217;nın hazırladığı başka bir sürpriz, Hayat dersi için teşekkürler Doğa Ana, Doğa Ana bazen bizi korkutur, Her şey için teşekkürler Doğa Ana, Doğa Ana bizi çok sık şaşırtıyor, Doğanın bu gerçek gücü, Doğa Ana&#8217;nın flora ve faunasını korumanın bir yolu, Doğa Ana ve şakaları, Doğa Ana&#8217;nın güzelliği yaratmasının benzersiz bir yolu,  Doğa Ana&#8217;nın gerçek ihtişamlarından biri, Doğa Ana&#8217;nın cevaplayabileceği bir soru.”</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13791" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/341573027_815784622820058_353687827544.jpg" alt="" width="377" height="335" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8761 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-akil-sizlar-2018-1.jpg" alt="" width="369" height="261" /> Barkod sistemi her üründe var, görebilene!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-9445 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateistzeka_2019_1.jpg" alt="" width="596" height="290" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-9453 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/53843165_578761705937105_4493281226139893760_n.jpg" alt="" width="528" height="248" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Dawkins, &#8216;Yarasa radarının, bir mühendisi hayranlıktan serseme döndürecek bir başarıya eriştiği biliniyor.&#8217; (Dawkins Kör Saatçi, s. 28) derken, bunu tanrıya değil, &#8216;doğal seleksiyona ve doğal seçilimin kör sürecine&#8217; bağlamaktadır. (Alper Bilgili, Bilim ne değildir? s. 165, 172)</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında ateizm, aklın yüz karasıdır. Tesadüfen oluşmuş herhangi bir teknolojik ürünü doğada gören var mı? Ama doğadan ilham alınarak taklit edilenlere teknolojik sıfatını layık gören ateistler, kendisi taklit edilenler için &#8216;üreticisi yok&#8217; diyebiliyorlar! Radardan uçak sanayisine, boya üretiminden inşaata ‘Biyomimetik’ ilmi de ateist naturalistleri yalanlamaktadır! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8753 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tesaduftanrisinareddiye-1.png" alt="" width="556" height="357" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                         Evrim ağacında mantık aramak!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-10872 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-zeka-evrimagaci.jpg" alt="" width="528" height="297" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Laboratuar Ortamında Üretilmiş İlk Kromozomu Ekim Ayında Yarattıklarını Açıklayan Bilim Adamlarının &#8220;Yapay Yaşam Çok Yakında&#8221; Sözü Doğrulandı. Science Dergisi&#8217;nde Dün Yayınlanan Makalede, Amerikalı Uzmanların &#8220;Sentetik Kromozomu&#8221; Nasıl Elde Ettikleri Anlatılıyor. Bir Sonraki Adımda Yaratılan Bu Yapay Kromozom, Canlı Bir Hücreye Yerleştirilecek ve Ortaya İlk Yapay Organizma Çıkacak. (Haberler, 26.1.2008) Haberde kullanılan kelimeler üzerinden gidelim: ‘Laboratuar Ortamında’: Yani akıllı uzman tasarımcı ve uygun ortam gerekli; Yarattıklarını: Aslından kopya çekmek yaratıcılık adını alıyor metinde; Çok yakında: Bir sürü akademisyenden oluşan uzman ekip, teknolojik destek, gen ilmindeki gelişmeler, bilgisayarlar, ekonomik destek olduğu halde hala, ‘yakında!’ Ama aslı tesadüfen oluşabilmekte idi!; Canlı hücreye: E kendiliğinden oluşabilecek kadar basit olan bu hücreyi kullanmak yerine uzman ekip bir hücre yapamamış mı? Aslında kısa bir paragraf bile, yaratıcıya işaret eden birçok işareti barındırmaktadır, tabii görebilene…!</p>
<p>Doğru şartları sağlayan kim? Yıllarca o şartları ve sonraki milyarlarca hücre arasındaki uyum ve diğer (Çevre, besin, koruma, yeme, büyüme vb) ortamları aynı oran ve şekilde devamını sağlayan kim? Tek yetişkin insan bile, doğup büyüyene dek birçok özel ortam ve aşamalardan geçerek hayat bulabiliyorken, milyonlarca çeşiti ile her türünden bitki, hayvan ve insanların &#8220;bir arada&#8221; ve &#8220;uyum içinde&#8221; devamını sağlayan biri olmadan yaşayabildiğine hangi &#8220;inanç&#8221; sizleri iman ettiriyor, inandırıyor! Tek hücreden bir insana geçişin her aşaması ayrı şartlara bağlı iken, aynı insandan farklı cins var etmek ve bunları birbirleri ile uyum içinde ve binlerce yıl boyunca devamını sağlamak nasıl bir &#8220;doğru şartlar&#8221; silsilesini gerektiriyor? Bir de bunu diğer hayvan türleri için tek tek ve birbirleri ile uyum halinde devam ettirildiğini düşünün ve bir de buna bitkileri ve tüm bunlarla uyum içinde işleyen akılsız varlıkları (gezegenlerin uyumundan su döngüsüne, atomlardan fiziksel-biyolojik kanunlara dek) ekleyin ve başa dönüp her birisinin birbirleri ile düzenini ve bunun milyonlarca seneyi bulan zaman süresince bunun devam ettiğini düşünün! Tek hücreyi bu teknoloji çağında oluşturamayanların, o hücrenin insana dönüşümünü, &#8216;zaman tanrı&#8217;larına bağlamaları da yine ve sadece &#8220;’iman’ ile açıklanabilir!  </p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an&#8217;a hakaret ettiği için bir kızın fareye dönüştüğüne inanan cahil Müslüman&#8217;la, farenin insana dönüştüğünü iddia eden pozitivist evrimci ateist arasında hiçbir fark yoktur! Kur’an&#8217;daki, insanın maymuna dönüştüğü ‘benzetmesini’ (Bakara, 66) beğenmeyen ateistler, maymunun insana dönüştüğünü iddiasını, bilimsel ilan etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10904 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/119102891_954497348363537_2671057488154694212_n.jpg" alt="" width="649" height="168" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7794 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateakil-1-2017-1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kasap eti manavdan alıyor di mi? 634 kafir de beğenmiş ki, genel zeka seviyelerini tespit edebilmemiz  için bedava anket yapmışta oldular, kendilerine müteşekkiriz!</p>
<p style="text-align: justify;">Oyuncu Orhan Aydın adlı ateist arkadaşa cevabı bir haber ile verelim, diğer paylaşımlar zaten her şeyi kendiliğinden açıklıyor: “Sivas’ın Akıncılar ilçesinde, insanların “Allah razı olsun” demelerinin kendisini mutlu ettiğini belirterek 14 yılda 8 bin 500 ağaç diken ve 20 bin ağaç dikmeyi hedefleyen 70 yaşındaki Selim Petek’in hikayesini çok konuşuldu. Haberin servis edilmesinin ardından birçok kişi Petek’e teşekkür etti.” (İnternet Haber, 08.06.2020) </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8208 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-ama-dindarve-enerji-1.png" alt="" width="810" height="572" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8934 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist_akil_2018-1.jpg" alt="" width="982" height="584" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Balık canlı değil mi, oğlunuza et yedirdiğinizi defalarca ilan ettiniz, o et neden yasaklansın demiyorsunuz sayın Batu?! Kurban kesen İŞİD&#8217;çi ama köfteci Ramiz dayının sponsorluğu ‘caiz’ öyle değil mi sayın Sam?  Bir tarafta kurbanı katliam olarak nitelendirenler, kendi sosyal medya paylaşımlarında kebab, köfte, salam, tavuk paylaşımı yapmasalar daha inandırıcı olurlardı! Üstelik hiç biri, en az 3’te birini bir fakirle de paylaşmamışken!</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Istakoz pişirilmeyi anlatan ve bunun videosunu paylaşan (28.08.2021) -ki istakoz canlı canlı kaynar suya atılır ve öyle pişirilir- Fatih Altaylı, &#8220;Kurban kesmeyin, hayvanlara eziyet etmeyin&#8221; dediği (26.06.2023) videosunda bir de, &#8220;Ben de tatilde boğa güreşlerini izlemeye gideceğim&#8221; demeseydi iyidi! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14221" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/347381063_1629513810861884_5582431149842796080_n.jpg" alt="" width="507" height="294" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14396" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/0022d281-qzejc1ldu4olqi4xzrhzc.jpeg" alt="" width="640" height="359" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-14243" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/357014528_1987549921590279_5114222384142609246_n.jpg" alt="" width="277" height="521" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13149 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/313413183_1477915606021706_4948347094583105165_n.jpg" alt="" width="307" height="237" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-12821 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3645645753.jpg" alt="" width="392" height="304" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9882 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/67963549_368682320484322_8694068260229873664_n.jpg" alt="" width="702" height="324" /></span><br /><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9889 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/568679670.jpg" alt="" width="713" height="328" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">   <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12267" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/36475556822866.jpg" alt="" width="651" height="288" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8440 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-yuzde61-radikal-1.jpg" alt="" width="582" height="321" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kendini ateist olarak tanımlayanlar arasında Tanrı inancını kesin olarak reddedenlerin oranı %8.8. Kendini dindar olarak niteleyen gençlerin arasında düzenli beş vakit namaz kılmanın oranı yüzde 28.6. ‘Ateist gençler arasında’ cuma namazı kılanların oranı %42.9 Oruç tutanların oranı %58.6&#8221; (SEKAM, Türkiye&#8217;de gençlik, 2016, s. 98, 101) &#8220;Yapılan iki araştırma, ateistlerin dahi dua ettiklerini göstermiştir.&#8221; (International Herald Tribüne, 18 Temmuz 1991) Yorumsuz!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span><br /><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8374 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/45634573868.png" alt="" width="480" height="166" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Fiili dua nedir, nasıl yapılır bilmez; toplumsal görev dağılımından da habersiz ama bilgiç! ‘Dua nedir, nasıl yapılmalıdır?’ sorusunun cevabı için &#8216;Kader&#8217; adlı yazımıza; ‘Dua ve bilim’ için &#8216;İslami emir ve yasaklar ve hümanizm&#8217; adlı yazımıza bakılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"> -Deprem sonrası sosyal medya paylaşımlarından- </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11148 aligncenter" style="text-align: justify;" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-2020-kasim.jpg" alt="" width="350" height="213" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki yorumlar, deprem sonrası enzakdan çocuk çıkarılırken ‘Allah&#8217;a hamd edenlere’ tepki için ateistlerce yazılardır. Enkaz başında uğraşan da ‘bizim takımdan’ IHH ekipleri! Masa başında akıl verenler ise klavye ateistleri! Çocuğa anlatır gibi ateistlere sıfırdan anlatalım o zaman: Allah &#8211; Haşa- kullarına, &#8220;malzemeden çal, kalitesiz malzeme kullan, kolonları kes&#8221; dese, yorumlar haklı olabilirdi. Ama Kur’an’ın emirlerinin (Örneğin, 114 sureden sadece ikinci suredeki aklı kullanma ile ilgili ayetlerini sıralayalım; Bakara, 44; 73, 75, -76, 170, -171,179, 197, 242, 269, 282) tersine, birileri aklını kullanmaz, daha az para ile daha çok kâr elde etmek için malzemeden çalar, &#8220;Aklını kullan, kul hakkına dikkat et&#8221; türü ilahi emirleri görmezden gelir; Heyelan bölgesine, dere yatağına bina yapıp, sonra &#8216;Rabb’i suçlarsa, bu hem cehalet göstergesi hem asıl suçluyu görmezden gelmek ve gizlemek amaçlı bir yaklaşım tarzı olur. Bizler asıl suçluları ilan ettiğimiz halde başka zamanlarda da ateistler, ‘Müslümanlar haklarını aramıyor, ahirete havale ediyor’ diye yine biz Müslümanları suçlarlar!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11639 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/158161434_1078783635934907_4486708777559213626_n.jpg" alt="" width="358" height="134" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">6236 ayet, bu bir! İki: Arapça dil bilgisi kuralı gereği ki, Fransızca’da da bu böyledir, kadın erkek karışık bir topluluğa hitap edilirken, erkek sığası/kipi kullanılır. Yani; erkeklerden de bahseden ayetler sonra artı 80 ayet! Ateistler bu kere de şöyle itiraz edeceklerdir kesin; Tüm emirler ve yasaklar da hep kadınlara!</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Kur’an&#8217;da erkek suresi yoktur ama Nisa/kadınlar, Ali İmran, Mücadele, Mümtehine gibi kadın isimleri taşıyan sureler vardır! Ayrıca kadının ana-eş olması bu arkadaşı neden germiş o da ayrı bir inceleme konusu! Malum, feminist geçinen tüm dernekler aile, anne adını duyunca geriliyor…! Devamı için, &#8216;İslam&#8217;da kadın hakları&#8217; ve ‘Modernizm ve kadın’ adlı yazılarımıza bakılabilir. </p>
<p style="text-align: justify;">Evrenin başı ve sonu vardır: Big-Bang, Entropi ve Big Crunch</p>
<p style="text-align: justify;">Materyalist felsefeci George Politzer, ‘Felsefenin Başlangıç İlkeleri’ adlı kitabının 156. sayfasında mealen, &#8220;Evren eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde sonsuz bir varlık tarafından ‘belli bir anda ve yoktan’ var edilmiş olması gerekirdi.&#8221; demektedir ki haklıda idi! Ve bilim ilerleyerek, kendisinin materyalist olmasına neden olan temel iddiasını yerle bir etmiştir!</p>
<p style="text-align: justify;">Kur’an, yoktan yaratılan, genişleyen ve sonunda kıyametle yok olacak evrenden bahseder. Ayetler ve bilim ne diyor, sıra ile bakalım:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;O, yaratan, ‘yoktan’ var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur.&#8221; (Haşr, 24) &#8220;O inkar edenler görmüyorlar mı ki, başlangıçta göklerle yer, birbiriyle ‘bitişik iken’ Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?&#8221; (Enbiya, 30) İbn Abbas’tan gelen bir rivayete göre, yer ve gökler her ikisi bitişik tek kütle iken, Yüce Allah bunları birbirinden ayırmıştır. Ka’b, Dahhak, H. Basri, Said b. Cübeyr, Ata gibi ilk devrin önde gelenleri de bu görüşü benimsemişlerdir. Bunlara göre, bölünüp ayrılma, kütlenin ortalarında yer alan hava gücüyle meydana gelmiştir. Ka’b ise, ayrılmanın bir rüzgar sebebiyle olduğunu söyler. Tefsirinde tabiat ve gökbilimlerine yer veren Razi’de daha çok bu görüşü benimser. (Taberi İbn Cerir, Camiu’l-Beyan an Tevi’l-Kur’an, M. el-Babi el-Helebi, XVII/17-18; Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, XI/187-188; İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’anı’l-Azim, III/176-177)</p>
<p style="text-align: justify;">Peki bilim ne diyor? Yapılan araştırmalar, evrenin ‘bir noktanın’ patlaması sonucu ortaya çıktığını gösteriyor. Araştırmalar, &#8220;Bu &#8216;tek nokta&#8217;nın, &#8216;sıfır hacme&#8217; ve &#8216;sonsuz yoğunluğa&#8217; sahip olması gerektiğini gösteriyor.&#8221; (Cüneyt Avcıkaya, Kolaycılığa kaçmanın adıdır deizm, s. 48; Yunus Kalkan, Big Bang teorisi’nin teistik deliller açısından değeri, yüksek lisans tezi, 2005, s. 34) “Tek noktan, &#8216;sıfır hacme ve sonsuz yoğunluğa sahip&#8217; olmalıdır. Bilim, yokluk kavramını ancak sıfır hacimdeki nokta ifadesi ile tarif eder. Bu İslami literatürde, &#8216;yaratma&#8217; demektir.” (Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı, s. 33) &#8220;Big Bang ile kainatın ‘yok veya yok hükmünde bir noktadan’ meydana geldiği dile getirilmektedir.&#8221; (Hacı Ali Şentürk, Ateizm sonuçsuz serüven, s. 146, 205)  &#8220;Büyük patlama adı verilen teori, evrenin yaklaşık 13 milyar yıl önce ‘bir sıfır noktasından’ büyük bir patlama sonucu başladığı ve gittikçe genişleyerek büyüdüğünü ortaya koymaktadır.&#8221;  (Doktor Soner Duman, Allah&#8217;ım sorularım var, s. 23) “Evren, neredeyse ‘yokluğa yakın bir noktadan’ oluşmuştur.” (B. Erdem, Teistik argümanlar, s. 13) “Başlangıçta tüm hammadde ‘çok küçük noktanın’ içindeydi. Evren, 13.8 milyar yıl önce ‘leblebiden küçük noktanın’ içindeydi, bu noktada kütle çekimi kuvveti diğerlerinden ayrıldı. Sonra güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvet ve zayıf nükleer kuvvet birbirinden ayrıldı. Evren sürekli ‘genişlemektedir.’ Yıldızlarla ilgili süreçlerde, bedenimizin yapı taşları olan karbon ve oksijen gibi atomlardan oluşmuştur.” (Caner Taslaman, Neden Müslüman&#8217;ım ? s. 38-39, 260) &#8220;Evrendeki bütün madde ve enerji hayal bile edemeyeceğimiz bir yoğunluk ve sıcaklığı olan ‘küçücük bir bölgede’ toplanmış olmalıydı; yeterince geriye gidebilseydik şimdi büyük patlama dediğimiz, her şeyin başladığı zamana ulaşırdık.&#8221; (Stephen Hawking, Büyük Tasarım, s. 106) &#8220;Çok uzun bir süre için ne atomlar vardı, ne de atomların içinde yüzebilecekleri bir evren. ‘Hiçbir şey yoktu. Hiçbir yerde hiçbir şey’ yoktu.&#8221; (Bill Bryson, Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi, s. 2) “Evren, 10-43 saniyede ‘bitişiktir.’ Bu, bir Saniye&#8217;nin milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, onda biri demektir! Kainat bu zaman aralığında yaratılmaya başlanmıştır.” (Hacı Ali Şentürk, Ateizm, Sonuçsuz Serüven, s.  233)  </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) ‘genişletici’yiz.” (Zariyat, 47) Arapça&#8217;da, v-s-a  (genişlemek) kökeninden türeyen ‘Vasi&#8217;un’ kelimesi de ‘geniş’ anlamına gelir. ‘Musiun’ kelimesi de bu kelimeden türemiş, &#8216;genişleten &#8216; anlamındadır. İbn-i Zeyd, Zeccac, İbn-i Kesir, Fahreddin Razi, Ebussuud Efendi, Mukatil b. Süleyman, el-Firuzabadi, el-Taberani ve İbn Cerir Taberi, Elmalı Hamdi Yazır ve Ebu Suud Efendi’nin Kur’an tefsirinde de bu kelime bu anlamda geçer. &#8220;Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur; her biri ‘bir yörüngede’ yüzüp gidiyor.&#8221; (Enbiya, 33) Yörüngeler bilimsel olarak 17. yüzyılda ispat edilmiştir. Rahman 5. ayetle, Enbiya 33. ayet bir arada okununca; Bir hesaba (Kur’an’da geçen kelime &#8216;HüSBan&#8217; aynen Türkçeye de geçmiştir: HeSaP) göre hareket eden ve yüzen Ay ve Güneş (ve gece gündüzün yaşandığı dünya) bir yörüngede yüzerler! “Allah’ın, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağı.” (Enbiya, 104) ve “Dağlar darmadağın olup ufalandığı.” (Vakıa, 5; Zümer Suresi 68) zaman ise kıyamet kopacaktır. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" title="evreninbasl-big-sonuolduguIIyasa-entropi" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/evreninbasl-big-sonuolduguIIyasa-entropi.jpg" alt="" width="440" height="579" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Eğer Planck süresi içinde (evrenin başlangıcından sadece 10 üzeri eksi 43 saniye sonra) genişleme ve çökme kuvvetlerinin oranında 10 üzeri 55’te 1 kadar küçük bir farklılaşma olsaydı, ya genişleme çok hızlı olacak ve evrende galaksiler oluşmayacaktı, ya da daha yavaş genişleme yüzünden sonunda çok hızlı bir çöküş vuku bulacaktı.&#8221; (A.H. Guth, ‘Inflationary Universe’, Physics Reviewd, 23, 1981, s. 348)</p>
<p style="text-align: justify;">Big Crunch: Büyük Çöküş: Bilim adamları evrenin kütlesi yeterli miktara ulaştığında, çekim kuvvetleri nedeni ile bu genişlemenin duracağını ve bunun, evrenin kendi içine çökmeye, büzülmeye başlamasına sebep olacağını bildirmektedir. (Philip Ball, “Black Crunch Jams Universal Cycle”, Nature, 23 AralIk 2002; Dr. David Whitehouse,“Universe is ‘doomed to collapse’”, BBC News Online, 22.10.2002, http://news.bbc.co.uk/1/hi/sci/tech/2346907.stm; Mark Schwartz, “Cosmic ‘big crunch’ could trigger an early demise of our universe”, Stanford Report, 25 Eylül 2002) “Herşey bir protondan bile küçük bir nokta şeklinde küçülecek. Aşama aşama negatif hale gelen kara enerji, evrenin dengesinin değişmesine sebep olacak ve büzülüp çökecek.” (Mark Schwartz, “Cosmic ‘big crunch’ could trigger an early demise of our universe”, Stanford Report, 25 Eylül 2002)</p>
<p style="text-align: justify;">Evet, bilim Kur’an’ın dediklerine gelmekte, ‘’yok’tan yaratılmadan ‘genişleme’ye ve sonunda ‘kıyamet’e dek ayetleri onaylamaktadır. Normalde patlamalar yıkım getirir; Big Bang ise düzen getirmiştir. Entropik prensibi gereği, kontrol edilmeyen süreç kaosa meyillidir. Düzen koruma sona erince kıyamet kopacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/atelereselam-1" rel="attachment wp-att-4553"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4553" title="atelereselam-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/atelereselam-1.jpg" alt="" width="636" height="501" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bir iki bilimsel adım atıp bir metali  havada tutmaya &#8220;Bilim&#8221; denir ve internet aramalarında bilim yazınca önce bu örnek ilk sırada yer alır! Ama o  metalin milyarlarca kat büyüğü, milyonlarca yıldır aynı yörüngede döner, üzerinde yürüyen, sürünen, uçan, yüzeni ile milyonlarca çeşit canlı binlerce senedir bir arada yaşar ve bunları sağlayanı inkar etmek kimilerince rasyonalizm/pozitivizm diye yutturulmaya çalışılır!</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan, bitki, hayvan her canlı kendine özgü bir sistemine sahiptir. Bu sistemler birçok parçalardan oluşur ve tümü de hem kendi içinde hem diğer tüm türlerle uyum içindedir. Tüm canlı ve cansız varlıkların birbiriyle uyumlu bir şekilde yaşamı devam ettirmesi, bir düzen koyucu ve koruyucuyu zorunlu kılar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/evrimcikim-denir-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5599" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/evrimcikim-denir-1.jpg" alt="evrimcikim-denir-1" width="300" height="406" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11476 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/54856960.jpg" alt="" width="231" height="210" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Prof Dr Güner Sönmez: &#8220;Bir iki cümle sarfetmek için; beyin, omurilik, sinirler, diyafram, akciğerler, ses telleri, dil, dudaklar ‘kusursuz bir uyumla seferber’ olur.&#8221; </p>
<p style="text-align: justify;">(Video: instagram.com/drgunersonmez/reel/C1EUsOOKMPC) derken, ateistler bu cümleyi şöyle tamamlar: Düzenleyen yok, tamamen tesadüf!</p>
<p style="text-align: justify;">Yerlisi, yabancısı aynı, bilim var; ilim, idrak, tefekkür yok!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11618" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/157386582_1077698632710074_1105563695322100665_n.jpg" alt="" width="370" height="356" /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-9853" style="color: #000000; font-family: var(--body-family); font-size: var(--body-fsize); font-style: var(--body-font-style); font-weight: var(--body-fweight); letter-spacing: var(--body-fspace); text-transform: var(--body-transform);" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/65310796_2451383205105871_3685386886940983296_n-300x134.jpg" alt="" width="300" height="134" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/ate-akli-siniri-1" rel="attachment wp-att-4554"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4554" title="ate-akli-siniri-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akli-siniri-1.jpg" alt="" width="476" height="190" /><br /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14957" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/maddeninevrimi-2023.png" alt="" width="305" height="170" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateist Prof. Kerem Cankoçak: &#8220;Bir düşünsenize; 13 milyar yıl önce yaratıyorsunuz, bekliyorsunuz bekliyorsunuz yaklaşık 9 milyar yıl sonra güneş sistemi oluşuyor, sonra dünya oluşuyor, sonra yine bekliyorsunuz birkaç milyar yıl daha geçiyor çok hücreli canlılar ortaya çıkıyor, kambriyen geliyor geliyor yine bekliyorsunuz maymunlar iki ayaküstünde yürümeye başlıyorlar, evrimleşiyorlar. 200 bin yıl önce atamız homo sapiens ortaya çıkıyor. Yine bekliyorsunuz mağara döneminde insanlar birbirini yiyor, yamyamlık var. Buraya kadar hiç bir müdahale yok, geliyor geliyor, 2000 yıl önce gökten vahiy iniyor. Böyle bir şeyin olmayacağı zaten belli.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">“İnsanın üzerinden, henüz anılmaya değer bir şey olmadan önce uzun dönemden bir süre geçmemiş miydi?” (İnsan, 1) Ateist akademisyen hem Kur’an’da var olan bir dönemi gündeme getiriyor hem de sonra ateizme çıkarım yapmaya çalışıyor! Ayrıca bu akademisyen ama daha ‘yaratıcının yarattığı zaman ile sınırlandırılamayacağını’ bile bilmemektedir! Zaman, biz insanlar için söz konusudur. Allah (cc) için MÖ 2453  veya İsa&#8217;dan sonra 2453 diye bir zaman söz konusu değildir!  Yazarı kitabın içinde, Bill Gates’i Windows’da, ressamı resminde arayan; sonsuz olanı sonlu olan yarattığına sığdırmaya çalışan ateist akıl, hem zaman Big bang ile başlamadığını düşünemez hem evrimi bilimsel kabul edip ateizme ulaşır! Nerden bakılsa bu iddialar tutarsızlık ve mantıksızlık içermektedir ki, bu ateist zihniyet bir de Kur’an’da çelişki aramaktadırlar! Detay için, ‘Ateizm yanılgısı’, ‘Evrim’, ‘Kur’an’da çelişki yoktur’ adlı yazılarımıza bakılabilir!</p>
<div class="" dir="auto" style="text-align: justify;">
<div id=":r6g:" class="x1iorvi4 x1pi30zi x1l90r2v x1swvt13" data-ad-comet-preview="message" data-ad-preview="message">
<div class="x78zum5 xdt5ytf xz62fqu x16ldp7u">
<div class="xu06os2 x1ok221b">
<div class="xdj266r x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto" style="text-align: justify;">
<p><span style="color: var(--body-fcolor); font-family: var(--body-family); font-size: var(--body-fsize); font-style: var(--body-font-style); font-weight: var(--body-fweight); letter-spacing: var(--body-fspace); text-transform: var(--body-transform);">Okan Bayülgen&#8217;im &#8216;Uykusuzlar Kulübü&#8217; adlı programına katılan Prof. Kerem Cankoçak, &#8220;Madde, evren, yıldız, gezegen, canlı, bilinç kendiliğinden oluşur&#8221; derken, kendiliğinden oluşmayan &#8220;50 soruda Maddenin evrimi &#8220;adlı kitabının reklamını yapmaktadır! Evrimci rasyonel pozitivist Çağrı Mert Bakırcı’da, &#8220;Herşey kodlardan oluşmaktadır, hatta benim sitem bile&#8221; diye &#8216;kodland&#8217; reklamı yaparken, evrenin kodlayıcısı olabileceğini düşünememektedir!</span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p style="text-align: justify;">Halbuki &#8220;Zaman, büyük patlama ile başlamıştır.&#8221; (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 146) &#8220;Evrende geçerli olan kuralları belirleyen zaten tanrının kendisidir ve tanrının kendi kurallarını mahkum olduğunu zannetmek, onu hiç tanımamaktan kaynaklanan bir hata olur. ‘Big Bang teorisi ile artık,<strong> </strong>maddenin yanı sıra uzay ve zamanında bir başlangıcı olduğu’ sonucuna varılmaktadır.&#8221; (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 102, 146) &#8220;Big Bang göstermiştir ki, zaman dediğimiz kavram evrenin var olması ile başlamıştır.&#8221; (Alper Bilgili, Bilim ne değildir?  s. 109) “İzafiyet Teorisi bizi mutlak zaman düşüncelerini terk etmeye zorlar, uzay ve zaman birbirine bitişik ve kopmaz biçimde bağlıdır.” (Fritjof Capra, Batı düşüncesinde dönüm noktası, s. 95)</p>
<p style="text-align: justify;">Kısaca, zamanı yaratan Allah&#8217;ı zamanla sınırlandırmaya çalışan akla ateist akıl denir!  </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14977" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/54756764865797505.png" alt="" width="465" height="264" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dün dündür diyen ateist akıl!</span></p>
<h6 style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6760 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-akil_2.jpg" alt="ateist-akil_2" width="713" height="324" /><span style="font-size: xx-small;">                                                                                                                                                                                      Atehöst&#8217;e teşekkürler</span></span></h6>
<p style="text-align: justify;">Ateist Ayşe Hür: “Allah neden evreni bu kadar hassas yaratsın?” Ateist Ergi Deniz Özsoy: “Hücre neden yaratıcı bu kadar kompleks yaratsın?”</p>
<p style="text-align: justify;">“Eğer yıldızlar birbirlerine biraz daha yakın olsalar, astrofizik çok da farklı olmazdı.  Ama bir fark daha olurdu: Bu manzarayı seyredecek olan ‘ben’ olmazdım. Uzaydaki bu devasa boşluk, bizim varlığımızın bir ön şartıdır.” (George Greenstein, The Symbiotic Universe, s. 21) “Eğer evren yaşam için uygun bir mekan olacaksa, süpernova patlamaları çok belirli bir oranda gerçekleşmeli ve bu patlamalar ile diğer tüm yıldızlar arasındaki uzaklık, çok belirli bir uzaklık olmalıdır. Bu uzaklık, şu an zaten var olan uzaklıktır.” (Michael Denton, Nature&#8217;s Destiny, s. 11) “Sadece yaşam dostu bir gezegende değil aynı zamanda yaşam dostu bir evrende bulunuyoruz. Fizikçilerin hesabına göre, eğer fizik kanunları ve değişmezleri bir parça bile farklı olsaydı, evren yaşamı imkansız kılacak şekilde gelişirdi” (Ateist Richard Dawkins, Tanrı Yanılgısı, s. 135)</p>
<p style="text-align: justify;">Ateistler ne olsa kabul edecekler? Georges Politzer gibileri ‘evrenin başlangıcı olduğu bulunursa kabul ederiz’ dediler, etmediler. Hücre basit olduğu için kendi kendine oluşur (Evrim) dediler, hücrenin kompleks olduğu bulununca da, ‘şimdi de niye bu kadar kompleks?’ diyorlar! “Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edip tanımadılar.” (Zümer, 67)</p>
<p style="text-align: justify;">Evreni oluşturan şeyler, bilinçli olmayan yasalar (Nükleer kuvvet, zayıf kuvvet, çekim kuvveti ve elektromanyetik kuvvet) sayesinde var olur. Evreni oluşmasına neden olan bu yasalarda bilinç yoktur. Bilinci olmayan bu yasaların bilinçli ve düzenli/uyumlu bir sistemi var ediyor olabilmesi, bu yasaların bir bilinç tarafından tasarlandığını kanıtlar.</p>
<p style="text-align: justify;">“Ateizm, bilimsel değil, psikolojiktir.” (Fred Hoyle, Chandra Wickramasinghe, Evolution from Space, s. 130) “Tanrı&#8217;ya inancın önündeki engeller rasyonel değil, genel anlamda, psikolojiktir.” (Paul C. Vitz, Ateizmin Psikolojisi; Alıntı: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2013/1 , Cilt 2, Sayı 2, s. 133) New York üniversitesi psikoloğu Paul C. Witz, ‘Ateizmin psikolojisi’ isimli kitabında, “önde gelen ateist düşünürlerin sorunlu aile hayatlarına sahip olduklarını” söyler. Ona göre “tanrıya inancın önündeki engeller rasyonel değil genel anlamda psikolojiktir.” (Mustafa Akyol, Bilim, din ve ateizme dair modern ezberlerin sonu, s. 45)</p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/turkate-2-1-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5601" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/turkate-2-1-1.jpg" alt="turkate-2-1-1" width="682" height="362" /></a></span> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateistler-akil-1-4.jpg"> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5604" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateistler-akil-1-4.jpg" alt="ateistler-akil-1-4" width="470" height="84" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Türk ateist ancak cennet ehline, o da ahirette gözükecek Yaradan’ı bu dünyada görmek istemektedir. Pardon ama O (cc) gözükse veya senle chat yapsa &#8220;imtihan&#8221; denen şeyin bir anlamı kalır mı? Cevaplarını önceden gördüğün şeye imtihan denebilir mi? İnternet forumlarının bile bir yöneticisi var da bu kainatın  yok öyle mi?! “Bilgisizler, dediler ki: &#8220;Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?&#8221; Onlardan ‘öncekiler de’ onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. ‘Kalpleri birbirine benzedi.’ Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.” (Bakara, 118)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateail-1-2-3-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6189 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateail-1-2-3-1.jpg" alt="ateail-1-2-3-1" width="653" height="299" /></a></span> </p>
<p style="text-align: justify;">Süleymani ve  Selimiye Camilerini görüp de Mimar Sinan’ı görmediği için bu eserlerin mimarını reddetmek ne kadar rasyonel ise ateistler de o kadar rasyoneldir!</p>
<p style="text-align: justify;">Allah ve dolayısı ile ilahi emir ve yasaklar endişe değil huzur kaynağıdır! (‘İslami emirler ve hümanizm adlı yazımıza bakılabilir’) Ayrıca, İslam hayatın hangi tadını almaya engel olmaktadır? İnsana zararlı olanlar dışında İslam zaten hiçbir şeyi yasaklamamıştır! Allah’ın olmadığını iddia eden hangi materyalist toplum ayakta kalabilmiştir? İşte en güçlü ateist devler SSCB, işte Varşova paktı ülkeleri, işte Küba! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6567 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/tanriyoksa-kafanagoretakil-1.jpg" alt="tanriyoksa-kafanagoretakil-1" width="494" height="231" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Londra’ya ateist otobüs. Tanrı büyük olasılıkla yok. Öyleyse endişelenmeyi bırakın ve hayatınızı yaşayın.” (Hürriyet, 22.10.2008) <strong>“</strong>Ateist teori açısından bakınca, yok olup gideceğimiz bir hayat… Niçin alabildiğince ‘pervasızca’ yaşamayacaksınız ki?” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 328)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/turkateistler-hurriyet_020213.jpg"><br /><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5597" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/turkateistler-hurriyet_020213.jpg" alt="turkateistler-hurriyet_020213" width="628" height="427" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ece Temelkuran: &#8220;Ben bu kitabı yazmadan önceki bir yıl Kur&#8217;an-ı Kerim çalıştım. Bimediğim bir şeydi. Çok büyük eksiklikti. Hz Muhammed’in hayatını, islam tarihini öğrendim. (Hürriyet, 2.2.2013) Ece hanım yılların ateisti ama Kur’an ve peygamberini okumadan inkar etmiş!</p>
<p style="text-align: justify;">İddia: Millet uzaya mekik yollarken biz şeytan taşlıyoruz. Gerçek: Türkiye ‘Göktürk Uydusu’nu uzaya gönderince devrimci ODTÜ’lüler taş ve Molotof ile olayı protesto ederler! “ODTÜ’de uydu savaşı. ODTÜ’de Göktürk-2 uydusunun uzaya fırlatılması nedeniyle düzenlenen töreni protesto eden öğrencilere polis müdahale etti. Öğrenciler polise misket ve taş attı.” (Milliyet, 19.12.2012)</p>
<p style="text-align: justify;">Oruç ile alay eden ateist kesim oruç (!) tutuyor!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/iftiravegercekler-cimizdekiory-1.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6234 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/iftiravegercekler-cimizdekiory-1-1024x452.png" alt="iftiravegercekler-cimizdekiory-1" width="730" height="322" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ölümüne oruç ‘yaşatırmış’  ama sabrı öğreten ve nimetin değerini kavratan oruç dinsel gericilikmiş!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6641 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/oruclaalayedenler-oruc-tutuyor-1.png" alt="oruclaalayedenler-oruc-tutuyor-1" width="733" height="360" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/birgun_imamkenkomunistoldu.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5938 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/birgun_imamkenkomunistoldu.jpg" alt="birgun_imamkenkomunistoldu" width="615" height="447" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Babası nedeni ile aldığı dini bilgilerle imam, müezzinlik yapabilecek kadar bilgisi olan, 1968’den itibaren işçi hareketi içinde yer alan, kaynakçılık yapan bir işçi olan Maskar 1977 yılında da TKP’ye üye olur. Maskar babasından Kuran’ı tecvitle okumayı öğrenir. Bazen müezzinlik bazen de imamlık yapar. Anneannesi, tek evladı olan annesine bir Ermeni ismi olan Mayrik ismini verir. Babasının onu okutacak parası kalmadığı için liseyi bırakmak zorunda kalır ve bu olay onu çok sarsar. Köylere gittiğinde daha çok Bakara Suresi’ni okur. Dinleyenler de hüngür hüngür ağlarmış.” (Birgün, 16 Nisan 2011; Haber sol, 08.09.2020) 22 Eylül 2018 tarihli kendi facebook sayfasında Suriyeli karşıtı ırkçı bir paylaşım yapan Maskar, bir gün önceki (21 Mart 2013) paylaşımında ise, “Ermeni yetimi Ruhi Su Razmig Sucuyan bütün ailesini soykırımda kaybetti.” ve “İmam Hatip” diyene, “Hayır, bilimsel eğitim”; “şeriat” diyene “sosyalizm” diyeceksin.” şeklinde paylaşım yapmakta idi! Diğer paylaşımlarından birkaçıda şöyledir: Küba sağlıkta neden ‘en başırılı&#8217; ülke? Kadınların çuvala girmesini istiyorlar. Fidel yaşıyor. Ne beş vaktin ezanı, ne anjelüs çanları. Süryani Halk Kahramanı Şemun Hanne Haydo. “Fabrika Ayarlarına Dön Türkiye” adlı paylaşımında ise 1975 tarihinde resmi geçit törenindeki mini etekli kızların resimleri ile 2016 tarihli başörtülü kız öğrencilerin sotoğraflarını paylaşmakta idi. Diğer paylaşımları da komünizm ve Lenin reklamları ile doludur… Gelelim Bakara Suresine: Bakara suresine adını veren ‘Bakara’ kelimesi, ‘İnek’ anlamına gelir. Kurban olarak kesilmesi emredilen (Bakara, 67-71) ineğe tapanlar üzerinden Allah&#8217;a isyana yolculuğu, Yahudilerden başlamış (A’raf,  148) günümüz ateistlerini de kapsayacak şekilde yoluna devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnek sadece bir hayvan adı değildir! O aslında nankörlüğün alameti, verilen nimetlerin değerini bilmemenin simgesidir. Yahudileşme yolunda, vahyi terk edip dünyevileşmeye yönelenlerin işareti, ilahi vahiyden uzaklaşıp sahte ilahlara tapmanın sembolüdür. Yani ayette geçen inek, vicdanın sesinin bastırılmasını temsil etmektedir. İnek, nefsi ilah edinmenin ve şeytanın vesvesesinin dünyadaki maddeleşmiş halidir. İyilikten anlamamanın, kibrin ve azgınlığın adıdır. O inek ölmemiş; Hinduizm, Hristiyanlık veya ateizm adı altında, vahyi reddedip yerine sahte putlar edinenler şeklinde aramızda yaşamaya devam etmektedir! Bu ‘Bakara&#8217;nın yani ineğin Musa aleyhisselam tarafından kesilmesi de, aslında putların; kutsallaştırıp tapılan putların/ideolojilerin bir tebliğci tarafından kesilip yok edilmesi anlamına gelmektedir! Yoksa olay tek başına kesilen bir hayvan meselesi değildir! Bu ad boşuna bu sureye verilmemiştir! Onu sadece bir hayvan adı olarak anlamak, Kur’an’ın ruhunu ve mesajını anlamamaktır. Anlamadığını inkar eden de aslında cahilliğini itiraf etmektedir! İşin ilginci oryantalist bir Hristiyan olan Riccoldo, “vahiyden kaynaklanan bir metinde bulunması uygun olmayan, bazı surelerin hayvan adı taşıması gibi hususların, Kur’an&#8217;ın vahiy kaynaklı olmadığının delili&#8221; olarak ileri sürmüş.” (Fuat Aydın, Batı İslam Arkeolojisinin Algısı, s. 51) olmasıdır!  İslam&#8217;ın ruhunu anlamayan imam (!) ile Hristiyan oryantalist kafa aynıdır; imam (!) oryantalist kadar İslam&#8217;a uzaktır. Tabii bu iki kafadaşa, ‘Oxford’ kelimesinin &#8216;öküz geçidi, kalesi&#8217; anlamına geldiğini hatırlatıp, biri Marxist diğeri Hristiyan iki oryantalistten alıntı yapıp konuyu sonlandıralım: “Marksist Robinson bile ‘Mahomet’ isimli kitabının girişinde, &#8220;Bir inkarcı olmasına rağmen yine de Hz Muhammed&#8217;in peygamberliğini takdir etmemeye hakkının olmadığını&#8221; belirtmektedir.” (Selahattin Sönmezsoy, Kur’an ve Oryantalistler, s. 144) İngiliz oryantalist “Arberry<em>,</em> “Ben Müslüman değilim, ancak İslamiyeti anlamak isteyen her insan Kur&#8217;an adı verilen kitabı hafife almaya veya onun hakkında cahilce hükümler yürütmeye yeltenmemelidir. O insanlığın en büyük abideleri arasında sayılır.” (Selahattin Sönmezsoy, Kur’an ve Oryantalistler, s. 219) demektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/ate-akli-siniri-2" rel="attachment wp-att-4555"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4555" title="ate-akli-siniri-2" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akli-siniri-2.jpg" alt="" width="375" height="220" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Olmayan uzaylılara inanan materyalistler DNA&#8217;nın şifresinin tesadüfen oluştuğunu kabul etmektedirler!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6560 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/empirist-arkadas-1.jpg" alt="empirist-arkadas-1" width="715" height="350" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7054 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/IMG_20170101_132050.jpg" width="417" height="374" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12495 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/34365737.jpg" alt="" width="575" height="387" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12527 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-26522.jpg" alt="" width="291" height="284" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateistler bu tür paylaşımlarla güya Müslümanlar ile alay etmektedirler</p>
<p style="text-align: justify;">Kur&#8217;an&#8217;da değil her cümle, her kelime veya her harf bile bir nedenle bu kitapta bulunur ve bir hikmeti vardır. (‘Kur&#8217;an ve Bilim’ adlı sayfamıza bakılabilir.) Bu ayet tek başına bile, ateistlerin iddiasının aksine bilimsel bir mucizedir: Hz Meryem, doğum sancısı çekince (Meryem, 23) bir melek ona, “Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun.” (Meryem, 25-26) diye seslenir. Çünkü Hurmada bulunan oksitosin maddesi modern tıpta da doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. (Zekeriya Aktürk, Memet Işık, Besin Değeri ve Sağlık Açısından Hurma; Doç.Dr. Pınar Kadiroğulları, instagram.com/doc.dr.pinarkadirogullari/reel/CzQjByqqfXq) Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta &#8220;rapid birth&#8221; yani &#8220;hızlı doğum&#8221; ifadesiyle tanımlanmaktadır. “Doğum sonrası kanamayı önlemek için oksitosin doğumdan sonra mümkün olan en kısa sürede uygulanmalıdır.” (National Institutes of Health/Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri, pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4476866) Peki, ateistler bundan etkilenir mi? Hala onlara komik mi geliyor ayet? &#8220;Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin. &#8221; (Necm, 59-62)</p>
<p style="text-align: justify;">Doktora öğrencisi Pelin D. Çolak’un sosyal medyada yaptığı bir açıklama! &#8220;Madde nasıl ortaya çıktı, henüz bunun fiziki açıdan çok temellendirilmiş bir yanıtı yok! Ama bunun ileride olmayacağı anlamına gelmiyor.” Bu açıklama tıp doçenti Ümit Sayın’ın açıklamasını hatırlatmaktadır: “Hiç bir fosil bulunmasa bile bu evrim kuramını çökertmez. Varsayalım ki henüz hiç bir fosil bulamadı. Bu tüm ara canlıların, doğaya karıştığını gösterir. Diyelim ki tüm fosiller fos çıktı ! Bu bile evrim kuramını çökertmez.” (Ümit Sayın, “Uçtu Uçtu Dinozor Uçtu”, Bilim ve Ütopya, Kasım 1998)  Eğer pozitivizm bu ise, o zaman “Evrenin düz olduğu doğrulandı.” (https://map.gsfc.nasa.gov/universe/uni_shape.html ; NTV, 11 Ekim 2023) nasılsa,  &#8216;aslında dünya da düz, sadece yüz sene sonra deliller bulunacak&#8217; deyip işin içinden çıksak, biz de rasyonalist bir iddiada bulunmuş olur muyuz acaba?! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12703 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/289800985_1384246922055242_2260711487494006676_n.jpg" alt="" width="179" height="113" /></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4557" title="evren-uzaysal-duz-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/evren-uzaysal-duz-1.jpg" alt="" width="460" height="628" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-8000 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/CJx9UksUEAAh0zU-300x82.jpg" alt="" width="300" height="82" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okuyan öğrencilerin dersine, ders öğretmenleri misafir bir evrimci akademisyeni misafir eder. Akademisyen öğrencilere bilimsel (!) açıklamalarda bulunur: &#8220;Tekerlek nasıl evrildi ise insanlıkta öyle evrimleşmiştir!&#8221; Öğrencilerden biri (Cemil M.) kalkar ve “Hocam, tekerlek &#8216;kendi kendine mi<strong>&#8216;</strong> evrildi?” diye sorar! Tabii cevap vermek yerine hemen konuyu değiştirir evrimci akademisyen!</p>
<p style="text-align: justify;">Empirik materyalizm</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                      <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-8001" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yuzyul-turandursun-6sayi-1.jpg" alt="" width="194" height="132" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Stanley Miller 1953 yılında bir deney (Miller-Urey Deneyi) yapar ve ilkel atmosferide bazı aminoasitlerin sentezlenebileceğini gösterdiğini ileri sürer. Ama deneyini yaparken ortamı (soğuk deney ile) sonuç alacağı şekilde kendisi &#8216;ayarlamıştır.&#8217;! (Detay, ‘Evrim’ adlı yazımızda)</p>
<p style="text-align: justify;">Turan Dursun’da nasıl ateist olduğunu şu şekilde anlatır: Bir gün eline bir süpürge alır ve su dolu kovaya daldırır, duvara sürter, duvarda şekiller belirir: Yüzyıl Dergisi, Yıl 1, 1990, sayı 6: “Allah’a inanıyordum. Ancak ‘deneyimler yaptım’ kendi kendime. Su dolu kovanın içine süpürgeyi batırıp duvara sürdüm. Şekiller bir ‘rastlantı.’ Dünya’nın oluşumu da öyle olmasın? Bu arada o da (Allah) tümden silindi.” Bu ‘bilimsel deney’ sonunda &#8216;Acaba evrende böyle tesadüf sonucu oluşamaz mı&#8217; diye düşünmüş ve ateist olmuş bu empirist arkadaş. İyi de, “o kova, o su, o süpürge, o duvar, onları bir araya getiren bir el, akıl ve irade olmasa o şekil oluşur mu idi?” diye ‘düşünmedi’ tabii! “Ne de az düşünürsünüz?” (Mü’min, 58)</p>
<p style="text-align: justify;">Yaptıkları deneylerinin aslında yaratıcıya işaret ettiğinden habersiz bu iki empirist arkadaşlar kendilerini rasyonalist, pozitivist, determinist, septik kabul ederler ama biz de onlara göre bilim karşıtı, usdışıcı birer irrasyonel kişileriz!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12434 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-mand-nas-2022.jpg" alt="" width="555" height="355" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Tabakta tane tane dilimlenmiş görse ‘biri hazırlamış’ diye düşünülür! Ama biri bunu otomatiğe bağlayanca, onu reddedenepozitivist deniyor! Ey ateist arkadaş, kozmik enerji, tesadüf tanrısı ve evrim el ele verip şans eseri sanata hayat verdiler ve maymun torunu olan size bu hoş görüntülü tatlı atom bileşenleri sundular. Evrene bir pozitif enerji göndermeye ne dersiniz? Hadi yogaya!</p>
<div dir="auto" style="text-align: justify;"> </div>
<div dir="auto" style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12714 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/290132368_1386839718462629_2529583093705715682_n.jpg" alt="" width="330" height="330" /></span></div>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/cikolata-mandalina-1" rel="attachment wp-att-4627"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4627" title="cikolata-mandalina-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cikolata-mandalina-1.jpg" alt="" width="237" height="212" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ülker Napoliten çikolatasını düşünelim: Dışında naylon bir ambalaj vardır. Ambalajın içinde bir kutu, kutunun içinde 8 adet çikolata bulunur. Bu çikolataların her biri de ayrı ayrı kağıttan ambalaj içinde bulunur. Elimize bir de bir mandalina alalım ve düşünelim: Çikolata kutusunu sallarsak ondan ses gelecektir; ambalaj aşamasında israf edilmiştir. Ambalajı çıkarılmadan çikolata da yenememektedir.  Önce en dıştaki plastik, sonra kutu sonra her çikolatanın kendi özel ambalajı açılmalıdır. Her ambalaj tabiat için bir çöptür, plastik olanları daha geç olmak üzere tabiat tarafından yıllar içinde eritilebilecektir! Çikolatayı toprağa gömsek hiçbir zaman bir çikolata ağacı elde edemeyiz. Gelelim mandalinaya: Salladığımızda içinden ses gelmez, sıfır hata ile ambalajlanmıştır! Mandalinanın ambalajını soyunca tabiatta çöp oluşturmaz, aksine geri dönüşümlü olarak büyük bir mekanizmanın küçük bir parçası olduğunu ispat eder şekilde kabuk hemen çürür ve geri dönüşümlü olarak sıfırdan görevini yapmaya yeniden başlar. Mandalinanın dış ambalajı/kabuğu soyulunca her dilimi için özel olan ambalajını soymaya gerek yoktur. Her dilim ambalajı ile tüketilebilmektedir! Yenen mandalina da sağlığa yararlıdır, vücud savunmasını güçlendirir. İçinden çıkan her çekirdek zamanla birer mandalina fabrikasına dönüşme kapasitesine sahiptir! Ama çukalatayı yapan varken mandalina &#8220;Tesadüfen, doğal seleksiyon&#8221;  ile oluşmuştur!</p>
<p style="text-align: justify;">Çikolatayı çok seven biri gitse, çikolatanın fabrikasını incelese, birçok girdi, çıktı, elektrik, çöp, atık ile karşılaşacaktır. Onları göz ardı edip çikolatayı çok seven bu arkadaş, fabrikanın duvarına yapışsa, sarılsa, öpse ve “Sana teşekkür ederim, ne kadar güzel şeyler üretiyorsun!” dese, bunu görenler o kişi hakkında ne düşünürler acaba? “Bu adam zeka özürlü herhalde.” derler ve adamı ya tımarhaneye sokarlar ya da alaya alırlar. Aynı şey mandalina seven için de söz konusudur. Bu kişi de mandalina ağacına gidip onu gözlemlese, görecektir ki, fabrikanda karşılaşılan enerjiden çöpe hiçbir sorun bu ağaç için söz konusu değildir. Yıpranan parçalar direk geri dönüşüm mekanizmasında kullanıma hazır hale gelmektedir. Bu kişi ağaca yaklaşıp ona sarılsa ve “Sen ne kadar harika bir ağaçsın, ne güzel mandalinalar yapıyorsun, sana helal olsun.” dese, dışarıdan sizce bu sahne nasıl algılanır? Gerçekte mandalina ağacı akıl ve irade sahibi değildir, sadece kendisine kodlanan görevi yerine getirmektedir: Çamuru güneş ile birleştirip kendine kodlanan görev ne ise; mandalina tohumu/çipi çamuru mandalina, elma çipi aynı çamuru elma, limon çipi limon, biber çipi aynı çamuru bibere dönüştürür; ayrı renk, tat, koku, şekil, ambalajla! Asıl konumuza dönersek; çikolatayı beğenen binasına, tuğlasına değil sahibine teşekkür etmelidir. Mandalinayı beğenen de ağacına değil onun amirine (Yaradan’ına) teşekkür etmelidir. Tabiat ana yaratmaz, bahşetmez, hediye etmez! Doğa/toprak ana yoktur. Her ağaç, su, taş, hayvan; kısaca canlı cansız her ‘yaratılan’ bir araya gelerek kendilerine kodlanan görevleri yerine getirir. Bu görevleri o kadar uyumlu, dengeli ve ahenk içinde yerine getirirler ki, bazı basireti kapalı kişiler bu uyum ve dengeyi aşıp, kanunları koyan ve işleteni göremezler. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12539 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/98686497540876ğ.jpg" alt="" width="290" height="386" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12961 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/46537546867875967.jpg" alt="" width="236" height="159" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">İnsan ürünleri bir kesikle çalışmaz hale gelirken, Yaradan’ın ürünleri bir kesikten hayat bulmaktadır! Ateistin teslis inancına göre bu çiçek; Kozmik enerji, tabiat ana ve bencil gen üçlemesinin bir ürünüdür.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir uçak düşünelim. Her tarafı açık, altında üstünde, sağında solunda oturabiliyor, yüzebiliyor, koşabiliyor, her türlü spor hareketleri yapılabiliyor. Sizin dışınızda da milyarlarca canlı bitki, hayvan, her biri birbiri ile ilişkili ve uyum içinde, aynı ortamda ve ilişki ağı içinde yaşamlarını devam ettiriyor. Bu uçak hem kendi etrafında dönüyor, hem de hedefine yakıtsız, motorsuz, pilotsuz olarak ulaşıyor. Ateistlere göre bu uçak tesadüfen oluşmuştur!</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13050" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/306938731_1443471669466100_8693329958978207837_n.jpg" alt="" width="311" height="311" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13058" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/eryreuet6768.jpg" alt="" width="717" height="172" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Akılsız ve şuursuz hayvanlara kamuflajı, arıya arada boşluk bırakmayacak şekilde petekleri, kuşa mühendislik harikası yuvayı yapmayı öğreten doğal seleksiyon ve bencil gen’lere sonsuz teşekkürler! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7408 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/18301466_1881190225452545_3738337878850086826_n.jpg" alt="" width="742" height="276" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-8389 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/29791742_376527066160571_2516074213571294131_n-234x300.jpg" alt="" width="234" height="300" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-akil-5.png"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5273" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ateist-akil-5.png" alt="ateist-akil-5" width="589" height="369" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                               Evrende tesadüfe tesadüf edilmez</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8018 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16864120_1846355355602699_7115614563719908336_n.jpg" alt="" width="616" height="297" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/onur-izzet-islamdadir-2-1" rel="attachment wp-att-4558"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter" title="onur-izzet-islamdadir-2-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/onur-izzet-islamdadir-2-1.jpg" alt="" width="230" height="192" /></a>Fransız komünist partisi eski sekreteri Roger Garaudy.<br /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Artık hiçbir şeyin göründüğü kadar basit olmadığını, her şeyin şifreler ve kodlamalardan oluştuğunu biliyoruz</p>
<p style="text-align: justify;">Newton yasalarına göre, evren mekanik bir makine gibi işlemekte, otomatik, ardarda gelen ve tahmin edilebilir ihtimallerle çalışmakta idi. Ama izafiyet ve kuantumdan sonra artık, iki madde (mesela A ile B maddeleri) etkileşime geçince illa C maddesi ortaya çıkacak diye bir zorunluluk yoktur! C, D, E şıkları söz konusudur. İşin daha ilginci, ortaya çıkabilecek olan bu şıklardan her birisi de başka bir madde ile (mesela F) ile etkileşime girince ortaya çıkma olasılığı olan alternatifler bir kat daha fazla artmakta (mesela G, H, I gibi) ve bu döngü her defasında,  varlıkların etkileşimi oranında artmakta ve alternatiflerin tahmini her aşamada daha da zorlaşmaktadır. Ama evren tüm bu ‘kaos görünümüne’ rağmen tıkır tıkır işlemeye devam etmektedir. Çünkü, her bir ihtimali bilen ve en doğru tercihi seçip işleme koyan; evreni yöneten &#8216;Malik&#8217; ve &#8216;Rab&#8217; olan Allah (cc) her an evrene müdahile etmektedir. “Allah her an iş üzerinde, her an yaratma halindedir!” (Rahman, 29) Ve&#8217;l-hamdü l&#8217;illahi Rabbim alemin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateistlere sorular</p>
<p style="text-align: justify;">Big Bang&#8217;i kim tetikledi? Cansızdan nasıl canlı oluştu? Canlı nasıl irade, akıl, vicdan, duygu sahibi oldu? Aklın ürünü bilim ve teknoloji kullanılarak, canlı türlerinden ozona her sistem bozulmakta, savaşlardan sömürüye dünya hızla sona yaklaşmaktadır! Tabiatın dengesi bozuldu, nükleer ve teknik buluşlar insan neslini her yönden tehdit etmektedir. Bilim neden ürettikleri ile her şeyi hızla tüketmektedir?! Aklın ürünü olmayan (!) doğa, insandan önce uyum içinde bir bütün olarak tıkır tıkır işlemekte idi! Hani bilim insanları tanrı seviyesine (Homo Deus) çıkaracaktı?! Sonunda tabiat ana mı insanı cezalandıracak, kozmik enerji mi belamızı verecek?</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist ideolojiler neden hep baskıcı, totaliter ve zalimdir? Emekçi (!) devletlerde neden işçiler az bir ücret ile çalıştılır? Komünizmin doğduğu merkezler olan Almanya, Fransa gibi ülkeler neden kapitalizmin merkezi konumundadır? Emekçileri, dünyayı sömüren bu ülkelerde neden proleter bir devrim yapmazlar? Ateist kuzey Avrupa ülkelerinde neden uyuşturucu kullanımı, tecavüz ve intihar çok yaygındır? Neden Afrika ülkeleri hala, medeniyetin beşiği olduğu iddia edilen ve demokrasi ihraç etmekle meşhur ülkelerce sömürülmektedir? Kapitalizmin en son teknoloji ürünleri neden gittikçe daha az ömürlü olmaktadır? BM&#8217;nin yaraya merhem olduğu bir zulüm, IMF&#8217;nin kalkındırdığı bir ülke var mıdır? Kürtajdan eşcinselliğe neden her türlü olumsuz fikirler hep gündemde tutulmaktadır? Neden devamlı aile kurumu modern hayatın hedefindedir? Din savaşları mı yoksa komünist-kapitalist ve faşist nedenli savaşlar mı daha çok insan kaybına neden olmaktadır? İnsan hakları sadece beyaz ırktan olan Batılılara ait bir özellik midir? Sarı ırkı sömüren, siyah ırkı köleleştiren, kızılderili ırkı yok eden hangi dinin temsilcileridir? Şoförsüz araçlar son teknoloji ürünü de, motorsuz, pilotsuz, benzinsiz, her tarafı açık olan dev uzay gemisi olan dünyamız değil midir? Bilim ve felsefe gibi iki pozitivist akım neden her seferinde bir önceki teorinin yanlışlığını kanıtlayabilerek ancak ilerleyebilmektedir? Bu, bilimin kutsanmaması gerektiğinin kanıtı değil midir?</p>
<p style="text-align: justify;">Namazı küçümseyip meditasyona yönelen, hurafeye karşı çıkıp astrolojiden medet ummak, tanrıyı inkar edip kozmik enerji/tesadüfü ilah edinmek, akıllı tasarımı inkar edip akılsız maddelere akıllı sıfatı yakıştırmak, peygamber ve evliya kavramını reddedip, siyasetçi, terörist veya bilim adamlarından azizler devşirmek, yaratıcıyı reddedip yaratılana yaratıcı özellikleri vermek, bu evrenin yaratıcısı olmadığını iddia edip çoklu evren teorisini ileri sürerek topuğuna kurşun sıkmak, öncesiz ve sonsuz evren teorileri Big Bang ve Termodinamiğin 2. yasası ile yerle yeksan olan sizler, bu gibi çelişkiler yumağından ne zaman ve nasıl çıkmayı düşünüyorsunuz?</p>
<p style="text-align: justify;">Seküler rasyonalistin din ve ritüellerinıi şöyle sıralasak hata eder miyiz acaba? Tanrı: Doğa; Kutsal kitap: Bilimsel (kabul edilen) eserler; Peygamber: İdeolojik, pozitivist veya medyatik idol; İlahi: Klasik, protest veya enstrümantel müzik; İbadet: Yoga, Feng şui, diyet; Sünnet: Moda akımları; Put: Lider, futbol takımı; Kutsal su: Şarap vb.; Tapınak: AVM, stadyum, konser salonu… Kısacası, aşağıda da görüleceği gibi, dinsiz toplum asla yoktur!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateizm bir inançtır! Evrimi savunanları, ne fosil kayıtlarının kendilerini yalanlaması ne de DNA&#8217;nın şifresinin bulunması evrimi savunmaktan alıkoymuştur! ‘Evren Ezeli ebedi&#8217;dir’ dediler: Big Bang teorisi ve entropi yasası gerekli cevabı bilimsel temelde verdiği halde, görmezden gelir, inkar ederler! Komünizm, yani dinsiz bir hayatın olacağını ileri sürdüler: Ne Göbeklitepe&#8217;deki kazılar ne de yıkılan komünist SSCB&#8217;den sonra ortaya çıkan devletlerdeki dini uyanış onları fikirlerinden vazgeçirtti! Ne tarih, ne bilim, ne psikoloji ateizmi doğrulamadığı halde, bir inanç olduğu için hala savunucuları tarafından iman esası olarak savunulmaya devam etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Naturalizm, “Her şey doğadandır ve sonsuzdan beri vardır” şeklinde özetlenebilecek bir fikir akımıdır! Ama bilim, evrenin 13.8 milyar yıl önce ortaya çıktığını söylemektedir. Yani hem madde hem de zamanın bir başlangıcı vardır!  O halde, evreni yaratan, evrenin için de olamayacağı gibi, zamanın da bir başlangıcı olduğuna göre zamanın da için de olmaması gerekmektedir. Çünkü yaratan, yaratıkları ile sınırlandırılamaz! Hassas ayar konusu da bir problem olarak ateistlerin önünde önemli bir sorun teşkil etmektedir. Yaşamın ortaya çıkma ihtimali hemen hemen imkansızdır. Yerçekimi sabiti, kozmik sabit hep belli değerlere sahiptir! Kısaca ateistlerin anlamadığı temel sorun; Sebepler (Termodinamikten çekim yasalarına, genlerden atomlara) ilah (Yöneten, yaratan, akıl, irade sahibi) değildir. Aracıları, vasıtaları aşıp amaca, asıla ulaşmaktır marifet!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dinsiz toplum olmaz ve imkansızdır!</strong></p>
<p style="text-align: justify;"> “Dinsiz toplum yoktur.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun Kalmasın, s. 38) “Yıllarca (Materyalist ve ateist bir emperyalist ülke olan) Sovyetler Birliği’ne tapmıştı Türk solu. (Gün Zileli, Yarılma, s. 375) “İnsanlar siyasi otoriteleri ilahlaştırmıştır.” (Hacı Ali Şentürk, Ateizm, Sonuçsuz Serüven, s. 160) Doğu Perinçek çevresine put kırıcı bir izlenim veriyordu. Ama Che Guevara putuna saldırırken, ‘başka bir puta, Mao Zedong putuna’ sarılıyordu. (Yarılma, s. 344)  İstanbul&#8217;daki Maocular içinde güçlü bir Çin Komünist Partisi tapıncı/tapınma hali  söz konusuydu. (Yarılma, s. 376) Solcu kesim arasındaki ayrılıklar ve bunların kendi dergilerine yansıması sonucu yazılanlar, sanki her bir satır ‘Allah kelamıymış’ gibi, Yahudilerin dini metni olan ‘Talmutik’ bir dille kaleme alınıp okunuyordu. ÇKP&#8217;nin çevirileri, her cümle ‘bir dinsel kelam havasında’ okuyucuya sunuluyordu. (Yarılma, s. 378) Maocu her gencin arka cebinde Mao’nun idolojik kitabı olan &#8216;Kızıl Kitabı&#8217;n Türkçe versiyonu bulunuyordu. Bir ‘müminden’ farkımız yoktu. (Yarılma, s. 434)</p>
<p style="text-align: justify;">Dinsizlerin de sünnet, ritüel, idol/şeyhleri vardır: “Kur&#8217;an-ı Kerim Müslümanlara rol model olarak Peygamberimizi (Ahzab, 21) gösterirken, 1970’li yıllardan itibaren şiddet eylemi gerçekleştiren Marksist devrimci sol gruplar en fazla Mahir Çayan’dan etkilenip onun hayatını model olarak kabul etmekte.” (Turhan Feyizoğlu, Mahir,  s. 549) iken, Deniz Gezmiş ise arkadaşı Mustafa İlker Gürkan&#8217;a, “Che Guevara&#8217;nın yoluna inanıyorum” diyordu. (Turhan Feyzioğlu, Deniz, s. 220) Materyalist devrimci gençler Che Guevara gibi sakal bırakmaya, onu giymiş olduğu botlara benzer ayakkabılar, giymiş olduğu parkaya benzer giysiler giymeye başlamışlardı. (Feyzioğlu, Deniz, s. 204) İslam&#8217;da temizlik ne kadar önemli ise, bir dönem de devrimci sol örgütler arasında ‘yıkanmamak’ bir devrimcilik ölçütü olarak kabul ediliyordu. (Turhan Feyizoğlu, Mahir,  s. 240)</p>
<p style="text-align: justify;">Yusuf küpeli, ‘Sovyetler Birliği&#8217;nde Faşizm var’ diyenleri ‘kaz kafalı’ olarak nitelendirirken (Feyizoğlu, Mahir,  s. 283), Mahir Çayan da Sovyetler Birliği&#8217;ne ‘kahrolsun’ denilemeyeceğini haykırmakta idi. (Feyizoğlu, Mahir,  s. 117)</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Marxizm&#8217;in kendisi de, zaman içerisinde bir din haline gelmiş, taraftarlarınca kutsallaştırılıp yayılmaya çalışılmıştır. Önde gelenleri de tanrılaştırılmıştır. Dinsizlik, sorgulanmasına dahi izin verilmeden fetiş (put) durumuna getirilmiştir.&#8221; (Aydın Topaloğlu, Ateizm ve Eleştirisi<strong>, </strong>s. 142) Onlara göre “Marx, İsa ya da Muhammed düzeyinde ‘dini’ bir önder olarak düşünülmelidir.” (R. Heilbroner, Inescaoable Marx, s. 134)</p>
<p style="text-align: justify;">Tanrıyı inkar eden bir sistemi savunan SSCB&#8217;de &#8220;Parti doruğuna tırmanabilen kişiler, Tanrının yeryüzündeki gölgesi olan devletin de üstüne çıkınca, otomatikman Tanrılaştılar. Sovyet sosyalizminde kişiye tapınma hastalığı yayıldı.&#8221; (Sosyalist lider Dr. Hikmet Kıvılcımlı, Çin Halk Cumhuriyeti, Sosyalist Gazetesi, Yıl: 1, Sayı: 2, 7.2.1967) 26 yaşındaki Alman vatandaşı Cihan Kendal, Alman Saaeland eyaletinden Suriye’ye gitmiş, PKK/PYD’ye katılmıştı. 2012 Newruz kutlamaları için şu tespitte bulunmaktadır: “Kürt halkı ile PKK arasındaki bağı gördüm, tıpk bir din gibiydi.” (Akit, 27.4.2016)</p>
<p style="text-align: justify;">Dini reddeden toplumlar, kendi ideolojilerini bir din haline getirmişlerdir: “Marksizm&#8217;in kendisi de &#8216;inanmaya&#8217; çağırmakta, ikna yolu ile değil, baskı ve şiddet kullanarak kutsallaştırmaya layık gördüğü şeyi, insanların da kutsallaştırması istemektedir. Kendisi, devleti tanrılaştırmak ve ona tapmaya çağırmaktadır. Bilim mihrabında secdeye çağırmaktadır. Politbüro&#8217;ya bir kutsallık ve itibar elbisesi giydirilmektedir. Bunlar, bir avuç kapitalist tekelcinin karşıtı olan ‘tekelcilerdir.’  Kapitalizmin politbürosu sermaye sahipleri; Komünizmin sermayedarı, politbüro&#8217;dur! Fark sadece bu kadar.” (Muhammed el-Behiy, İslami düşüncede oryantalist etki, 153-158)</p>
<p style="text-align: justify;">“Hayatının sonlarına doğru 68 neslince &#8220;oportünist” diye adlandırılan ve daha sonra siyasal bilgiler fakültesi sosyalist fikir kulübünden de ihraç edilecek olan Sadun Aren&#8217;e, zamanında devrimciler &#8216;mürşit&#8217; gözü ile bakarlardı.” (Turan Feyizoğlu, Mahir, s. 136) &#8220;68 neslinin devrimcilerinden Muharrem Kılıç, sosyalizm için çalışmak bizim için &#8216;ibadet düzeyinde bir militanlıktı&#8217; demekte idi.&#8221; (Turhan Feyizoğlu, FKF, s. 125) Sendikacılar, TİP lideri  M. Ali Aybar&#8217;a &#8216;Allah&#8217; derlerdi. &#8216;Kıble&#8217; Sovyetlerdi. TKP ulaşılmaz bir yapı olarak &#8216;kutsanırdı.&#8217; İsmail Bilen, çevresince &#8216;tapılan biri&#8217; idi. (Naciye Babalık, Türkiye komünist partisi&#8217;nin sönümlenmesi, s. 74, 114, 133, 221) Köylere TİP&#8217;ni anlatmak için çıktıklarında devrimci gençler imamı taklit edip abdest alıp namaz kılarken (Gün Zileli, Yarılma, s. 226), şehirlerde ise fakültelerin küçücük mescitlerine girip, içeridekileri dövüp mescidin içini tahrip etmekte, sadece dolabında Kur’an var diye öğrencileri yurttan sokağa atmakta idiler. İzmir yüksek İslam enstitüsü öğrencisi Çorumlu Erol’un öğrenci yurdundaki dolabında, sadece Kur&#8217;an-ı Kerim olduğu için devrimcilerce, &#8216;bu yurtta yarın seni görmeyeceğiz&#8217; denilerek hemen  kovulmuştu. (Mehmet Yazıcı, Unutulmayan Anılar, s. 160) 9 Aralık 1970 tarihinde ODTÜ&#8217;de Deniz Gezmiş&#8217;in liderliğini yaptığı bir grup, mescidi basmış ve &#8216;namaz kılan öğrencileri döverek&#8217; Mescitteki eşyaları tahrip etmişlerdi. (Emin Demirel, Terör, s. 918) Yusuf Küpeli: &#8220;Kahrolsun Rusya&#8221; diye bağırmayız, buna da izin vermeyiz, biz komünistiz.&#8221; (Turhan Feyzioğlu, Mahir, s. 117) derken, ölüleri için de, &#8220;Dört savaşçı daha &#8216;devrimcilerin cennetinde&#8217; onlara katılıyor.&#8221; (Jean Cormier, Che Guevara, s. 157) şeklinde dini tanımlamalar yapıyorlardı. Komünist SSCB&#8217;nin lideri Kruşçev, Komünist parti kimliğine bakışını söyle açıklamakta idi: &#8220;Partili komünist benim &#8216;kardeşim&#8217; sayılırdı, hatta &#8216;ondan üstündü.&#8217; Büyük mücadelemize olan ortak &#8216;inancımıza, görünmez bağlar ile&#8217; bağlıydık. Komünizmin kurulması benim için &#8216;kutsal&#8217; bir şeydi, komünist harekete katılan herkes benim için bir &#8216;aziz&#8217; idi.&#8221; (Nikita Kruşçev, Anılar, s. 84) &#8220;Polo, &#8216;Che&#8217;ye tapınmayı bir din&#8217; gibi sürdüren bir topluluğun başı iken,&#8221; (Jean Cormier, Che Guevara, s. 160) Che, yandaşlarınca da, &#8216;gerilla İsa Mesih&#8217; diye anılmakta idi. (Jean Cormier, Che Guevara, s. 424) biri idi. PYD elebaşı Salih Müslim&#8217;in eşi Ayşe Efendi, Abdullah Öcalan&#8217;ı &#8216;peygamberlerin peygamberi&#8217; ilan etmişti. (Basından, 6 Mayıs 2024) Komünistler Lenin ve Stalin&#8217;i birer kutsal kişiliğe yükseltirler. (Operatör Doktor Mehmet Ali Derman, Çürütme (reddiye), s. 65) Lenin’e göre de, &#8220;Marxizm her zaman doğru idi.&#8221; (Fulya Gürses, Hasan Basri Gürses, Dünya&#8217;da ve Türkiye&#8217;de gençlik, s.44)</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12233" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/komun7578659856756.jpg" alt="" width="519" height="306" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12234" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/komunizmin-peygamberleri1.jpg" alt="" width="497" height="998" /></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12235" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/komunizmin-sahte-peygamberi.jpg" alt="" width="700" height="321" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span><strong> </strong><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12236" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/komun-peyg24235657.jpg" alt="" width="329" height="230" /></span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12237" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/solveputculuk-1.jpg" alt="" width="267" height="425" /> <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12238" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yanilmazolan-ismetsifatlipeygamber-346427457.png" alt="" width="412" height="178" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Karl Marx, komünist ihtilalin sanayi gelişiminden dolayı İngiltere veya Almanya&#8217;da olacağını düşünmüştü. Lakin bu ihtilal Rusya&#8217;da meydana gelmiştir.” (İbrahim Çoban, Ateizm ve Deizm Eleştirisi, s. 221) ve o devlette, tüm baskılara rağmen 100 sene bile yaşamamıştır!   </p>
<p style="text-align: justify;">Hobsbawm&#8217;ın Önerisi: Silahsız Peygamber Marx İkinci Kez Doğsun! Karl Marx&#8217;ın mirası, silahsız bir peygamber olarak, inkar edilemez. (Bianet, 22 Ocak 2011) Aynı doğrultuda, Bolşevik Nikolay Gerigey&#8217;in 1903 yılındaki parti kongresi öncesi delegelere hitaben yaptığı konuşmadan şunu söylüyordu: “Sayın Lenin işçi sınıfı için ikinci bir peygamber gibidir.” Dolayısı ile, Yılmaz Çetiner’in bir eserinin adının da ‘Mao&#8217;ya Tapanlar’ olması artık kimseyi şaşırtmamaktadır. “BDP mitingide &#8216;Apo Peygamber&#8217; pankartı. YSK&#8217;nın kararını fırsat bilerek terör estiren BDP&#8217;lilerin düzenlediği bir eylemde Kürtçe “Kürtlerin Peygamberi Apo” pankartı açıldı. Yeni Akit, PKK yöneticisi Tuncelili Ali Haydar Kaytan&#8217;ın örgüt mensuplarına ders verirken ki şok bir ses kaydına ulaşmış, ses kaydının dökümü 22 Nisan günü sürmanşetten yayınlamıştı. Ses kaydında PKK yöneticisi Ali Haydar Kaytan, kampta teröristlere “PKK, peygamberlik geleneğinin yeniçağa uyarlanmış biçimidir. Önderlik de bir bakıma ‘Çağdaş İbrahim&#8217;  oluyor. Apoculuk yeni bir dindir” diye ders veriyordu.” (memleket.com.tr, 25 Nisan 2011) HDP milletvekili Osman Baydemir’de 28.10.2010 tarihli bir konuşmasında, “Camiden çıkıp harekete katıldım. Önderliğin anlaşılması açısından yapılan açıklamalarda önderliğin Allah gibi gösterilip kendilerinin peygamber gibi gösterilmesi.” gibi ifadeler kullanıyordu. KCK&#8217;lı Berivan Yasak ile Muhittin Taş’ta kendi aralarındaki konuşmalarda, Öçalan&#8217;ın evinden &#8216;Kabe&#8217; diye söz ediyorlardı. Ev ziyaret içinde, &#8220;tavaf ettik, hacı olduk. Toprağına yüz sürdük.&#8221; ifadeleri kullanılır. (25.11.2011) BDP milletvekili Nursel Aydoğan da Öçalan için bizi yaratan ifadesini kullanır. (26.11.2012) &#8220;Öcalan’ın okuduğu &#8216;Sosyalizmin Alfabesi&#8217; kitabı onun bütün dünya görüşünü değiştirecek ve Öcalan “Muhammed kaybetti, Marks kazandı” diyecekti.&#8221; (Gazete Vatan, 13.03.2008) Öçalan kitabında da, “Tanrı ile savaşı verdim, bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum.&#8221; (Özgür Yaşamla Diyaloglar, Ekim 2002, s. 257) diyecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"> &#8220;İslami açıdan sizin en çok sevip hürmet ettiğiniz şey, sizin tapındığınız şeydir. Bu bir ideoloji, lider, aileden bir fert hatta kendiniz olabilir. Allah&#8217;a ibadet etmiyorsak, başka bir şeye tapıyoruzdur. Kendi nefsimize, arzularımıza veya gelip geçici maddi varlıklara. Kur’an, Allah&#8217;ı Rab kabul etmezsek, birçok efendilere köle olacağımızı bizlere gösterir.&#8221; (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 409, 415-416) </p>
<p style="text-align: justify;">Materyalist bir ideolojiyi savunan ateist terörist PKK lideri Öçalan ve Hz Muhammed: Abdullah Öçalan &#8220;Konuştuğu zaman herkes alkışlardı, bir odaya girdiğinde herkes ayağa kalkardı, bir karar aldığında hiç kimseye karşı çıkmaz ya da sorular sormazdı.&#8221; (Aliza Marcus, Kan ve inanç, PKK ve Kürt hareketi, s. 355) Hz Muhammed: &#8220;Acemlerin birbirlerini yücelterek kalktıkları gibi siz de ayağa kalkmayın.&#8221; (Ebu Davud, Edep 153), &#8220;Hristiyanların Meryem oğlunu (İsa’yı) övmekte aşırı gittikleri gibi siz de beni övmede aşırılık göstermeyin. Şüphesiz ki ben Allah’ın kuluyum. Onun için bana ‘Allah’ın kulu ve resûlü’ deyin.&#8221; (Buhari, Enbiya, 48) Sahabe Peygamberimize &#8220;ey Allah&#8217;ın resulü bu Allah&#8217;ın vahyimi yoksa sizin görüşünüz mü?&#8221; diye sorarlar, Peygamberimizin &#8220;Bu benim görüşüm&#8221; demesi üzerine sahabi de kendi görüşlerini ifade eder ve bu istişareler sonunda ortak bir sonuca ulaşılırdı. (Zeyni Dahlan, es-Sîretu’n-nebeviye, I/196) Sonrada ateistler bizi bağnaz, tutucu, dogmatik, eleştirel düşünmeyen kişiler olarak nitelendirir!</p>
<p style="text-align: justify;">“Bazı yalancıları tapu ve totemleştiren ateistler aslında hazreti Resul aleyhisselam&#8217;ı kıskanmaktadırlar.” (Molla Musa Celali, Ateist İtirazlara Cevaplar, s. 128) “Lipidus: Hz Muhammed&#8217;in açık tebliğinin ilk yılları hayal kırıcıydı. Tebliği neredeyse toptan bir muhalefetle karşılaştı. Bernard Lewis: Başlangıçta pek az taraf kazandı. Bunlar da fakir tabakadandı. Hz Muhammed, Platon gibi antik Yunan medeniyetinin beşiğinde doğmamıştır. İskender&#8217;in askeri başarısı, için de yetiştiği topluma bağlanabilir. Napolyon, Fransız Devriminin çocuğudur. Lenin, zaten kendisi olmadan önce var olmuş bir hareketin önderidir. Nebi&#8217;nin içinden çıktı toplum kadar iptidai, donuk ve yeniliğe kapalı olanını bulamayacaksınız. Bernard Levis: Peygamber hayatında büyük işler yapmıştı. Arabistan&#8217;ın putperest kavmine yeni bir din getirmişti. Edward Gibbon: Muhammed&#8217;in yetenekleri, bizim nazarımızda takdir edilmiştir. Ama başarısı, Belki de hayranlığımızı çok daha fazla çekmiştir. Onun başarısı, ölümünden sonra devletleri paramparça olan İskender ve Timur’la da kıyaslanacak gibi değildir. O, fikirleri peşi sıra terk edilen Lenin gibi de değildir. Michael Hart: Dinsel ve din dışı etkilerin bu emsalsiz karışımı Muhammed&#8217;in, insanlık tarihindeki en etkin kişi unvanını hak ettiğine inanmama yol açmaktadır.” (Altay Can Meriç, Peygamberliğin ispatı, s. 396-406) Montgomery Watt: O, olumsuz şartlara rağmen çoğu kere hata yapma şansı olmaksızın, ama daima erişeceğinden emin olarak hedefine doğru ilerlemişti. (What, Muhammed Medine&#8217;de, s. 105)</p>
<p>&#8216;Gençleri dininden eden video&#8217; diye reklamı yapılan videoya  Murat Kökten kardeşimizin videosu ve sitemizden yazılardan oluşan cevapları özetle verelim. </p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-12251 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ate-akil-ocak-2022.png" alt="" width="496" height="1340" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Her şeyin tesadüfen bir araya geleceğini anlayamadığınız için ateistleri anlayamıyorsunuz” diyen E. Aydal’a cevaplarımız ‘Allah&#8217;ın varlığının ispatı’ ve ‘Evrim’ adlı yazılarımızdadır. Allah&#8217;ın varlığını bilimsel ispat isteyen ateistin bu talebi, Tanrının atomlardan oluşmasını beklemesi anlamına gelir. Bilim, atomlardan oluşanı deneysel olarak inceler. Bilim, yaratılmışlar arasındaki ilişkinin matematiğe dökülüp kategorize edilmesinden ibaret bir yaratılanı anlama çabasıdır. Ama O (c.c) atomlardan oluşmayan (Şura, 11) dolayısıyla laboratuvarda deney gözlemle elde edilebilecek bilgilerle değil, tarih, felsefe, adli tıp gibi bilimsel olan ama deneysel olmayan bilim dallarında olduğu gibi, varlığını ispat edebilecek argümanlarla varlığına deliller getireceğimiz en Yüce varlıktır. Kötülük problemi ve doğal afetler konularına cevabımız ‘Kader’ adlı yazımızdadır. “Neden diğer dinler değil de İslam?” Bakara 170. ayet zaten dinleri araştırmamızı emreder! Kur&#8217;an sorgulamaya davet eder, taklidi değil tahkiki imanı önceler. Neden İslam? Çünkü diğerleri bozulmuş, tevhid dini olma özelliklerini kaybetmişlerdir. İslam ise barış, adalet, huzur ve en hümanist olan tek mantıklı dindir! Bu konuda, ‘İslam tüm dinlerin özüdür’, ‘Kur’an ve bilim’, ‘İsa, papa, incil’, ‘İslami emirler ve hümanizm’ adlı yazılarımıza bakılabilir. Hz Musa yaşasaydı? ‘Ateistlere cevap’ adlı yazımızda konu ele alınmıştır. İslam, Hz Adem&#8217;den itibaren gelen dinin adıdır. ‘İslam, Tüm dinlerin özüdür’ adlı yazımıza bakılabilir. İslam&#8217;ın savaşa bakışı, Barış dini olması konularına, ‘İslam Savaş hukuku’, ‘İslam Barış dinidir’ adlı yazılarımızdadır. Meleklerin yardımı ne demek? ‘Ateistlere cevaplar’ adlı yazımızda bu konu açıklanmıştır. Allah kalpleri mühürler mi? Aynı başlıklı yazımıza bakılabilir. İslam ve kadın, eşcinsellik gibi konularda aynı başlıklı yazılarda ele alınmıştır. İslam ve akraba evliliği aynı başlıkta ele alınmıştır. Dua işe yarar mı? ‘İslam ve humanizm ‘adlı yazımıza bakılabilir. Kur’an ve bilim konusu aynı başlıkta ele alınmıştır. Kul olmak mı birey olmak mı? Sorusuna cevap, ‘Kul olmak’ başlıklı yazımızdadır. Videonun sonuna doğru “Ateistler ‘Her şey tesadüfen bir araya geldi’ diyor ifadesi yanlıştır.” diyen Efe Bey’i videosunun başındaki yukarıda verdiğimiz cümlesi yalanlamaktadır! Ki tesadüfü savunmadıkları iddialarını, ‘Evrim teorisi’ adlı yazımızda delillerle çürütülmüştür! Kuran, evrenin yaratılışını (Enbiya, 30), insanın yaratılışını, (Kıyamet, 37), atalarımızın dinini (Bakara, 170), peygamberi (Yunus, 38) ve en nihayetinde Kur’an, bizzat Kuran’ın kendisini sorgulamamızı ister. (Nisa, 82)  </p>
<p style="text-align: justify;">Kadın bedeninin teşhiri ve istismarını “özgürlük” olarak nitelendiren ateist kafa! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12260 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/FI1h9ZiWYAgCDq4.jpg" alt="" width="374" height="338" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12632" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/23534657468.png" alt="" width="516" height="296" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Devrimci ve evrimci yobazlar</p>
<p style="text-align: justify;">68 nesli başta İslam karşıtı sosyalist kesim, &#8220;Biz Amerikan filosunu ülkeden kovarken, siz yobazlar hala dogmatik düşünceleri savunuyorsunuz&#8221; derler. İnsanın kınadığı şeyi başına gelmeden ölmezmiş.  Aynı kesim, Amerikan emperyalizmine karşı iken, kendilerini kullanan İngiliz emperyalizmine hizmet ettiklerinin hiçbir zaman farkına varamamışlar ve darbe zamanlarında hepsi Avrupa&#8217;daki &#8216;kürkçü&#8217; dükkanlarına dönmüşlerdir. Askeri hapishaneden, &#8216;herkesin haberi olduğu halde&#8217; tünel kazarak kaçabildiler, arananlar listesinde adı yazılı iken kimliğini verdiği polis tarafından serbest bırakılabilmilerdir! (Turhan Feyizoğlu, Mahir,  s. 456, 474, 523. Ayrıca Gün Zileli, Yarılma) Ama hiçbir zaman bu kesim bunlardan bir ders çıkarmamış, hala maşa olarak İngilizlerce kullanılmaya devam edilmektedirler! İslami kesimi dogmatik olarak nitelendirilenler, &#8216;geçmişte&#8217; hiçbir zaman bilimsel olarak ispat edilemeyen evrim&#8217;i bir inanç gibi savunmakta, &#8216;günümüzdeki&#8217; tek evren olgusuna alternatif olarak ileri sürdükleri &#8216;paralel evren, çoklu evren&#8217; teorileri ile çelişkiye düşmekte, &#8216;gelecekte&#8217; dinsiz bir toplum olacağı beklentisi ile, ütopik bir hayal dünyasında yaşamaya devam etmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bizler &#8216;cinler vardır, bizden farklı bir boyuttalar&#8217; derken bunu kabul etmeyen ve bilim dışı ilan eden bu kesim şimdi paralel evren teorisini savunmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8216;Sigara içmek yasaktır&#8217; yazısı, sigara içene ceza verebilir mi? O yasayı çıkaranlar ancak o hükmü uygulamaya gücü yetenlerdir! Ama ateistler, tabiat kuralları dedikleri şeylerin ‘hem yaratıcı ve  hem de uygulayıcı’ olduğunu ileri sürmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hindistan&#8217;a gitse ortalıkta et yiyecek cesareti kendinde bulamayacak modern sekülerler, Türkiye&#8217;de, oruç tutanların gözü önünde yemek yiyen kendilerine bir de saygı gösterilmesini beklemektedirler! Halbuki saygı karşılıklıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist diyor ki, ‘İslam köleliği kaldırdı ise Müslümanlar neden köle ticareti yaptı?’ Bu soruyu, namaz kılmayan, içki içen, zina eden ama kendine sorulduğunda, &#8221;Elhamdülillah Müslüman&#8217;ım&#8221; diyen insanlarla çevresi dolu olan birisi sormaktadır!</p>
<p style="text-align: justify;">“Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, Cennet-i ala meyhane midir?” Ömer Hayyam&#8217;ın şiirinden hareketle biz Müslümanları tahkir etmeye çalışan İslam karşıtlarının kendileri  aslında ahireti meyhaneye gibi algılamaktadır. Can Yücel&#8217;in mezarı ve Cihat Tamer&#8217;in, Ferhan Şeysoy&#8217;un cenazesindeki konuşmaları buna en büyük delildir! “Geçen cuma Yücel’in ölüm yıldönümü nedeniyle mezarlığa gelenler, “Yücel’in vasiyeti” diyerek şarap içmiş, ardından mezara şarap dökmüştü.” (Milliyet, 20.08.2011) Tiyatrocu Ferhan Şensoy&#8217;un cenaze töreninde konuşan oyuncu Cihat Tamer: “70 senedir bu ülkeyi din bağımlısı hükümetler yönetiyor. Ona rağmen 70 senedir inadına tiyatro yapıyoruz. Şimdi o (Ferhan Şensoy) Rasim&#8217;ine kavuştu. Münir Ağabey&#8217;ine, Erol Ağabey&#8217;ine kavuştu. Hep birlikte ‘orada bir meyhanede’ kafayı çekiyorlardır.” (Cumhuriyet, 3 Eylül 2021)</p>
<p>&#8220;Din afyondur&#8221; diyen materyalistler afyonu (Kokaini) ilaç diye reçetelere yazıyorlardı! (Freud, on cocaine, 1884; WYT, 22.7.1972; indyturkcom, 3.3.2024) <img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-96337" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/357468675950.jpg" alt="" width="812" height="274" /></p>
<p style="text-align: justify;">Materyalist beddua: Ey Ateist arkadaş, revizyonist ilan edilen bir oportünist olasın, Komprador olasın da gosist ilan edilesin, Konformist bir lümpen olasın da tabiat ana seni ıslak tuvalet terliği ile dövsün, kozmik enerji seni çarpsın, bencil genler senin kuyruğunu düşürmesin, Big Bang patlamasaydı da içinde kalaydın, paralel evrenlere gelesin, leninizm ile maoizm arasında kalasında başına liberalizm düşsün, komünist Çin&#8217;de sendikasız işçi olasın, yükselen burcun keçi burcu olsun, birana su katsınlar, votkan sahte alkolden yapılsın, peygamberin Darwin, Marx, Mao ve azizlerin olan deniz ve Che, kutsal kitabın Das Kapital ve kırmızı kitap belanı versin, kapitalist gardırobun sosyalist sloganlara gelsin, ışıklar içinde uyuyasın.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bir sorunun virgülüne kadar aynı olma ihtimali milyarda birdir. Birkaç sorunun virgülüne kadar aynı olma ihtimali trilyonda birdir. Onlarca sorunun virgülüne kadar aynı olma ihtimali katrilyonda birdir” (Sözcü, 2.8.2022) KPSS&#8217;de sorular aynı çıkmış ve bu ihtimaller kanununa göre imkansızmış! İyi de ey evrimi savunan arkadaşlar! Siz sonsuz sayıdaki ihtimal dışı olasılığı evrim adına onaylıyor, savunuyorsunuz! (‘Evrim’ adlı yazımıza bakılabilir!) Sizin bakış açınıza göre bu soruların örtüşme ihtimali çok normal ve sıradan olması gerekmez mi? İşinize gelmeyince evrimsel mantığı neden reddediyorsunuz?! Yok eğer, &#8220;Bu kadar tesadüf olması imkansız, biri bunu ayarladı&#8221; diyorsanız, bu bakış açısını evrende olan kurallara neden uygulamıyorsunuz?!</p>
<p style="text-align: justify;">Mısır püskülü, kiraz sapı, limon kabuğu faydaları artık herkesçe bilinmektedir. Yani değil meyvenin kendisi, artığı bile şifa kaynağıdır! Yani Rabbimizin yarattığı her şey geri dönüşümlü ve faydalıdır! Peki bilimde gelinen zirveye rağmen ya insanların yaptıkları ve atıkları?!!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist mantık, ilmi ahlak!</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12920" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/6435765756876722.jpg" alt="" width="377" height="296" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12921" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ayrisim-tekno-2022.jpg" alt="" width="449" height="441" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateist mantık, ilmi ahlak!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12994" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ilmi_ahlak-ate_2022.jpg" alt="" width="864" height="540" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Kulaklığının kablosu birbirine dolanırken, bir insan vücudundaki toplam 160.000 km uzunluğundaki damarları birbirine karıştırmadan vücuda dağıtanı inkar edene ateist denir! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13127" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/CMBx6kUUAAAQxW9.jpg" alt="" width="223" height="329" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13223" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/5868354784697.jpg" alt="" width="377" height="247" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Evrimci ateist akıl! Kas: Kendini tamir edebilme özelliğine sahip, zarar gördüğünde alarm verir. Ama bu özellikleri olmayan fiber kablo ‘teknoloji ürünü’ iken, kas/damarlar kendiliğinden oluşmuştur! Ey ateist arkadaş, dünyaya bu son için mi geldik? Tüm yaşadıklarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz sonunda pis, değersiz toprak olup yok olmak için mi idi? Sonsuz bir mutluluk ihtimali, daha insani, vicdani ve akli değil midir?! ‘Tesla Bot’ olarak da bilinen ‘Optimus’, bir robotik insansı. Ben buna bakıp Allah&#8217;ın ilmini kudretine görüyorum. Ateist ise ona bakarak bilimi ilahlaştırıp Tanrı&#8217;yı inkar ediyor!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateizmde intihara övgü</p>
<p style="text-align: justify;">Chamfort&#8217;un intihar felsefesi. Koyu bir nihilist/anlamsızcı/bilinemezci olan Chamfort&#8217;a göre yaşamak bir hastalıktır. Ölümse ilaç. Krallar ve papazlar, intihar öğretisini yasaklayarak, köleliğimizin devamını sağlamak istemiştir. 13 Nisan 1794&#8217;te kafasına sıktığı kurşun, gözünü parçalamakla birlikte onu öldürmeyince, boğazını keserek intihar etmiştir.<br />Marquis de Sade. Ateist olan Sade’ın tek ahlaki pusulası doğadır. Onun gözünde insan bir böcekten farksızdır. Ve doğa hayatı ölümle besler. O nedenle cinayet iyidir, toplu cinayet en iyisidir. (John Attarin, &#8220;Dostoyevsky vs. the Marquis de Sade&#8221;, Modern Age, Güz 2014) O, şiddete, suça, ölüme ve hazza kışkırtır. Edebiyatında/sanatında bunları yüceltir. Ne kadar aykırı ve sapıkça olursa olsun, her türlü arzuyu sınırsızlaştırır. (Georges Minois, İntiharın Tarihi, İstemli Ölüm Karşısında Batı Toplumu, s. 291) Arthur Schopenhauer. Schopenhaeur&#8217;a göre hayat bir çeşit hatadır. Var olmak dayanılmaz bir ıstıraptır. O yüzden ölüm doğuma göre daha iyidir: &#8220;Hiç doğmamış olmak, doğmuş olmaktan çok daha iyidir.&#8221; (Arthur Schopenhauer, On the Suffering of the World, 1850, s. 21) Michel Foucault. 1979 yılında, Fransa&#8217;nın ilk gay dergisi Le Gai Pied&#8217;in ilk sayısında intihar üzerine bir yazı yazar. &#8220;intihardan daha güzel, daha derin düşünülmeyi hak eden başka bir tutum olamaz. Hayatımız boyunca intiharımız üzerinde çalışmalıyız.&#8221; (Michel Foucault, &#8220;Passion According to Werner Schroeter&#8221;, Foucault Live: Collected Interviews 1961-1984 içinde, ed. Sylvére Lotringer, New York: Semiotext, 1996, s. 313, 314) “Bir tıp doktoru, Dawkins&#8217;e yazdığı bir mektupta şöyle demektedir: &#8220;Neden hepimiz intihar etmiyoruz? Dünya görüşünüz öğrencilere ve pek çok insana sahiden bu izlenimi veriyor. Size göre hepimiz bir hiç sayesinde, tesadüfen birleştik ve yine bir hiçe döneceğiz. Bir efsaneye inanmak, size inanmaktan iyidir, çok daha iyidir. Ayrıca, sizin dünya görüşünüz insanları endişeye, uyuşturucu bağımlılığına, şiddete, nihilizme, hedonizme, Frankenstein bilimine ve 3. Dünya Savaşı&#8217;na sürükler, dünyada cehennemi yaşatır.” (Aliye Çınar, Deizm ve ateizm üzerine, s. 103)   </p>
<p style="text-align: justify;">Ateistler, milyarlarca çeşit bitki, hayvan, insanı sadece karbon, azot, fosfor, kükürt, hidrojen ve oksijenden ve her birinin renk, desen, karakter, kodlarını diğerinden farklı ama hepsini de birbiriyle uyumlu bir ilişkiler yumağı içinde yaşayacak şekilde üretip, yaşamlarının devamını sağlayacak bir ortamı oluşturanı inkar etmektedir!  Akıl, irade, kudret sahibi bir insan toprak, su ve güneşten aşağıdakileri yapabilirken, başka bir ilim, kudret ve güç sahibi bir akıl da, bu mekanizmaya minik bir dokunuşla neler meydana getir-t-iyor! “Hiç düşünmez misiniz?” (En’am, 50, 80; Hud, 30; Müminun, 68, 85; Saffat, 155; Ali imran, 65)</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-95804" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/2352346346457457.png" alt="" width="1384" height="565" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13154" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/312552548_1478064259340174_6018798618192671307_n.jpg" alt="" width="228" height="285" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13214" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/316218799_1493067501173183_4606237109910786612_n.jpg" alt="" width="583" height="295" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Ateistler, &#8216;bilimde sorgulanamayan hiçbir şey yoktur&#8217; dedikleri halde, bilimsel olarak ispat edilemeyen evrimi,eşcinselliği sorgulayanları &#8216;adeta tekfir&#8217; etmektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Parlak zekalı ateistler: Ateist Dennett, ateistleri &#8221;parlak zekalı&#8221; olarak tanımlamaktadır. (Armstrong, Tanrısızsız ahlak, s. 27) İddia: &#8216;Ateistler parlak zekalıdır.&#8217; Kaynak; Ateist Dennett!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist kafa: Ateistler bir taraftan İslami fetihleri ganimet güdüsü ile açıklamaya çalışırken bir taraftan da ‘müellefe-i kulüb’a devlet tarafından yapılan yardımları Müslüman olmaları için verilen rüşvet diye yorumlamaktadırlar! Müslüman&#8217;ın amacı para ise neden dağıtsın? Dağıtıyorsa, canı pahasına kazandığı bu parayı neden Müslüman olmayanlara versin? Demek ki ortada maddi menfaat, para, ganimet hırsı, dünyalık diye bir şey yok! Ayrıca, ateist kesimin idollerinden &#8220;Che, kamyona, ölülerin yanına mümkün olduğunca çok ganimet yüklerken.&#8221; (Jean Cormier, Che Guevara, s. 158) Müslümanlar &#8220;savaş halinde iken yendikleri düşmanların mallarına el koymayıp ne yapacaktı? Mesela, düşmanların bizi öldürmek için kullandıkları aletleri, ceplerindeki paraları, sakladıkları silahları almayacakmışız ki, biz oradan gittikten sonra arkadaşları onlara alsın, bizi öldürmeye, öldürmek için finansman arayışlarına devam etsin.  Mantık bu yani.&#8221;  (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s.184) Sanki böyle yapınca ateistler &#8216;daha çok&#8217; Müslümanları eleştirmeyecek! Bu konuda, &#8216;Savaş esnasında uyulması gereken kurallar&#8217; adlı yazımızdaki &#8216;Ganimet iddiası&#8217; başlıklı yazıyı tavsiye ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist akıl: Eskiden ateistler evrenin ezeli ve mekanik bir şeklinde çalıştığını ileri sürerdi. Son yüzyılda ise kaos teorisini, izafiyet ve kuantum teorilerinden hareketle ileri sürmeye başlamışlardır. Halbuki aslında ateistler evrende kaos değil, sadece insanların zihinlerinin çözemeyeceği kadar karmaşık alternatifler zincirinin sonunda, yine bir düzenin devam ‘ettirildiğini’ itiraf edememektedirler! Detay için, ‘Ateistlere cevaplar’ adlı yazımızdaki ‘Evrende kaos mu var düzen mi?’ adlı yazımızı tavsiye ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Dünyada, metres adı altında kullanılıp attıkları kadınlara aldırmayan veya genelevde çalışan sistem kurbanı kadınları ‘seks işçisi’ adı altında onaylayan materyalistler, ahiretteki huri kavramı üzerinden İslam&#8217;a saldırmaya çalışmaktadır! Detay için, ‘Ateistlere cevaplar’ adlı yazımızdaki ‘Nebe 33 ayetinin açıklamasını bulamadım’ başlıklı yazımızı tavsiye ederiz.</p>
<p style="text-align: justify;">‘Çamurdan ilkel çorba insana dönüşür’ dersen bilimsel, pozitivist bir evrimci, ‘çamur insana; asa yılana dönüşür’ dersen dogmatist bir dinci ilan edilirsin!</p>
<p style="text-align: justify;">Ağır sanayi devrimi nasıl yerini kodlama ve yapay zeka devrimine bıraktıysa, ateistlerin de mekanik evren modeli de evrenin kodlama ile devam ettiği gerçeği ile çökmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Saatin mekaniğini teknoloji diye alkışlayan ateist kafa; biyolojik saat olan uykuya, alarm mekanizması olan sinir sistemine, refleks ve içgüdü davranışlarına tesadüf diyerek küçümsemektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Seküler deist kemin mimaride geliştikçe yaratıcının  büyük bir mimar olduğunu düşündüler ve ona ‘Evrenin ulu mimarı’ dediler. Daha sonra bilim geliştikçe, mekanik evren görüşü  bilime hakim oldu ve tanrı bu çarkı yaratan ve döndüren şeklinde anlaşılır oldu. İzafiyet ve kuantum teorisi ile enerji ve dalga boyu aleminde yaşadığımız anlaşılınca O&#8217;na ‘kozmik enerji’ adı  verilir oldu. Şimdi evrenin kodlama ile ayakta durduğu anlaşılınca bakalım Yaradan&#8217;a seküler kesim ne isim verecek? </p>
<p style="text-align: justify;">Tuğlalar anlaşarak bir araya gelip bir bina oluşturabilir mi? Ateistlere göre evet! Ateistler ‘nasıl’ sorusuna odaklanıp ‘neden ve niçin’ sorusunu gözardı etmektedir! Bilim &#8216;nasıl&#8217;ı açıklar. Ama bu onun yapanını inkarı gerektirmez! İşte bu nedenle de, herhangi bir ürünün nasıl çalıştığını bildiği zaman, o ürünü yapanı inkar edene ateist denir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan genomu 3.2 milyar DNA bazından oluşur. Azıcık kodlama bilen mükemmel teknolojiyi hemen hisseder!</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer akılsız atomların tümü bitki, hayvan ve insan neslini oluşturuyor ve tümü bir amaç doğrultusunda birbirleri ile uyum içinde hayatlarına devam ediyorsa, bu, akılsız varlıkları bir amaç doğrultusunda yöneten birinin olduğunu gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir araba vidasını toprağa atsanız araba çıksa, herkes bu teknolojiye hayran kalır. Ama herhangi bir bitkinin bir tohumunu toprağa atınca ağaç ortaya çıkıyor ama kimse bunu önemsemiyor. Neden? Çünkü insanlar bu yüksek teknolojiye alışmış, fark bile etmiyor!</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan devamlı mükemmellik peşinde koşar. Var olmayan şey istenmez. Demek ki, mükemmel olan bir yer ve en mükemmel olan bir varlık vardır! Eskiden sadece tuğlalardan oluşan bina gibi hayal edilen evrenin daha sonra matematik ve mekanik bir sistem gibi olduğu anlaşıldı. Ama artık son zamanlarda bir de buna kodlama/şifreleme sistemi eklendi. Bu sadece şu ana kadar fark edebildiklerimizdir! Demek ki tüm bunların ortaya çıkmasına neden olan varlıkta tüm bu bilgiler vardı. Ateistler tüm bu bilgileri şuursuz atomlara izafe ederlerken Müslümanlar akıl, irade,kudret sahibi Allah’a izafe ederler. Sizce hangisi daha mantıklı ve rasyonel?</p>
<p style="text-align: justify;">Kaos teorisini ileri sürenlerle, evrimin basitten mükemmelliğe doğru tekamül ettiğini savunan kesimin aynı olması da ayrı bir paradokstur!</p>
<p style="text-align: justify;">Sanatkar, sanattan önce var olmalıdır. Ateistlere göre sanat hem önce vardı, hem de sonradan oluşmuştur! Aslında materyalistler bilim değil ideoloji pazarlamaktadırlar! Bilim adamı sıfatları olmaları da onların ideolojik söylemlerinin bilimsel olduğu anlamına gelmemektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgisayarın bilinci var mıdır? Ya peki duyguları veya iradesi? Peki bilgisayarın kendisi ve içindeki kodlamalar kendiliğinden mi oluşmuştur? Evrimciler, atom/fotondan hücreye, canlı cansız tüm türlerden beyin, akıl ve bilince kadar tüm varlıkların oluşumunu işte böyle bilimsel (!) şekilde açıklamaktadırlar! Doğa&#8217;nın bilinci, iradesi, duyguları mı vardır? Natüralistlere göre evet! Ve bunu savunmaya da bilimsellik adını vermektedirler! Detay için, ‘Natüralizm’ adlı yazımıza bakılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateistlerce ileri sürülen ‘boşlukların tanrısı’ iddiası da boş ve komik bir iddiadır. Biz Müslümanlar, bilim ilerleyip doğanın &#8221;nasıl&#8217; işlediğini öğrendikçe ateizme kaymakta değiliz! Aksine, bilim ilerledikçe, işleyen sistemdeki mükemmelliği görüp, nasıl&#8217;ı yapan &#8216;kim&#8217;e ulaşmakta ve O’na olan inancımız kuvvetlenmektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateizm daha cansızdan canlıya geçişi, ilk maddeyi, bilinci, kodlamalar dünyasını, bırakın canlıyı; tek bir hücrenin oluşumunu bile açıklayamamışken, bir de tüm evrendeki canlı cansız varlıkların hepsinin birbiri ile bağlantılı/uyumlu olan yaşamına bir açıklama getirme iddiasında bulunmaktadırlar! Ama ileri sürdükleri tüm fikirler temelsiz ve bilim dışıdır! Kaos teorisinden çoklu evrene, tesadüf (tanrısından) politeizm/natüralizme!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateist: “Hucurat, 2: Muhammed kendi ile aşırı sesli konuşanlardan rahatsız olunca, ‘ayet indi deyip’ bunu yasakladı.” iddiasında bulunurlar. Putları kıran, içkiyi yasaklayan…; Namazı, orucu emreden… dinin tebliğcisi mi bundan çekinecek de ayet uyduracak?! Detaylar, ‘Ateizm’ adlı kategorimizde!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13691" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/331942049_162505486603512_1305746552068272574_n.jpg" alt="" width="621" height="235" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">Pozitivist rasyonel bilimci ateist arkadaş! İnsan doğmadan önce anne karnında yaşamıyor muydu? </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13799" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/6456757.jpg" alt="" width="200" height="255" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uzaylıya inanan ama Yaradan’ı reddeden Efe arkadaş ahirette dirilince 🙂</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13800" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/6584325638.jpg" alt="" width="286" height="455" /></span></p>
<p style="text-align: justify;">“Bir kalpte hem Allah sevgisi hem dünya tutkusu hem Allah’a itaat hem şeytana bağlılık olamaz. İnsan dünyalık evleri bile iki ayrı kişiye kiraya veremezken kalbini nasıl aynı anda hem Allah’a hem şeytana tahsis edebilir?” Benzetme, mecaz, edebi sanatları bile anlamaktan aciz sanatsever ateist TV zekası işte bu kadar!</p>
<p style="text-align: justify;">TİP Genel Başkanı Erkan Baş: &#8220;Sovyetler Birliği&#8217;nin yıkıldığı 91&#8217;den bu yana dünyada savaş olmayan tek bir gün yok. Her gün savaşlar arttı, kan döküldü. Sosyalizm bir güç olarak sahneden çekildiğinden beri emperyalizm dolu dizgin saldırıya geçti.&#8221; (Artı TV, 16 Nisan 2023)  SSCB&#8217;nin; Afganistan&#8217;ı işgalini, Türkiye&#8217;den Artvin, Kars ve Ardahan&#8217;ı istemesini, Kafkasları, Türki cumhuriyetleri işgal etmesini, Ermenileri kışkırtmasını, II. Dünya savaşında Almanya ile anlaşması sonra Almanya’nın kendisine saldırınca Hitler’le savaşmasını, Çekoslovakya&#8217;yı işgalini, Bosna savaşındaki rolünü ve en son günümüzde Kuzey Kore, Küba, Laos, Çin&#8217;i Komünist yoldaşımız bilmiyor herhalde!</p>
<p style="text-align: justify;">Bizi hoşgörüsüzlükle ve savaşçı bir dine inanmakla itham eden ateistlerden Efe Aydal, 2 Ocak 2024 tarihli twitter&#8217;daki bir paylaşımında “Atatürk olsaydı, o da bütün şeriatçıların bir alanda toplanmasına izin verirdi. Sonra Sabiha Gökçen&#8217;i arardı.” diyerek kendi aklınca şeriatçıların bombalanması gerektiğini ileri sürmüştü.</p>
<p style="text-align: justify;">“Evrimin tanımı sadece bir türün başka türlere dönüşmesi değildir; Evrimde olan, bir türün bir başka türe dönüşümü olmak zorunda değildir.” (Evrim ağacı, 28 Şubat 2020, 11 Kasım 2012) Köşeye sıkışan evrimciler, evrimin en temel özelliğini de reddetmeye başladılar. En son örnek, evrim ağacı kurucusu Çağrı Mert Bakırcı! Halbuki ‘evrim, tüm canlı türlerin ortak atadan oluşması’ değil mi idi?!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-13801" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/426357358458.jpg" alt="" width="457" height="348" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15893" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/32634675886.png" alt="" width="202" height="279" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ateizmin yeni tanımı: “olabileceği” gibi, zanni bilgilerden hareketle ‘kesin bilgilere’ ulaşmaya çalışma teorisidir! </p>
<p style="text-align: justify;">Ateist Prof Ali Nesin: &#8220;Çok şaşırtıcı bir evrende yaşıyoruz. Bahsedilen sayılar, bulduğumuz  kurallar, efendim belli ki mantığı var, belli ki bir düzeni var, o düzen olmasa biz de olmazdık zaten. Daha da şaşırtıcı şeyler var, fiziği bırakalım felsefe yapalım: Maddenin varlığı, madde nasıl olabiliyor, hep mi vardı madde? Nasıl bir şey hep olabilir? ‘Hep olmak’ ne demektir, yani bu nereye kadar gidiyor ve durduk yere madde nasıl olabiliyor? Bu evrenin sonu neresi, nasıl sonsuz bir şey olabilir? Biz nereden geldik? Tüm bunlar ilginç sorular. Ama bunun sonucunda da Allah&#8217;ın varlığı çıkmaz, sadece &#8216;bir şeyi&#8217; bilmiyoruz. Yani bu düzen ‘nasıl’ olmuş, bu dünya nasıl olmuş, bu evren nasıl olmuş, madde nerden gelmiş?&#8230; Bilmiyoruz! Diyorum ki, gerçekten de bir Allah olması lazım diyorum yani olması lazım, nasıl mümkün böyle bir şey? Ben de diyorum ama, yani inanmıyorum.&#8221; (Twitter, 24 Ocak 2024: https://twitter.com/i/status/1750161667151798646) &#8220;O, düşündü taşındı, ölçtü biçti.  Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti! Sonra kahrolası ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi&#8230; Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.&#8221; (Müddessir, 18-29)</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-95798" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3523453246346.png" alt="" width="548" height="239" /></p>
<p style="text-align: justify;">Ateist fizikçi Leonard Susskind’in kozmolojik sabit hakkındaki soruya verdiği cevap şu şekildedir:  &#8220;Kozmolojik sabit o kadar hassas ki, bu değer çok çok küçük bir oynama yapmaya kalksanız burada olmazdık. Bunun ‘sebebi bilinmiyor’, ‘evreni ne yarattı’ ise (Kim yarattı demeyi sevmiyorum) Neyse, ‘kim yarattıysa’ çok çok hassas bir sabite yaratmış. Kimse hala sebebini bilmiyor. Bildiğimiz tek şey; eğer bu kuvvet biraz daha güçlü olsaydı, galaksiler yok olurdu&#8230; Varlığımız olmayacaktı!&#8221; Ateizm probagandası konuşmasında yaratıcıya delil itiraflarıdır bu sözler aslında!</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İnsanlar cehenneme gireceğine göre Allah niçin onları yaratmıştır?&#8221; diyen ateistler hem cehenneme gireceklerini hissedip vicdanları rahatsız olmakta ama  hem de inanmadıkları (!) yaratıcının inanmadıkları ahiretini sorgulamaya devam etmekte ve çelişkiye düştüklerini fark edememektedirler!</p>
<p style="text-align: justify;">Peygamberimiz makam ve dünyalık için mi peygamberliğini ilan etmişti? Peygamberimiz Hz Hatice ile evlenmeden önce ticaretle uğraşan ve belli bir ekonomik seviyeye gelmiş bir tüccar idi. Hazreti Hatice ile evlendikten sonra ekonomik durumu daha da arttı ama peygamberliğini ilandan sonra sadece malını mülkünü değil, emeğini, bedenini, ruhunu, arkadaşlarını davası yoluna feda etti. Kendisine İslam davasından vazgeçmesi karşılığında para, makam, kadın teklif edildi, elinin tersiyle itti, tüm akrabalarını, arkadaşlarını, doğup büyüdüğü şehri, tüm şehri ve aslında tüm dünyayı davası için karşısına aldı! Sadece Mekke&#8217;de 13 yılını hep işkenceye, zulme, baskıya, hakarete uğramakla geçirdi! Evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Medine&#8217;de de yine rahat bırakılmadı. Devamlı saldırılara maruz kaldı. Sonunda Mekke’yi fethedince de, hayatının son yıllarını krallar gibi yaşamak yerine, yeniden Medine&#8217;ye dönerek, içinde eşya bulunmayan tek kişilik odasında yaşamaya devam etti! Dünyalık peşinde koşan kişinin hayatı böyle mi olurdu?</p>
<p style="text-align: justify;">Evrimciler &#8220;Tabiatta mücadele vardır&#8221; diyerek, arka planda binlerce senedir devam eden uyumu göz ardı ederken, şimdi de &#8220;evrende kaos var&#8221; diyerek yüz binlerce senedir devam eden evrensel düzeni görememekte ısrar etmektedirler! </p>
<p style="text-align: justify;">Ateist kimdir?</p>
<p style="text-align: justify;">Allah&#8217;ın evreni yaratırken kullandığı dili (Bilimi) araştırmayı kutsallaştırıp, o dili Yaradanı inkar eden kimseye verilen addır. İnsan kaynaklı kötülüklere engel olacak kuralları koyan Allah&#8217;ın kanunlarını reddedip, sonra da ortaya çıkan kötülüklerden Allah&#8217;ı sorumlu tutanlardır!</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında ateizm diye bir şey de yoktur! Ateistlerin de tanrısı vardır. Adı farklı olabilir; Bazen doğa, bazen gen, bazen evrim, bazen zaman, bazen kozmik enerji. Ama kesin olan tek bir şey var ki, o da tanrısız hiçbir insan olmadığıdır!</p>
<p style="text-align: justify;">Ateist, &#8220;beni dünyada yaratıp sonra cezalandıracak bir tanrıya inanmıyorum.&#8221; der. Ben ise, &#8220;beni yaratıp sonra cennete koyacağını umduğum bir yaratıcıya inanıyorum.&#8221; diyorum. Aradaki fark neden? Çünkü ateist, vicdanının, yaptıklarından dolayı kendisini rahatsız etmesinden dolayı huzursuzluk duyup isyan etmektedir!</p>
<p style="text-align: justify;">30 küsur senedir ateizm üzerine yaptığım araştırmalar sonucu şunu gördüm ki, insanlar genellikle 3 nedenden dolayı ateist olurlar: Ya çocukluğunda geçirdiği bir tramvayı atlatamama ya anne babası veya çevreden aldığı ateizm yönlendirmesi veya kendi nefsinin istediği şekilde yaşama arzusu. </p>
<p style="text-align: justify;">Çoklu Evren teorisine ileri süren ateistler! Besmeleden sonra Kur&#8217;an&#8217;ın ilk ayeti, &#8216;Alemlerin Rabbi’ diye başlıyor! İddianda samimi isen haydi namaza! </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16027" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/420190122_1755377911608806_4544061845309368715_n.jpg" alt="" width="238" height="143" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateizmin yeni tanımı: “olabileceği” gibi, zanni bilgilerden hareketle kesin sonuçlara ulaşmaya ateizm denir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-16028" src="https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/47357356838.jpg" alt="" width="242" height="265" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;İnsanlar cehenneme gireceğine göre Allah niçin onları yaratmıştır?&#8221; diyen ateistler hem cehenneme gireceklerini hissedip vicdanları rahatsız oluyor hem de inanmadıkları (!) yaratıcının inanmadıkları ahiretini sorgulamakla çelişkiye düşüyorlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peygamberimiz makam ve dünyalık için mi peygamberliğini ilan etmişti?</span><br /><span style="color: #000000;"> Peygamberimiz Hz. Hatice ile evlenmeden önce ticaretle uğraşıp belli bir ekonomik seviyeye gelmiş bir tüccar idi. Hazreti Hatice ile evlendikten sonra ekonomik durumu daha da arttı ama peygamberliğini ilandan sonra sadece malını mülkünü değil zamanına, emeğini, bedenini, ruhunu, arkadaşlarını davası yoluna feda etti. Kendisine İslam davasından vazgeçmesi karşılığında para, makam, kadın teklif edildi, elinin tersiyle itti, tüm akrabalarını, arkadaşlarını, doğup büyüdüğü şehri, tüm tanıdıklarını davası için karşısına aldı! Sadece Mekke&#8217;de 13 yıl hep işkence, zulüm, baskı, hakaret ile geçti! Evini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Medine&#8217;de yine rahat bırakılmadı. Sonunda Mekke’yi fethedince ise, hayatının son yıllarında krallar gibi yaşamak yerine yeniden Medine&#8217;ye dönerek, içinde eşya bulunmayan tek kişilik odasında yaşamaya devam etti!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Evrimciler &#8220;Tabiatta mücadele var&#8221; diyerek arka planda binlerce senedir devam eden doğal dengeyi göz ardı ederken, şimdi de &#8220;evrende kaos var&#8221; diyerek yüz binlerce senedir devam eden düzeni görememekte ısrar etmektedirler. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateist, Allah&#8217;ın evreni yaratırken kullandığı dili (Bilimi) araştırmayı kutsallaştırıp, o dili Yaratanı inkar eden kimseye verilen addır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kötülüklere engel olacak kuralları koyan Allah&#8217;ın kanunlarını reddedip, sonra da ortaya çıkan kötülüklerden Allah&#8217;ı sorumlu tutanlara ateist denir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateizm diye bir şey yoktur! Ateistlerinde tanrısı vardır. Adı farklı olabilir; Bazen doğa, bazen gen, bazen evrim, bazen zaman, bazen kozmik enerji. Ama kesin olan tek bir şey var ki, o da tanrısız hiçbir insan yoktur!</span><span style="color: #000000;">Ateist, &#8220;beni dünyada yaratıp sonra cezalandıracak bir tanrıya inanmıyorum.&#8221; diyor. Ben de, &#8220;beni yaratıp sonra cennete koyacağını umduğum bir yaratıcıya inanıyorum.&#8221; diyorum. Aradaki fark neden? Çünkü ateist, vicdanının yaptıklarından dolayı kendisini rahatsız ettiğinden dolayı huzursuzluk duyup isyan bayrağı çekmektedir&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">30 küsur senedir ateizm üzerine araştırma yaparım. İnsanlar genellikle 3 nedenden dolayı ateist oluyorlar: Ya çocukluğunda geçirdiği bir tramvayı atlatamama ya anne babası veya çevreden aldığı ateist yönlendirme veya kendi nefsinin istediği şekilde yaşama arzusu. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateist arkadaşa 3 soru: &#8220;Big Bang&#8217;i kim tetikledi? Cansızdan nasıl canlı oluştu? Canlı nasıl irade, akıl, vicdan, duygu sahibi oldu?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çoklu Evren teorisine ileri süren ateistler, Kur&#8217;an&#8217;ın ilk ayeti &#8216;alemler’in rabbi diye başlıyor! E haydi namaza  🙂</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><br /><a href="http://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/giris-altin-cag-mujdesi_600x253" rel="attachment wp-att-4559"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4559" title="giris-altin-cag-mujdesi_600x253" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/giris-altin-cag-mujdesi_600x253.jpg" alt="" width="397" height="166" /></span></a></span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/ateist-akil.html">Ateist akıl!</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/ateist-akil.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim değişmez mi?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 08:43:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deizm]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim değişmez mi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim din midir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim dogma olabilir mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim yanılmaz mı?]]></category>
		<category><![CDATA[değişmez mi]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam bilim gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[Kesinleşmiş bilgi var mıdır?]]></category>
		<category><![CDATA[yanılmaz mı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuya ek olarak ‘Evrim’, ‘Ateist akıl’, ‘Ateizm Yanılgısı’ ve ‘Deizm Yanılgısı’ adlı yazılarımızı da tavsiye ederiz. Bilim yanılmaz, değişmez, tek gerçek kaynak mıdır? Birçok insan bilimin ilan ettiği hakikatların hiç değişmediğini zanneder. Halbuki bilim, değişerek ve bir önceki bilgiyi yalanlayarak ilerlemeye devam etmektedir. Albert Einstein: “Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html">Bilim değişmez mi?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #808080;">Konuya ek olarak ‘Evrim’, ‘Ateist akıl’, ‘Ateizm Yanılgısı’ ve ‘Deizm Yanılgısı’ adlı yazılarımızı da tavsiye ederiz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Bilim yanılmaz, değişmez, tek gerçek kaynak mıdır?</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Birçok insan bilimin ilan ettiği hakikatların hiç değişmediğini zanneder. Halbuki bilim, değişerek ve bir önceki bilgiyi yalanlayarak ilerlemeye devam etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Albert Einstein:<strong> “</strong>Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey de odur.” (Alice Calaprice, The Ultimate Quotable Einstein, s. 404) Stewart Cole ‘Demokraside liberal eğitim’ adlı eserinde bilim adamını şöyle tarif etmektedir: “Bilim adamı, doğrunun yolunda ilerlemek için doğanın temel yasalarına ve zekasına güvenen inançlı ve bütünlüklü bir insandır. Amacı insanoğlunun refahıdır.” Gerçekte ise, “Bilim adamları bay Cole’un inandığı gibi olmak zorunda kalsalardı, sayıları çok az olurdu.” (Anthony Standen, Bilim Kutsal Bir İnektir, s. 12) “Bilim adamını, geleneksel ‘dini inançların yerine geçecek’ yeni kavram ve düşünceler arama yolunda bir sorumluluğu olandır.” (Standen, s. 17) şeklinde tarif edenler de vardır. Halbuki “Bilimin yanılmaz ve eleştiri ötesi olduğu düşüncesi bir yanılsamadır, dahası tehlikeli bir yanılsamadır.” (Standen, s. 25) “17 yüzyılda tabiata hükmeden insan” şeklinde Francis Bacon’da ifadesini bulan sömürgeci karakteri eleştiren ve “mekanik dünya görüşüne sarılmanın bizi yok olmanın eşiğine getireceğini” söyleyen, “ABD&#8217;de yapılan araştırma ve geliştirme harcamalarının yüzde yetmişinden fazlasının askeriye tarafından yapıldığını” ifade eden parçacık fiziği, yüksek enerji fiziği ve teorik fiziği uzmanı Fritjof Capra da, ”Bilimden pek ümitli değilim.” demektedir. (İzlenim dergisi, Mart 1993, s. 54-56)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilim, deneyler ve deneylerden ulaşılan kanunlar ya da matematik ve geometri ile formüle edilen şeylerin ‘gerçek kabul edilmesi&#8217; neticesinde, doğru bilginin ‘kıstaslarının değişmesi’ ile oluşur.” (Bertrand Russell, Bilimden beklediğimiz, s.14; Alekandre Koyre, Bilim tarihi yazıları I/66; John Henry, Bilim devrimi, s.15; Kostas Gavroğlu, Bilimlerin geçmişinden tarih üretmek; Hasan Yaşar, Ömer Faruk Korkmaz, Yücel Karakoç, Modern Bir Akıl Sapması, Deizm, s. 60) Günümüzde ‘Einstein modeli Newton modelinin yerini almıştır.’ (Hamza Andreas Tzortzis, Hakikatin izinde, Din bilim Ateizm, s. 298) ve ‘Bilimin vardığı sonuçlar değişmez sonuçlar değildir, bütün sorulara cevap veremez.’ (Tzortzis, s. 304) Bilimsel sonuçlar, ‘değişken ve mutlak olmayan’ işler olarak kabul edilmelidir. Bilim değişebilir. (Tzortzis, s. 300) “Gerçi bilim vardığı sonucu değiştirip yerine yenisini koyuyarsa da, uzun vadede tabiatın ‘hakikatine biraz daha yaklaşarak da’ ilerlemektedir.” (Standen, s. 161) Bilimsel bilgi ve ilahi vahyin iki farklı bilgi kaynağı olduğunu belirtmemiz gerekir. Bir tanesi sınırlı niteliklere sahip olan insan zihninden, diğeri ise tanrıdandır. (Tzortzis, s. 301) &#8220;Ateist Sam Harris bile, bilimsel kuramların hatalı olabileceğini itiraf etmek zorunda kalmıştır.&#8221; (Emine Öğük, Yeni ateistlerin yanılgıları, s. 81)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Samerset Maugham ise bu konuda, &#8220;Avrupa bugün yeni bir Tanrıya inanmıştır, o da ilimdir. Fakat ilim devamlı değişen bir varlıktır. İlim dün inkar ettiğini bugün ispat eder ve bugün ispat ettiğini de yarın inkar eder. İşte o sebepten dolayı, ilmin kullarını düzen ve huzurdan uzak, daima bir ıstırap ve gönül darlığı için de bulursun.&#8221; (Profesör Muhammed Kutup, İslam&#8217;ın etrafındaki şüpheler, s. 20) demektedir. Bilimin kayan kum üzerinde durduğu (Karl R. Popper, Daha İyi Bir Dünya Arayışı, s. 43) ve günümüzde hiçbir bilginin eskiden kabul edildiği gibi kesinlik arz etmediği (Anthony Giddens, Modernliğin Sonuçları, s. 44,171) artık bilinmektedir! “Karl Popper, &#8216;Bilimsel Araştırmanın Mantığı&#8217; isimli kitabında, &#8220;Bilimsel bilgilerin değişimi açıktır, geçicidir, geçicilik özelliği taşır. Yeni bir bakış açısı geldiğinde, yeni veriler elde edildiğinde, bilimsel bilgi değişime uğrayabilir.&#8221; Bilimsel bulguların kesin değişmez gerçeklik olarak dayatılmasının da, ‘bilimi bilim olmaktan çıkarıp bir çeşit dogmatik inanç ya da din haline getirdiği’ unutulmamalıdır. Sonradan yanlış olduğu ortaya çıkan teorileri ortaya atanların da, kendi dönemlerinde teorilerini kabul etmeyenleri bilim dışı, akıldışı ya da bilim karşıda olmakla suçladıkları çokça görülmüştür.” (Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı, s. 25, 75) &#8220;Bilimsel bilgiyi şaşmaz bir kılavuz olarak gören ve &#8216;her şeyin açıklamasını bilimden bekleyenler, bilimsel kalıpların sürekli değiştiğini&#8217; unutmamalıdır. Bilim sürekli bir şekilde değişime uğramaktadır. Bilimsel bilgi, son noktayı koyan değişmez bir içeriğe sahip bir bilgi türü ortaya koyamaz. Bilim, yanlışlarını düzelterek ilerler.&#8221; (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 12, 85, 164) Evet, “Bilimin geçmişteki delillerinde daima yanlışlama özelliği söz konusudur.” (Hacı Ali Şentürk, Ateizm sonuçsuz serüven, s.  221) “Bilim sürekli kendini yalanlayıp yenileyen bir alandır.” (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 306) &#8220;Bilim ve teknik teoriler sürekli gelişir, çoğu kere de değişir ve başkalaşır.&#8221; (İzzet Derveze, Kur’an cevap veriyor, s. 308) Özetle, &#8220;Bilimsel bilgi sürekli değişime ve gelişime açık bir yapıdır.&#8221; (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Komisyon, Soru ve Cevaplarla Niçin İnanıyorum? s. 82)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilim, &#8216;sınırlı gözlemlerinize dayanarak, belirli bir olgu için elimizdeki en iyi açıklama budur&#8217; demektir. Bilim değişkendir. Bilimsel sonuçların mutlak olarak doğru olduğunu ve hiçbir zaman değişmeyeceğini varsaymak açıkça yanlıştır. Tarih bize gösteriyor ki, bilim vardığı sonuçları sürekli değiştirir.” (Tzortzis, s. 278, 299, 300) “Bilim hakkında asıl sorulması gereken soru, Bilimin bizi nereye götürdüğü değil, kendisinin nereye gittiği meselesidir. Nereye gittiğini bilmesek bile, nereye gitmediğini biliyoruz artık! ‘Bilim, hakikate doğru gitmiyor.’ Hakikati keşfettiğini iddia eden her bilimsel teorinin, bir bakıyorsunuz bir süre sonra hakikati keşfetmediği anlaşılıyor. Bundan sonra üretilecek olan bilimsel teoriler de, bundan öncekiler gibi hakikati keşfettikleri iddiası ile ortaya çıkacaktır ama bir daha asla yanlışlanmayacak biçimde ortaya koyacak bir teorinin olabileceğini düşünmek pek mümkün görünmemektedir. Edgar Morin: Bilimsel teoriler nesnel olamaz çünkü bilim, insan zihninin gerçek hakkındaki düşüncelerinden ibarettir. Nitekim aynı objektif verilerin; Ptolemaios, Kopemik, Newton ve Einstein gibi birbirinden farklı, hatta birbirine karşıt teoriler tarafından kullanılmış olması da bunu gösterir.” (HilmiYavuz, Modernlesme Oryantalizm ve İslam, s. 92) &#8220;Bilim değişime açıktır. Dolayısıyla bilimsel ispat diye bir şeyden bahsetmek tehlikelidir. Çünkü bu terim, varılan bilimsel sonuçların taş üzerine oyulmuş yazılar gibi olduğunu ima eder ve bu anlayışı güçlendirir.&#8221; (G. Barker and P. Kitcher, Philosophy of Science, s. 17) “Bilimin ürettiği bilgilerden hangilerinin gelecekte doğrulanıp hangilerinin yanlışlanacağını bugünden kestirmek imkansızdır.” (Prof. Cağfer Karadaş, Kafama takılanlar 2, s. 91) “Modern bilim anlayışında mutlak doğru yoktur, güncel doğru vardır. Bilim bugün doğru dediğini yarın yalanlayabilir.” (Prof. Ramazan Altıntaş, Gençler inançtan soruyor, s. 158)  Yani bilimsel “İlerleme, &#8216;geçici hakikatler ile&#8217; günü kurtarmaktan başka bir şey değildir.” (Selçuk Kütük, Deizm, s.  90) “20. yüzyıl fiziği bize, bilimde hiçbir mutlak doğru olmadığını ve bütün kavram ve teorilerimizin sınırlı ve tahmini olduğunu çok kesin bir şekilde göstermiştir.  Bilimsel teoriler bize hiçbir zaman gerçekliğin tam ve son bir tasvirini sağlayamaz. Onlar daima, nesnelerin hakiki özelliklerine yönelik ‘tahminler’ olarak kalmak zorundadır. Bilim adamları gerçekliğin yalnızca sınırlı ve yaklaşık tanımları ile uğraşırlar.” (Fritjof Capra, Batı düşüncesinde dönüm noktası, s. 47, 58) “Her bilimsel teorinin yanlışlanabileceği unutulmamalıdır. Bilim, tamamlanmamış bir araştırma sürecidir.” (Erol Çetin, Deizm Eleştirisi ve Yapılması Gerekenler, s. 84) &#8220;Hawking de, bilimin önemli bölümünün kesin olmadığının anlaşıldığını ifade etmektedir. Galileo, Batlamyus&#8217;un evren modelini sahneden kaldırmıştır. Newton&#8217;un durağan ve kesin zamanlı evren modelini de Einstein, Hubble, Lemaitre ortadan kaldırmıştır.&#8221; (Emin Arık, Deizm ve ateizm çıkmazı, s. 17, 250) &#8216;Bilimci&#8217;, bilimi kendine mahsus kuralları olan yeni bir din haline getirir. Bilim tarihine baktığımızda, &#8216;bilim adına konuşan&#8217; birçok bilim adamının ve felsefecinin bugün için komik görünen fikirler ileri sürdüklerini rahatlıkla görebiliriz. Ünlü bilim adamı Lord Kelvin 150 sene önce, &#8216;havadan daha ağır cisimlerin uçamayacağını&#8217; savunuyordu. Pozitivisterden Ernest Mach ise atomun varlığını reddediyordu. (Selçuk Kütük, Deizm, s. 118-119) Bu nedenle de Harvard üniversitesi profesörü Dr. William MC. Dougal, &#8220;Bugün biz fizikçiler, madde karşısında 19. yüzyılın fizikçileri gibi değiliz, &#8216;hepsini anladık&#8217; demiyoruz, daha anlamadığımız pek çok şey vardır.&#8221; (M. Rahmi Balaban, İlim ahlak iman, s. 77) demektedir. Tüm bunlara rağmen ateistler hâlâ “Dogma haline getirdikleri birtakım bilimsel sonuçların her şeyi açıklayabileceğine inanmaktadırlar.” (Prof. Dr. Cağfer Karadaş, Ateist ve Deistlere Cevap, s. 16) Akılcılar, &#8220;Aklın sınırlı olduğunu itiraf ettikleri halde onu her türlü şeyin üstüne koyma çelişkisine imza atarlar.&#8221; (Rene Guenon, Doğu ve Batı, s. 44)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ateistler de “Deistler de akla sonsuz güven duyarlar ama sınırlı ve dar oluşundan haberleri yoktur.” (Prof. Adnan Bülent Baloğlu, Son hurafe Deizm, s. 264) “Akıl insan zihninin ürettiği bir bilgidir. Tek bir akıl yoktur.” (Baloğlu, s. 285) &#8220;Bilimin doğruları hep değişmektedir. Devamlı değişen bilim nasıl olur da insanlar için değer üretmeye yönelik bir konum da kabul edilir?&#8221; (Hacı Ali Şentürk, Teolojik Sancı Deizm, s. 108) “Her bilimsel yöntemin ve bulgunun temelinde bir dünya görüşü yatar. Dünya görüşleri ise bir takım ön kabullere dayanır. Dolayısı ile bilimsel önermelerin mutlak ve evrensel olduğu iddiası akla uygun değildir.” (Erol Çetin, Deizm Eleştirisi ve Yapılması Gerekenler, s. 86)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama bilimi kurtarıcı bir din gibi görenler de vardır. &#8220;Bilim, bir inanç kategorisi haline gelmiş durumdadır.&#8221; (Edward Said, Oryantalizm, s. 56) “Kutsallardan arındırılmaya çalışılan aklın zamanla kendisi kutsallaştırılmıştır.” (Neşet Toku, Kültürel rölativizm zemininde insan, Düşünen siyaset, sayı 15, s. 78)  “Akıl ve bilim her nedense fakirliğe, açlığa, sömürüye, adaletsizliğe, işgallere ve savaşlara engel olamazken.” (Selçuk Kütük, Deizm, s. 284) “Yuval Noah Harari ise salgınları dize getirerek insanın Tanrılaşacağını iddia etmiştir. İnsanlığın verdiği mücadeleyle bütün hastalıklarla başa çıktığını söyleyen Hariri aslında post-modern yalancı bir peygamberdir! Bu yalancı peygamber, insanı da Tanrı ilan eder (homodeus) ve “Bize bol gıda, ilaç, enerji ve hammadde sağlayan olağanüstü ekonomik büyümemiz sayesinde kıtlık, salgın ve savaşları dize getirmeyi bildik” (Harari, Homodeus, s. 24) der. Harari’nin amentüsü ilerlemedir. Buna göre artık ne salgın, ne kıtlık ne de savaş olacaktır. Bütün yalancı peygamberlerin sonu hüsrandır. Koronavirüs salgını deizm ve “İnsan Tanrı” yalanını yerle bir etmiştir.” (Ergün Yıldırım, Yeni Şafak, 15 Mart 2020) Halbuki aynı Harari, “Max Planck, Einstein&#8217;a, &#8216;bilimin cenazeden cenazeye ilerlediğini.&#8217; söylediğini (Y. N. Harari, Homo Deus, s. 38) aktarmıştır. İsrail’li ateist Harari gibi, &#8220;Türkiye ateistlerinin sorularının çoğunun da, bilimi kutsal bir inanış görmekten kaynaklandığı görülmektedir.  Batı, materyalist bilimselliği 19. yüzyılda bırakmıştır. Bu ateistler hâlâ ikinci el bilim anlayışından kurtulamamıştır. Gerçekte ise bugünkü dünyanın çektiği sıkıntıların temelinde çok tapınılan bilimin, her şeyi tüketen insanoğlunu bir türlü doyuramaması yatmaktadır.&#8221; (Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1, s. 20) “Gençlerimiz İsrailli Yahudi, ateist ve eşcinsel Harari&#8217;nin bilimle mükemmelliğe ulaşılıp savaşların biteceği ve insanın Homodeus (İnsan Tanrı) olacağı fikirleriyle zehirlenip dursun! İsrail, bilimle geliştirdiği mükemmel programlarla daha &#8220;mükemmel katletmeye&#8221; devam etmektedir: Yapay zekanın bütün matematiksel ve bilimsel mükemmelliğine karşın kusurları da vardır. Mesela bombalanan evde &#8220;hedef&#8221; olmuyor ve yine de o evdeki herkes bombalanarak katlediliyor. Matematiksel kusur, bütün ailenin yok edilmesiyle sonuçlanıyor! Lavender adlı bu yazılımla katliamlarda sivil kayıplar oranı bile çıkarılıyor. 20 kişilik &#8220;zayiat&#8221;, &#8220;normal&#8221; görülüyor. Bunlar bazen azalıyor bazen çoğalıyor. Üst düzey &#8220;hedefler&#8221; için ise bu oranın 100’e kadar çıktığı belirtiliyor. Katletme matematiğin oranlar meselesi olmuş. Ne bilim ama!” (Ergün Yıldırım, Star, 6.4.2024) Zaten &#8220;Modern bilimin meselesi, hakikat değil hakimiyet&#8217;tir. O yüzden güç üreten araçları kutsamış, araçlar insanı kölesi yapmış, şiddete dayalı bir dünya üretmiştir.&#8221;  (Yusuf Kaplan, Yeni Şafak, 5.12.2021) Uzun zamandır “Batı, bilimi insan ve doğaya hükmetme aracı olarak kullanmakta” (İsmail Süphandağı, Batı ve İslam arasında Oryantalizm, s. 173) ve &#8220;Ortaya çıkan savaşlar, bilimin vücut verdiği nükleer ve ekolojik tehditler, beraberinde rasyonalizm ile ortaya çıkan ve büyük anlatılara neden olan güvenin artık kaybolmasına neden olmaktadır.&#8221; (Modern Çağın İnanç Sorunları, Komisyon, DİB, Profesör Dr Kasım Küçükalp, s. 104) Ama ateistlerin hayallerinin sınır yoktur: Meşhur ateist Celal Şengör, &#8220;Günün birinde insanların, beynini bilgisayar programlarına download ederek ölümsüz olacağını ve bütün evrene yayılıp nüfuz edeceğini.&#8221; iddia eder. (Ensonhaber, 20.04.2025) Tabiatı kontrol etme ve ilahi güce ulaşma hedefleri hep bilim adı altında gizlenmiştir. (Hasan Yaşar, Ömer Faruk Korkmaz, Yücel Karakoç, Modern Bir Akıl Sapması, Deizm, s. 117, 119)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Fizikçiler, yaptıkları keşif ya da ürettikleri aletlerin kendi deha ve güçlerinden kaynaklandığına inanarak güçlü olduklarına inanmaktadırlar. Bu tarz çabalarla aslında, inanmadıkları tanrının yerini almaya çalışırlar.&#8221; (John Horgan, Bilimin sonu, s. 255) &#8220;Bilimsel emperyalizmden&#8221; (E. F. Schumacher, Aklı karışıklar için kılavuz, s. 19, 68) bahsedenler kadar,  &#8220;Bilimsel teknolojik zaferin, insanı çöküşe sevk ettiğini&#8221; (Alexis Carrel, İnsan Denen Meçhul, s. 333) ileri sürenler de vardır. &#8220;Akılcılık, artık bilimci uzmanların dediğine&#8217; teslim olmak&#8217; manasına gelmektedir. Akılcılık artık bir iktidar odağı haline getirilmiştir.&#8221; (Paul Feyerabend, Akla veda, s. 21-22) &#8220;Bilim/akıl en militan din kadar dar kafalı olabilir, var olan bütün güçler gibi en şeytani güçlerin hizmetine koşabilir.&#8221; (Max Horkheimer, Akıl tutulması, s. 110) &#8220;Aklı yanılmaz bir bilgi kaynağı olarak gören akılcılar, bilim ve felsefe tarihlerine baksalardı, karşımıza çıkan birbiriyle çelişik sayısız düşünce ve teorinin varlığı karşısında insanların evrensel bir akılda birleşemediklerini göreceklerdi. Akıl, metafizik ve tanrısal bir konuma taşınmıştır. Bir nimet olan akıl, tanrı pozisyonuna yerleştirilmiştir. Bilgi ve veri akışının uzun vadede sürekli bir değişime uğradığı ortada olduğuna göre, akıl yürütmenin de değişime uğrayacağı açıktır. Akıl, hakikati icat etme kapasitesine sahip bir cevher değil, hakikati kavramaya yarayan bir araç olmalıdır. Akıl, modern dönemde bir &#8216;değer üretmek kaynağı&#8217; haline getirilmiştir. (Selçuk Kütük, Deizm, s. 85-87) “Materyalizmi benimseyen analitik filozoflar, bilimsel beyanların &#8216;eksiksizliğine&#8217; güçlü bir biçimde bağlıdır.” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, Dennett&#8217;ten Dawkins&#8217;e yeni ateizmin felsefi temelleri ve teistik eleştirisi, s. 70) “Bilimlerin birliği ideali, gerçekleştirilmemiştir ve gerçekleştirilemeyecek bir rüyadır. ‘Bilimci’ natüralistin açık, tartışmasız ve kullanışlı bir bilim tanımı da yoktur. Naturalizm dinsel olarak nitelenebilecek birtakım özellikler de sergiler.” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, s. 171) “Bilim pek çokları için, dinin üstünde bir hakikat terazisi olarak konumlandırılmıştır.” (Hasan Yaşar, Ömer Faruk Korkmaz, Yücel Karakoç, Modern Bir Akıl Sapması, Deizm, s. 99) “Doğanın dışında başka hiçbir şey yoktur.&#8221; şeklindeki kapsamlı naturalist iddiaya doğanın içinde kalarak ulaşma imkanı yoktur. Bu iddia fiziksel gerçeklerin terkibinden daha fazlasını, bir felsefeyi, metafiziği içerir.” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, s. 175) “Sıradan bir bilim tarihi ve felsefesi okuyucusu bile, açık, tartışmasız bir bilim tanımı olmadığını görebileceği gibi, açık, tartışmasız bir bilim metodu olmadığını da görecektir.” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, s. 174) “Bilim başarılarını oldukça sınırlı bir alana odaklanmasına borçlu iken, bilimcilik, desteksiz genelleştirmeler yapmaktadır. Bu nedenle, &#8220;bilim&#8221; ve &#8220;bilimcilik&#8221; birbirleri ile bağdaşmaz. Bilimcilik ciddi bir şekilde benimsendiğinde &#8220;sahte din&#8221; haline gelir” (Kemal Batak, Naturalizm Çıkmazı, s. 160) ve “yaşamın anlamını ve uğrunda savaşılacak idealleri verir!!” (Karl Giberson, Artigas, Oracles of Science, s. 40)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aslında &#8220;Bilim, İlahi kanunların keşfi neticesinden ortaya konan prensiplerdir. Bilim, 108.000 km/saat hızla “dünya dönüyor”, din ise; sebepler dairesinde ve hikmetine binaen Yüce Kudret tarafından “dünya döndürülüyor” der. Maneviyattan ve vahiyden kopuk bilim, olayın failini terk edip ve işi tesadüflere bırakır. Kaldı ki, İslam taklidi bir imanı değil, araştırmaya ve delile dayalı bir inanma olan tahkiki imanı esas alır.&#8221; (Mehmet Bahadır, Modern Bir Put: Bilim, Derin Düşünce, 4.5.2010) Bu nedenle &#8220;Kuantum hipotezini ilk ortaya koyan Max Planck, “Din ile bilim arasında asla gerçek anlamda bir zıtlık olamaz. Çünkü biri diğerinin tamamlayıcısıdır.&#8221; (Max Planck, Edt. Charles C. Gillespie, Dictionary of Scientifik Biography, s. 15) dermektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ayrıca “Bilgilerin temelinde, doğrulanamayan inançlar vardır.” (Erol Çetin, Deizm Eleştirisi ve Yapılması Gerekenler, s. 77) ve “Bilimin kendisi birçok kabul üzerinde yükselir. İnsanlar, örneğin akli melekelerinin manipüle edilemediğini veya algılarının kendisini yanıltmadığını varsayar. Einstein, &#8220;Doğada her şeyi kuşatan yasaların var olduğuna yönelik inancımız, bir tür imanın üzerine bina edilmiştir.&#8221; (A.Einstein, Einstein on Cosmic Religion and Other Opinions and Aphorisms, s. 33) derken, bunu kast etmektedir.” (Alper Bilgili, Bilim ne değildir? s.  74) “Bilim, varlığını bilişsel yetilerimize güvenliğimiz kabulüne borçludur.” (Bilgili, s. 76) &#8220;Bilgi, &#8216;inancın&#8217; gerçeğe dönüşmüş hali değil midir? Bilimsel teoriler, belli dönemlerde belli açıklama tarzlarıdır. Dawkins, darwinizm&#8217;in hipotezlerini kanıtlanmışçasına savunmaktadır. Dawkins, bilimsel kesinliği öylesine yükseltmektedir ki, asla değiştirilemez kesin yasalar olduklarını savunmaktadır.&#8221; (Aliye Çınar, Deizm ve ateizm üzerine, s. 28, 43, 281, 282) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilimin yanılmaz ve tek gerçek kaynak olduğunu savunanlara bir hatırlatma yapalım: 1911 yılına dek Thomson atom modelini bilim adına savunmuşlardı. 1913 yılına dek ise Rutherford&#8217;un atom modeli bilim adına savunulmaya başlanır. 1913&#8217;ten itibaren ise Bohr atom modeli yeni bir model olarak ortaya çıkmıştır. Kısaca Bilim, &#8216;Yanlışlana dek doğru kabul edilen iddiadır!’ Bilimci putperestler, bilim ve teknolojiyi elinde bulunduran devletler, bunları insanların yararına kullanmak yerine insanları sömürme aracı olarak kullanmaktadır. İlaç sanayinden silah teknolojisine, medyadan oryantalist araştırmalara dek bu böyledir! Bilimi kutsayanlar; ölümsüzlüğe çare olacağını, dinin yerini alacağını düşünenler, tüm sahte Tanrılar gibi bir gün bilim putunun da, kendine ‘yüklenen bu anlamıyla’ beraber yıkılıp gideceğini göreceklerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tabiata tapınan (‘Natüralizm’ adlı yazımıza bakılabilir) veya ineği kendileri için kutsal sayanlarla fizik veya kimya bilimlerini ilah edinenler arasında ne fark vardır? İnek de yaratılan bir varlık, fizik kuralları da evrenin işlemesinde kullanılan birer araçtırlar ama iki araç da günümüzde amaç haline getirilmiş, ilah seviyesine yükseltilmiştir. Altını özellikle çizerek belirtelim ki, burada bilimin değil bir zihniyetin eleştirisi yapılmaktadır ve bilim değil ‘bilimciler’ eleştirilmektedir!  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Dolayısıyla bilimsel bilgi, mutlak doğruları değil, doğruya şu an için en yakın olanı yansıtır. Bununla yetinmemizin nedeni ise, daha geçerli olana henüz sahip olamamış olmamızdır. Bu nedenle bilim adamı “bilimsel gerçekler” yerine şu anda sahip olduğumuz “bilimsel veriler” ışığında konuşur. Gerçek, evrendeki varlıklar ve olaylardır. Gerçekler, kişilerden bağımsızdırlar ve değişmezler. Bilim ise, gerçek değil, gerçeğin bizim tarafımızdan bir ‘algılanma’ biçimidir, bir yorumdur. Bu yorum ise, yorumcunun durduğu yere ve önceki donanımına bağımlıdır.” (Prof. Tevfik Özlü, Bilim Yobazlığı, Zafer, sayı: 429, Eylül, 2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilimsel iddia ve buluşlar, teori veya geçici doğrular mertebesindedir. Dolayısıyla ‘her an yanlış oldukları ispatlanabilir olan zamana bağlı’ doğrulardır. Bilimi tanrı edinenlere üzülerek belirtmeliyiz ki, bilim hiçbir zaman “Sonunda Tanrının olmadığı bulundu” gibi bir keşifte bulunamayacaktır. Ayrıca unutmamalıyız ki, bilimin açıklayamadığı pek çok şey vardır ve öyle de kalacaktır. Bilim bir rehber değil; ancak önümüzü aydınlatan bir ışık olabilir. Işık olsa da yine yolumuzu bulmamız için bizlerin bir rehbere ihtiyacı vardır. O rehber de dindir; İslam’dır. Bilimin metotlarını ve bilim yoluyla üretilenleri, mesela çekiç ya da kerpeteni birer araç gereç olarak görebiliriz. Birisi çıkıp çekicin dünyanın tüm sorunlarına çözüm olacağını söylerse, onun deli olduğunu düşünürüz. Başınızın üstünde bir dam olsun istiyorsak çekiç şarttır ama çekiç ile mesela huzuru bulacağını iddia edenlerden de uzak durmamız gerekir. Hele ki o çekiç bir de doğa ve insanlara hükmedilmek üzere kullanılıyorsa…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilim tarafsızdır”, “Doğrunun ölçütü bilimdir” gibi pozitivist inanışlar artık eskisi kadar taraf bulmuyor, bulamıyor. (Standen,  s. 197) Pozitivist bilimciler, dinin alanına girdiğinde pozitivistlikten taviz vermiş felsefe yapmaya başlamış olmaktadırlar. Pozitivistler her şeyi parçaladıkları için manayı kaybetmişlerdir. Aşkı, korkuyu, sevinci hormonal “fenomenler” zannetmektedirler. Hakikatin tezahürü yok onlar için, sadece tezahür var. Sebebi? Eşya. Eşyanın sebebi? O da eşya. Biz buna “pozitivist iman” diyoruz. Çünkü pozitivistlerin bilimsellikle ilişkisi kopmuştur. Bilimsellik değil bilimcilik peşindedirler. Bilimi putlaştırmışlardır. Semavi dinlere alternatif bir ilahiyat üretmişlerdir. Buyurun, yaşadığı zamanın öncü bilimcisi bakın ne diyor: “Yerçekimi gibi bir kanun var olduğu için kainat kendi kendini hiçten, yoktan yaratabilir ve yaratacaktır. Dünyamız fizik bilimi tarafından yaratılmıştır.” (Stephen Hawking, The Great Design) Aslında Filozof Stephen, Tanrı’yı tefekkürle bulmuş ama ona “fizik” adını vermiştir olay bu kadar basittir. (Mehmet Bahadır, Modern Bir Put: Bilim, Derin Düşünce, 4.5.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim yanılmaz mı? Kesinleşmiş bilgi var mıdır? Bilim dogma olabilir mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cinlerin varlığı kabul edilse, psikolojik birçok rahatsızlığın tedavisi mümkün olabilecek, ruhun varlığı kabul edilse tıp farklı bir bakış açısı kazanacak ve yeni tedavi yöntemleri geliştirilebilecekken, aksine Darwinist ve libido eksenli insan tanımı ve bunlardan hareketle ileri sürülen tedavi yöntemlerinin insan doğası ile ne kadar uyumlu olduğu, günümüzde artan psikolojik sorunlarla net bir biçimde görülmektedir. Parapsikoloji, alternatif tıp, metafizik Avrupa, Rusya, ABD’de, kimi 50 kimi 100 senedir üniversitelerde kürsüsü kurulmuş birer bilim dalı olarak kabul edilir iken, ülkemizde hâlâ bu konuları araştıranlara bilim dışı yaftası vurulmakta ve birçok konuda olduğu gibi bu konuda da dünyanın gerisinde kaldığımız görülmektedir. Alternatif tıbbı küçümsemek acaba ilaç firmalarının bir politikası mıdır? Tadavi edilen her hasta kaybedilen bir müşteri midir? Artık günümüzde ‘Bilim, yalanlara da ortak edilmiş’ (Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler, s. 72) ve gıda/ilaç sektörü dahil her alanda sömürü çarkı işlemeye devam etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilimin amacı insanlığı  doğruya, hikmete, güzele  yönlendirmek olmalıdır ama şu an bilim; çıkar, ekonomi ve siyaset çerçevesinde insanlığa  hizmet amacının uzağında bir seyir izlemektedir. Bilimi  ve ürünlerini inkar etme gibi bir niyetimiz tabii ki yoktur ama bilimin insanlık yerine bazı çıkar çevrelerine hizmet ettiği düşüncesi de asla göz ardı edilmemelidir ve bizim de karşı olduğumuz konuların başında bu gelir! &#8220;Dinin yerine en yüksek zihinsel otorite olarak geçirilen akıldan&#8221; (Max Horkheimer, Akıl tutulması, s. 66) söz edilmektedir ki, bu &#8220;Batı aklı, yalnız dünya işlerinden faydalanmaya dönük ve hayırlı insanlardan çok kötü insanların yararlandığı din dışı bir akıldır.&#8221; (Mustafa Sabri Efendi, Mevkıfu&#8217;l Akl, I/12)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Son yüz elli yıldır görünen şeylerden biri şu olmuştur; Bilim, sosyo-kültürel ortamdan ve felsefi eleştiriden bağımsız bir statüye sahip değildir. Bilimin özcü yorumunun yüceltilmesi, sanıldığının tersine bilime pek yarar da getirmemiştir. Tam tersine bilimin dogmatikleştirilmesine, bilimin bir tür dine dönüştürülmesine yol açmıştır. Özellikle uygulamalı bilimlerde politik yönlendirme ve baskı, günümüzde eskisine oranla çok daha fazla artmıştır.” (Doğan Özlem, Bilim Nedir? Ne Değildir? Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi, 2, 7-18. 2001, s. 16) Paul Feyerabend açıkça, “bilim insanı, araştırmasını destekleyen kurumun dünya görüşüne uygun davranmak, onu desteklemek zorundadır.” (Feyerabend, Akla veda, s. 292)  demektedir. Richard Lewontin de, &#8220;bilimin sosyal etkilere açık olduğunu, hakim ideolojilerden az ya da çok etkilendiğini söyler.&#8221; (Richard C. Lewontin, Biology as Ideology, s. 9) ‘Bilim tarafsızdır’ iddiası hatalıdır. Çoğu araştırmanın neye yöneleceği ona para yatıranlarca belirlenmektedir. Ayrıca bilim adamları da yaşadıkları zamanın dünya görüşleri ve ideolojilerinin etkisi altındadırlar. (Standen, s. 198)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özellikle ateist ve evrimci yazarlar okuyucularını yönlendirmede çok mahirdirler. Bu konudaki örnekler için, ‘evrim’ ve ‘ateizm yanılgısı’ başlıklı yazılarımıza bakılması yeterli olacaktır. Manipülasyon; başkalarının düşüncelerini çeşitli yöntemlerle ona hissettirmeden değiştirmeye çalışmaktır. Mesela, Amerikalı tarihçi Merry E. Wiesner-Hanks: “İnsan eli alet kullanmak ya da yapmak üzere evrilmemiş, hali hazırda evrilmiş olduğu için alet kullanmıştır. Bu eli neden geliştirdikleri bilinmiyor, ancak buna alet yapmaya başlamalarından önce de sahip oldukları biliniyor.” (Merry, Kısa Dünya Tarihi, s. 19) derken aslında, ortada tam tersi bir delil olsa da konuyu yine evrimle irtibatlandırmaya çalışarak okuyucuyu yönlendirmektedir. Aynı yazar diğer bir açıklamasında, tarih yazma sürecinin, ‘dahil eden ya da dışlayan bir seçme süreci’ olup, okuyucunun ‘tarih yazarlarının ön kabullerini ve bakış açılarını bilmeleri gerektiğinin’ (Merry, Kısa Dünya Tarihi, s. 6) altını çizmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilim adamları &#8220;gerçeği&#8221; aramakta ve test etmekte olduklarını kabul etselerde, gerçekleri &#8220;üretmez&#8221; veya bilmezler. Bilim bir din veya inanış değildir.  Dinler insanın varoluş nedenini, ruhunu, ölümden sonrasını, yaratana karşı adanmaları gibi konuları inceler. Bilim ise, &#8220;fiziksel olarak&#8221; algılanabilen evrenin kökenini, yapısını ve doğasını anlamaya/açıklamaya çalışır.” (Bilim Nedir? Ne Değildir? siirt.edu.tr/dosya/personel/bilim-tarihine-giris-2-siirt-2017330153315437.pdf)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilimin siyasallaştırılması</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamlarının “Ben kimim, nereden gelip nereye  gidiyorum?” sorularına cevapları genellikle bilimsellikten uzak,  ideolojik ve siyasi sınırlar içinde kalmaktadır. Bu da yetmez gibi bir de bilimi inanç haline getirenler vardır. Halbuki bilim daima ileriye doğru hareket halinde olan, devamlı ilerleyen ve değişen bir süreçtir. Atomun tanımı eskiden “Parçalanamayan en küçük yapı taşı” iken artık günümüzde, nötron-proton-elektronlardan hareketle atom enerjisi üretilebilmektedir. Tıp ülsere eskiden süt önerirken, şimdi özellikle kaçınılmasını tavsiye etmekte, önceden perhiz için sıcak su önerilirken şimdi tavsiye edilmemektedir. Eskiden terli iken su içilmemesi tavsiye edilirken şimdi ise önerilmektedir! Eskiden bilim adına dogmalarla (!) savaşanlar aslında birer Don Kişot mu idiler? Günümüzde bilim adına dogmatik görüşler savunanların yarın yanlış yaptıklarının ortaya çıkmayacağı ne malumdur? Newton’un yasalarını yerle bir eden Einstein yasaları ve  şimdi eleştirilmeye başlanan Einstein’in  görüşleri, en  son deprem uzmanlarının birbirlerini basında “şarlatanlıkla” suçlamaya varacak  kadar  bilimsel temelde birbirlerine zıt fikirler ileri sürdükleri düşünüldüğünde, tüm bunlardan sonra  bilimi bir inanç sistemi haline getirenler de durmadan kıblelerini değiştirmek zorunda kalmayacaklar mıdır?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim  vardığı bazı sonuçları zamanla değiştirmekte  olsa bile, iyi, güzel ve hikmete  her geçen gün biraz daha yaklaşmaktadır. Din ise insanlığın araştırıp bulması için zaman ve çaba harcamalarına gerek kalmadan; İyi, güzel ve hikmetli olanların listesini bir kitap halinde insanlara sunmaktadır. Yani bilim hızla dine yaklaşmakta, dinin ileri sürdüğü  fikirleri doğrulamakta, her emir ve yasağını tasdik etmektedir. Din, bilimin varacağı son noktada onu beklemektedir! Bu konuda ‘İslami emirler, yasaklar ve hümanizm’ adlı yazımıza bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Deprem oldu, hocalar yine ikiye bölündü. Gökçeada merkezli 5.3’lük sarsıntı konusunda uzmanlar “iyi mi oldu, kötü mü?” sorusunda ikiye ayrıldı. Stres boşaldı, keşke bu büyüklükte onlarca olsa. Stresi boşalmadı. Tam aksine bölge aktif. (Akşam, 31.07.2013) Deprem uzmanları ikiye bölündü. (Sözcü, 26.4.2025) Bilim insanları ikiye bölündü: Rekor sıcaklıklar iklim krizini hızlandırıyor mu? Bazı bilim insanları ekstrem hava olaylarının, iklim krizi tahminleriyle uyumlu bir şekilde gittiğini düşünürken bazıları bu görüşe katılmıyor. Okyanuslarda görülen sıcaklık rekorunun tahmin edilemediğini belirten bilim insanları, değişimin hızından endişe duyuyor. (Gazeteoksijen, 17.03.2024) Bilim insanları ikiye ayrıldı. Dünyanın en uzun nehri Nil&#8217;in yaşıyla ilgili tartışmalar sürerken yeni bir araştırmada, nehrin yaklaşık 30 milyon yıl önce ortaya çıkmış olabileceği bulgusu elde edildi. (Mynet, 13.11.2019) Bilim insanları ikiye ayrıldı! Koronavirüsün geçirdiği mutasyonlar, olası aşıyı etkisiz kılabilir mi? (Star, 17 Nisan 2020) Y kromozomu hakkında bilim insanları ikiye bölünmüş durumda. Yakın zamanda olmasa da bir grup bilim insanı Y kromozomunun tamamen kaybolacağını söylüyor. (Ulusal Kanal, 01 Kasım 2023) Bilim dünyası ikiye bölündü: Venüs&#8217;te hayat var mı? (Finans Gündemi, 30 Haziran 2021) Venüs&#8217;te yaşam arayan bilim dünyası ikiye bölündü. Venüs&#8217;te bulunan fosfin, gezegende yaşama dair iz arayan bilim dünyasını ikiye ayırdı. (Sözcü, 13 Temmuz 2021) Bilim dünyası ikiye bölündü: Porno bağımlılık yaratıyor mu? (Independent, 16 Aralık 2020) Bilim dünyasını ikiye bölen soru: Hayvanlar depremi önceden hissedebilir mi? (Sabah, 16.2.2023) Bilim dünyası şişmanlık konusunda ikiye bölündü. (Cumhuriyet Bilim Teknoloji Eki 18 Mart 2006) Bilim dünyası, hobbitlerin ayrı bir tür mü, Homo erectus&#8217;un torunları mı olduğu konusunda ikiye bölündü. (DW, 19.6.2013) James Webb Teleskobu&#8217;nun tespit ettiği bir gezegen, bilim insanlarını ikiye böldü. (Artı Gerçek, 8 Mart 2024)  Bilim dünyası ikiye bölündü: 27 bin yıllık piramit bulundu. (Enson haber, 10.12.2023) Bilim dünyası ikiye bölündü: Balıklar uyur mu? (GZT, 19 Mart 2017) Bilim dünyası ikiye bölündü: Oumuamua muamması. (Sözcü, 2.7.2019) Her gün bir bira içmek sağlığa faydalı mı? Bilim dünyası ikiye bölündü! (Referans Türk, 10 Kasım 2024) Bilim dünyası ikiye bölündü: Köpek mi, kurt mu? (Haber Global, 28 Kasım 2019)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hawking kara delikler konusunda yanıldığını itiraf etti. İngiliz teorik fizikçi Stephen Hawking, kendi geliştirdiği kara delik teorisinden 30 yıl sonra kara delikler konusunda yanıldığını itiraf etti. (DW, 27 Temmuz 2004) &#8216;Einstein yanıldı!&#8217; Ünlü fizikçi “en şok edici keşfe” karşıydı. Albert Einstein, kendi neslinin en parlak zekası olsa da onun zekası bile yazar Elsie Burch Donald&#8217;ın 20. yüzyılın &#8220;en şok edici keşfi&#8221; olarak adlandırdığı kuantum teorisinin önemini fark edemedi. (Hürriyet, 13.09.2021) “Bilim insanları, İngiliz doğa bilimci Charles Darwin&#8217;in cinsel seçilim hakkında yanıldığını ortaya koydu.” (Şarkul Avsat, 22 Haziran 2021) Işık hızı aşıldı. Bilim dünyasında şok: Einstein yanıldı. Işık hızının saltanatı yıkıldı. Albert Einstein’ın izafiyet teorisine göre evrenin hız sınırı olan ışık hızı, nötrinolar adı verilen çok küçük kütleli parçacıklar tarafından geçildi. Nötrinolar, CERN’in Cenevre yakınlarında bulunan merkezi ile İtalya’nın başkenti Roma’nın doğusundaki Gran Sasso laboratuarı arasındaki 730 kilometrelik mesafeyi ışıktan yaklaşık altı kilometre daha hızlı bir şekilde kat etti. Işık hızı saniyede 299 bin792 kilometre458 metreye tekabül ederken, nötrinoların hızını saniyede 299 bin798 kilometreve454 metre olarak belirleyen fizikçiler hâlâ ölçüm aletlerine inanmakta güçlük çekiyor. (TV24, 25.09.2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilim adamları kafa karıştırdı. Yaşam uzayda başlamış olabilir.” (Sabah, 21.12.2001) Bu haberi ilk okuduğumda yazdığım yazının üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçti ve şimdi bu yazıyı güncellerken sanala düşen en son güncel haber: Rus ve ABD&#8217;li bilim insanları ‘kanıtladı.’ Yaşam, Dünya&#8217;ya uzaydan gelmiş ‘olabilir.’ (Sputnik Türkiye, 15.11.2023) Bilim insanları: Mars’ın oluşumuna dair yanılmış olabiliriz. Araştırmacılar, gezegenin düşündüğümüzden çok daha uzun bir süre önce oluşmuş olabileceğini söylüyor. (Indyturk, 13 Şubat 2020) Bilim dünyası Ay’ın oluşumu konusunda yanıldı mı? “Apollo 16’daki astronotların 1972’de getirdiği kaya örneklerine bir de bugünün teknolojisiyle bakan bilim insanları Ay’ın bugüne dek sanılandan çok daha genç olabileceği sonucuna vardılar. Hem de 200 milyon yıl kadar.” (VOA Türkçe, 18 Ağustos 2011) Uzmanlar yeşil çay hakkında yanıldı! Yapılan son araştırmalar, antioksidan deposu yeşil çayın meme kanserine karşı korumadığını ortaya koydu. Daha önceki araştırmalarda, hayvan ve insan hücreleri üzerinde olumlu etkileri ortaya çıkan sonuçlara dayanarak açıklama yapan bilim insanları, sıcak yeşil çay içilmesi tavsiyesinde bulunmuştu. (Basından, 03.11.2010) Bilim adamları yanıldı! Bilim adamlarının kuyruklu yıldızlar ile ilgili bilgileri yanlış çıktı. Kuyruklu yıldızların Güneş Sistemi dışında oluştuğuna inanılıyordu. Science dergisinin son sayısında yayımlanan makaleye göre, Stardust uydusunun 15 Ocak&#8217;ta yeryüzüne getirdiği kuyruklu yıldız tozlarını inceleyen uzmanlar, kuyruklu yıldızın Güneş Sistemi&#8217;ndeki diğer gökcisimlerinden pek farklı yapıda olmadığını saptadı. (CNN Türk, 15 Aralık 2006)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1880 ve 1990’larda kokaine çok değer verilirdi. Papa Leo XII, Sigmund Freud, Jules Verne ve Thomas Edison gibi birçok ünlü isim tedavide kullanımını önerdi. 1914’de uyuşturucu olarak sınıflandırıldı. Coca-cola orijinal olarak kokain içermekteydi ve 1888’de ‘‘yorgunluğu geçiren içecek’’olarak reklam yapıyordu. Coca-cola daha sonra kokaini içeriklerinden çıkarmış ve yerine kafein koymuştur. (E. Umut Yıldız, İzmir’de liselerinde sigara, alkol, madde kullanım yaygınlığı, hazırlayıcı ve koruyucu faktörler, doktora tezi, 2009, s. 29)  Kokainli diş ağrısı ilaç tanıtım reklam broşüründe de çocuk resimleri kullanılmıştı. (upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/98/Kokain_%28Cocaine%29_reklam_bro%C5%9F%C3%BCr%C3%BC.jpg)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Devlet 1932’ye kadar eroin üretip sattı. Burada 1933’e kadar dünyanın en kaliteli eroinini yasal olarak üreten bir fabrika varmış. Meşhur Bayer ilaç firması, 1897’de mucize bir ilaç keşfetti. İlacın etkilerini tam anlamak için, ilacı damarına enjekte eden bir mühendis, “Kendimi kahraman gibi hissediyorum” deyince, adını kahraman manasında Heroin koydular. “Eroin, eczanelerde aspirin gibi satılmaya başlandı.” Tıpkı “bir dönem ecstasy’nin eczanelerde zayıflama hapı olarak satıldığı” gibi. Koskoca Freud, nane-limon yazar gibi reçetelere kokain yazdıktan sonra&#8230; Devlet artık resmen eroin satıyordu. Sonra bu tekel, 1937’de Toprak Mahsulleri Ofisi’ne dönüştürüldü. (Hürriyet, 14 Kasım 2009) “8 cm&#8217;lik karides, bilimi çürüttü. Bilim adamları buzulların altında yaşam olmayacağını iddia ediyordu. Ama bir karides ve denizanası bilimi şaşırttı.” (Habertürk, 2.4.2010) “Bilim adamları yanıldı! Vücuttaki kan ve doku hücrelerinin DNA’ları birbirinden farklıymış.” (AA, 17.7.2009) 1897&#8217;de Almanya&#8217;daki Bayer laboratuvarlarında kanser ve tüberküloz hastaları için &#8220;ağrı kesici&#8221; olarak hazırlanan &#8220;eroin hidroklor&#8221;, dehşet verici yan etkileri fark edilince onu ilaç olarak reçetelere yazan hekimler tarafından derhal terkedildi. Ancak iş işten geçmiş ve &#8220;şeytanın tozu&#8221; hapsedildiği şişeden kaçıp halkın arasına karışmayı başarmıştı bir kez. (Yeni Şafak, 9 Şubat 2003) Bir zamanlar ‘Bilimsellik’ adına savunulan, günümüzde artık adliyelik olay olarak kabul edilmektedir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlaçta Paraben şoku! Kansere neden olduğu iddia ediliyor! Ağrı kesicilerde, antibiyotiklerde, diş macunlarında bulunuyor! Fransa&#8217;da, gıda ve ilaçlarda bakteri oluşumunu engellemek için koruyucu olarak kullanılan ancak kanserojen etkisi bulunduğu için yasaklanma noktasına gelen &#8216;Paraben&#8217; maddesinin yüzlerce ilaçta olduğu ortaya çıktı. (Habertürk, 25.05.2011)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">En sık kullanılan diyabet hapına Avrupa&#8217;da yasak. Avrupa İlaç Kurumu, ilacın hastalarda kalp krizi ve inme gibi yan etkilere neden olabileceği sonucuna vardı. (BBC, 24 Eylül 2010) 40 yıllık &#8216;prostat hatası&#8217; tıbbı böldü. Prostat kanserinin erken teşhisinde 40 yıldır uygulanan PSA testini bulan ABD&#8217;li Doktor Albin &#8220;Hataydı&#8221; itirafında bulundu. Tıp dünyası bu sözlerle iki kutba ayrıldı. (Sabah, 19.3.2010) Tıp dünyasının doğru bildiği büyük yanlış. 20. yüzyılın başlarındaki teoriye göre bağışıklık sistemi kanserli hücrelere karşı mücadele ediyor. İşte bu doğru sanılan teori yanlış çıktı. Şimdi, teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirlendi. Vücudun bağışıklık sisteminin, tümörün ilk oluşum safhasında kanserli hücreleri tespit edip onları koruduğu bildirildi. The Journal of Clinical Investigation adlı dergide dün yayımlanan araştırmada, 20. yüzyılın başlarındaki teorinin aksine, kanserli hücrelerin çoğalmasının başlangıcında, bağışıklık sistemi tarafından korunduğu belirtildi. (Hürriyet, 10 Ağustos 2009) Eski antidepresanlar kalbi etkiliyor. İngiliz bilim adamları, İskoçya&#8217;da yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla yapılan araştırmada, eski nesil ilaçlar arasında yer alan Norpramin gibi trisiklik antidepresanların, kardiyovaskiler rahatsızlığa yakalanma olasılığının yüzde 35 oranında artmasıyla bağlantısı bulunduğunu bildirdi. (Star, 02.12.2010) Thalidomide Faciası. Tıp tarihindeki en korkunç ihmal! Thalidomide, Contergan ve Thalidomid gibi isimler altında satılan, günümüzde başta çoklu miyeloma olmak üzere çok sayıda kanserin tedavisinde, graft-versus-host hastalığının tedavisinde ve cüzzam da dahil bir dizi deri hastalığının tedavisinde aktif olarak kullanılmaktadır. Bu ilaç, daha ziyade Thalidomide Faciası olarak bilinen, ilacın yeterli test olmaksızın kullanılması sonucu binlerce bebeğin ölümüne ve gelişim sorunlarıyla doğmasına neden olmasıyla anılmaktadır. (Evrim ağacı, 6 Mart 2019) 1939’da, Nobel Tıp Ödülü&#8217;ne de layık görülecek olan İsviçreli kimyager Paul Hermann Müller tarafından keşfedilen DDT, sivil ve askerler arasında da kullanılır. 1970&#8217;li yıllarda ABD ve Avrupa&#8217;da daha sonra da ülkemizde ise yasaklanmıştır. “Ancak, Dünya Sağlık Örgütü sıtmanın kontrol altında tutulması için hâlâ DDT kullanılmasını önermektedir.” (BBC, 28 Ocak 2014) Tıp dünyasını sarsan tartışma: Kanser değil, tedavisi mi öldürüyor? Kanser cinayetleri. Gazeteci-yazar Yaşar Gören, kanser tedavisi için yapılan kemoterapi, radyoterapi gibi uygulamaların kanserden daha ölümcül olduğunu anlatan bir kitap yazdı: Kanser Cinayetleri. İşte bu kitapla birlikte tıp dünyasında büyük bir gümbürtü koptu. (Formsante, 07.05.2010) Yandınız, güneşçiler! Prof. Tuğrul Dereli: Dik gelen güneş ışınlarına çıkmayın.&#8221; Dr Ümit Aktaş: &#8220;Güneş tam tepede iken güneşlenin.&#8221; İki uzman taban tabana zıt konuşuyor. (Sabah, 24.7.2017) 4.4&#8217;lük deprem uzmanları da böldü. Deprem uzmanları da 4/4&#8217;lük bölündü. Ahmet M. Işıkara: Deprem riski büyük. Ş. Üşümezsoy: Deprem olmayacak. A. Ercan: 3-5 gün önceden depremi bileceğiz. O. Gündoğdu: Deprem hepimizi ters köşeye yatırabilir. (Habertürk, 5.10.2010) Kolesterol savaşında bilim adamları ikiye bölündü. Tıp dünyası ikiye bölündü. Çok kiloluların ölüm riski daha az mı? (Basından, 3.1.2013) DNA sarmalını keşfeden Nobel Ödüllü ünlü biyolog James Watson, daha önce kansere karşı önerdiği brokoli gibi antioksidan içeren gıdaları çok tüketmenin kansere yol açtığını iddia etti. (Milliyet, 10.01.2013) Ama ünlü hastane zincirine göre ise durum tam tersinedir: Brokoli, kanserle mücadelede etkili olan süper yiyeceklerden biridir. (Medicalpark, Kansere İyi Gelen 10 Yiyecek!)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dr. Ela Çabuk, Dr. İlker Erdoğan: “Amalgam dolgunun içerdiği cıva, sağlığa zararlı bir zehirdir; sinir ve sindirim sistemi, bağışıklık sistemi, akciğer ve böbreği etkiler. Ağız içindeki amalgamlar korozyona uğrar. Uzun yıllar ağzının içinde amalgam dolgu olan kişiler incelendiği zaman kanlarında yoğun miktarda metal yani cıva olduğu tespit edilmiştir, buda pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Ağır metal birikimi kişiyi ölüme kadar götürebilir.”  Dün ilaç olan bugün zehir ilan edilmek üzeredir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yumurta aklandı, artık rahat rahat yiyebilirsiniz. 40 yıl önce söylediği &#8216;Yumurta yemeyin uyarısından dolayı özür dileyen Prof. Bingür Sönmez, Balçiçek Pamir’e konuştu. “40 yıl insanlara yumurta yememelerini çok kesin bir şekilde emrettik. Hatta pastanın üzerine sürülen yumurtanın bile zararlı olduğunu anlattık. İnsanlar o kadar histerik oldular ki bana telefonlar gelirdi; ‘’Doktorcum dün bir pasta yedim üzerinde biraz yumurta vardı. Şimdi kalbim biraz ağrıyor, acaba ondan mı?’’ diye. Bu derecede histerik yaptık insanları. Çünkü bilim adamları hep zararlı olmadığını söylemişler. Ben şimdi geriye dönüp araştırdıkça bunu görüyorum.” (Habertürk, 2.12.2008) Bilim adamlarından tereyağı ve sütle ilgili şok itiraf. &#8216;Tereyağı kalbe zararlıdır&#8217; görüşünün aslında net bir bilimsel kanıtının olmadığı belirlendi. İngiliz Daily Mail gazetesinin yayınladığı bir haberde, yaklaşık 30 yılı aşkın süredir söylenen &#8216;Tereyağı kalbe zararlıdır&#8217; görüşlerini yalanlayan ayrıntılara yer verildi. İnsanlara yıllardır toplam besin alımı içindeki yağ tüketiminin yüzde 30&#8217;unu, doymuş yağ tüketiminin de yüzde 10&#8217;unu kısıtlamaları söyleniyordu. Milyonlarca insan da bu tavsiyelere dayanarak yıllardır, tam yağlı süt, peynir gibi ürünlerden uzak dururken, kolesterol düşüren ve yağı azaltılmış besinlerden oluşan bir ürün yelpazesi yaratıldı. (Sözcü, 10 Şubat 2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim kutsal bir inektir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim, bilimsel olarak elde edilen bilgilerin tümüdür. İlk adım gözlemdir. Bir dizi gözlem bir araya toplanır ve bilim adamı kendisiyle bir müzakereye girerek hipotezini kurar. Bu, gözlediği verilerin şu ya da bu şekilde bir açıklamasıdır. Hipotez, bir tür tahmindir. Sonraki aşamada &#8216;Eğer hipotezim doğruysa o zaman şu deneyi yaptığımda bu sonuca ulaşmam gerekir’ diye tahmin yürütür. Son aşama, uygun deneyi yapmak ve hipotezi sınamaktır. Eğer deney yanlışsa hipotez tamamıyla reddedilir, doğruysa hipotez geçici olarak kabul edilir ve  hipotez sürekli olarak deneylerle sınanır. Ancak çok kuvvetli teoriler bile yanlış çıkabilir. (Standen, s. 21) Modern bilim Gelileo ve Newton&#8217;la başlamış ve o zamandan beri hızlı bir şekilde ilerlemiştir. Einstein ve Bohr gibi bilim adamlarıyla korkunç bir ivme kazanmıştır. Ama aynı hikaye alçaltıcı ters bir dille de anlatılabilir. Eğer bilimin doruğu atom hakkında şimdi bildiklerimiz ise, on yıl önce bilinenlerin kesinlikle kusurlu olması gerekmektedir. Çünkü bilim o zamandan bu zamana kadar büyük aşama katetmiştir. Yirmi yıl önce bilinen daha da kusurluydu, 50 yıl öncenin biliminde bilinmeye değer çok az şey vardı. Biraz hayal gücü kullanarak bundan 20 ya da 30 yıl sonra bilimin ne hale geleceğini sorabiliriz. (Standen, s. 24) Bir zamanlar ise bilimin, geleneksel dini inançların yerine geçeceğine yani kavram ve düşünceler arama yolunda bir sorumluluğu olduğuna inanılırdı. Berhelot, “dinin yerini bilimin aldı” dediğinde yıl 1901 idi.  Zamanımızda bilimi büyük kutsal inek olarak gören kimseye rastlanmaz oldu, en azından bu sayı epey azaldı. Bir bilimsel yaklaşım örneği: Adamın biri pazartesi günü viski soda içerek sarhoş olur, Salı günü konyak ve soda içerek sarhoş olur, Çarşamba günüde cin ve  soda içerek. Ortak payda, soda! Bilimsel sonuç; Soda sarhoş eder! (Standen, s. 19) Astronomi de bir bilimdir ama yıldızlarla deney yapmaya imkan yoktur. (Standen, s. 21) Tarih bilimi de deneysel değildir. Yine bilimin yapabilecekleri de sınırlıdır. Bilim, cinlerin olmadığını kanıtlayabilir mi? Hadi ortaya bir soru daha atalım: İki nokta arasındaki en kısa mesafe doğru bir çizgi midir? Söyler misiniz  bana Amerika ile Türkiye arasında direk bir doğru çizgi çizebilir mi? İlginç değil mi, evrende her gök cismi &#8216;daire&#8217; şeklinde yol almaktadır!</span></p>
<ol style="text-align: justify;" start="19">
<li><span style="color: #000000;">yüzyıldaki ‘bilimsel’ birçok iddia artık çöplükte değil midir? O zamanın havalı bilim adamları şimdi arkalarından gülünen birer eski teorisyen haline gelmemişler midir?</span></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Atom, parçalanamayan en küçük yapı taşı idi! “atom, i. Fr. atome &lt; Yun. atomos, ‘bölünmez.’ fiz. ve kim. Basit bir cismin, özelliklerini kaybetmeden bölünebileceği ‘en küçük’ parçası.”  (Pars Tuğlacı, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, 1974, I/169) E ama atom parçalandı! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">19. yüzyılın  şaşaalı günlerinde fizikçiler her şeyin kurallara uygun hareket edeceğine inanırdı. Doğanın yasaları keşfedilecek ve her şeyi görmek mümkün olacaktı. Yıldızlar, paylarına düşeni yapıp hep birlikte yerçekimi yasasına uydular. Işık, dalgalardan  meydana geliyordu ve bunlar oldukça iyi anlaşılıyordu. Elektrik biraz daha belalıydı ama yasalarının çoğu bulunmuştu ve geri kalanı da zamanla keşfedilecekti ve doğanın bütün yasaları bulunduğunda, gerekli  verilerin de yardımıyla, her şeyin sırrı çözülecekti! Eğer evrendeki bütün maddenin her atomunun pozisyonunu, hızını ve belki  birkaç şeyini daha bilebilseydik, sistemin tümünün bütün geleceğini öngörmek de mümkün olacaktı! Bu inanca determinizm denmektedir ve 19. yüzyılın sonuna kadar oldukça da rasyonel görünüyordu. Ama yüzyılın dönümünde geliştirilen kuantum teorisi, onu temelinden sarsmışve o zamandan beri fizik kendine duyduğu pişkin güvenin çoğunu kaybederek büyük bir aşama katetmiştir. (Standen, s. 53) Bilim adamlarının idolleri bir totem kazığı gibi birbirinin üzerine dizilseydi, en tepedeki ‘ölçüm’ adı verilen sırıtkan bir fetiş olurdu. Hem kimyacı hem fizikçiler ölçümün önünde eğilip ona taparlardı.Oldukça doğru bir saptama yaparak, bütün fiziksel bilimlerin sadece özenli ölçümlerle ilerleyebileceğini  söylerler. Hemen herkes  fizikteki herhangi bir şey hakkında kapalı, nitel ve kesin olmayan bir açıklama getirilebilir ama bu nicel bir sınavdan geçtiğinde çökmeye mahkumdur. (Standen, s. 58) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Işık hızı saniyede 300.000 idi. Ama son yıllardaki araştırmalar 300.000*300 rakamına işaret etmektedir. (NTV, 29.6.2000) Uzun yıllar devam eden durağan evren modeli, 2 bin yıllık Öklid geometrisinin yetersizliği, peşinden yıllarca koşulan &#8220;eter&#8221;in elden uçup gitmesi. Bir dönem bölünemeyen en alt parça olarak adlandırılan &#8220;atom&#8221;un, aslında daha alt parçacıklar olan proton, nötron ve elektronlardan oluştuğu anlaşıldığında yaşanan irkilme! Ardından proton ve nötronların da aslında temel yapı olmadığı, onların da kuarklardan oluştuğunun anlaşılması! Özetle; bilime yeniden bilimsel bir yaklaşım gerekmektedir. Şüpheciliğin, bilimin bizzat kendisine uygulanması akıl ve bilimin bir gereğidir. Bilimin varmış olduğu son nokta aslında ilerde varacağı yeni ve farklı bilimsel kanunların ilk adımıdır. Kısaca bilimde kesin ve son yoktur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim adamları, ‘bilimin henüz yapamadıkları-bulamadıkları’ konusunu düşünüp tevazu ile başları önde yürüyeceklerine, geriye bakıp  bilimin geldiği şu anki aşamayı kendilerine mal edip kibir ile yollarına devam etmektedir. Ayrıca “bilimin insana neler yapabileceği düşüncesi de korkunçtur. Atom enerjisi, radyoaktif gazlar,  biyolojik virüsler gibi birçok bilimsel araştırmanın hedefini, doğruluk derecesini ve doğruluk neticelerini ancak ona maddi destek veren çevreler belirlemektedir. Ayrıca, ‘hiçbir bilim adamının yaşadıkları zamanın dünya görüşlerinin ve ideolojilerinin etkisi altında kalmadığı’ da asla iddia edilemez. Boşuna Sartre, “Atom bombasının silah olarak mükemmelleştirilmesi için çalışan bilim adamlarına aydın diyemeyeceğim.” dememektedir. (J. Paul Sartre, Aydınlar Üzerine, s. 12) Bilim diye ortaya çıkan birçok buluşun insanları ‘hafiften delirttiği’ de bir gerçek değil midir? Telefon, televizyon, aşı, vitamin hapları gibi…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir durumu ölçerken, mesela bir kuantum  parçacığını ölçerken hem hızını hem de konumunu aynı anda ölçmek mümkün değildir. Diyelim ki konumu ölçülebilmektedir ve bilgi edinme kesinliği çok fazladır. Bu kesinlik ne kadar fazla artarsa, hızın belirsizliği o kadar da artar. Bu da şu anlama gelir ki, hiçbir zaman maddenin gerçek bilgisine sahip olamayacağız!<br />Bilim kanıtlanmış bilgidir ama o kanıtlanmış bilgi her zaman bir başka kanıtlanmış bilgiye terk edebilir yerini. Nitekim bunun binlerce örneği vardır. Demek ki bilim de, “mutlak bilgi” değildir. Zaten ‘mutlak’ olduğu kabul edildiği gün bütün gelişmeler durur. Varsayımlara dayalı hipotezler ise, doğrulandıklarında o ana kadar ”meçhul olanı kavramamızı” sağlar. Üstelik bir hipotez, diğer bir hipotez onu yanlışlayana dek geçerlidir. İnanç: Şüphe ettiğine araştırarak ulaşamıyorsan ‘o nun yine de o olduğuna’ inanmak ise, her bilim, kesin doğru olana dek inanç değil midir ki, o kesinleşenin de yanlış olduğu zamanla ortaya çıkacaktır! Herhalde “akıl ile her şeyin keşfedileceği” iddiasının şimdiye kadar doğrulanmamış başka bir inanç olduğu anlaşılmıştır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Harward tıp fakültesinde beyin üzerine çalışan bir bilim adamının yazar  Cüneyt Ülsever&#8217;e söylediği şu cümle üzerinde biraz düşünmemiz gerekir. &#8220;Ben tıp bilimine bir tanrı tanımaz olarak başladım. Ancak hâlâ beynin ne çeşit bir şey olduğunu %8 veya %10 biliyoruz. Beyine düşünmeyi sağlayan mekanizmanın ise katiyen farkında değiliz!&#8221; Bu tıp adamı artık dinleri incelemeye başlamıştı. Bilim felsefesine merak salınca da, zaten bilimin de yola bir takım varsayımlarla ve doğru olduğu kabul ettiği bulgularla çıktığını, sadece aynı koşullarda  aynı sonucu almanın peşinden koştuğunu bilmek de aslında bir inanca işaret etmez mi? (C. Ülsever, Teneke Evin Torunu) Ya bilimde ”tesadüfe” yer olduğunu iddia edenlere ne demeli? İşte Darwinizm. Karl Poppe’in, &#8220;Darwin kuramı sınanabilir olmadığı için bilimsel değildir, sahte bilimdir. Metafizik bir şeydir.&#8221; sözü de bir kenara not edilmelidir. (Popper, Unended Quest: An Intellectual Autobiograph, s. 168; Tuncer Bulutay, Bilimin Niteliği Üzerine Denemeler, s. 64) Popper, ‘bilimsel önermelerin dogmalara dönüşmemesi gerektiğini de’ ifade etmektedir. (Popper, Bilimsel Araştırmanın Mantığı, s. 117)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gerçek bilim adamı kendisine şu soruyu sormalıdır: Bilim, gelişimini nereye kadar devam ettirebilecektir? Şu anki bilim hangi aşamadadır? İnsanlık tarihi buna yetecek midir, yeterse vardığı yer neresi olacaktır? </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Andre Vayson de Pradenne’in ‘Prehistorik Arkeolojinin Sahtekarlıkları’ isimli kitabında sıraladığı arkeoloji tarihine geçmiş pek çok sahtecilik örneğiyle de sınırlı değildir bilimsel aldatmacalar. Bilim dünyasında günümüzde de şarlatanlar çıkabilmektedir. Hileli laboratuvar fareleriyle deney yapan bir Amerikalı immünolog, fosillere makyaj yaparak bilime katkıda bulunan (!) Japon bir paleontolog, deneylerini kaçakçılığa alet edebilen Alman bir fizikçi ya da klonlama alanındaki sahte süper deneyleriyle ülkesinde milli kahramana dönüşebilen Koreli bir biyolog olarak karşımıza çıkabiliyor bu sahtekarlar. (Birol Biçer, Aktüel dergisi; T24, 14 Aralık 2008) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bilimperestlerin Yanılgıları. Bilimi “kutsal bir rehber” kabul edip her problemi çözen tek ve süper bir güç olarak benimseyenlerin başında gelenlerden (C. Şengör, Newton Neden Türk Değildi?, s. 122) olan Prof. Dr. Celal Şengör’ün “dindarlar üniversitelere alınmasın” önerisi, gündeme geldiğinden beri eleştiriliyor. Jeoloji/yer bilimi profesörünün “din, bilime dayandırılamaz” kuralından, “dindarlar bilim yapamaz” gibi vahim bir sonuç çıkarmasının yanlışlığı, zaten ayan beyan ortadadır. Ama aslında bundan da ileri gitmek ve sayın Şengör ve onun gibi düşünen “bilimperestlerin” dünya görüşünü biraz kurcalamakta yarar var. Şengör, “Din, belirli dogmalar çevresinde kurulmuştur. Bilim ise sürekli olarak gerçeği arayan bir düşünce sistemidir” diyor. Yani bilimin salt “somut gerçekliğe” dinin ise sırf “inanca” dayandığını ileri sürüyor.” Oysa bakın dünyanın önde gelen astrofizikçilerinden biri olan Arizona Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi Paul Davies, 24 Kasım 2007 tarihli New York Times’daki makalesinde bu konuda ne demiş: “Bize sürekli bilimin dünya hakkındaki en güvenilir bilgi kaynağı olduğu, çünkü test edilebilir hipotezlere dayandığı, dinin ise inanç üzerine kurulduğu söylenir. Bu ayrımdaki sorun şudur ki, bilimin de kendi inanç bazlı iman temeli vardır. Tüm bilim, doğanın rasyonel ve anlaşılabilir bir düzene sahip olduğu varsayımı üzerinden işler. Eğer evrenin anlamsız karmaşalar ve keşmekeşlerle dolu olduğunu düşünseydiniz, bilim adamı olamazdınız.”  Prof. Davies, bundan şu sonuca varmış: “Dolayısıyla hem dinin hem de bilimin temelinde inanç vardır: Her ikisi de evrenin dışında bir şeyin varlığını kabul eder: Ya açıklanamayan bir Tanrı’yı, ya da açıklanamayan doğa kanunlarını.” Bu gerçek, bir “bilimci” ile bir “dinci” arasında aslında bir “inanç dozajı farkı” olmadığını gösteriyor. Elbette eğer “dinci”nin inandığı dinin öğretileri fiziksel veya sosyal gerçekliği görmesini engelleyecek katılıktaysa, ortaya ciddi bir dogmatizm sorunu çıkar. Ama bir “bilimci” de alabildiğine dogmatik olabilir. Sovyet tarımını “diyalektik materyalizm”e göre çarpıtıp mahveden Trofim Lysenko veya Prof. Şengör’ün “Erke”cilik oynayan ideolojidaşları gibi. Bu, Türkiye’deki “bilimperest”lerin göremediği gerçeklerden biri. Bir diğeri de, bilimin bize öğretebileceklerinin sınırı ile ilgili. Prof. Şengör bilimi sınırsız görüyor. Hatta “bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur” diyor. Bu, vahim bir yanılgıdır. Başka her şeyden önce bilimin kendi disipliniyle çelişir. Çünkü bilimin yöntemleri deney ve gözlemden ibarettir. “Bilim dışında insanlığın hiçbir bilgi kaynağı yoktur” önermesini ise ne deney ne de gözlem yoluyla test edemezsiniz. Bu, ‘felsefi bir iddiadır.’ Nitekim zaten Prof. Şengör de dayanak olarak bir felsefeci olan Bertrand Russell’a başvurmuş. Gerçekte insanlığın bilimden başka daha pek çok “bilgi kaynağı” vardır. Örneğin ben “insanlara adaletli ve merhametli davranmak gerekir” önermesinin doğru olduğunu biliyorum. Beni buna ikna eden hiç bir fizik kanunu, kimya formülü veya biyoloji teorisi yoktur. Hatta “bilimperestler”in pek sevdiği bazı biyoloji teorilerinin sosyal uyarlamalarına, örneğin Sosyal Darwinizm’e bakarsak, adalet ve merhametin çok aptalca şeyler olduğu sonucu çıkarılabilir. Ama “vicdan” (sezgi), “gelenek” ve Prof. Şengör’ün hiç hazzetmediği anlaşılan “vahiy” gibi bilgi kaynakları, beni söz konusu değerlere inandırıyor. Aslında dünya tüm bunları, göreli ve kaba pozitivizmi aşalı çok zaman oldu. Sorun, bizim bilimperestlerin fanus içinde yaşamasında.” (Mustafa Akyol, Star, 6 Şubat 2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Düne kadar ışık hızını 300 bin kilometre olarak hesaplayan bilim, şimdilerde yanıldığını, 300 binden 300 defa daha hızlı hareket ettiğini ortaya koydu. Princeton Üniversitesi&#8217;nin NEC Enstitüsü bilim adamlarından Dr. Lijun Wang, bu çalışmasıyla fizik kurallarını altüst etti. Bu buluş onu, bir olgunun başlamadan önce bitmesinin mümkün olabileceği düşüncesine inandırdı. Bir olgunun sonunun başlamadan önce meydana gelebileceğini ve bilinen zaman kavramının çökeceğini ispatladı. Yoksa zaman mutasavvuflarımızın dedikleri gibi bir vehim miydi? Şimdi bilimin yanıldığı noktaları burada sıralamak uzun sürer. Dün ispatlandığı iddia edilen bilimsel gerçeklerin bugün mitolojik bir değeri bile yok. Ne var ki bilimsel düşünce yanılsa bile sonunda kendisini düzeltici bir özelliğe sahip. Biz bilimin gerçekçilik iddiasını da seviyoruz, yanılgısını da. Ama mutlaklık iddiasına her zaman karşı geleceğiz. Çünkü bilimin kendisi de itiraf ediyor ki, her zaman yanılabilir. Mutlak hakikatı bulmanın yolu, mutlak hakikatın varlığına inanmaktan geçer. Bizce bilim, eğrisiyle doğrusuyla, hatta batıl inançlarıyla gelişme çağında olan ayrı bir değerler yumağı. Bilim zaman ve mekan kavramları içinde ister gerçek, ister vehim olsun düşe kalka da olsa bizi bilinçli bir şekilde bilmediğimiz bir yerlere doğru götürüyor. Zamansızlaştırılmış, mekansızlaştırılmış oluşlara kadar. Ama ondan ötesi de var. O buradaki bilgilerimizin, buradaki birikimlerimizin ancak bir hatıra olarak kalacağını umuyoruz. Bilime güvenimizi yitirmeyeceğiz, her bilimsel buluşu da kesin bir gerçekmiş gibi kabul etmeyeceğiz! Çünkü matematikte bile tam bir kesinlik yok. Kuvantum fiziği nasıl Newton fiziğini sarstıysa yarın başka bir sistem de Kuvantum fiziğini sarsabilir. İnsanlık daha birçok sistemlerle karşılaşacak bilimperestliğin bilime ters düştüğü anlaşılacak. (Ömer Öztürkmen, Türkiye, 11 Mayıs 2001)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Rektörler bir bilim kilisesi mi oluşturmak istiyor? “Türkiye’deki üniversitelerin devlet denetim organı YÖK&#8221;ün bünyesinde bulunan rektörlerin ve yakın arkadaşlarının bilim, din, vahiy konularında yaptıkları açıklamalardan anladığımız kadarıyla, bilimi bir din gibi algılamaktadırlar. Abartısız Rusya, Küba, Çin dahil dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir bilim adamları prototipleri yoktur. Aguste Comte pozitivizmi sosyoloji alanında uygular ve ona göre determinist ilkelere göre zorunlu olarak insanlığın ortak dini olacak ve dolayısıyla vahye dayanan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi dinler insanlığın tarihi serüveninden silinecektir. Bu görüş özellikle sol ve ateist aydınları derinden etkilemiştir. Zaten Marksist bilim adamlarının düşünme biçimi de öyledir. Ona göre de din kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Zira din insanlığın afyonudur. Pozitivist dinin kafirleri teist’lerdir (yani inananlar) ve onlar keşke mümkün olsa da pozitivist tapınaklarda büyük rahip Auguste Comte&#8221;un başkanlığında pozitivist engizisyonda yargılanıp pozitivist cehennemde layık oldukları şiddetli azabı tatsalar. Allah’a inanan adamdan bilim adamı olmaz. Çünkü o apriori, önsel olarak Allah’a inandığı için dogmatiktir. Maalesef bu zihniyet Abdullah Cevdet Nurullah, Ataç gibi bireylerle sosyo-kültürel alanda tam bir pozitivizm, kamusal alanda ise Sovyetik tipi bir laiklik uygulaması yerleşti…19. asrın ikinci yarısında öklitçi olmayan geometriler ortaya çıktı. Labochevsky (1793-1856), doğru çizgiyi değil, iki nokta arasında bir eğriyi kabul ediyordu. Rieman ise üçgenin iç açıları toplamının 180 dereceden fazla olduğunu söylüyordu. Yine aynı dönemde Newtoncu paradigmanın aksine bilimsel bilgiyi mutlaklaştıran, bilim kilisesine dönüştüren pozitivizm ve onun uzantısı siyantizm (bilimi kutsallaştırmak) anlayışına karşı bilimin yapısını eleştiren felsefeler ortaya çıkmıştı. İşte bu göreli/göreceli (relativist) anlayışlar fizikçi Einstein&#8221;in (1878-1955) &#8220;özel ve genel relativite&#8221; teorilerini ortaya atmasına yol açtı. O, zaman ve mekanın rölatif olduğunu, mutlak eş zamanlılık olmadığını kabul ettirdi. Werner Heisenberg (1901-1977) atomların iç dünyasında &#8220;kesinsizlik&#8221; (incertitude) olduğunu ortaya koydu. Ona göre hareket halindeki bir elektronun yerini tam olarak tespit etsek, hızını tespit edemiyoruz, hızını tespit etsek yerini tespit edemiyoruz. Elimizdeki cihazlar çok mükemmel de olsa sonuç değişmez. Böylece Heisenberg klasik fiziğin sıkı sebep-sonuç ilişkisinin burada geçerli olmadığını, olayların ihtimal bağı ile bağlı olduğunu ortaya koydu. Böylelikle doğa bilimlerinin dayandığı determinizm ilkesi sarsıldı. 1950&#8243;li yılların sonunda hücrede keşfedilen RNA, DNA denilen bilgi yüklü parçacıklar, biyolojiye dayanan yeni bilgi teorisi geliştirilmesine yol açtı. Peki, felsefe düzleminde ne oldu, fizik bilimlerdeki bu pozitivist çöküş elbette bilim felsefesini etkiledi. Karl Poper (1902-1994) &#8220;doğrulanabilirlik&#8221; ölçütüne karşı &#8220;yanlışlanabilir&#8221; ölçütünü seçenek olarak ileri sürdü. Ona göre hiçbir önermenin- bilimsel olsun, olmasın- doğruluğu mutlak olarak ispatlanamaz, metafizik, estetik ve etik önermeler için de doğrulayıcı deliller getirilebilir. Popper&#8221;in bu devrimci çıkışının yanında üç önemli gelişmeye işaret etmek gerekir. N. H. Hanson, geleneksel empirizm’in temel varsayımı olan bilimin gözleme dayandığı tezine karşı çıkmıştır. Ona göre gerek bilimde, gerek günlük hayatta nesne ve olguları olduğu gibi algılayamıyoruz. Yani gözümüze yansıyan şeyle gördüğümüz algıladığımı mutlak olarak aynı şeyler değildir. Örneğin suda doğru bir çubuğun eğri görünmesi gibi&#8230; Zira deney ortamı bireyi bazen yanıltabilir. Thomas Kuhn ise (1922- 1962) yayınladığı &#8220;Bilimsel Devrimlerin Yapısı&#8221; (The Structure Of Scientific Revolutions) adlı eseri ile bilim dünyasında yeni bir dönemin açılmasını sağladı. Kuhn&#8221;un bilim anlayışında, pozitivistlerin ve mantıkçı pozitivistlerin aksine tarih ve bilim tarihi büyük önem kazanır. Paradigma değişimlerini anlamak ancak tarihe yönelmekle mümkündür. Stephen Toulmin yine Paul Feyerabend &#8220;Metoda Hayır&#8221; adlı bir kitap yazarak, klasik pozitivist görüşü eleştirdi. Ona göre bilim adamının içinde yetiştiği ortam, inanç, norm, dil ve kültür boyutu göz ardı edilemez. Yani psiko, sosyal, siyasal, tarihi ve kültürel şartlardan soyutlanarak bilim yapılamaz, bilim adamı yetişmez. Bilim insanlığın bütün problemlerini çözme iddiasında olamaz. O, belli şartlarda, belli imkanlarda elde edilmiş akli bir bilgi, insanın ortaya koyduğu bir ürün bir etkinliktir&#8230; Bilim bir din değildir. Artık katı pozitivist ve determinist bilim anlayışı batıda terkedilmiştir. Bilim mutlak hakikatin kendisi değildir. Hayata bir anlam veremediği gibi değerler manzumesi de üretemez. O mutlak var olanı ortaya çıkarmaz, ancak varlık üzerinde etkinlikte bulunur ve gücü ölçüsünde hakikati açıklamaya çalışır. Ancak hakikat hiçbir zaman insan etkinliği ve zihni ile kuşatılacak bir şey değildir. Onun ezeli ve ebedi bir mahiyeti vardır. Zaman ve mekanla kayıtlı olan insan ise kendi çabası ve ürünü olan bilim yoluyla hakikati kuşatamaz. Zira insanın hakikati arama çabası kıyamete kadar devam edecektir. Bilimin onu üreten insan zihniyle direkt bağlantılı bir mahiyeti vardır. Yani onun ölçüsü insandır. Daima bir göreceliği içerisinde barındırır. İnsan ise yapısı itibarı ile külli anlamda hakikati kavrayamaz. Bundan dolayı bilimin ortaya çıkmasında, yukarıda bahsettiğimiz gibi olaylar ve olgular arasında mutlak bir zorunluluk değil, olasılık geçerlidir. Tarih Aguste Comte&#8221;u ve Karl Marx&#8221;ı haklı çıkarmadı. Din, pozitivizmin öngördüğü determinist yasalar gereği ortadan kalkmadı. Bilakis Samuel Hungtington&#8221;un ve Alvin Toffler&#8221;in de itiraf ettikleri gibi dinler, yüzyılımıza damgasını vurdu. Öyleyse yapılması gereken ne bilimi dinin yerine geçirmek, ne de dini bilimin yerine koymaktır. Her ikisi de farklı gerçeklik alanlarına hitap eder. Din ve insanı çevreleyen kültür &#8220;Tarihselci bilim felsefesinin &#8220;konusudur. İnsani alanda doğa bilim yöntemleri geçerli değildir.” (Dr. Lütfü Özşahin, Milli Gazete, 02.11.2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu icatlar tamamıyla kaza eseri bulundu</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Birçok icadın keşfedilmesi kimi zaman çok uzun yıllar alırken, kimileri de tesadüfen ya da bir kaza sonucu ortaya çıkabiliyor. ‘HowStuffWorks’ isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte ilginizi çekebilecek tesadüfen bulunmuş icatlar: Anestezi, Penisilin, Cırt cırt, Kalp pili, Mikrodalga fırın, Sakarin, Dinamit. (T24, 25 Mayıs 2012) Tüm bunlara kafaya   düşen elma ile yerçekimi kanununun (Isaac Newton), hamamda batmayan tasla suyun kaldırma kuvvetinin bulunmasını (Arşimet) da ekler ve bir de biyomimetik; yaratılanları taklit ederek yeni bilimsel icatlar bulma ilmini eklersek aslında bilimin aynı zamanda &#8220;ilham&#8221; ve kopyalama yöntemi ile de ilerlediğini rahatlıkla ileri sürebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">‘Bana ne, illa da bilim!’ diyenlere; Bilim kanıtladı! İslam en doğrusu. Bilimsel yönden de İslam&#8217;ın en mükemmel ve doğru din olduğu kanıtlandı. “İslam&#8217;ın en mükemmel ve doğru din olduğu &#8220;moleküler&#8221; olarak saptandı! Japon bilim adamının yaptığı araştırmalara göre Kur’an okurken veya hoca ezan okurken, sudaki moleküller meydana gelen titreşimle mükemmel bir dizilime ulaşıyor. İnsan vücudunun yüzde 70&#8217;i de sudan oluştuğu için İslam dünyadaki en doğru din oluyor.” (Mynet, 16 Ağustos 2009) Bu konuda ayrıca “İslami emirler, yasaklar ve hümanizm.” adlı yazımıza bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bebeklere, hamilelere Mozart dinletmek çağdaşlık göstergesi sayılırdı, o da gerçek değilmiş! Mozart&#8217;ı dinlemek zeki yapmıyormuş. Avusturyalı besteci Wolfgang Amadeus Mozart&#8217;ın eserlerini dinlemenin zekayı artırmadığı ortaya çıktı. Viyana Üniversitesi Psikoloji Fakültesi’nden bilim insanları farklı ülkelerde &#8220;Mozart etkisi&#8221; konusunda yapılan 40’dan fazla araştırmayı değerlendirdi. Sonuç, Mozart dinlemenin herhangi bir müzik dinlemekten bir farkı yok. 1993’te Kaliforniya Üniversitesi’nden araştırmacılar, bir grup üniversite öğrencisine Mozart’ın &#8220;Re majör İki Piyano İçin Sonat&#8221;ını dinletmiş, bu eseri dinleyenlerin, sessiz bir odada oturanlara göre zeka testinde daha başarılı olduğunu iddia etmişlerdi. (Posta, 11.5.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlle de dinleteceğim diyosanız, buyurun! Hem zeka hem kalbe iyi gelen ney sesi dinleyin, dinletin! “Ney dinletisi doğum sancısını azaltıyor. Uşak Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Öğretim Görevlisi Şeyma Çatalgöl, &#8220;Ney sesinin doğum eylem sürecine etkileri&#8221; konulu tez çalışmasıyla, doğum öncesi ney dinleyen kadınların doğum sürelerinin kısaldığı, kaygı ve ağrı algılarının azaldığını belirledi.” (Habertürk, 28.09.2018) Ney dinlemek kalp sağlığına iyi geliyor. Prof Murat Tuzcu: “Kalp ameliyatı öncesi ney sesi kalbe yararlı.” (Habertürk, 21.12.2015)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam ve akıl, bilim</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam vahyi inancın akla dayandırılmasını ister; yani Allah, vahyinde öyle dediği için değil, aklın da aynı sonuca ulaştığı için inanılmasını gerçek manada iman kabul eder. Ayrıca unutulmamalıdır ki, akıl ile çelişmek başkadır; bir konunun, aklın bilebilme alanına girmesi başkadır. Bir mümin ruha inandığı zaman aklı ile ters düşmez, aklın ‘yeterli olamadığı’ bir alanda başka bir kaynaktan bilgi edinmiş ve buna inanmış olur. İslam inancına göre bilginin kaynağı üçtür: 5 duyu organı, vahiy ve akıl. İslam, başka dinlerde bulunmayan ölçüde ictihada yer vermiştir. İctihad, vahyi anlama, yorumlama, açıklanmamış konuları açıklananlara kıyas ederek sonuca varma ve neyin, nerede, ne zaman faydalı veya zararlı olduğunu objektif ölçütlere, dinin genel amaçlarına göre belirlemedir. Yani ictihad, akıl ile vahyin birlikte devrede oldukları bir insani faaliyettir. “Bilhassa ruhsal hayatımızla pek derin bir surette ilgisi olan birçok meseleler vardır ki, anlayabildiğimize göre insan aklının kudreti şimdiki tertibinden başka bir tertip kazanmadıkça, o akıl için bu meselelerin halli mümkün olmayacaktır.” (B. Russel, Felsefe Meseleleri, s. 213) “Zaman ve mekan hakkındaki eski Newtoncu anlayış yerine, fizikçiler zaman ve mekana ait ilmi anlayışı izafiyet teorisine yol açacak şekilde kökten değiştirmek zorunda kaldılar. Bir inanç sisteminin incelemeye elverişli olmayışı onun ehemmiyetsiz olduğunu göstermez. İnsanı son derece ilgilendirmesi bakımından önemli olan pek çok meseleler vardır ki bunlar normal vasıtalarla, hatta belki hiçbir şekilde incelenemez.” (K. Boulding, Yirminci Asrın Manası, s. 45, 47, 54, 69) Aslında “insan, Rönesans’tan beri beş duyunun hudutları içine hapsedilmiştir. Bugün inkar edilmesi imkansız birçok telepati olayları bilinmektedir.” (Dr. A. Carrel, İnsanlar Uyanın, s. 105) “Gözlemlerin toplam sonucu olan bilim, hiç bir şekilde evrenin açıklaması değildir; sadece Valery’nin tabiriyle: ‘Başarı sağlamış bir yöntemler bütününden ibarettir.’ Bu yöntemler hiç başarı da sağlamayabilirdi. Eğer şu anda elimden şu kitabı bırakırsam ve yere düşecek yerde tavana doğru yükselirse çok şaşardım, ama bu, bilimi altüst etmezdi. Olsa olsa, bu fenomeni de içine alan daha karışık bir yasa aramaya koyulurdum.” (A. Maurois, Yaşama Sanatı, s. 20, 22, 23) “İlim adamının dediği, düşündüğü, inandığı her şeyin mutlaka ilim olması şart değildir. İlim adamının dünya hakkındaki vardığı sonuçların ancak bir kısmı ilimdir. Bu kısım aklımızın tenkitçi, karşılaştırıcı ve düzenleyici fonksiyonunun bir neticesidir.” (Aliya İzzet Begoviç, Doğu ve Batı Arasında İslam, s. 193) “Akılcılık (rasyonalizm) kilisenin dogmatizminden hiç de geri kalmayan kendi dogmatizmini oluşturmuştur. Din ve bilimin yetenekleri karıştırılmamalıdır. Din hayatın gayesi ile ilgili sorulara cevap sunar, bilim ise hayatı ve tabiatı birer fenomen olarak inceler. Ne bilim hayatın gayesi ile ilgili soruları cevaplandırabilir, ne de din tabiat kanunlarını tarif eder. Mutlak bilgiyi sunuyormuş gibi gösteren bilim inkar ve nihilizmle sonuçlanır.” (Aliya, Özgürlüğe Kaçışım, s.121, 219) “1994-98 yılları arasında Uluslararası Sosyoloji Derneği’nin başkanlığını yapan ve “dünya sistemleri analizi” diye bilinen anlayış konusunda önemli eserler veren, mevcut kapitalizm analizlerine geniş bir bakış açısı ve tarihsellik boyutu getiren Immanuel Wallerstein şöyle demektedir: Bilgi her zaman bir arayış olarak kalacak, hiçbir zaman bir varış noktası olmayacaktır. Newtoncu bilim her şeyi açıklayan basit temel formüller olduğunu varsayıyordu. Karmaşık çalışmaları bu tür formüllerin ‘en iyi olasılıkla kısmi olabileceğini’ ve hiçbir zaman ‘geleceği değil, olsa olsa geçmişi açıklayabileceğini’ ileri sürer. Fiziksel bilimciler ve matematikçiler artık bize kendi alanlarındaki hakikatin karmaşık, belirlenmemiş ve bir zaman okuna bağlı olduğunu söylüyorlarsa bu sosyal bilimciler için ne anlam taşır?” (Aliya, Özgürlüğe Kaçışım, s. 230-231; Hayrettin Karaman, Yeni Şafak, 31.12.2017; 04-5.01.2018) Son zamanlarda, Batı’da bile çoktan terk edilen akılcılık/rasyonalizm projesini İslam dünyasına “satmaya” çalışan tipler türedi. “Dini hurafelerden temizleyeceğiz” diyerek, sığ bir akılcılık, kör bir bilimcilik gibi çağdaş hurafeler üretildi! Kur’an’ı, akılcılıkla, bilimcilikle yorumlamaya çalışıyorlar! Dini, ruhsuzlaştırıyorlar! Din, aklı da, bilimi de aşan bir anlam ve ruh dünyasına sahiptir. Aklı, bilimi, çağı, eksene alarak Kur’an’ı yorumlayan kişiler, aklı, bilimi, çağı Kur’an’ın önüne geçirdiklerini, dolayısıyla aklı da, bilimi de, çağı da kutsadıklarını göremeyecek kadar hem zihni felçleşme yaşıyorlar hem de çağdaş düşüncenin, dünyayı yaşanamaz bir yere dönüştürdüğünü söyleyerek modern akılcılığı kıyasıya tartıştığı ve aştığı yakıcı gerçeğini göz ardı ediyorlar ya da bilmiyorlar bile! Bu nasıl bir eziklik psikolojisidir böyle, inanması zor gerçekten! ‘Akıl, bilgiye götürür, bilgeliğe değil.’ Kuru bilgi, ruhsuzdur; felakete sürükler insanlığı -bugün iliklerimize kadar yaşadığımız gibi son bir asırdır- İşin ürpertici yanı şu: Batı’da pozitivizmin çoktan aşıldığı, tarihselciliğin kıyasıya tartışıldığı, modern akılcılığın seküler, kapitalist zorbalık ve hegemonya biçimlerini aklamaktan, hayatı çölleştirmekten ve cehenneme çevirmekten başka bir işe yaramadığı yakıcı gerçeğinin bütün düşünürler tarafından kabul edildiği bir zaman diliminde, Türkiye’de pozitivizmin ve tarihselciliğin kutsanması, Nietzsche’nin sarsıcı ifadesiyle “bilim kilisesinin rahipleri”nin bize her Allah’ın günü televizyonlardan, medyalardan seküler vaazlar vermesi, insanların bu sığ ve acınası kişileri ağzı açık dinlemeleri hem sığlığın işaretidir hem de eziklik psikolojisinin ve çıkmaz sokaklara sürüklendiğimizin.&#8221; (Kaplan, Yeni Şafak, 14.10.2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonuç</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2000&#8217;li  yıllardan itibaren  yeni (militan) ateizm ortaya çıkmıştır. Onlara göre bilim hayatın her alanını, ahlak dahil açıklamaya yeterlidir. Halbuki bilim ancak, deneyle, ölçümlerle cevaplanabilecek sorulara cevap verebilmektedir. Ama deneylere kapalı, bilimin açıklamayı hedeflemediği alanlarda vardır ve tarihten sanata, felsefeden dine dek geniş bir alanı kapsar bu alanda! Aslında bu kişiler bilim adamı değil, &#8216;bilimci&#8217;dirler. Bilimin söz sahibi olamayacağı, otoritesini aşan alanlarda söz sahibi olabileceğini ileri süren bu kişiler aslında, kendi ‘ideolojilerini bilime söyletme’ çabasındadırlar. Bir bilim adamı kendi alanında uzman olabilir ama din hakkında konuşurken bilimsel ve nesnel yaklaşmak yerine ideolojik bakarak ve de bilimi de kullanarak sübjektif sonuçlara ulaşabilir ki, bilimci militan ateistlerin yaptığı da aynen budur! Bilimci ateistler, kendi ideolojilerini bilime söyletmeye çalışırken aslında bilime hizmet etmemekte, aksine bilime kötülük yapmaktadırlar. Çünkü kendi iddiaları çürütüldükçe, insanlar bilimden soğumakta, bilimden uzaklaşmaktadırlar. (Bu konuda özellikle, ‘Ateizm yanılgısı’ adlı yazımızı tavsiye ederiz.) Halbuki bilim bir Müslüman için Allah&#8217;ın evreni yaratma dilinin açıklanmasından ibarettir. Yani Müslüman&#8217;ın bilimle uğraşması onun için aynı zamanda bir dini bir görevdir ki, evreni araştırmayı tavsiye eden, buna yönlendiren birçok ayette zaten bunu hedeflemektedir. Bilimci bu ateistlerin iddialarından biri de dinin dogma olduğu, bilimin ise olmadığı şeklindedir. Ama bilimde de önce dogma, ispatlanamamış bir ön kabul/inanç vardır ve zamanla yapılan deney, bilimsel ölçümlerle o inanılan şey ispat edilmeye çalışılır ve ispat edildiği anda da yine dogmaya yani sorgulanamaz hale dönüşür! Dindarlar sorgulayarak (tahkiki) iman ederler. Bilim tarihi de, dindar hatta din adamı olan birçok bilim adamları ile doludur. Bilim bize bir insanın ne kadar acı çektiğini söyleyebilir ama insanlara acı çektirmemek gerektiğini söylemez! Bilim atom parçalayabilir, uzaya mekik yollayabilir ama bu bilim iki dünya savaşının çıkmasına engel olamamıştır. Aydınlanma dönemini yaşamış, bilimde en önde giden ülkeler, dünyada eşi görülmemiş katliamları uygulayan ülkeler olmuşlardır. Dünyayı sömürmüşler, insanları bedenen, zihnen köleleştirmişlerdir. Dinden uzak, hatta ateist olan komünist ülkelerin tarihine, insani değerlerine, uygulamalarına baktığımızda, dinden uzak bu toplumların neden olduğu savaş ve katliamlar neden din karşıtı  bilimcileri hiç düşündürmez?! Bir komünist ölünce (Küba) yerine kardeşini, diğeri (Kuzey Kore) oğlunu bırakmıştır. Komünizmle yönetilen Çin&#8217;in (!) kapitalizmin merkezine dönüşmesi de ayrı bir çelişkidir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim tek bilgi kaynağı mıdır? Bu, bilimsel değil felsefi bir iddiadır. Bilimin de sınırları vardır. Tıpkı aklın sınırları olduğu gibi. Bilimin cevap veremeyeceği sorular vardır. Adam öldürmek kötü müdür? Bu, hukuk ve ahlakın alanıdır. Ahlakla ilgili konularda bilim söz sahibi olamaz. Aksine bilim, hukuk gibi konular ahlaka dayanır! Bilimsel araştırmaların etik kurulları neden vardır? Veya hangi sanat daha üstündür? Güzellik, estetik nedir? Sanat, tiyatro gibi alanlar da bilimin ilgi alanları değildir. Şiir ne kadar bilimseldir? Vicdan kaynaklı eylemleri bilim ne kadar açıklayabilir? Felsefe ne kadar bilimsel metot ve deneyle alakalıdır? Bilim, “Hayatın anlamı, neden oluş var, ölüm sonrası?” gibi sorulara cevap veremez. &#8220;Bir konunun aklı aşması ile akıldışı olmasının aynı şey olmadığını unutulmamalıdır. Hakikati bilimle sınırlandırmanın, bilimin emrettiği bir netice olmadığını, böyle bir yaklaşımın bir ideoloji olduğunu unutmamak gerekir. Bilim adamı, kendi metotları ile yakalayamadığı hakikatleri yok sayar. Evreni tanıma faaliyeti, yaratıcıyı tanımaya vesile olduğu için de, teist inanca sahip olanlar için bir motivasyon kaynağı olamaktadır.&#8221; (Erol Çetin, Deizm Eleştirisi ve Yapılması Gerekenler, s. 68)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilim vardığı birçok sonucu değiştirip yerine bir yenisini koyuyorsa da, uzun vadede kainatın gerçeklerine biraz daha yaklaşarak yoluna devam etmektedir. Kainatın gerçeklerini açıklayan ise dindir. Zaten bilim; Allah&#8217;ın evreni yaratış sırrını çözmek ve O’nun yaratışını anlama sanatıdır. (Hasan Özalp, Bilim-Din İlişkisinde Uzlaşmacı Yaklaşımlar, Doktora tezi, s. 29) Bilimin amacı, Allah&#8217;ın kainatı yarattığı dili çözmek olmalıdır. Bilim adamlarının amacı zamanla değişecek ve adına bilim denilecek kısa dönemlik keşiflere tapınmak değil, Allah&#8217;ın kainatı yaratırken koyduğu kuralları açıklamak olmalıdır. “Bilim ve din birbirine destek sağlayabilir. Bilim, dinin evrene ait metafizik sorulara verdiği cevaplardan faydalanabilir. Din ise, bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu argümanlardan Tanrı tasavvuru ve sıfatlarıyla ilgili konularda faydalanabilir. Yapılacak en temel şey bilimi ve dini dikotomiler gibi sunmamak ve bilimi ideolojiden dini ise hurafelerden ayırmaktır. Aynı zamanda bilimi, bilim insanlarının ideolojilerinden, dini ise teologların görüşlerinden ayırmak gerekir.” (Hasan Özalp, s. 244)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca bilim adamı gözüken bilimci ateist militanlar, hem bilime hem insanlığa büyük zararlar vermektedir. Her ilmin alanı, sınırı vardır. İslam, her birini kendi alanında ve bir bütün oluşturacak şekilde ele alır ve Müslümanları bu şekilde çalışmaya yönlendirir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html/aksam_310713" rel="attachment wp-att-4269"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4269" title="aksam_310713" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/aksam_310713.jpeg" alt="" width="422" height="367" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim6.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1052 size-full" title="kutsal-bilim6" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim6.jpg" alt="" width="599" height="566" /></a></span><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim7.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1053 size-full" title="kutsal-bilim7" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim7.jpg" alt="" width="718" height="318" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim121.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1065 size-full" title="kutsal-bilim12" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim121.jpg" alt="" width="497" height="380" /></a></span><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1054 size-full" title="kutsal-bilim1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim1.jpg" alt="" width="523" height="184" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim3.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1055 size-full" title="kutsal-bilim3" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim3.jpg" alt="" width="552" height="280" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim4.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1056 size-full" title="kutsal-bilim4" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim4.jpg" alt="" width="462" height="373" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7375 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/IMG_20170418_1120142.jpg" alt="" width="517" height="249" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1060 size-full" title="kutsal-bilim2" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim2.jpg" alt="" width="467" height="265" /> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10261 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/55807587.jpg" alt="" width="451" height="334" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim8.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1058 size-full" title="kutsal-bilim8" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim8.jpg" alt="" width="712" height="984" /></a></span><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim10.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1059 size-full" title="kutsal-bilim10" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim10.jpg" alt="" width="493" height="188" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilimyanilir-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5923 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilimyanilir-1.jpg" alt="bilimyanilir-1" width="389" height="532" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8177 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilimyanilmazmi-2018-1.jpg" alt="" width="492" height="583" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim5.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1063 size-full" title="kutsal-bilim5" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim5.jpg" alt="" width="404" height="251" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7674 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilim-yanilmazmi-8.jpg" alt="" width="518" height="495" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html/bilimyanilmazmi-1-5" rel="attachment wp-att-3350"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-3350" title="bilimyanilmazmi-1-5" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilimyanilmazmi-1-5.jpg" alt="" width="771" height="744" /></a></span><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim9.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1062 size-full" title="kutsal-bilim9" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim9.jpg" alt="" width="574" height="241" /></a></span><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim11.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1061 size-full" title="kutsal-bilim11" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kutsal-bilim11.jpg" alt="" width="569" height="344" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6329 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/haberturk_211215.jpeg" alt="haberturk_211215" width="632" height="323" /></span></p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/dogma-parade-web.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-1069" title="dogma-parade-web" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/dogma-parade-web-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilim-kutsalmidir13.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1067" title="bilim-kutsalmidir13" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/bilim-kutsalmidir13-300x213.jpg" alt="" width="300" height="213" /></a></span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html">Bilim değişmez mi?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/bilim-yanilmaz-degismez-tek-gercek-kaynak-midir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur’an ve Bilim</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/kuran-ve-bilim.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/kuran-ve-bilim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2012 17:09:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'da bilimsel hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[mucizeler]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=296</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Konumuzla alakalı diğer yazılara,  ‘Deizm’, ‘Bilim yanılmaz mı?’, ‘İslam Biliminin Rönesans’a Etkileri’, ‘İslam&#8217;da bilim’, ‘Müslüman bilim öncüleri’, ‘İslam felsefesinin özgünlüğü ve Batı’ya tesiri’ başlıklı yazılardan ulaşabilirsiniz. Öncelikle ilmin, &#8220;Allah&#8217;ın evrene koyduğu genel kanunları tespit etme ve anlama çabası.&#8221; (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 12) olduğunun altını çizerek konumuza başlayalım. İslam’a göre bilim Allah’a ulaştırıyorsa ilim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kuran-ve-bilim.html">Kur’an ve Bilim</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">Konumuzla alakalı diğer yazılara,  ‘Deizm’, ‘Bilim yanılmaz mı?’, ‘İslam Biliminin Rönesans’a Etkileri’, ‘İslam&#8217;da bilim’, ‘Müslüman bilim öncüleri’, ‘İslam felsefesinin özgünlüğü ve Batı’ya tesiri’ başlıklı yazılardan ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öncelikle ilmin, &#8220;Allah&#8217;ın evrene koyduğu genel kanunları tespit etme ve anlama çabası.&#8221; (Selçuk Kütük, Ateizm Yanılgısı, s. 12) olduğunun altını çizerek konumuza başlayalım. İslam’a göre bilim Allah’a ulaştırıyorsa ilim olur yoksa sadece ‘işleyen kuralları keşfedip, işleteni göz ardı etmek’ sadece ‘bilimcilik’ olur: “Yol odur ki doğru vara. Göz odur ki, Hakk’ı göre.” Yunus Emre. Bilimcilik, bilgi ile güç elde edip insanları sömürmeye götürür! Bilimcilik, varlıklardan var edene, ilaha ulaşmak yerine; elde edilen bilgileri kullanıp insanlar üzerinde saltanat kurma ve ilahçılık rolü oynamaktır! İslam ise her şeyi yerli yerine koyar, aşırı uçlar yerine dengeyi önceler. “Dinsiz bilim topal, bilimsiz din ise kördür.” Einstein (Albert Einstein Religion and Science, appeared in the New York Times Magazine on November 9, 1930 pp 1-4. It has been reprinted in Ideas and Opinions, Crown Publishers, Inc. 1954, pp 36–40; B. Erdem, Teistik argümanlar, s. 13; Salih Güler, Tohum, Sayı: 3, C. 33, Kasım 1968, s. 17) Dolayısı ile, “Akıl vahiyle el ele vermedikçe hiçbir temel mesele çözülememiştir. Hedefi din tayin eder, hedefe varmayı da akıl başarır.”  (Ali Rıza Temel, İslam Medeniyeti Dergisi, yıl: 2, Sayı: 14, Eylül 1968, s. 37)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Oryantalist ve ateistlerin iddia ettiği &#8220;Bazı yanlış inanışların aksine, Hz. Muhammed ilme büyük önem vermektedir.&#8221; (Will Durant, İslam Medeniyeti, s. 85) Sonradan Müslüman olan Muhammed Esed (Leopold Weıss) &#8220;Tarih ispatlıyor ki, hiçbir din İslam kadar ilimde ilerlemeyi teşvik etmemiştir.&#8221; (Esed, Yolların ayrılış noktasında İslam, s. 76) derken, yine sonradan Müslüman olan Dr. Maurice Bucaille, ‘Müsbet ilim yönünden Tevrat İnciller ve Kur&#8217;an’ adlı eserinde, Kur’an ve bilim hakkında şunları söylemektedir: “Ben ilkin Kur&#8217;an üzerinde durup, çağdaş ilmi buluşlar ile Kur&#8217;an metninin ne derece uyumlu olduklarını araştırdım. Bunu, hiçbir peşin fikre saplanmadan, tam bir tarafsızlık ile yaptım.” (Dr. Maurice Bucaille, Müsbet ilim yönünden Tevrat İnciller ve Kur&#8217;an, s. 18) “Kur&#8217;an&#8217;ı incelemeye başlarken İslamiyet&#8217;e dair hiçbir inanç beslemiyordum. İncelemeyi tam bir tarafsızlıkla yapmaktaydım. Okuldan bana Müslümanlardan değil, ‘Muhammedilerden’ söz edilirdi ki, bu tabirle ‘bir insan tarafından kurulmuş olan dine mensup insanların’ söz konusu olduğu belirtilmek istenirdi. İslami konuda kendim de çok cahildim. 8. ile 12. asırlar arasındaki büyük bir sayıda araştırma ve keşifler İslam üniversitelerinde yapılmıştır. Kurtuba&#8217;da halife kütüphanesi 400.000 cilt kitap ihtiva etmekteydi. O zamanda çeşitli Avrupa ülkelerinden ilim tahsili için Kurtuba&#8217;ya gidilirdi. İlimlerde, Arap kültürüne ne kadar çok şey borçluyuz. ‘İlim, uluslararası bir özelliğe ilk defa İslam üniversitelerinde kavuşmuştur.’ O devrin insanları, şimdiki insanlardan daha çok dindar idiler. ‘Eski müfessirler bir kaç manaya gelebilen bir kelime yahut cümlenin hakiki manasını kendi devirlerinde anlayamamış olabilirler. Bugün ancak fen bilgilerimiz sayesinde ortaya çıktığı için, onlar bu manayı o zamanda kavrayamamış olabilirler.’ Kur&#8217;an&#8217;da çok sayıda tabiat olaylarının tasvir edilişi, asrımızda sahip olunabilen ve fakat ‘Muhammed devrinde hiç bir insanın en ufak bir fikri olamayacağı olağanüstü bilimsel kavramlara uygun’ düşmektedir. Arap Yarımadasında oturan bir insanın bazı konularda kendi asrından 10 asır ileri bir kültüre sahip olmuş bulunabileceğini düşünmek için hiçbir özel sebep yoktur. Kur&#8217;an&#8217;ın nüzulü devresinde, o devrin fen bilimlerinin asırlardır durgunluk safhasında olduğu kesinlik kazanmış bir husustur.” (Bucaille, s. 192, 196-199) Prof. Taslaman ise, &#8220;İslam&#8217;ın ilk dönemlerinde birçok kimse için bilimsel çaba, karın doyurmayacak boş bir uğraştı. Böylesi bir ortamda Kur’an birçok ayeti ile bilim yapmaya gereken motivasyonu sağlamıştır. ‘Kur’an yazılı kültüre geçmeyi de, yazılı kültürün çok zayıf olduğu bir bölgede sağlamıştır.’ Biruni, “Benim bilimle uğraşma nedenim, Ali İmran suresi 191. ayettir: Onlar ki, göklerin ve yerin yaratılışı konusunda derinlemesine düşünürler.” demektedir.  Raymond Farrin, Kaliforniya&#8217;da Berkeley  üniversitesinde bir akademisyendir. Kur&#8217;an&#8217;ın yapısındaki ‘halka sistemi’ üzerine bulgularından sonra, ‘Hz. Muhammed&#8217;in böyle bir yapıyı oluşturmasına mümkün olmadığına’ kanaat getirerek Müslüman olmuştur.&#8221; (Caner Taslaman, Neden Müslümanım? s. 314, 325, 346) “İslam, Kaf Suresi 6. ayet; Ankebut Suresi 20. ayet; Ğaşiye Suresi 20. ayet; Nahl suresi 66. ayet; Rum Suresi 9. ayetlerle astronomiye, paleontolojiye, jeomorfolojiye, zoolojiye, arkeolojiye teşvik eden bir dindir.”  (Ömer Faruk Korkmaz, Sorun kalmasın, s. 78)  İslamiyet aleyhine eserleri ile tanınmış olan papaz Henry Lammens bile, &#8220;Dilbilimi açısından Kur&#8217;an&#8217;ın üslubu dikkate değer bir mükemmeliyettedir.&#8221; demektedir. (Lammens, L&#8217;Islam, s. 52) Gustave le Bon, ‘İslam medeniyetinin şanlı ve şerefli bir birikime sahip olduğunu’ ifade etmiş, Henry Stubbe, ‘İslam dininin, insan aklı ve tabiatına uygun olduğunu’ söylemiştir. (Emine Öğük, Yeni ateistlerin yanılgıları, s. 37, 54) Yine Goldziher de, &#8220;Kur&#8217;an dünyanın edebi eserlerinden biridir.&#8221; (Goldziher, el-Akidetu ve Şeria fil-İslam, s. 9) derken, Kur&#8217;an&#8217;ı İngilizceye tercüme eden Palmer, tercümesinin giriş bölümünde,  &#8220;En seçkin Arap yazarlarının kıymet itibariyle Kur&#8217;an&#8217;a eş olabilecek bir şey yazmamaları hayretle karşılanacak bir şey değildir.&#8221; ve Yahudi bilgin Hirshfield, &#8220;Kur&#8217;an sahip olduğu ikna kuvveti ve inşası itibariyle sanatına ve şanına erişilmeyecek bir kitaptır, İslam âleminde bütün ilim ve irfan şubelerinin takdire şayan ilerlemesi Kur&#8217;an sayesinde olmuştur.&#8221; (Prof İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, s. 161) demektedir. ‘Kur&#8217;an&#8217;daki kelime tekrarı mucizesi’, ‘bilimsel ayetler’, Raymond Farrin&#8217;in Müslüman olmasına neden olan Kur&#8217;an&#8217;daki &#8216;halka sistemi&#8217; gibi özelliklere sahip bu ilahi kitap, &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ın bir benzerini yazamazsınız&#8221; (İsra 88) ayeti ile çağlara meydan okumaktadır. Hz. Muhammed’in bulunduğu şart ve ortamda bile değil, günümüz imkanlarında buyurun ey ateist, deist, oryantalistler! Sizler de bir benzerini yazın! En son deneyen Anis Shorrosh’un sitesi bile kapanmıştır! Bu konuya ileride tekrar döneceğiz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ayet ve hadislerle İslam’ın ilme verdiği değer</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.&#8221; (Alak,1-5); &#8220;(Ey Muhammed) de ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyle düşünür.&#8221; (Zümer, 9); &#8220;Alimler, Peygamberlerin varisleridir.&#8221; (Buhari, İlm, 10; Ebû Davut, İlm, 1; Tirmizi, İlm,19; İbn Mace, Mukaddime,17, Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, I/228); &#8220;Ne de az düşünürsünüz.&#8221; (Mümin 58); “Aklınızı kullanmaz mısınız?” (Bakara, 44); &#8220;İlim öğrenmek kadın erkeğe farzdır.&#8221; (İbn Mace, Mukaddime, 17; Tac, I/63; Feyfü&#8217;l Kadir, IV/267); &#8220;Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.&#8221; (A. Akseki, İslam, Fıtri Tabii ve Umfuni Bir Dindir, s. 332); &#8220;Alimler yıldızlar gibidir; Yeryüzündekilerin rehberidir.&#8221; (Ahmed b. Hanbel, III/157); &#8220;İlim öğrenin ve öğretin.&#8221; (Darimi, Sünen, Mukaddime, 20); &#8220;Kim ilim öğrenmeye yönelirse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.&#8221; (Tirmizi, İlim, 19); &#8220;İki günü eşit olan ziyandadır, zarardadır.&#8221; (Temyizu&#8217;t Tayyip min&#8217;el Hadis, s. 162); &#8220;Hem dünyayı hem ahireti isteyen ilme sarılsın.&#8221; (Tirmizi, Ebu İsa Muhammed b. İsa, es-Sünen, Daavat 68; İ. Hacer, et-Terğib, I/728, M.A. Nasif, Tac, III/22); &#8220;Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma (yani bunların dışında kalma) helak olursun&#8221; (Mecmeu&#8217;z-Zevaid ve Menbeu&#8217;l-Fevaid, I/122; Taberani, M. Evsat, II/406 ); &#8220;Öldükten sonra sevap defteri kapanır. Üç şey müstesna, bunlardan biri de Mümin, ölümünden sonra hayatta iken öğrettiği ve yayınladığı eserlerdir.&#8221; (İbn Mace, Mukaddime, 20); &#8220;(Ey Muhammed) de ki: Rabbim, benim ilmimi artır.&#8221; (Taha, 114); “İki şeyin gıpta edilmeye değerdir. Bunlardan biri de, kendisine hikmet (ilim) verip de o ilim gereğince hükmetmesini ve başkasına da o ilmi öğretmesini nasip ettiği kimsedir” (Buhari, İlim, 15); &#8220;İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.&#8221; (Ebu Davud, İlim, I/3641; Tirmizi, İlim 2, 2649; İbnu Mace, Mukaddime 17, 227, Mehmed Sofuoğlu, Sahih-i Buhari ve Tercemesi, I/228); &#8220;Kim ilim talep ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur.&#8221; (Tirmizi, İlim 2, 2650); &#8220;Hikmet ve ilim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır.&#8221; (Tirmizi, İlim, 19, IV/425, Hadis: 2827; Keşfül Hafa, I/363); &#8220;İlim Çin&#8217;de bile olsa alınız.&#8221; (Keşf&#8217;ü-l Hafa, I/138, Beyhaki, Şuabu&#8217;l- iman, II/254;  Rabi bin Habib, el-Basarî, Bab fil ilim ve talebihi; Bezzar, Müsnedü&#8217;l-Bezzar, I/175; Abdurra&#8217;iuf Münavi, Feyzu&#8217;l-Kadir, I/443; Mehmed Arif, Binbir Hadis, s. 58, Hadis: 126); &#8220;Alimler peygamberlerin varisleridir&#8221; (A. Münavi, Feyzu&#8217;l-Kadir, lV/384, Hadis: 5705); &#8220;Alimin abide üstünlüğü, benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir.&#8221; (Tirmizi, İlim 19, 2686) Resulullah  bir gün mescide girince halka halinde oturmuş iki grupla karşılaştı. Gruplardan biri Kur&#8217;an-ı Kerim okuyor ve Allah’u Teâlâ&#8217;ya dua ediyordu. Diğeri ise ilim öğreniyor ve öğretiyordu. Bunu gören Efendimiz<em>: &#8220;Bunların hepsi hayır üzeredirler. Şunlar Kur&#8217;an-ı Kerim okuyor ve Allah’u Teâlâ&#8217;ya dua ediyorlar. Allah dilerse onlara </em>(istediklerini)<em> verir, dilerse vermez. Şunlar da ilim öğrenip öğretiyorlar. Ben de ancak bir muallim/öğretmen olarak gönderildim.&#8221; </em>buyurdu ve hemen ilimle meşgul olanların yanına oturdu. (İbn-i Mace, Mukaddime, 17) Peygamber Efendimiz, Medine’ye teşriflerinde ilk iş olarak mescit ile birlikte medresesini tesis eder. O medresede okuyan o günün talebelerine “ Ehl-i suffa” deniliyordu. Bunlar bütün hayatlarını ilim ve irfana vakfetmişlerdi. (Buhari, Ṣalat, 58; Nesai, Mesacid, 29; Müslim, İmare, 147; Müsned, III/270) Müslümanların ilk savaşı olan Bedir savaşında da esir edilenlerden okuma yazma bilenler okuma bilmeyenlere okuma öğretince serbest bırakılmışlardır. (Şibli, İslam Tarihi, Asrı Saadet, I/346; İbnü’l-Cevzi, el-Muntazam fî tarihi’l-müluk ve’l-ümem, III/110; Ahmet Önkal, Muhtasar Siyer-i Nebi, 128)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’an’daki bilimsel ayetlerden bazıları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’an bir fen kitabı değildir. Ama her çağda insanların ulaştıkları bilgi seviyesine hitap eden içeriklere sahiptir. Bu şekilde ilgi çekildikten sonra ise okuyucuya ana mesaj olan ‘tevhid, adalet, emanet’ bilincini kazandırır. Kur’an’da var olan bilimsel mucizelerden ‘bazılarına’ kısaca değinelim.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık” </strong>(Enbiya, 32) Gökyüzünü koruyan ozon tabakası sayesinde göktaşları ve zararlı ışınlar dünyamıza ulaşamaz. Van Allen Kuşakları, dünyamızı güneşin zararlı ışınlarından, radyasyondan  korur. (Caner Taslaman, Neden Müslüman&#8217;ım? Deizme Cevap, s. 74)  &#8220;Dönüşlü olan göğe and olsun.&#8221; (Tarık, 11) Troposfer tabakası, okyanuslardan yükselen su buharlarını yoğunlaştırarak, yeryüzüne yağmur olarak geri döndürür. Ozon tabakasının Kur’an’da ‘tavan’ kelimesi ile tanımlanması bazı ateistlerin ileri geri konuşmalarına neden olmaktadır. Halbuki bilimsel makalelerde de gökyüzü için &#8216;tavan&#8217; kelimesi kullanılmaktadır. (Because of the cold ‘ceiling’ of the tropopause, H20 is not distributed exponentially: Tropopozun soğuk ‘tavanı’ nedeniyle, H20 katlanarak dağıtılmaz: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC219811/pdf/pnas00158-0049.pdf, s. 1218; The lower D region (∼50–75 km) forms the rather stable upper boundary, or ‘ceiling’: Alt D bölgesi (∼50-75 km) oldukça kararlı üst sınırı veya ‘tavanı’ oluşturur. (https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1029/2010JA015355)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12489" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/korunmus-tavan-bilimsel-makaleler.jpg" alt="" width="661" height="500" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış göğe yemin olsun&#8221; </strong>(Zariyat, 7) Evrenin görebildiğimiz kısmında 100 milyardan fazla galaksi mevcuttur ve küçük galaksilerde yaklaşık bir milyar, büyük galaksilerde ise bir trilyondan fazla yıldız bulunur. (World Book Encyclopedia, 2003) Bu sayıyı, büyük galaksilerden 225 milyar, cüce galaksi olarak tanımlanan daha ufak galaksilerden ise, 7 trilyona çıkaranlar da vardır. Bunların sahip olduğu yıldız, gezegen, kuyruklu yıldız, uydular gibi detayları da düşünürsek inanılmaz sayılara ulaşırız. Dünyamızı temel alırsak, dünyamızın da bir yörüngesi vardır ve bu yörüngeden milimetrelik bir sapma bile büyük felaketler doğurur. “Sapma 2,8 yerine 2,5 mm olsaydı, yörünge çok geniş olurdu ve hepimiz donardık; sapma 3,1 mm olsaydı, hepimiz kavrularak ölürdük.” (Bilim ve Teknik, Temmuz 1983)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“O, gökten belli bir miktarda su indirmiştir.”</strong> (Zuhruf,  11) Gökyüzünden saniyede 16 milyon ton su inmektedir. (http://en.wikipedia.org/wiki/Water_cycle)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“İnsan, kemiklerini kesin olarak bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? Evet, parmak uçlarını dahi düzenlemeye gücümüz yeter.”</strong> (Kıyamet, 4) Parmak ucu öyle bir kimlik kartıdır ki aynı yumurta ikizlerinde bile farklıdır. Parmak ucumuzdaki bu kimlik kartımız, cenin henüz üç aylıkken anne karnında çizilir ve mezara kadar bizle gelir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaratılıştan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır.”</strong> (Zümer, 6) Bu üç karanlık: Fallop borusu; spermle yumurta birleşir fallop borusunda bölünerek çoğalır. Rahim duvarındaki bölge: Bu aşamada artık cenin rahim duvarına yapışıp sarkar (Kur’ani kavram ile &#8216;alak&#8217; aşaması) Amniyon kesesi: Ceninin etrafındaki içi özel bir sıvı ile dolu keseye verilen isim. Cenin burada gelişir. Ayrıca, anne rahminde yolculuğuna başlayan hücre; birinci karanlık mekanda, dev karanlık bir tünele girmiş gibidir.  İkinci karanlık mekan ise minik  tüycüklerden oluşan karanlık bir ormanı andırır. Üçüncü karanlık mekan ise yine karanlık bir denizin altını hatırlatır. Yine  ayetlerde, anne karnında önce kemiklerin oluştuğu, daha sonra ise kasların ortaya çıkarak bu kemikleri sardığı haber vermektedir! “Ardından o alak&#8217;ı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.” (Mü’minun, 14)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Biz göğü &#8216;büyük bir kudretle&#8217; bina ettik ve şüphesiz Biz onu genişleticiyiz</strong><strong>.”</strong> (Zariyat, 47) Astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların ve galaksilerin sürekli olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını keşfetmiş ve evrenin genişlediğini ispatlamıştır. Kur’an ise bunu 1400 sene önce bildirmiştir. (S. Waqar Ahmed Husaini, The Quran for Astronomy and Earth Exploration from Space, Goodword Press, s. 103-108) Ek bilgi için, ‘Ateist akıl’ adlı yazımıza bakılabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indiriverir.” </strong>(Nur, 43)<strong> </strong>Yağmurun oluşumu tam da ayetlerde belirtilen şekilde gerçekleşmektedir. (Richard A. Anthes, John J. Cahir, Alistair B. Fraser, Hans A. Panofsky, The Atmosphere, 1981, s. 269; Albert Millers, Jack C. Thompson, s. 141-142)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Rüzgarları aşılayıcılar olarak gönderdik”</strong> (Hicr, 22) Rüzgar hem bitkilerin hem yağmur bulutlarının aşılanmasında önemli bir işleve sahiptir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>“Rabbin dişi bal arısına vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları kovanlardan evler edin.”</strong> (Nahl, 68) Arapça&#8217;da arının erkeği ve dişisi aynı şekilde “Nahl” olarak yazılır, bu kelimenin ayrıca dişisi yoktur. Ancak Kur’an, arıya yapılan vahyi ve arının yaptıklarını anlatırken, fiilin dişi formunu (ittehazi, feluki, zamir ise müennes; butuniha) kullanmaktadır. Arapça&#8217;da fiiller dişiye ve erkeğe göre farklı yazılırlar. Arının yaptıkları anlatılırken de fiilin dişi sigası/kipi kullanılmıştır. Kur’an&#8217;ın indiği dönemde insanların kovan içindeki iş bölümünün detaylarından, işçi arıların dişi olduğundan, kovanı inşa etmenin, bal yapmanın, bal yapmak için meyvelerin özünü toplamanın dişi işçi arıların görevi olduğundan haberleri yoktu. İşin ironik tarafı bunun farkına ABD’deki gayri Müslimler varırken ülkemdeki ateistlerin bundan haberdar olamamasıdır: “ABD&#8217;li arıcı McKay Orton, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de keşfettiği bal arılarıyla ilgili ayetlere hayran kaldığını, “Kur&#8217;an&#8217;da bal arıları dişil fiillerle anlatılıyor. Kur&#8217;an yazıldığında işçi arıların dişi olduğuna dair hiçbir bilgi yoktu” sözleriyle ifade etmektedir.” (Yeni Akit, 20.09.2023)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Güneş de bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu, aziz ve alim olan Allah’ın takdiridir.” (Yasin, 38); “Ne güneş aya yetişip çarpar ne de gece gündüzü geçebilir, onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.” (Yasin, 40);  “Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O’dur. Her biri bir yörüngede yüzüp giderler.” (Enbiya, 33); “Görmedin mi ki Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile Ay’ı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyorlar.” (Lokman, 29) Kur’an tam 1400 sene önce Güneş’in ve diğer yıldızların hareket ettiğini haber vermekte, gezegenler sabit olmayıp, hepsinin belirli yörüngeleri ve menzilleri olduğunu bildirmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Allah’tan başka dostlar edinenlerin misali, kendisine ev edinen dişi örümceğin misaline benzer. Gerçek şu ki evlerin en çürüğü örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!” (Ankebut, 41) Ayette geçen “ankebut” kelimesi ile dişi örümcek kastedilmektedir. Ayetteki “edindi” manasına gelen ‘İttehazet’ fiili, dişi sigasında/kalıbında gelmiştir. Allah-u Teala dişi sigasını kullanarak örümceğin evini dişi örümceğin yaptığını bildirmektedir. Dişi örümcek hem evi yapar hem de birleşmeden sonra erkek örümceği öldürür. Bir ayet ile iki mesaj; biri mecaz diğeri bilimsel bir keşif bizlere haber verilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bebeğin anne karnındaki evrelerden bahseden ayetten (Mü’minun, 14) Demir dış uzaydan dünyamıza geldiğine işaret eden ayete (Hadid, 25); yükseğe çıkıldıkça oksijenin azaldığından haber veren ayetten (En’am, 125) Canlıların sudan yaratılmasından bahseden ayete (Enbiya, 30) dek Kur’an’da daha birçok bilimsel mucizevi ayetler bulunmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bilgisayar sayesinde Kur’an’da bulunan mucizelerden bazıları</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Yedi gök&#8221; tabiri Kur’an’da toplam7 kere geçer. Göklerin yaratılışı ifadesi de, katları gibi 7 kere tekrarlanır. &#8220;Gün (yevm)&#8221; tekil olarak 365 kere geçerken, çoğul yani &#8220;günler&#8221; kelimeleri 30 defa tekrarlanır. &#8220;Ay&#8221; kelimesinin tekrar sayısı ise 12&#8217;dir. &#8220;Bitki&#8221; ve &#8220;ağaç&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı aynıdır; 26. &#8220;De&#8221; kelimelerini saydığımızda çıkan sonuç 332&#8217;dir. &#8220;Dediler&#8221; kelimesini saydığımızda da aynı rakamı elde ederiz. &#8220;Dünya&#8221; kelimesi ve &#8220;ahiret&#8221; kelimesinin tekrarlanış sayıları da aynıdır; 115. &#8220;Şeytan&#8221; kelimesi Kur’an&#8217;da 88 kere geçer. &#8220;Melek&#8221; kelimesinin tekrar sayısı da 88&#8217;dir. &#8220;İman&#8221; ve &#8220;küfür&#8221; kelimeleri Kur’an boyunca 25’er kez tekrarlanır. &#8220;Cennet&#8221; kelimesi ve &#8220;cehennem&#8221; kelimesi de aynı sayıda tekrarlanır; 77. &#8220;Zekat&#8221; kelimesi Kur’an&#8217;da 32 kere tekrarlanırken, &#8220;bereket&#8221; kelimesinin tekrarlanış sayısı da 32&#8217;dir. &#8220;Yaz-sıcak&#8221; kelimeleri ile &#8220;kış-soğuk&#8221; kelimelerinin geçiş sayıları da aynıdır; 5. &#8220;Şarap (hımr)&#8221; ve &#8220;sarhoşluk (sekere)&#8221; kelimeleri de Kur’an&#8217;da aynı sayıda tekrarlanır; 6. &#8220;Akletmek&#8221; ve &#8220;nur&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır; 49. &#8220;Dil&#8221; ve &#8220;vaaz&#8221; kelimeleri eşit sayıda, 25 kere tekrar edilir. &#8220;Yarar&#8221; kelimesi 50, &#8220;bozma&#8221; kelimesi de 50 kere tekrarlanır. &#8220;Ecir&#8221; ve &#8220;fail&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır; 108. &#8220;Sevgi&#8221; ve &#8220;itaat&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı aynıdır; 83. &#8220;Dönüş&#8221; ve &#8220;sonsuz&#8221; kelimeleri, eşit sayıda yer almaktadır; 28. &#8220;Musibet&#8221; kelimesi ve &#8220;şükür&#8221; kelimesi, Kur’an&#8217;da aynı sayıda geçmektedir; 75 kere. &#8220;Güneş (şems)&#8221; ve &#8220;ışık (nur)&#8221; kelimeleri Kur’an&#8217;da 33&#8217;er kez geçmektedir. Doğru yola ileten (Elhuda)&#8221; ve &#8220;rahmet&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı eşittir; 79. Kur’an&#8217;da &#8220;sıkıntı&#8221; kelimesi 13 kere yer alırken, &#8220;huzur&#8221; kelimesi de 13 kere tekrarlanmaktadır. Kur’an’da insanın yaratılış safhaları toplam 65 kez geçer. İnsan kelimesi de Kur’an’da 65 kere geçer. &#8220;Kadın&#8221; ve &#8220;erkek&#8221; kelimelerinin tekrar sayısı da aynıdır; 23. Kadın ve erkek kelimelerinin Kur’an&#8217;da tekrar sayısı olan 23, aynı zamanda insan embriyosunun oluşumunda yumurta ve spermden gelen kromozom sayısına da eşittir. İnsanın kromozom sayısı da anne ve babadan gelen 23&#8217;er kromozomun toplamı olarak 46&#8217;dır! &#8220;Hıyanet&#8221; kelimesi 16 kere geçerken, &#8220;habis&#8221; -Kötülük &#8211; kelimesinin tekrar sayısı da 16&#8217;dır. &#8220;İyiler (ebrar)&#8221; 6 kere tekrarlanırken, &#8220;kötüler (fuccar)&#8221; kelimesi ise tam yarısı kadar yani 3 kere geçer. &#8220;Ceza&#8221; kelimesi 117 kere yer alırken, Kur’an&#8217;ın temel ahlak özelliklerinden olan &#8220;mağfiret (bağışlama)&#8221; ifadesi, bu sayının ‘tam 2 katı’ yani 234 kere tekrarlanır. (‘Bu kadar tekrar Kur’an’da neden var?’ sorusuna başka bir cevapta bu ilmi mucizeler olmaktadır aynı zamanda. Kur’an’daki tekrarlar konusunu ‘Ateistlere cevaplar’ adlı yazımızda açıkladık!)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Kara&#8221; kelimesi Kur’an&#8217;da 13 kere geçerken, &#8220;deniz&#8221; kelimesi 32 kere geçmektedir. Bu sayıların toplamı bize 45 rakamını verir. Eğer karaların Kur’an&#8217;da bahsediliş sayısı olan 13&#8217;ün 45&#8217;e yüzdelik oranı: %28,888888888889’dur. Denizlerin Kur’an&#8217;da bahsediliş sayısı olan 32&#8217;nin 45&#8217;e yüzdelik oranı da, %71,111111111111’dir. Bu oranlar ise, gezegenimizdeki su ve kara parçalarının gerçek oranıdır. (Posta, 03 Eylül 2019; monak2.tripod.com/Peaceonline/id1.html; nkfu.com/yeryuzunde-karalarin-dagilimi) “İman etmek fiili” Kur’an’da 811 kez geçer. “Kafir olmak fiili” ise 697 kez geçer. Kur’an’da iman edenleri sayısı ile kafir olanların sayısı arasındaki fark (811-697) 114’tür. Yani kafirler ile Müslümanlar arasındaki fark, Kur’an’daki surelerin sayısı kadardır. Kafir olanlar (697), 114 sureye iman/kabul edince, iman edenlerin Kur’an’daki geçiş sayısına (811) ulaşılmaktadır. Liste bu şekilde uzayıp gitmektedir. Bu konuda örnekler için, Abdürrezzak Nevfel’in “Kur’an’da Ölçü ve Ahenk” adlı kitabını da ayrıca tavsiye ederiz.</span></p>
<p><strong> Kur’an’da ‘gelecekle ilgili’ haberler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Romalılar yenilgiye uğradılar. Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar yenilgilerinin ardından yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün inananlar sevineceklerdir.” (Rum, 1-4) Kur’an’ın haber verdiği ve “ Dünyanın en alçak yeri” diye belirttiği yer “Lut havzası” dünyanın en alçak yeridir. (www.deadsea.co.il/ENA/Index.html) Bu konu, ‘Kur’an’da çelişki yoktur.’ adlı yazımızda da ele alınmıştır. Ayrıca tam 9 yıl sonra Kur’an’ın haber verdiği yenilgi yaşanır ve İran yenilir. (Warren Treadgold, A History of the Byzantine State and Society, Stanford University Press, sayfa 287-299) “Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram&#8217;a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (<span style="color: #000000;">nasib) kıldı.” (Fetih, 27) Ayette, Mekke fethedilmeden önce gerçekleşecek bir başka fetihten daha söz edildiği görülmektedir. Her iki fetih de aynen gerçekleşir. Önce Hayber sonra Mekke fethedilir. (İmam Taberi, Taberi Tefsiri, V/2276) “Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: &#8220;Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.&#8221; derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: &#8220;Bu Rabbimin fazlındandır, O&#8217;na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti)” (Neml,  40) Ayet ‘İlim ehlinin” sadece ‘cansız maddelerin bir yerden başka yere nakledilebileceğine’ işaret etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an’da geçen bilimsel mucizeler, gelecekle ilgili haberler konusuna örneklerine virgül koyup bu konuda yazılan bazı eserleri tavsiye ederek (Zakir Naik, Kur’an ve Modern Bilim; Mustafa Armağan, İslam ve Bilim Tartışmaları; Haluk Nurbaki, Kur&#8217;an Mucizeleri; FeyyazTV, Kur&#8217;an&#8217;ın Bilimsel Mucizeleri; M. Sinan Adalı, Kur&#8217;an Mucizeleri; Kur’an Araştırmaları Grubu, Kur&#8217;an Hiç Tükenmeyen Mucize; Murat Arabacı, Kur&#8217;an&#8217;ın Terkedilen Emri Bilim) konumuza devam edelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’an ve zaman </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’an-ı Kerim, evrenin yaratılışından kıyamete, dünyadan ahirete, cennetten cehenneme birçok konular hakkında bizlere hak olan bilgileri verir. “Kur’an’ı göklerde ve yerdeki sırları bilen Allah indirdi.” (Furkan, 6); &#8220;O Allah gökleri ve yeri yoktan var edendir.&#8221; (En’am, 101); “Sonra Allah duman (gaz) halindeki göğe yöneldi” (Füssılat, 11); “Yer ve gökler bitişik iken onları biz ayırdık” (Enbiya, 30); “Üzerinizde yedi kat gök yarattık” (Mü’minun, 17); “Gökleri yedi kat üzerinde yaratan O’dur. Rahman olan Allah’ın yarattığında düzensizlik göremezsiniz.” (Mülk, 3); “Göğü gücümüzle biz kurduk ve şüphesiz biz onu genişleticiyiz” (Zariyat, 47); “Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir “ (Rahman, 5); “Yeryüzünü yaratıkların oturmasına, yaşamasına elverişli kılan Allah’tır.” (Taha, 53); “Yeryüzünü, size boyun eğdiren O’dur” (Mülk, 15); “Allah her şeyi yaratandır” (Zümer, 62); “Biz her canlıyı sudan yarattık” (Enbiya, 30)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tarih bilimi için önemli olan yer ve zaman Kur’an için önemli değildir. Kur’an için önemli olan olayların oluşum neden ve sonuçlarıdır: “Bu sevinçli ve kederli günleri insanlar arasında döndürüp duruyoruz.” (Ali İmran, 140); “Yeryüzünde gezin, öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakın. Onların çoğu müşriklerdir.” (Rum, 42)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan öncesi canlılar: İnsandan önce yer ve uzayda ateş kökenli cinler, nur kökenli melekler vardı. Daha sonraları, toprak (çamur) kökenli insan yaratılmıştır: “Can’ı (cinlerin atasını) dumansız ateşten yarattı.” (Rahman, 15); “Cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 56); “O (Allah) her şeyi güzel yarattı, insanı yaratmaya çamur başladı.” (Secde, 7); “Andolsun insanı kuru balçıktan, işlenebilir topraktan yarattık.” (Hicr, 26); “O (Allah) sizi merhalelerden geçirerek yarattı.” (Nuh, 14); “İnsanı nutfeden yarattı.” (Nahl, 4); “(Sizi) nutfeden yarattı, şekil verdi.” (Abese, 19); “Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra o nutfeyi kan pıhtısı haline getirdik. Kan pıhtısını bir çiğdemlik et yaptık. Bir çiğdemlik etten kemikler yarattık. Kemiklere et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık.” (Mü’minun, 13-14); “Sonra onu şekillendirdi. Ona ruh üfledi. Size kulaklar, gözler, kalpler verdi.” (Secde, 9); “Sonra ona, yolunu kolaylaştırdı.” (Abese, 20); “Ondan erkek- dişi (iki cins) yarattı.” (Kıyame, 39); “Sonra zayıflığın ardından kuvvet (gençlik) verdi. Sonra kuvvetin ardından zayıflık (ihtiyarlık) verdi.” (Rum, 54); “Sonra bunun ardından şüphesiz ölürsünüz. Sonra siz kıyamet gününde mutlaka dirilttirilirsiniz.” (Mü’minun, 15- 16)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Din, akıl ve bilim  </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsan dışında  her  canlı  kendi  ihtiyaçlarını  karşılayacak hazır  bilgiler ve   içgüdü (Uçmak, yüzmek, avlanmak vs.)  ile  donanmış  olarak  dünyaya gelir. Tüm  bunlar onlara Allah   tarafından  programlanmış, kodlanmıştır. İnsan ise,  başta tertemiz bir kağıt gibi olsa da (Buhari, cenaiz 92; Ebu Davut, sünne 17; Tirmizi, kader 5) birçok yeteneği gibi, iyiliği  ve  kötülüğü de zamanla  öğrenir. İyilik yapan   cennete, kötülük  yapan  ise cehenneme  gider. Allah insanları programlamamıştır  ama  programına  uygun; tabiatla   uyum  içinde  olmasını  sağlayacak bir kılavuz göndermiştir: Kur’an-ı  Kerim. Bu  programa  uyan ve programlanmış  kainatla  beraber  uyum  içinde  yaşayan insan bu program  sayesinde  dünyada mutlu/huzurlu olurken  ahirette de cenneti kazanır. İnsan; melekte olabilme  kabiliyetine (İsra, 70), fakat  aynı  zamanda kendi yaptıkları ile hayvanlardan  daha  aşağı (Tin, 8; A’raf, 179) inip şeytanlaşabilme  özelliğine de  sahip   bir  varlıktır. İnsan diğer canlılardan   akıl, düşünme, irade  gibi  özelliklerle   ayrılır. İnsanlar yaptıkları  icatlarla  beraber  hayatlarını kolaylaştırırlar. Fakat İslam yapılan  bu icatların insanların zararında kullanılmasına izin vermez. Aslında bilim İslam  dininin   emir  ve  yasaklarını   hızla  doğrulamakta, tasdik  etmektedir. (‘İslami emirler, yasaklar ve hümanizm’ adlı yazımıza bakılabilir.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İnsanlık İslam’a bilim vasıtası ile kavuşacaktır. Kur’an, bilimin ulaşacağı ‘son noktada’ insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için beklemektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4964" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/kuran-ve-bilim-1-2-1.jpeg" alt="kuran-ve-bilim-1-2-1" width="112" height="112" />                                                        </span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/kuran-ve-bilim.html">Kur’an ve Bilim</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/kuran-ve-bilim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
