<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/tag/misyonerlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jul 2025 05:12:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Misyonerlik Dosyası</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-dosyasi.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-dosyasi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 08:10:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerler]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=11931</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu ile bağlantılı ‘Papa ve İncil’, ‘Batı medeniyeti’,  ‘Oryantalizm yanılgısı’ adlı yazılarımızı da tavsiye ederiz. Giriş “Hristiyanlığı yayma yolunda görev alan; rahip, papaz veya din adamlarına da misyoner denir.” (Mehmet Kocaoğlu Misyonerlik Faaliyetlerinden Pontus Rum Devletine Uzanan Süreç, Giresun Tarihi Sempozyumu, 24- 25 Mayıs 1996, Bildiriler, İstanbul, 1997, s. 236) “Misyonerlik, Hristiyanlığı yayma faaliyeti.” (Kerim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/misyonerlik-dosyasi.html">Misyonerlik Dosyası</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #808080;">Konu ile bağlantılı ‘Papa ve İncil’, ‘Batı medeniyeti’,  ‘Oryantalizm yanılgısı’ adlı yazılarımızı da tavsiye ederiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Giriş</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Hristiyanlığı yayma yolunda görev alan; rahip, papaz veya din adamlarına da misyoner denir.” (Mehmet Kocaoğlu Misyonerlik Faaliyetlerinden Pontus Rum Devletine Uzanan Süreç, Giresun Tarihi Sempozyumu, 24- 25 Mayıs 1996, Bildiriler, İstanbul, 1997, s. 236) “Misyonerlik, Hristiyanlığı yayma faaliyeti.” (Kerim Aytekin, Misyonerlere kanmayın, s. 13) iken “Misyoner ise, din yaymaya çalışan papazlara verilen addır.” (Alfred Bertholet, Wõrterbuch der Religionen, Stuttgart 1962, s. 362)  “Latince ‘missio’dan gelen misyon sözlükte ‘görev ve yetki’, misyoner ise “görevli olan kişi” anlamına gelmektedir. İslam ülkelerine yönelik yoğun misyonerlik faaliyetleri Batılı milletlerin ‘sömürge faaliyetlerine paralel biçimde’ ortaya çıkmıştır. Misyonerler sömürge yönetimleriyle yakın ilişki içerisinde olmuşlar ve karşılıklı çıkar gözetmişlerdir. Günümüz misyon teknikleri arasında en dikkat çekici olanı “kültüre uyarlama” yöntemidir. Bu yöntemde Hristiyan mesajı ve değerlerinin yerel kültürler, şartlar, değerler ve öncelikler gözetilerek sunulması hedeflenir.” (DİA, misyonerlik maddesi) “Misyonerlere destek veren devletler, kiliseler, siyasiler, holdingler ve bilim çevreleri” olduğu gibi “Batılı Hristiyan devletler de misyonerliği ekonomik çıkarları uğrunda sömürgecilik için bir basamak olarak da kullanmaktadırlar.” (Doç. Dr. Remzi Kılıç, Misyonerlik ve Türkiye’ye yönelik misyoner faaliyetleri, TÜBAR-XIX-/2006-Bahar, s. 340) “Misyonerler, Hristiyanlığın bir sonucu olarak kabul ettikleri, Batı Uygarlığının nüfuz alanını genişletmek, eskiden kendilerine ait olan yerlere yeniden sahip olmak, dünyayı Hristiyan-Batı Kültürü ile etkilemek ve dünyadaki bütün rejimleri değiştirmek amacını gütmektedirler.” (Abdurrahman Küçük, Misyonerlik Nedir? Dinler Tarihçileri Gözüyle Türkiye’de Misyonerlik, Sempozyum 01-02 Ekim 2005, s. 32)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Misyonerler çalışmaları dini olmaktan çok siyasidir. Onlar Osmanlı topraklarında yaşayan Hristiyanları kışkırtıyorlar ve imparatorluğu yıkmayı hedefliyorlardı.” (Kemal Kahraman, Muhammed M. Pickthall, s. 88) kutsalkitap.org adlı misyoner sitesi, &#8216;Misyonerlik Nedir? Misyonerlerin Amacı Nedir? Bölücülük Müdür?&#8217; başlıklı yazısında, misyon kelimesinin, “görev” misyonerin ise “bu görev için atanan kişi” anlamına geldiğini yazdıktan sonra “amacımız asla herhangi bir ülkenin siyasi yada politik işlerine karışmak; Bozgunculuk yaratma, yönetim yada iktidarlara ve kanunlara karşı gelmek mümkün değildir.” diye yazsalar da, ‘Çanlar köyü kampı’ adlı site, “Bir misyoner, çalışmalarını ‘gayriresmi iletişim yoluyla’ gerçekleştirebilir.” (online.campbellsville.edu/career-outcomes/missionaries) diye açıkça yazmaktadır. Ve bu çalışmalar sonucunda “Misyonerler özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Kürt ve Nasturilerin ayaklanmalarında önemli rol de oynadılar. Bunda ayrıca 17. yüzyıldan itibaren bölgeye gelen Fransız ve İtalyan Katoliklerinin de payı büyük olmuştur. 1829’da Yunanistan’ın 1908’de Bulgaristan’ın ve I. Dünya Savaşından sonra da Arap topraklarının Osmanlı’dan kopmasına da misyoner faaliyetlerinin küçümsenemeyecek katkıları olmuştur.” (Ayten Sezer, Osmanlı döneminde misyonerlik faaliyetleri, ait.hacettepe.edu.tr/akademik/arsiv/misy.htm) Özellikle “İngiltere, belirlediği hedeflere ulaşmada sömürgecilik ve misyonerliği en etkin şekilde kullanan ülkelerden biri olmuş.” (B. Bolat, Ratip Ayaz, İngiliz misyonerlik faaliyetlerinin Osmanlı devleti’nin yıkılış sürecine etkileri, s. 39) ve bu “Misyonerler XV. yüzyıldan sonra da Hristiyan devletlerin işgal ettiği sömürge topraklarındaki insanları Hristiyanlaştırma faaliyetinde olarak kullanılmıştır.” (Abdurrahman Küçük, “Misyonerlik Nedir? Dinler Tarihçileri Gözüyle Türkiye’de Misyonerlik, s.19) Ama zamanla misyonerlik de kılık değiştirmiştir. “1961’de Yeni Delhi’de yapılan toplantıda “Dünya Kiliseler Konseyi” kurulmuştur. Bu konseyde alınan kararlar gereğince “Hristiyanlığın yayılması için bir yere kilise yapmak kalıcı ve isabetli bir yol değildir. Orada asıl ‘kalıcı olan Hristiyanlığın, o toplum kültürü içerisine nüfuz etmesidir.’ Yoksa Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çalışıp durmayın. Onlara Hristiyan adetlerini, bayramlarını, kültürünü ve ahlakını aşılamaya çalışmak en avantajlı yoldur” denmek suretiyle misyonerlere yeni hedefler gösterilmiş ve “karakter inşası” önem kazanmıştır. (Ömer Turan, Avrasya Coğrafyasında Misyonerlik Faaliyetleri, Avrasya Etütler, 2002, s. 22; Hüseyin Canyaş, O. Canyaş, osmanlı’dan günümüze misyonerlerin kültürel alandaki faaliyetleri, TÜBAR-XXXI-/2012-Bahar, s. 72)</span></p>
<p><strong>Detay</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam düşmanı olanlar, “İçlerindeki çekememezlik yüzünden, Müslümanları, inandıktan sonra küfre döndürmek isterler.” (Bakara, 109) &#8220;Kitap ehlinden bir cemaat, sizi doğru yoldan saptırmak ister. Halbuki onlar ancak kendilerini saptırırlar da farkına varmazlar.&#8221; (Ali İmran, 69) &#8220;Ey kitap ehli, niçin hak olan yolu eğri göstermeye çalışıyorsunuz?&#8221; (Ali İmran, 99)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Bazı Batılı yazar ve düşünürler, kasıtlı olarak veya iyice araştırıp incelemeden İslam’a ve onun yüce peygamberine karşı haksız isnatlarda bulunmayı adeta bir takıntı haline getirmişlerdir. İslam’ı ve Müslümanlığı önyargısız bir şekilde anlama gayreti göstermeden, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Müslümanların hayat tarzlarını, davranışlarını ele alarak olumsuz bir kanaat ortaya koyuyorlar. İslam’ın evrensel mesajını bir tarafa bırakarak, belli olaylar üzerinden giderek dinimizi karalamak istiyorlar. Bunun ardındaki sebep açıktır; Batı’da kiliseden koparak İslamiyet’e yönelen insanların sayısında küçümsenmeyecek ölçüde artışlar vardır. Bu artış kiliseyi tedirgin etmektedir. Son yıllarda Müslüman dünyasına ve özellikle de ülkemize yönelik misyonerlik faaliyetlerinin yoğunlaşmasındaki sebep bu panikten ileri gelmektedir. Bir sevgi ve barış dini olan İslam’ın imajını kanlı terör olaylarıyla zedeleyip, Hristiyanlığın yıldızını parlatmaya çalışıyorlar.&#8221; (Mehmet Nuri Yılmaz, Hürriyet, 12.08.2005)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Papa ll. John Paul, 24 Aralık 1999&#8217;da Hristiyan misyonerliğin hedeflerini şöyle açıklamıştır; &#8220;Birinci bin yılda Avrupa, ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hristiyanlaştırıldı, üçüncü bin yılda ise Asya&#8217;yı Hristiyanlaştıralım.&#8221; (Doç. Dr. Osman Cilacı, Hristiyanlık propagandası ve misyonerlik faaliyetleri, s. 146) “İkinci Cihan harbinin sonunda itibaren de Hristiyan misyonerleri Türkiye&#8217;deki faaliyetlerini hayli artırmışlardır.”  (İspanyalı eski Katolik papaz Abdullah Tercüman (Anselmo Turmeda), Hristiyanlığa Reddiye, s. 6)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> “Oryantalizm, yaptığı çalışmalarda bir yandan da misyonerlere doküman hazırlanmıştır.” (Osman Cilacı, s. 45) İslam düşmanı “Oryantalistlerin dini hedefleri de misyonerlik.” (M. Hamdi Zakzük, Oryantalizm veya Medeniyetler Hesaplaşması, s. 67) olmuştur. “Oryantalizm de Müslümanları Hristiyanlaştırma amacını güder. Dinler arası diyalogdan amaç ise, İslam’ı tanıma değil tanımlamadır. (İsmail Süphandağı, Batı ve İslam arasında Oryantalizm, s. 123, 124) “John Takle, Osmanlı Devleti içindeki gizli misyonerlere şöyle seslenir: &#8216;Onların kitabını, yani Kur’an&#8217;ı, dinlerine karşı kullanmanız gerekiyor. Zira o Kur’an İslam&#8217;da en keskin silahtır. Kur’an&#8217;ın yeni bir şey getirmediğini ve içeriğinde yeni hükümler gibi görünen şeylerin doğru olmadığını insanlara göstermeliyiz.&#8217; (J. M. Zwener, İslam and Missions, s. 217) Bu bakış açısı Batı dünyasında çok uzun bir müddet İslamiyet&#8217;in yanlış bilinmesine, bu yüzden de İslam&#8217;a karşı kin duyulmasına neden olmuştur. Bu, doğal olarak misyonerlik faaliyetlerinin bir sonucudur. Profesör Edward Mead Earle&#8217;nin şu yorumu dikkat çekici bir tespittir: “İslam dünyasının, özellikle de Türklerin, Batı kamuoyunda yanlış tanınmasından misyonerler sorumludur. Amerika&#8217;da da, onlar bizlere, İslamiyet&#8217;i ve Müslümanları alay eder bir şekilde anlattılar.” (Earle, Yakındoğu&#8217;da Amerikan misyoner grupları, s. 7) Misyonerlik, &#8216;ötekine&#8217; -Batılı olmayana- yönelik üstünlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Oryantalizm gibi misyonerlik de, sömürgeciliğin keşif koludur!  Misyonerler elde ettikleri bilgilerle bir yandan Hristiyanlığın yayılmasını amaçlarken  öte yandan da, bağlı bulundukları ülkelerdeki siyasal kesimlere, elde ettikleri bilgileri iletirler. Misyonerliği ve oryantalizmi, dinsel ve siyasal emperyalizmin ta kendisi olarak göstermek ve doğu toplumlarına sızan Truva atı olarak görmek yanlış olmaz.” (Ömer Baharoğlu, Oryantalizm İslam ve Türkler, s. 50-51) “Yeni sömürgecilikte misyonerler ve onların açtıkları okullar da önemli rol oynamaktadır.” (Mehmet Şevket Eygi, Abdullah Tercüman (Anselmo Turmeda), Hristiyanlığa Reddiye, s. 123) “Kiliseler başka ülkelerde okullar açmışlardır fakat okutulan derslerin kökeni misyonların temsil ettiği kilisenin inançlarına dayanmaktadır.” (Ali Ömer, Hristiyanlığı terk ederek İslamiyet’i kabul edişimin sebepleri, s. 25)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amerikalı protestan misyoner Everett P. Wheeler: &#8220;Biz Türkiye’de Hristiyanlık için okul, hastane açıyoruz. Türkler bizi istemeyebilir, ama oranın sahibi Türkler değil ki!&#8221; (Everett P. Wheeler, The Duty of the United States of America to American Citiens in Turkey, s. 3) demektedir. “Misyonerlerin sömürgecilik yolunda yardımcı oldukları da bilinmektedir.” (İspanyalı eski Katolik papaz Abdullah Tercüman (Anselmo Turmeda), Hristiyanlığa Reddiye, s. 6) “Misyonerler aynı zamanda sömürgeciliğin de ajanlarıdır. Onlar sömürgeciliğin ajanları olarak milliyetçilik ideallerini yaydılar. Misyonerler Hristiyanlığa ikna edilebilsinler diye, Müslümanların zihinlerinde İslam&#8217;ı lekelemeye yönelik hiçbir çabadan geri durmadılar. Bunlardan biri olan Samuel W. Zwemer, İslam&#8217;ı Hristiyanlık için bir tehlike ve onun baş belası olarak görüyordu. “Biz ya galip gelmeliyiz ya da mağlup. Kökeni, tarihi ve şu anki yaklaşımı ile İslam anti Hristiyan’dır.” diyordu. Ona göre İslam, savaşlar çıkaran bir din, Hristiyanlık ise insanlığın en mükemmeli ve kötülüklerden ve ahlaksızlıklardan en uzak olan din idi. Duncan B. MacDonald, misyonerlik hedeflerine ulaşılması için en etkili yolun İslam&#8217;a doğrudan saldırmak değil, “yeni fikirlerin onun temellerini kemirmesini sağlamak” şeklinde özetlenebilecek bir metodu savunuyordu. Misyonerlerin iki amacı olmuştur: Birincisi Müslümanları Hristiyanlaştırmak ki, bunda başarı sağlayamamışlardır. İkinci amaç Müslümanlar Hristiyanlaştırılamıyorsa, o zaman ‘sekülerleştirilmeliydi.’ Bu sayede Müslümanlar sömürgesel yayılmaya ve sömürüye yönelik bir tehlike olmayacaklardı. Misyonerler ‘muhataplarına göre yöntem’ uygulamakta idiler. Afrikalılara, İslam Hristiyanlık arasındaki bir buluşma noktası olarak Kitabı Mukaddes&#8217;i gösteriyorlardı. Araplar için Batılılaşmanın ortaya çıkardığı ihtiyaçlar odak noktasını oluştururken, İngiltere&#8217;deki Müslüman öğrencilere sevgi, dostluk ve konukseverlik gösterilerek yalnızlıkları istismar ediliyordu. Yine de İslam&#8217;dan dönenlere de ‘şüphe ile’ yaklaşmaktadırlar.” (Asaf Hüseyin, Batının İslam&#8217;la Kavgası, s. 71-82) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Misyonerlik, emperyalizmin mızrak ucudur.” (Adnan Odabaş, Dikkat misyoner geliyor, s. 111) “Misyonerlik, Hristiyanlığı yaymak amacıyla değil sömürü amacıyla yapılmaktadır.” (Kerim Aytekin, s. 146) “Hristiyanlık aydınlanma sonrası sömürgecilikle bütünleşmiş ve sömürgeciliğin keşif kolu haline gelmiştir.” (İsmail Süphandağı, Batı ve İslam arasında Oryantalizm, s. 127; Osman Cilacı, s. 37) &#8220;Misyonerler, sömürgeciliğin öncü kolu gibi çalışırlar.&#8221; (Jack Goody, Avrupa&#8217;da İslam Damgası, s. 16) “İstila sancağının Hristiyan olmayan ülkelere girişlerine rehberlik edenler papazlardır.” (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s. 98)  “Türklerin Ermenilere soykırım yaptığı iddialarını Amerika ve Avrupa&#8217;da kökleştirenler ‘Amerikan Bord’ misyonerleridir.” (Adnan Odabaş, s. 32) “Almanya Munster&#8217;de bulunan ilahiyat fakültesi, 1910 yılında Alman devletinden bir talepte bulunur: “Okulumuzda misyonerlik bölümü açılsın.” Talebin gerekçesi de şudur: Alman devletinin çağımızda sürdürdüğü sömürgeleştirme çabalarını başarılı kılmak.” (Adnan Odabaş, s. 34) “Pederlerin çalışmaları da, İngiltere&#8217;nin siyasi tedbirlerine bir hizmet maksadıyla gerçekleşiyordu.” (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s. 106) “Misyonerler; ‘Muhammed&#8217;in Arabistan&#8217;ını şeytanın pençesinden kurtarmakla, Allah&#8217;ın oğlu şan kazanır.’ demektedirler.” (İngiliz rahibi John R. Nott, The Evangelization of the World in this Generation, s. 145) &#8220;Hristiyan misyonerler, Avrupa&#8217;da emperyalizmin sürekliliğini teşvik eden büyük bir lobidir.&#8221; (Philip G. Altbach, Gail P. Kelly, Sömürgecilik ve eğitim, s. 63)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Misyonerliğin amacını Nobel Barış ödülü sahibi Güney Afrikalı rahip Desmond Tutu şöyle özetlemektedir: &#8220;Misyonerler geldiğinde bizim elimizde topraklarımız onların ellerinde İncilleri vardı, gözlerimiz bir kapayıp açtık ki ne görelim; bizim elimizde inciller onların elinde topraklarımız var.&#8221; (Adnan Şensoy, Ey misyonerler cevap verin, s. 25; Kerim Aytekin, s. 147)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Misyonerlik her dönemde Batı yayılmacılığının önemli bir aracı olmuştur. Şimdilerde Hristiyan misyonerlerin Türkiye&#8217;ye yeni bir Haçlı seferi düzenlediğini görüp duruyoruz. Kim bu konuda halkı uyandırmak ve misyonerliğin oyunlarını bozmak çabasında ise, o da bu ülkenin yurtseveridir.&#8221; (Adnan Odabaş, s. 110) Amerika’nın ünlü misyoner örgütü ABCFM’in faaliyetlerini özetleyen 1880 tarihli Bartlett Raporu şöyle başlar: “Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye, Asya’nın anahtarıdır.” (Samuel Colcord Bartlett, Historical Sketch of the Missionsof the American Board in Turkey, 1880, s. 1) “Misyonerlerin amacı ülkemizi bölmektir. Bu amaç için inançta büyük bir hasar oluşturmaya çalışırlar.” (Adnan Odabaş, s. 7) “Misyonerler, &#8216;Türkiye&#8217;de silahsız Haçlı seferi yapıyoruz&#8221; demektedirler.” (Adnan Odabaş, s. 10) ABD’li misyonerler ABCFM, Pliny Fisk ve Levi Parsons’a 1 Aralık 1833 tarihli talimat mektubu ile şu görevi veriyordu: “Bu mukaddes ve vadedilmiş topraklar silahsız bir haçlı seferi ile geri alınacaktır.” (Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika/19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Amerikan Misyoner Okullar, s. 33) “1889-1896 Ermeni isyanları, misyonerlerin eseriydi. 1905 Yemen isyanını İngiliz misyonerler hazırlamıştı. Kiliselerde insanlara soylarını araştırmaları söylenmekte, kiliseleri ziyaret için giden insanlara dahi &#8216;Siz Rum’sunuz, Ermeni’siniz, Sırp’sınız&#8217; propagandası yapılmaktadır. Misyonerler Kürt ve Alevi gruplarını da öncelikli hedef olarak seçmişlerdir.” (Adnan Odabaş, s. 41) “Misyonerlik, siyasi hedefler gütmektedir. Kürtlere ve Alevilere &#8216;Siz zorla Müslüman yapıldınız&#8217; propagandası yapılmaktadır.” (Adnan Odabaş, s. 130) “Alevi dedesi olan Hıdır Bulut: &#8220;Bana devletin yıllar önce Ermenilere uyguladığı bir kıyım olduğunu, şimdi de devletin Alevileri ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğünü, benim desteğim ile Türkiye&#8217;yi kurtaracaklarını söylediler. Peygamberimize dil uzattılar.” (Adnan Odabaş, s. 57) demektedir. Müslüman iken Hristiyan olan ve Tarsus Protestan kilisesi pastörlüğüne kadar yükselen İlker Çınar, &#8220;Beni düşünmeye sevk eden şey, misyonerlik kisvesi altında bölücülük yapılmasıydı. Bunlar kimseyi sevmiyor, seviyor görünüyor. Sevgiyi, bizi yok etmek için kullanıyorlar.&#8221; (Flash TV, 29.01.2005) diye itiraflarda bulunmuş ve İslam’a geri dönmüştür. “Misyoner faaliyetleri aynı zamanda kültür emperyalizmin bir uzantısı durumundadır.” (Osman Cilacı, s. 94) Louis Massignon, 1965&#8217;te Vatikan&#8217;da misyonerlere şu mesajı vermektedir; &#8220;Müslümanların her şeyini bozduk ve yok ettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bağlılıkları ve insani duyguları yok oldu.&#8221; (Adnan Odabaş, s. 44) “E. Dittes&#8217;e göre de modern Türkiye, İslam&#8217;ın bütünleştirici bir merkez olmak hizmetini göremeyecek kadar hırpalanmıştır.” (Osman Cilacı, s. 97) Misyonerlere göre de “Sekülarizm Müslümanlar için bir nimettir” (Wilfred Cantwell Smith, Modern Çağda İslam, s. 281) ve amaç Müslümanları dinlerinden soğutup emperyal isteklere karşı gelmeyecek kıvama getirebilmektir. Günümüzde ise bunu kısmen de olsa başarmışlardır: “28 Şubat sürecinin toplumda yol açtığı psikolojik yıkım, misyonerlerin ekmeğine yağ sürmüştür.” (Adnan Odabaş, s. 111) Artık “Fatihlerin torunları, şimdi çocuklarının ruhunu haçlıların kültürüne teslim etmek emeliyle, çan kapılarında sıra beklemektedir.” (Nurettin Topçu, Büyük Fetih, s. 12) Kısaca &#8220;Misyoner faaliyetler uzandıkları her yere mutluluktan çok sorun taşırlar.” (Adnan Odabaş, s. 132- 133)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Ülke içinde Katolik kilisesi ile kanlı bıçaklı olan Fransız siyasetçiler, sömürge ülkelerinde kiliseyle ittifak halinde çalışmış, sömürgeleştirilen ülkedeki yerli halkın Fransız kültürü adaptasyonunda misyonerlerin büyük katkısı olacağını fark etmişlerdir.&#8221; (Derin Tarih, s. 31, sayı: 79, Ağustos 2019) &#8220;Akdeniz sahilindeki toplumların Hristiyanlaştırma görevini üstlenen &#8216;Beyaz pederler&#8217; teşkilatının kurucusu Cezayir başpiskoposu Fransız Charles Lavigerie şöyle demektedir: &#8220;Cezayir, Fransa için verimli bir ülke olacak. İncil sayesinde medeniyetin ışıkları burada parlayacak.&#8221; (Ahmet Kavas, Afrika Misyonerleri Cemiyeti: Beyaz Babalar (Peres Blancs)  s.15) Profesör Nikolay Ilminski, &#8220;Ortodoks dini Rus olmayanlarca kabul edildiğinde, bu onları Ruslara daha çok yakınlaştıracaktır.&#8221; (Philip G. Altbach, Gail P. Kelly, Sömürgecilik ve eğitim, s. 12) derken, John D. Rockefeller&#8217;in başdanışmanı Frederick T. Gates ise Rockefeller&#8217;e gönderdiği 1905 tarihli bir mektupta, Amerikan ihracatının hızlı gelişiminden bahsediyordu. Ona göre bu gelişme, &#8220;yabancı beldeler misyonerlerin öncülüğünde ticari açıdan zapturapt altına alınmasaydı söz konusu olmayacaktı.&#8221; (Philip G. Altbach, Gail P. Kelly, Sömürgecilik ve eğitim, s. 182) “Misyonerlerin hedefleri hem dini hem emperyalisttir. Misyonerlerden casusluk yapanlar olmuştur.” (Osman Cilacı, s. 74, 75) “Misyonerlik bugün tamamen siyasal bir saldırıya dönüşmüştür. Psikolojik harp vasıtası olarak kullanılmaktadır.” (Adnan Odabaş, s. 15)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Papaz Calhon Simon, &#8220;İslam Birliği, Arap halkların Avrupa&#8217;nın egemenliğinden kurtulmalarına yardımcı olmaktadır. Onun için misyonerlik bu hareketlerin önlenmesinde büyük bir etken olmuştur. Çünkü misyonerlik, Avrupalıları cazip bir aydınlık içinde göstermeye çalışmaktadır.&#8221; demektedir. Misyonerlik aynı zamanda, Müslümanların sömürülmekte olduğu ülkelerde emperyalizmin çıkarları için tehlike oluşturmalarını da önlemeye çalışmaktadır. Misyonerler, eğitim yolu ile yabancı egemenliğine karşı çıkmayan doğulu kişilikler yetiştirmeye çalışmaktadır. Misyonerliğin Müslümanları yıpratmaya çalışması, onları Hristiyanlığa çağırmak ve Hristiyan olmaları için direkt çalışmak şeklinde değildir. Her şeyden önce, İslam&#8217;ı ve Müslümanları çirkin göstermeye çalışmaktadırlar.” (Muhammed el-Behiy, İslami düşüncede oryantalist etki, s. 225) Bu nedenle de Amerikalı misyoner Henry Jesups, &#8220;Misyonerlik, Müslümanları uygarlaşmaya çalışacaktır.&#8221; demektedir. (Muhammed el-Behiy, s. 223, 225-226)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Haçlı Seferleri&#8217;nin hüsranla sonuçlanması sonucu farklı bir metot izlemeye karar veren Hristiyanlar, misyonerlik faaliyetlerine başlar.” (Osman Cilacı, s. 37) &#8220;Kilise haçlı ruhunu hiç kaybetmedi denilse aşırı bir ifade kullanılmamış olur.&#8221; (Halil Halid, Hilal ve Haç Çekişmesi, s. 52) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Aziz Augustine&#8217;e göre tanrı, sadece eski Ahit&#8217;te değil, yeni Ahit&#8217;te de şiddeti tercih etmektedir.” (Şiddet karşısında İslam, DİB, s. 68) “Aziz Augustine, ‘haklı zulüm’ teorisinden bahsetmiş, insanların kurtuluşa erdirilmeleri için onlara baskı uygulanabileceğini söylemiştir.” (Alan  Kreider, Violence and Mission in the Fourth and Fifth Centuries, Lessons for Tuday, 129)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Hristiyan dünyası, Haçlı seferleri ile elde edemediği bu ülkeyi kültür emperyalizmi ile ele geçirmeye çalışmaktadır.” (Osman Cilacı, s. 93) Missionary Counacil/Misyoner Konseyi sekreteri William Caton: Hristiyan&#8217;ın Müslüman&#8217;a ilk mesajı doktrin değil sevgi olmalıdır.” (Adnan Odabaş, s. 54) derken, “Misyonerlik konusunda eğitim gören Protestanlara da genellikle, &#8216;Müslümanlara İsa&#8217;yı anlat; Muhammed&#8217;e saldırma&#8217; kuralı öğretilmektedir.” (Eildert Mulder, De Koran zet me aan het denken, Trouw, 24.3.2014) “İnançları bilmek, değişim önermenin ve değişim ışığı görmenin ilk şartıdır. Çalışmalarda İslam&#8217;ın benimsenmiş olarak gösterilmesi gerekir. ‘Bu bir Hristiyan&#8217;ın İslam&#8217;ı kabulü anlamında değildir. İslam&#8217;dan nefret edilebilir.’ Fakat ‘İslam&#8217;ın değiştirilmesi, reforme edilmesi halinde daha sevileceği düşüncesinin empoze edilmesi’ gereklidir.” (Harry Dorman, Towards Understanding İslam, s. 125) Misyoner Rahip Samuel Zwemer&#8217;in şu sözleri her şeyi açıklamaktadır: &#8220;Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar deneyelim. İslam ülkelerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, Hristiyan adetlerini, Hristiyan bayramlarını, Hristiyan kültürünü, Hristiyan ahlakını aşılayalım. Müslümanları o hale getirelim ki, isimleri Müslüman olduğu halde giyinişleriyle, davranışlarıyla, akıl ve hisleri ile tamamen bir Hristiyana benzesinler. Günü geldiğinde onları toptan vaftiz edebiliriz.&#8221; (Küçük, Türkiye&#8217;de Misyonerlik Faaliyetleri,  s. 42; Rahip Samuel Zwemer tarafından misyonerlere yönelik bir konferans da söylemi, İlk Adım Dergisi, Mayıs 2004; Osman Cilacı, s. 73; Adnan Odabaş, s. 44, 47, 76) Misyoner papaz Geo Harris; &#8220;Bir Müslüman&#8217;ı Hristiyan yapmak için onu zorlama, dininden şüpheye düşür. ‘Senin dinin çağa uymuyor’ de, onun geçmişi ile irtibatını kopar.&#8221; (Adnan Odabaş, s. 64) “Müslümanların en büyük ilgi ve endişesi, Allah&#8217;ın en büyük olduğu konusu olmamalıdır. Hristiyanlaşmayı şart koşmuyoruz fakat din değiştirme konusunda Müslümanların müsamahalı olmalarını istiyoruz.” (Misyoner Prof. Kenneth Cragg, The Call of the Minaret (Minarenin çağrısı), s. 107) “Müslümanlara sevgi ile yaklaşınız. Hz. Muhammed&#8217;i yalanlamayınız. Hz. İsa için Allah&#8217;ın oğludur demeyiniz. Çünkü Müslümanlar bunu kabul etmezler. Daha çok onların kendi milletiyle ve dini değerleriyle alakalarını kesmeye ya da zayıflatmaya çalışınız.” derler. (Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Türkiye&#8217;de Misyonerlik Faaliyetleri, s. 37) “İsa mutlaka Allah&#8217;ın oğludur demekten kaçınmalı ki, onlara yaklaşmak mümkün olunca istenildiği şekilde propaganda yapılabilsin. Misyonerlerin güvercinler gibi masum olmaları gerekir fakat bu, onların yılanlar gibi kurnaz olmasına engel teşkil etmez.” (Trımıngtlam, İslam&#8217;ın Ethiopia, London 1948, Charles R. Watlson, İslam and Miss ions, London 1949, s. 53) Misyonerler “Gayelerine ulaşabilmek için çeşitli kimliklere de bürünmektedirler.” (Osman Cilacı, s. 74) Pavlus, Korintlilere yazdığı birinci mektubunda metodunu şöyle anlatmaktadır: “Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ancak daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kutsal Yasanın (Musa Şeriatı) altında olmadığım halde Yasa altındakileri kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım. Mesih’in yasası altında olan birisi olarak, ‘Yasa’ya sahip olmayanları kazanmak için ‘Yasa’ya sahip değilmişim gibi davrandım. Güçsüzleri kazanmak için güçsüzlerle güçsüz oldum. Ne yapıp ne edip bazılarını kurtarmak için herkesle bir şey oldum.” (1 Kor. 9/19-22)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Misyoner James E. Dittes, The Muslim World dergisindeki The Christion mission and Turkish İslam başlıklı makalesinde; &#8220;Misyonerlerin Türkler arasına girerek onların senpatilerini kazandıktan sonra dini telkinde bulunmaları, Türk kültür hayatında köklü değişiklikler yapmak için sabırla çalışmaları&#8221; önerilmektedir. (Osman Cilacı, s. 97)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12058" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/1misyonerlik-2kurs4bolum-4kurslukseri.jpg" alt="" width="749" height="372" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hristiyanlaştırma kursuna kaydolup 4 aşamadan ikincisini bitirdiğimde tarafıma yollanan broşürlerden iki tanesi! Görüldüğü gibi, metotlarına uygun olarak misyonerler kelime oyunları ile Müslümanlara teslis inancını benimsetmeye çalışmaktadırlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aşağıda ekran görüntüsünde görüldüğü gibi, misyonerler sanal alemde ‘Hz. Muhammed’ diye reklamlarında yazarlar ama biraz irtibatı ilerletince veya misyoner/oryantalist eserleri karıştırınca Peygamberimize atmadıkları iftira kalmadığı görülmektedir! ‘Allah&#8217;ı tanımak’ derler ama aslında onların tanrısı bizim Allah&#8217;ımız gibi tek değildir; Baba, oğul, kutsal ruh şeklinde üç parçadan oluşan bir tanrı inancına sahiptirler! Özetle misyonerler kelimenin tam anlamı ile takiyyecilik yapmaktadır! Detay için ‘Müjde ve sevgi dini olarak lanse edilen Hristiyanlık, Papa ve İncil’ adlı yazımıza bakılabilir. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12060" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/takiyyecimisyonerler534.jpg" alt="" width="652" height="453" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> “Misyonerler her çeşit vasıtayı kullanırlar.” (Osman Cilacı, s. 37) “İnsanlara, Hristiyan misyoner olarak yaklaşmazlar. Muhatapların dinleri ve gelenekleri konusunda gerçekleri çarpıtıp, insanların çeşitli ihtiyaç ve zaaflarını iyi kullanırlar.” (Adnan Odabaş, s. 118) Doktora öğrencisi olarak Amerika’da bulunmuş ilahiyat fakültesi öğretim üyesi Mustafa Köylü, Türkmenistan’ın içme suyu bulma problemi yaşanan Gözleve kentinde misyonerlerin oradaki bir caminin bahçesine oturarak halkın Hristiyan olması karşılığında kuyu açabileceklerini söylediklerine şahit olmuştur. (Turan, Ömer, Avrasya Coğrafyasında Misyonerlik Faaliyetleri, Avrasya Etütleri, s.16. 1999 s. 25) “Senegal&#8217;e giden misyoner heyet, gıda yardımı yapacağı her aileden bu yardıma karşılık bir çocuklarını vermesini şart koşmuşlardır.” (Osman Cilacı, s. 40) “Misyonerler Bengal’deki insanların yoksulluklarından, eğitim ve kültür yetersizliklerinden azami derecede faydalanarak bu coğrafyada yoğun Hristiyanlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. Sosyal alanlarda yürüttükleri faaliyetlerin yanı sıra eğitim alanındaki yatırımları ve akademik araştırmaları bu noktada başrol oynamıştır.” (Nur Uddin, Müslüman beldelerinde Hristiyan misyonerlik faaliyetleri ve oryantalizmden faydalanma bağlamında Bengal bölgesi örneği, Academic Platform, Cilt: 6, Sayı: 1, 2022, ss. 106-127/ Volume: 6, Issue: 1, 2022, s. 125) Aynı metot ülkemde de uygulanmaktadır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-15802" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/43485949075665567.png" alt="" width="579" height="205" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-12059" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/misyonerlerrr46345.jpg" alt="" width="743" height="309" /> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Maraş Depremden 6 gün sonra, 12.02.2023 tarihinde İngiliz misyonerler Kahramanmaraş&#8217;taki Saçaklızade ilköğretim okulunda misyonerlik faaliyeti yapıyorlardı ve Yasin-i Şerifi görünce de; “No Kur&#8217;an” diyorlardı. Sitelerini de 2 gün önce Yeni Zelanda üzerinden açmışlardı! Ne kadar hümanist oldukları da şu itiraflarından anlaşılmaktadır: &#8220;Misyonerlik faaliyetlerinde bulunan doktora gereken, kendisinin ilk önce misyoner sonra doktor olduğunu hiçbir zaman unutmamasıdır.&#8221; (Y. Urulgiray, Misyonerlik faaliyetleri, s. 35)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İnanç turizmi uğruna, dini ve milli değerleri misyonerliğe zemin hazırlayıcı bir hale getirilmemelidir.” (Osman Cilacı, s. 50) Bu satırları yazan bizzat ben, Anadolu’nun en muhafazakar illerinden birinde kendilerinin ‘inanç turizmi’ ile uğraştığını söyleyen iki misyonerle buluşup konuşmuştum…! “Bir süreden beri misyonerler, broşürlerle halkımızı Hristiyanlaştırmaya çalışmaktadırlar.” (Osman Cilacı, s. 59) Aşağıda, sadece bana yollanan veya misyonerlik için hazırlanan ve kiliselerden bizzat aldığım kitap ve broşürler gözükmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15803" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/8357354734573485.jpg" alt="" width="825" height="468" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Fransız Gazeteci Raymond Cartier tarafından da ifade edildiği gibi, “İslam&#8217;ın misyoneri, ruhban sınıfı ve teşkilatlı propagandası yoktur” (Thomas Carlyle, Peygamber Kahraman Muhammed, s.  18) ve buna rağmen herhangi &#8220;Bir Müslüman bir Batı ülkesinde kendi dinini anlatırken, İslam&#8217;ı yaymaya çalışırken Hz. Musa ve Hz. İsa&#8217;ya dil uzatmaz, uzatamaz. Yahudilerin ve Hristiyanların Ehl-i Kitap olduklarını görmezden gelemez. Oysa &#8220;misyoner kafalı&#8221; bazı Hristiyanların, her fırsatta, Hz. Peygamber&#8217;le ilgili neler söyledikleri bilinmektedir. Müslümanlarca malumudur: Hz. Peygamber ve İslam&#8217;la ilgili &#8220;üretilmekte olan&#8221; yalanların, iftiraların hepsi bir araya getirilecek olsa, orta büyüklükte bir kitap değil, orta büyüklükte bir kütüphane olur.&#8221;  (Mehmet S. Aydın, Varoluş Yolunda, s. 301) “İslam&#8217;daki tebliğ ve irşat çabalarının temel amacı, İslami öğretilerin insanlara duyurulmasıdır. Oysa Hristiyan misyonerliğinde ‘ne yapıp edip’ insanların kazanılması amaçlanmaktadır. Hristiyanlar tarih boyunca gittikleri yörelerde sadece Hristiyan mesajlarını duyurmayı değil, insanları Hristiyanlaştırmayı hedeflemişlerdir. Hristiyan güçler insanları hızla asimile etmeyi dini bir görev saymışlardır. Çeşitli baskılarla yöre halkları hızla Hristiyanlaştırılmıştır. (Adnan Odabaş, s. 124) “Kilise, İslam&#8217;da olduğu gibi &#8216;isteyen kabul etsin isteyen inkar etsin&#8217; deyip insanları serbest bırakmamış, kendi prensiplerini kabul etmek istemeyen insanlara şiddet uygulamış, itirazlarını hayatlarıyla ödetmiştir.” (Kerim Aytekin, s. 146) &#8216;Biz Almanya&#8217;da cami açmıyor muyuz, elbette Hristiyanlarda burada kilise açacak&#8217; şeklinde bir düşünce asla doğru değildir. Müslümanlar Almanya&#8217;da Protestan Katolik savaşını fışkırtmıyor. ‘Hangi Almanın kanında Amerikan, Fransız, Rus kanı var’ diye araştırmıyor. (Adnan Odabaş, s. 72-73) “Bizde misyonerlik teşkilatına benzer kuruluşlar olsa ve &#8216;Hristiyan ülkelerine sızmak&#8217; isteseydi, o zaman Hristiyan âleminin yaygarasını bir görmeliydiniz.” (S. Ayverdi, Misyonerlik karşısında Türkiye, s 178)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Misyonerlik tebliğ değildir, çünkü hem amaçları hem de araçları meşru ve masum değildir. Misyonerlerin amacı Hristiyan devletlere daha kolay sömürecekleri ülkeler ve topluluklar kazandırmaktır. Zaten bugün geri kalmış ülkelerde Hristiyanlaştırılmış olanlar da, Batılı ve beyaz seçkin topluluklara eşit olamamış, her bakımdan ikinci sınıf insan muamelesi görmüşlerdir.” (Adnan Odabaş, s. 117, 118)<span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">  </span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11933" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/dikkat-misyoner-geliyor-mb.jpg" alt="" width="152" height="223" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/misyonerlik-dosyasi.html">Misyonerlik Dosyası</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-dosyasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Misyonerlik ve yetimler</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-ve-yetimler-2.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-ve-yetimler-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2016 14:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerlik]]></category>
		<category><![CDATA[SOS]]></category>
		<category><![CDATA[yetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=6653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Misyonerlik ve yetimler Misyonerlik tarih boyunca hiçbir zaman sadece inanç ile sınırlı bir faaliyet alanı olmamıştır. Sömürgeciliğin ayrılmaz bir parçası olan misyonerlik bugün hâlâ dünyanın birçok bölgesinde yardıma muhtaç insanların mahrumiyetleri üzerinden ülkelere nüfuz etme aracı olarak kullanılmaktadır. Sivil toplum kuruluşu kisvesi altında dünyanın en fakir ve yardıma muhtaç bölgelerine giden misyonerler, küçük yaşlarda misyoner [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/misyonerlik-ve-yetimler-2.html">Misyonerlik ve yetimler</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading"> <strong>Misyonerlik ve yetimler</strong></h2>



<p>Misyonerlik tarih boyunca hiçbir zaman sadece inanç ile sınırlı bir faaliyet alanı olmamıştır. Sömürgeciliğin ayrılmaz bir parçası olan misyonerlik bugün hâlâ dünyanın birçok bölgesinde yardıma muhtaç insanların mahrumiyetleri üzerinden ülkelere nüfuz etme aracı olarak kullanılmaktadır. Sivil toplum kuruluşu kisvesi altında dünyanın en fakir ve yardıma muhtaç bölgelerine giden misyonerler, küçük yaşlarda misyoner kurumlarda endoktrine edilen (beyni yıkanan) yetim ve yardıma muhtaç çocukları büyüdüklerinde kendi toplumlarına geri gönderilerek misyonerlik çalışmalarının devamı sağlanmaktadır. Mesela, ABD başkanı Bush&#8217;un Ortadoğu Danışmanı, Neoconlardan olan  ABD&#8217;nin Afgan ve Irak Büyükelçisi Zalmay Halilzad Afgan (Peştun) asıllı bir ABD vatandaşıdır.</p>



<p>Hristiyanlık ve Misyonerler</p>



<p>Hristiyanlığın 20. yüzyılda en fazla artış gösterdiği kıtalar Asya ve Afrika kıtalarıdır. Günümüzde toplam Hristiyan nüfusun %35’i bu iki kıtada yaşamaktadır. Oysa yüzyılın başında adı geçen iki kıtada yaşayan Hristiyanlar, toplam Hristiyan nüfusun sadece %5’ini oluşturuyordu. Başka bir ifade ile 20. yüzyılın başında Asya ve Afrika kıtalarında toplam 25-30 milyon civarında Hristiyan mevcutken bugün bu rakam 700 milyona ulaşmış durumdadır. (Gazi Erdem, “Misyonerlik ve Misyonerlerin Çalışma Metotları” Diyanet İlmi Dergi, Cilt 38, Sayı 2, Yıl 2002)</p>



<p>Batılı devletlerin Afrika kıtasında ekonomik ve siyasi olarak ne kadar aktif oldukları göz önünde bulundurulduğunda,&nbsp;misyonerlik ve sömürgecilik arasındaki yakın ilişki de ortaya çıkmaktadır. “Dünyanın birçok siyasi sorununa biz yol açtık. İngiltere Başbakanı David Cameron, bugün dünyadaki siyasi sorunların önemli bölümünün ülkesinin imparatorluk dönemindeki davranışlarının sonucu olduğunu kabul etti.” (Milliyet, 08.04.2011) Bağımsızlık hareketleri Asya ve Afrika da başarıya ulaşırken Batılı güçler “Yeni-sömürgecilik” (neo-colonialism) anlayışını geliştirdiler. “Yeni-sömürgecilik” kavramı, siyasal bağımsızlığa sahip olmasına rağmen dolaylı yöntemlerle emperyalizmin, bağımlılığın ve gizli sömürgeciliğin hâlâ sürmesi anlamına gelmektedir. Yani sömürgecilik uygulamada halen devam etmektedir sadece yöntemini değiştirilerek farklı araçlarla yapılmaktadır. Yeni “sömürgeciliğin, eskisine nazaran sömürülen ülkelerin “rızasıyla” ve hatta sömüren ülkelere duyulan “özenme” ile gerçekleşmesi ya da mali ve sosyal yardım ve destek kisvesi altında dolaylı yollardan uygulanması olayın tespitini zorlaştırmaktadır. Bugün gelinen durumda yeni sömürgeci güçler artık yaptıklarının hiçbir hukuki ve ahlaki sorumluluğunu almadığı gibi, “insanlık adına yaptıkları üstün hizmetler” gerekçesiyle uluslararası arenada prestijli ödüllere layık görülmektedir.” (perspektif.eu/2023/06/02/somurgecilik-bitti-hosgeldin-yeni-somurgecilik)</p>



<p>Bugün yeni-sömürgecilik süreci içinde bulunan ve sömürülen ülkelerin hiçbirinin ekonomik bağımsızlıkları bulunmamaktadır. 2001 yılında Güney Afrika’nın Durban şehrinde düzenlenen ırkçılık karşıtı konferansta köle ticaretinin insanlık suçu olarak kabul edilmesi, sorumluların cezalandırılması çağrısı yapılmıştır. Bazı Batılı diplomatlar, köle ticaretinin “bugün” insanlığa karşı bir suç olduğunu ancak uygulandığı dönemlerde bir suç olmadığını, dolayısıyla geriye dönük bir tanzimin söz konusu olmayacağı görüşünü dile getirmişlerdir. Konferansta hiçbir Batılı ülke geçmiş ile ilgili sorumluluk almamış ve özür dilememiştir. Söylenen tek cümle; “Sömürgeciliğin insanlığa karşı suç olduğunu bir kez daha onaylıyoruz” şeklinde olmuştur. (Deniz Altınbaş, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Yeni-Sömürgecilik, Uluslararası Suçlar ve Tarih, 2011, Sayı: 11/12, s. 70)</p>



<p>Günümüzde, “misyonerlik” teriminin yüzyıllardır oluşturduğu negatif imajı değiştirebilmek için faaliyetlerini farklı isimler ve terminolojilerle ifade etmeye başlamışlardır. Bunlar içerisinden ‘evanjelizm, diyalog, inkültürasyon’ terimleri ön plana çıkmaktadır.</p>



<p>Misyonerliğin başlangıcı</p>



<p>Bugünkü Hristiyanlığın teolojik kökenleri İsa Mesih’in çarmıhta öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gibi bir dizi olayla açıklanmaktadır. Hz. İsa hayatta iken yazılı bir mesaj bırakmamıştır. İncil ve diğer Hristiyan kaynaklar ise Hz. İsa’dan çok sonra yazılmıştır.</p>



<p>Teolojik olarak Hristiyanlar misyonerlik faaliyetlerini Hz. İsa’nın “öyleyse dağılın ve Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına bütün halklardan havariler edinin” (Matta İncili, 28: 19) sözüne dayandırmaktadır. Aslında Hz. İsa, Filistin’deki Yahudi topluluğu içinde doğmuş ve ‘onlara’ Hz. Musa’nın öğretilerini hatırlatma görevi ile gönderilmiştir.&nbsp;Hristiyanlığın bugün benimsediği teoloji ise, Pavlus tarafından ortaya atılan bazı mistik iddiaların zamanla din adamları ve siyasi otoritenin düzenlediği konsey toplantılarında oluşturulması ile ortaya çıkmıştır. Halkları Hristiyanlaştırma&nbsp; Konseyi’ tarafından 8 Mayıs 2000 tarihinde organize edilen “Papalık Misyonerlik Cemiyetleri Ulusal Başkanları Yıllık Toplantısı”nda açılış konuşması yapan Konsey Başkanı Kardinal Josef Tomko, misyonerliğin Hristiyanlıktaki dini temellerini anlattıktan sonra; “İsa’dan 2000 yıl sonra misyon hâlâ tamamlanamamıştır. 6 milyar insanın sadece 1/3’ü Hristiyan, 2 milyar Hristiyan’ın da sadece 1 milyar kadarı Katolik’tir.” demektedir.</p>



<p>“Misyonerler inançlarını başlangıçta gizlerler.” (Adnan Odabaş, Dikkat misyoner geliyor, s. 118) Pavlus, Korintlilere yazdığı mektupta şu ifadeleri kullanmaktadır:&nbsp;“Kazanmak için herkesle her şey oldum.”&nbsp;(1 Kor, 9: 19-22; Benzer İncil ayetleri için bk. 1 Kor. 6: 12, 10: 23, 10: 33)</p>



<p>Hristiyanlaştırma amacına&nbsp; ulaşmak için her yolun mubah olduğu doğrultusundaki öğreti, yüzyıllardır Hristiyan misyonerlerin başvurduğu metotların teolojik temellerini oluşturmaktadır. Hristiyanlık inancı, Roma imparatorları tarafından benimsendikten sonra, ‘misyon faaliyetlerinin baskı ve şiddet içerdiği’ bilinmektedir. ‘Siyasi otorite ile bütünleşen’ Hristiyanlık, resmi ideolojinin belirlediği inanç ve öğretiler dışında kalan diğer bütün kiliselere karşı savaş ilan etmiştir.&nbsp;Pavlus Hristiyanlığının vazgeçilmez bir öğesi olan misyonerlik faaliyetleri ve misyonerlerin hedefleri, siyaset ve din ortaklığı ile belirlenmiştir.&nbsp;Kilisenin kurumsallaşması, Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile oluşan siyasi boşluğun kilise tarafından doldurulması ve kilisenin dini/dünyevi iktidar olarak Avrupa sahnesine çıkması ile başlamıştır. Yunanca konuşan Doğu kiliseleri ve Latince konuşan Batı kiliseleri ‘gerek kültürel gerekse İncil’in tercümesinden kaynaklanan farklılıklardan dolayı’ karşılıklı birbirlerini aforoz etmişlerdir. Doğu-Batı kilisesi ilişkileri 1054 yılında resmi olarak iki kilisenin birbirini Hristiyanlık dışı ilan etmesi ile tamamen kopmuştur. Ayrılıkların öncelikli sebebi, Hristiyanlık dini esaslarının dönemsel ve siyasi çıkarlar için değiştirilmesi, imparatorların bizzat dini oturumlar düzenlemeyi talep etmesi ve bu oturumlara başkanlık etmesidir. Bunun yanında İsa Mesih’in Tanrı’nın oğlu olup olmadığı, Hz. Meryem’in kutsallığı, Kutsal Ruh’un mahiyeti, İsa Mesih’in iradesinin Tanrı’nın iradesinden farklı olup olmadığı, hem Tanrı hem oğul olan İsa Mesih’in ‘ne zaman Tanrı ne zaman oğul’ olduğu, heykellerin Tanrı’nın yansıması mı yoksa ‘kendisi mi’ olduğu, din adamlarının evlenip evlenemeyeceği, ekmek-şarap ayininde yenilecek ekmeğin mayasız&nbsp; ekmek olup olmadığı gibi birçok konuda görüş ayrılığı yaşamış olan bu iki mezhep,&nbsp; orta Çağ’da yürütülen Haçlı Seferleri ile askeri olarak da birbirlerine karşı savaşmışlardır.&nbsp;Katolik Kilisesi’nin dini konulardaki katı tutumu ve misyon anlayışı, önce Avrupa kıtasında yaşanan karanlık Orta Çağ dönemine sebep olmuş, sonrasında ise bütün dünyayı etkileyen sömürgecilik anlayışını ortaya çıkarmıştır.</p>



<p>Katolik Kilisesi önderliğinde Haçlı Seferleri düzenlenmiştir. 1095-1291 yılları arasında Hristiyan Avrupa tarafından İslam’ın ilerlemesini durdurmak üzere Papa’nın çağrısı ile başlatılan “kutsal savaşlar”, sadece ‘Müslümanları değil, Doğu Hristiyanları olarak bilinen Ortodoksları ve hatta Yahudileri de’ hedef almıştır. Bu seferlerde şehirler yağmalanmış ve Katolik inancını kabul etmeyen toplumlar katledilmiştir. Batı Kilisesi’nin Doğu Hristiyanları üzerinden uyguladığı baskı ve şiddetin boyutlarını anlamak için İstanbul’un fethi sırasında Hristiyanlar tarafından söylendiği rivayet edilen “Türk sarığını Latin kavuğuna tercih ederiz” sözü manidardır. (Sir Charles Eliot, Turkey in Europe, London, 1908; İlber Ortaylı, “Tanzimat Döneminde Balkanlar’da Ulusal Kiliseler ve Rum-Ortodoks Kilisesi”, (Editör Ali Berktay), Osmanlı’da Milletler ve Diplomasi Seçme Eserler III, s. 24; Hidayet Işık, Mostar, &nbsp;(Mayıs 2010). &#8220;İstanbul&#8217;un fethi ve Fatih&#8217;in dünya başkenti hayali&#8221;, sayı: 63, 3 Aralık 2014)&nbsp; 16. yüzyıldan itibaren de Martin Luther kilisenin otoritesini kabul etmemiştir ve Protestanlık mezhebi doğmuştur.</p>



<p>Avrupalı sömürgeci kâşifler tarafından dünyanın birçok bölgesindeki yerli halklar değersiz görülerek köleleştirilmiş ve toprakları işgal edilmiştir. Dini ve ahlaki açıdan oldukça problemli olan bu tür uygulamalarla dünyanın pek çok bölgesini siyasi iktidarları altına alan Avrupa krallıkları, yerli halkları etkisiz hale getirmek için dini bir propaganda aracı olarak kullanmıştır. Kilise tarafından “misyon” anlayışı ile açıklanan bu sömürge sistemi, ahlaki açıdan ise “ilkel halkları medenileştirmek” olarak adlandırılmıştır. Hristiyan olmayan bütün toplumları medeniyete ve kurtarılmaya muhtaç gören Batı düşüncesi, birkaç yüzyıl içerisinde dünya halkları için büyük bir tehdit ve yıkım sebebi olmuştur. Sömürgeci Batı imparatorluklarının siyasi ve ticari amaçlarına ulaşmaları adına koloni ülkelerinin vatandaşlarını Hristiyanlaştırma görevi üstlenen misyonerler için 19. yüzyıl parlak bir dönem olmuştur.</p>



<p>Tarihten Günümüze Misyoner Gruplar; Cizvitler (Jesuit), Metodistler, Fransiskenler, Anglikanlar, Dominikenler, Yehova Şahitleri şeklinde sıralanabilir.</p>



<p>&nbsp;Misyonerlerin Metotları</p>



<p>Bütün misyonerler gerekli eğitimlerden geçirilmektedir. Üniversite ve kolejlerde örgün eğitim içerisinde teorik olarak belirli bir bölgede çalışma yapmak üzere eğitilen misyonerler, yaygın eğitim için de tecrübe kazanacak şekilde yönlendirilmektedir.</p>



<p>Bölge ile ilgili bilgi toplamak için yürüttükleri faaliyetleri ile ilgili Ahmed Hamdi Paşa&#8217;nın “Misyoner: İngiliz Misyoneri Nasıl Yetiştiriliyor?” isimli kitabı önemli bilgiler içermektedir.</p>



<p>Yazar, görevli olarak Yemen’e gitmiş, orada bulunan Abdullah Mansur adında bir İngiliz misyonerle tanışmıştır. Kitap bu yolculuk sırasında öğrenilenleri ve misyonerlik karşısında alınabilecek önlemleri içermektedir. Bunun yanında yazar, Deniz Yarbay Mustafa Bey’in 25 yıl önce İngiltere seyahati sırasında misyonerlerden (Mr. John ve Mr. Herbert) öğrendiklerini de aktarmaktadır. Yazar, Yemen’de devlet görevinde iken Hacı Ali ve Abdullah Mansur adında iki İngiliz’in bulunduğunu ve bunların halkla kaynaştığını öğrenir. Yazar, Abdullah Mansur’u ilk Menaha’da görmüştür. O zaman sakallı ve sarıklı olan bu İngiliz, Hadide’de gördüğünde Avrupalı kıyafetine bürünmüştür. Yazar, bu durumun inanılmaz bir aktörlük olduğunu belirtir. Mr. John nasıl yetiştirildiğini Mustafa Bey’e şöyle anlatır: Misyonerler çocuk yaşta hizmete alınırlar. İleride görevlendirilecekleri işe göre, ilmi, ahlaki ve fikri eğitim alırlar. Mesela, İngiliz Misyoner Cemiyeti’nin bu konuda izlemiş olduğu yol şu şekildedir. Cemiyet, her yıl, ihtiyaca göre, okullarda eğitim gören çocukların en zekilerinden, babalarının da iznini almak suretiyle, otuz-kırk tanesini seçer. Seçilen bu öğrenciler devlet güvencesi altına alınır. Öğrenciler, yeteneklerine göre, üçer-beşer ayrılarak dünya üzerinde İngiliz devleti için önem arz eden bölgelere gönderilir. Mesela, ikisini Türkiye’ye, üçünü Nubi’ye ve Sudan’a, dördünü Hindistan’a, üçünü Tibet’e, beşini Rusya’ya vs. yerlere yerleştirirler. Bu çocuklar, gittikleri ülkelerdeki İngiliz elçilik ve konsolosluklarına emanet edilir… On yaşımıza geldiğimizde, cemiyet tarafından İstanbul’a gönderilmiştik. Doğruca elçiliğimize gittik. Elçi, beni, elçilikte hizmetçilik yapan ve Cihangir’de oturan Ali Ağa’ya teslim etti. Teslim ederken de; Ali Ağa, bu çocuğun adı İbrahim’dir ve senin oğlundur, herkese öyle söyleyeceksin. Sana her ay on lira vereceğiz, bu parayla, çocuğu mahallenizin mektebinde okutacaksın ve tıpkı efendi soyundan gelmiş çocuğun gibi yedirecek, içirecek ve giydireceksin. Âdet ve geleneklerinize göre yetiştireceksin, ayda bir geceleri elçiliğe getirip bana göstereceksin” diye tembihte bulundu…&nbsp; John otuz yaşında icazet alır. Artık o Sünni bir müderristir. İngilizce, Fransızca, Türkçe ve Arapça öğrenir ve Dışişleri Bakanlığı tercüme kalemine memur olarak atanır. İngiltere elçiliği ile ilgili genel ve özel işlerde daima elçiliğe o gönderilir. Kısa sürede Hariciye&#8217;de tercüme odası baş kalfası olur. “Misyonerlik Cemiyetinden gelen bir emir üzerine Londra&#8217;ya dönmem gerektiğinden, sakal ve bıyıklarımı traş ettirdikten ve hocalık elbiselerimi çıkararak bir Avrupalı kıyafetine girip başıma bir silindir şapka geçirdikten sonra değerli arkadaşlarıma veda ederek İngiltere&#8217;ye döndüm.” (Ahmet Hamdi Bey, Bir Misyoner Nasıl Yetiştiriliyor? İslam Alemi ve İngiliz Misyonerleri, s. 21-24) Herbert&#8217;e verilen görev ise Bektaşi tarikatını öğrenmektir. Herbert yahut Müslüman adıyla Mehmed Ali, Bektaşi tarikatına intisab eder. İlerleyen dönemde, bu tarikat içinde, halifeliğe kadar yükselir. “Hindistan’da, Çin’de, Belucistan’da, hatta o çetin Afganistan’da, Afrika, Amerika, Avustralya’da ve bu ülkelerin en ücra köşelerinde, adalarda kısacası dünyanın her yerinde, bizim gibi yetiştirilmiş, oraların inançlarını, örf ve adetlerini, kurallarını görüp, öğrenmiş hatta uzmanlaşmış şahıslar var. Bunların bir araya gelmesiyle Misyon Cemiyeti oluşuyor. Misyon Cemiyeti’nin görevi dışarıdan, Protestanlığı yaymakmış gibi görünür. Ancak, asıl gizli görevi, İngiliz siyasetini ve çıkarlarını korumak için araştırmalarda bulunmak ve İngiliz propagandası yapmaktır. Mustafa Efendi iyi bil ki ne bir insan, ne de bir hükümet durumunu bilmediği bir arazide, ahlak ve âdetini bilmediği bir halk ve kabile arasında uzun müddet kalamaz. Çünkü tarihen sabittir ki, körü körüne işgal edilen yerlerde çok durulmaz. İngiltere elindeki yerleri pek güzel bildiği gibi işgal edeceği kıtaları önceden inceleyerek öğrenir. Ondan sonra siyasi vasıtalarla işini hazırlar ve günü gelince ansızın orayı işgal eder. Böylece o kıtaya girdiği zaman bir yabancı evine değil kendi evine giriyor gibi girer. İngilizler her işte evvelce uzun uzadıya düşünülmüş bir program dâhilinde hareket ederler. Ama başarıya ulaşırlar veya ulaşamazlar ona bir şey diyemem. Emin ol ki yüz sene sonra yapılacak bir işin planlaması bugünden düşünülmüş, hazırlanmıştır. Bu gibi hizmetlerde Misyonerlik Cemiyetinin pek çok çabası olur.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 24-26) &nbsp;“Ertesi gün, sabahleyin Mr. John ve Mr. Herbert ve Ernest ile birlikte Misyoner Cemiyeti’nin büyük binasına gittik. Bu binada, çok sayıda muhteşem daireler vardır. Her daire farklı bir dine mahsustur. İslam dairesi, muhtelif şubelere ayrılmıştır. Sünni kısmının dört, Alevi, yani Şii kısmının yirmi beş masası vardır. Her bir tarikata mensup misyonerler vardır. Her dairenin, bir kütüphanesi ve toplantı salonu vardır. Bu kütüphanelerde, bugüne kadar yayınlanmış bütün ilmi eserler bulunmaktadır. Hatta Arap dini ile ilgili yüzlerce el yazması eser dahi vardır. Bizzat kendi gözlerimle, ceylan derisine yazılmış birkaç tane Kur’an-ı Kerim gördüm.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 27) Mr. Herbert: “Bektaşilik ve Protestanlık arasında benzerlik vardır. Bakınız, bizde teslis inancı vardır. Biz, “Baba, Oğul ve Ruhu’l-Kuds birdir” diyoruz. Bektaşiler ise, “Allah, Muhammed ve Ali birdir” diyorlar. Bizde on iki havari, Bektaşilerde ise, on iki imam vardır.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 28-29) Mr. John: “Biz Afrika’da, San’a’da, bunca fedakârlıklar yapmamıza rağmen, sadece beş-on kişiyi Protestan yapabiliyoruz.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 30) Mr. John aslında Hristiyanlığa da inanmamaktadır: “İsa’nın nasıl doğup, ne şekilde büyüdüğünü, neler yapıp söylediğini yazan, nakil ve hikâye eden bir kitap nasıl Allah’ın kitabı olabilir? Bilhassa, yazarları, Matta, Markos, Luka, Yuhanna olan bu kitaplarda, “Allah böyle emrediyor, şöyle yapınız” denmiyor. İsa, Allah’ın oğlu olunca, havarilerini de peygamber olarak kabul etmek gerekiyor. Tevrat ise, uydurma bir tarih ile Musa’nın on emrini kapsamaktadır. Şundan emin ol ki, bu söylediklerim aldığım eğitimin ve araştırmalarımın sonucudur. Talih ve kader, beni şimdi yaptığım işe sevk etti. İngiliz olmak, bu işi yapmayı gerektiriyor. Dünyanın her tarafına gönderilmiş olan misyonerler üç ayda bir Misyon Cemiyeti’ne rapor gönderirler. Bu raporlar, ilgili birimlere havale edilerek, incelenir. Daha sonra, rapor sahiplerine, yapılması gerekenleri içeren cevaplar yazılır. Raporların incelenmesiyle elde edilen sonuçlar, Protestan Dairesi’ne arzedilir. Orada izlenmesi gereken yol tayin edilir. Protestan Dairesi’nin başkanı, aynı zamanda Misyon Cemiyeti’nin de başkanıdır. Katolikler ve Ortodokslar, her ne kadar Hristiyan dinine mensup olsalar da, İngilizler, Hristiyanlığın Protestanlar tarafından temsil edilmesini istiyorlar. Hâlbuki Protestanlığın da birçok mezhepleri vardır.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 32-34) Siyaset dolabını istenildiği gibi çevirmek için iki yol vardır. Bunlardan birisi misyonerlik, diğeri farmasonluktur. (Ahmet Hamdi Bey, s. 38) Mr. John: “Köleye evlat, efendiye de baba demek Samioğullarınca nezaket ve adettir. Hazreti İsa meselesi de böyle olsa gerektir. Hazreti İsa, Allah’ın kuludur, kölesidir ve yarattığı bir varlıktır; İsrailoğulları ve Araplar’ın örf ve inanışlarına göre Allah ona evladı demiştir. &nbsp;Misyonerlerin her sınıfının maaşları ve ayrıca da özel ödenekleri vardır. Bankalarda her misyonerin kendi adına havale edilen paraları mevcuttur. İstedikleri kadar alabilirler.” (Ahmet Hamdi Bey, s. 52) Ahmet Hamdi Bey, “Müslümanlar arasında ayrılıkları, bölünmeleri ve bunların nedenlerini ortadan kaldırmak gerekir. ‘Bize bizden olur her ne olursa.’ Bunu bilmek ve ona göre hareket etmek gerekir. Asıl üzücü olan nokta ise Müslümanların hala birbirlerine düşman gözüyle bakmalarıdır. Bu ne kötü bir durumdur” der ve yapılması gerekenleri sıralayarak eserini bitirir. (Ahmet Hamdi Bey, s. 93)</p>



<p>Bugün misyonerler tarafından kullanılan metotların en dikkat çekenleri; ‘Interpretatio Christiana (Hristiyan yorumlama), inkültürasyon, kontekstualizasyon, dinler arası diyalog’dur.</p>



<p>Interpretatio Christiana: Yerli halkın inanış ve pratiklerini Hristiyan inancına uygun şekilde yorumlanmaktır. İnkültürasyon: Adaptasyon sağlama yöntemidir. Malezya ve Endonezya’da çok tartışılan Hristiyan grupların Allah kelimesini kullanma talebi gibi. Kontekstualizasyon:&nbsp; Diğer dinler ve kültürler arasında bir bağlantı kurmayı amaçlamaktadır. Diyalog: Dini anlamda mutlak bir doğru olmadığını ve bütün dinlerin aynı ilah tarafından gönderildiğini öğütleyen bu metot, dinler arasında diyalog ve hoşgörü zemini oluşturmanın yanında, dinlerin sadece bir kültür öğesi olduğu fikrini de yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır.</p>



<p>Günümüz Hristiyan Yardım Kuruluşları ve Misyonerler</p>



<p>Hristiyan misyoner grupların sadece dini propaganda misyonu taşımadıkları, bağlı bulundukları ülkelerin siyasi ve ekonomik çıkarları için de çalışmalar yaptıkları yukarıda ifade edilmişti. Bu çalışmaların en yoğun olduğu alanlar ise sivil toplum ve insani yardım alanlarıdır. Uluslararası fonları kullanarak yardıma muhtaç coğrafyalarda çalışmalar yapan Hristiyan kurumlar, bu toplumlarda Hristiyanlığı yaygınlaştırmak, Hristiyanlık sembollerini daha görünür kılmak gibi amaçlara hizmet etmektedir. Hristiyan kurumların yardım faaliyetlerini kiliseler ve din adamları aracılığıyla yürütmeleri ve mağduriyetleri sebebiyle zayıf olan insanları kendi dini ritüelleri içerisine dâhil etmeleri oldukça yaygın bir uygulamadır. Sömürge sistemi kaldırıldıktan sonra Batılı Hristiyan ülkelerin diğer ülkeler üzerinde siyasi ve ekonomik planlar yapabilmesine imkan veren misyonerlik sistemi, bugün en çok yetimleri ve kimsesiz çocukları hedef almaktadır. Yetimlere ve bakıma muhtaç çocuklara yönelik çalışmalar yapan uluslararası Hristiyan yardım kuruluşlarından önde gelen bazıları şunlardır: Christian Alliance for Orphan/CAFO (Yetimler için Hristiyan İttifakı): CAFO’ya üye Çin’de faaliyet gösteren 23 misyoner kurum vardır. Aynı şekilde Afrika kıtasında, Liberya’da 16 CAFO üyesi misyoner kurum faaliyet gösterirken Etiyopya’da 18 kurum, Tanzanya’da 14 kurum listelenmiştir. Asya kıtasında ise Hindistan’da tam 40 CAFO üyesi misyoner kurum yetimlere yönelik çalışmalar yapmaktadır. SOS Children Çocuk Köyleri: 500’den fazla çocuk köyü inşa etmişlerdir. Bugün çeşitli programlarla 1,2 milyon çocuğa ve yetişkine hizmet vermektedir. Türkiye’de de faaliyet göstermektedirler ve kendilerine yapılan misyonerlik suçlamalarını basını kullanarak örtmeye çalışmaktadırlar. World Without Orphans/WWO (Yetimsiz bir Dünya): WWO kendisini “her çocuğun sevgi dolu kalıcı bir aile ile Kutsal Babasını bilerek büyümesi için global bir hareket” olarak tanımlamaktadır. 2016 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen “Global Forum”da katılımcılar, ‘Savaşlar, yoksulluk ve afetler sebebiyle mağdur olan çocukları evlat edinmenin onları sadece maruz kaldıkları fiziksel zor şartlardan kurtarmak demek olmadığını, ayrıca Tanrı’yı tanıtarak ve İncil’in öğretilerini benimseterek yetimlerin ilahi kurtuluşa ermelerini de sağlamayı amaçladıklarını’ vurgulamışlardır.&nbsp;World Vision (Dünya Vizyonu): Hristiyan evanjelik yardım kuruluşu olan World Vision, 100 kadar ülkede yardım faaliyetleri yürütmektedir. 4,2 milyon çocuğa sponsor olduğunu, tertip ettiği kalkınma programları ile 62 milyon çocuğa fayda sağladığını ifade etmektedir.&nbsp; World Vision 2,79 milyar dolar bütçesi ile dünyanın en büyük yardım kuruluşları arasında yer almaktadır. BM gıda yardımı dağıtım projesinin ana uygulayıcısı olarak 30’dan fazla ülkede saha çalışanı bulunan World Vision kurumunun toplamda 44.000’in üzerinde çalışanı bulunmaktadır. Compassion (Merhamet): 1,8 milyon çocuğa sponsor olduğu belirtilmektedir.&nbsp; 657 milyon dolar bütçesi olan Compassion, 158.000 çocuk ve anneye İsa Mesih’in mesajını ulaştırdığını ifade etmektedir. Kanada ve İsviçre gibi ülkeler tarafından da resmi olarak desteklenmektedir. World Orphans (Dünya Yetimleri):&nbsp; Amerikalı evanjelik Hristiyan bir grup tarafından kurulmuştur.&nbsp; 25’ten fazla ülkede kiliselerin iş birliği ile çalışmalar&nbsp; yürütmektedir. Engineering Ministries International/ EMI: Hristiyan mühendisler tarafından kurulmuştur.&nbsp;Samaritan’s Purse: Bugün 100’den fazla ülkede yardım faaliyetleri yürütmektedir. Samaritan’s Purse’un yöneticisi koyu bir evanjelik Hristiyan olan Billy Graham’ın oğlu Franklin Graham’dır.&nbsp; ABD Başkanı George W. Bush’un mürşidi olduğu bilinen ve 2000 yılındaki başkanlık yemini töreninde dini ayini yöneten Protestan lider Franklin Graham, “İslam’ın tanrısı bizim tanrımızla aynı değil. O, Hristiyan veya Yahudi-Hristiyan itikadındaki tanrının oğlu değil. Başka bir tanrı ve ben onun (İslam’ın) çok kötü, şeytani bir din olduğunu düşünüyorum. Öyle harika, barışçı bir din olduğuna inanmıyorum.” demektedir.</p>



<p>El Salvador depreminden sonra bölgeye yardım götüren Samaritan’s Purse hakkında yardım dağıtırken mağdurlara Hristiyan ibadetlerine katılma şartı uyguladığı şeklinde şikâyetler olmuştur. Bütün faaliyetlerin İsa Mesih adına yapıldığını ve İsa Mesih sevgisinin aşılanmaya çalışıldığını, kurumun resmi ifadelerinde görmek mümkündür. Bu kurumlar imkanları kısıtlı olan ailelerin çocukları ile ailesini kaybetmiş yetim çocukları Hristiyanlaştırarak misyonerlerin kurduğu sisteme dâhil etmektedir.</p>



<p>Misyonerlerin çocuklara yönelik çalışmalarında kullandıkları metotlar şu şekildedir: Eğitim kurumları yoluyla, bursiyerlik, yardım faaliyetleri, evlat edinme, yetimhaneler açma.</p>



<p>Afrika’da Misyonerler: Son bir asırda dünya üzerinde Hristiyanlığın en hızlı yayıldığı kıta Afrika’dır ve Afrika Hristiyanları sayı açısından Avrupa’yı yakalamıştır. 1900’de Afrika’da 9 milyon Hristiyan yaşarken bugün bu rakam sadece Vatikan’a bağlı kiliselerin verilerine göre 330 milyona ulaşmış bulunmaktadır. Misyonerler, Batılı ülkelerin işgalleri sonucu imkansızlıklar ve mağduriyetlerle karşılaşan ve yardıma muhtaç duruma düşen yoksul halk arasında rahatça dini propagandalarını yapabilmektedirler.&nbsp; Bu gruplar, yerel halkın ihtiyacı olan tarım ve hayvancılık gibi gelir sağlayan projelerle topluma nüfuz etmektedir. Zamanla gelişen Hristiyan kitle kendine ait araziler satın alarak hastane, okul gibi toplum için önemli inşa faaliyetleri üstlenmektedir. İHH ile bölgeye giden gönüllü gazetecilerden Osman Sağırlı’nın Sierra Leone’deki izlenimleri şu şekildedir: “Sierra Leone’de misyonerlik faaliyetleri oldukça fazla. %70’i Müslüman olan bir ülkede camiden çok kilise var.&nbsp; Neredeyse 10 kişiye bir kilise düşüyor. Ülkede 1980 yılına kadar %5 olan Hristiyan nüfus bugün %30’lara dayanmış. Eski bir papaz olan Mustafa:&nbsp;‘Burada ne yazık ki Müslümanlar çok fakir durumda. Okulların % 80’i misyonerlere ait.&nbsp; Ailesi Müslüman olan fakat yoksulluk ve fakirlik çekenler mecburen misyonerlerin eline düşüyor. Şimdi burada adı Muhammed olan çocukları özellikle papaz yapıyorlar. Ailelerine servet veriyorlar; ev, araba ne isterlerse&#8230; Onlar çok itibarlı kişiler olarak kabul ediliyor!’ (afrika.ihh.org.tr/tr/main/publications/seyahatname/3/yetimlerulkesi-sierra-leone/83)</p>



<p>Ortadoğu’da Misyonerler: Özellikle son bir asırdır Batılı sömürgeciler için ekonomik ve stratejik anlamda çekim merkezi olan Ortadoğu, aynı zamanda etnik ve dini savaşların, kaos ve kargaşanın da merkezi konumundadır. Irak, Filistin, Suriye ve Yemen gibi bölge ülkeleri hemen her gün şiddet ve katliam haberleri ile gündeme gelmektedir. Arap dünyasında yetimhane anlayışı, çocuklara akrabaları tarafından sahip çıkılmasından dolayı yaygın değildir. Ancak bitmeyen savaşlar ve artan şiddet sebebiyle ailelerin, akrabaların tümüyle kaybedilmesi sonucu kimsesiz ve sahipsiz kalan çocuk sayısı hızla artmaktadır.</p>



<p>Balkanlar’da Misyonerler: ABCFM, özellikle Ortadoğu’yu hedef alan bir Amerikan Protestan kuruluştur. Filibe’de erkek çocuklar için, Eskizagra’da kız çocuklariçin açtığı okullarla “sözde Hristiyan” (nominal Christian) olarak kabul ettikleri Bulgarları Protestanlaştırma çalışmaları yürütmüşlerdir. Anadolu’da Ermenileri, Balkanlarda ise Bulgarları hedef almıştır.&nbsp; Amerikalı misyoner H.G.O. Dwight, İstanbul’dan The Missionary Herald gazetesine gönderdiği bir yazıda Bulgarların Protestan olmasının Rusya’nın ve Yunanistan’ın bölgedeki etki gücünü azaltacağını ve Balkanlardaki Bosna, Sırbistan, Arnavutluk gibi yerlere de Amerikan misyonerlik faaliyetlerini ulaştıracağını umut ettiğini ifade etmiştir. (H.G.O. Dwight, “European Turkey as a Field of Christian Missions”, The Missionary Hearld, 54: 20 (Ekim 1858): 322-324) Yugoslavya Federasyonu’nun dağılmasından sonra Balkanlarda yaşanan iç savaşlar halkın yardım ihtiyacını ve mağduriyetini arttırmıştır. Bu durumu fırsat bilen misyoner örgütler, bölgedeki çalışmalarını genişleterek devam ettirmiştir. Özellikle Müslüman halkların yaşadığı bölgelerde insani yardım ve eğitim alanlarında çalışmalar yapan misyoner kurumların sayısı oldukça fazladır.</p>



<p>Asya’da Misyonerler: Kırgızistan, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri arasında ekonomik durumu en kötü olan ülkelerden biridir. 2012’ye kadar ülkede siyasi istikrarsızlık devam etmiş, insanların neredeyse %25’i iş bulmak için başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. 2008 yılı itibarıyla 5,2 milyon nüfusu olan Kırgızistan’da, nüfusun %80’ini oluşturan 4.160.000 Müslüman’dan 250.000’inin yoğun misyonerlik çalışmaları sonucu dinini değiştirmiş olabileceği belirtilmektedir. 2009 Ocak ayı raporlarına göre ülkede 364 Hristiyan örgüt faaliyet göstermektedir.</p>



<p>İHH yetim çalışmaları: İHH İnsani Yardım Vakfı kuruluşundan itibaren (2024 yılı itibari ile) 32 yıldır sürdürdüğü yetim çalışmalarına Ramazan, Kurban ve Yetim Dayanışma Günleri’nde eğitim, sağlık vb. sosyal yardım projeleriyle dönemsel ve Yetim Sponsorluk Destek Sistemi ile düzenli yardımlar olmak üzere iki ayrı kategoride devam etmektedir. İHH, ilk yetimhane çalışmasını 2003 yılında Pakistan’da hayata geçirmiştir. 2016 itibarıyla 11 ülkede 31 yetimhanede yetim çocuklara destek vermeye devam etmektedir.&nbsp; İHH bugün;&nbsp; 135 ülke ve bölgede 800.000’i aşkın yetime dönemsel destek, 56 ülke ve bölgede 85.000 yetime düzenli destek sağlamaktadır. Vakıf 11 ülkede 31 yetimhanede 2.100’ün üzerinde yetime sahip&nbsp; çıkmaktadır.</p>



<p>Sonuç</p>



<p>Misyonerlik çalışmaları Batılı devletlerin emperyal hedefleri ile uyumludur ve birlikte yürütülmektedir. Misyonerlerce medeni milletlerin Hristiyan olmaları gerektiği anlatılmış, sömürüye maruz kalan memleketlerin sadece yer altı ve yer üstü zenginlikleri değil inançları da sömürülmüştür.&nbsp;Misyoner örgütler dünya üzerinde çok yaygın ve geniş bir hizmet yelpazesiyle genellikle insanların fakir ve eğitim anlamında geri bulunduğu memleketlerde çalışmalarda bulunmaktadır. Yardımlar, muhtaç insanların çaresizliği ve zaafları üzerinden bulundukları ülkelere nüfuz etme aracı olarak kullanılmaktadır. Batı ülkelerinde insanlar hızla Hristiyanlık inanışından uzaklaşıp kiliseler bir bir kapanırken, hatta bazı ülkelerde ateist nüfus Hristiyan nüfusu geride bırakırken, misyoner örgütlerin başta Afrika ve Asya kıtaları olmak üzere tüm dünyada insanları Hristiyanlığa davet etmeleri, gerçek emellerini açıkça ortaya koymaktadır. Zira iddia ettikleri gibi mesele sadece samimi bir iman hatırlatması ise, neden yanı başlarından başlamak yerine binlerce kilometre uzaktaki halkları tercih etmektedirler? Asıl olan çocukları yetim bırakan savaşlara engel olmak ve sınırsız silah üretimini durdurmak iken, insanları daha da yoksullaştıran bu savaş makinelerinin karşısında yer alan ve yoksulluğun giderilmesi için mücadele eden neredeyse hiçbir misyoner örgüt bulunmamaktadır. Bu örgütler devletlerinin beşinci kol çalışmalarını yürütme adına savaş ve yoksulluk mağduru ülkelerde faaliyetler gerçekleştirmektedir.&nbsp;Misyoner yapılar yetim çocuklara yönelik eğitim merkezleri ve yetimhaneler inşa etmekte; buralarda fiziksel olarak Asyalı veya Afrikalı ama düşünce, hissiyat ve dünyaya bakış olarak Batı düşünce ve inancına hizmet eden nesiller yetiştirmektedirler.&nbsp;</p>



<p>Misyonerlerin faaliyette bulundukları ülkelerde en başarılı oldukları alanlar okullar (eğitim) ve yetimhanelerdir.&nbsp;</p>



<p>İslam Kalkınma Bankası’nın ‟Yetim ve Yetimhaneler Özel Fonu” oluşturması ve İslam ülkelerinin bu fona ekonomileri ölçüsünde katkıda bulunmaları gerekmektedir. Yetimhanelerin finansal açıdan zorluk yaşamamaları için sürekli gelir getirme kapasitesine sahip vakfiyeler oluşturulmalıdır. Bu vakfiyeler İslam dünyasının ekonomik durumu iyi olan STK’ları tarafından oluşturulabileceği gibi İslam Kalkınma Bankası tarafından da deruhte edilebilir.&nbsp;Misyoner örgütlerle mücadele anlamında özellikle bu alanda tecrübeli olan kurumların deneyimlerini aktarabilecekleri seminer programları ve çalıştaylar gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir.&nbsp;Son dönemde Avrupa’ya geçiş yapan 10.000 çocuğun kayıp olduğu tespit edilmiştir. Bunlara son olarak Almanya’da 18 yaş altı 5.835 çocuğun ortadan kaybolduğu haberleri de eklenmiştir. İnsan kaçakçıları, misyoner yapılar ve diğer şer odakları faaliyetlerini rahatça sürdürebilmektedir.</p>



<p>Kaynaklar: İHH, Tarihi süreç içinde Misyonerlik ve Yetimler dergisi; Yetim Faaliyet Raporu 2022; Ahmed Hamdi Paşa, Misyoner. </p>



<p>Tarihi süreç içinde ‘Misyonerlik ve Yetimler’ dergisini:&nbsp;<a href="https://yadi.sk/d/k9-w_IwFstX3r" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İndiriniz</a><br>IHH Yetim Faaliyet Raporu 2022:&nbsp;<a href="https://disk.yandex.com.tr/i/fXEEZDDfbNC1Lw" target="_blank" rel="noreferrer noopener">İndiriniz&nbsp;</a><br>Ahmed Hamdi Paşa’nin ‘Misyoner’ adlı eseri: <a href="https://disk.yandex.com.tr/i/AQZSAfj7ul2YNQ">İndiriniz</a></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" width="818" height="328" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/asya-afrika-somurge-1.jpg" alt="asya-afrika-somurge-1" class="wp-image-6654"/></figure></div>


<p><span style="color: #000000;"></span></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="alignleft"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" width="351" height="505" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/sos-cocuk-yetin-1.jpg" alt="sos-cocuk-yetin-1" class="wp-image-6658"/></figure></div>


<p></p>



<p></p>



<p></p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" width="598" height="573" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/misyonerlik-yetim-2.jpg" alt="misyonerlik-yetim-2" class="wp-image-6656"/></figure>



<p><span style="color: #000000;"></span></p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://yadi.sk/d/k9-w_IwFstX3r" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" width="201" height="300" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/misyonerlik-ihh-yetim-1-1-201x300.jpg" alt="misyonerlik-ihh-yetim-1" class="wp-image-6646"/></a></figure>



<p><span style="color: #000000;"></span></p>



<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/misyonerlik-ve-yetimler-2.html">Misyonerlik ve yetimler</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/misyonerlik-ve-yetimler-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
