<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/tag/osmanli/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Jul 2025 09:42:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Atam Osmanlı</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2013 19:16:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[atam]]></category>
		<category><![CDATA[atam osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[islam ve osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş katli]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devlet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı imparatorluğu ve İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=4541</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bizim kuşağımız Osmanlı imparatorluğunu öğrenmedi, dolayısıla anlayamadı. Koskoca bir imparatorluğun başarılarını hissedemedik. Sadece çöküşünü bilir olduk. Sadece kötü yanları konuştuk. Hele son Padişah Vadideddin kadar yerden yere vurulanı olmamıştır. Kendi kendime hep sormuşumdur: Neden? Neden resmi politikaya inanıyoruz?&#8221; (Mehmet Ali Birand, Milliyet, 5.3.2005)  &#8220;Osmanlı hanedanı, 600 yıldan fazla süre iktidarda kalmıştı. Bu, devletler ve imparatorlukların bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html">Atam Osmanlı</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Bizim kuşağımız Osmanlı imparatorluğunu öğrenmedi, dolayısıla anlayamadı. Koskoca bir imparatorluğun başarılarını hissedemedik. Sadece çöküşünü bilir olduk. Sadece kötü yanları konuştuk. Hele son Padişah Vadideddin kadar yerden yere vurulanı olmamıştır. Kendi kendime hep sormuşumdur: Neden? Neden resmi politikaya inanıyoruz?&#8221; (Mehmet Ali Birand, Milliyet, 5.3.2005) </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10858 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-brand-1.png" alt="" width="302" height="220" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Osmanlı hanedanı, 600 yıldan fazla süre iktidarda kalmıştı. Bu, devletler ve imparatorlukların bir kaç nesil içinde kurulup yıkıldığı &#8220;bir bölgede&#8221; olağanüstü bir başarıydı. Yalnızca askerî başarılarıyla değil, &#8220;kültürel&#8221;, &#8220;sanatsal&#8221; ve &#8220;bilimsel&#8221; yaşama önemli katkılarıyla da öne çıkmıştı. Üç kıtadaki çeşitli etnik kökenler, dinler, kültürler ve dilleri tek çerçevede &#8220;bütünleştirmeyi&#8221; başarmıştı. &#8220;Yerel kimlikleri&#8221; vurgulamış, &#8220;etnik ve dînî çeşitliliğe&#8221; saygı göstermişti. Halka karşı &#8220;güç kullanmak&#8221;, hiç bir zaman Osmanlı stratejisi olmamıştı&#8221; (Ziyaüddin Serdar, Cenneti Arayan Adam, s. 303) </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html/osmanli-1-1-1" rel="attachment wp-att-4543"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4543" title="osmanli-1-1-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-1-1-1.jpg" alt="" width="482" height="296" /></a><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-adaleti2.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5038" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-adaleti2.jpg" alt="osmanli-adaleti2" width="490" height="250" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9214 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/63473573568.png" alt="" width="329" height="450" /></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Bildt: Osmanlı Gitti Huzur Bitti</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli_gitti_huzur_bitti-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-6308 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli_gitti_huzur_bitti-1-300x154.jpg" alt="osmanli_gitti_huzur_bitti-1" width="300" height="154" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bildt: Osmanlı Gitti Huzur Bitti. Eski İsveç Başbakanı Bildt, “Osmanlı’nın kurduğu düzeni bozan her şey bölgenin daha fazla kan gölüne dönmesine yol açtı” dedi. Orta Doğu’daki pek çok çatışmanın köklerinde Osmanlı’nın çözülüşünün bulunduğunu ifade eden eski Başbakan Bildt, “Osmanlı İmparatorluğunun birbirine karışmış kültürler, gelenekler ve dillerle zengin mozaiğini oluşturan Bosna Hersek’teki Bihac’tan Irak’ın Basra şehrine kadar geniş bölge, İstanbul’daki Sultan’ın otoritesiyle başarılı bir şekilde yönetiliyordu” dedi. Osmanlı’nın bölgeyi yüzlerce yıldır barış içinde yönettiğini belirten Bildt, “Osmanlı parçalanmaya başladığında şiddet de başladı. Dış güçler Balkanlar, Mezopotamya, Doğu Akdeniz’de Osmanlı haritasını yeniden çizdi, birçok ülke ortaya çıktı.  (Türkiye, 02 Aralık 2015) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7235 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanlitorunu-1-mart2017.jpg" alt="" width="530" height="419" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7385 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/atamosmanli-macar-1.jpg" alt="" width="499" height="346" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <strong>   </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9106 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/43218204_494734484339828_2474159942865518592_n.jpg" alt="" width="688" height="345" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7945 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-fransizkalma-1.jpg" alt="" width="427" height="806" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9524 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-sirbistan-2019-1.jpg" alt="" width="515" height="465" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">                                                                                                Bu da bizden !</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanlitorunu-1-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class=" size-medium wp-image-5888 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanlitorunu-1-2-300x147.jpg" alt="osmanlitorunu-1-2" width="300" height="147" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>                                                                              </strong> Durduğun yere göre değişir&#8230;!</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10658 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/atamosmanli-2020-1.jpg" alt="" width="574" height="516" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-araplar-balkan-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-5933 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-araplar-balkan-1.jpg" alt="osmanli-araplar-balkan-1" width="681" height="340" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Yaşlı ve çok kültürlü bir kadın Polonyalı bir kadın&#8221;neredeyse heyecandan ağlayarak &#8220;Osmanlı imparatorluğu&#8217;nun ülkesine karşı ne kadar iyi davrandığını&#8221; o güzel fransızcasıyla Komünist bir sistem taraftarı olan ateist Mina urgana anlatıyordu. (Mina urgan, Bir Dinozorun Gezileri, s. 213) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Katolik Macar Kralı Hünyad, Sırbistan&#8217;ı işgal edip, Ortodoks kiliseleri yıkacağını ilan eder. Sırplar Fatih Sultan Mehmet&#8217;ten yardım ister, &#8216;Bizi kurtar ama kiliselerimizi yıkma&#8217; diye ricada bulunurlar. Fatih: &#8216;Asla! Sırbistan fethedilecek ama dini görevlerinizi serbestçe yerine getirmenize izin vereceğiz ve kiliselere dokunmayacağız.&#8217; diye cevap verir. (Evliya Çelebi seyehatnamesi, I/36; Abdurrahman Adil, Hadisat-ı Hukukiyye, 12/185-186)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1854 ve 1877 Osmanlı- Rus savaşları esnasında Ruslar Ermenileri Osmanlı aleyhine kışkırtmak isterler. Ama bir türlü başarılı olamazlar. Çünkü Rus hakimiyeti altında bulunan ermeni halkına mezhepleri konusundaki baskıları görmekte idiler. Çar, Kafkas cephesi komutanlığına bir ermeni olan Boris Milkon&#8217;u atar, Tüm çabalarına rağmen ayaklandıramadığı Ermeniler için Boris, &#8216;Hiç kimseye isteklerimizi anlatmak mümkün değil. Buradaki Hıristiyanlar başka bir soyda, bir inançta kalmışlar.&#8217; demek zorunda kalır. (Prof. Nikerland Krayblis, Rusya&#8217;nın Şark siyaseti ve Vilayeti şarkiyye meselesi, s. 173) Benzer durum Gürcü halk için de geçerli idi. Rusya Hakimiyeti altına aldığı gürcülere ruslaştırma politikası uygulamaya başlar. Birçok gürcü karşı çıktığı için cezalandırılır veya Sibirya&#8217;ya sürülür. (Fahrettin Erdoğan, Türk ellerinden Hatıralarım, s. 34) Hatta gürcüler tekrar Osmanlı idaresine geçmek için taleplerde bulunurlar. 1821 Tarihli Ahıska Valisi Ali paşa&#8217;ya aracı olmaları için talepte bulunurlar: &#8220;Halimizi Osmanlılara bildiriniz. Padişahtan niyaz ediyoruz, bizi yalnız başımıza bırakmasın.&#8221; (Talepler ve dilekçeler için; Şinasi Altundağ, Osmanlı idaresi ve gürcüler, IV.T.T. Kong., s. 323)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Osmanlı memleketlerini gezerken, bütün insanların eşit olduğunu ilan eden İslam kanunlarının dürüstçe uygulanması karşısında derin düşüncelere daldım.&#8221; ( James Baker, Turkey in Europe)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Rönesans&#8217;ın başlamasında Osmanlı&#8217;nın katkısı var. Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı topraklarından Floransa&#8217;ya giden Yunan filozof, alim ve filologlar sayesinde İtalya&#8217;da yeşeren serbest düşüncenin, Hıristiyanlığın hurafelerle bozulmuş şeklini ve papanın bütün otoritesini yıktığını söyledi. Papalık ve imparatorluğun, hurafelerle dolu bir Hıristiyanlığın hâkim olduğu, kilisenin serbest düşünceyi ölümle cezalandırdığı Avrupa&#8217;nın yerini 15. yüzyılda zihin hürriyetinin hâkim olduğu Rönesans Avrupası&#8217;nın aldığını hatırlatan Prof. Dr. İnalcık, &#8220;Hiç bilinmeyen bir şey, Osmanlı Türklerinin, Rönesans&#8217;ı başlatan fikir hareketine önemli katkı yapmalarıdır&#8221; dedi. İstanbul ve Bursa&#8217;daki birçok Yunan aliminin Floransa&#8217;ya gidip oradakilere Yunanca öğretmesiyle Eski Yunan felsefesinin tekrar canlandığını belirten İnalcık, şunları söyledi: &#8220;O zaman Osmanlı&#8217;da İbn&#8217;ül Arabi&#8217;den gelen Eflatun felsefesini takip eden bir fikir muhiti vardı. Gemistos Plethon, tahsilini Yahudi ve Müslümanların bir arada bulunduğu bu felsefe muhitinde aldı. Plethon Edirne&#8217;de Murad&#8217;ın sarayında da bulunduktan sonra bu felsefeyi temsil eden bir insan olarak Floransa&#8217;ya yerleşti ve öğrendiği felsefeyi en geniş bir şekilde temsil etti. Bu felsefe Floransa&#8217;dan Almanya&#8217;ya, İngiltere&#8217;ye intikal etti. Türkiye&#8217;den giden Yunanlı filozof, alim, filologlar sayesinde İtalya&#8217;da yeşeren serbest düşünce Hıristiyanlığın hurafelerle bozulmuş şeklini, papanın bütün otoritesini yıktı. Erasmus bu felsefeden faydalanarak İncil&#8217;i yeniden yazdı. Luther, Almanca&#8217;ya tercüme edilen bu İncil&#8217;i okudu. Böylelikle Batı&#8217;da, yeni tenkitçi dönem yer bulmaya başladı. Fransa&#8217;da bu felsefeyi okuyarak bir Descartes yetişti. Bugün bilim adına ne varsa bu fikirlerden kaynaklanır.&#8221; (Sabah,11.06.2012)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Osmanlı  barışı</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">22 Eylül 2003 tarihinde İstanbul Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen “Osmanlı Vizyonu ile Balkanlar’a Bakış” adlı konferansta konuşan eski Kültür Bakanı Agah Oktay Güner: “Başta Sultan Murad olmak üzere tüm Osmanlı padişahları bölgede bir hoşgörü medeniyeti kurdu. Osmanlı aldığı verginin iki katını harcayarak bölgede yatırım yaptı.” demektedir. Örneğin Osmanlı devletinin hakimiyeti altında bulunan Avusturya’dan aldıgı vergi 3 milyon osmanlı altını iken aynı bölgeye yaptığı yatırımın toplamı ise 11 milyon osmanlı altını değerinde idi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Osmanlı Hükümeti feth ettiği bölge halkına istimalet adı verilen bir uygulama ile yönetimleri altına almıştır. Bu uygulamanın asıl amacı feth edilen bölge halkının güvenini sağlamak ve ellerinde bulunan mülkleri ve dini inançlarını istedikleri şekilde kendilerine</span><br />
<span style="color: #000000;"> bırakmakta yatmaktadır. Osmanlı devletinde hiçbir zaman bölge halkına zorlama yapılmamıştır. Böyle olunca da Osmanlılara karşı herhangi bir direniş söz konusu olmamıştır. Osmanlı devleti erken dönemlerde başlatmış olduğu bu fetih metodunu klasik dönemde de sürdürmüş ve büyük başarılar elde etmiştir. Zaten Osmanlıların balkanlarda tutunmasında en büyük etken uygulamış oldukları bu yöntem olmuştur. (Halil İnalcık, “Ottoman Methods of conquest”, Studia Islamica,2, (1954), 103-129)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Balkanlar’da dini ve feodal baskılardan bıkmış olan köylüler Osmanlı Devleti’nin merkeziyetçi sistemini ve uygulamış olduğu siyasi rahatlığı benimsemişlerdir. Balkanlar’da dini baskı Katolik kilisesinden gelmekteydi. Katolik kilisesi Ortodoks balkanlara karşı dini baskı yapıyor ve mezhep değiştirmelerini istiyordu. Böyle bir durumda Osmanlı Devleti Ortodoks kilisesini kendi kontrolü altına almış ve onu baskılardan kurtarmıştır. Bu adaletli sistem fetret dönemlerinde bile balkanların Osmanlı’ya bağlı kalmasında etken olmuştur. Mesela 1402’de Ankara savaşında yenilen Osmanlı orduları Anadolu üzerindeki hâkimiyetlerini geçici olarak kaybetmiş olsalar da Rumeli’deki bütünlüğü ve siyasi iktidar bütünlüğünü sağlamıştır. (Halil İnalcık,  Stefan Duşan’dan Osmanlı İmparatorluğuna, s. 137, 184)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">P. Wittek, Osmanlı hoşgörüsü sonucu bazı Rumeli şhirlerinin zorluk çıkarmadan teslim olduğunu yazar. (Halil İnalcık, Stefan Duşan’dan Osmanlı İmparatorluğuna, s. 140) Ortodoks olan yerli ahali Osmanlı akınlarına tepki göstermiyor, onları kurtarıcı gibi görüyordu. Machiel Kiel, Constantin Jiricek’e dayanarak, Osmanlıların kesin fethinden sonra bölgenin huzura kavuştuğunu belirtmektedir.  (Machiel Kiel, “Bulgaristan’da Eski Bir Osmanlı Mimarisinin Bir Yapıtı, Kalugerovo-Nova Zagora’daki Kıdemli Baba Sultan Bektaşi Tekkesi”, Belleten, C. XXXV, S. 137, Ankara, 1971, s. 46, dipnot 4)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Bulgar Milleti kulları beşyüz seneden beri Osmanlı idaresi altında mesut olarak yaşamaktadırlar. Bu süre zarfında mal, can ve dinleri fesatçıların ve kötülük peşinde olan kişilerin tecavüzünden muhafaza edilmiştir. Halbuki diğer memleketlerde yaşayan güçsüz ve fakirler, zenginlerin saldırılarına ve zulmüne maruz kaldıkları gibi kendilerine her türlü haksız muamele de reva görülmüştür. Zira Osmanlı idaresi altında yaşayan kuvvetliler tarafından güçsüzlere hiçbir şekilde eziyet edilmemiş, güçlüler ve zayıflar devletin bahşettiği adalet ve hakkaniyetten aynı nisbette faydalanmışlardır. Osmanlı idaresindeki Hıristiyanlar arasında din ve mezhep farkı gözetilmeyerek hepsine eşit muamele edilmiştir.” (Prof. İsmet Miroğlu: Türklerde İnsani Değerler ve İnsan Hakları Başbakanlık Arşivi, Bulgaristan İdare Kataloğu, nr. 89)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eski Dışişleri Bakanlarından Hikmet Çetin: 1992 yılında Bosna-Hersek konusunda bir toplantı yapılıyordu. Türkiye de çağrıldı. Miloseviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı vardı. Yugoslavya’da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?’ dedi.” (İsmail Yediler, Osmanlı’nın yani İslam’ın, 22 Eylül 1994)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Hiçbir Hıristiyan Devleti, kendi topraklarında Türklerin bir camisi bulunmasına müsaade etmez. Oysa Türkler bütün Rumların kiliseleri olmasını hoş görürler.” (Voltaire, Türkler, Müslümanlar ve Ötekiler, s. 81, 88, 90)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">E. Alexander Powell: “Kromvel’in (İngiliz) askerleri İrlandalı Katolikleri katlederken, Fransa’nın emri ile Fransa’da Protestanların kökü kazınır bütün Avrupa ülkelerinde Museviler hesapsız zulüm ve vahşete tabî tutulurken, küçük Asya’da Müslüman, Hıristiyan ve Musevîlerin yan yana, tam bir dostluk içinde yaşadıklarını hatırlamak yerinde olur.” (E. Alexander Powel, The Struggle For Power in Moslem Asia, New 1925, s. 120; Kamuran Gürün. Ermeni Dosyası, s. 36.)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Pierre Bayle, Osmanlı devletinin her türlü dini düşünceye gösterdiği hoşgörüyü Hıristiyanlara örnek olarak gösterir: Osmanlı, zamanında İspanya Yahudilerini kabul etmiş, daha sonra da Macaristan ve Transilvanya Kalvinistlerini, Silezya Protestanlarını, Rusya’nın eski dinine bağlı kazakları, kısaca Katolik veya Ortodoks baskısından kaçanların sığınağı haline gelmiş bir devlet olmuş idi.” (Yücel Bulut, Oryantalizmin kısa tarihi, s. 74) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yunanlı yazar Michel de Grece: “Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından çok üzüntü duyuyorum. Çünkü Osmanlı Devleti dünya dengesini ayakta tutan bir güç olmuştu ve sevilsin ya da sevilmesin. Osmanlı’nın çöküşünden itibaren Balkanlar ve Ortadoğu’daki çalkantılar durmak bilmiyor.” (Türkiye Gazetesi. 11 Ocak 1995; İsmail Yediler, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Şubat 44)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tunuslu Prof Dr. Abdülcelil Temimi: “Bugün Osmanlı’nın tabiî sınırları içerisinde mevcudiyetini sürdüren otuzu aşkın ülkenin, patlamaya hazır bomba olmaktan bir türlü kurtulamaması rağmen Osmanlı’nın buralarda asırlar süren boyunduruğun altına nasıl imza attığının sırrını; büyük bir hoşgörü harmonisi içerisinde, hâlen tartışması yapılan demokrasi, özgürlük, âdil yönetim gibi modern mefhumları doruk seviyede tatbik etme maharetine bağlamaktadır. Osmanlı’nın dışında, yeryüzünde gelmiş hiçbir imparatorluğun, bu mikyasta büyüklüğe sahip devletleri yönetmeye muvaffak olamadığını söylemektedir.” (Basından, 5 Kasım 1994) Bu sözler ne kadar da Çağdaş tarih felsefecisi Arnold Toynbee’in, ‘Tarih Üzerine Bir Etud’ adlı eserindeki şu ifadeleri hatırlatmaktadır: “Eflatun’un ideal devletine en fazla yaklaşabilmiş sistem Osmanlı sistemidir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Orhan Gazi de, Bursa’nın fethinde Rumlara şehri niçin teslim ettiklerini sorduğunda şu cevabı almıştı:“Sizin devletinizin günden güne yükseldiğini ve bizim devrimizin geçtiğini anladık. Babanızın İdaresine geçen köylülerin memnun kalıp bir daha aramadıklarını gördük ve biz de bu rahatlığa heves ettik.” Göynük ve Yenice tarafları fethedilip, Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa yöre Hıristiyanlarına çok adaletli davrandığında ise, Yerli ahali ona şöyle şükranlarını sunmuştu: “Ne olaydı bunlar (Osmanlılar) bize daha önce bey olaydı!” (Aşıkpaşazâde, Tevarih-i Al-i Osman. İst. 1332, s. 30. 43) De la Croix’de bu konuda şunları söylemektedir: “Orhan Gazi’nin İznik fethinde şehir halkına gösterdiği müsamaha ve hepsine yaptığı güzel muamele onları çok memnun ettiğinden göç etmedikleri gibi, Türklerin himayesinde kalarak bahtiyar bir hayat geçirmeye karar vermişlerdi.” (De la Croix, Osmanlı Takvim-i Tevârihi, I/90-92)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bizans tarihçisi Dukas: “II. Murad düşmanına karşı babasından daha yumuşak davranırdı. Allah bilir ki, Murad halka karşı daima iyilikte bulunurdu. Bu iyiliğini yalnız kendi ırkından ve dininden olanlara değil Hıristiyanlara da gösterir.” (Dukas, Bizans Tarihi, s. 139)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Gayrimüslimlerden alınan vergiler, hâkimiyet müddetince daima, kamu hizmetlerini ifâ etmek, güvenliklerini sağlamak için kullanılmıştır. Hizmetleri görülmez, güvenlikleri sağlanamazsa toplanan vergiler iade edilirdi.  Nitekim, 1402 Ankara Savaşı’ndan sonra, Selanik elden çıkınca, orada ikamet eden gayri Müslimlere, o yıl için toplanan vergiler geri verilmiştir.” (Mehmed Niyazi, Yedi Yüzüncü Yıl İçin, 9 Ocak 1997)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amerikalı Tarihçi W. McGowan da yaptığı araştırmalar sonucunda; Osmanlı idaresindeki Sırbistan’da nüfus başına düşen gıda mahsulünün, Avrupalı devletlerin sömürgelerindeki köylülerin elinde kalan gıda mahsulünden çok daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. (Bruce W. McGovvan, “Food Supply and Taxation on the Taxation on the Middle Danube 1568-1579”. Archivum Ottomanicum, I/139-196)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Macaristan İlimler Akademisi üyesi olan Tarihçi Kaldy-Nagy tarafından ortaya çıkarılıp yayınlanan bir belgede belirtildiğine göre Osmanlı Devleti, Macaristan’a hâkim olduğu devirlerde, 1558 ile 1560 yılları arasında halktan topladığı 6 milyon akçe vergiye mukabil; aynı dönemde 23 milyon akçe tutarında yatırım yapmıştır. (Kaldy-Nagy, “The Cash Book of the Ottoman Treasury in Buda in the years 1558-1560”, Açta Orientalia Hungarica, XV/173-182)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kanuni’nin Macaristan’da heykelinin dikilmesi münasebetiyle, Macaristan’ın 1961-1965 yıllarında arasında Ankara Büyükelçisi olan İmren Czekman şu anlamlı değerlendirmeyi yapmıştır: “Osmanlı Devleti’nin, İslâm hoşgörüsü, milletleri kaynaştırmak suretiyle Balkanlarda 500 yıl devam etti. Her topluma kendi kültürünü üretme ve o kültüre göre yaşama serbestisini verdi. Dünya tarihinde ilk defa, Fethedilen bir ülke, Fethi yapan kişinin heykelini dikiyor. Bunun elbette derin bir anlamı vardır.” (Kemal H. Karpat, “Kossuth in Turkey: The Impact of Hungarian refugees in the Ottoman Empire. 1849-1851”. Yay. Haz. Jean-Louis Bacque-Grammont, İlber Ortaylı, Emeri von Donzel, CIEPO Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Araştırmaları Uluslararası Komitesi VII. Sempozyumu Bildirileri. Peç: 7-11 Eylül 1986, Ank. 1994. TTK. Yay., s. 109. 113; Süleyman Beyoğlu, “Kahraman Düşmanın Torunları”, Tarih ve Medeniyet Dergisi. Aralık 1997. Sayı: 45, s. 8-12; İsmet Bozdağ, “Zigetvar’da Şanlı Mazimizi Yaşadık”, Tarih ve Medeniyet Dergisi, Ekim 1994. Sayı: 8, s. 15-19; Selim Yıldız. Vilayetlerin Sultanlığından Faziletlerin Sultanlığına Osmanlı, s. 194-195) </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html/osmanli-baris-1" rel="attachment wp-att-4542"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4542" title="osmanli-baris-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-baris-1.jpg" alt="" width="605" height="315" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Medeniyet:</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7365 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/atam-osmanli-1kus-tas-1.jpg" alt="" width="735" height="283" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7955 size-full aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/yitik-tasi-osmanli-1.jpg" alt="" width="409" height="486" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8306 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/28378201_1480877895354867_2551699980508174996_n.jpg" alt="" width="347" height="371" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın 4 ülkeyi kapsayan Afrika turundaki ilk durağı olan Cezayir&#8217;de Cezayirli bir gazeteci Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a Osmanlı&#8217;yı kastederek &#8220;Türkiye, Cezayir&#8217;i sömürge olarak mı görüyordu?&#8221; sorusunu yöneltti. Erdoğan, Cezayirli gazetecinin sorduğu soruya tarihi bir yanıt verdi. Erdoğan, &#8220;Öyle olsaydı, bu soruyu bana Fransızca değil Türkçe sorardın&#8221; (Haberler.com, 1 Mart 2018)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Osmanlı’da kurulan vakıflar: Güzel Yazı Öğretme Vakfı, Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı, Hastalara Evinde Bakma Vakfı, Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı, Duvar Yazılarını Silme Vakfı, Kadın Sığınma Evi Vakfı, Sıcak Pide Dağıtma Vakfı, Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı, Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı, Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı, Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı, Helalleşme Vakfı, Hıristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı, İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı, Yoksul Mahkumlara Harçlık Verme Vakfı, Güvercin hane Yaptırma Vakfı, Leylekleri Koruma Vakfı, Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı, İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı, İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı, Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı, Şehir Estetiğini Koruma Vakfı, Hayvanlara Mera Açma Vakfı&#8230; vd. (İlginç Vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ocak, 2012, s. 12-117) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bulgaristan, Makedonya, Sırbistan, Yunanistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova, Romanya, Moldova, Polonya, Ukrayna, Estonya, Slovakya, Macaristan, Arnavutluk BALKANLAR&#8217;da. Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya (bir bölümü) KAFKASLAR&#8217;da. Irak, Suriye, Ürdün, İsrail, Lübnan, Filistin, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Yemen, Umman ORTADOĞU&#8217;da. Mısır, Libya, Fas, Cezayir, Tunus, Sudan, Eritre, Cubuti, Somali, Etyopya, Nijer, Çad, Kenya ve Uganda AFRİKA&#8217;da. Etki alanımızda olanları saymaya yerimiz yetmezdi! Bir de HARAÇ aldıklarımız vardı! Mesela AVUSTURYA bunların başında gelirdi. VENEDİK de öyle. Rusya da liste de vardı! Bu kadar mı? Değil elbette! Fransa da hiç aksatmadan HARAÇverirdi! 5 Eylül 1795 Anlaşması&#8217;na göre AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ de HARAÇvermek zorundaydı. DONANMANIN gittiği ve avucunun içine aldığı yerleri ise gerçekten sayamayız! Çok. Hem de çok. Bir de HİLAFET&#8217;ten dolayı bağlı olanlar vardı! Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Maldivler, Malezya, Endonezya, Tanzanya, Mozambik ve Güney Afrika gibi. Buralardaki MÜSLÜMANLAR, Topkapı Sarayı&#8217;na, Dolmabahçe Sarayı&#8217;na bakardı!   (Ergün Diler, Takvim, 21.01.2016)</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Osmanlı&#8217;yı kimler sevmez?! </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-6900 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanlidusmanlari-1.png" alt="osmanlidusmanlari-1" width="674" height="331" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9260 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/48411806_535317840281492_8119472580294868992_n.jpg" alt="" width="423" height="330" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Neden peki? Arnold Joseph Toynbee:  “Osmanlı yıkılmış bir devlet değildir. Durdurulan bir medeniyettir. Önündeki tarihi engeller kaldırılırsa, durdurulduğu yerden yürüyüşüne devam edecektir.” (E. J. Brill, The Ottoman state and its place in world history, Brill Academic Publishers,  s. 18; Sevil Nuriyeva, Star, 23 Mayıs 2016) </span></p>
<p><span style="color: #000000;">                                               Osmanlı Toprakları Üzerinde Kurulan Devletler   </span><br />
<span style="color: #000000;"> Avrupa:</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1.Türkiye</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2.Bulgaristan (545 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3.Yunanistan (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4.Sirbistan (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5.Karadag (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6.Bosna-Hersek (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7.Hirvatistan (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8.Makedonya (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9.Slovenya (250 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10.Romanya (490 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 11.Slovakya (20 yıl) Osmanlı adı:Uyvar</span><br />
<span style="color: #000000;"> 12.Macaristan (160 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 13. Moldova (490 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 14.Ukrayna (308 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 15.Azerbaycan (25 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 16.Gurcistan (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 17.Ermenistan (20 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 18.Guney Kıbrıs (293 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 19.Kuzey Kıbrıs (293 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 20.Rusya ‘nin güney toprakları (291 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 21.Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adı: Lehistan</span><br />
<span style="color: #000000;"> 22.Italya ‘nin güneydoğu kiyıları (20 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 23.Arnavutluk (435 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 24.Belarus (25 yıl) -himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 25.Litvanya (25 yıl)-himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 26.Letonya (25 yıl) -himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 27.Kosova (539 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 28.Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adı: Banat Asya</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Asya</span><br />
<span style="color: #000000;"> 29.Irak (402 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 30.Suriye (402 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 31.İsrail (402 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 32.Filistin (402 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 33.Urdun (402 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 34.Suudi Arabistan (399 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 35.Yemen (401 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 36.Umman (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 37.Birleşik Arap Emirlikleri (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 38.Katar (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 39.Bahreyn (400 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 40.Kuveyt (381 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 41.Iranın bati toprakları (30 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 42.Lübnan (402 yıl)</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Afrika</span><br />
<span style="color: #000000;"> 43.Mısır (397 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 44.Libya (394 yıl) Osmanlı adı:Trablusgarp</span><br />
<span style="color: #000000;"> 45.Tunus (308 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 46.Cezayir (313 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 47.Sudan (397 yıl) Osmanlı adı: Nubye</span><br />
<span style="color: #000000;"> 48.Eritre (350 yıl) Osmanlı adı: Habes</span><br />
<span style="color: #000000;"> 49.Cibuti (350 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 50.Somali (350 yıl) Osmanlı adı: Zeyla</span><br />
<span style="color: #000000;"> 51.Kenya sahilleri (350 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 52.Tanzanya sahilleri (250 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 53.Cad’in kuzey bölgeleri (313 yıl) Osmanlı adı: Resade</span><br />
<span style="color: #000000;"> 54.Nijer’in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adı: Kavar</span><br />
<span style="color: #000000;"> 55.Mozambik ‘ in kuzey toprakları (150 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 56.Fas (50 yıl) -himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 57.Bati Sahra (50 yıl) -himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 58.Moritanya (50 yıl) -himaye-</span><br />
<span style="color: #000000;"> 59.Mali (300 yıl) Osmanlı adı: Gat kazası</span><br />
<span style="color: #000000;"> 60.Senegal (300 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 61.Gambiya (300 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 62.Gine Bissau (300 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 63.Gine (300 yıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> 64.Etiyopya’ nın bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş</span></p>
<p><span style="color: #000000;">  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9014 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/osmanli-1-2018.jpg" alt="" width="450" height="186" /></span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html">Atam Osmanlı</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/atam-osmanli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araplar bizi arkadan mı vurdu?</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jul 2012 10:34:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[araplar]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar bizi arkadan mı vurdu?]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar bizi sattı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Araplar Osmanlıyı arkadan mı vurdu]]></category>
		<category><![CDATA[I. dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=2343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özet Balkanları kaybettikten sonra Osmanlı Devleti içindeki Arap nüfusu Türk nüfusunu geçmişti. Milliyetçilik cereyanına kapılmış olan İttihat ve Terakki partisi taraftarları da bunun üzerine ‘Türkçeyi resmi dil yapma, Arapçayı yasaklama  çalışmaları’ yanında ilk seçimde meclisteki 75 olan  Arap milletvekili sayısını 5&#8217;e düşürmüşlerdi. Ayrıca  ABD ve İngiliz okullarına müdâhele etmeyen bu kesim içlerindeki sabetayistlerin yönlendirmesi ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html">Araplar bizi arkadan mı vurdu?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özet</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Balkanları kaybettikten sonra Osmanlı Devleti içindeki Arap nüfusu Türk nüfusunu geçmişti. Milliyetçilik cereyanına kapılmış olan İttihat ve Terakki partisi taraftarları da bunun üzerine ‘Türkçeyi resmi dil yapma, Arapçayı yasaklama  çalışmaları’ yanında ilk seçimde meclisteki 75 olan  Arap milletvekili sayısını 5&#8217;e düşürmüşlerdi. Ayrıca  ABD ve İngiliz okullarına müdâhele etmeyen bu kesim içlerindeki sabetayistlerin yönlendirmesi ile mecliste Arapça konuşmayı yasakladıkları gibi, Arapça okulları da yasaklamışlardı. Arap asıllı paşalar görevlerinden alınmış, basında da Arapları aşağılayan yazılar artmaya başlamıştı. Türkçü söylemler ön plana çıkarılmaya başlamıştı. Sabetayist Halide E. Adıvar gibi ileri gelenlerinin &#8220;Araplar sürülmeli  ve toprakları sömürgeleştirilmeli, yerlerine Türkler yerleştirilmeli&#8221; şeklindeki temennileri yanında, ‘Arapları fikri çalışmalardan ve yurtlarından kovmaya’ dek birçok ırkçı görüş  açıkça ileri sürülmeye başlanmıştı. Kısa süre içinde Araplar horlanmaya, Arap kökenli yöneticiler makamlarından almaya başlanmış ve Arap topraklarına Arapça bilmeyen idareciler atanmıştı. 6 Mayıs 1916&#8217;ta Şam valisi Cemal paşa da Suriye ve Lübnan aydınlarını toplayarak Şam ve Beyrut meydanlarında idam etmişti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Cemal Paşa’nın gerçekleştirdiği bu idamlar,  Arapların Osmanlı Devleti’ne olan bağlılık duygularında zayıflamaya yol açmış, tepkiler artırmıştır.” (Ahmet Zekeriyya Eş-Şilik, el-Arab ve’d-Devle Usmaniyye, s.287) Bu idamlar, tamamen Osmanlı yanlısı olan düşünürler tarafından bile “zorbalık” olarak değerlendirilmekte idi. (Emir Şekib Arslan, İttihatçı Bir Arap Aydınının Anıları, s.101)  “Cemal Paşa için artık herkesin bildiği rütbe ve nüfuzdan başka, masallaşmış hükümler bile vardı. Suriye’de derlerdi ki, Eğer Cemal Paşa birisiyle görüştüğü zaman burnunu kaşırsa sürgün düşünüyor, sakalını karıştırırsa, affedip etmemeyi düşünüyor demektir. Yalnız bıyık burkmasından korkunuz, o zaman bu görüşmenin ölüme kadar yolu vardır.” (Falih Rıfkı Atay, Zeytin Dağı, s. 62) Suriye’deki baskın Arap nüfusunu azaltmaya ve bu kimliği Suriye için belirgin bir kimlik olmaktan çıkarmaya yönelik olarak uygulanan sürgünler de Türkleştirme politikasının en somut göstergelerindendi. (Arslan, s. 98) “Osmanlı egemenliğinde yaşayan Arapların çok büyük bir çoğunluğu Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız bir Arap devleti kurmak fikrinden uzaktı. Şam ve Beyrut’taki isyan ettirilmesi düşünülen “milliyetçi Arap askerleri bile” savaş sonuna kadar Cemal Paşa ile birlikte İngilizlere karşı savaşmışlardı.” (Hayriyye Kasımiyye, El-Hükumetü’s-Suriye fi Dımaşk, s. 2) 1914 Ekim’ine kadar Doğu Arap vilayetlerinde, Arap Milliyetçiliğinin açık savunucusu ve Arap milliyetçisi cemaatlerin  üyesi olanların adedi sadece 126 idi. (Janet Wallach, Desert Queen:The Extraordinary life of Gertrude Bell, s.77-78) Bu o dönemde Suriye’de her 100.000 kişiye 3.5 Arap milliyetçisi düştüğünü göstermektedir ki, bunların bağımsızlık talep edip etmedikleri de belli değildir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Cemal Paşa’nın uyguladığı idamları cinayet olarak gören Şekip Arslan’a göre öldürülenlerin çoğu devlet haini değil, sadece İttihat ve Terakki muhalifiydi. Bunlardan bazıları suçlu olsa bile, suçları idamı değil, hapis ve sürgün cezalarını gerektiriyordu. Siyaset gereği Arap ileri gelenlerinin bir kısmını sürgüne gönderip, bir kısmını öldürten Cemal Paşa, Araplarla Türkleri birbirine düşman haline getirmiş, Osmanlı düşmanlarına, Arap-Türk çatışması isteyenlere, bölgede yabancıların çıkarlarını savunanlara uygun zemin hazırlamıştır.” (Emir Şekip Arslan, Bir Arap Aydının Gözüyle Osmanlı Tarihi ve 1. Dünya Savaşı Anıları, s. 408-410) Cemal Paşa’nın kurmay başkanı olan Ali Fuat Erden de daha sonra yazdığı hatıralarında Aliye’de verilen idam kararlarını doğru bulmadığını ifade etmiştir. (Erden, Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye Hatıraları, s. 279-280) Hukuk Müşaviri Vassaf Bey de, &#8220;Aylarca süren bir yargılamanın yüzlerce sayfa tutan evrakını tetkik etmek için en az bir haftaya ihtiyaç olduğunu&#8221; söylemişti. Ancak Cemal Paşa sahip olduğu özel kanundan aldığı yetki ile hükümleri onaylayıp uygular. (Erden, s. 327) Peki Cemal Paşa’nın idamlar için kullandığı kanıtları nereden bulmuştu?! “Cemal Paşa, savaşın ilanından sonra ‘İngiltere ile Fransa’nın Beyrut’ta boşalttığı konsolosluk binalarında’ arama yaptırdı ve ‘binalardan Arap cemiyetlerine ait çok sayıda belge’ çıktı!” (Murat Bardakçı, Habertürk, 24.6.2012) Elçilikler hem de iki düşman elçilik yetkilileri hem binayı boşaltıyor hem de geride işbirlikçileri hakkında belgeler bırakıyorlardı!! Oyun tutmuştu! “Cemal Paşa’nın Suriye’deki diktatörce yönetim tarzı Arap topraklarının Osmanlı Devleti’nden kopması için adeta katalizör görevi görmüştür. Halbuki Araplar, yapılan bütün kötü propagandanın aksine canla başla Osmanlının yanında uzun süre savaşmışlardı.” (Yeni Akit, 2022-08-19)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Daha sonra ise Avrupalı devletlerde -başta İngilizler-  Arap Müslümanlar arasında İttihatçıların yaptıklarını körükleyerek, Arap unsur arasındaki huzursuzluğu artırırlar. Ümmet şuurundan uzak ırkçı yaklaşımlar ne yazık ki Osmanlı’nın dağılmasına neden olmuştur! Tüm bunlar ittihatçıların faaliyetleri sonucu gerçekleşmiştir. Sonuçta İttihat ve Terakki içinde Arap nüfuzu azalırken Yahudi ve Hristiyan unsurların tesiri de hızla artmıştır!  Bizzat ‘ittihatçıların atadığı’ Şerif Hüseyin, bu olaylar zincirini kullanarak 10 Haziran&#8217;da ayaklanır.  Şerif Hüseyin de isyan hareketinin ‘Halifenin değil, ancak bozkurda ibadet edecek derecede Turancılıkla meşbu (dolmuş) olan nazırların (Bakanların) aleyhine’ olduğunu ilan eder. (Prof. Dr. Erol Güngör, İslam&#8217;ın Bugünkü Meseleleri, s. 160) Evet, siyasi amaçlarına alet olacak mazereti bizzat İttihatçılar Şerif Hüseyin&#8217;in eline vermiştir ama yine de birçok Arap aydını ile kabileler onu eleştirmişler ve ayaklanmaya katılmamışlardır. “Müslümanlar ve ‘Arap nüfusunun büyük çoğunluğu’ Osmanlı idaresine sadıktılar. Onların, &#8216;kalan son güçlü İslam imparatorluğunu&#8217; zayıflatmak gibi bir niyetleri yoktu.” (N. Zeine, Arab Turkish Relations and The Emergence of Arab Nationalism, Greenwood Press, Westport 1981, s. 58)  Tüm bu yaşananlardan sonra, “Mekke’den ayrılırken, Osmanlılarla beraber Medine&#8217;de kalıp aylar süren kuşatmanın her türlü sıkıntısını çeken, açlığına bile katlanan yerli Araplar tam bir matem havası içinde hüngür hüngür ağlamaktadırlar.” (Feridun Kandemir, Medine Müdafaası: Peygamberimizin Gölgesinde Son Türkler, s. 235)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Birinci Dünya Savaşı sırasında Arap vilayetlerinde ve özellikle Suriye’de meydana gelen olayların temelinde İttihat ve Terakki yönetimi ile vilayetlerde reform talep eden Araplar arasında çıkan çatışmanın büyük tesiri vardır. Arapların büyük çoğunluğu savaşın sonuna kadar devlete sadık kalmışlar, hatta savaş bittikten sonra da Türk yönetimi ile manda idaresine karşı mücadele etmek için işbirliği içinde olmuşlardır. Şerif Hüseyin isyanı da Arapçı ve Araplar temsil eden bir isyan olmaktan çok uzaktır.” (Talha Çiçek, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nde Araplar, Kültür Dergisi Mart 2008)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Arap milliyetçiliğinin öncüsü de Hristiyan Araplardı. Butros El-Bustani, Faris Şadyak, Nakkaş, Corci Zeydan gibi Hristiyan Arapların öncülüğünde başlayan bu harekete katılan Müslüman Araplar ise, çoğunlukla Batılı fikirleri benimsemiş ‘seküler’ aydınlardı. Arap milliyetçiliğini geliştirirken &#8220;Arapların İslam öncesi tarihlerine&#8221; ilgi duymaları bundan kaynaklanıyordu. Buna karşılık muhafazakâr Müslüman Arapların çoğu, Osmanlı&#8217;ya sadakat duyguları içindeydiler. Hatta sadece Sünni Araplar değil, Irak ve Suriye&#8217;deki Şii Araplar arasında bile Osmanlı&#8217;ya ve Hilafete bağlılık duygusu vardı. (Kemal Karpat, İslam&#8217;ın Siyasallaşması, s. 379) Geçmişte şan ve şereflerini ilk hatırlayan veya hayal edenler ve tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar da Müslüman değil Hristiyan Araplardı. (Karpat, s. 594)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Tarihçi yazar Enes Demir, İslam coğrafyasındaki Çanakkale şehitlerinin bilgileri ve künyelerinden derlediği kitabında, Çanakkale&#8217;de Halepli 551, El Bablı 96 askerin şehit düştüğünü belirtti.” (AA, 15.01.2018) Günümüz ‘Türkiye sınırları içinde yer alan şehirlerin’ il bazlı şehit sayıları ile 1 ile 3737 arasında değişmektedir. (Yeni Akit, 18.3.2021) “Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı subaylarının yüzde 30&#8217;u Arap bölgelerinden geliyordu. Arap bölgelerinden gelen Osmanlı askerleri, Büyük Savaş sırasında her cephede en yüksek rütbeden en düşüğe kadar her rütbede üstün bir şekilde görev yapmıştı.” (Birinci Dünya Savaşı Uluslararası Ansiklopedisi, encyclopedia.1914-1918-online.net/article/arab-officers-in-the-ottoman-army) “I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunda 300.000 Arap asker savaşmıştır.” (Karsh, Efraim ve İnari Karsh, “Reflections on Arab Nationalism”, Middle Eastern Studies, Cilt:32, No:4, 1997:374)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kısaca, İttihatçılar gelene dek Araplarla Türkler yan yana birçok cephede savaşmışlardır. I. Dünya savaşı ilan edilince ‘Cihad çağrısına’ uyan “yüz binlerce Arap” Osmanlı safında savaşlara katılmıştır. Çanakkale ile  Kafkas ve balkanlarda yatan  ve ‘mezarı tespit edilebilen’ (Başta Şam, Halep, Kudüs, Bağdat, Trablus Arap Müslümanları olmak üzere) en az 200 Arap kökenli şehit de bunun delilidir. İlginçtir, Arap oldukları halde kendilerini ‘Türk’ olarak tanıtan Araplar da mevcuttur, hem de 1900 yıllara yani Jön Türklerin ırkçı Türkçülük söylemlerinin başlama tarihlerine dek! 1900&#8217;lü yıllarda Arjantin&#8217;e göç eden ve Cumhurbaşkanı olan Carlos Menem&#8217;in dedeleri Lübnanlı Arap iken kendilerini &#8220;El-Turko&#8221; olarak tanıtmakta idiler. “Açık kaynaklarda bugün Latin Amerika&#8217;nın, Osmanlı pasaportuyla 19. yüzyılda bölgeye gelen çoğunluğu Arap, yaklaşık 30 milyon &#8220;Turco&#8221;ya ev sahipliği yaptığı ifade ediliyor.” (AA, 24.04.2023) Türkçülük iddiası ile Osmanlı&#8217;nın başına Mason  ağırlıklı Yahudi- Ermeni-Hristiyan kırması İttihatçıların ayaklanma çıkartma gayreti denebilecek hataları/hainlikleri sonucu yüzlerce yıllık kardeşliğimize gölge düşürülmüştür! İyi organize olmuş Mason-Yahudi lobisi emelleri için İttihat ve terakki partisini kullanmış ve Türk-Arap ayırımı ile Filistin, Yahudiler için toprak olarak ayarlanmıştır. Günümüzde de, Osmanlı&#8217;yı yıkıp Yahudi devletini kurduran zihniyet bu devletin devamı için eskisi gibi hâlâ Arap düşmanlığını Türkler arasında körüklemeye devam etmektedir. Ayrıca bizler de birçok hatayı hâlâ sürdürmeye devam etmekteyiz. Kıbrıs Barış Harekatında ülkemize destek olan Kaddafi&#8217;yi ABD bombalayınca, ABD safında yer alıp onu yalnız bıraktık. Halbuki Kıbrıs harekatında ABD bizim karşımızda idi! Cezayir, yüz binlerce şehit verir ve Fransa’ya karşı ülkesini istiladan kurtarır. Ama BM oylamaları dahil Türkiye hep ‘çekimser oy’ kullanır. Bu nedenle de Cezayir kurtuluş savaşı ‘3 yıl daha uzar!’ ve BM’de Cezayir hep zor durumlarda kalır! Ta ki ABD (John F. Kennedy) Cezayir’i hatırlayana dek…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Detay</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000; text-align: justify;">“Her Türk genci ‘Arapların I. Dünya Savaşı&#8217;nda bize ihanet ettiğini’ öğrenerek büyür. Oysa bu, ancak kısmen doğrudur. I. Dünya Savaşı&#8217;nda Mekke Şerifi Hüseyin&#8217;in İngilizler ile anlaşarak Osmanlı&#8217;ya isyan ettiği ve ordumuzu arkadan vurduğu doğrudur. Ama göz ardı edilen nokta, Şerif Hüseyin&#8217;in ‘Arapların tümünü temsil etmediği, aksine bir istisna’ olduğudur.” (Mustafa Akyol, Büyüklere Masallar I: Araplar Osmanlı&#8217;ya İhanet Etti, 12.12.2005) Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Metin Hülagü: Arap isyanı ifadesi doğru değil. Araplar Çanakkale ve bir çok cephede bizim yanımızda savaştı. Mekke&#8217;de İngilizlerin tahrik ettiği bir isyan var. (Haberturk, 19.1.2025) Gazeteci Cengiz Çandar, &#8220;Arapların ihaneti&#8221; söylemi ile tarihsel gerçek arasındaki önemli farka şöyle işaret eder: &#8220;Mekke Emiri Şerif Hüseyin&#8217;in Hicaz&#8217;da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916&#8217;da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun &#8216;askeri açıdan&#8217; tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği &#8216;bağımsızlık vaadi&#8217; ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin&#8217;in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani &#8216;asıl cephenin gerisi&#8217;nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur. &#8216;Asıl cephe&#8217;, önce Şüveyş Kanalı ve Kanal Harbi&#8217;nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin&#8217;de kurulmuştur. ‘Filistin&#8217;de tek bir Arap ayaklanmamıştır.’ Suriye&#8217;de, Irak&#8217;ta, Lübnan&#8217;da Türk kuvvetlerini &#8216;arkadan vuran&#8217; herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul&#8217;a yani Türkiye&#8217;ye sadık kalmıştır. Arabistan Yarımadası&#8217;nın Hicaz bölümünden Akabe&#8217;ye kadar olan &#8216;cephe gerisi&#8217; dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt yoktur.&#8221; (Cengiz Çandar, &#8220;Sharon&#8217;cu Vicdansızlar-Filistin Yalanları&#8221;, Yeni Şafak, 5 Nisan 2002) Fransız tarihçi Prof. Catharine Nicault bu konuda şunu söylemektedir: Araplar “Bazı keyfi uygulamaları tenkit etseler de imparatorluğa derinden bağlı olup Arap milliyetçiliğini değil Osmanlı vatanseverliğini savunmakta idiler.” (Catharine, Nicault-Kudüs -1850-1948-, s. 191) Aynı gerçek Ortadoğu analisti Mitchell G. Bard tarafından da, şöyle dile getirirlir: O dönemin romantik kurgusunun aksine, Arapların çoğu I. Dünya Savaşı&#8217;nda Türklere karşı müttefiklerin yanında savaşmadılar. İngiliz Başbakanı David Lloyd George&#8217;un belirttiği gibi, Arapların çoğu Türk yöneticileri için savaştı. Faysal&#8217;ın Arabistan&#8217;daki taraftarları sadece bir istisnaydı.&#8221; (web.archive.org/web/20060427112350/http://www.jewishvirtuallibrary.org/jsource/myths/mf1.html)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-15537" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/3424643737538.jpg" alt="" width="386" height="323" /> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Arapların topluca ihanet etmesi bir yana, büyük çoğunluğu Osmanlı ordularını fiilen desteklemiştir. Konu hakkındaki uzmanlardan biri olan Dr. Zekeriya Kurşun&#8217;un ifadesiyle, &#8220;I. Dünya Savaşı&#8217;nda Türk ordusu ile beraber çeşitli cephelerde Türklerle omuz omuza çarpışan Arapların büyük yararlıklar gösterdikleri bir hakikattir.&#8221; (Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, s. 153) Hatta, “1904&#8217;te Osmanlı Padişahı Sina üzerinde hak iddia ettiğinde, Mısırlı milliyetçi lider Mustafa Kamil, İslamcılık ruhu içinde onun yanında ve Mısır&#8217;ın çıkarlarını savunan Lord Cromer&#8217;in karşısında yer almıştı.” (Peter Mansfield, Osmanlı Sonrası Türkiye ve Arap Dünyası, s. 29; Peter Mansfield, The British in Egypt, s. 164-165) “Hüseyin’in oluşturduğu gücün askeri açıdan hiç bir önemi yoktu. Önemli Arap aileler isyana katılmamıştı. Şerif Hüseyin’e katılanlar Medine çevresinde parayla tutulmuş birkaç bedevi kabile ile Haşimiler’in Banu Kolu’na mensup birkaç kabileden ibaretti (toplam sayıları 5000 kişi) Mesela, Mekke, Taif, Cidde bölgesindeki kabilelerin hiçbiri isyana taraftar olmamıştır. Daha da önemlisi ne Bağdat ne de Şam’da ufak-tefek birkaç patırtı dışında, ‘isyan’ olarak adlandırılabilecek bir hareket görülmemiştir.” (Yavuz Bahadıroğlu, Vakit, 19-21.06.2010)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Genç entelektüel Araplar, mücadelelerinin geleceğini Türk idaresinden bağımsız olarak görmüyorlardı. Hiçbiri Arap topraklarının bağımsızlığından söz etmediği gibi böyle bir amaç için de çalışmıyordu. Tam tersine birçoğu, daha geniş ve daha büyük bir Türk imparatorluğu görmek istiyorlardı.” (David Ben Gurion, Looks Back, Talks with Moshe Pearlman, s. 46)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peki, ya 1922 sonlarında Türk Milli Mücadelesi zafere doğru yürürken, ‘Bazı Filistinli Arap liderlerin Kemalistlere başvurarak, kendi kaderlerini tayin hakkı elde edebilecekleri Türk mandası istediklerini’ biliyor muydunuz? “Filistinli Araplar, ‘Türk mandası’ istiyor” (Jason Porath, The Emergence of Palestinian, Arab National Movement 1918-1929: Filistin Arap Ulusal Hareketinin Doğuşu 1918-1929, s. 160-165) ve “Genelde de Araplar bağımsız devletçiklerdense Türkiye&#8217;ye bağlı kalmayı tercih ediyorlardı.” (Kemal Kahraman, Muhammed M. Pickthall, s. 50) Hatta “Suud Emiri ve Yemen 1922&#8217;de Türkiye&#8217;ye bağlanmak istemişlerdi.” (Risale Haber, 14.11.2024) Tüm bu tarihi gerçeklere rağmen hâlâ Arap düşmanlığı yapmak sadece faşizm ve dar görüşlü bir sübjektivizm ile açıklanabilir!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ne Yaptı Araplar? </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Cemal Paşa ile İttihat ve Terakki&#8217;nin yanlış ve kasıtlı politikaları çerçevesinde Mayıs 1916&#8217;da Şam ve Beyrut&#8217;ta Arap aydınlarını asması asla tüm Türklere ve o zaman var olan Osmanlı yönetimine mal edilemez. Aynı İttihat ve Terakkiciler, Sultan Abdülhamit tarafından İstanbul&#8217;da mecburi ikamete tabi tutulan Şerif Hüseyin&#8217;i Mekke&#8217;ye göndererek Haziran 1916&#8217;da Osmanlıya karşı ayaklanmasını da sağlamışlardır. Ve bu ayaklanma &#8216;Arapların Türkleri arkadan vurması&#8217; olarak lanse edilmiş ve Türk halkına böyle kabul ettirilmiştir. “Araplar Türkleri arkadan vurmadı. Vuran biri varsa o da İttihatçılar tarafından kışkırtılan ve İngilizler tarafından kullanılan Şerif Hüseyin&#8217;dir.” Mekke emiri, yani belediye başkanı olan Şerif Hüseyin&#8217;in ne bir ordusu ne de bir gücü vardı. Nitekim Osmanlı&#8217;ya ayaklandığı söylenen Şerif Hüseyin&#8217;in ordusunda büyük ölçüde İngiliz askerler ve siyonistler tarafından örgütlenen Yahudi gönüllüler de bulunuyordu. Tam da o sıralarda, eski Dışişleri  Bakanı İsmail Cem’in belirttiği gibi yüz binlerce Arap insanı Osmanlı ordusunda tüm cephelerde savaşıyordu! Bu gönüllülerden on binlercesi Çanakkale&#8217;de, Sarıkamış&#8217;ta, Balkanlar&#8217;da şehit düşmüştü. Ayrıca ‘Şerif Hüseyin&#8217;in ordusunda olan Arapların çoğu da Hristiyan’ idi. “Hristiyan Araplar, Avrupalı koruyucularının da desteğiyle Osmanlı Devleti&#8217;nin zayıflamasını da fırsat bilerek bağımsız ve müstakil devlet olma gayesini gütmüşlerdi.” (Dr. H. Bayram Soy, Arap Milliyetçiliği: Ortaya Cıkışından 1918&#8217;e kadar, Bilig, Yaz, 2004, sayı: 30, s. 178) “Tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar Müslümanlar değil Hristiyan Araplardı.”  (Prof. Kemal Karpat, İslam&#8217;ın Siyasallaşması, s. 594)  “Avrupa&#8217;nın kültürel etkinliği Suriye&#8217;de kendini başlıca dini alanda, özellikle Hristiyan Araplar vasıtasıyla hissettirmişti.”  (Bernard Lewis, The Arabs in History, s. 172) “Arap milliyetçiliği, özellikle Hristiyan Araplar arasında daha da yaygınlaşmış ve 1882&#8217;de İngiltere&#8217;nin Arap dünyasının merkezi olan Mısır&#8217;ı işgal etmesiyle daha da hızlanmıştı.” (Maurice Harari, Government and the Politics of the Middle East, s. 105; Bernard Lewis, The Arabs in History, s. 173) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hiçbir ulus ve devlet tarihin bir döneminin anıları ile kendi geleceğini rehin alamaz ve aldıramaz. Unutmamak gerekir ki Türkler bağımsızlık ve kurtuluş savaşını İngiltere, Fransa, Yunanistan’a karşı vermiştir. Yunanistan&#8217;ın başbakanı Eleftherios Venizelo 1930&#8217;da ve İngiltere Kralı VIII. Edward da 1936&#8217;da Türkiye’ye ziyarette bulunmuşlardır. Ve bugün, NATO içinde bu ülkeler ile ülkemiz müttefiktir ve AB’ye üye olabilmek uğruna da bu ülkelerin neredeyse her dediğini yapmak zorunda hissetmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Almanya 1940 yılında Fransa’yı işgali etmişti. Ülke 1944 yılında işgalden kurtulur. Ama sadece 7 yıl sonra 1951 yılında Almanya ve Fransa AB’nin temeli olan ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurarlar! Biz ise, Batılıların paralarını almak için kırk takla attıkları Arapları kendimizden hâlâ uzaklaştırıyoruz! Sizce bu yaklaşımın öncüleri ne kadar vatansever veya Msülüman olabilirler!  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Türkler, Araplar, Acemler, Kürtler ve bölgenin diğer halkları ve ulusları olarak birlikte olmak zorundayız. Yabancıların ve ortak düşmanların aramıza girerek bizi birbirimize karşı kışkırtmasına ve kırdırmasına izin vermemeliyiz. Bu kırdırma her zaman askeri olmuyor. Yanlış önyargıların yerleştirilmesi ve zaman zaman bunların hatırlatılması çok daha tehlikelidir. 1910&#8217;lardaki kıyametin öncesinde yüzlerce yıllık bir Arap-Türk birlikteliği vardır.” (Hüsnü Mahalli, Akşam, 07.03.2006) Katar El Şark Gazetesi’nin eski genel yayın yönetmeni, 2015’te Arap Birliği tarafından “Yılın Gazetecisi” seçilen ve tam bir Türkiye âşığı olan Cabir el Harmi: “Bölgede yeni bir Sykes-Picot daha istemiyorsak bunu engellemenin tek yolu var: Aynı safta birleşmek. Ekonomik, askeri ve endüstriyel açıdan bir güç odağı haline gelmek.” (Gerçek Hayat, 17.4.2017)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Araplar bizi arkadan vurdu mu?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İttihat Terakki’nin iktidara geldiği ilk sene Meclis-i Mebusan’ın 245 üyesinden 75’i Arap’tı. Ama Birinci Dünya Savaşı’na girdiğimizde bu sayı 5’e inmişti. İmparatorluk çatısı altında yaşayan diğer uluslar milliyetçilik derdine düştüğü halde o zamana kadar böyle bir düşünce taşımayan, daha ötesi dış dünyada kendilerini Türk olarak tanıtmakta beis görmeyen bir halktı Araplar. I. Dünya Savaşında Filistin ve Çanakkale cephesinde savaşa katılan Arapları soğutan, Cemal Paşa’nın ‘tehcir’ siyaseti ve Arap milliyetçisi olarak belirlediği aydınları Şam’da idam ettirmesi oldu. Tehcir denildiğinde aklımıza Ermeniler gelir. Oysa ilk tehcir uygulamasına Suriye’de Araplar muhatap olmuşlardı. Binlerce insan zorunlu olarak Anadolu’ya göç ettirilmişti. Ve tarihi birlikteliğe son darbeyi 6 Mayıs 1916’da Şam’da 21 Arap aydınını idam ettirerek Cemal Paşa vurmuştur. &#8220;İttihatçıların Suriye&#8217;deki idari makamlara adamlarını yerleştirmeleri ve buradaki okullarda, mahkemelerde ve idari birimlerde &#8220;Türkçe kullanımını mecburi&#8221; hale getirmeleri, ‘Arapcılık’ı Suriye&#8217;de muhaliflerin bir enstrümanı haline getirmiştir.&#8221; (Alexander Scholch, “Der arabische Osten im neunzehnten Jahrhundert, 1800-1914”, Ulrich Haarman (Ed.), Geschichte der arabischen Welt, Verlag C. H. Beck, Munchen, s. 426-427) &#8220;Türk milliyetçiliği yolundaki gelişmeler, hem Arap milliyetçiliğine örnek oluşturmuş hem de Araplarda Türklerin artık kendilerini &#8220;bir yana bıraktığı&#8221;, &#8220;gözden çıkardığı&#8221; hissini uyandırmıştı.&#8221; (Ömer Kurkcuoğu, Osmanlı Devleti&#8217;ne Karşı Arap Bağısızlık Hareketi, 1908-1918, Ankara Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi Yayıları Ankara, s. 16)  &#8220;Ancak, Türkçe kullanma zorunluluğu Istanbul ile Araplar arasında önemli ve hassas bir konu olarak ortaya çıkmışsa da Arap siyaseti, temelde imparatorluktaki genel eğilimlere uymaya devam etmiştir. (Hasan Kayalı, Jön Türkler ve Araplar. Osmanlı İmparatorluğunda Osmanlılık, Erken Arap Milliyetçiliği ve İslamcılık (1908-1918), s. 88-90) “Mustafa Kemal’in gerek milli mücadele süresince gerekse savaş bittikten sonra Araplara muhalif bir tavır içinde olmak bir yana mutasavver Türk-Arap federasyonu dahil ileriye matuf kimi düşünceleri kendisini ziyaret eden Arap heyetlerine ifade ettiğini de kaydedeyim. Kaldı ki Atatürk gelecekte İslam ülkelerinin hilafet makamına ihtiyaç olduğu fikrinde ittifak etmeleri halinde ‘TBMM’nin manevi şahsiyetinde mündemiç olan İslam hilafetinin’ yeniden ihdas edilebileceği fikrindeydi.” (Avni Özgürel, Radikal, 13.6.2010) Irak Kralı Faysal 6 Temmuz 1931’de Ankara’ya gelmiştir. 31 Mayıs 1937’de de Atatürk, Şerif Hüseyin’in oğlu Ürdün Kralı Abdullah&#8217;ı Çankaya&#8217;da kabul etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İçimizdeki Araplar</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Suriye&#8217;de bir şekerci dükkanı. Hani şu, &#8220;Ne Arap&#8217;ın yüzü, ne Şam&#8217;ın şekeri&#8221; sözünden bildiğimiz meyve şekerlerinden satılıyor içeride. Dükkan sahibi, kese kağıtlarından birine fazladan bir avuç şeker daha bırakıyor; müşterisinin İstanbullu olduğunu öğrendi çünkü. İstanbul aşığı başka bir Halepli Emine Er Ragıp, Güngören&#8217;deki evinde Suriye&#8217;ye özgü kakule kokulu kahvelerimizi yudumlarken, İstanbul&#8217;a geliş hikayesini anlatıyor. Araplara ilişkin dostane birkaç söz edecek olsanız duyacağınız cümle bellidir: &#8220;Ama onlar bizi sırtımızdan vurdu.&#8221; Bu itham, Arapları yaralıyor. İngiliz oyununa gelip ihanet eden soydaşlarının yükünü taşımaktan fazlasıyla muzdaripler. Halepli Emine&#8217;nin, söyleşi boyunca belki sesi ilk kez titriyor: &#8220;Bazı Türk arkadaşlar, &#8216;Araplar bizi sattı.&#8217; diyor. Ben de onlara, &#8216;Babamın iki amcası Çanakkale Savaşı&#8217;nda şehit düşmüş. Gidin bakın.&#8217; diyorum.&#8221; Emine&#8217;ye göre Türklerin, daha önce savaştıkları Batı ülkelerini artık dost kabul etmesinin bir nedeni var; onların daha güçlü olması! &#8220;Araplar şimdi çok zayıf.&#8221; diyor, &#8220;Türk kardeşlerimiz bakıyor ki, bizde ne sanayi var, ne teknoloji. Daha güçlü olsaydık böyle söylemezlerdi.&#8221; Büyük babası Osmanlı ordusunda savaşanlardan biri de Mahmud Osman. On altı sene hizmet ettiği orduyla Yemen savaşına katılan dede Türkçe de bilirmiş; ama o vakitler bu, sıradan bir olay sayılırmış. &#8220;Dedelerimizin hemen hepsi Türkçe konuşurdu.&#8221; diyor Osman. &#8220;Biz çocukken, seferberlik ağıtları yakarlardı. Aralarında Çanakkale&#8217;ye katılanlar da olmuş; ancak bugün hiçbir Halepli mücahitten bahsedilmiyor!&#8221; El Cezire Televizyonu İstanbul Temsilcisi Fikri Şaban&#8217;ın ailesinde de bir Osmanlı askeri var: &#8220;Benim büyük dedem 1900&#8217;lerde Osmanlı&#8217;yla savaşa gitti ve bir daha dönmedi. Çanakkale&#8217;de kardeş kardeş yatıyorlar şimdi. Gidince görürsünüz; kimi Kudüs&#8217;ten, kimi Şam&#8217;dan, kimi Halep&#8217;ten.” (Ülkü Özel Akagündüz, 17.09.2007)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Son söz</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İttihat ve Terakki&#8217;nin nasyonalist politikası  bazı Arap toplumlarında tepki toplamıştır. Özellikle Arap ülkelerinde sokakta Arapça konuşmanın yasaklanması ve Türkçenin zorunlu kılınması çalışmaları, idareci, savcı vs. olarak gönderilenlerin bir yabancı imiş gibi hiç Arapça bilmemeleri, İttihatçılar içinde var olan ve epey yetkili konumdaki siyonist-Ermeni, ayrılıkçı yönetici kadro ki, Osmanlı&#8217;yı da onlar bitirmişti, Arap toplumunda dış ülkelerin de körüklemesi ile isyanlara yol açmıştır. Yönetici konumdaki İttihatçıların yanlış politikaları ve bunu kendi menfaatlerine kanalize eden İngilizlerin kışkırtması ile çoğu Hristiyan olan çok az sayıda Arap isyan eder. Bu isyanlar doğru değerlendirildiğinde, temelinde &#8220;milliyetçilik&#8221; değil, yanlış politika ve  İslam&#8217;dan uzaklaşmanın olduğu rahatlıkla görülür. Çanakkale&#8217;de bizi işgal etmek isteyen ve en az 150 yıldır bizi bölmeye çalışan İngiliz siyasetinden ve İngilizceden rahatsız olmayanlar, Çanakkale&#8217;de bizimle yan yana savaşan Araplara ve Arapçaya düşman kesilmeleri en iyimser yaklaşımla cahelet ve taassup olarak nitelendirilebilir! Halbuki Almanya ve Fransa II. dünya savaşında birbirleri ile savaşmışlar ama 7 yıl sonra AB&#8217;nin temellerini beraber atmışlardır! ABD, dost ve müttefik olarak tanımlanır ama ülkemizdeki darbelerden teröristleri desteklemeye dek tümünün arkasında hep ABD bulunmaktadır! Ama Arap düşmanları nedense ABD&#8217;ye karşı bir söylem geliştirememektedir! Hele ki İngiltere veya İsrail aleyhine ağızlarından hiçbir söz duymak imkansızdır! Tüm Batılı ülkeler Arap sermeyesini ülkelerine çekmek için uğraşırken biz hâlâ &#8220;Arap saçı, karabaş, Şam’ın şekeri&#8230;&#8221; gibi direk ve dolaylı Arap düşmanlığı içerikli ifadeleri fütursuzca kullanmaya devam ediyoruz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“İngiltere&#8217;yi ziyaret eden Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani onuruna ziyafet veren Kral III. Charles, Arapça konuştu.&#8221; (Milliyet, 05.12.2024) &#8220;Arap Kıyafeti Giyen Prens Charles kılıç kuşanıp dans etti.&#8221; (Basından, 19.2.2014) “İlk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan&#8217;a yapan ABD Başkanı Donald Trump ve Amerikalı diğer yetkililer, Suudi yetkililerle birlikte ellerinde kılıçla dans etti.” (Habertürk, 21 Mayıs 2017)  </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-9960 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ileri-1922.jpg" alt="" width="165" height="362" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tarih, 23 Temmuz 1922. Büyük Taarruza bir ay var. &#8216;İleri&#8217; isimli, zamanına göre Batılı tarzda yayın politikası güden gazetenin başlığı: “Anadolu&#8217;ya yardımda evlâd-ı Arabın müsâbakası.” Yani; Anadolu&#8217;ya yardımda yarışan Arap çocuklar/gençler.&#8221; </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541659h64544_100000098825094_185686_2681021_n" rel="attachment wp-att-2344"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2344 aligncenter" title="16975_1071541659H64544_100000098825094_185686_2681021_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541659H64544_100000098825094_185686_2681021_n.jpg" alt="" width="302" height="201" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ay yıldızlı Osmanlı Sancakları Altında İtalyanlar&#8217;a Karşı Şavaşan Libyalı Araplar </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541626h31211_100000098825094_185685_3532297_n" rel="attachment wp-att-2345"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2345" title="16975_1071541626H31211_100000098825094_185685_3532297_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541626H31211_100000098825094_185685_3532297_n.jpg" alt="" width="208" height="238" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İşgallere Karşı Türk Arap Direnişi </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541592h97878_100000098825094_185684_4861597_n" rel="attachment wp-att-2346"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2346" title="16975_1071541592H97878_100000098825094_185684_4861597_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541592H97878_100000098825094_185684_4861597_n.jpg" alt="" width="302" height="234" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Araplar İtalyanlara Karşı Trablus&#8217;da Türklerle Omuz Omuza Ay yıldızlı Sancağın Altında </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_107154119h297882_100000098825094_185682_7838478_n" rel="attachment wp-att-2348"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2348" title="16975_107154119H297882_100000098825094_185682_7838478_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_107154119H297882_100000098825094_185682_7838478_n.jpg" alt="" width="302" height="256" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Araplar Osmanlı Tuğrası ve Ay yıldızlı Sancaklar Altında Türklerle Omuz Omuza (Filistin) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-2347" title="16975_1071541126H31216_100000098825094_185680_4414675_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541126H31216_100000098825094_185680_4414675_n.jpg" alt="" width="398" height="255" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Ellerinde Ay yıldızlı Sancaklarla Araplar </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541059h64550_100000098825094_185678_1095272_n" rel="attachment wp-att-2349"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2349" title="16975_1071541059H64550_100000098825094_185678_1095272_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541059H64550_100000098825094_185678_1095272_n.jpg" alt="" width="217" height="302" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Araplar Filistin&#8217;de Türklerle Omuz Omuza </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541959h64541_100000098825094_185690_7145605_n" rel="attachment wp-att-2350"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2350" title="16975_1071541959H64541_100000098825094_185690_7145605_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541959H64541_100000098825094_185690_7145605_n.jpg" alt="" width="423" height="269" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ay yıldızlı Sancağın Altında Düşmana Karşı Harekete Geçen Arap Aşiretler </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="http://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/16975_1071541726h31210_100000098825094_185688_5528184_n" rel="attachment wp-att-2351"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-2351" title="16975_1071541726H31210_100000098825094_185688_5528184_n" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/16975_1071541726H31210_100000098825094_185688_5528184_n.jpg" alt="" width="423" height="318" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Unutmayalım ki, Batılı devletlerin Birinci Dünya Harbinden sonra Ortadoğu’ya ekmiş oldukları nifak tohumları bize de çok tesir etmiştir. Arap deyince, yeni Türk nesillerinin aklına daima Türk ordularını arkadan vuran İngiliz maşası bedevi kabileleri gelir;  Araplar da Türk deyince en çok İttihatçı Cemal Paşa’nın Suriye’de yaptıklarını hatırlarlar. Her iki tasavvur da yanlıştır, iki tarafı birbirine düşman etmek için İngilizler tarafından uydurulmuştur. Memleketimizdeki Batı kuklası aydınların sistemli bir şekilde yerleştirmeye çalıştığı Arap düşmanlığının bütün izlerini silmeliyiz. Unutmayalım ki, ‘Arap düşmanlığı propagandasının temelinde İslam düşmanlığı vardır.’ İslam dünyasının yan yana yaşayan iki büyük kitlesini birbirine düşman etmek, böylece her birini tek tek Batılılara esir etmek gayreti vardır.” (Prof. Dr. Erol Güngör, Türk Kültürü ve Milliyetçilik, s. 235-236) </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ülkemiz, Suriye&#8217;de terör örgütleri ile savaşırken, 1974 yılında Rumların onlarca yıldır uyguladığı katliamlardan kurtardığımız ve maaşından suyuna ülkemizin karşıladığı KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 13 Ekim 2019 tarihinde sosyal medyada yayınladığı mesajda ‘Hem Kıbrıs barış harekâtını hem de Türkiye&#8217;nin PKK&#8217;ya karşı yürüttüğü sınır ötesi harekatı’ eleştirmiştir. KKTC Başbakanı buna tepki göstermiş ve şu açıklamayı yapmıştır: “Kıbrıs Türk halkının çok büyük çoğunluğu buna tepkili!” Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan&#8217;ın KKTC&#8217;ni tanımamaları da ayrı bir ironidir! (BBC, 8.4.2025) Evet, günümüzde de Arap dünyasının </span><br /><span style="color: #000000;">-yönetim kadrosu hariç- çok ama çok büyük çoğunluğu ayrılığa karşıdır! Artık bunları aşma zamanı çoktan gelmiştir! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-10086 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/halkbizden-1.jpg" alt="" width="395" height="449" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Filistinliler topraklarını Yahudilere sattılar mı?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İngiliz işgal güçleri Yahudilerin Filistin topraklarından mülk edinmelerini kolaylaştırmak için çeşitli baskı uygulamalarına başvururlar. Örneğin çok ağır arazi vergileri koyup bu vergileri ödeyemeyenlerin arazilerini gasp edip bunları sembolik fiyatlarla Yahudilere satarlar. Eğer Yahudiler o insanların topraklarını parayla satın almış olsalardı, ellerindeki satış belgelerini ve tapuları gösterir, geriye dönen mültecileri de bir yerlere istif ederlerdi. Ama öyle değil! Filistinlilerden satın aldıkları toplam arazi miktarı Filistin topraklarının sadece % 0,9’una (binde 9’una) tekabül etmektedir. Araziler kesinlikle satın alma yoluyla değil, sahiplerinin tehcire zorlanması sebebiyle ve terk edilmiş topraklarla ilgili kanunun işletilmesi suretiyle işgalcilerin eline geçmiştir. (Ahmet Varol, Akit, 28 mayıs 2003; 02 Kasım 2017) &#8220;Yahudiler yerli Arap halkına karşı koyu ırkçı bir politika uyguladılar, bu politikanın ana unsurları şiddet, baskı ve terördü. Yahudilerin Arap işçi çalıştırmasını yasakladılar ve Arap halkın elindeki toprakları terörden yılmış bu insanların elinden zorla satın aldılar.&#8221; (Fulya Gürses, Hasan Basri Gürses, Dünyada Dünyada ve Türkiye&#8217;de gençlik, s. 243) İngilizler Filistin&#8217;i işgal ettikten sonra Araplar bu istisnai olan bu satışlara da itiraz etmişler, satışların durdurulması ve resmi bir Arap meclisinin kurulması için çalışma başlatmışlar ama bu faaliyetler de İngiltere sömürge bakanı Ormby Gore tarafından &#8220;kabul edilemez istekler&#8221; şeklinde değerlendirilerek engellenmiştir. (Yeni Asır, 21 Haziran 1936) Filistinli Bayan Doktor Ayşe  Maksudi&#8217;nin Twitter&#8217;deki 16 Ekim 2023 tarihli açıklaması da bu gerçeğin altını çizmektedir: &#8220;Biz topraklarımızı satmadık. Bu bütün dünyaya yayılan en büyük yalanlardan biri. İngilizler burayı işgal ettikten sonra çok büyük vergiler koydular ve bu vergileri sürekli arttırdılar. Bir süre sonra vergilerini ödeyemeyen çiftçilerin topraklarına el koyup o toprakları Yahudilere verdiler.&#8221; Tarihçi Murat Bardakçı da, &#8221;Filistinliler toprak sattı&#8221; diyen Oltaylı ve Şengör&#8217;e tepki göstermiştir: &#8220;Söyledikleri hikaye. 1918&#8217;de işgale uğrayana kadar Yahudilerin elindeki topraklar yüzde 1.5&#8217;tur. Fakat bu araziler nereden geliyor? İlber&#8217;in dediği &#8216;Filistinli demek toprak satıp Kahire&#8217;de yiyen tiptir&#8217; ifadesi yanlış. Bunlar Filistinli değil, Lübnanlı. “Hristiyan aileler.” Bunlar, ellerindeki arazileri Yahudi ajanslara sattılar.&#8221; (Son Dakika, 10.12.2023) Ocak 2025 tarihi ile, İsrail&#8217;in 467 gün saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi&#8217;nde can kaybı 46 bin 721&#8217;e, yaralı sayısının 110 bin 275&#8217;e yükseldiği (AA, 15.01.2025) halde Arap halkı Gazze&#8217;yi terk etmedi. Bu halk mı toprak satmıştır?! El insaf! Yeter…!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Özetle, &#8220;Filistinliler topraklarını sattı&#8217; iddiası bir siyonist propagandasıdır ve vicdansızlıktır. Filistin halkının toprakları elinden zorla alınmış ve mülksüzleştirilmiştir. 194 sayılı karar gibi BM değişik kararlarında &#8216;geri dönüş hakkı&#8217; diye bir kavram bulunmaktadır. Toprağını gönüllü olarak satanlar için böyle bir uluslararası hukuk kararı olabilir mi? (Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, AA, 21.10.2023) </span></p>


<p></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html">Araplar bizi arkadan mı vurdu?</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/araplar-bizi-arkadan-mi-vurdu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
