<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<atom:link href="https://islamicevaplar.com/tag/islam-ve-bilim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<description>Ateist, Deist, Agnostik, Misyoner, Oryantalistlere Cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Oct 2024 14:44:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.3</generator>

<image>
	<url>https://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/cropped-Islami-Cevaplar-logo-32x32.png</url>
	<title>İslamiCevaplar.Com...etiket</title>
	<link>https://islamicevaplar.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslam&#8217;da Bilim ve Medeniyet -Kitap Özeti-</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/islamda-bilim-ve-medeniyet.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/islamda-bilim-ve-medeniyet.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eren Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2016 16:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[islamda medeniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=6849</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Bu konuya ek olarak, ‘İslam Biliminin Rönesans&#8217;a Etkileri’ adlı yazıyı da tavsiye ederiz.- &#8216;Mezopotamya&#8217;nın Yunan&#8217;ı etkilediği son derece açıktır. Yunan mucizesini Mezopotamya&#8217;ya borçludur.&#8217; (Gerald Messadie, Şeytanın Genel Tarihi, s. 176) İlim tüm insanlığın ortak mirasıdır, İslam’ın kendine has, özel medeniyetini oluşturmada kullanılan araçlardan biri de Yunan-Helenistik bilimidir. İslam bu bilimi almış, korumuş, birçok alanda geliştirmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islamda-bilim-ve-medeniyet.html">İslam’da Bilim ve Medeniyet -Kitap Özeti-</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #999999;">-Bu konuya ek olarak, ‘İslam Biliminin Rönesans&#8217;a Etkileri’ adlı yazıyı da tavsiye ederiz.-</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8216;Mezopotamya&#8217;nın Yunan&#8217;ı etkilediği son derece açıktır. Yunan mucizesini Mezopotamya&#8217;ya borçludur.&#8217; (Gerald Messadie, Şeytanın Genel Tarihi, s. 176)</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-6850 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/IMG_20150511_164743.jpg" alt="IMG_20150511_164743" width="386" height="230" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlim tüm insanlığın ortak mirasıdır, İslam’ın kendine has, özel medeniyetini oluşturmada kullanılan araçlardan biri de Yunan-Helenistik bilimidir. İslam bu bilimi almış, korumuş, birçok alanda geliştirmiş ve kendine has bir medeniyet meydana getirmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Önsöz</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdiye kadar İslami kültür, hep antik medeniyetle bizim ortaçağımız arasında zorunlu bir geçiş dönemi olarak sunulmuştur. Hatta tarihi misyonunun başarısı bile Greklerin eserleri ve teknikleri üzerinde yükselmesine bağlanmıştır. Bu ise bir bakıma, büyük bir medeniyeti Batı tarihinin hizmetinde bir unsura dönüştürmektir. Yazar Nasr’ın başarısı, Grek mirasının bağımsız bir düşüncenin gelişiminde ‘sadece bir safhayı’ oluşturduğunu, ikna edici bir biçimde ortaya koymasıdır. (s. 8) Biruni, Razi, İ. Heysem, Battani, İ. Rüşd gibi şahsiyetler bizim ortaçağ kültürümüzün bir adım ‘önündeydiler.’ (s. 11) ‘Bilimi yok edenler, gerçekte dinin altını oyarlar.’ el- Hazin; İslam’ın çöken dünyevi sistemi yerini, şahsi mistik deneyimin (tasavvuf) görünmez, gizli ve kuşatıcı varlığı almıştır. (s. 16)  Filozof ve bilim tarihçisi Giorgio De Santillana</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Giriş</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam’ın ilkeleri: Müslüman için tarih, İslam’ın zamana bağlı olmayan ilkelerini hiçbir şekilde etkilemez. İslam medeniyetinin simgesi, kararlılığı, oturmuşluğu ile İslam’ın değişmez ve sarsılmaz niteliğini simgeleyen Kabe’dir. İslami vahiy, daha önceki medeniyetlerin mirasına kendi dehasını katarak, ürünleri bütünüyle İslami nitelikte bir medeniyet kurar kurmaz değişme ve intibak üzerindeki ilgi dağıldı; buna karşılık, sanatlarda ve ilimlerde bir kararlılık, bir billurlaşma ortaya çıktı. Bu kararlılık, söz konusu sanatların ve ilimlerin kaynağını oluşturan ilkelerin değişmezliğine, sarsılmazlığına dayanıyordu.  (s. 17) İslam’da sanatlar ve ilimler, vahyin özü olan ‘vahdet’ düşüncesine dayanır. Aynı şekilde İslami denilebilecek ilimlerde, tabiattaki vahdeti (tek kaynaktan yaratılmayı) sergiler. İslam vahyi, aslın; özün ihyası, yeniden hayatla buluşmasıdır. (s. 18) İslam’ın üç anlam basamağı vardır: Öncelikle, evrendeki her şey Müslim yani İlahi emirlere teslim olmuştur. Ondan aldıkları görevi yerine getirirler. İkincisi, kendi iradesiyle vahyin şeriatına uyan insanlar Müslim’dir. Son basamak ise, katıksız bilgi ve kavrayış basamağı arifler (Derin kavrayış sahipleri) makamıdır. (s. 19) İslam düşüncesinin birçok öğesi daha önceki geleneklerden tevarüs edilmiştir ve İslam bu geleneklerdeki hakikatlerin inkarcısı değil mirasçısıdır. İslam eskiden gelen bu ilmi mirasa ‘tevhidi bakış açısını ve ilahi kurallara teslimiyeti’ kazandırarak Atina ve İskenderiye’de söndürülen ilim ateşini yeniden tutuşturmuştur. (s. 22) İslam ilmi ancak marifet ile sımsıkı bağlı olursa soylu bir özellik kazanacağını ısrarla belirtir. (s. 24) Müslüman, ilmi üç yönlü öğrenir: Şeriat (Kur’an’dır; ictihadla açıklanmıştır);  tarikat ve hakikat. Şeriat bir dairenin çemberi, tarikat yarıçapı, hakikat ise merkezidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-6851 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ser-i-at-1.jpg" alt="ser-i-at-1" width="125" height="123" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hristiyanlığın Roma’da kuruluşunun üzerinden 200 yıl geçtikten sonra (MS 313) bile batı hala müthiş bir barbarlık içinde yüzüyordu. Buna karşılık Hz Muhammed’den 200 yıl sonra Halife Harun Reşid döneminde İslam dünyası kültür bakımından çok hareketli idi. (s. 25)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam medeniyetindeki perspektifler: İslam yaklaşık yüz yılda Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya ve ispanya’ya kadar yayılmış, daha önce pek çok medeniyetlerin gelip geçtiği bu bölgelerde birçok ilimle yüz yüze gelmiş, bu ilimlerden ‘kendi ruhuna uyanları bünyesinde eritmiş ve kendine özgü kültürel hayatını bunlarla beslemiştir.’ İslami ‘vahyin özgüveni’ birçok kaynaktan düşünceler özümsemesini kolaylaştırmıştır.<strong> </strong>Grek, Kaldeliler, Hintliler, İranlılar ve Çinlilerden alınan ilimler ‘yeni bir bütünlüğe’ kavuşmuşlardır. Bu yeni yapı, yüzyıllar içinde geliştirilmiş ve vahiyden kaynaklanan temel yapıya eklenerek İslam medeniyetinin bir parçası olmuştur. (s. 27, 37) Huneyn ibn İshak ve Sabit ibn Kurra’nın başını çektiği mütercimlerin yaptığı tercümelerdeki düşünceler içinde, Kur’an ruhuna uyanlar ayıklanıp seçilmiş ve İslam medeniyetinin parçaları olmuştur. (s. 29) Ömer Hayyam, Risale-i Vücud (Tahran Milli Kütüphanesi, Beyâzi yazması) adlı eserinde ilim peşinde koşanları dörde ayırır: “Kelamcılar, Filozoflar, İsmaililer (Kendi zamanında meşhur olan batini bir şii bir grup ) ve Sufiler. Sufiler, aklı gereksiz şişkinliklerden kurtarıp arıtırlar. Yolların en iyisi sufiliktir. Allah aşıklarının rehberi ilhamdır. Onların akılla bir ilgileri yoktur. Akılla alışverişi kesmişlerdir.” der.  (s. 31) Hayyam kendini sadık bir pisagoryan ve sufi olarak tanımlamaktadır. (s. 32, 35, 53) Batı dünyasında çoğunluğun gözünde bilim, teknoloji ve teknolojinin uygulamaları demektir. Buna karşılık İslam’ın anladığı ilim, ona değer verenleri ‘manevi anlamda olgunlaşmasına ve huzura kavuşmasına yarayacak’ bilgidir. Bu nedenle sonuçları ‘içe dönüktür.’ Bu ilmi anlayıp değerlendirmek ancak kendi hedefleri ve kendi bakış açısı içinde mümkündür. (s. 38)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam biliminin evrensel şahsiyetleri: Tıpkı gövdesi hikmet olan bir ağacın dalları gibi, Müslüman bilge kişi, bütün ilimleri aynı temel ilkelerin değişik uygulamaları olarak öğretmek suretiyle, öğrencilerinin zihnine ilimlerin birliği düşüncesini daha baştan güzelce yerleştirir. (s. 39) Daha sonra kitapta; Cabir İbn Hayyan, el-Kindi, İbn İshak, Sabit İbn Kurra, el-Harezmi,er-Razi, Farabi, el- Mesudi, İbn Sina, İbn’ul-Heysem, el-Biruni, el-Mecriti, el- Gazzali, el-Hayyam, İbn Rüşd, N. Tusi, eş-Şirazi, İbn Haldun, el-Amili gibi alimlerin bilgileri tek tek sıralanır. (s. 40-58)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Eğitim sisteminin temelleri ve eğitim kurumları: Medrese; Üniversiteler: Özellikle Harun Reşid ve Me’mun dönemlerindeki felsefe, tabiat ve matematik ilimleriyle uğraşma nedenini sadece yöneticilerin kişisel merakları ile açıklayamayız. Asıl sebep İslam inanç ilkelerini mantıki delillere dayandırmak ve hak olduğunu ispat etmek amacı idi. (s. 70) Bu dönemlerde Daru’l-Hikme ve Bağdat, Kudüs, Kuzey Afrika, Semerkand, Ezher, Granada medreseleri gibi ilim merkezleri kuruldu. Bu merkezlerin bazılarında bir milyondan fazla kitap bulunmakta idi. (s. 71) ‘Eğitim parasızdı.’ Öğrenci, hocasını seçerdi. Buralarda sadece bilgi değil, ruhta elden ele geçirilmekte idi. (s. 73) Farabi, Tahsilü’s-Saade (mutluluğu elde etme) adlı eserinde: “İşe önce sayılarla (yani aritmetikle) başla, sonra büyüklere (hacimlere, geometriye) ondan sonra da özünde sayı ve büyüklük olan (optik gök küreleri ve hareket eden büyüklükler) bütün diğer şeylere, müziğe, ağırlıklar ilmine, mekaniğe geçilir.” (Al-Farabi’s Philosophy of Plato and Aristotle, s. 19) demektedir. (s. 74) İlk rasathane 288 tarihinde Bağdat’ta kurulmuştur. (s. 79) Tıbbın teorik tarafı cami ve medreselerde, pratik tarafı hastanelerde öğretiliyordu. İlk hastane, 707 yılında Şam’da kurulmuştur. Öğrenci cami, medrese ve hastane eğitimini tamamladıktan sonra günümüzdeki adı ile bir tez yazarak eğitimini tamamlar, tezi kabul edilirse icazet diploması alırdı. (s. 88)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kozmoloji, coğrafya ve tabiat tarihi: İslam kozmolojisi Kur’ani kaynaklardan çıkartılan bir ilme dayanır. (s. 96) Biruni, jeodezi (yer ölçümü) biliminin kurucusu sayılır. (s. 98) İslam tabiat tarihçilerinin çoğu, Allah’ın ayetlerini incelemek için bu ilme yönelmişlerdir. (s. 110)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Fizik: Minerallerin özgül ağırlığını Biruni bulmuştur. (s. 130) İbnü’l-Heysem, en büyük optik bilginleridir ve ortaçağın en büyük fizikçisi kabul edilir. (s. 131) İbni Sina ve el-Biruni arasındaki yazışmalarda: “İnancımıza göre gökler eliptik ya da mercimek biçimlidir.” (Dekhoda, Ali Ekber, Biruni (Tehran: İntişarat-ı İdareh-i Küll-i Nagerish. BVezarat-ı Ferhang, 29 vd.) diye yazmaktadır. el-Hazani, denge biliminin kurucusudur. (s. 144)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Matematik: İslami açıdan matematik çokluk içindeki birliğin, tevhidin ifade aracıdır. Sayılar ilmi bir olanı anlatan bir dildir. (s. 152) Müslüman astronomlar birçok gözlemler yaparlar ve sonuçlarını, eskilerden daha kapsamlı olan ve modern zamana kadar kullanılan ziçlerde (astronomik çizgiler) toplarlar. (s. 153) Cebiri, Hint kökeninden alıp Grek yöntemleri ile geliştirmişlerdir. Cebir, İslam dünyasında olgunluğa erişmiştir. Logaritma kelimesinin kaynağı da, bir Müslüman olan Harezmi’nin ’Liber Algorismi’ adlı kitabıdır. (s. 154) Müslümanlar sayı ilmini Yunanlılarca bilinenin ötesine yaydılar, yeni yöntemler buldular, geliştirip sistematize ettiler. et-Tusi, Astronomiyi bağımsız bir bilim haline getirir. (s. 158)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Astronomi: Astronomide Müslümanlar daha çok Batlamyus geleneğini sürdürmüşlerdir. Cabir ibn Eflah (s. 179) ve Nasireddin Tusi (s. 180) ise Batlamyus’u eleştirmişlerdir. Battani, ekliptik eğikliğin 23 derece 35 saniye olduğunu hesaplamıştır. ‘Yıldızlar ilmine dair’ adlı eseri, Rönesansa kadar astronomide temel eserlerden biri olarak okutulmuştur. (s. 177) İbnu’ş-Şatır’ın ay sistemi, ‘Kopernik’in 200 yıl sonra’ sunduğu ay sisteminin aynısıdır. Kopernik’in astronomisinde yeni olarak sunulan şeyler temelde, Tusi ve öğrencilerinin okulunda mevcuttu! Biruni dünyanın güneşin etrafında döndüğünü biliyordu, hatta gezegenlerin dairesel değil elips biçiminde hareket ettiğini açıklamıştı. (s. 181)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tıp: 17. yüzyıla kadar Müslüman hekimler batılı isimlerle Avrupa’da okutulmuştur. (s. 191) İbni Sina’nın ‘Kanun fi’t-Tıp’ adlı eseri için, Nizam-Arudi, “Eğer Hipokrat ve Galen yaşıyor olsalardı, muhakkak ki, bu kitaba atıfta bulunurlardı.” (Çehar makale, s. 79-80) demektedir. Bu eser 19. yüzyıl başlarına kadar, tıbbi otoritesini korumuştur. (Amber Haque (2004);  &#8220;Psychology from Islamic Perspective: Contributions of Early Muslim Scholars and Challenges to Contemporary Muslim Psychologists&#8221;, Journal of Religion and Health 43(4);  p. 357-377 [375] )</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Felsefe: el-Kindi, Farabi, İbni Sina, İbni Rüşd akla gelen ilk Müslüman filozoflardır. İslam felsefesinde iki ekol öne çıkmıştır. (s. 293)  Kindi ve Farabi, kemale İbni Sina ile ulaşmıştır. (s. 296) Meşşailer (Akılcı, Aristocular) : Aristo’nun kıyas metoduna önem vererek gerçeğe ulaşmada akıl prensiplerini kullanma yöntemini benimsemişlerdir. İşrakiler (Aydınlanmacılar): İslami Platonik ve Farisi öğretilerin etkisiyle, hakikate aklı da kullanarak sezgi ve işrak yoluyla ulaşmayı benimsemişlerdir. (s. 294) Akılcı filozoflar Gazali’nin cerhi -eleştirileri ile- nüfuzlarını yitirmişlerdir. İbni Sina ve Nasıruddin et-Tusi ya Şiidirler ya da Şia’dan gelen bir temele dayanırlar. (s. 295) Şia, fizik alemini manevi hakikatlerin yansıdığı bir ayna olarak görürken sufi ile aynı çizgide birleşir. (s. 296; Yazar Seyyit Hüseyin Nasr’da şii kökenli bir İslam alimidir.) Eşari kelamcılığının yayılması, İslam dünyasında akılcılığın tesirini azalttı ve tasavvufun yardımıyla gücünü büyük oranda ortadan kaldırdı. (s. 303) Gazali, İslam dünyasındaki Aristoculuğu, İslam’ın deruni hayatından kovdu. (s. 304) Gazali’nin ‘el Munkız mine’d-delal’ adlı eserinden: Aristo, küfür ve sapıklık sayılan bazı fikirleri almaktan kurtulamadı. Bu sebeple hem bu filozofları ve hem de İbni Sina ve Farabi ve başkaları gibi, onlara uyan İslam filozoflarını tekfir etmek gerekir. Filozoflar hakkında iyi zannı sebebiyle doğru yoldan çıkan ne kadar adam gördüm. (s. 306; Gazali’de eski bir filozofur. Felsefe adı altında, İslam aleminde yagınlaşan Yunan dünya görüşüne karşı çıkmıştır.) demektedir. İslam’a bağlı ama cahil kimseler, felsefe ile irtibatlı her ilmi reddederek dinin savunulabileceğini zanneder. Hatta onların söylediklerinin vahye aykırı olduğunu varsayarak, güneş ve ay tutulması hakkındaki görüşlerini kabul etmezler. Felsefeyi derinlemesine bilen bir kimse bu hücumları işittiğinde kendi delillerinde şüpheye düşmez, tersine, İslam’ın cehalet ve kesin delilleri inkar etme üzerine kurulduğuna inanarak, felsefeye karşı sevgisi ve İslam’a karşı da nefreti artar. Bu ilimlere karşı çıkarak İslam’a yardım edeceğini sanan kimse, dine karşı büyük bir cinayet işlemiştir. Halbuki dinin olumlu ve olumsuz anlamda bu ilimlere herhangi bir müdahalesi olmadığı gibi, bu ilimlerin de dini meselelere müdahalesi yoktur. (s. 307) Mantık ilminde de aynı şey söz konusudur. Bu ilme karşı çıkılacak olursa bu, mantıkçıların, dini korumanın bu tür karşı çıkışlara bağlı olduğunu sanan kimsenin aklından hatta dininden şüphe etmelerinden başka bir şey sağlamaz. (s. 308) İbni Rüşt, Gazali’ye karşı çıkmıştır. O, Endülüs felsefesine anti-Gazalici bir anlayışı sokmultur. (s. 309) İbni Rüşd batıda, dine karşı ve şeytanın havarisi olarak tanıtılmıştır. Halbuki o, akıl ve vahyin gerçeğe ulaşmada kaynak olduklarını ve aynı hedefe götürdüklerine inanırdı. (s. 314) Sühreverdi’nin, batini öğretileri açıkça ifade etmesi ve özellikle zerdüştlük kaynaklarından alınan sembolizme dayanması, bunun yanında fakihlerle ilgili sert ve sözünü sakınmayan eleştirileri hapsedilmesine neden olmuştur. ‘Hikmetu’l-İşrak’ adlı eseri mantıkla başlar ve vecd/cezbe/ilahi aşk coşkunluğu ile son bulur. (s. 326-327) ‘Three Treaties on Mysticism’ (s. 30-38) adlı eserinde tevhidi beş mertebeye ayırır: Allah’tan başka ilah yoktur; Ondan başka O yoktur; bütün O-luklar ondandır; Senden başka sen yoktur; son mertebe, bir kimse sen diye hitap ettiğinde onu kendinden ayırır ve ikilik iddia eder, ikilik ise birlik aleminden çok uzaktır. (s. 332)  Benzer iddiaları (Tevhide aykırı klasik bu vahdeti vücud anlayışını) Molla Sadra ve İbni Arabi’de dile getirmiştir. (s. 333)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İrfani gelenek</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İslam dünyasında bilginin en yüksek biçimi, hiçbir zaman tek bir bilim ya da istidlal düzeyinde kalan bir ‘scientia’ haline gelmemiş, aksine her zaman için velilerin hikmeti ya da nihai anlamı marifete tekabül eden bir ‘sapientia’ olarak kalmıştır. Felsefe gerçekte, manevi erdemleri elde etmeye matuf hal ve hareketleri vasıtasıyla, marifetin bütünlüğünü tamamlayan bir unsur idi: Fakat sonraları salt teorik bilgilerle sınırlı hale geldi. Manevi tekamülden tamamen soyutlandı ve aklın (intellect) sınır edilmesi suretiyle, beşeri akla indirgendi. Bilginin en yüksek biçimi, marifettir. (Allah’a yakın olma, onu bilme) Vahdeti vücutcular lailahe illellah kavramını ‘Vücudu mahzdan başka varlık yoktur’ diye anlarlar. (s. 339) Vahdeti vücud öğretisi ilk defa, Endülüs’te doğup Şam’da ölen ibni Arabi tarafından formüle edilmiştir. (s. 342) İbni Arabi, Kur’an dışında, Hermetik ve Pisagoryen unsurları da kullanmıştır. (s. 343) Abdülkerim el-Cilî, ‘İnsanı Kamil’ adlı eserinde: İnsanı kamil, tüm varlığın etrafında deveran edip durduğu kutuptur. Mevcudat var oldukça o tektir. Fakat o farklı biçimlerde görünür. (II/s. 48) demektedir. Sufi için alem Allah değildir, fakat ondan başka bir şey de değildir. İnsanı kamil, Muhammed’in nurudur. İnsanı kamil Allah’ın aynasıdır. Allah, esma ve sıfatlarını sadece insanı kamilde görmeyi dilemiştir. (II/ s. 50) Yazar Nasar daha sonraki bölümde, biz ehli sünnet camiasında genel olarak kabul görmeyen, ‘Sudur-vahdeti vücud-panteizm’ fikirlerini sıralar ve bilgi verir. (s. 335-351)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ey Allah’ım, bizi boş işlerle uğraşmaktan sakındır ve bize eşyayı olduğu gibi göster. Gözlerimizi cehalet perdesinden kurtar ve bize eşyanın mahiyetini göster. (Molla Câmi, Levaih, s. 2) </span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="alignnone wp-image-6852 " src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/1010.jpg" alt="1010" width="91" height="138" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Seyyit Hüseyin Nasr, İslam’da Bilim ve Medeniyet </span></p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/islamda-bilim-ve-medeniyet.html">İslam’da Bilim ve Medeniyet -Kitap Özeti-</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/islamda-bilim-ve-medeniyet.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müslüman bilim öncüleri</title>
		<link>https://islamicevaplar.com/musluman-bilim-onculeri.html</link>
					<comments>https://islamicevaplar.com/musluman-bilim-onculeri.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 05:58:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[astronomi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İlim]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlar ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamicevaplar.com/?p=804</guid>

					<description><![CDATA[<p>-Bu konuya ek olarak, ‘İslam Biliminin Rönesans&#8217;a Etkileri’ adlı yazıyı da tavsiye ederiz.- 973 doğumlu &#8220;Biruni 27 yaşındayken 18 yaşındaki İbn-i Sina ile yazılı bir münakaşaya girişiyor. Konu nedir biliyor musunuz? &#8216;Işığın sürati ölçüsüz müdür yani la mütenahi midir, yoksa ölçülebilir mi? Yani zamanla ölçülebilir mi?&#8217; Ne müthiş bir şey değil mi? Böyle bir şey [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/musluman-bilim-onculeri.html">Müslüman bilim öncüleri</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto" style="text-align: justify;">
<p><span style="color: #999999;">-Bu konuya ek olarak, ‘İslam Biliminin Rönesans&#8217;a Etkileri’ adlı yazıyı da tavsiye ederiz.-</span></p>
<p>973 doğumlu &#8220;Biruni 27 yaşındayken 18 yaşındaki İbn-i Sina ile yazılı bir münakaşaya girişiyor. Konu nedir biliyor musunuz? &#8216;Işığın sürati ölçüsüz müdür yani la mütenahi midir, yoksa ölçülebilir mi? Yani zamanla ölçülebilir mi?&#8217; Ne müthiş bir şey değil mi? Böyle bir şey bugünün Türkiyesi&#8217;nde bile olmaz.&#8221; (Fuat Sezgin, Bilim Tarihi Sohbetleri, s. 79)</p>
<p>Ebu Yusuf el Kindi, Einstein&#8217;dan 1100 yil önce rölativite (izafiyet &#8211; görecelik) teorisini ortaya atmıştır. (Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, “Kindî ve Einstein&#8217;e Göre Rölativite (Bağıllık) ve Benzerlikleri”, Bilim ve Teknik, sayı: 153, s. XIII/10-11)</p>
<p>El-Biruni, Fizikçi Isaac Newton, Evangelista Torricelli, bilim insanı Nicolaus Copernicus ve matematikçi Galileo gibi filozoflara ilham kaynağı olmuş ve <em>Galileo</em><em>’</em>den 600 yıl önce dünyanın döndüğünü keşfetmiştir. (AA, 13.12.2018)</p>
<p>Hazini, Yer çekimini Newton’dan 500 yıl önce keşfetmiştir. (Abdulhakim Koçin, Bilim Teknik, Çağı aşanlar, 25, Sayı 290, s. 48)</p>
<p>İstanbul’da Lagari Hasan Çelebi ilk insanlı roketi icat etmiştir. (https://tr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A2gar%C3%AE_Hasan_%C3%87elebi) Wright kardeşlerden 238 yıl önce roketle 2.5 km yol katetmiştir.</p>
<p>Uygarlık, eski Yunan/Grek mucizesi mi? “Avrupa merkezli anlayışa göre, bilimin temeli eski Yunan’da atıldı ve 16’ncı yüzyıldan sonra Avrupa’da doruğa çıktı. Hayır, bu Batı’nın Doğu’yu dikkate almayan -bilim dışı- hurafesidir. Batı uygarlığının temelinde nasıl eski Yunan varsa Doğu da vardır. Örneğin İslam’ın uygarlığa katkıları görmezlikten gelinerek tarih yazılabilir mi? Bağdat, Endülüs, Sicilya, Şam, Semerkand, Horasan, Kahire, Herat gibi İslam’ın bilim merkezleri inkar edilebilir mi? Bilimsel ve teknolojik birçok buluş, keşif buradan Batı’ya gitmemiş midir? El Kindi (801?-866?), Razi (865-925), Farabi (870-950), İbn-i Sina (980-1037), Ömer Hayyam (1048-1131), İbn-i Rüşd (1126-1198), Nasreddin Tusi (1201-1274) ve yüzlerce Müslüman düşün adamı/filozof nasıl görmemezlikten gelinebilir? Batılılar, Eflatun’u bile Müslümanlardan öğrenmediler mi? Eski Yunan bilimini yeniden düşünen ve ona özgün katkılar yapan Müslüman alimler yok sayılabilir mi? Rönesans ortalarına kadar Avrupa’da yazılmış bütün aritmetik kitaplarının kaynağı Harezmi’nin (780-850) “Hesab-ı Hindi”si değil midir? Ondalık kesirler sistemini Gıyaseddin Cemşid’den (1380-1437) öğrenmediler mi? Trigonometriyi bütün esaslarıyla Ebu’l Vefa Buzcani (940-998) yeniden kurmadı mı? Matematikte devrim yaratan “sıfır”ı, 976’da Muhammed bin Ahmed keşfetmedi mi? Örnekler bu sayfaya sığmaz. Batı, simyadan bilimsel kimyaya geçilmesini Müslümanlara borçludur. Biz hala tartışmasını yapıyoruz; “alkool” sözcüğü bile Doğu’dan Batı dillerine geçmiştir. Sadece bir tek sözcük değil dillerine geçen; kimya, cebir, ziraat, botanik, narenç, zafran, suda, kutun, nilüfer, şerap ve yüzlercesi. Potasyum, aminoasit, sodyum, nitrat ve cıvanın üretimini kim buldu? Çeliğe ilk su veren Müslümanlar değil miydi? Katarakt, çiçek ve kızamık hastalığını ilk kez Müslüman alimlerden okudular; cerrahi müdahalelerde uyuşturucu kullanmayı, yüksek ateşi soğuk su banyosuyla düşürmeyi, damardan kan akıtma gibi tedavi yöntemlerini Müslüman tıp adamlarından öğrendiler. Bugün sıklıkla dile getirilen, “insan bedeninin doğal iyileştirici yeteneğini” ilk keşfedenler de Müslüman tıp adamları değil miydi? İçi delik iğneyi 1256’da al-Mahusen’in bulduğu gerçeği reddedilebilir mi? Şam’da 1298’de ölen İbn-i Al Nafis, Portekizli Servet’e atfedilen kan dolaşımı sistemini, ondan 300 yıl önce keşfetti. Modern sosyolojinin kuruluş yolunu İbn-i Haldun açmamış mıdır? Kağıt daha Avrupa’ya girmeden Semerkand’da kağıt fabrikası vardı. Yazıyorlar, matbaayı Gutenberg bulmuş! Matbaayı Çinliler buldu, Türkler aracılığıyla Araplara geçtikten sonra Avrupa’ya gitti. Gutenberg sadece harfleri ayrı ayrı oymayı başardı! Güya pusulayı da G. d’Amalfi icat etmişti. Pusula da aynen matbaanın izlediği seyirle Batı’ya ulaştı. Taberi’siz (839-922), Mesudi’siz (ö 956), İbn-i Miskeyf’siz (ö 1030) tarih yazılırsa ancak bu kadar yazılabiliyor demek ki! Bizans, dönemin en büyük kütüphanesi İskenderiye Kütüphanesi’ni yakarken, İslam coğrafyasının her yanında kütüphaneler açılıyordu. Dante’nin “İlahi Komedya”sı üzerinde Muhiddin Arabi’nin etkisi yadsınabilir mi? “Binbir Gece Masalları”nın Batılı yazarlar üzerindeki etkisinden bahsetmeye gerek var mı? Çok övündükleri klasik müziğin sol anahtarı ve beş hatlı notayı bile ilk Müslümanlar kullanmıştır. Doğru dürüst su kanalları bile yapamıyorlardı; tarım tekniklerini El Avam’ın “Kitabü’l-Hulase”den okuduklarını bilmiyor muyuz? Kristof Kolomb’un 1498’de Haiti’den yazdığı mektuba göre, Amerika’nın keşfi İbn-i Rüşd’ün kaydettiği bilgiler sayesinde gerçekleşmiştir. Uluğ Bey’in hazırladığı dünya haritasının kaşif kaptanlara rehberlik ettiğini bilmeyen mi var? (Soner Yalçın, Hürriyet, 10 Ekim 2010)</p>
<p>Önce Onlar Bulmuştu. Dünyanın üzerine bir güneş gibi doğan İslamiyet, ilim öğrenmeyi teşvik ederek Müslümanların her bakımdan örnek alınabilecek bir medeniyet kurmalarını sağlamıştır. Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimiz’in (sas) teşvikleriyle, M.S. 800–1500 yılları arasında İslam dünyasında, her konuda olduğu gibi, ilmi çalışmalarda da önemli ilerlemeler olmuş; birçok Batılı araştırmacı, İslam dünyasının önemli ilim merkezlerine gelerek Müslüman alimlerden ilim öğrenmiştir. Müslüman ilim adamlarının eserlerinden yaptıkları çevirilerle, kendi ülkelerinde mucit olarak meşhur olmuş çok sayıda Batılı araştırmacı vardır. Batı’nın meseleye taraflı yaklaşması, ülkemizde de bazı kesimlerin bu gerçeği kasıtlı olarak örtmeye çalışması neticesi maalesef Müslüman ilim adamları tarafından yapılan keşif ve ortaya konan icatlar Batılılara mal edilmiştir. Bütün bunlardan sonra da, “İslam ilerlemeye engeldir.” gibi yaftalarla Müslümanlar tesir altına alınmak istenmiştir. Aşağıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi birçok icat ve keşfin temelinde Müslüman ilim adamları vardır.</p>
<p>Uçak. İnsanoğlunun kuşlar gibi uçma hayalinin, ilk olarak 1903 yılında Wright Kardeşler tarafından gerçekleştirildiği bilinir. Halbuki ilk uçuş denemeleri 880 yılında, Endülüslü Müslüman alim İbn-i Firnas tarafından geçekleştirilmiştir. Planörlere benzeyen bir aletin üzerine kuş tüyleri ve kumaş geçiren İbn-i Firnas, bununla bir müddet havada kalmayı başarmıştır. İbn-i Firnas’ın bu faaliyeti, Batılı tarihçilerden Prof. Dr. Philip Hitti ve Dr. Sigrid Hunke tarafından ilk uçuş denemesi, kullandığı alet de ilk uçak modeli olarak kabul edilir. (Mitti, F., Siyasî ve Kültürel İslam Tarihi; O. Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti)</p>
<p>Buharlı otomatik sistemler. Çeşitli kaynaklarda, buharlı otomatik sistemlerin ilk örneklerinin 1780 yılında İskoçyalı mühendis James Watt (1736–1819) tarafından icat edildiği belirtilir. Halbuki James Watt’tan 600 yıl öne yaşamış olan El-Cezeri’nin bir eserinde, buharlı otomatik sisteme benzer bir regülatörden bahsedilmekte ve bu regülatörün detaylı resmi yer almaktadır. El-Cezeri bu sistemde, buhar veya petrolle çalışan motorlu taşıtların vazgeçilmez elemanı olan supap tekniğini de ilk olarak kullanmıştır. (El-Cezeri, “Kitab fi Ma’rifet’il Hiyali’l Hendesiye”, edited by Ahmed El Hasan, s. 394–395)</p>
<p>İlk denizaltı. Su altında ilerleyebilen bir vasıta yapma fikri, ilk olarak Leonardo da Vinci (1412–1519) tarafından ortaya atılmıştır. Günümüzde ilk denizaltının 1776 yılında Amerikalı bilim adamı David Bushnell tarafından yapıldığı bilinmektedir. Hâlbuki İbrahim Efendi, 1719 yılında şehzadelerin sünnet düğününde eğlence maksatlı kullanılmak üzere, insan taşıyabilen ve bir saatten fazla su altında kalabilen, çelikten bir denizaltı yapmıştır. (Şaban Döven, Müslüman İlim Öncüleri)</p>
<p>Dünyanın yuvarlaklığı ve kendi etrafında dönmesi. Kainat kitabını, Kur’an-ı Kerim’in ışığında okuyan El-Biruni (973–1048), Dünya’nın yuvarlak oluşuna ve kendi etrafında döndüğüne dair ilmî hesaplamalarını Kopernik’ten 500 yıl önce bilim dünyasına sunmuştur. Ne yazık ki, gençliğimize Kopernik anlatılmasına rağmen, El-Biruni’den hiç bahsedilmemektedir. (Şaban Döven, Müslüman İlim Öncüleri; İslam Dünyasının Mucitleri” Focus, Sayı:2005/01-112414, Ocak 2005)</p>
<p>Kan dolaşımı. 16. yüzyılda yaşamış olan Micheal Servitus’ün kan dolaşımını ilk keşfeden kişi olduğu kanaati günümüzde yaygındır. Halbuki ondan 300 yıl önce yaşamış Müslüman tıp alimi İbnü’n-Nefis (1208–1288), eserinde damar sistemini ve kalbin bölümlerini detaylı olarak çizmekte; büyük ve küçük kan dolaşımını ayrı ayrı anlatmaktadır. (Ibnü’n-Nefis, Serhül Kanun Sam, s. 108; Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi)</p>
<p>İlk anestezi. İlk olarak 1850 yılında Junken tarafından yapıldığı zannedilen anestezi, Müslüman ilim adamı Sabit bin Kurra (835–902) tarafından keşfedilmiş ve kullanılmıştır. Harran’da doğan Sabit Bin Kurra, Bağdat’ta, tıpla birlikte matematik, astronomi ve mekanik sahalarında da önemli çalışmalar yapmıştır. (Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, İslam’da Bilim ve Teknoloji Tarihi; Wood, C.A.. Memorandum, “Book ot a tenth Century oculist for the use of modern offtalmatologist of medicine”, s. 264-265)</p>
<p>Atom. Günümüz dünyasında, atomla alakalı ilk çalışmaların İngiliz fizikçi John Dalton (1766–1844) tarafından yapıldığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrinin de Alman fizikçi Otto Hahn (1779–1868) tarafından ortaya atıldığı fikri yaygındır. Halbuki onlardan 1000 yıl önce yaşamış ve dönemin en büyük ilim merkezlerinden Harran Üniversitesi’nde rektörlük yapmış olan Müslüman kimyacı Câbir Bin Hayyan’ın (721–815) aşağıdaki sözleri asrımızın ilim adamlarını dahi hayrete düşürecek mahiyettedir: “Maddenin en küçük parçası olan ‘cüz-ü la yetecezza’da (atom) yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi onun parçalanamayacağı söylenemez. Aksine parçalanabilir ve parçalanınca da öylesine bir güç ortaya çıkar ki, bu güç Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın bir kudret nişanıdır.”  (Şaban Döven, Müslüman İlim Adamları)</p>
<p>Verem ve tedavisi. Veremin tedavi usullerini ve bu hastalığa yol açan mikrobu Alman bilim adamı Dr. Robert Koch’un (1834–1910) bulduğu belirtilmektedir. Üstelik verem konusunda yaptığı çalışmalar dolayısıyla Dr. Koch’a 1905 yılında tıp sahasında Nobel ödülü verilmiştir. Halbuki Dr. Koch’dan 150 yıl önce yaşamış Osmanlı ilim adamı Abbas Vesim bin Abdurrahman’ın (?-1761) vereme yol açan mikrop, veremin bulaşma yolları ve tedavisi konusunda yaptığı çalışmalar Avrupa’da büyük ilgi görmüş ve yabancı ilim adamları kendisini sık sık ziyaret etmişlerdir. (Şaban Döven, Müslüman İlim Adamları; İbrahim Paşa, İslamların ve Bilhassa Türk Milleti Necibesinin Tababete Ettikleri Hizmetler, İkdam Gazetesi, sayı 4040)</p>
<p>Katarakt ameliyatı. İlk olarak 1846 yılında Blanchet tarafından gerçekleştirildiği bilinen katarakt ameliyatına, Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Yakup’un (as) perde inmiş gözüne, Hz. Yusuf’un (as) gömleğini sürünce görmeye başlaması hadisesiyle işaret edilmektedir. Kur’an-ı Kerim’den aldığı ilhamla katarakt tedavisinin mümkün olabileceğine inanan ve bu sahada çalışmalar yapan Ebu’l-Kasım Ammar bin Ali Mevsili (950–1010) Irak ve Mısır’da yaşamıştır. Ali Mevsili’nin göz hastalıklarının tedavisi konusunda yazdığı “Kitabu’l-Müntehap” isimli eseri, Batı’da 18. yüzyılda dahi bu konudaki en iyi tıp kitabı olarak kabul edilmiştir. Ali Mavsili, göz hastalıklarına karşı uyguladığı çeşitli tedavi usullerinin yanında, içi oyuk bir tüp ile katarakt ameliyatı da yapmıştır. Batı’da yetişmiş Gergo Saton gibi objektif birkaç bilim tarihçisinin eserlerinde Müslüman ilim adamlarından detaylı bahsedilmektedir. Bu eserlerde Sabit Bin Kurra için Müslümanların Euklides’i; Harezmî için cebirde Euclides’ten bin yıl ileride; Câbir bin Hayyan için modern kimyanın, İbn-i Heysem için optik ilminin ve modern tecrübi fiziğin kurucusu; İbn-i Sina için hekimlerin üstadı; El-Cezeri için modern mühendisliğin ve otomatik kontrol ilminin kurucusu; Uluğ Bey için 15. yüzyılın astronomu; Mimar Sinan için mimarların üstadı; Piri Reis için dünyanın en büyük denizcisi; Razi için Avrupa’daki ders veren kimyager denmekte, diğer alimler için de çeşitli güzel tâbirler kullanılmaktadır.13 Ayrıca Milletlerarası Astronomi Birliği 1950’de aldığı bir karara istinaden Ay yüzeyinde bulunan kraterlere (Ay çukuru) bilime önemli katkıları olmuş ilim adamlarının isimlerini vermiştir. Bunlar arasında Müslüman ilim adamlarından Sabit bin Kurra, Ebu’l-Vefa, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Cabir Bin Hayyan, İbn-i Heysem, Biruni, İbn-i Sina, Nasiruddin Tusi, El-Battani, El-Fargani, Bitruci, El-Zerkavi ve Es-Sûfi’nin isimleri de yer almaktadır. (Lütfi Göker, Bilim ve Teknolojinin Gelişimi ile Türk İslam Bilim Adamlarının Yeri)</p>
<p>Ünlü Müslüman Bilim Adamlarından Bazıları</p>
<p>Abdüsselam (1926) Fizik bilgini, ilk nobel ödülü alan müslüman bilim adamı.<br />
Ahmed Bin Musa ( 10. yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.<br />
Ahiz ( 776 &#8211; 869 ) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.<br />
Akşemseddin ( 1389 &#8211; 1459 ) Pasteur&#8217;dan önce mikrobu bulan ilk bilim adamı.<br />
Ali Bin Abbas ( ? &#8211; 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan Hipokrates&#8217;in (Hipokrat) doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.<br />
Ali Bin İsa ( 11. yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.<br />
Ali Bin Rıdvan ( ? &#8211; 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.<br />
Ammar ( 11. yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.<br />
Battani ( 858 &#8211; 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biridir. Trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.<br />
Beyruni ( 973 &#8211; 1051 ) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni Amerika kıtasının varlığını Cristof Colomb&#8217;un keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır.<br />
Bitruci ( 13. yüzyıl ) Kopernik&#8217;e yol açan öncülük eden astronom bilim adamı.<br />
Cabir Bin Eflah ( 12. yüzyıl ) Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.<br />
Cabir Bin Hayyam ( 721 &#8211; 805 ) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en küçük parçası atomun parçalanabileciği fikrini bundan 1200 sene önce ortaya atmıştır.<br />
Cezeri ( 1136 &#8211; 1206 ) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçidir. Bilgisayarın babası.<br />
Demiri ( 1349 &#8211; 1405 ) Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir.<br />
Ebu Kamil Şuca ( ? &#8211; 951 ) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.<br />
Ebu&#8217;l Vefa ( 940 &#8211; 998 ) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.<br />
Ebu Maşer ( 785 &#8211; 886 ) Med-Cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.<br />
Farabi ( 870 &#8211; 950 ) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.<br />
Fatih Sultan Mehmet ( 1432 &#8211; 1481 ) İstanbulu feth eden ve havan topunu icad eden yivli topları döktüren padişahtır.<br />
Fergani ( 9. yüzyıl ) Ekliptik meyli ilk defa tesbit eden astronomi alimi.<br />
Gıyasüddin Cemşid ( ? &#8211; 1429 ) Ondalık kesir sistemini bulan Cemşid cebir ve astronomi alimidir.<br />
Harizmi ( 780 &#8211; 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten bilgin. Adı algoritmaya isim oldu rakamları Avrupa&#8217; ya öğreten bilgin. Cebiri sistemleştiren Bilgin.<br />
Hasan Bin Musa ( ? &#8211; ? ) Dünyanın çevresini ölçen, üç kardeşler olarak bilinen üç kardeşten biri.<br />
Hazini ( 6 &#8211; 7 yüzyıl ) Yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.<br />
Hazerfen Ahmed Çelebi ( 17 yüzyıl ) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.<br />
Huneyn Bin İshak ( 809 &#8211; 873 ) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.<br />
İbni Avvam ( 8. yüzyıl ) Tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.<br />
İbni Baytar ( 1190 &#8211; 1248 ) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.<br />
İbni Cessar ( ? &#8211; 1009 ) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 1000 sene önce açıklayan müslüman doktor.<br />
İbni Ebi Useybia ( 1203 &#8211; 1270 ) Tıp Tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktor. İbni Fazıl ( 739 &#8211; 805 ) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını Kur’an  vezir.<br />
İbni Firnas ( ? &#8211; 888 ) Wright kardeşlerden 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.<br />
İbni Haldun ( 1332 &#8211; 1406 ) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi Kur’an mütefekkir.Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisi,Sosyolog ve şehircilik uzmanı.<br />
İbni Hatip ( 1313 &#8211; 1374 ) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.<br />
İbni Heysem ( 965 &#8211; 1051 ) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.<br />
İbni Karaka ( ? &#8211; 1100 ) 900 yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.<br />
İbni Macit ( 15. yüzyıl ) Vasco Da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.<br />
İbni Rüşd ( 1126 &#8211; 1198 ) Büyük bir doktor, astronom ve matematikçidir.<br />
İbni Sina ( 980 &#8211; 1037 ) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalar, civa ile tedavi, Pasteur&#8217;e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.<br />
İbni Turk ( 9. yüzyıl ) Cebirin temelini atan islam bilgini.<br />
İbni Yunus ( ? &#8211; 1009 ) Galile&#8217;den önce sarkacı bulan astronom.<br />
İbni Zuhr ( 1091 &#8211; 1162 ) Endülüsün en büyük müslüman doktorlarından asırlarca Avrupa&#8217;da eserleri ders kitabı olarak okutuldu.<br />
İbnün-nefis ( 1210 &#8211; 1288 ) Küçük kan dolaşımını bulan ünlü islam alimi.<br />
İbrahim Efendi ( 18 yüzyıl ) Osmanlılarda ilk denizaltıyı gerçekleştiren mühendis.<br />
İdrisi ( 1100 &#8211; 1166 ) Yedi asır önce bügünküne çok benzeyen dünya haritasını çizen coğrafyacı.<br />
İhvanü-s Safa ( 10 yüzyıl ) Çeşitli ilim dallarını içine alan 52 kitaptan meydana gelen bir ansiklopedi yazan ilim adamı. Astronomi, Coğrafya, Musiki, Ahlâk, Felfese kitapları yazmıştır.<br />
İsmail Gelenbevi ( 1730 &#8211; 1791 ) 18 yüzyılda Osmanlıların en güçlü matematikçilerindendi.<br />
İstahri ( 10. yüzyıl ) Minyatürlü coğrafya kitabı yazan bilgin.<br />
Kadızade Rumi ( 1337 &#8211; 1430 ) Çağını aşan büyük bir matematikçi ve astronomi bilgini. Osmanlının ve Türklerin ilk astronomudur.<br />
Kambur Vesim ( ? &#8211; 1761 ) Verem mikrobunu Robert Koch&#8217;dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktor.<br />
Katip Çelebi ( 1609 &#8211; 1657 ) Osmalılarda rönesansın müjdecisi, coğrafyacı ve fikir adamı.<br />
Kazvini ( 1203 &#8211; 1283 ) Ortaçağın Herodot&#8217;u müslümanların Plinius&#8217;u , astronom ve coğrafyacı bilgin.<br />
Kemaleddin Farisi ( ? &#8211; 1320 ) İbni Heysem ayarında büyük islam matematikçisi, fizikçi ve astronom.<br />
Kerhi ( ? &#8211; 1029 ) İslam dünyası Matematikçilerinden.<br />
Kindi ( 803 &#8211; 872 ) İbni Heysem&#8217;e kadar optikle ilgili eserleri kaynak olan bilgin. Fizik, felsefe ve matematik alanında yaptığı hizmetleri ile tanınmıştır.<br />
Kurşunoğlu Behram ( 1922 &#8211; &#8230; ) Genelleştirilmiş izafiyet teorisini ortaya atan beyin güçlerimizden. Halen Prof. Behram Kurşunoğlu Amerika da Florida Üniversitesinde teorik fizik merkezinde başkanlık yapmaktadır.<br />
Lagarî Hasan Çelebi ( 17. yüzyıl ) Füzeciliğin atası, osmanlılarda ilk defa füze ile uçan bilgin.<br />
Macriti ( ? &#8211; 1007 ) Matematikte başkan kabul edilen Endülüslü Matematikçi ve astronom.<br />
Mağribi ( 16. yüzyıl ) Çağının en büyük matematikçilerinden . Mağribinin eseri olan Tuhfetü&#8217;l Ada isimli kitabında üçgen, dörtgen, daire ve diğer geometrik şekillerinin yüzölçümlerini bulmak için metodlar gösterilmiştir.<br />
Maaşallah ( 72? &#8211; 815 ) Meşhur islam astronomlarındandır. Usturlabla ilgili ilk eseri veren bilgindir.<br />
Mes&#8217;ûdi ( ? &#8211; 956 ) Kıymeti ancak 18. 19. Yüzyıllarda anlaşılan büyük tarihçi ve coğrafyacı. Mesudi günümüzden 1050 sene önce depremlerin oluş sebebini açıklamıştır. Mesûdinin eserlerinden yel değirmenlerinin de müslümanların icadı olduğu anlaşılmıştır.<br />
Mimar Sinan ( 1489 &#8211; 1588 ) Seviyesine bugün dahi ulaşılamayan dahi mimar. Mimar Sinan tam manası ile bir sanat dahisidir.<br />
Mürsiyeli İbrahim ( 15. yüzyıl ) Piri reisten 52 sene önce bugünkü uygun Akdeniz haritasını çizen haritacı. Günümüzden 500 sene önce kadar önce yaşamıştır.<br />
Nasirüddin Tusi ( 1201 &#8211; 1274 ) Trigonometri alanında ilk defa eser veren, Merağa rasathanesini Kur’an , matematikçi ve astronom.<br />
Necmeddinü-l Mısri ( 13. yüzyıl ) Çağının ünlü astronomlarından.<br />
Ömer Hayyam ( ? &#8211; 1123 ) Cebirdeki binom formülünü bulan bilgin. Newton veya binom formülünün keşfi Ömer Hayyama aittir.<br />
Piri Reis ( 1465 &#8211; 1554 ) 400 sene önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizen büyük coğrafyacı. Amerika kıtasının varlığını Cristof Colomb&#8217;dan önce bilen ünlü denizci.<br />
Razi ( 864 &#8211; 925 ) Keşifleri ile ün salan asırlar boyunca Avrupa&#8217;ya ders veren kimyager doktor ünlü klinikçi.<br />
Sabit Bin Kurra ( ? &#8211; 901 ) Newton&#8217; dan çok önce diferansiyel hesabını keşfeden bilgin. Dünyanın çapını doğru olarak hesaplayan ilk islam bilgini. Matemetik ve astronomi alimi.<br />
Sabuncu Oğlu Şerefeddin ( 1386 &#8211; 1470 ) Fatih devrinin ünlü doktor ve cerrahlarındandır. Deneysel fizyolojinin öncülerindendir.<br />
Seydi Ali Reis ( ?-1562 ) Ünlü bir denizci, matematik ve astronomi alimidir.<br />
Takiyyüddin Er Rasit ( 1521 &#8211; 1585 ) İstanbul rasathanesi ilk Kur’an  çağından çok ileride asrın önde gelen astronomi alimidir.<br />
Uluğ Bey ( 1394 -1449 ) Çağının en büyük astronomu ve trigonometride yeni çığır açan ünlü bir alim ve hükümdar.<br />
Zehravi ( 936 -1013 ) 1000 sene önce ilk çağdaş ameliyatı yapan böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını ve ilk böbrek ameliyatını gerçekleştiren bilim adamı..</p>
<p><span style="color: #000000;">Web: <a style="color: #000000;" href="http://www.1001inventions.com" target="_blank" rel="noopener">www.1001inventions.com</a></span></p>
</div>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-5015" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/muslumanbilimonculeri-1-2.jpg" alt="muslumanbilimonculeri-1-2" width="496" height="223" /></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim5-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-4919" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim5-1.jpg" alt="musluman-bilim5-1" width="360" height="194" /></a> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim6-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4920" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim6-1.jpg" alt="musluman-bilim6-1" width="480" height="481" /></a>                                                                </strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-7854 size-full" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/Galen-sina-hipokrat-1.jpg" alt="" width="380" height="292" /><span style="color: #ffffff;">.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/YeniSafak_musluman-alimler1-2.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4922" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/YeniSafak_musluman-alimler1-2.jpg" alt="YeniSafak_musluman-alimler1-2" width="660" height="583" /></a>  </span><br />
<a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim3-1.jpeg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4923" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim3-1.jpeg" alt="musluman-bilim3-1" width="119" height="120" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/filli_saat_1_k-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4924" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/filli_saat_1_k-1.jpg" alt="filli_saat_1_k-1" width="266" height="500" /></a> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" title="ilk-robot-elcezeri-1" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/ilk-robot-elcezeri-1.jpg" alt="" width="597" height="265" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11792 aligncenter" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/173919076_314390876717115_3811770987273562497_n.jpg" alt="" width="311" height="490" /></p>
<p><a href="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim4-1.jpg"><img loading="lazy" loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-4925" src="http://islamicevaplar.com/wp-content/uploads/musluman-bilim4-1.jpg" alt="musluman-bilim4-1" width="317" height="469" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://islamicevaplar.com/musluman-bilim-onculeri.html">Müslüman bilim öncüleri</a> first appeared on <a href="https://islamicevaplar.com">Ateist, Deistlere Cevaplar</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://islamicevaplar.com/musluman-bilim-onculeri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
