Ateizm Sonuçsuz Serüven

1 ay önce
Ateizm Sonuçsuz Serüven

Ateizm, insanı evrim ağacının bir üyesi olarak görür. (s. 10) Allah problemleri var eden değil o var olan problemlerin çözümü için yol ve yöntem belirleyendir. (s. 14) Düzen belli gayelere hizmet etmekte hayatın devamını sağlamaktadır. Parçalar, bütünden habersizdirler. (s. 15) Gücün olmadığı yerde düzenden söz edilemez. (s. 17) Kainatın her yeri insanoğlunun yaşaması için uygun olsaydı, o zaman bir tesadüften bahsedebilirdik. Bu dünyada sadece insana bir bilinç verilmiştir. (s. 18) Her şeyin bilgi ile hareket ettiği bir yerde, sıradanlık hakim olamaz. Bütün insan topluluklarında tanrı inancı vardır. (s. 26) Allah’u Teala iradesiz varlıklara yol ve yöntem tayin etmiştir. Yıldızlardan bitkilere kadar, Allah dünyayı yönetme yetkisini insana vermiştir.(s. 29) Ayetler insanı fıtratı ile baş başa bırakmaktadır. Kendi kendine kurallar olmadığına göre bu kuralları ortaya koyan bir varlığın olması bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. (s. 33) Tanrı anlayışı insan fıtratında zaten mevcuttur. Bu fıtrat, hayatî durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir hastalık durumunda dua etme isteği oluşur. (s. 34) Bir tehlike anında yaşamı bize veren varlığın kim olduğu, fıtrat gereği devreye girer. (s. 35) 

Evrim Kendinden daha güçsüz olan varlıklara gösterilen merhamet duygusunu asla açıklayamaz. (s. 38 )  İnsanoğlu çerçevesinde gördüğüm muhteşemliği alışkanlık perdesinden dolayı sıradan görür. Tek bir DNA molekülünde tam 1 milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi bulunur. (s. 40 ) Türler arası geçiş günümüz biyolojisinde imkansız olarak görülmektedir. (s. 44 ) İnsan, hiçbir hayvandan olmayan düşünce gücü sayesinde kâinattaki sırların ifşa edilmesine vesile olmaktadır. İnsana şeref kazandıran, insanın ruhsal boyutudur. İnsanın hayvandan farklılığı, bedensel özelliğinden değildir. (s. 48 ) İnsanın manevi anlamda ilerlemesi gereklidir. Bedensel anlamda ilerlemesi gibi bir özelliğe sahip değildir.(s. 57) Dünya alanında insanın sahip olduğu yetenekleri geliştirmek için eksik olan hiçbir şey yoktur. (s. 58) Madde, potansiyelini ortaya koyarak geliştirmektedir. İnsanın cehenneme atılmasını nedeni, potansiyelini geliştirmemesinden kaynaklanmaktadır.(s. 63)  Varlık sahasında olan her şey bir yaratıcıya muhtaçtır.(s. 67)  Cansız bir varlığın bütün kainatı yarattığını söylemek insan için kabul edilebilir bir şey değildir. Bu cansız varlık yasaların bilincinde olması gerekir. Tanrı yoksa, neden tartışma konusu olmuştur. (s. 69) Maddenin yaratıcılığını kabul etmek doğru bir düşünce olmamaktadır.(s. 70)  Kainatın bilgi yüklü olması, onun çok bilgili biri tarafından yaratıldığını ortaya koymaktadır.(s.  71) Allah, Hz Adem’e tüm isimleri öğretmiştir.( Bakara, 30.)  İnsanoğlunu değerli kılan yasaların bilgisine sahip olacak yapıya sahip olmasıdır.(s. 73) Allah’ın kudretini anlamak açısından, her şeyin aklımıza hitap edecek şekilde yaratılmış olması bizler için çok önemlidir.(s. 76)  Tesadüfen oluşan  bir şeyde aklîlik mevcut değildir. (s. 80 )  Madem her şey tesadüf, neden kâinattaki her bir varlığın özelliklerini öğrendiğimizde hayretimiz durmadan artmaktadır? (s. 83 )   Yağmurun yağması, bir tohumun bir ağacın bir defalığına çıkması tesadüf olarak değerlendirilebilir.(s. 86 )  Düzen, devamlılığın göstergesidir. Devamlılık varsa yasa, kuralda vardır.(s.89 )  Dawkins, yaratıcılık özelliğini zamana vermiştir. ‘Zaman ile her şey tesadüfen oluşabilir’ görüşündedir(s. 90)  Bir olayın arkasında bilginin var olması, bunun şans eseri olmadığını gösterir. Karmaşıklık arttıkça ihtimal azalır, amaç da artar. (s. 95)

Yaratılışa anlam katan şey, yaratılışın bir amaç taşımasıdır. (s. 96) Kainattaki varlıkların yaptıklarını bir düzen çerçevesinde yapmaları, yaratılış bilgilerinin kodlanması çerçevesinde hareket ettiklerini göstermektedir. (s. 97 ) Kainatın kendi kendine oluştuğunu savunmak gerçekten büyük bir iman gerektirir. (s. 98)  Uygun suretler verip program yüklemek, bunlara aynı sistemin birer parçası haline getirmek hatta hepsini birbirine muhtaç haline getirmek gerçekten büyük bir sanatçıyı gerekli kılmaktadır. (s. 99) Her varlık müthiş yeteneklerle donatılmıştır ve bu yetenekler sayesinde varlığını devam ettirmektedir. Hayvanların bu yetenekleri kendilerinin ortaya çıkarmadığı gün gibi ortadadır. (s. 101) Yaratılış birbirine o kadar iç içe girmiştir ki, varlıklar için yaşam alanı ortaya koymak, bilinçli bir irade tarafından oluşturulduğunu ispat etmektedir. (s.102 ) Tanrı korkusu, sevgi temelli bir korkudur. (s. 103) Allah korkusunda, sevgisini kaybetme korkusu vardır. (s. 105)  İlk insana ruhundan üflendiğinde, Allah bilinci de oluşmuş olmaktadır.(s. 107 ) İnsanoğlunun aslî amacı dünyevî kaygılardan ziyade bu dünyaya imtihan için geldiğini bilip ona göre yaşamaktır. Allah, herhangi bir sıkıntı veya hastalık vererek insanlara kendini hatırlatır. (s. 116 )İnsanın başına bir sıkıntı gelince yan yatarken de, oturup kalkarken de bize yalvarıp yakarır; ama ne zaman ki sıkıntısını gideririz, nankörce davranmaya devam eder.”( Yunus, 12)  İnsanoğlu her gün çevresindeki varlıkların düzen içinde hareket etmelerinden habersizce yaşamayı sürdürmektedir. (s. 118) Hastalıklar bize sahip olduğumuz nimetlerin vazgeçilmez olduğunu öğretiyor. Allah’ın yol göstermesi, rahmetinin sonucudur. (s. 119)

Allah kainatta bulunan bütün varlıklarla iletişim (Nahl, 68-69) kurmaktadır.(s. 122) Dua ile insan Allah’a olan bağlılığını daha çok hisseder. (s. 127 )  “Zekeriyya, eşi ve Yahya bize bollukta da darlıkta da yalvarıp yakarırlardı.” (Enbiya, 89-90) Atalarından gelme değerlere sarılmak insanda mevcut olan en büyük hastalıklardan biridir. Kainatta var olan bu düzene  sıradan bir bakış var olduğu sürece, yerini alışkanlığa götürür. Vahiy akıl melekesinin harekete geçmesi için Allah’ın bir uyarısı olmaktadır. (s. 130 ) İnsanda tanrı anlayışı bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın bir şekilde doyurulması gerekir. (s. 142 ) “O, karada ve denizde olan biten her şeyi bilir; hiçbir yaprak düşmez ki o bunu bilmesin.” (Enam, 59) Öncelikten yoksun varlık acizdir. Zamanın esiri olmuştur. Maddenin belirli yasalar çerçevesinde hareket etmesi, maddenin yaratıcı olmadığının göstergesidir. (s. 147  ) Tanrı yasaların üstünde, yasaları var edendir. (s.148  )  Entropi yasasının 2. maddesi, “evrende ısı ölümü” yaşanacak demektedir. (s. 152  ) İnsan sevdiği şeyi ilah edinecek kadar kendine yakın hissetmektedir. Sevginin ilerlemiş boyutudur ilahlık. (s. 157  )  İnsanlar ya siyasi otoriteleri ilahlaştırmaktadır. İnsana baktığımızda 3 türlü otorite kabul eder: Kendi nefsini ilah edinir, siyasi otoriteyi ilah edinir veya kabul ettikleri dini otoriteleri ilahlaştırırlar. (s. 160) Ateizm, delillerini Tanrı üzerinden temellendirmeye çalışmaktadır. (s. 164  ) Yüce yaratıcı yeryüzünü insan için hazırlamıştır. (s. 166  )  Ahiret olmasaydı, insanlara Allah istedikleri gibi yaşamalarına izin verirdi. Bunca güzel nimeti ve imkanı bana veren varlık, övülmeyi hak ediyor. (s. 172  )  Kainat kurallar bütünüdür. (s. 174)  Maddenin işleyişinde herhangi bir düzensizliğin ortaya çıkmaması, Tanrı tarafından delil gösterilerek asıl  yönetme yetkisinin kendisine ait olması gerektiği sık sık vurgulanır. (s. 177 ) Allah insanın onurunu korumak için de, vahiy gönderip insanları yönetmek istiyor. (s.  178)  Dinin gönderiliş amacı,  iradeler savaşına son vermektir. (s. 179)  Yaratıcılık sıfatı ile bizlere sevgisini gösteren Allah (cc) bize yaşantı modeli sunmaktadır. (s.  180) Allah, gelecek hayat aşaması için bizlere uyarılarda bulunuyor.(s. 181)  Din, yaşam şekli anlamına gelmektedir. (s.185 )

Dinin toplumsal yapıyı ayakta tuttuğu vurgulansa, dinin değeri daha iyi anlaşılır. (s. 186) İslam komünizmin toplum anlayışındaki eşitlikten daha onurlu bir davranış modeli sunmaktadır. (s. 192)  İslam insanları sosyal sınıflardan ziyade kardeş olarak görerek, bütün insanlığın tek bir atadan var olduğu üzerinde durur. (s. 193) Komünizm de kapitalizmde insan fıtratına aykırı olan bir durumdur. (s. 197) Kapitalizm ve komünizm insanı bir makine haline getirmektedir. (s. 198 ) İnsan maddenin esiri haline getirilmiştir. (s.199 ) Bütün insanlar ölüyorsa, hayatın gayesinin zevk olmadığı ortaya çıkmaktadır.(s. 200 )   Bilim sadece hassas ayarların nasıl meydana geldiğini, nasıl devam ettiğini ortaya koyabilir. Kim tarafından konduğunu açıklayamaz. (s.  202 ) Bilim her gün farklı yasalar keşfediyorsa, bu yasaların kim tarafından konduğunu neden hiç sorgulanmaz? (s. 202) İnsanoğlu, maddeye bir şekilde kendi kendini yaratma yetkisi vermiştir. (s. 205) Sonradan yaratılan kainat bir iradenin hâkimiyetinde olduğunu göstermektedir. (s. 206) Maddenin yaratılmışlık ve sonluluk  özelliği taşıması, berili yasalara tabi olması, kainatın yaratıcı değil de yaratılmış olduğunu gösterir. (s. 207) Tanrıyı görmenin bir ihtiyaç olmadığı ortadadır. (s.  207)  Dünyada güzelliklerin var olduğu ortadadır. Dünya o kadar güzel ki dünyevi nimetlere ulaşmak için habire çalışıyoruz. Güneş, yağmur, yeşillikler, kuş cıvıltısı, meyveler güzellik değil de nedir? İnsan bedeni dünyaya uyumlu bir şekilde yaratılmıştır. Kötülük olan yerde her şeyin emrine verilmesi tesadüf öyle mi?! (s. 211)  Kötülük olmadan iyiliğin tanımını yapamayız.(s.  212) Bir Hayvan olarak da yaratılabilirdik. (s. 216)  Nasıl ki, bir kasap tarafından kesilen bir hayvana karşı “neden onu kesiyorsun?” demiyorsak, hayvanlarda da bunu normal görmeliyiz. (s. 217) Unutmayalım ki antiloplar, geyikler aslanlar sayesinde yaşar.  Aslanlar yaşlı ve hasta olanları yakalar, genç ve sağlıklı olanlara daha çok yiyecek kalır! Din ve bilimin verileri birbirini destekleyecek mahiyette olma ihtimali yok mu? Görülen bir şeye iman edilmez. (s.  219)  Çölün ortasında hiç eğitim almamış biri neden kainatın yaratılışını merak etsin? (s. 222) Bilimin doğrularının sabitlerinin olması gerekir. Bunu, ancak din yapabilir. (s. 223) Din ve bilimin alanları farklıdır. Bilimsel gelişmeler hayatı kolaylaştırır. Bilimin verileri, maddenin sırlarını çözmemize yardımcı olmaktadır. Peki bu sırların asıl sahibi kimdir? (s.  226 ) Bilim nasıl olduğunu ortaya koyar. Din niçin ve hayatın gayesi nedir sorularına cevap verir. (s. 227)  Ateizm nasıllığının ortaya çıkmasıyla dinin de ortadan kalktığını iddia ederek insanları dinin hakikatinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır.  Halbuki din nasıllığın kim tarafından ortaya konulduğunu da ortaya koymaktadır. (s. 228) “O’dur gökten yağmuru indiren.” (Enam, 99)  Madde sadece bir varlığın otoritesine itaat etmektedir. (s. 229) Bizim insan vücudunu öğrenmemiz için ilim öğrenmemiz, zaten bu işin ilimle meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Müdahale edilmeden devamlılık olmaz. (s.  231) Allah yaratıyor ve yönetmeye devam ediyor. (s. 232) Big Bang öncesi yer, uzay ve zaman diye bir şeyin olmadığı ortadadır. Evren, 10-43 saniyede bitişiktir. Bu, bir Saniye’nin milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, onda biri demektir! Kâinat bu zaman aralığında yaratılmaya başlanmıştır.(s.  233) Muhammed peygamberin kainatı gözleyecek hiçbir teleskopu yokken, nasıl olur da bu gerçekleri bilebilir?

Bilimsel yasalar evrenin varoluş şartlarını açıklamaktadır. Evrenin yaratılış sırlarına vakıf olmak bizleri Allah’a yaklaştırır. (s. 238) Kuantum teorisi ile ışığın olduğu gibi diğer mikro parçacıkların da, hem parçacık hem de dalga gibi davrandıkları ortaya konulmuştur. (s. 241) ‘Üçüncü halin imkansızlığı’ ilkesinin değiştirilmesi gerektiği ortadadır. (s. 242) Ölümün bir son olmadığını, aslında ölümün atomların dağılma sürecine girmesi anlamına gelmektedir. Yeniden diriliş ise, dağılan atomların tekrardan birleşmesi anlamına gelmektedir. (s.  245) “Gökleri ve yeri yoktan, eşsiz ve benzersiz yaratan O’dur.” (Bakara, 117)  Atomlar birbirleri ile sayılamayacak kadar türde birleşip ayrılma gerçekleştirir, sonra tekrar birbirleriyle kenetlenerek çevremizde gördüğümüz sonsuz sayıdaki maddeyi oluştururlar. Ama asla  ve asla yaşlanıp ölmezler. (s. 248) Evren, dinamik bir yapıya sahip olduğuna göre tanrının müdahalesi de devamlılık arz etmektedir. Newton fiziğinde kainat mekanik bir şekilde algılanmıştı. (s. 250) Kuantum teorisi, kainatta mevcut şartlar dışında, farklı alternatiflerin de olabileceğini ortaya koymuştur.(s. 251) Evrende neden sonuç ilişkisi hep geçerli değilse, bu bir şekilde bilinçli müdahaleyi de gerekli kılmaktadır. Kuantum teorisi şu anlama gelmektedir ki ,Tanrı var olan olasılıklar içinde istediğini seçerek evrene müdahale etmektedir. (s.  252)

.

.


Hacı Ali Şentürk, Ateizm, Sonuçsuz Serüven

Ateizm Sonuçsuz Serüven Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık